T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/462 Esas
KARAR NO: 2024/1117 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2021/343 Esas - 2021/795 Karar
TARİHİ: 17/11/2021
DAVA: Tazminat (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 28/06/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ticari ilişki sonucu davalın bankanın Yenibosna şubesi'ne ait 31/10/2018 keşide tarihli, 47.000,00 TL miktarlı ve ... seri numaralı çeki aldığını, çeki bankaya ibraz ettiklerini ancak karşılığı olmadığı için çekin arkasına karşılıksızdır şerhinin dercedildiğini bu nedenle keşidecinin karşılıksız çek keşide etme suçundan cezalandırılması için İstanbul .... İcra Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden şikayette bulunduklarını, mahkemece verilen 12/03/2019 tarih ve 2019/456 Karar sayılı karar ile sanık ... Çek Kanunu m.5/1 gereğince takdiren ve teşdiben 45 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğini ancak sanığın bu karar aleyhine istinaf kanun yoluna başvurması akabinde İstanbul BAM 16. CD'nin 05/02/2020 tarih 2019/3819 Esas ve 2020/605 Karar sayılı kararı ile kesin olarak sanığın beraatine karar verildiğini ve bu karar verildiği tarih itibariyle kesinleşmiş olması nedeniyle Çek Kanunu ile çek borçlularının ödemeye icbar etmek suretiyle çek bedelinin ödenmesi imkanından yoksun kaldıklarını bu nedenle çek bedeli kadar zararları oluştuğunu bu nedenle davalarının kabulü ile 45.460,00 TL zararlarının dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili banka tarafından dava konusu çek hakkında yapılan karşılıksız işleminin usulüne uygun olduğunu ve karşılıksız çek olduğu hususunun risk merkezine bildirildiğini, işlem dekontunda ve risk merkezine yapılan bildirimde çekin karşılıksız işlemi yapıldığı tarihin kayıtlı olduğunu, müvekkili bankanın çek borçlusu olmadığını ve çekle ilgili hiçbir borcu veya yükümlülüğü olmadığını, çekin arkasına ibraz tarihi yazılmış olsa bile davacının çek bedelini icra yoluyla tahsil edemeyeceğini, keşideci ... hakkında sayısız icra takibi olduğu ve çeki icra yoluyla tahsil edemediğinin davacının beyanı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının bugüne kadar çek ile ilgili arkasına ibraz tarihinin eklenmesi için başvuru yapmamasının davacının müterafik kusurlu olduğunu gösterdiğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 17/11/2021 tarih 2021/343 Esas - 2021/795 Karar sayılı kararında; "Dava, davacının yetkili hamil olduğu çekin bankaya ibrazı aşamasında banka tarafından çekin arkasına karşılıksızdır kaşesinin derci aşamasında tarih yazılmamış olması nedeniyle çek keşidecisinin karşılıksız çek keşide etme suçundan beraat etmesi nedeniyle çeke konu alacağın tahsili amacına yönelik ceza yaptırımının uygulanamamış olması nedeniyle çek bedeli kadar oluşan zararın davalı bankadan tahsili davasıdır. Davacı tarafından yetkili hamili oldukları İstanbul - 31/10/2018 tarihli, 47.000,00 TL bedelli, ... seri nolu, muhatabının ... Bankası A.Ş. Yenibosna Şubesi, keşidecisinin ... olduğu, çekin yetkili hamil sıfatıyla kendileri tarafından muhatap bankaya ibraz edildiğini ancak karşılığı olmadığı için çekin arkasına karşılıksızdır şerhinin dercedildiğini bu nedenle keşidecinin karşılıksız çek keşide etme suçundan cezalandırılması için İstanbul 20. İcra Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden şikayette bulunduklarını, mahkemece yapılan yargılama neticesinde verilen 12/03/2019 tarih ve 2019/456 Karar sayılı karar ile sanık ...'in Çek Kanunu m.5/1 gereğince takdiren ve teşdiben 45 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de sanığın bu karar aleyhine istinaf kanun yoluna başvurması akabinde İstanbul BAM 16. CD'nin 05/02/2020 tarih 2019/3819 Esas ve 2020/605 Karar sayılı kararı ile "Suça konu olan 31/10/2018 keşide tarihli 47.000,00 TL bedelli çekin hangi tarihte bankaya ibraz edildiğine yönelik çek arkasında banka tarafından bir belirlemenin yapılmayışı, ibraz tarihinin bulunmayışı karşısında suç unsurlarının bulunmadığı anlaşılmakla sözü edilen çek yönünden sanığın beraatine karar verilmesi yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi..." şeklindeki gerekçe ile kesin olarak sanığın beraatine karar verilmiş ve bu karar verildiği tarih itibariyle kesinleşmiş olması nedeniyle Çek Kanunu ile çek borçlularının ödemeye icbar etmek suretiyle çek bedelinin ödenmesi imkanından yoksun kaldıklarını bu nedenle çek bedeli kadar zararları oluştuğunu bu nedenle davalarının kabulü ile 45.460,00 TL zararlarının dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Uyap sistemi üzerinden dava konusu edilen çekin takibe konu edildiği Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası celp edilerek incelenmesinde; davacı alacaklının iş bu takip dosyası üzerinden dava konusu ettiği çeke dayalı olarak ilamsız yolla icra takibi yaptığı ve takibin herhangi bir itiraza uğramaksızın kesinleşmiş olduğu görülmektedir. İhtilaf, davacı alacaklının dava konusu edilip bankaya ibraz edilen çekin ibraz aşamasında çek arkasına karşılıksızdır şerhi dercedilmiş olmasına rağmen salt tarih konmamış olması nedeniyle keşidecinin çek kanunu m.5 kapsamında cezalandırılamamış olması nedeniyle oluşan zararının davalı bankadan tahsili gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. Uyap sistemi üzerinden celp edilen Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası kesinleşmiş olmakla davacı dava konusu ettiği çekten dolayı keşideci borçlunun haczi kabil bütün mallarının haczederek alacağını tahsil etmek hak ve imkanına sahip olduğu anlaşıldığından ve de Çek Kanunun m.5'de öngörülen cezanın keşideciyi ödemeyi yapmaya yönelik bir ceza olmasına rağmen bu cezanın her hal ve şartta keşideciyi ödemeye zorlayacağı daha doğrusu anılan cezanın verilmiş olmasının çeke konu borcun ödenmesini garanti edeceği anlamına gelmediğinden davanın reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile, davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; çek keşidecisinin, müvekkiline 47.000,00-TL tutarında çek verdiğini, müvekkilinin çeki süresi içinde yetkili banka şubesine ibraz ettiğini, yetkili bankanın, çekin karşılıksız olduğunu tespit edip, arkasına karşılıksızdır yazdığını, ancak çekin hangi tarihte ibraz edildiğini yazmadığını, dolayısı ile çekin süresi içinde mi süre geçtikten sonra mı yazıldığının belli olmadığını, İcra Hukuk Mahkemesinin şikayetleri üzerine çek keşidecisini mahkum ettiğini, ne yazık ki, çekin bankaya ibraz tarihini, yetkili banka şubesi yazmadığı için BAM'ın, yerel mahkemenin verdiği kararı bozduğunu, davalı bankanın çek yasasına aykırı hareket edip, yasayı uygulamadığını, bu nedenle müvekkilini çek miktarı olan 47.000,00- TL kadar zarara uğrattığını,Çek keşidecisinin adına bir taşınmaz bulunduğunu (apartman dairesi, sıradan bir semtte), bu taşınmazın üzerinde, dairenin değerinde yüksek ipotek ve yaklaşık 25 tane de haciz söz konusu olduğunu, bunların müvekkilinin alacağından önce var olup hepsinin de kesinleşmiş hacizler olduğunu, dolayısı ile müvekkilinin borçluya ait üzerinde ipotek ve 25 haciz bulunan dosyada kör bir kuruş tahsil etme imkanı olmadığını, Davalının banka olduğunu ve bankaların güven veren kuruluşları olduğunu yerel mahkemenin unuttuğunu, ne acıdır ki, yargı makamının, bankaları devlet gibi görmekte ve onların kusurunu göstermek yerine ört-bas etmekte olduğunu, mahkemenin gösterdiği ".... keşideci borçlunun haczi kabil bütün mallarını haczederek alacağını tahsil etmek hak imkanına sahip olduğu anlaşıldığından ve de Çek Kanunu'nun 5. maddesinde öngörülen cezanın keşideciyi ödemeyi yapmaya yönelik bir ceza olmasına rağmen bu cezanın her hal ve şartta keşideciyi ödemeye zorlayacağı daha doğrusu anılan cezanın verilmiş olmasının çeke konu borcun ödenmesini garanti edeceği anlamına gelmediğinden davanın reddine karar vermek gerekmiştir." şeklindeki gerekçenin komik olduğunu, mahkeme kararının gerekçesinin çelişkilerle dolu olduğunu, yerel mahkemenin “...ve de Çek Kanunu'nun 5. maddesinde öngörülen cezanın keşideciyi ödemeyi yapmaya yönelik bir ceza olmasına...” derken, cezanın ödeme yapmaya katkı sağladığını açık bir şekilde beyan ettiğini, bu cümlenin devamında bu cezanın her hal ve şartta keşideciyi ödemeye zorlayacağını da söylediğini, sonra her ne hikmetse fikir değiştirip, "...daha doğrusu anılan cezanın verilmiş olmasının çeke konu borcun ödenmesini garanti edeceği anlamına gelmediğinden davanın reddine..” dediğini, yerel mahkemenin gerekçeli kararında, bir yandan cezanın keşideciyi ödeme yapmaya zorlayacağını belirtirken, diğer yandan cezanın borcun ödenmesini garanti etmeyeceğini ifade ederek kendi içinde çeliştiğini,Milyarlarca TL'ye hükmeden bankaların ve çalışanlarının görevlerini yasal çerçeve içinde eksiksiz olarak yapmaları gerektiğini, işi yaparken işin gerektirdiği şekilde özenli davranmaları gerektiğini, davalı bankanın açık bir kusuru olduğunu, bu kusurundan dolayı müvekkilinin 47.000,00-TL zarara uğradığını, yerel mahkemenin, bankanın kusurunu gizlemek için çelişkilerle dolu bir gerekçe yazarak bankayı korumaya aldığını, Bankanın hakkaniyeti, doğrusu kendisine ibraz edilen çeki, görevini ihmal ederek müvekkilini zarara uğrattığını, hukukun hâkim olduğu ülkelerde, bankanın bu hatayı yapmayacağını, yaptığı taktirde de zararı karşılayacağını, çünkü, onları koruyacak bir mahkeme olmadığını, davalı bankaya kraldan çok kralcı davranan yerel mahkemenin, bankayı bu borçtan kurtarmak için çelişkilerle dolu bir gerekçe peyda ettiğini, İleri sürerek, haksız ve mesnetsiz, adaletten yoksun bu karakuşi kararın bozulmasını talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davalı bankanın, davacı tarafından ibraz edilen çek üzerine ibraz tarihini yazmaması nedeniyle, çek borçlusu aleyhine Çek Kanununun beşinci maddesi kapsamında verilen mahkumiyet cezasının, istinaf aşamasında beraatle sonuçlanması nedeniyle uğranıldığı iddia olunan zararın, haksız fiil hükümleri çerçevesinde tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı yan, keşidecisi ..., Lehdarı davacı olan, davalı bankanın Yenibosna Şubesi nezdindeki hesaptan keşide edilen, 31/10/2018 keşide tarihli 47.000,00-TL bedelli çekin, davalı bankanın Eminönü Şubesi'ne, süresi içerisinde ibraz edildiğini, çekin banka sorumluluk bedeli dışındaki kısmının karşılıksız olduğunun çek arkasına şerh düşüldüğünü, ancak ibraz tarihinin yazılmadığını, keşideci hakkında karşılıksız çek keşide etmek suçundan şikayetçi olunduğu, İstanbul 20 İcra Ceza Mahkemesi'nin 2018/847 esas sayılı dosyasında keşideci hakkında mahkumiyet kararı verildiğini, ancak istinaf aşamasında kararın çekin ibraz tarihinin yazılı olmadığı gerekçesi ile kaldırıldığını ve keşideci hakkında beraat kararı verildiğini, çek arkasına ibraz tarihi yazılmadığından keşideci aleyhine kambiyo takibi yapılamadığını, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile ilamsız takip yapıldığını, burada keşidecinin bir adet taşınmazına haciz konulmuş ise de, bu taşınmaz üzerinde 25 ayrı haciz ve bir banka ipoteği bulunduğunu, dolayısıyla keşideciden tahsilat sağlama olanağı kalmadığını, bankanın hatası nedeniyle uğranılan 45.460,00-TL zararın tazmini gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı yan, davalı banka tarafından mevzuata aykırı işlem yapılmadığını, davacının çek borçlularından tahsil edemediği tutarı davalıdan talep edemeyeceğini, çekte ibraz tarihi bulunmaması ile davacının iddia ettiği zarar arasında illiyet bağı bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davalının ibraz tarihinin yazılmasını istememesi nedeniyle müterafik kusurlu olduğunu, keşideci hakkında verilen mahkumiyet yahut beraat kararlarının, çekten doğan alacağın tahsili ile bir ilgisi bulunmadığını savunmuştur. İlk derece mahkemesi tarafından, davacının keşideci aleyhine başlattığı ilamsız takip dosyasının kesinleştiği ve keşidecinin haczi kabil tüm mallarının haczi yolu ile alacağını tahsil edebileceği, karşılıksız çek keşide etmek suçu için öngörülen cezanın, keşideciyi ödeme yapmaya zorlama amacı taşığını, ancak bu cezanın çeke konu borcun ödenmesini garanti etmeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacı yan istinaf dilekçesi ile, dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaları tekrar etmiştir.Dava konusu çek incelendiğinde, keşidecisinin ..., lehdarının davacı, lehdardan sonraki cirantanın ... olduğu, son hamilin ... olduğu, keşide tarihinin 31/10/2018, çek tutarının 47.000,00-TL olduğu, çekin dava dışı ... tarafından davalı bankanın Yenibosna Şubesi'ne ibraz edildiği, 1.600,00-TL banka sorumluluk bedelinin tahsil edildiği, 45.400,00-TL lik kısmın karşılıksız kaldığının çek arkasına şerh düşüldüğü, ibraz tarihinin mevcut olmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından keşideci hakkında yapılan şikayet üzerine, İstanbul 20 İcra Ceza Mahkemesi'nin 2018/847 esas, 2019/456 karar sayılı kararı ile keşidenin karşılıksız çek keşide etmek suçundan adli para cezasına mahkum edildiği, istinaf incelemesi neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16 Ceza Dairesi'nin 2019/3819 esas, 2020/605 karar sayılı ilamı ile, çekte ibraz tarihi olmadığından suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesi ile keşidecinin beraatine kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır. Davacının dava konusu çeke dayalı olarak Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibi ile 47.000,00-TL asıl alacak, 7.034,55-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 54.034,55-TL alacağın tahsili için ilamsız takip başlattığı, takibin kesinleştiği, keşideci adına kayıtlı taşınmaz üzerine kaydı haciz konulduğu, takibin derdest bulunduğu anlaşılmıştır. Yukarıdaki bilgiler ışığında, keşideci yönünden kesinleşen takibin derdest olduğu, somut olayda davacının davalı bankaya 6098 Sayılı Kanunun 49/1 maddesi uyarınca haksız fiil hükümleri çerçevesinde başvurabilmesi için, davalı bankanın çekin ibraz tarihini çek arkasına yazmaması sonucu çek bedelinin asıl borçludan tahsilinin olanaksız hale gelmiş olması, bu nedenle davacının zararının doğmasının zorunlu olduğu, keşideci yönünden başlatılan takibin semeresiz kaldığını gösterir bir aciz vesikası alınmadığı, dava tarihi itibariyle çekin tüm yollar tüketilmesine rağmen tahsil edilemediğini, diğer ifade ile haksız fiilin zorunlu unsurlarından "zarar" unsurunun gerçekleştiğini ispat edemeyen davacı yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasının doğru olduğu, öte yandan davacının çek in karşılıksız çıktığını belirttiği 2018 yılı itibariyle herhangi bir takip işlemine girişmediği, keşideci aleyhine ilamsız takip yapmak için 2020 yılını beklediği, mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere karşılıksız çek keşide etmek suçundan verilen mahkumiyet hükmünün, çek bedelinin ödenmesi yahut şikayetten vazgeçme halinde kaldırılacak olmasının, keşidecinin ödeme gücünü garanti etmeyeceği, diğer ifade ile davacının, çekin arkasında ibraz tarihi yazılı olmadığı için çek bedelinin tahsilinin olanaksız hale geldiğini, banka eylemi ile doğduğunu iddia ettiği zarar arasında illiyet bağı bulunduğunu da ispatlayamadığı, davacının aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır (bkz. benzer mahiyette Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2022/231 esas, 2023/3688 karar sayılı, 12/06/2023 tarihli ilamı).Sonuç itibariyle, ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacı yanın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 28/06/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.