T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/466 Esas
KARAR NO: 2025/910 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI: 2023/995 Esas ve 2024/756 Karar
KARAR TARİHİ: 03/10/2024
DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 29/05/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul Başakşehir ilçesinde meydana gelen sel hadisesinin ardından @... kullanıcı adına sahip davalı ... 06/12/2023 tarihinde ... platformunda müvekkili şirketin bölgede yapmış olduğu 5G çalışmaları ile sel hadisesi arasında bağlantı olduğuna ilişkin müvekkili şirketin kişilik haklarına ve ticari itibarına suç isnadı içeren paylaşımlarda bulunduğunu, işbu sebeple davalının, müvekkiline yönelik tahkir edici sözleri ve gerçeğe aykırı suç isnadı ile müvekkilinin kişilik haklarına saldırıda bulunulduğundan işbu saldırının durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesine, kişilik haklarına yönelik saldırının tespiti ve kınanmasına davanın kabulü ile 100.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava şartı olan Arabuluculuk başvurusu bulunmadığından dolayı davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu edilen sosyal medya mesajlarına, ifadelere, yazım diline, mesajların amacına bakıldığında davacıyı hedef alan, davacıya yönelik hiçbir hususun bulunmadığını, o mesajlarda kamuya, kamu otoritelerine, düzenleyici kurumlara bir uyarı ve vatandaş olarak bir bilgi talebi olduğunu, işbu sebeple davanın reddine karar verilerek yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 03/10/2024 tarih ve 2023/995 Esas - 2024/756 Karar sayılı kararında; "....Yukarıdaki açıklamalar dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; davalının sosyal medya platformu üzerinden yapmış olduğu paylaşımda davacı şirketi doğrudan hedef almadığı, davalının doğrudan davacı şirkete karşı haksız rekabet teşkil edecek eyleminin olmağı, davacı şirketin isminin zikredilmediği veya bu şirketi anımsatıcı herhangi bir söylemin olmadığı, DAVACININ SUNMUŞ olduğu uzman görüşü raporunun incelenmesinde 5G İnternet çalışmalarının iklim ve doğaya zararlarına ilişkin bilimsel çalışmalar ve makalelerin yayınlandığının belirlendiği, davalının 5G çalışmalarının iklim ve doğa olayları üzerinde olumsuz etki yaptığına dair beyanlarının bilimsel çalışmalara dayandığı ve afaki söylemler olmadığı, yapılan paylaşımın fikir ve basın hürriyeti kapsamında olduğu anlaşıldığından davacının haksız rekabetin tespitine ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. ..."gerekçesi ile, ''1-Davacının haksız rekabetin tespiti talebinin REDDİNE, 2-Davacının manevi tazminata ilişkin talebinin 6102 Sayılı TTK'nun 5/A maddesi ve 6100 Sayılı HMK'nun 115/2 maddesi gereğince arabuluculuk dava şartı yokluğu sebebiyle usulden REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin manevi tazminat talebinin arabuluculuk dava şartına tabi olmadığını, ticari davalardan konusu bir miktar para olan tazminat davaları öncesinde arabulucuya başvurunun bir zorunluluk olduğunu ancak somut yargılamada, dava dilekçesindeki taleplerden hareketle arabuluculuğun bir zorunluluk olmadığını ve ilk derece mahkemesince aksi yönde usulden ret kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yine ilk derece mahkemesi kararında müvekkil şirketin TMK ve TBK kapsamında kişilik haklarının ihlali sebebiyle tazminat talepleri olduğunu hiçbir şekilde dikkate alınmadığını, haksız ve ezbere bir şekilde davanın zorunlu ticari arabuluculuk şartına tabi olduğuna hükmedildiğini, zorunlu ticari arabuluculuktan bahsedilebilmesi için, TTK’nın 4. maddesi uyarınca ticari bir davanın mevcut olması gerektiğini, somut yargılamada ikame edilen davada her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olmadığın gibi TTK'da öngörülen hususların da doğmadığını, söz konusu davanın müvekkil şirketin TMK ve TBK uyarınca korunan kişilik haklarının ihlal edilmesi sebebiyle manevi tazminat talebi olduğunu, dolayısıyla arabuluculuğa tabi olmadığını, bu hususun ilk derece mahkemesi tarafından dikkate alınmadığını, müvekkil şirketin tacir sıfatını haiz olması sebebiyle tarafı olacağı her davada arabuluculuğun zorunlu olduğu yönünde bir değerlendirme yapılamayacağını, ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, taleplerinin yalnızca haksız rekabete ilişkinmiş gibi değerlendirildiğini, müvekkil şirketin TMK 25 ve TBK 58 uyarınca tazminat taleplerine ilişkin hiçbir inceleme yapılmadığını, bu haliyle eksik incelemeye dayanan kararın istinaf incelemesi sonucu kaldırılması gerektiğini, davalının paylaşımlarının müvekkil şirketin kişilik haklarına ve itibarına saldırı niteliği taşıdığını, aksi yöndeki ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini, dosya kapsamında tesis edilen uzman görüşünün hükme esas alınacak mahiyette olmadığını, bu görüşün hangi gerekçe ile hükme esas alındığının da anlaşılamadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, haksız rekabet nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, 1-Davacının haksız rekabetin tespiti talebinin reddine, 2-Davacının manevi tazminata ilişkin talebinin 6102 Sayılı TTK'nun 5/A maddesi ve 6100 Sayılı HMK'nun 115/2 maddesi gereğince arabuluculuk dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. TTK’nın 56. maddesinde, haksız rekabet halinin varlığı halinde açılabilecek davalar düzenlenmiştir. 56/1-e maddesinde ise; Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesinin talep edilebileceği düzenlenmiştir. Somut davadaki talep, TTK 56. maddesi kapsamında haksız rekabete dayalı manevi tazminat davası olduğundan, taraflar arasında ticari ilişki olup olmamasının önemi bulunmamaktadır. Uyuşmazlık TTK 54 vd. maddelerinde düzenlenmiş olan haksız rekabetten kaynaklandığından TTK 4/1-a. maddesine göre mutlak ticari davadır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan TTK 5/A maddesine göre bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olduğundan ve dava ara bulucuya başvurulmadan açıldığından davacının manevi tazminat talebinin arabuluculuğa tabi olmadığına yönelik istinaf sebebi yerinde değildir. Davacı tarafın dava dilekçesinde; Haksız rekabetin tespitine yönelik talebinin olmadığı, sadece davalının ... platformu üzerinden yapmış olduğu paylaşımların TTK. 55 madde kapsamında haksız rekabet oluşturduğu iddiasıyla haksız rekabet nedeniyle manevi tazminat isteminde bulunduğu, bu durumda davacı tarafın manevi tazminata ilişkin talebinin eda davası olup eda davasının aynı zamanda tespit hükmünü de içerdiği, bu durumda mahkemece davacı tarafın manevi tazminata ilişkin talebini değerlendirip karar verilmesi gerekirken HMK'nun 26 maddesine de aykırı şekilde manevi tazminata yönelik talebi bölerek iki ayrı hüküm kurulması yerinde görülmemiş, kamu düzenine ilişkin bu husus dairemizce re'sen nazara alınmıştır. Sonuç itibariyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulen kabulü ile, yapılacak başkaca tahkikat işlemi ve toplanacak delil bulunmadığından ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce yeniden hüküm tesis edilerek davacının manevi tazminata ilişkin talebinin 6102 Sayılı TTK'nun 5/A maddesi ve 6100 Sayılı HMK'nun 115/2 maddesi gereğince arabuluculuk dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine, karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; A-Davacının istinaf başvurusunun USULEN KABULÜ İLE, İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 03/10/2024 tarih ve 2023/995 Esas - 2024/756 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, 1- Davacının manevi tazminata ilişkin talebinin 6102 Sayılı TTK'nun 5/A maddesi ve 6100 Sayılı HMK'nun 115/2 maddesi gereğince arabuluculuk dava şartı yokluğu sebebiyle usulden REDDİNE,
İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 2-Dairemiz karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40 TL harcın, davacı tarafından yatırılan toplam 1.707,75 TL harçtan mahsubu ile artan 1.092,35 TL 'nin talep halinde davacıya iadesine,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep etmeleri halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettiğinden AAÜT gereğince hesap ve taktir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
İSTİNAF YÖNÜNDEN: 7-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 8-Bakiye gider avansı bulunması ve talep edilmesi halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 9-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 29/05/2025 tarihinde HMK' nın 362/1-a maddeleri gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.