T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/264 Esas
KARAR NO: 2025/292 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2024/755 Esas- 2025/2 Karar
TARİH: 02/01/2025
DAVA: Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz
KARAR TARİHİ: 20/02/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket yönetim kurulunun, TTK'nın 367. maddesi çerçevesinde "Yönetim Kurulu Yetkilerinin Devri Hakkında İç Yönerge” hazırlayarak davalı müdürlüğe tescil için başvurduğunu, başvurularının davalı kurum tarafından reddedildiğini, iç yönergede A Grubu imza yetkilisine tek başına en geniş anlamda her hususta sınırsız temsil yetkisi verildiğini, 4. maddesinde B Grubu imza yetkililerin gayrimenkul satmak, ipotek kabul etmek vs. gibi işlemleri, ancak ve ancak A Grubu imza yetkilisinin de imzası olması halinde yapabileceklerinin belirlendiğini, bunun dışında 5. maddede ise B Grubu imza yetkililerinden ikisinin müştereken imza atmaları ile yapabilecek işlemlerin belirlendiğini, özetle; yönetim kurulunca hazırlanan ve tescil başvurusu reddedilen iç yönergede B Grubunun tapu işlemleri ve benzeri konularda işlem yapabilmeleri için A Grubunun imzasına ihtiyacı bulunduğunu, müvekkili şirketin A Grubu yetkilisinin davalının internet sitesinde verdiği örnekte olduğu gibi B Grubu sınırlı imza yetkililerinin tapu işleri gibi bazı konularda işlem yapabilmeleri için A grubu imza yetkilisinin imzasına ihtiyaçlarının bulunduğunu, yoksa A Grubu imza yetkilisinin hem sınırlı hem sınırsız yetkileri olan biri olmadığını, kaldı ki; Türk Ticaret Kanunu'nun 367. maddesi yetkilerin devri konusunda herhangi bir şekli şart belirlemediği halde ve Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün kanuna uymayan, değiştiren şekli şartına uyarak iç yönerge hazırlanmış olmasına rağmen her nedense bunu dahi reddederek tescil etmediğini beyanla itirazlarının kabulü ile iç yönergenin sicile tesciline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili Müdürlük tarafından, dava konusu tescil talebinin, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 kapsamında incelendiğini, tescil başvurusunun da, saptanan eksikliklerin giderilerek tamamlanması için iade edildiğini, dava konusu tescil talebinin reddine dair verilmiş bir red kararı bulunmadığını, ancak açık bir şekilde red kararı yazılması talep edildiğinde, red kararı yazıldığını ve verilen red kararlarının da posta yolu ile veyahut elden ilgiliye tebliğ edildiğini, tescil başvuru evrakı ile birlikte söz konusu red kararının da ilgili şirketin sicil dosyasına kaydedildiğini, müvekkili kuruma red kararının yazılması için bir başvuru bulunmadığını, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün, 6102 sayılı TTK.m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 367/1, 370, 371/1.maddeleri çerçevesinde; anonim şirketlerde en az bir yönetim kurlu üyesinin sınırsız yetkili ve aslında "temsile yetkili" olması gerektiği ve yine sınırsız yetkililer dışında, belirli konularda ve aslında sınırlı yetkili kişiler belirlenmek isteniyor ise de, bunların iç yönerge ile belirlenip tanımlanması gerektiğinin düzenlendiğini, sınırsız temsil ile yetkilendirilen birinin içyönerge ile yetkilerinin sınırlandırılmasının mümkün olmadığını, bu şekilde tek bir kişinin hem sınırsız hem sınırlı olarak yetkilendirilmiş olması işin doğasına uygun olmadığı gibi tek başına münferiden sınırsız yetki verilmiş bir kişinin, bazı işlemler bakımından müşterek yetkili olmasının, fiiliyatta mümkün olmadığını, bu durumun kişinin münferit mi müşterek yetkili mi olduğu noktasında belirsizlik yaratacak mahiyette ve 3. kişileri yanıltıcı nitelikte olacağını, ayrıca TC Ticaret Bakanlığı tarafından oluşturulan Merkezi Sicil Kayıt Sistemine (MERSİS) her iki yetkinin aynı anda girilmesinin de mümkün olmadığını, iç yönergede tanımlı aynı kişiye birden fazla imza grubu/derecesi/unvanı ve yetkisinin verilmesinin mümkün olmadığını, A grubu imza yetkisinin B grubu imza yetkisinde belirtilen işleri de kapsadığının ancak iç yönergede belirtilmesi veyahut da iç yönergede tanımlanması gereken bir husus olduğunu ve bu bakımdan da, bir kişiye iki ayrı imza grubunda yetki verilmesi yerine bu kişinin yetki tanımının sınırlarının içyönerge ile net bir biçimde saptanması, iç yönergede sınırlı yetkililik ve buna ilişkin gruplandırmaların şüpheye yer vermeyecek şekilde açık tanımlanması gerektiğini beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 02/01/2025 tarih, 2024/755 Esas ve 2025/2 Karar sayılı kararında; "Uyuşmazlık; davacı şirketin 11.11.2024 tarih ve 2024/35 karar sayılı Yönetim Kurulu Kararı ile düzenlenen "Yönetim Kurulu Yetkilerinin Devri Hakkında İç Yönerge"nin tescili talebinin Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce reddi kararına itiraz ile tescil ve ilana karar verilmesi istemine ilişkin olarak TTK.nun 32/4.maddesi gereğince açılan Ticaret Sicil Memurunun Kararına itiraza ilişkindir. 6102 sayılı TTK.nun "İtiraz" başlıklı 34.maddesi gereğince; "(1) İlgililer, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler. (2) Bu itiraz mahkemece dosya üzerinden incelenerek karara bağlanır. Ancak, sicil müdürünün kararı, üçüncü kişilerin sicilde kayıtlı bulunan hususlara ilişkin menfaatlerine aykırı olduğu takdirde, itiraz edenle üçüncü kişi de dinlenir. Bunlar mahkemeye gelmezlerse dosya üzerinden karar verilir." hükmü gereğince duruşma açılmaksızın dosya üzerinden incelenerek karar verilmiştir. Yasa metninden de açıkça anlaşılacağı üzere ilgililerin istemleri üzerine verilen kararlara karşı itiraz yoluna başvurulabilir. İtiraz süresi 8 gün olup, bu süre hak düşürücü süredir. Bu nedenle davalı kurumdan red kararı ile bu kararın tebliğine ilişkin belgelerin gönderilmesi istenmiş, davalı kurum 28.12.2024 tarih ve ... sayılı cevabi yazıları ile "...Buna göre; ... ticaret li numarasında kayıtlı ... SANAYİ ANONİM ŞİRKETİ'nin dosyasında yapılan incelemede; ilgililer tarafından konuyla ilgili red kararı talep edilmediği ve söz konusu işleme ilişkin red kararı bulunmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca, bilgisayar kayıtlarımızda yapılan incelemede ise; söz konusu şirketin 20/11/2024 tarihinde tescil işlemi için İstanbul Ticaret Odası Anadolu Yakası Bölge Temsilciliği ve Hizmet Birimi'ne başvurduğu, başvurunun Müdürlüğümüzde incelendikten sonra gerekçesi belirtilerek 26/11/2024 tarihinde söz konusu birime iade edildiği ve 28/11/2024 tarihinde ise iade evrakın ilgili şirket adına ... tarafından teslim alındığı tespit edilmiştir...." denilmiştir. Ortada bir red kararının bulunmadığı çok açıktır. Dava dilekçesine de red kararı eklenmemiştir. Davacı vekili iç yönergenin tescili istemlerinin reddine karar verildiğini belirterek, red kararına itiraz ettiklerini söylemektedir. Dava dilekçesine ekli belgelerden, davalı kurumun davacının istemine ilişkin verilmiş bir red kararının bulunmadığını anlaşılmaktadır. Yapılan işlemin eksiklik nedeniyle İADE edildiği anlaşılmaktadır. Davalı kurum yapılan başvurudaki yanlışlık ve eksikliklere işaret ederek bunların düzeltilmesi gerektiğini belirterek davacı tarafı uyarmıştır. Davacı taraf, yapılan işlemin hukuka uygun olduğu düşüncesinde ise düşüncesini davalı kuruma bildirmesi ve davalı kurumun iade işlemini kaldırmasını, kurum ikna olmaz ise red kararı yazılmasını istemek zorundadır. Zira; 27/1/2013 tarih ve 28541 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 34.maddesi gereğince davalı kurumun, yapılan inceleme sonucunda, tescil için aranan şartlardan bazılarının eksik olduğunun anlaşılması halinde bu olguların ilgiliye yazı ile bildirilmesi ve bunların Kanuna ve/veya bu Yönetmeliğe uygun hale getirilmesi veya şartlara ait eksikliklerin veya belgelerin tamamlanmasını istemek zorundadır. Davalı kurumun dava dosyasında yaptığı İADE işlemi de bu yöndedir.
Yönetmeliğin "Tescil İsteminin Reddi Veya İşlemlerde Eksiklik Bulunması Durumunda Verilecek Kararlar Ve Tebliği" başlıklı 35.madde gereğince ise; Müdürlük tarafından, tescile ait bir istemde tamamlanması gerekli eksikler görüldüğü veya istemin kısmen veya tamamen reddi gerekli bulunduğu takdirde, istemin konusu ile reddedilme sebepleri gösterilmek suretiyle karar verilir ve dilekçeyi veren ilgiliye tebliğ edilir, hükmü bulunmaktadır. Davalı kurumun iade işlemi üzerine talep sahibinin işlemi düzeltip, davalı kurumun istemine uygun hale getirmesi mümkündür. Mümkün değil ise talep sahibinin davalı kuruma başvurarak taleplerinde ısrar edip red kararı alması gerekmektedir. Böylece talep sahibi yaptığı işlemin neden yasaya aykırı olmadığını, iade işleminin doğru olmadığını açıklarken, davalı kuruma da red sebeplerini ayrıntılı ve açıkça belirtmek imkanı tanınmaktadır. Sonuç olarak davacının talebinin reddine ilişkin olarak yasada ve yönetmelikte ayrıntılı olarak düzenlendiği şekliyle verilmiş bir red kararı bulunmadığından talebin usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı kurumun cevap dilekçesinde belirttiği ve emsal olarak sunduğu Yargıtay 23. HD.nin 24.10.2017 tarih ve 2015/10026 E. 2017/2852 K.sayılı ve İstanbul BAM 43. HD.nin 23.12.2021 tarih ve 2021/1661 E. 2021/1603 K. sayılı ilâmları da bu yöndedir.
Açıklanan nedenlerle davacının talebinin usulden reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile ''Davanın usulüne uygun bir red kararı bulunmadığından REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından, Ticaret Siciline vaki tescil talebinin sicil tarafından“İade edilmesinin” “ret” kabul edilmeyerek davanın reddine kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Türk Dil Kurumunca “Ret” kelimesinin anlamının “Uygun bulmama, geri çevirme kabul etmeme” olarak tanımlandığını, keza ...’e göre de “Bir şeyi yapmak ya da almak istemediğini bildirme, bir şeyi geri çevirme, kabul etmeme, bir şeye karşı çıkma.” anlamına geldiğini; Somut olayda davalı kuruma bir dilekçe ile gerekli başvurunun yapıldığını, buna karşı talebin uygun bulunmayarak iade edildiğini, bunun anlamının açıkça talebin reddi olduğunu, bu durumun “reddilmiştir” şeklinde yazılmasının bir şeyi esasen değiştirmeyeceğini, Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 34. maddesinde talebin eksiklik olması halinde eksikliğin tamamlanması için iade edilebileceğininn belirtildiğini, dava konusu başvuruda ise eksiklik bulunmadığını, davalı tarafça kanuna aykırılık kanaatiyle iade edildiğini, diğer bir deyişle tamamlanacak bir eksiklik bulunmayan dava konusu tescil başvurusunun hukuka aykırı olarak reddedildiğini; Huzurdaki dosyada da müvekkili şirketin Yönetim Kurulu Temsil İç Yönergesinin tescili talebinin davalı sicil müdürlüğünce "İç Yönergede bir imza grubuna hem münferit hem müşterik yetki verilmemeli" gerekçesi ile yapılmadığı bildirilmiş olup, bu kararın niteliği itibariyle ret kararı olduğunu, bu sebeple İlk derece mahkemesince usulüne uygun ret kararının bulunmadığı gerekçesinin usul ve yasalara aykırı olduğunu, bu bakımdan esasen davalının bu yönde savunmasının HMK.29.maddede ifadesini bulan “Dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğü”ne de aykırı olduğunu, ayrıca TTK'nın 375. maddesine aykırı olan Ticaret Sicil Yönetmelik hükümleri ile de bağlı bulunulmadığını beyanla İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02.01.2025 tarihli, 2024/755 E. ve 2025/2 K. sayılı kararın kaldırılması ve dosya esasına girilerek dava dilekçesindeki iddialara istinaden davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün, davacı şirketin iç yönergesinin sicile tescil talebinin iadesine dair kararının kaldırılması ve iç yönergenin sicile tescil edilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dosya kapsamından; davacı şirket tarafından davalı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne sunulan 20/11/2024 tarihli dilekçe ile yönetim kurulu yetkilerinin devri hakkında iç yönergenin kabulüne dair 2024/35 sayılı yönetim kurulu kararının sicile rescil edilmesinin talep edildiği, davalı tarafından 11/12/2024 tarihinde tescil talebinin eksiklilerin giderilmesi gerektiğinden bahisle iade edildiği anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesi'nce de açıklandığı üzere, TTK'nın 34. maddesi ile ilgililerin, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilecekleri, Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin "İnceleme Yükümlülüğü" başlıklı 34. maddesinde sicil tarafından tescil başvurusunun yasal şartları taşıyıp taşımadığı konusunda re'sen inceleme yapılacağı kabul edilmiştir. Ticaret Sicil Yönetmeliğinin anılan maddesinin birinci fıkrasının ç bendinde; tescil edilecek olgunun şirket sözleşmesine ve Kanunun emredici hükümlerine aykırı bulunup bulunmadığı, tescil edilecek olgu bir ticaret şirketinin organ kararına dayanmakta ise, kararın şirket sözleşmesine ve Kanunun emredici hükümlerine uygun alınıp alınmadığı; d bendinde ise tescil edilecek olguların gerçeği tam olarak yansıtıp yansıtmadığı, üçüncü kişilerde yanlış bir izlenim yaratacak nitelik taşıyıp taşımadığı ve kamu düzenine aykırı olup olmadığı re'sen incelenecek şartlar olarak sayılmış, aynı maddenin ikinci fıkrasında ise bu eksikliklerden birisinin mevcut olduğunun anlaşılması halinde sicil tarafından ilgiliye bu durumun bildirileceği, kanuna ve/veya bu yönetmeliğe aykırılık tespit edilmiş ise bu durumun kanuna ve/veya yönetmeliğe uygun hale getirilmesi için süre verileceği, bu sürenin sonunda durum kanuna ve/veya yönetmeliğe uygun bir hale getirilmemiş ise bu kez tescil isteminin reddine karar verileceği düzenlenmiştir. Somut olayda davalı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından davacının tescil başvurusu hakkında açıklanan yasal düzenleme gereği verilmiş bir red kararı olmadığı, tescil başvurusunun yönetmeliğin 34. maddesi uyarınca iade edildiği, davacı tarafından henüz bu iade gerekçesi olumlu veya olumsuz şekilde karşılanarak yeniden tescil başvurusu yapılmaksızın talebin reddine karar verildiğinden bahisle dava açılamayacağı, bu nedenle Mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmış, sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 20/02/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.