T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/869 Esas
KARAR NO: 2025/1033 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2021/634 Esas - 2025/151 Karar
TARİH: 05/03/2025
DAVA: Alacak (İstirdat )
KARAR TARİHİ: 19/06/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... İthalat İhracat Sanayi Ticaret Limited Şirketinin keşidecisi olduğu, lehtarının ise ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi olduğu, ... Bankası Mustafa Kemalpaşa Şubesi 12/10/2012 tarih ve ... nolu 25.000,00-TL bedelli çek, keşideci müvekkili ile dava dışı lehtar şirket arasında akdedilen sözleşmeye istinaden verildiği, ancak dava dışı lehtar ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi sözleşmede kendi üzerine düşen edimleri yerine getirmediği, bu sebeple sözleşmenin karşılıklı olarak fesih edildiği, sözleşmenin fesih edilmiş olması nedeniyle Karamürsel Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/537 Esas sayılı dosyasında karara bağlanmış olup kararın kesinleşmiş olduğunu,, dava konusu çekin temliken değil, tahsil amaçlı olarak bankanın uhdesine verilmiş olduğunu, müvekkili şirketin ise borçluymuş düşüncesi ile bu çek bedeli olan toplamda 25.000,00-TL'yi vekalet ücreti ile yargısal giderleri ile birlikte davalı bankaya Mustafakemalpaşa İcra Dairesinin ... esas sayılı icra dosyası ile ödediğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 78. Maddesinde "borçlanılmamış edimin ifası'nın düzenlenmiş olduğunu, ilgi maddenin " Borçlanmadığı edimi kendi isteği ile yerine getiren kimse, bunu ancak, kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebilir" şeklinde düzenlendiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 82. Maddesinde ise zamanaşımının düzenlenmiş olduğunu, ilgili maddenin "hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar" şeklinde olduğunu, somut olayda, borçlu olmadığı halde borçlu olduğu düşüncesiyle bankaya ödemeler yapan müvekkiline söz konusu bedelin iadesi gerektiğini, dava konusu çekleri dava dışı lehtar ... San. Tic. Ltd. Şti davalı bankaya çek tevdiat bordrosu ile tahsil cirosu ile teslim ettiğini, davalı bankanın dava dışı lehtar şirket ... San. Tic. Ltd. Şti ile aynı konumda olduğunu ve dolayısıyla dava dışı lehtar şirket ... San. Tic. Ltd. Şti'ye karşı ileri sürülebilecek tüm hususlar davalı bankaya karşı da ileri sürülebileceğini belirterek, açıklanan nedenlerle davanın kabulüne, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve eksik harcı ikmal etmek üzere şimdilik 25.000,00 TL 'nin davacı bankaya yapılan ödeme tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu çekin ciro silsilesine uygun olarak, temlik cirosuyla müvekkili bankaya ciro edildiğini, müvekkili banka iyiniyetli ve meşru hamil olup davacı tarafın şahsi defilerinin muhattabı olmadığını, tarafların arasında yapıldığı iddia edilen sözleşmenin fesih edilmiş olması sebebiyle davacı tarafın sözleşmenin diğer tarafına borçlu olmadığı hususu Karamürsel Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/527 esas sayılı dosyasında verilen 23/01/2013 tarihli karar ile hüküm altına alındığı, kararın 27/02/2013 tarihinde kesinleştiği, söz konusu mahkeme kararının davacı şirketin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarih olarak kabul edilmesi gerektiğini, bu sebeple geri isteme hakkının doğduğu tarih üzerinden 2 yılı aşkın süre geçmiş olup talep hakkının zamanaşımına uğradığını, davacı ödeme yapmasının üzerinden bir hayli zaman geçmesine karşılık kötü niyetli olarak, müvekkili bankanın usul ve yasaya uygun şekilde elde ettiği hakkının iadesini istemekte olduğunu savunarak, haksız açılan davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 05/03/2025 tarih ve 2021/634 Esas - 2025/151 Karar sayılı kararında; "....Dava, sebepsiz zenginleşmeden doğan alacak istemine ilişkindir.Sebepsiz Zenginleşmeden Doğan Borç İlişkileri 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 77 ila 82. Maddeleri arasında düzenlenmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 77. Maddesi, "Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür.Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur." 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 78. Maddesi, "Borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimse, bunu ancak, kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebilir.Zamanaşımına uğramış bir borcun ifasından veya ahlaki bir ödevin yerine getirilmiş olmasından kaynaklanan zenginleşmeler geri istenemez.Borç olmadığı hâlde ödenmiş olan edimin geri istenmesine ilişkin diğer kanun hükümleri saklıdır."6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 82. Maddesi, "Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.Zenginleşme, zenginleşenin bir alacak hakkı kazanması suretiyle gerçekleşmişse diğer taraf, istem hakkı zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcunu ifadan kaçınabilir." şeklinde düzenlenmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 82/1 Maddesine göre, Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğramaktadır.Somut olayda, Karamürsel Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/537 esas sayılı dosyasında verilen kararın 27/02/2013 tarihinde kesinleştiği, Mustafakemalpaşa İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına davacı tarafından yapılan son ödemenin 31/05/2013 tarihli olduğu anlaşılmıştır. Karamürsel Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/537 esas sayılı dosyasından verilen karar ve kesinleşmesi ile Mustafakemalpaşa İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapılan son ödeme tarihi birlikte dikkate alındığında, davacının geri isteme hakkını en geç son ödeme tarihi 31.05.2013 tarihinde öğrenmiş olacağı, eldeki davanın 01.10.2021 tarihinde açıldığı, bu kapsamda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 82/1 Maddesinde düzenlenen 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduktan sonra eldeki davanın açıldığı sonuç ve kanaatine ulaşılarak, davacı tarafça açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir."gerekçesi ile, ''1-Davacı Tarafça Açılan Davanın Zamanaşımı Nedeniyle REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece zamanaşımına dayalı red kararının hukuka aykırı olduğunu, Mahkemenin, TBK m. 82/1 uyarınca davacının geri isteme hakkını öğrendiği tarih olarak son ödeme tarihi olan 31.05.2013’ünü esas aldığını ve iki yıllık sürenin dolduğunu kabul ederek davayı zamanaşımı nedeniyle reddettiğini ancak bu yorumun hatalı olduğunu; davacı, alacağın asıl borçlu tarafından ödenmesi gerektiğini, ancak kendisinin bu borcu yanlışlıkla ödediğini Karamürsel Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/527 E., 2013/57 K. sayılı kararı ile öğrendiğini; bu kararın 23.01.2013 tarihinde verildiğini ve 27.02.2013 tarihinde kesinleştiğini ancak bu kararın müvekkile fiilen tebliğ veya bildirildiğine ilişkin herhangi bir kayıt veya delil bulunmadığını; söz konusu kararın davacı şirket tarafından öğrenilmesi, ancak icra takibi ve ödeme sürecinde gerçekleştiğinden, öğrenme tarihi olarak icra ödemesinin son tarihi olan 31.05.2013'ün esas alınmasının dahi ihtilaflı olduğunu; 6098 sayılı TBK m. 82/1 gereği her halükârda 10 yıllık süre dolmadan açılmış dava zamanaşımı kapsamında değerlendirilemeyeceğini; dava tarihinin 01.10.2021 olup sürenin dolmadığını, Davalı bankanın hukuka aykırı şekilde zenginleştiğini, Karamürsel Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kesinleşmiş kararında davacı ...’in, dava dışı ... Gıda’ya hiçbir borcu bulunmadığının açıkça belirtildiğini; (Karamürsel AHM 2012/527 E.) Bu durumda, davalı banka lehine ödenen çek bedelinin, geçerli bir borç ilişkisine dayanmamakta olduğunu, Davalı bankanın, icra takibi sırasında çekin temlik cirosuyla devralındığını ileri sürse de, bunu kanıtlayacak hiçbir belge sunamadığını; Bilirkişi ... tarafından hazırlanan 04.10.2024 tarihli raporda açıkça: “Dava konusu çekin davalı bankanın eline nasıl geçtiği, kredi borcuna karşılık mı temlik alındığı, çekin temlik cirosuyla mı tahsil cirosuyla mı alındığı hususlarında inceleme yapılamamıştır.” şeklinde net tespit yapıldığını; bu durumun, davalı bankanın iyiniyetli hamil olduğunu iddia edebilmesini de hukuken mümkün kılmadığını; bir borcun varlığı kesinleşmeden ve çekin bankaya geçiş süreci izah edilmeden, yapılan ödemenin "borcun ifası" olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını; bu nedenle ödemeler, TBK m.78 anlamında borçlu olunmadığı halde yapılan ifa niteliğindedir. Ayrıca, davaya konu çekin davacıya ait olduğu sabit olup, mahkemenin 06.06.2023 tarihli ara kararı uyarınca bankadan tevdiat bordrosu ve çekin devrine ilişkin belgeler istenmişse de, davalı bankanın bu belgeleri sunamadığını, yasal saklama süresi sona erdiği bahanesiyle mükellefiyetinden kaçındığını, Sebepsiz zenginleşme hükümlerinde zamanaşımı süresinin, zenginleşmenin hukuki niteliğinin öğrenildiği tarihten itibaren başlayacağını; somut olayda bu tarihin, en erken çekin tahsil edildiği süreçle ilgili bilgilere erişilen 2021 yılı olduğunu; bu itibarla istirdat davasının süresinde açıldığını, Tahsil cirosuyla devralınan çeklerde şahsi defilerin ileri sürülebileceğini, Yargıtay içtihatları uyarınca tahsil cirosuyla iktisap edilen çeklerde, keşidecinin lehtara karşı ileri sürebileceği defiler, çeki elinde bulunduran banka gibi hamillere karşı da ileri sürülebileceğini, Yargıtay 12. HD 09.02.2010, 2009/21230 E. – 2010/2520 K. “Çekleri tahsil cirosu ile iktisap eden alacaklıya karşı, borçlu keşideci, lehtar ile arasındaki ilişkiden kaynaklanan def’ileri ileri sürebilir.” Yargıtay 19. HD 2016/557 K. “Tahsil amacıyla tevdi edildiği anlaşılan çeklerde hamil sadece senedin tahsil hakkını devralır… temsilci konumundadır.” Yargıtay 19. HD 2011/11810 E. – 2012/7519 K. “Hamilin tahsil amacıyla çekleri aldığı sabit ise, bu durumda hamil vekil sıfatıyla hareket etmekte olup; lehtar ile keşideci arasındaki şahsi defiler hamil bankaya karşı da ileri sürülebilir.” Bilirkişi raporu ve dosyada mevcut diğer bilgi/belgeler, çekin bankaya tahsil amacıyla verildiğini ve bankanın bu ilişkide vekil sıfatında hareket ettiğini ortaya koymakta olduğunu; dolayısıyla davacı şirketin şahsi defi niteliğindeki alacak talebinin hukuken kabulü gerektiğini, Mahkemenin, bilirkişi raporunu ve tespit edilemeyen belgeleri görmezden geldiğini, Bilirkişi raporunda çekin devrine ilişkin herhangi bir belgenin ibraz edilmediği, çekin temlik cirosuyla mı tahsil cirosuyla mı verildiği konusunda somut tespit yapılamadığının ifade edildiğini; davalı bankanın beyanlarının aksine, somut ve incelenebilir hiçbir belge sunulmaksızın, mahkemenin davayı zamanaşımı nedeniyle reddetmesi, delillerin değerlendirilmemesi ve eksik inceleme ile karar verilmesi anlamına gelmekte olduğunu, Tüm bu nedenlerle açıkça usul ve yasalara aykırı görülen ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın talepleri doğrultusunda kabulüne karar verilmesi dileği ile istinaf kanun yoluna başvurma zaruretinin hasıl olduğunu, İleri sürerek, yukarıda açıklanan nedenler ve istinaf incelemesini yapacak yüksek dairece resen nazara alınacak usul ve yasalara aykırı sair nedenlere binaen; İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 05.03.2025 tarih, 2021/634 Esas ve 2025/151 Karar sayılı kararının kaldırılarak davanın talepleri doğrultusunda kabulüne, karara bağlı olarak başlatılacak icra takibinin hükmün kesinleşmesine kadar geri bırakılmasına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, Mustafakemalpaşa İcra Dairesinin ... esas sayılı icra dosyasına yapılan ödemenin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve eksik harcı ikmal etmek üzere şimdilik 25.000,00 TL 'nin sebepsiz zenginleşme hükümleri doğrultusunda istirdadı istemine ilişkindir. Mahkemece, Davanın zamanaşımı süresi içerisinde ikame edilmediği gerekçesiyle reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı taraf dava dilekçesi ile, Keşidecisinin davacı ... San. Tic. Ltd. Şti, lehtarının ise ... San. Tic. Ltd. Şti. Olan ... Bankası Mustafa Kemalpaşa Şubesine ait 12/10/2012 tarih ve ... nolu 25.000,00 TL bedelli çek ile beraber dava dışı çeklerinde dava dışı lehtar ... San. Tic. Ltd. Şti. arasında akdedilen sözleşmeye istinaden verildiğini acak dava dışı lehtar ... San. Tic. Ltd. Şti'nin sözleşmede kendi üzerine düşen edimleri yerine getirmediğini, bu sebeple sözleşmenin karşılıklı olarak feshedildiğini, sözleşmenin fesih edilmiş olması sebebiyle dava konusu çek ile beraber dava dışı çekler yönünden Karamürsel Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/537 Esas sayılı dosyası ile ... San. Tic. Ltd. Şti hakkında menfi tespit davası açıldığını, bu dosyanın karara bağlanmış olup, bu kararın kesinleştiğini, bu çekler hakkında yapılan araştırmalar neticesinde, dava konusu çeki dava dışı lehtar ... San. Tic. Ltd. Şti tarafından davalı bankaya çek tevdiat bordrosu ile tahsil cirosu ile teslim ettiğini ancak davalı banka sanki temlik cirosuymuş gibi hareket ederek hakkında icra takibi başlatıldığını, borçlu olduğu düşüncesi ile bu çek bedeli olan toplamda 25.000,00 TL. yi vekalet ücreti ile icra harçları gibi yargısal giderleri ile birlikte davalı bankaya Mustafakemalpaşa İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyası ile ödediğini belirterek bankaya yapılan ödemenin fazlaya ilişkin alacak ve faiz hakları saklı kalmak kaydıyla ve eksik harcı ikmal etmek üzere şimdilik 25.000 TL. nin bankaya yapılan ödeme tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalı bankadan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Dosya kapsamından; İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası ile Davalı alacaklı ... A.Ş. Tarafından davacı ... San. Tic. Ltd. Şti. İle dava dışı ... San. Tic. Ltd. Şti. Hakkında ... Bankası Mustafa Kemalpaşa Şubesine ait 12/10/2012 keşide tarihli, 25.000,00 TL bedelli çeke dayalı olarak 25.000,00 TL. Çek bedeli, 126,04 TL. İşlemiş faiz, 75,00 TL. Çek komisyonu, 1.250,00 TL. Karşılıksız çek tazminatı olmak üzere toplam: 26.451,04 TL. Üzerinden 01/11/2012 tarihinde kambiyo senetlerine özgü icra yolu ile icra takibi başlatıldığı, takip borçlusu ... San. Tic. Ltd. Şti. Tarafından İstanbul 19 İcra Hukuk Mahkemesinin 2012/1048 Esas sayılı dosyası borca ve yetkiye itiraz edip takibin durdurulmasını talep ettiği, davacının ihtiyati tedbir talebi üzerine Mahkemece 29/11/2012 tarih ve 2012/1048 E. sayılı tensip kararı uyarınca itiraz eden şirket vekili tarafından takip konusu asıl alacak, işlemiş faizi, icra giderleri ve icra vekalet ücret alacağı toplamını karşılayacak teminet bedeli İİK. 263 maddesi uyarınca icra veznesine depo edildiği takdirde icra dosyasında itiraz eden şirket ile ilgili haciz ve blokelerin kaldırılmasına, itiraz eden şirket aleyhine girişilen icra takibinin geçici olarak durdurulmasına karar verildiği, verilen karar uyarınca borçlu ...ŞTİ 29/11/2012 Tarihinde 32.150,00-TL yi İstanbul ...icra Müdürlüğü ... E sayılı dosyaya depo ettiği,İstanbul 19 İcra Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama neticesi 05/02/2013 tarihinde yetki itirazının kabulüne karar verildiği, bu karara istinaden takip alacaklısı banka vekilinin talebi üzerine borçlu ... yönünden icra dosyasının tefrik edilerek yetkili bulunan Mustafa Kemalpaşa İcra Müdürlüğüne gönderildiği ve ... E sayı ile kaydedildiği, Mustafa Kemalpaşa İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasından 25/03/2013 tarihli ödeme emrinin borçluya tebliğe çıkartıldığı, alacaklı vekilinin talebi üzerine borçlu ... tarafından icra veznesine depo edilen paranın Mustafa Kemalpaşa İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına gönderildiği, Mustafa Kemalpaşa İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından borçlu ...Şirketine gönderilen 13/05/2013 tarihli davet kağıdı ile;''Müdürlüklerinin iş bu dosyasının kesinleşmesi üzere Alacaklı vekilinin talebi uyarınca tarafınızca İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yatırmış olduğunuz 32.150,00 TL teminat haczedilerek iş bu Müdürlük dosyasına aktarıldığını, İcra ve İfllas Kanununun 102. Maddesine tevfikan yapılan haciz sırasında kendiniz veya Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebellüğe yetkili kimse hazır bulunmadığından işbu kağıdın tebliğ tarihinden itibaren adı geçen Kanunun 103. Maddesi gereğince üç gün içinde haciz tutanağını tetkik ve bir diyeceğiniz varsa bildirilmesi için icra dairesine başvurulmasının,'' 103 davetiyesi ile bildirildiği, alacaklı banka vekili icra müdürlüğüne verdiği 23/05/2013 tarihli dilekçe ile ; Haciz ile ilgili borçlu şirkete 103 davetiyesi gönderilmiş ve 15/05/2013 tarihinde tebliği edilmiş 3 günlük süre dolmuş olmakla; Dosyada bulunan haciz konulan meblağın aşağıda bilgileri yazılı müvekkili ... T.A.Ş.'nin hesabına gönderilmesine karar verilmesini talep ettiği, Mustafa Kemalpaşa İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından 31/05/2013 tarihinde 32.150,00 TL. Lik reddiyat kesilerek davalı banka vekiline 29.214,00 TL. ödeme yapıldığı ve davanında davacı borçlu tarafından icra veznesine yatırılan 32.150,00 TL. ödemenin fazlaya ilişkin alacak ve faiz hakları saklı kalmak kaydıyla ve eksik harcı ikmal etmek üzere şimdilik 25.000 TL. üzerinden açılarak bu miktarın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre istirdadının talep edildiği anlaşılmıştır. 04.06.1958 gün 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi, bir davada dayanılan maddi vakıları açıklamak tarafların, bu olguları hukuken nitelendirmek, uygulanacak yasa maddelerini arayıp bulmak ve doğru olarak yorumlayıp uygulamak da hakimin görevidir. Diğer bir deyişle, bir davada maddi olayı anlatmak taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak hakime aittir. (HUMK'nun 76.md, HMK'nun 33.md). Her ne kadar davacı tarafça eldeki davanın istirdat davası niteliğinde olmadığı, sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince açıldığı ileri sürülmüş ise de; dava borçlu olunmadığı halde ödendiği ileri sürülen paranın tahsili için açıldığından, açılan dava niteliği itibariyle istirdat davasıdır. İcra ve İflas Kanunu'nun 72/7. Maddesine göre, borçlu olmadığı halde ödeme yapan kişi ödediği tarihten itibaren bir sene içinde genel hükümler çerçevesinde dava açarak paranın geriye alınmasını isteyebilir. Yerleşik Yargıtay uygulaması gereğince, istirdat davasının koşullarının oluştuğu durumlarda davaların sebepsiz zenginleşme davası olarak nitelendirilmesi doğru görülmemekte ve davaya istirdat davası olarak bakılması gerektiği kabul edilmektedir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2016/17619 Esas, 2017/3930 Karar; 2015/1355 Esas, 2015/11705 Karar; 2016/3867 Esas, 2016/15577 Karar) İİK'nın 72/7. maddesi uyarınca; ''Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir,'' düzenlemesi mevcut olup, eldeki dava yerleşik Yargıtay uygulaması gereğince istirdat davası niteliğinde olduğundan, bir yıllık hak düşürücü süreye tabidir. Somut olayda, İstanbul 19 İcra Hukuk Mahkemesinin 2012/1048 Esas sayılı dosyasının 29/11/2012 tarih ve 2012/1048 E. sayılı tensip kararı uyarınca verilen ihtiyati tedbir kararına istinaden 32.150,00 TL.nin icra müdürlüğüne yatırıldığı, Mustafa Kemalpaşa İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı doyasına gönderilen 07/05/2013 tarihli müzekkere ile; Borçlu ...'e ödeme emri çıkartılarak takibin kesinleştiğini, borçlunun müdürlüğünüzün yukarıda numarası yazılı dosya alacakları, Müdürlüğünüz dosyasına yatırmış olduğu teminatının üzerine borç miktarı kadar haciz konulmasına karar verildiğini, karar gereğince işlem yapılarak Müdürlüğünüzde bulunan teminat bedelinin yazılı hesap numarasına aktarılmasının istenildiği, müzekkere uyarınca haczedilen teminatın gönderilerek icra müdürlüğünce yapılan 31/05/2013 tarihli reddiyat ile alacaklı vekiline verildiği, dava açılmadan önce davacı tarafça arabuluculuğa 20.04.2021 tarihinde başvurduğu, arabuluculuğa başvuru tarihi itibariylede 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu ve ilk derece mahkemesine açılan davanın bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı anlaşılmıştır. Bu durumda ilk derece mahkemesince davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş ise de sonuç itibariyle davanın reddi kararı yerinde olup davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2013/13-397 Esas- 2014/15 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/4320 Esas - 2021/3961 Karar sayılı kararrı benzer mahiyettedir. ) Sonuç itibariyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesine göre esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf eden davacı arafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 19/06/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.