T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/470 Esas
KARAR NO: 2025/439 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2024/726 Esas - 2024/1178 Karar
TARİH: 02/12/2024
DAVA: Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 13/03/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin uzun yıllardır mermer ihracatı yapan bir şirket olduğunu, müvekkilinin yurt dışından aldığı siparişlerin ve tanıtım amaçlı numune ürünlerinin uluslararası deniz taşıma işinin yerine getirilmesi konusunda davalı ile anlaşma yaptığını, davalının edimini gereği gibi yerine getirmeyerek müvekkili şirketin büyük zararlara uğramasına sebebiyet verdiğini, uğranılan zararın giderilmesi için arabuluculuk yoluna başvurulmuşsa da taraflarca anlaşılamadığına dair son tutanak tutulduğunu, eşya taşıma sözleşmelerinde taşımayı taahhüt eden taraf sadece bir yerden bir yere eşya taşımayı değil, aynı zamanda taşınmak üzere teslim alınan eşyaya özen göstermeyi ve gecikmeksizin teslim etmeyi de üstlendiğini, davanın tarafları arasında yazılı sözleşme bulunmamakla beraber, eşyanın varma limanına teslimi konusunda bir süre kararlaştırılmamış olsa bile bu durum teslim süresinin tamamen taşıyanın insiyatifinde olduğu anlamına gelmediğini, buna göre taşıyanın tedbirli bir taşıyandan eşyayı teslim etmesi beklenebilecek makul sürede gönderilene teslim etmesi gerektiğini, söz konusu ürünün teslim edildiği tarihe göre eşyayı teslim almanın gönderilen açısından bir öneminin kalmaması ya da eşyayı teslim almakla elde edeceği amaca ulaşmanın imkansız hale geldiğinin anlaşılması halinde de zıyanın meydana geldiğinin kabulü gerektiğini, Mail ve WhatsAap yazışmalarıyla da müvekkili tarafından yurtdışına gönderilen bir çok numune ürün konşimento kayıtlarının hatalı tutulması nedeniyle davalı tarafından geç teslim edildiğini, müvekkili şirketin bu nedenle bir çok proje kaybettiğini, ürünün gönderilen açısından bir önemi kalmadığını, bu hususta müvekkili şirket çalışanının ...@...net adlı hesabından davalı şirkete bir çok mail gönderilerek hataların düzeltilmesi talep edilmişse de olumlu yanıt alınamadığını, bu nedenlerle mahkeme dosyasının daha evvel açılmış bulunan tarafları ve hizmet konusu aynı olan Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/870 Esas Sayılı dosyası ile birleştirilmesini, yapılacak yargılama sırasında bilirkişi tarafından tespit edilecek değere göre dava değerini artırma hakkı saklı kalmak kaydıyla 10.000-TL zararın arabulucuya başvurma tarihinden itibaren işlemiş ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin borçlu değil alacaklı olduğunu, müvekili şirket tarafından 2019 Eylül - Aralık aylarında 13 farklı zamanda davacının gönderilerinin havayolu ile taşınmış olduğunu fakat davacının navlun faturası bedellerini ödemediğini, bunun üzerine icra takibi başlatıldığını, icra takibinin itiraz üzerine durdurulduğunu, dosyanın görevli İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesi gerektiğini, somut olayda Montreal Protokolünün uygulanması gerektiğini, hak düşürücü sürenin geçtiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, bu nedenlerle davanın görev yönünden, hak düşürücü süre yönünden aksi takdirde esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 02/12/2024 tarih ve 2024/726 Esas - 2024/1178 Karar sayılı kararında; "Dava, havayolu taşımacılığından kaynaklı alacak istemine ilişkindir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dosyanın İstanbul BAM 37.Hukuk Dairesi'nin 01/07/2024 tarihli, 2024/504 Esas, 2024/1871 Karar sayılı merci tayini kararı üzerine Mahkememizin yukarıda belirtilen esas sırasına kaydı yapıldığı, 18/11/2024 tarihli duruşmada dosyada yeterli gider avansı bulunmadığından, duruşma gününün taraflara tebliğe çıkarılamadığının anlaşıldığı, aynı duruşmanın 1 nolu ara kararı uyarınca dosyada gider avansının olmadığı, bir tebligat ücretinin 2024 yılı itibariyle 175,00-TL olduğu, dosyada 2 taraf bulunduğu anlaşılmakla; şimdilik 2.000,00-TL gider avansını yatırması için HMK 120/2 md. Uyarınca davacı vekiline 2 haftalık kesin süre verilmesine, aksi 6100 sayılı HMK'nun 120/1,2-1, 114/g ve 115/2 maddelerine göre dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verileceğinin ihtarına şeklinde ara karar tesis edildiği, dosyada hiç gider avansı bulunmadığından ara kararın davacı vekiline UYAP sisteminde kayıtlı bulunan telefon numarasına SMS yolu ile iletildiği, buna ilişkin raporun dosya arasına alındığı, davacı vekilinin duruşmadan haberdar olduğu, 02/12/2024 tarihli duruşma için saat 09:55'te UYAP sistemi üzerinden sunmuş olduğu mazeret dilekçesinde "yokluğumuzda ön inceleme duruşması yapılmasına duruşma gününü Uyap üzerinden öğrenmemize karar verilmesini" talep ettiğinin görüldüğü, 02/12/2024 tarihli duruşmanın saati olan 10:55 itibariyle UYAP sisteminden yapılan kontrolde geçen celse 1 nolu ara karar uyarınca gider avansının davacı tarafça yerine getirilmediği anlaşılmakla; davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, ''Davanın USULDEN REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İlk derece mahkemesi tarafından 21/01/2025 tarihli istinaf başvurusunun değerlendirilmesi kararı ile; "Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda verilen 02/12/2024 tarih 2024/726 Esas 2024/1178 Karar sayılı kararına karşı davacı ... Dış Tic Ltd Şti vekili Av. ... tarafından Uyap üzerinden elektronik imzalı olarak gönderilen 20/01/2025 tarihli dilekçe ile istinaf kanun yoluna başvurulmuş ise de, mahkememiz kararının miktar yönünden KESİN olarak verildiği anlaşıldığından istinaf başvurusunun HMK. 346.maddesi uyarınca reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile "1-Mahkememizin 02/12/2024 tarih 2024/726 Esas 2024/1178 Karar sayılı miktar itibariyle kesin olarak verilen karara karşı davacı ... Dış Tic Ltd Şti vekili Av. ... tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK 346 maddesi uyarınca REDDİNE," karar verilmiş ve bu karara karşı davacı vekili tarafından tekrar bir istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemede ikame edilen dava Belirsiz Alacak davası olarak davalı şirketin havayolu taşıma hizmetini kusurlu ifası nedeniyle oluşan zararın tahsili istemine ilişkin olduğunu Yerel Mahkemece verilen kararın açıkça usul ve yasaya aykırı olduğu gibi kararda her ne kadar kararın miktar itibari ile kesin olduğu belirtilmiş ise de aşağıda izah edilen nedenlerle karara karşı istinaf yasa yolu açık olduğundan kararın kaldırılması, dosyanın esasa dair inceleme yapılmak üzere mahkemesine iadesi gerektiğini, Dava belirsiz alacak davası olup belirsiz alacak davasının reddi halinde davacı yönünden kesin karar verilemeyeceğinden istinaf dilekçesinin kabulü ile dosyanın ilgili istinaf dairesine gönderilmesi gerektiğini, huzurda ikame edilen davada belirsiz alacak davası olarak bilirkişi tarafından yargılama sırasında tespit edilecek değere göre dava değerini artırma hakkı saklı kalmak kaydıyla 10.000,00TL zararın davalıdan tahsilinin talep edildiğini, yerel mahkemece gider avansının süresi içerisinde yatırılmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiğini, kararın miktar itibari ile kesin olduğunun karara şerh düşüldüğünü; mahkemece hatalı ve yanılgılı değerlendirme ile istinaf yasa yolunun kapatılmasının açıkça usul ve yasaya aykırı olup bu nedenle dosyanın ilgili istinaf dairesine gönderilmesi gerektiğini, HMK Madde 107 hükmüne dayalı olarak açılan belirsiz alacak davalarında alacağın bir kısmı talep edilmekte olup mahkemece bu alacağa ilişkin davanın tümden reddedilmesi durumunda karar davacı yönünden kesin olarak verilemeyeceğini, Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, (T.C. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/796 E. , 2017/108 K, T.C.Yargıtay 8.Hukuk Dairesi 2018/15462E, 2021/2242K,), Yerel mahkemece gider avansı eksiğine yönelik ihtaratlı ara karar taraflarına tebliğ edilmediği gibi ara kararda belirtilen süre de dolmadığı halde davanın usulden reddinin açıkça usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, bu nedenle dosyanın esasa dair inceleme yapılmak üzere mahkemesine iadesi gerektiğini, yerel mahkemenin 18.11.2024 tarihli Ön İnceleme celsesinde dosyada gider avansı bulunmadığından 2.000,00TL gider avansı yatırmak üzere 2 haftalık kesin süre verildiğini, söz konusu ara kararda ihtaratın UYAP sistemi üzerinden yapılmış sayılmasına karar verildiğini, taraflarına ihtaratlı ara karar tebliğ edilmediğini, UYAP sistemi üzerinden öğrenmeye dair verilen ihtaratlar usul ve yasaya aykırı olup dosyada gider avansı eksiğinin giderimine ilişkin usulüne uygun şekilde yapılmış bir tebliğ işlemi bulunmadığını, taraflarına tebliğ yapılmaksızın 02.12.2024 tarihli celsede 10:55 olan duruşma saatine kadar gider avansı yatırılmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiğini, ihtaratın UYAP sisteminden yapılmış sayılmasına dair verilen ara karar usul ve yasaya aykırı olup bu bildirimin usulüne uygun bir tebliğ mahiyetinde olmadığını, nitekim Yargıtay 10.Hukuk Dairesi 05.10.2022 tarih 5572/11836 Sayılı kararının da bu yönde olduğunu, Söz konusu bildirim geçerli olsaydı dahi 18.11.2024 tarihli celsede verilen ara kararda belirtilen 2 haftalık sürenin 02.12.2024 günü 23:59'a kadar devam etmekte olduğunu; mahkemece 02.12.2024 tarihinde duruşma saati olan 10:55 'e kadar gider avansının yatırılmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddi kararının da açıkça usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, kararın açık bir şekilde hak arama özgürlüğünün ihlaline yol açtığını, İleri sürerek yukarıda izah edilen ve dairemizce gözetilecek sair nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine iadesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmilini talep etmiştir.Dava belirsiz alacak davası olup belirsiz alacak davasının reddi halinde davacı yönünden kesin karar verilemeyeceğinden istinaf dilekçesinin kabulü ile dosyanın ilgili istinaf dairesine gönderilmesi gerektiğini, huzurda ikame edilen davada belirsiz alacak davası olarak bilirkişi tarafından yargılama sırasında tespit edilecek değere göre dava değerini artırma hakkı saklı kalmak kaydıyla 10.000,00TL zararın davalıdan tahsilinin talep edildiğini, yerel mahkemece gider avansının süresi içerisinde yatırılmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiğini, kararın miktar itibari ile kesin olduğunun karara şerh düşüldüğünü; mahkemece hatalı ve yanılgılı değerlendirme ile istinaf yasa yolunun kapatılmasının açıkça usul ve yasaya aykırı olup bu nedenle dosyanın ilgili istinaf dairesine gönderilmesi gerektiğini, HMK Madde 107 hükmüne dayalı olarak açılan belirsiz alacak davalarında alacağın bir kısmı talep edilmekte olup mahkemece bu alacağa ilişkin davanın tümden reddedilmesi durumunda karar davacı yönünden kesin olarak verilemeyeceğini, Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, (T.C. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/796 E. , 2017/108 K, T.C.Yargıtay 8.Hukuk Dairesi 2018/15462E, 2021/2242K,), İleri sürerek, yukarıda izah edilen ve dairemizce gözetilecek sair nedenlerle; Bakırköy 1.Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/726E, 2024/1178K, Sayılı dosyasından verilen 21.01.2025 tarihli ek kararın usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle kaldırılmasına, istinaf isteminin kabulüyle dosyanın esasa dair inceleme yapılmak üzere mahkemesine iadesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmilini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasında hava yolu ile yük taşıma sözleşmesinin bulunduğu, davalının yükü makul zamanda davacıya teslim etmemesinden dolayı ortaya çıktığı iddia edilen zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece, gider avansının davacı tarafça yatırılmadığından davanın usulden reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili istinaf etmiş, mahkemece, dava değerinin istinaf kesinlik sınırının altında kaldığı gerekçesiyle 21/01/2025 tarihli ek kararla davacı vekilinin istinaf istemi reddedilmiş, davacı vekili, ek kararı süresinde istinaf etmiştir. Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgili olup, istinaf kesinlik sınırı belirlenirken dava konusu edilen alacağın değeri dikkate alınır. Alacağın bir kısmının dava edilmesi halinde kesinlik sınırı dava edilen miktara göre değil, alacağın tamamına göre belirlenir. Bu haliyle dava, HMK'nın 107. maddesinde belirtilen belirsiz alacak davası niteliğinde olup, belirsiz alacak davasında alacağın bir kısmının dava edilmesi ve mahkemece bu alacağa ilişkin davanın tümden reddedilmiş olması halinde davacı yönünden kararın kesin olduğundan söz edilemez (Benzer mahiyette Yarg. 9. HD. 22.05.2023 T., 2023/3726 E., 2023/7466 K., Yarg. 11. HD. 09.01.2017 T., 2016/796 E., 2016/108 Karar sayılı ilamları). Bu durumda, mahkemenin 21/01/2025 tarihli davacı vekilinin istinaf isteminin reddine ilişkin ek kararının kaldırılarak usule yönelik istinaf incelemesine geçilmesine karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebebi, Yerel Mahkemece gider avansı eksiğine yönelik ihtaratlı ara karar tarafına tebliğ edilmediği gibi ara kararda belirtilen süre de dolmadığı halde davanın usulden reddi açıkça usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiği, Yerel Mahkemece ihtaratın UYAP sisteminden yapılmış sayılmasına dair verilen karar usul ve yasaya aykırı olup bu bildirim usulüne uygun bir tebliğ mahiyetinde olmadığı yönündedir. Tebligat işlemleri 11/02/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanunu uyarınca çıkarılan yönetmeliklere göre fiziki ya da elektronik ortamda yapılır. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun "Tebligatın yapılması" başlıklı 1. maddesinde, yapılacak elektronik ortamda dahil tüm tebligatın, bu kanun hükümlerine göre Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü veya memur vasıtasıyla yapılacağı belirtilmiştir. 11.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren ve 28.02.2018 tarihli, 7101/48. madde ile değiştirilen, değişikliğin 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe girdiği yasanın 7/a maddesinin üst başlığı ise “Elektronik tebligat” tır. Elektronik tebligat, Elektronik Tebligat Yönetmeliği, Tebligat Kanunu, Tebligat Yönetmeliği ve diğer yasal düzenlemelerde duruşma gününün UYAP’tan öğrenilmesi usulünün uygulanacağına yönelik bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Ayrıca işbu mevzuatta Kısa Mesaj (SMS) geçerli bir tebligat usulü olarak düzenlenmemiş, Elektronik Tebligat Yönetmeliği'nin 10'uncu maddesinde "muhatabın bilgilendirilmesi" başlığı altında asıl tebligat işlemini haber vermek adına sadece muhataba hatırlatmada bulunmak amacıyla sunulan bir hizmet olarak gösterilmiştir ( Benzer mahiyette Yarg. 9. HD. 09.03.2022 T., 2022/2571 E., 2022/3028 K., İstanbul BAM 14. HD. 06.04.2023 T., 2021/869 E., 2023/576 Karar sayılı ilamları). Somut olayda, mahkemece, 18/11/2024 tarihli 1 nolu celsede dosyada yeterli gider avansı bulunmadığından,1 nolu ara kararı uyarınca dosyada gider avansının olmadığı, şimdilik 2.000,00-TL gider avansını yatırması için HMK 120/2 md. uyarınca davacı vekiline 2 haftalık kesin süre verildiği, aksi 6100 sayılı HMK'nun 120/1,2-1, 114/g ve 115/2 maddelerine göre dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verileceğinin ihtarına şeklinde ara karar tesis edildiği, aynı duruşma zaptının 4 nolu ara kararı uyarınca davacı vekilinin mazeretinin kabulü ile duruşma gün ve saatinin dosyada hiç gider avansı bulunmaması sebebiyle UYAP sistemi üzerinden öğrenmesine karar verilmiş ise de yukarıda detaylıca açıklandığı üzere emsal Yargıtay ilamları, Tebligat Kanunu ve ilgili yönetmelik kapsamında, davacı tarafa usulüne uygun duruşma günü tebliğ edilmediği, mahkemece davacı vekiline gönderilen SMS'in ise sadece davacı vekiline hatırlatmada bulunmak amacıyla sunulan bir hizmet olarak kabul edilmesi gerektiği ve usulüne uygun tebligat ile aynı sonuçları doğurmayacağı, aksi kabul edilse bile mahkemece 18.11.2024 tarihinde verilen 2 haftalık kesin sürenin gider avansının elektronik ortamda yatırılabileceği hususu da gözetildiğinde HMK 445/4. maddesi gereğince 02.12.2024 tarihi gün sonuna kadar yapılabileceği, ancak mahkemece henüz süre bitmeden davanın usulden reddi kararı yerinde görülmemiş, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu haklı bulunmuştur. Sonuç itibariyle; davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a4 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/12/2024 tarih ve 2024/726 Esas ve 2024/1178 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a4 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 13/03/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.