T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/349 Esas
KARAR NO: 2022/240 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
(Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla)
TARİHİ: 03/10/2019
NUMARASI: 2018/369 Esas 2019/396 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 16/02/2022
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili şirket tarafından ... numaralı Nakliyat Emtia Abonman Alt Sigorta Poliçesi ile sigortalanan ... San. veTic. Ltd. Şirketine ait Alüminyum çinko kaplı sac emtiyalarının İtalya'dan Türkiye' ye nakliyesi işleminin davalı ...-... Acenteliği sorumluluğunda, ... Dış Tic.Ltd. Şirketine ait ... isimli Gemi ile gerçeleştiğini, davalı ...-... Acenteliği' ne ana nakliyeci sıfatıyla tüzel kişilik olarak dava açıldığını, davalı ... Dış Tic.Ltd.Şirketine donatan sıfatıyla tüzel kişilik olarak dava açıldığını, davalı nakliyeci firma ... Tic.A.Ş.sorumluluğunda gerçeleştirilen nakliye sonrası İtalya'dan ithal edilen "35 kap/172993 kg" alüminyum çinko kaplı sac emtiasının tahliyesi tamamlandığında 1 kap/5760 kg emtianın eksik miktarda tahliye edildiğini, gümrük yetkilisine eksiklik hakkında tutunak tutturulduğu, fatura ve yapılan tespitler gereğince 7.192,53 TL sigortalı zararının, müvekkil şirket tarafından tazmin edildiğini, icra takibinin 18/09/2015 tarihinde başlatıldığını, davalı ...-... Acenteliği' nin 08/10/2015 tarihinde, davalı ... Dış Tic. Ltd. Şirketinin 07/10/2015 tarihinde borca itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, alacağının ticari faizi ile birlikte tahsiline, %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ederek İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi' ne dava açmıştır. Davalı ... - ... Acenteliği vekili cevap dilekçesi ile, davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, iş bu davada taraflarına husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davacı taraf dilekçesinde taraflarının navlun faturasını düzenleyen ana nakliyeci olduklarını iddia etmiş olduğunu, davacı tarafın iş bu beyanın tamamen gerçek dışı olduğunu, kesmiş oldukları fatura üzerinde yazılan firma faaliyet alanlarını gösteren 'gemi kiralama - yükleme/ tahliye işlemleri' kelimelerinden yola çıkılarak bu gemiyi ve taşıma işlemini organize ettiklerinin imasının çıkarılmak istendiğin, acente olarak ne yükleyici, ne armatör firma nede alıcı firma ile herhangi bir ticari yada finansal bağlarının olmadığını, mesleklerinin gereği acentelik yapabilmeleri için bu ve bunun gibi birçok firma ile aralarında resmi bir bağ olmasına da gerek olmadığını, davacı tarafın beyanlarına dayanak yaptığı Ek-6 da belirtilen fatura incelendiğinde görüleceği söz konusu faturanın navlun faturası olmayıp, yük teslim ordino bedeli ile ilgili fatura olduğunu, ayrıca söz konusu ordino fatura bedeli 250,00 TL olup söz konusu nakliyenin navlun faturasının 250,00 tl gibi son derece düşük bir meblağ olmayacağı da tüm Deniz ticareti camiası tarafınca bilindiğinin açık ve net olduğunu, dolayısıyla düzenlemiş fatura navlun faturası olmadığından ve davacı iddiasının aksine ana nakliyeci de olmadığımdan ve mevcut taşıma anlaşmasını da düzenlemediklerinden açılan iş bu davanın husumet yönünden reddinin gerektiğini, TTK. 105 Madde ve ilgili maddeleri gereği iş bu davada taraflarına husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, zira iddia edilen sözde alacağın esas muhatabı geminin yurtdışında mukim donatan şirketi ... veya davacı tarafın sunmuş olduğu belgeler içinde bulunan Equasıs shıp ınfo sayfasında açıkça belirtildiği üzere geminin ticari işletmecisi olan İstanbul Kadıköy de mukim olan diğer davalı şirketi ... Tic.Ltd.Şti. Olduğunu, bu davada taraf gösterilmeleri veya aleyhlerine hüküm kurulmasının mümkün olmadığını, davacı taraf bu hasarın yada kaybın gerçek muhatabı olan ... Dış Tic.Ltd.Şti. firmasına zaten ulaşmış olduğunu, davacı taraf dilekçesinde tarafın navlun faturasını düzenleyen ana nakliyeci oldukları iddia etmiş olup davacı tarafın bu iddiasının tamamen gerçekdışı olduğu. Dosyada mevcut olan ve davacı tarafın iddiasına dayanak yaptığı 250,00 TL lik fatura ... Tic. Ltd. Şti. şirketine kesilmiş ordino faturasıdır olduğunu, navlun faturası olmadığı, ordino faturası bu gemiyi sefere bağladıklarını ya da navlunu ödedikleri anlamına gelmediğini, söz konusu geminin yüklemesini yapmadıklarını, geminin sadece poliport limanına varış ve kalkış mutad gümrük ve polis geliş gidiş işlemlerini yaptıklarını, tüm bunlara rağmen davacı tarafın iş bu hukuki dayanaktan yoksun ve beyan ve iddialarla ne yapmaya çalıştığının anlaşılamadığı, kaldı ki davacı taraf dilekçesinin 2 nolu kısmında navlun faturasını düzenleyen ana nakliyeci olduklarını iddia etmiş olup, dilekçesinin 3 nolu kısmında ise "davalı nakliyeci firma ... Tic.a.ş. sorumluluğunda gerçekleştirilen nakliye sonrası ibaresini kullanmış olduğunu, davacı tarafın iş bu çelişkili beyan ve iddialarla ne yapmaya çalıştığı anlaşılamadığını, kaldı ki davacı tarafın beyan ve iddialarını kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla belirtmek gerekir ki davacı tarafın iddia ettiği hasar/eksik mal çıkması vs olayı ile ilgili olarak taraflarına yüklenebilecek hiç bir hata, ihmal, kusur ve sorumluluğum da bulunulmadığı açılan iş bu davanın bu yönden de reddinin gerektiğini, davacı tarafından dosyaya sunulan ve tek taraflı olarak tutulan Ekspertiz raporu ve içeriğini ve davacı tarafından sunulan belgelerden aleyhe olanları da kesinlikle kabul etmedikleri belirterek davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... Ticaret Limited Şirketi vekili cevap dilekçesi ile, davaya konu edilen taşıma neticesinde tahliyede herhangi bir eksiklik bulunmadığını, aksi yönde davacı tarafça sunulan evrakların hiçbirinde gemi kaptanının imzasının dahi bulunmadığını, tahliye işleminin gerçekleşmesi esnasında alıcı tarafça taşımaya konu mallar eksiksiz biçimde teslim alındığını, davacı tarafça dosyaya sunulan 23.06.2015 tarihli ekspertiz raporunda hasar ihbarının alınması üzerine sigortalı arandığında emtianın gemiden boşaltıldığı ve geminin limandan ayrılmış olduğunun bildirilmiş olması sebebiyle ekspertiz çalışmasının evrak üzerinden yapıldığını, öncelikle geminin tahliyesi esnasında hiçbir ihtirazı kayıt ileri sürmeksizin tahliyenin gerçekleşmiş olduğunu, akabinde tahliyeden günler sonra evrak üzerinden düzenlenen ekspertiz raporuna dayanılarak ikame edilen işbu davada anılan ekspertiz raporunun ve davacının taleplerinin kabulünün mümkün olmadığını, tahliye akabinde tanzim edilen işbu evrakların hiçbirinde gemi kaptanının imzasının bulunmadığını, yine ihtirazı kayıtsız teslim alınan malların daha sonra eksik olduğunun iddia edilebilmesinin mümkün olmayacağını, zaten eksperinde geminin tahliyesi sonrasında hasar tespit çalışmasını evrak üzerinden yaptığını raporunda açıkça belirttiğini, iddia olunan hasarın da davacı sigorta şirketine 10 gün sonra ihbar edildiğinin de eksper raporunda ifade edildiğini, davacının rücu hakkına da itiraz ettiklerini, tek taraflı ve gıyaplarında düzenlenmiş olan eksper raporunda belirtilmiş olan zarar miktarına da itiraz ettiklerini, zararın miktarı ve hesap yönteminin de doğru olmadığını, eksperin, eksik olduğu iddia olunan malın sigorta bedeli üzerinden hesaplama yapmasının hatalı olduğunu, malı sigorta ettirenin, sigorta bedelini, beyan üzere yazdırdığı poliçenin mal değeri konusundaki sıhhatinin de tartışmalı olduğunu, kolcu imzalı tutanağa esas kantar raporunun da ibraz edilmediğini, eksik bağ 5.760 kg ise toplam yükün (35X5760=) 201.600 kg olması gerekirken yükün toplamda 173.290 kg. olduğunun görüldüğünü, bu sebeple zarar olarak gösterilen ağırlık da gerçeği yansıtmadığını, diğer yandan her bir bağın eşit veya eşdeğer ağırlıkta olup olmadığının da belli olmadığını, bu sebeple davacı zararını ispatlayamadığını, eksperin delil kıymeti bulunmayan evraklar üzerinden ve olayın üzerinden uzunca bir zaman sonrasında yaptığı zarar hesabı soyut ve afaki olduğunu, izah edilen nedenler çerçevesinde haksız ve hukuki mesnetten yoksun olarak açılan işbu davanın öncelikle usul yönünden reddini, mahkemece davanın esasına girildiği takdirde ise davanın esastan reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 03/10/2019 tarih ve 2018/369 Esas - 2019/396 Karar sayılı kararında; ".....Mahkememizce yapılan yargılama, aldırılan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı deliller birlikte incelendiğinde, davacnın 101155266 numaralı 29.5.2015/28.7.2015 vadeli nakliyat emtia abonman alt sigorta poliçesi tahtında sigortalısı ... San ve Tic. Ltd. Şt.ne ait alüminyum bobin niteliğindeki emtianın, İtalya-Türkiye/Dilovası’na “Lira” isim gemi ile nakliyesi sırasında Enstitü Yük Klozları (A) “tüm riskler” uyarınca nakliye rizikolarına karşı sigortalamış olduğu, 10.6.2015 tarihinde emtianın gemiden tahliye edildiği, emtianın tahliyesinin tamamlanması ile 1 kap/5760 kg emtianın eksik miktarda tahliye edildiği tespit edildiği, gümrük yetkilisi tarafından tutanak hazırlandığı, 18.6.2015 tarihinde yapılan ekspertiz incelemesi sonucunda eksik teslim nedeni ile 2.588, 18 Euro (KDV hariç) %0,5 tenzili muafiyet uygulanarak 2.418 Euro (KDV hariç) zararın tespit edildiği, davacı sigorta iirketi tarafından 7.192,53 TL‘nin 24.6.2015 tarihinde sigortalısına ödendiği olayda, yük hasarının poliçe teminat kapsamında olup, rizikonun teminat süresi içerisinde meydana geldiği, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunduğu, davalıların pasif husumet ehliyeti açısından yapılan değerlendirmede, 28.5.2015 tarihli konişmentonun, “Lira” gemisi kaptanı ... tarafından gemi kaşesi ve imzası ile düzenlendiği, konişmento tahtında 1.nolu Davalı donatan/taşıyan sıfatı ile kendisine yönlendirilen bu davayı husumet açısından herhangi biri itirazı olmamakla birlikte, Equasis sitesi üzerinde teknik bilirkişi heyetince de yapılan inceleme sonucunda gemi malikinin ... olduğu ve ... Dış Tic. tarafından işletildiği, adres olarak aynı adresi kullandıkları, gemi yönetimi /ticari yönetimi ile ISM yönetiminin ... Dış Tic tarafından yapıldığı, web sitesi kayıtlarından tespit edildiği, dolayısıyla davalının fiili taşıyan sıfatı ile pasif dava ehliyetinin bulunduğununu anlaşıldığı, davalı ...- ... Acenteliği bakımından, davacının 2. Nolu ...’ın- ...’ne davayı navlun faturasını düzenleyen ana nakliyeci sıfatıyla yönlendirdiğini beyan ettiği, 01.06.2015 tarihli ... sayılı faturanın Davalı ... Acenteliği (...) tarafından ... San. Tic. Ltd. Şti adına düzenlendiği ve fatura konusunun ‘‘... GEMİSİ 173,29 MTON YÜK TESLİM ORDİNO BEDELİ’’ olarak açıklandığı ve toplam 250,00 TL (KDV dahil) tutarında olduğunun görüldüğü, dolayısıyla, davacının iddiasının aksine bu faturanın bir navlun faturası olmadığı, yine 2. nolu davalının sigortalı ... San. Tic. Ltd. Şti’ne 29.05.2015 tarihinde gönderdiği elektronik mailde, acente olarak hareket ettiği ve yük ordino ücreti olarak fatura düzenleneceğini bildirdiğini ve bu emailin sadece acenta sıfatıyla ... olarak gönderildiğinin görüldüğü, dosyada mevcut belgelerden 2. Nolu davalının akdi taşıyan sıfatını haiz veya taşıma işini taahhüt ettiğine dair olduğuna bir belge bulunmamakla birlikte, verilen hizmetin 250 TL karşılığı yük teslim ordino bedeli ile sınırlı olduğu anlaşıldığından 2. Nolu davalının taşıma konusu eşyanın zıyaı nedeniyle doğan zararın tazmini için açılan işbu davada pasif husumeti bulunmadığı anlaşılmıştır. Hasarın deniz taşıması sırasında meydana gelip gelmediği ve hasardan davalının sorumluluğu açısından yapılan değerlendirmede, dosyada mevcut 28.05.2015 tarihinde düzenlenen konişmento üzerinde yer alan “Goods On Board” kaydından, ... isimli gemiye, İtalya/Genova limanından Diliskelesi/Poliport limanına taşınmak üzere dava dışı sigortalı ... San. Tic. Ltd. Şti ne ait 35 adet, net : 172,993 Mton, brüt : 173,290 Mton Aliminyum Çinko Kaplı Sac emtiasının tam olarak yüklendiği, aynı zamanda emtianın rulo (coil) şeklinde olması nedeniyle, yükleme ve tahliye esnasında sayılabilen yük sınıfından olduğu, bu bağlamda konişmentoda alıcıya beyanı yapılmış olan rulo ve tonaj miktarının tahliye sonrası uygunluk göstermesi gerektiği, dava konusu Aliminyum Çinko Kaplı Rulo Sac emtiasının ... isimli gemiden tahliyesi sonrasında Gümrük yetkilisi Kolcu ... tarafından hazırlanan eşya teslim ve tesellüm tutanağı ve gümrük kolcuları çeki listesi ile ruloların yüklü olduğu kamyonların liman çıkışında bulunan gümrük kantarında yapılan boş-dolu tartımı sonucunda, 1 adet / 5760 kg emtianın konişmentoda beyan edilen miktardan eksik tahliye edilmiş olduğunun tespit edildiği, taşıyanın 35 adet olarak teslim aldığı rulo sac emtiasını 34 adet olarak teslim etmiş olduğu, her ne kadar hasar ihbarı teslimden 8 günden sonra yapılmış olsa da, yük eksikliğinin ilk defa tahliyenin tamamlanması ile birlikte resmi memur huzurunda tutanak altına alınması sabit olduğundan, eksikliğin taşıyanın sorumlu olduğu safhada meydana geldiği, TTK madde 1185/4 hükmü gereğince taşıyan lehine doğan karinelerin aksi ispatlandığı kanaatine varıldığından kadri marufunda görülen zarardan davalı Davalı ...' in sorumlu olduğuna dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir...."gerekçesi ile, 1 nolu davalı ...-... Acenteliği hakkında açılan davanın Pasif Husumet Yokluğu Nedeniyle REDDİNE, 2 nolu davalı ... Ticaret Ltd. Şti hakkında açılan davanın KABULÜ ile İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyasına yapılan itirazın İPTALİ ile takibin ... Dış Tic. Ltd. Şti. Açısından 7.024,80 TL asıl alacak, 167,73 TL işlemiş faiz (ödeme tarihi-takip tarihi) olmak üzere 7.192,53 TL açısından devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren ticari faiz uygulanmasına, Alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE, karar verilmiş ve karara karşı davalı ... Ticaret Limited Şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... Ticaret Limited Şirketi vekili istinaf dilekçesi ile, Davada zamanaşımı / hak düşürücü sürenin geçtiğini, Davanın, taşıma işleri için düzenlenmiş bulunan TTK 855. Maddesi gereğince 1 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğundan davanın öncelikle zamanaşımından reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürdüklerini, Yerel mahkemenin, zamanaşımı itirazını, TTK 1188. maddesindeki 1 yıllık hak düşürücü süre kapsamında değerlendirdiği, davaya konu eksik eşyanın teslim tarihinin 10.06.2015 olduğu, davacının ise 18.09.2015 tarihinde icra takibi başlattığı için 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçmemiş olduğundan bahisle hak düşürücü sürenin geçmemiş olduğuna hükmettiğini, Mahkemenin zamanaşımı ve hak düşürücü süreye dair değerlendirmesi hadiseye uygun olmadığını, çünkü işbu davaya konu hadise 10.06.2015 tarihli yük tahliyesine ilişkin olmasına karşın, icra takibi başlatılması (18.09.2015) ile kesilen/duran 1 yıllık zamanaşımı/hak düşürücü sürenin, dava açılış tarihi (18.08.2017) itibariyle dolduğunu, hadisede, icra takibine yaptıkları itirazı, davacıya tebliğ etmedikleri için itirazın iptali davasının açılmasında İİK.da öngörülen 1 yıllık dava açma süresinin işlemeye başlamayacağı düşünülebileceğini, ancak, itirazın iptali davasını açma süresi ile, alacağın zamanaşımının/hak düşürücü süresinin tabi olduğu süre birbirinden farklı kavramlar olduğunu, zira davacının her halukarda işbu davasını, taraflar arasındaki borç ilişkisinin tabi olduğu zamanaşımı/hak düşürücü süresi içerisinde ikame etmesi gerektiğini, takip açılması ile kesilen/duran 1 yıllık zamanaşımı/hak düşürücü süre dolduktan sonra huzurdaki davanın açıldığını, bu sebeple zaman aşımı defi veya Hakimce re’sen dikkate alınması lazım gelen hak düşürücü sürenin geçtiği sebebiyle davanın zamanaşımı/hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, aksi kabul halinde, yasal süre içerisinde icra takibi başlatan bir alacaklının, sırf icraya yapılan itiraz alacaklıya tebliğ edilmedi diye ilanihaye veya belirsiz bir süre sonra dahi itirazın iptali davası açabileceği sonucu çıkar ki, kanunun lafzından böylesi bir sonucun murad edilmediği çok açık olduğunu, zira itirazın iptali davası açılmasındaki 1 yıllık hak düşürücü süre, temel borç ilişkisinin tabi olduğu (takip açılmakla kesilen ve yeniden işlemeye başlayan) zamanaşımı veya hak düşürücü süre içerisinde açılması gerektiğini, icra takip açılması ile kesilen/duran 1 yıllık zamanaşımı/hak düşürücü süre dolduktan sonra huzurdaki dava açıldığını, bu sebeple davanın öncelikle, zamanaşımı def’imiz veya hak düşürücü sürenin geçmesi sebebiyle reddi gerektiğini, Yükün tahliye evrakları limandan getirtilip incelenmediğini, Gerçekten de geminin tahliye limanına getirdiği yükün, birden fazla alıcısı olduğu, davacının ödeme yaptığı şirketin ise yük alıcılarından sadece bir tanesi olduğu yük evraklarının incelenmesinden anlaşılmakta olduğunu, diğer yandan geminin, yükleme limanında aldığı yükün tamamını (adet olarak da tamamını) tahliye limanına teslim ettiği, yük tahliye ordinolarıyla da sabit olduğunu, gemi yükü tahliye edildikten sonra, limandaki antrepoya koyulduğu, yükün birkaç alıcısı da farklı farklı zamanlarda yükü bu antrepodan çektiğini, (örneğin, davaya konu eksiklik, gemi yükünü tahliye ettikten 8-10 gün sonra fark edildiğini,) dolayısıyla gerçekten de iddia edildiği gibi, eksik bir mal oluşmuşsa bu vakıanın limandan veya farklı yük alıcıları arasındaki yanlışlıktan veya liman antreposundaki bir hatadan kaynaklandığının düşünüldüğünü, örneğin eksik yük, yükün bir başka alıcısı tarafından bile yanlışlıkla antrepodan çekilmiş olabileceğini, yani, geminin yükünü tam ve eksiksiz olarak limanın antreposuna tahliye etmesiyle birlikte, yükün gemiyle rabıtası kesilmekte olduğunu, dolayısıyla sonradan oluşan eksik yükle, gemi arasında uygun illiyet rabıtası kurulması mümkün olmadığını, mahkemenin tahliye evraklarını ilgili limandan getirtip, gerekli incelemeleri de yapmadığını, “kolcu” imzalı 10.06.2015 tarihli belgenin delil kıymeti olmadığını, Geminin yükünü limanda tam ve eksiksiz olarak tahliye ettiği yük evrakları ile de sabit olduğunu, zira tahliye esnasında veya henüz gemi limandan kalkmadan evvel (yani tahliyenin hemen bitiminde) yükte bir eksiklik olsaydı, yük alıcısı veya temsilcisi bu hususu derhal yazılı bir protesto olarak bildireceği ve ayrıca geminin tahliye evraklarına (status of facts-sof gibi evraklara) bu durumu yansıtacağını, (uygulama zaten bu şekildedir, o kadar ki, eksik yük tahliye eden geminin, eksik yük bedeliyle ilgili teminat vermeden limandan bile kalkışına müsaade edilmeyeceği). gemi yükünü tahliye ettikten ve geminin limandan kalkışına izin verildikten sonra, gemi, gemi kaptanı veya gemi temsilcisi acentanın gıyabında yükte eksik olduğuna dair bir evrak düzenlendiğini, bahsi geçen 10.06.2015 tarihli evrak “kolcu” sıfatında bir şahıs tarafından imzalandığını, kolcu denilen kişinin resmi bir sıfatı olup olmadığı veya evrakın gerçekten de 10.06.2015 tarihinde düzenlenip düzenlenmediği bile yerel mahkemece araştırılmadığını,Davacı zararını somut olarak ispat edemediğini, Davacı tarafça dosyaya sunulan 23.06.2015 tarihli ekspertiz raporunda “hasar ihbarının alınması üzerine sigortalı arandığında emtianın gemiden boşaltıldığı ve geminin limandan ayrılmış olduğunun tarafımıza bildirilmiş olması sebebiyle ekspertiz çalışması evrak üzerinden yapılmıştır.” ifadelerine yer verildiğini, öncelikle geminin tahliyesi esnasında hiçbir ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin tahliye gerçekleştiğini, akabinde tahliyeden günler sonra gıyapta düzenlenen evrak üzerinden hazırlandığı anlaşılan ekspertiz raporunun da delil kıymeti olmadığını, tahliye akabinde gıyaplarında tanzim edilen bu evrakın hiçbirinde gemi kaptanının veya şirketin yetkilisinin imzası bulunmadığını, yine ihtirazi kayıtsız teslim alınan malların daha sonra eksik olduğunun iddia edilebilmesi hukuken mümkün olmadığını, zira mallar sayılabilir nitelikte olduğunu, zaten eksper de geminin tahliyesi sonrasında hasar tespit çalışmasını evrak üzerinden yaptığını raporunda açıkça belirttiğini, ayrıca, iddia olunan hasarın da davacı sigorta şirketine 10 gün sonra ihbar edildiği de eksper raporunda açıkça ifade edildiğini, Zarar miktarı ve hesap yönetimi de hatalı olduğunu, Hükme esas alınan eksper raporunda, eksik olduğu iddia olunan malın sigorta bedeli üzerinden hesaplama yapılması hatalı olduğunu, malı sigorta ettirenin, sigorta bedelini, beyan üzere yazdırdığı poliçenin mal değeri konusundaki sıhhati de tartışmalı olduğunu, ayrıca “...” imzalı tutanağa esas kantar raporu da ibraz edilemediğini, eksik bağ 5.760 kg ise toplam yükün (35X5760=) 201.600 kg olması gerekirken, yükün toplamda 173.290 kg. Olduğunu, bu sebeple zarar olarak gösterilen ağırlık da gerçeği yansıtmadığını, diğer yandan her bir bağın eşit veya eşdeğer ağırlıkta olup olmadığı da belli olmadığını, bu sebeple davacının zararını ispatlayamadığını, eksperin delil kıymeti bulunmayan evraklar üzerinden ve olayın üzerinden uzunca bir zaman sonrasında yaptığı zarar hesabı soyut ve afaki olduğunu, İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, “Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesi”ne istinaden ödenen tazminatın rücuan tahsili için başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, 1-)1 nolu davalı ...-... Acenteliği hakkında açılan davanın Pasif Husumet Yokluğu Nedeniyle REDDİNE, 2-) 2 nolu davalı ... Ticaret Ltd. Şti hakkında açılan davanın KABULÜ ile İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyasına yapılan itirazın İPTALİ ile takibin ... Tic. Ltd. Şti. Açısından 7.024,80 TL asıl alacak, 167,73 TL işlemiş faiz (ödeme tarihi-takip tarihi) olmak üzere 7.192,53 TL açısından devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren ticari faiz uygulanmasına, karar verilmiş ve karara karşı davalı ... Dış Ticaret Limited Şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. TTK’nın halefiyet başlıklı 1472. maddesine göre, sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Davacı tarafından sigortalısına 24/06/2015 tarihinde 7.024,80 TL. Ödeme yapıldığı gözetildiğinde davacı sigortacının TTK. 1472 maddesi uyarınca dava açma hakkı olduğu anlaşılmıştır. Davaya konu taşıma deniz yoluyla yapıldığından olaya TTK 'nun bu taşımaya ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiği, TTK 1188.maddesine göre, eşyanın ziya ve hasarı ile geç tesliminden dolayı taşıyana karşı her türlü tazminat isteme hakkı 1 yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşeceği düzenlenmiştir. İlgili kanun maddesinin başlığı, içeriği incelendiğinde 1 yıllık sürenin zamanaşımı değil hak düşürücü süre olduğu sonucuna varılmaktadır.Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere, TTK'nın 1188. maddesinde belirtilen mahkemeye müracaat ibaresinin, icra takibinde bulunmayı ve TBK'nun dava açılmasına eşit saydığı diğer muameleleri de kapsadığı kabul edilmektedir. Bu durumda davacının, bir yıllık hak düşürücü süre içinde icra takibine girişip girişmediğinin tespiti gerekir.Somut olayda, eşyanın davacının sigortalısına teslim tarihi 10/06/2015 tarihi olup takip tarihi olan 18/09/2015 tarihi arasında henüz bir yıllık hakdüşürücü sürenin dolmadığı görülmekle, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davalı vekilinin zararın taşıyıcı tarafından yapıldığının ispatlanamadığına yönelik istinaf sebepleri incelendiğinde; Mahkeme gerekçesinde de belirtildiği üzere, davacnın ... numaralı 29.5.2015/28.7.2015 vadeli nakliyat emtia abonman alt sigorta poliçesi tahtında sigortalısı ... Tic. Ltd. Şt.ne ait alüminyum bobin niteliğindeki emtianın, İtalya-Türkiye/Dilovası’na “Lira” isim gemi ile nakliyesi sırasında Enstitü Yük Klozları (A) “tüm riskler” uyarınca nakliye rizikolarına karşı sigortalamış olduğu, dosyada mevcut konişmento üzerinde yer alan kayda göre İtalya/Genova Limanından Diliskelesi/ Poliport Limanına taşınmak üzere dava dışı sigortalıya ait 35 adet, net:172,993 Mton, brüt: 173,290 Mton aliminyum çinko kaplı saç emtiasının tam olarak yüklendiğinin anlaşıldığı, dava konusu emtianın 10.6.2015 tarihinde gemiden tahliye edildiği, tahliye sonrası geminin aynı gün limandan ayrıldığının exper raporunda tesbit edildiği, emtianın tahliyesinden sonra gümrük yetkilisi ... tarafından hazırlanan eşya teslim ve tesellüm tutanağı ve gümrük kolcuları çeki listesi ile roloların yüklü olduğu kamyonların liman çıkışında bulunan gümrük kantarında yapılan boş-dolu tartımı sonucu 1 adet 5760 kg emtianın konişmentoda beyan edilen miktardan eksik tahliye edildiğinin tesbit edildiği, taşıyanın 35 adet olarak teslim aldığı emtiayı 34 adet olarak teslim ettiği, 18.6.2015 tarihinde yapılan ekspertiz incelemesi sonucunda eksik teslim nedeni ile 2.588, 18 Euro (KDV hariç) %0,5 tenzili muafiyet uygulanarak 2.418 Euro (KDV hariç) zararın tespit edildiği, davacı sigorta şirketi tarafından 7.192,53 TL‘nin 24.6.2015 tarihinde sigortalısına ödendiğinin anlaşıldığı, somut olayda, yük hasarının poliçe teminat kapsamında olup, rizikonun teminat süresi içerisinde meydana geldiği, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunduğu, mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda exper tarafından hesaplanan hasar bedelinin kadri maruf olduğunun belirtildiği, her ne kadar hasar ihbarı teslimden 8 gün sonra yapılmış olsada yük eksikliğinin tahliye limanı Poliport'ta tahliye sırasında yapılan sayım neticesinde resmi memur huzurunda tutulan tutanak ile sabit olduğundan, TTK. 1185/4 madde hükmü gereğince taşıyan lehine doğan karinenin aksi ispatlandığının kabulü gerektiği, dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesince ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, hüküm ve gerekçede davalı vekilinin istinaf nedenlerinin ayrıntılı olarak karşılandığı, yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan 148,60.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 491,32.TL istinaf karar harcından, istinaf eden tarafından yatırılan 123,00.TL harcın mahsubu ile bakiye 368,32.TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 16/02/2022 tarihinde HMK' nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.