T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1516 Esas
KARAR NO: 2021/1339 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
(Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla)
TARİHİ: 17/03/2021
NUMARASI: 2020/99 Esas 2021/143 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 07/10/2021
İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının sorumluluk sigortacısı olduğu ... gemisinin 14/09/2007 tarihinde Trabzon-Soçi seferini yaparken battığını, gemide bulunan müvekkiline ait çekici ve dorselerin üzerindeki mallarla birlikte tam zayi olduğunu, meydana gelen hasarın tazmini için diğer sorumlularla birlikte davalı ile yapılan görüşmelerin neticesiz kaldığını, bu nedenle çekici, dorse ve üzerindeki mal bedellerine ilişkin zararların tahsili amacıyla İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas nolu dosyası ile ... gemisi donatanı/taşıyanı/işleteni/acentesi ve sigorta firması aleyhine icra takibinin başlatıldığını, davadışı ... Hizmetleri AŞ’nin sigorta sözleşmesine tazminat görüşmelerine aracılık/acentelik etmesi nedeniyle davalı şirkete izafeten ... Sigortacılığa tebligat gönderildiğini, ilgili şirket tarafından tebligatın alınmadığını ve herhangi bir husumet itirazında da bulunulmadığını, icra işlemine devam edildiğini ancak firmanın Türkiye’de mal varlığının olmaması nedeniyle bir neticeye varılamadığını, ... şirketinin ... şirketi tarafından devralındığını, Türkiye’deki ... Sigorta AŞ şirketine haciz ihbarnamesinin gönderildiğini, davalı şirketin icra müdürlüğüne itirazda bulunulduğunu, itirazın süresinde olmadığı gerekçesiyle icra takibinin devamına karar verildiğini, davalı şirket tarafından icra mahkemesine usulsüz tebligatın tespiti için dava açıldığını, bunun üzerine verilen karar ile icra dosyasına yapılan itirazın geçerli hale geldiğini, malların zayi olmasında ilgili geminin sorumluluk sigortacısı olan davalı şirketin müteselsilen sorumlu olduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, davalı taraf aleyhine % 20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin Romanya’da mukim bir sigorta şirketi olduğunu, yetkili mahkemenin Romanya/Bükreş Mahkemeleri olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluk sigortacısı olduğunu, üçüncü kişilerin kendisine doğrudan talep hakkının bulunmadığını, davacının taraf talebini öncelikle donatana karşı yönetilmediğini ve zamanaşımının geçtiğini, müvekkili şirketine karşı doğrudan doğruya dava hakkı bulunmadığını, davacı tarafın geminin batması olayında taleplerini ilk olarak gemi maliki ve donatana yöneltmekle yükümlü olduğunu, ... gemisinin karine olarak denize, yola ve yüke elverişli olduğunu, seferi gerçekleştiren geminin birçok limana giriş çıkış yaptığını, gerçekleştirdiği seferlerde geminin sıhhiyatı ve belgeler açısından hiçbir sorunla karşılaşmadığını, geminin sertifikalarının tam ve eksiksiz olduğunu, davacının iddia ettiği hasar tutarının haksız, yersiz ve fahiş olduğunu, taşıyanın sorumluluğunun sınırlı olduğunu, talep olunan alacağın likit olmadığını belirterek yetkisiz mahkemede açılmış bulunan davanın usulden reddine, husumet eksikliği yönünden reddine, zamaaşımı yönünden reddine, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen 17/03/2021 tarih ve 2020/99 Esas - 2021/143 Karar sayılı kararı ile; "...Taşımada kullanılan ... gemisinin Panama bayraklı olması, geminin klüp sigortacısı olan davalı şirketinde Romanya'da faliyet göstermesi nedeniyle dava konusu uyuşmazlık yabancılık unsuru taşıdığından yetki itirazının 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanuna göre tespit edilmelidir. Davalı hakkında başlatılan icra takibi ile işbu dava sigorta poliçesine dayandırılmış olup taşımada kullanılan ... gemisinin sorumluluk sigortacısının başlangıçta ... iken devam eden süreçte bu şirketin davalı ... tarafından devir alındığı anlaşılmaktadır. Dosyaya sunulan sigorta poliçesi ile tercümesinden ... tarafından sigortalandığı, sigorta poliçesininde yurt dışında düzenlendiği saptanmıştır. 5718 sayılı MÖHUK 46.maddesinde "Bir davada ileri sürülen alacak talebi sigorta sözleşmesinden kaynaklanıyor ise davaya bakmaya yetkili olan mahkemenin sigortacının esas iş yeri veya sigorta sözleşmesini yapan şubenin yada acentesinin Türkiye'de bulunduğu yer mahkemesi" olduğu kabul edilmiştir. Davacı taraf davalıya karşı ileri sürdüğü tazminat talebini davalı ile donatan arasındaki sorumluluk sigortasına dayandırmış olduğundan yetkili mahkeme MÖHUK 46.maddesine göre belirlenmelidir. Sigorta poliçesini düzenleyen ... ile bu şirketi devralan davalı ... yurt dışında mukim olduklarından dava konusu uyuşmazlık açısından mahkememizin yetkili hale gelmesi sigorta poliçesinin sigortacının Türkiye'de bulunan bir şubesi ya da acentesi tarafından düzenlenmiş olması koşuluna bağlıdır. ... gemisinin şuandaki sorumluluk sigortacısı olan davalı sigorta şirketi Romanya/Bükreşte bulunmakta olup sigorta poliçesininde yurt dışında düzenlendiği anlaşıldığından, MÖHUK 46.maddesine göre iş bu dava yönünden mahkememizin yetkisiz olduğu, yetkili mahkemenin davalının faaliyet merkezinin bulunduğu Romanya/Bükreş mahkemeleri olduğu kanaatine varıldığından davalı vekilinin milletlerarası yetki itirazının kabulü ile mahkememizin yetkisizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir. " gerekçeleri ile; " 1-Davalı vekilinin milletlerarası yetki itirazının kabulü ile mahkememizin yetkisizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine, ... " karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Sorumluluk sigortacısının davalı ... (Eski unvan: ...) olduğu "..." gemisinin, Trabzon-Soçi seferini yaparken battığını, "..." gemisinde bulunan müvekkile ait çekici ve dorselerin üzerindeki mallarla birlikte tam zayi olduğunu, zarar gören müvekkil şirketin zararının karşılanması için donatana, işletene ve sigorta kapsamında davalı sigorta şirketine icra takibi başlatıldığını, davalı sigorta şirketinin itirazı nedeni ile icra takibinin durdurulduğunu, itirazın iptali için açılan davada yerel mahkeme tarafından yetkisizlik kararı verildiğini, yerel mahkeme kararının usule ve yasaya uygun olmadığını, Türk Ticaret Kanunu 1478 maddesinde "Zarar gören, uğradığı zararın sigorta bedeline kadar olan kısmının tazminini, sigorta sözleşmesi için geçerli zamanaşımı süresi içinde kalmak şartıyla, doğrudan sigortacıdan isteyebilir." hükmü mevcut olup, anılan madde hükümleri gereği müvekkil şirketin uğradığı zararı doğrudan davalı sigorta şirketinden isteme hakkı mevcut olduğunu, TTK’nın 1478. maddesinde, başta İngiliz Üçüncü Şahısların Sigortacılara Karşı Hakları Kanunu ve bazı ülkelerin yasal düzenlemelerinden farklı olarak, zarar görenin sigortacıya başvurmadan önce sigortalıya gitmesi zorunluluğu öngörülmediği gibi sigortalının iflas etmesi ya da önce sigortalının ödemesi şartlarına da yer verilmediğini, Diğer yandan 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk Ve Usul Hukuku hakkında Kanunun 5. maddesinde ise "Yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz; gerekli görülen hâllerde, Türk hukuku uygulanır." denilmekte olduğunu, Örneğin ... Klüp sigortalarında yer alan “pay to be paid” klozlarının kanuna karşı hile teşkil ettiği, bu şekilde kanunun koruduğu menfaati ihlal eden sözleşme hükümlerini geçerli sayan İngiliz Hukuku'nun, Türk Kamu Düzenine aykırı olduğu, bu sebeple MÖHUK m. 5 uyarınca İngiliz Hukuku'nun uygulanmaması ve yerine Türk Hukuku'nun uygulanması gerektiği, zira Türk Hukuku'nda TTK’nın 1478. maddesinin, zarar görenin doğrudan P&I Klüplerine başvurmasına imkanı sağladığı, TTK m. 1478 hükmünün usule ilişkin bir madde olduğu ve usule ilişkin konularda mahkemenin daima kendi hukukunu uyguladığı, bu nedenle MÖHUK m. 5 sebebiyle taraflarca seçilen herhangi bir hukukun kamu düzenine aykırı olması sebebiyle uygulanmayacağı görüşü kabul edilmese dahi yine TTK m. 1478’in “yabancılık unsuru” taşıyan davalarda uygulama alanı bulacağını, Bir hususun usul hukukuna ait olduğu kabul edildiğinde uygulanacak hukukun “lex fori” olacağı, “lex fori” nin uygulanmasının mecburi olduğu, dolayısıyla davanın taraflarından biri veya her ikisi yabancı olsa da usulün mahkemenin hukukuna göre yürütüleceği, maddi kanunlarda yer alan bazı hükümlerin de usuli nitelik taşıyabileceği, bu doğrultuda TTK m. 1478’in usuli nitelik taşıdığı; zira TTK m. 1473’te yer alan “sigortacının sorumluluk sigortası ile zarar görene sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat ödemesi”ne dair maddi nitelikteki hükmün, TTK m. 1478’in zarar görenin doğrudan dava açmasını sağlayan usuli güvence niteliğindeki hükmü olmasaydı anlamı kalmayacağını, “Deniz Alacaklarına İlişkin Gemilerin Sigortalandırılması ve Denetlenmesi Hakkında Yönetmelik”, “Bayrak Devleti Uygulamaları Kapsamındaki İdari İşlemlerde Muteber Kabul Edilecek ... Klüpleri ve Sigorta Şirketlerine Dair Yönerge” ile anılan Yönetmelikten doğan yasal hakların doğrudan P&I Klüplere karşı kullanılmasına olanak sağlayan “TTK’nın 1478. maddesinin” müdahaleci norm olduğunu, Müdahaleci norm olması dolayısıyla, ... Sigorta sözleşmesine uygulanacak devletin hukuku izin vermese bile, üçüncü şahsın doğrudan sigortacıya, yani ... Klübe karşı dava açabileceği, anılan Yönetmelik, Yönerge ve TTK'nın 1478. maddesinin müdahaleci norm niteliğinde olması sebebiyle uygulama alanı bulacağı göz önünde bulundurulduğunda davalı şirkete doğrudan ve Türkiye'de dava açılabileceğini, Diğer bir deyişle, ilgili kanun hükümleri göz önüne alındığında zararın tazmininin doğrudan sigortacıdan istenebildiği, yabancı hukukun uygulanmasının Türk kamu düzenine aykırı olması halinde olaya Türk Hukuku'nun uygulanacağının açıkça belirtilmiş olduğunu, Diğer yandan, davalı sigorta şirketi ile gemi donatanı/işletmecisi arasındaki sigorta sözleşmesinin müvekkili şirket açısından üçüncü kişi yararına kurulmuş bir sözleşme olduğunu, müvekkil şirket ile gemi donatanı/ işleteni arasında taşıma sözleşmesi akdedildiğini, ilgili sözleşme çerçevesinde müvekkile ait malların Rusya'nın Soçi Limanı' na taşınmasının taahhüt edildiğini, ilgili sözleşme gereği ifa yeri Türkiye olduğu gibi batma hadisesinin de Türkiye karasularında meydana geldiğini, bu nedenlerle uygulanması gereken hukukun Türk Hukuku olup, Yerel Mahkemenin yetkisizlik kararının yerinde olmadığını, Ayrıca, Türk Hukuku'nca ve davalı sigorta şirketinin tabii olduğu Avrupa Birliği üye ülkesi Romanya Cumhuriyeti hukukunca ve de Milletlerarası Özel Hukuk mevzuatımız ve ayrıca Roma II tüzüğü yollamalarıyla da uygulanacak hukuk bakımından zarar görenin, sigortacıya doğrudan başvuru hakkı bulunmakta olduğunu, arz edildiği hadise Türkiye karasularında meydana geldiği gibi, zarar gören olarak müvekkil şirket bakımından sözleşmenin ifa yerinin Türkiye olduğunu, davalı şirketin tabi olduğu Romanya Cumhuriyeti Ülkesi'nin Avrupa Birliği ülkesi olduğunu ve bu nedenle Romanya Cumhuriyeti'nin tarafı olduğu o tarihte yürürlükte olan Avrupa Birliği Komisyonu'nun 44/2001 Regülasyonu (Brüksel I tüzüğü) hem de bu regülasyonun yerine gelmiş ve cari olan Brüksel I Bıs tüzüğünün, zarar görene zararın meydana geldiği yerde dava açma hakkını tanımakta olduğunu, yani Romanya Cumhuriyeti Hukuku'nca da zarar gören müvekkilinin şirketin Türkiye'de dava açma hakkının açık bir şekilde mevcut olduğunu, yerel mahkemenin yetkisizlik kararının tüm bu yönleri ile dayanaksız olduğunu, Yerel Mahkemenin gerekçeli kararında"...dava konusu uyuşmazlık açısından mahkememizin yetkili hale gelmesi sigorta poliçesinin sigortacının Türkiye'de bulunan bir şubesi ya da acentesi tarafından düzenlenmiş olması koşuluna bağlıdır. ... gemisinin şuandaki sorumluluk sigortacısı olan davalı sigorta şirketi Romanya/Bükreşte bulunmakta olup sigorta poliçesininde yurt dışında düzenlendiği anlaşıldığından, MÖHUK 46.maddesine göre iş bu dava yönünden mahkememizin yetkisiz olduğu..." hususuna yer verildiğini, ancak mahkemenin bu tespitinin yerinde olmadığını, Huzurdaki itirazın iptali davasına konu alacağın nedeninin; sorumluluk sigortacısının davalı şirket olduğu "..." gemisinin, Trabzon-Soçi seferini yaparken batması, gemide bulunan müvekkile ait çekici ve dorseler üzerindeki mallarla birlikte tam zayi olması nedeni ile oluşan zararın karşılanması için donatana, işletene ve sigorta kapsamında davalı sigorta şirketine icra takibi başlatılmış olması olduğunu, Yerel Mahkemenin kararında her ne kadar Mahkemenin yetkili hale gelmesi için sigorta poliçesinin sigortacının Türkiye'de bulunan bir şubesi ya da acentesi tarafından düzenlenmiş olması koşuluna bağlı olduğu ancak sigorta poliçesinin yurt dışında düzenlendiği anlaşıldığından yetkisizlik kararı verilmişse de, hem dava dosya içeriği hem de icra dosyası içeriğinde açıkça görüleceği üzere; hem sigorta poliçesinin düzenlenmesinde hem da taraflar arasında tazminata ilişkin yapılan görüşmelerde dava dışı ... A.Ş.'nin aracılık ettii ... A.Ş.'nin sigorta sözleşmesine aracılık/acentelik etmesi nedeni ile ... ye izafeten ... A.Ş.' ye tebligat gönderildiği, ilgili şirket tarafından da tebligatların alındığı herhangi bir itirazda bulunulmadığını, Türk Ticaret Kanunu'nda acentenin; acentelik sözleşmesi denilen bir sözleşmeye dayanarak, belirli bir bölge içinde, ticarî bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya sözleşmeyi ticarî işletme adına yapmayı meslek edinen bağımsız tacir yardımcılarına verilen isim olduğunu; Acentelik sözleşmesinin, herhangi bir şekil şartına tâbi olmadığını, bu sebeple acentelik sözleşmesinin yazılı veya sözlü olarak kurulabileceğini, hatta sözleşmenin zımnî anlaşma yoluyla kurulmasının da mümkün olduğunu, Yine Türk Ticaret Kanunu' nda acentenin pasif temsil yetkisinde; acentenin, yaptığı görev ve işler itibariyle ister aracı acente ister sözleşme yapan acente konumunda bulunsun, sözleşmenin tarafı olan müşteriye temerrüt ihtarı, ayıp ihbarı gönderebileceğini, müşteri tarafından müvekkiline yapılan bu tür ihtar ve ihbarları müvekkili adına kabul edebileceğini, Acentenin pasif temsil yetkisi, sadece sözleşme yapan acenteler bakımından değil, aracı acenteler bakımında da söz konusu olduğu için, müvekkil nam ve hesabına sözleşme yapmadığı halde, sözleşmenin kurulmasına aracılık etmiş olan acentenin de, fiilen aracılıkta bulunduğu sözleşme ile ilgili olarak karşı tarafça gönderilen ihbar ve ihtarları tebellüğ edebileceğini, Bunun gibi, acentenin söz konusu yetkisinin sözleşme ile kaldırılmasının da mümkün olmadığını, TTK madde 105, fıkra II hükmünün son cümlesine göre, hakkı koruyucu beyanları yapma ve kabul etme yetkisinin yabancı tacirler adına acentelik yapan acenteler bakımından kaldırılması ve sınırlandırılması hususunda yapılan anlaşmaların geçeriz olduğunu, Dava dışı ... A.Ş.' nin taraflar arasında sigorta sözleşmesinde imzası bulunmasa dahi sigorta sözleşmesinin imzalanmasında ve hasar sonrası tüm görüşmelerde aktif olarak yer aldığını, Arz edildiği gibi, ... A.Ş.'nin taraflar arasında sigorta sözleşmesine aracılık/ acentelik etmesi nedeni ile ...' ye izafeten ... A.Ş. ye tebligat gönderildiğini ve ilgili şirket tarafından da tebligatın alındığını, tebligat iade edilmediği gibi, herhangi bir husumet itirazında da bulunulmadığını, Dava dilekçeleri ekinde yerel mahkemeye sunulan bir kısım evrak ve yazışmalarda ... A.Ş.'nin, davacının acentesi gibi hareket ettiği ve davacı şirkete hasar ihbarında bulunduğu ve hasarla ilgili davacı şirket ve müvekkil şirket ile yazışmalar yaptığını, tüm bu hususlara rağmen yerel mahkeme tarafından bu hususlarda yeterince inceleme yapmadan karar vermiş olup, bu kararın kaldırılması gerektiğini beyanla; Açıklanan ve re'sen göz önüne alınacak sebeplerden dolayı; -Davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmiş olması sebebiyle öncelikle, Tehir-i İcra Kararı verilmesini, -İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 17/03/2021 tarih ve 2020/99 E - 2021/143 K sayılı kararının istinaf incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasını ve neticesinde kaldırılarak ve dosyanın yeniden görülmesi için yerel mahkemeye gönderilmesini, -Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; gemi ile taşınan yükün zayii olmasından dolayı meydana gelen zararın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali davasıdır.Mahkemece, Davalı vekilinin milletlerarası yetki itirazının kabulü ile mahkememizin yetkisizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine, ... " karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı vekilinin yerel mahkemenin yetki yönünden davayı reddetmesinin hukuka ve usule aykırı olduğuna yönelik istinaf sebepleri incelendiğinde,5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK)'un 46.maddesi uyarınca bir davada ileri sürülen alacak talebi sigorta sözleşmesinden kaynaklanıyorsa davaya bakmaya yetkili olan mahkeme; sigortacının esas işyeri veya sigorta sözleşmesini yapan şubesinin veya acentasının Türkiye'de bulunduğu yer mahkemesidir. Ancak sigorta ettirene, sigortalıya veya lehdara karşı açılacak davalarda yetkili mahkeme, onların Türkiye'deki yerleşim yeri veya mutad meskeni mahkemesidir. Davaya konu icra takibinin davalı sigorta şirketine izafeten ... A.Ş.' ye yönelik başlatıldığı ve ödeme emrinin ... A.Ş.' ye tebliğ edildiği tesbit edilmiştir.Dosya arasında bulunan İstanbul 10 İcra Hukuk Mahkemesin 30/05/2017 tarih ve 2016/441 Esas-2017/563 Karar sayılı kesinleşme şerhli karar sureti incelendiğinde; Davalı tarafından davacı aleyhine davaya konu icra dosyasındaki ödeme emrinin usulsuz tebliğ edildiği iddiasıyla tebligatın ve takibin iptaline, öğrenme tarihinin tebliğ tarihi olarak düzeltilmesi talebiyle icra memuru muamelesinin şikayeti talebiyle 16/09/2014 tarihinde İstanbul 10 İcra Hukuk Mahkemesine dava açıldığı, İstanbul 10 İcra Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 12/01/2015 tarih ve 2014/1353 Esas-201532 Karar sayılı kararı ile; davacının davasının kabulü ile davacı adına gönderilen ödeme emrinin iptaline karar verildiği, bu kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12 HD.nin 01/10/2015 tarih ve 2015/10899 Esas-2015/22871 Karar sayılı kararı ile eksik inceleme karar verildiği belirtilerek verilen kararın bozulduğu, bozma sonrası mahkemece yapılan yargılama sonucu 30/05/2017 tarih ve 2016/441 Esas-2017/563 Karar sayılı kararı ile; ''Dosyadaki İngilizce sözleşmenin tercümesinden ... A.Ş.nin davacının acentesi olduğuna ilişkin bir bilginin bulunmadığı, davalı vekiline davaya cevap ve delillerini bildirmek üzere mehil verildiği, davalı vekili, ... A.Ş.nin davacının acentesi olduğuna ilişkin bir sözleşme veya acente olduğu hususunda bir belge veremediği, dosyaya delil bildirme süresinden sonra verilen delillere itibar edilmediği, davalı vekili tarafından dosyaya verilen Türkçeye çevirisi olan İngilizce yazılarına ilişkin belgelerin de davacı ile ... A.Ş. Arasında acentelik sözleşmesi olduğuna ilişkin bulunmadığı....,'' gerekçesiyle Davacının davasının KABULÜ ile, davacıya gönderilen ödeme emri tebligatının 12/09/2014 tarihinde yapıldığının kabulüne karar verilmiş, verilen işbu 30/05/2017 tarihli kararın davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 2017/6528 Esas,2018/7881 Karar sayılı ve 12/09/2018 tarihli Onama kararına karşı karar düzeltme yoluna başvurulmuş olup,Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 06/03//2019 tarihli Red Kararı ile hükmün, 06/03/2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Yargılama aşamasında dava dilekçesinin davalıya Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü kanalıyla istinabe yoluyla tebliğ yapıldığı dosya kapsamından belirlidir. Taşımada kullanılan ... gemisinin Panama bayraklı olması, geminin klüp sigortacısı olan davalı şirketinde Romanya'da faliyet göstermesi nedeniyle dava konusu uyuşmazlık yabancılık unsuru taşıdığından yetki itirazının 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanuna göre tespit edilmelidir. Davalı hakkında başlatılan icra takibi ile işbu dava sigorta poliçesine dayandırılmış olup taşımada kullanılan ... gemisinin sorumluluk sigortacısının başlangıçta ... iken devam eden süreçte bu şirketin davalı ... tarafından devir alındığı anlaşılmaktadır. Dosyaya sunulan sigorta poliçesi ile tercümesinden ... tarafından sigortalandığı, sigorta poliçesininde yurt dışında düzenlendiği tesbit edilmiştir. Davacı taraf davalıya karşı ileri sürdüğü tazminat talebini davalı ile donatan arasındaki sorumluluk sigortasına dayandırmış olduğundan yetkili mahkeme MÖHUK 46.maddesine göre belirlenmelidir. Sigorta poliçesini düzenleyen ... ile bu şirketi devralan davalı ... yurt dışında mukim olduklarından dava konusu uyuşmazlık açısından mahkemenin yetkili hale gelmesi sigorta poliçesinin sigortacının Türkiye'de bulunan bir şubesi ya da acentesi tarafından düzenlenmiş olması koşuluna bağlıdır. ... gemisinin şuandaki sorumluluk sigortacısı olan davalı sigorta şirketi Romanya/Bükreşte bulunmakta olup sigorta poliçesininde yurt dışında düzenlendiği dosya kapsamı ile sabit olup, ... A.Ş.'nin sigorta poliçesinin düzenlenmesine aracılık ettiği ve davalı şigorta şirketinin Türkiye acentesi olduğu davacı tarafça ispatlanamadığından MÖHUK 46.maddesine göre davanın yetkisizlik nedeni ile usulden reddine karar verilmesi dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. (YARGITAY 11 HD.NİN 2015/11168 ESAS, 2016/6547 KARAR SAYILI İÇTİHADI VE YARGITAY 11 HD.NİN 2017/646 ESAS, 2018/7058 KARAR SAYILI İÇTİHADI BENZER MAHİYETTEDİR.) Sonuç olarak; dosya kapsamı, mahkemenin kabul ve gerekçesi ve istinaf sebepleri gözetildiğinde; mahkeme kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesine göre esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan 162,10.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 59,30.TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 5-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde artan gider avansı varsa avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK' nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay' da temyiz yolu açık olmak üzere 07/10/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.