T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/2039 Esas
KARAR NO: 2025/1877 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
ESAS NO: 2025/273 Esas - 2025/617 Karar
TARİHİ: 04/09/2025
DAVA: Şirketin İhyası
KARAR TARİHİ: 13/11/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın İstanbul 19. İş Mahkemesinin 2022/674 Esas sayılı dosyasında tespit davasının istinaf bozma ilamı tahtında müvekkili ...'ın SGK kaydının haberi olmadan yapılmış olmasına rağmen şirket tasfiye olduğundan dolayı söz konusu tespit davası işlemlerini yapmak üzere şirketin tasfiye haline dönüşmesini ve tüzel kişiliğinin TTK’nın 224 ve 445. maddeleri anlamında ihyası gerektiği, yine davası devam eden bir iş davası mevcut olduğu, dava İstanbul 19. İş Mahkemesi 2022/674 Esas numarası ile devam ettiğini, şirkete tebligat yapılamadığından 6100 sayılı HMK’nın 52 ve 54. maddeleri hükmünün yerine getirilmesine gerek kalmaksızın şirketin ihyası gerektiğini, müvekkili ...'ın SFS ... Bilgi İşlem Sanayi Ve Dış Ticaret Anonim Şirketi'nin, eskiunvan: ... Danişmanlik Bilgi İşlem Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin hasım göstererek, İstanbul 19. İş Mahkemesi-2022/674 Esas sayılı dosyası ile hizmet tespit davası açıldığını, ancak İstanbul 19. İş Mahkemesi-2022/674 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılamada SFS ... Bilgi İşlem Sanayi Ve Dış Ticaret Anonim Şirketi'nin eskiunvan: ... Danişmanlik Bilgiişlem Sanayi Ticaret Limited Şirketi adli şirketin ticaret sicilinden resen terkin edildiğini yapılan yargılamada öğrenildiğini, işbu davada ihyasını istedikleri SFS ... Bilgi İşlem Sanayi Ve Dış Ticaret Anonim Şirketi'nin, eskiunvan: ... Danişmanlik Bilgi İşlem Sanayi Ticaret Limited Şirketi adlı şirketin ticaret sicilinden terkin edilmeden önceki merkez adresinin Prf.dr.b.tarcan Cad.gayrettepe İş Merkezi ... Blok Gayrettepe Beşiktaş olduğunu, işbu şirket ticaret sicilinden 05/12/2019 tarihinde resen silindiğini, ihyası istenilen şirketin ticaret sicilinde resen terkin ediliğinden ötürü bu dava da husumeti, sadece ticaret sicil müdürlüğüne yöneltildiğini, ihyası talep edilen işbu davada kabul kararı vermesi halinde emsal nitelikte ki Yargıtay kararında da değinildiği üzere, şirketin ihyasına karar verilmesinin yanı sıra 6102 Sayılı TTK'nın 547/2. maddesi uyarınca tasfiye memuru atanması ile tescil ve ilanı gerektiğinin gözetilmemesi doğru görülmediği, hükmün bu sebeple bozulması gerektiği, Yargıtay hükmünde de değinildiği üzere şirketin tasfiye/ek tasfiyesi için karar vererek şirketle ile ilgili işlemlerin yapılabilmesi için yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle, Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün TTK m. 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yapıldığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirket tasfiye memurunda olduğunu, mahkemece dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK m. 547/2 gereğince tasfiye memuru atanmasının zorunlu olduğunu, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, müvekkili müdürlük yönünden davanın reddini, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkili müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı tasfiye memuru ... vekili cevap dilekçesinde özetle, ihya davalarının yazılı yargılama usulüne tabi olduğunu, yargılamanın basit yargılama usulü ile yürütülerek neticelendirilmesinin usule ve yasaya aykırılık teşkil edeceğini, son olarak davaya karşı zamanaşımı def'ilerini ve hak düşürücü süre itirazlarını da ileri sürdüklerini, mahkememizce dikkate alınmasını talep ettiklerini, tasfiye sürecinde tüm aşamaların usulüne uygun olarak yerine getirilerek hukuka uygun olarak başladığını, devam ettiğini ve tamamlandığını, işbu davanın açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığını, bu hususun açıkça anlaşılması açısından ihyası talep edilen şirkete karşı açılan bir diğer davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, işbu dosyada ihyası talep edilen şirketin ihyasına ilişkin İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/776 Esas Sayılı dosyası ile yargılama görüldüğünü ve işbu yargılamanın temyiz aşamasında derdest olduğundan mahkememizden öncelikle işbu davanın bu nedenle reddini aksi kanaatte olunması halinde ise İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/776 Esas sayılı dosyasında verilen ihya kararının kesineleşmesi halinde davacının işbu davayı açmada hukuki yararı olmadığı anlaşılacağından işbu davanın bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, tüm bu nedenlerden ve mahkemece resen dikkate alınarak sair nedenlerle; öncelikle İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/776 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasına ve ihya kararının kesinleşmesi halinde işbu davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmesini, mahkemece aksi kanaate olunacak ise zamanaşımı hak düşürücü süre ve davanın kötüniyetle açılmış olması ve tasfiye sürecinin eksiksiz olarak tamamlanmış olması hususları da dikkate alınarak, haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın esastan reddini, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği görüldü.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 04/09/2025 tarih ve 2025/273 Esas - 2025/617 Karar sayılı kararında;"...Dava, ticaret sicilinden tasfiye sebebi ile terkin edilen şirketin TTK 547. maddesine dayanan ek tasfiyesi amacıyla yeniden tescili davasıdır. TTK' nun 547. maddesinde "Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurlarının, yönetim kurulu üyelerinin, pay sahibi veya alacaklıların, şirket merkezinin bulunduğu yerde ki asliye ticaret mahkemesinden bu ek işlemler tamamlanıncaya kadar şirketin yeniden tescilini isteyebilecekleri, mahkemenin istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse ek tasfiye için yeniden tesciline ve bu işlemleri yapmaları için tasfiye memuru atayacağı düzenlenmiştir. Belirtilen yasa maddesinde açıkça düzenlendiği üzere; tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa davaya dayanak olan işlemlerin sonuçlandırılmasına münhasır olarak şirketin yeniden tescili talebi ile işbu davanın açılıp görülmesi mümkündür. Somut olayda davacı ile ihyası talep edilen şirketin taraf olduğu dosyanın görülüp sonuçlandırılması için terkin edilmiş şirketin yeniden tescili zorunludur. Davacının açtığı dava sonucunda davanın kabulüne karar verildiği taktirde tasfiye işlemlerinin eksiksiz olarak tamamlandığından bahsedilemeyecektir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2015/1277 E.) TTK 547. maddesi kapsamında açılan davada ise zamanaşımı veya hak düşürücü süre söz konusu değildir.Somut olayda, davacı tarafından İstanbul 19. İş Mahkemesi'nin 2022/674 Esas sayılı dosyasında terkin edilen şirket aleyhine dava ikame edilmiş olduğu, İstanbul 19. İş Mahkemesinin 2022/674 Esas sayılı dosyasında husumet yöneltilebilmesi için ihya davası açmakta davacının hukuki yararının bulunduğu, davacının dosyada verilecek hükmün infazı için ihya talep etmekte menfaatinin bulunduğu ve davacının TTK 547. Maddesi gereği ek tasfiye için ihya talep edebileceği anlaşılmakla ek tasfiye amacıyla şirketin ihyasına karar vermek gerekmiş, davalı sicilin yasal hasım olması nedeniyle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması mümkün görülmemiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile, ''1-Davanın KABULÜNE, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 426608-0 sicil numarasına kayıtlı Tasfiye Halinde ... ... Bilgi İşlem Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin İstanbul 19. İş Mahkemesinin 2022/674 Esas sayılı sayılı dosyasında verilecek kararların infazı amacıyla TTK'nın 547. maddesi uyarınca YENİDEN TESCİLİNE (İHYASINA),
... (T.C. Kimlik No:353......70)'ın tasfiye memuru olarak atanmasına,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı tasfiye memuru vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı tasfiye memuru vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece 01/07/2025 tarihli ara karar ile işbu uyuşmazlığın yazılı yargılama usulüne tabi olduğu yönündeki itirazları kabul edilmişse de yazılı yargılama usulüne göre yürütülmesi gereken yargılamanın usule aykırı şekilde tesis edildiğini, zira davalı ... Sicil Müdürlüğü’nün ikinci cevap süresinin dolması beklenmeden karar verilmiş olduğunu, bu durumun hem müvekkil aleyhine sonuçlar doğurduğunu, hem de açık bir yargılama hatası teşkil ettiğini, Yerel mahkeme nezdinde görülen uyuşmazlığın HMK'nun 316. maddesinde sayılan işlerden olmaması ve TTK'da bu konuda basit yargılamaya tabi olduğuna ilişkin hüküm bulunmaması karşısında yazılı yargılama usulüne tabi olduğunu, nitekim ilgili itirazları neticesinde mahkemece işbu hususun gözetildiğini, bu doğrultuda 01/07/2025 tarihli ara karar tahsis edilerek görülen yargılamada "HMK m. 118 ve devamında düzenlenen yazılı yargılama usulünün uygulanmasına" karar verildiğini, halihazırda konuya ilişkin müstakar nitelikteki Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri kararları incelendiğinde de işbu davanın yazılı yargılama usulüyle yürütülmesi gerektiğini, TTK m. 1521 hükmünün ne anlama geldiğinin madde ve komisyon gerekçelerinden yola çıkılarak anlaşılmak mecburiyetinde olduğunu, madde gerekçesine göre TTK m. 1521 hükmünün yalnızca TTK m. 1460 hükmünün dilinin sadeleştirilmiş bir hali olduğunu, komisyon gerekçesine göre hükmün kapsamına tasfiye memurları ile yöneticilerin de eklendiğini, TTK m. 1521 hükmünün doktrinde de yalnızca şirket tarafından tasfiye memurlarına karşı açılacak sorumluluk davalarında uygulanacağı şeklinde yorumlandığını, ek tasfiye talebiyle açılan yargılamada çift unsur öğretisi uyarınca tüzel kişiliği devam eden şirkete karşı dava açılacağı gerekçesiyle hangi yargılama usulünün uygulanması gerektiğine TTK 1521. maddesine göre karar verilmesi gerektiğini, pay sahibi sıfatına sahip biri tarafından talep edilmekteyse basit yargılama usulü uygulanması gerektiğini, ancak ek tasfiye pay sahibi sıfatına sahip olmayan üçüncü kişiler tarafından talep edilmekteyse bu halde yazılı yargılama usulü uygulanması gerektiğini, bu halde somut uyuşmazlıkta yazılı yargılama usulünün uygulanması yönünden yerel mahkemece her ne kadar doğru işlem tesis edilmiş ise de yazılı yargılama usulünde gözetilmesi zorunlu usul kuralları tatbik edilmeyerek müvekkilin savunma hakkı ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, Yerel mahkeme tarafından itirazları gözetilerek 01/07/2025 tarihli ara karar kurulduğunu ve bu karar ile uyuşmazlığın yazılı yargılama usulüne tabi olduğunun belirlendiğini, dilekçeler teatisine ilişkin usul hükümlerinin kanuna uygun şekilde ortaya konulduğunu, ancak dosya kapsamında davacı tarafından 03/07/2025 havale tarihli cevaba cevap dilekçesinin davalı ... Sicil Müdürlüğü’ne 09/07/2025 tarihinde tebliğ edilmiş olduğunu, bu hususun dosyada mevcut tebliğ mazbatası ile sabit olduğunu, bu durumda davalı tarafın ikinci cevap dilekçesi verme süresinin 23/07/2025 tarihinde sona erdiğini, 6100 sayılı HMK’nın 104. maddesi uyarınca adli tatile tabi olan dava ve işlerde sürelerin son gününün adli tatile rastlaması halinde, süre adli tatilin bitiminden itibaren bir hafta uzamış sayılmaktadır. Somut olayda davalının ikinci cevap dilekçesi için öngörülen sürenin son günü adli tatile denk geldiğinden, bu sürenin kendiliğinden 08/09/2025 tarihine kadar uzadığını, dolayısıyla dilekçeler teatisi tamamlanmadan yerel mahkemece 04/09/2025 tarihli celse ile hüküm kurulmuş olduğunu, bu açık usuli hatanın müvekkilin hukuki dinlenilme hakkını, savunma hakkını ve adil yargılanma hakkını ve yazılı yargılama usulünün emredici hükümlerini açıkça ihlal edilerek verilen bir karar niteliğinde olduğunu, tesis edilen kararın usule aykırı olduğunu, HMK m. 27 ve m. 136 vd. hükümleri gereğince kaldırılması gerektiğini, Tasfiye sürecinde tüm aşamaların usulüne uygun olarak yerine getirilerek hukuka uygun olarak başlatıldığını, devam ettiğini ve tamamlandığını, 16.02.2016 tarihinde ... ... Bilgi İşlem Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin tasfiyesine karar verildiğini, tasfiye kararının 16.03.2018 tarihinde tescil edildiğini, müvekkil ...'ın ise aynı karar ile tasfiye memuru olarak atandığını, bu görevlendirme sonrası müvekkil tarafından gerekli tüm bilgi ve belgelerin hazırlandığını, işlemlerin yerine getirildiğini, tasfiye sırasında yerine getirilmesi gereken tüm aşamalar eksiksiz bir şekilde ifa edilmiş olduğundan ikame edilen ihya davasının redde mahkum olduğunu, davanın kabulüne ilişkin kararın istinaf incelemesi sonucunda ortadan kaldırılması gerektiğini, Yargılama sonunda tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilmeden, hangi delilin neden dolayı üstün tutulduğuna ilişkin gerekçeler dahi açıklanmadan soyut açıklama ile verilen kararla da çelişecek şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, mahkeme kararının somut ve anlaşılır olması gerektiğini, aksi durumun adil yargılanma hakkına açıkça aykırı olduğunu, Gerekçeli kararın gerekçeye ait herhangi bir söz şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde düzenlenmesinin zorunlu olduğunu, bu hususun mahkemenin doğru sonuca ulaşması ve adaletin gerçekleşmesi için oldukça önemli olduğunu, Anayasal ve yasal düzenlemeler gereğince mahkemenin tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kararda göstermesinin zorunlu olduğunu, ancak 04/09/2025 tarihli gerekçeli kararda tarafları aydınlatmaktan uzak, soyut ve yetersiz açıklamalar yapıldığını, gerekçesi eksik ve tarafları tatmin etmeyen nitelikte olan bir kararın aynı zamanda adil yargılanma hakkının ihlali ile verilmiş bir karar olduğunu,Yerel mahkemece yazılı yargılama usulüne geçilmiş olmasına rağmen dilekçeler teatisi tamamlanmadan ve tarafların savunma hakları gözetilmeden tesis edilen 04/09/2025 tarihli kararın hem HMK’nın emredici hükümlerine, hem Anayasa’nın sağladığı adil yargılanma ve hukuki dinlenilme ilkelerine, hem de Yargıtay içtihatlarına açıkça aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak istinaf isteminin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, ticaret sicilinden tasfiye nedeniyle terkin edilen şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 547. maddesinde düzenlenen ek tasfiye istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne, karar verilmiş, karara karşı davalı tasfiye memuru vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Mahkemece, 24/04/2025 tarihli tensibin 1 nolu ara kararı ile; Davanın niteliği itibariyle HMK 316 ve devamı maddeleri uyarınca basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verildiği, davalı tasfiye memuru vekilinin itirazı üzerine 01/07/2025 tarihli ara karar uyarınca; Davalının yargılama usulüne ilişkin itirazının kabulüne, davada HMK md.118 ve devamında düzenlenen yazılı yargılama usulünün uygulanmasına, karar verilmiş ise de, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/11-2924 Esas, 2018/1935 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, ihya davaları basit yargılama usulüne tabidir. Bu nedenle mahkemece, davalı tarafın yargılama usulüne ilişkin itirazının reddine karar verilip basit yargılama usulüne göre yargılama yapılması gerekirken itirazın kabulüne karar verilip yazılı yargılama usulüne göre yargılamaya devam olunması yerinde görülmemiş ise de sonuca etkili olmayacağı, bu nedenle davalı vekilinin 2. Cevap süresi dolmadan karar verildiği, savunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Şirketlerin tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin ile sona ermektedir. şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılması halinde tüzel kişiliğin sona ermesinden söz edilecektir.Tüzel kişiliğin son bulması sonucunu doğuran fesih ve tasfiye işleminin hatalı veya eksik olması halinde gerçek anlamda tasfiyeden söz etmek mümkün olmayıp bu durumda TTK'nın 547. Maddesinde tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğunun anlaşılması halinde şirketin yeniden tescilinin istenebileceği düzenlenmiştir. Dosya arasında bulunan ticaret sicil kayıtları incelendiğinde, ihyası talep edilen Tasfiye Halinde ... ... Bilgi İşlem Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin tasfiyenin sona erdiği 05.12.2019 tarihinde tasfiye suretiyle ticaret sicilden terkin edildiği anlaşılmıştır.Somut olayda, davacı tarafından ticaret sicilden terkin edilen ihyası istenilen şirket hakkında terkin tarihinden önce 15/12/2016 Tarihinde İstanbul 19 İş Mahkemesinin 2022/674 Esas ( İstanbul BAM 34. H.D.'nin 23/06/2022 tarihli kaldırma kararı öncesi eski esas no: 2019/133 Esas) sayılı dosyası ile tespit davası açtığı, iş bu dosyada taraf teşkilinin sağlanabilmesi için ilgili şirketin yeniden tescilinin zorunlu olduğu, buna göre davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, ihyası istenilen şirketin tasfiye suretiyle ticaret sicilden terkin edilmeden önce hakkında açılan ve görülmekte olan bir davanın bulunması halinde tasfiye işlemlerinin tamamlandığından söz edilemeyeceği, davalı tasfiye memuru, eldeki davanın açılmasına sebep olmuştur. İlanlar sırasında davacı tarafın başvuruda bulunmaması ihya talebine engel teşkil etmediği, bu durumda tasfiye işlemleri eksik bırakıldığından ek tasfiye işlemlerinin yapılması zorunlu olmakta ve kaydı silinen şirketin ek tasfiye işlemlerinin tamamlanması bakımından ihyası gerekmektedir. Mahkemece ek tasfiye işlemlerinin yapılması için şirketin ihyasına karar verilmiştir. Dosya kapsamı ve toplanan tüm delillere göre TTK 547 maddesindeki ek tasfiye koşullarının gerçekleştiği gözetilerek, ihya karar verilmesi ve şirketin son tasfiye memuru olan ...'ın da tasfiye memuru olarak atanması TTK. 547/2 madde uyarınca yerindedir. TTK.547/2 maddesi uyarınca ek tasfiye işlemleri için şirketin ihyası koşullarının oluşması, davalı tasfiye memuru tasfiye işlemlerini eksik bıraktığından dava açılmasına sebep olduğu ve davalı ... sicil memurluğunun yasal hasım olup tasfiye işlemlerinde her hangi bir yetki ve sorumluluğunun bulunmadığı, davanın açılmasına sebep olmadığı, bu tespitlere göre ilk derece mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Sonuç olarak, ilk derece mahkemesince verilen karar usul ve yasaya uygun olup kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tasfiye memuru tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı, istinaf eden davalı tasfiye memuru tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalı tasfiye memuru üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda Yargıtay HGK.'nun 14/07/2025 Tarih ve 2024/251 Esas -2025/468 Karar sayılı kararı uyarınca HMK. 362/1-ç maddesi gereğince kesin olarak 13/11/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.