T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/494 Esas
KARAR NO: 2025/879 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI: 2024/128 Esas - 2024/710 Karar
TARİH: 07/11/2024
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 22/05/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ... Mah. ... Cad. No:... Ümraniye/İstanbul adresinde bulunan esnaf seviyesindeki iş yeri kapsamında davalı firmanın anlaştığı müşterilerine ayaklı dekota, branda, vinil asma, tabela, kırtasiye ürünleri, kitapçık, paketleme, nakliye, vinç, poşet ve saten bayrak benzeri birçok hizmet verilmiş olmasına rağmen ödeme alamadığını, davacı tarafından davalı firma tek ortağı ...'a yapılan elektronik gönderiler ile ödeme yapılması gerektiği ihtar edildiğini, Fakat davalı firma yetkilisi tarafından borcun ödeneceği ve beklemeleri gerektiği yönündeki beyanları borcun günümüze değin devam etmesine sebep olduğunu, Borcun giderilmesi için başlatılan icra takibine ise haksız olarak itiraz edildiğini, Davalı bu takibe borcun kendisine ait olmadığı iddiasıyla icra takibine, takip konusu alacağa, faize, faiz oranına ve diğer tüm ferilerine itirazda bulunmuş, bu sebeple takip durduğunu, Borçlu her ne kadar itiraz dilekçesinde herhangi bir borcunun bulunmadığını iddia etmiş ise de, söz konusu icra takibinde yer alan takibe dayanak teşkil eden evraklardan anlaşılacağı üzere borcun varlığı ortada olduğunu, davalı tek ortağına fatura tarihinden itibaren yapılan yazılı ihtarlara rağmen ödeme yapılmaması, fatura tarihinden itibaren en yüksek mevduat faizinin işlemesi gerektiğini gösterdiğini, Mahkeme aksi kanaatte ise adi kanuni faizin işletilmesi gerektiğini, İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığına yazılacak müzekkere ile davalının dilekçe ekinde sunulan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... numaralı faturaları giderleştirip giderleştirmediğinin öğrenilmesi gerektiğini, Davalı/borçlu, dava açılsa dahi nihai karar çıkana kadarki süreçte borç bedelinin enflasyon karşısında değersizleşeceğini davalıya bildirmiş ve kötü niyetli olarak icra takibine itiraz ettiğini, bu nedenle borca itirazın iptali ile takibin devamı ve takip talebinin %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi için işbu itirazın iptali davasını açmak zarureti hasıl olduğunu, arz ve izah edilen nedenlerle; fazlaya ilişkin dava ve talep haklarının saklı kalması kaydıyla, Haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile takibin devamına, Haksız ve kötü niyetli itiraz eden borçlu/davalı aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının davalı şirkete broşür vb. ürünleri satması üzerine taraflar arasında anlaşma sağlandığını, davalı şirket davacıdan aldığı ürünleri ... Ticaret Anonim Şirketi ve ... Kolejine satmıştır. Ancak iş ortaklarından davalı şirkete yapılan ürünlere dair geri dönüşler gelince yapılan ürünlerin yanlış yapıldığı ortaya çıktığını, bu sebeple davalı şirkete iade faturası düzenlendiğini, Ürünler de yanlış basıldığı için çöp olmuştur ve iş ortakları tarafından imha edildiğini, Tüm bu süreçte ürünleri ... ve ... teslim ettiğini, İlk etapta ürünlerin hatalı olduğunu bilmedikleri için bu ürünlerin teslimi karşılığında ödemeyi elden ... yapmıştır. ... Kolejinin müdürü ... da ürünlerin yanlış basıldığına dair müvekkil şirket yetkilisi ile iletişime geçmiştir. Bahsedilen isimler tanık olarak da dinletileceğini, Bu sebeple ürünleri yanlış basan ... için de iade faturalar düzenlendiğini, Davacı yan tarafından yanlış yapılan faturaya konu bu ürünler nedeniyle davalı şirketin ticari itibari zedelendiğini, Müşterisine karşı zor durumda kalması yetmezmiş gibi aynı zamanda satılan ürünlerin yanlış olması sebebiyle hem ödeme alamamış hem de müşterilerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kaldığını, Sözleşmeye konu ürünler hatalı bir şekilde gönderilmiş olup sözleşme ifa edilemediğini, TBK m. 97 "Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir." demek olduğunu, tüm bu izah edilen nedenler göz önüne alındığında davalı şirketin borçlu olmadığı aşikar olduğunu, bu yüzden huzurdaki mesnetsiz davanın reddi gerektiğini, haksız ve hukuki mesnetten yoksun işbu davanın esastan reddine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 07/11/2024 tarih ve 2024/128 Esas - 2024/710 Karar sayılı kararında; "Dava, açık hesap ilişkisine dayalı İstanbul Anadolu ... İcra müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasına yapılan itiraın iptali davasıdır. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasının dosyamız içerisine celp edildiği görüldü. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır.Davacı taraf bedeli ödenmeyen faturalardan kaynaklanan açık hesap ilişkisine dayalı alacak talebinde bulunmaktadır.Buna göre öncelikli incelenmesi gerek husus faturanın ispat gücüdür.6102 sayılı TTK'nın 21/2.maddesi şu şekildedir: ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır''.TTK'nın 21/2.(6762 sayılı TTK'nın 23/2.) maddesi ile faturanın tacirler arasında ifaya yönelik ispat aracı olduğu,süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine,adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirilmiştir.Bu karine faturanın ispat gücünü ortaya koymaktadır.Fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle,adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması,faturanın akdin ifasıyla ilgili düzenlenmesi gerekir.Fatura sözleşmenin kurulma safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir.Eldeki dava incelendiğinde taraflar arasında ticari ilişki olduğu bahse konu ürünlerin teslim edildiği ve ürün bedellerine yönelik ihtilaf bulunmamakta olup davalı tarafından ürünlere yönelik ayıp iddiası ileri sürülmüştür. TMK 6 ve 6100 sayılı HMK'nın 190.maddesi uyarınca ürünlerin anlaşmadan farklı ürünler olduğu ya da ayıplı olduğunu ispat külfeti davalı üzerindendir. Davalının bu iddialarını yazılı delille kanıtlayamadığı, sunulan yazışmalar kapsamında tanık dinlenmek istenmiş ise de davalının verilen süreye rağmen tanığın güncel adresinin bildirilmediğinden tanık dinletme talebinden vazgeçilmiş sayılmasına karar verildiği, bununla birlikte davalının bu yönde başkaca herhangi bir delil sunmadığı ve iddialarının soyut kaldığı görülmekle itirazın 101.695,78 TL asıl alacak üzerinden iptaline yönelik davanın kısmen kabulüne dair aşağıda ki şekilde karar verilmiştir.İşlemiş faiz talebi açısından ise ,takip öncesinde 6098 sayılı TBK'nın 117.maddesine uygun temerrüt ihtarı bulunmadığından temerrüdün takip ile gerçekleştiği görülmekle işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmiştir.Alacak talebi açık hesaba dayalı faturalardan kaynaklanmakla alacak belirlenebilir ve likit olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmiştir."gerekçesi ile, ''Davanın kısmen kabulü ile; İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın 101.695,78 TL asıl alacak üzerinden iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya dair istemin reddine,Kabul edilen asıl alacak miktarı olan 101.695,78 TL üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Yerel mahkemenin gerekçeli kararında özetle; davanın kısmen kabulü ile itirazın 101.695,78 TL asıl alacak üzerinden iptaline ve işlemiş faiz talebi açısından temerrüt ihtarı bulunmadığı gerekçesiyle işlemiş faiz talebinin reddine, karar verildiğini, Davalı şirket sahibi ...'a yazılı ihtarlar nedeniyle temerrüt gerçekleşmiş olup yerel mahkeme kararının hatalı olduğunu, Şirket tek ortağı ...'a WhatsApp uygulaması üzerinden 15.06.2022 tarihinde gönderilen mesajlar ile bakiye alacağın ödenmesi istendiğini, ekran görüntülerinin dosyaya eklendiğini, davalı tarafın bu delile ve ihtara itiraz etmediğini, Ayrıca 08.08.2021 tarihli borç tablosunun da WhatsApp ile davalıya ihtar edildiğini, davalıyı ödeyeceğini beyan ettiğini, temerrüte düştüğünü de inkar etmediğini, E-Arşiv Faturası Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından fatura borçlusuna tebliğ edilmekte olup davalı faturaya itiraz etmeyip edimini yerine getirmekte kasten temerrüte düştüğünü, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.21; Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1530 göndermesiyle davalı temerrüte düştüğünü, Ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı, kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen, borçlu, öngörülmüş tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşeceğini, Temerrüt faizi, borçlunun borcunu zamanında ödememesi üzerine kendiliğinden işlemeye başlayacağını ve temerrüdün devamı süresince geçerliliğini koruyacağını, (HGK, E. 2012/502 K. 2012/707 T. 10.10.2012). İleri sürerek, yukarıda açıklanan ve resen nazara alınacak hususlar uyarınca; İstinaf başvurularının kabulüne, karşı vekalet ücretini konu alan İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi ... Esas sayılı icra dosyasının İİK m.40 uyarınca eski haline iadesini, Usul ve yasaya aykırı kararın lehe kaldırılmasına, uygun görülmemesi halinde lehe bozma kararı verilmesine ve talepleri doğrultusunda davanın kabulüne, karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; dava ve icra takibi dayanağı fatura bedellerinin ödenmediği iddiası ile alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından işlemiş faiz talebinin reddi kararının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur. 6098 Sayılı TBK'nın 117 maddesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle borçlu temerrüde düşmüş olur. 6102 Sayılı TTK'nın 18/3 maddesi uyarınca tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır. Somut uyuşmazlıkta; davacı tarafından dava ve icra takibi dayanağı faturalara konu ürünlerin davalının müşterilerine teslim edildiğini ve hizmetin verildiğini, ancak fatura bedellerinin ödenmediğini, fatura bedellerinin ödenmesi için davalı şirketin tek yetkilisine whatsapp aracılığı ile ihtarda bulunularak ve faturaların tebliğ edilerek TTK 1530 maddesi uyarınca temerrüte düşürüldüğünü iddia etmiştir. Ancak Mahkemece yapılan araştırmada davacının tacir olduğunun tespit edildiği ve davalının da tacir olduğu, TTK'nın 18/3 maddesi uyarınca tacirler arasında diğer tarafı temerrüde düşürmeye ilişkin ihtar ve ihbarların maddede belirtildiği usulde yapılması gerektiği, whatsapp mesajlarının söz konusu usule uygun olmadığı, TTK'nın 1530 maddesinin ancak mal ve hizmet tedarik sözleşmelerinde uygulanacağı, taraflar arasında mal ve tedarik sözleşmesi olduğunun davacı tarafından ispat edilmediği ve bu sebeple anılan yasal düzenlemenin somut uyuşmazlıkta uygulama yerinin bulunmadığı, taraflar arasındaki sözleşmede kesin bir vadenin de belirlenmediği, bu haliyle davacı tarafından davalının icra takibinden önce temerrüte düşürülmediği ve işlemiş faizin talep edilemeyeceği anlaşılmakla Mahkemece işlemiş faiz talebinin reddi kararı isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 22/05/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.