T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1734 Esas
KARAR NO: 2024/1812 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI: 2024/562 (Derdest Dava Dosyası)
TARİH: 08/08/2024 (Ara Karar Tarihi)
DAVA: İtirazın İptali (Havale Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 14/11/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Tedbir isteyen vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... Ticaret Anonim Şirketi internet üzerinden ... vergi numarası ile e-ticaret yaparak çanta vb. ürünleri satmakta olduğunu, müvekkili sattığı ürünleri kutuya yerleştirip sonra kargoladığından dolayı kutu temini için borçlu şirket ile sosyal medya üzerinden iletişime geçmiş, gerekli görüşmeler ve anlaşmalar tamamlandıktan sonra müvekkili kutular için kapora ödemesini yapıldığını, ödeme yapılmasına rağmen borçlu tarafından ne herhangi bir kutu gönderilmiş ne gönderilen kaporanın iadesi yapıldığını, kaporanın iadesi için icra takibine geçilmiş, borçlunun haksız ve kötüniyetli olarak borca itiraz etmesinden dolayı işbu davayı mahkemeniz huzurunda ikame etmemiz hasıl olduğunu, müvekkilinin alacağını tahsil etmesi amacıyla tarafımızca İstanbul ... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasından borçluya ödeme emri çıkarılmış, 04/06/2024 tarihinde borçlu vekili tarafından borca ve yetkiye itiraz edilmiş ve takip haksız ve hukuka aykırı olarak durdurulduğunu, devamında dosya yetkili icra dairesine gönderilmiş ve taraflarınca İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi ... esas sayılı dosyadan borçluya tekrardan ödeme emri gönderilmiş, borçlu 11/07/2024 tarihinde tekrardan borca itiraz etmiş ve takip haksız ve hukuka aykırı olarak durdurulduğunu beyanla davanın kabulüne, davalının menkul ve gayrimenkul ve 3. kişilerdeki alacaklarının öncelikle teminatsız olarak, aksi halde mahkemece uygun görülecek olan teminat karşılığında ihtiyaten haczine, karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 08/08/2024 tarih ve 2024/562 Esas sayılı kararında; "Geçici hukuki koruma ile ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kavramları bir birinden ayrı kavramlardır. Geçici hukuki koruma daha genel ve üst kavram olarak kabul edilirken, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz geçici hukuki korumanın birer türü olarak kabul edilmelidir. İhtiyati tedbir, geçici hukuki korumaların düzenleme altına alındığı HMK 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş iken, ihtiyati haciz İİK 257 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. İİK 257. maddesinde düzenlenen ihtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile borçlunun mallarına (önceden) geçici olarak el konulmasıdır. İhtiyati haciz, HMK 406/2 maddesinde geçici hukuki koruma olarak kabul edilmiş, ihtiyati haczin şartları ve etkileri ise İİK 257. maddesinde aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir. “ Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1 - Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;2 -Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa;Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder” şeklindedir. Maddenin birinci fıkrasında vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz talep etme koşulları; ikinci fıkrada ise vadesi gelmemiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilecek haller düzenlenmiştir.Gerek birinci, gerekse ikinci fıkra hükümleri dikkate alındığında, ihtiyati haciz talep edebilmek için, öncelikle ortada bir para borcunun bulunması, bir diğer deyişle ihtiyati haciz talep eden kişinin talep konusu borcun alacaklısı sıfatına sahip olması gerekir. Maddenin birinci fıkrasına göre ihtiyati haciz isteyebilmek için, alacağın kural olarak vadesinin gelmiş olması gerekir. Vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilmesinin diğer bir şartı ise alacak rehin ile temin edilmemiş olmalıdır. Rehin ile temin edilmiş olan bir alacak teminata haiz olduğu için ihtiyati hacize gerek yoktur.Fakat rehinli malın kıymetinin rehinli alacağı karşılamayacağı tahmin ediliyorsa, karşılanamayacağı (açık kalacağı) tahmin edilen bölümü için, ihtiyat haciz istenebilir. Yine alacağın rehin ile temin edilmiş olmasına rağmen, istisna olarak, ilk önce rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapmak zorunluluğu olmayan hallerde, alacaklı (rehinle temin edilmiş olan alacağı için) ihtiyat haciz isteyebilir (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El kitabı, Türkmen Kitabevi, İstanbul 2004, s. 883). Yukarıda belirtilen şartların bulunması halinde, vadesi gelmiş bir borcun alacaklısı başka bir şart aranmaksızın ihtiyati haciz isteme hakkına sahiptir.Vadesi gelmemiş bir borçtan dolayı ihtiyati haciz talep edilebilmesi ise; İİK.’nun 257 maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. Söz konusu fıkraya göre, borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa, borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa, bu hallerde ihtiyati haciz talep edilebilecektir.İhtiyati tedbir ise; 6100 sayılı HMK 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Davanın açılması ile hüküm arasında geçen zaman içinde müddeabihin çeşitli şekillerde istenmeyen değişikliklere maruz kalması veya maruz bırakılması mümkündür. Bu değişiklikler sonucu davanın sonunda elde edilecek hükmün icrası, mümkün olmayabilir veya çok güçleşebilir. İşte ortaya çıkan bu tehlikeyi bertaraf etmek amacıyla ihtiyati tedbir müessesesi kabul edilmiştir.(Pekcanıtez H.; Atalay O.; Özekes M., Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları, 13. Basım, Ankara 2012, S. 873) HMK’ nun 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, söz konusu maddede; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan hâller, genel bir ihtiyatî tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edilmiştir. Mahkemece, ihtiyatî tedbir yargılamasının gerektirdiği inceleme ve ispat kuralları dikkate alınarak, yapılan incelemeden sonra, bu sakınca veya zararı ortadan kaldıracak tedbire karar verilmesi mümkün olacaktır. İhtiyatî tedbirde asıl olan ihtiyatî tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyatî tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyatî tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyatî tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyatî tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceğini düzenlemiştir.İhtiyati tedbire esas olan hakkın iyi belirlenmesi gerekir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Kanun, "uyuşmazlık konusu hakkında" diyerek bu hususa vurgu yapmıştır (m. 389/1). Ancak, özellikle dikkat edilmesi gereken husus, diğer geçici hukuki korumaların alanına giren konularda ihtiyati tedbire karar verilmemesidir. Bu sebeple, para alacakları konusunda özel ve istisnai durumlar dışında asıl geçici hukuki koruma ihtiyati hacizdir. Keza, diğer özel hükümlerde açıkça farklı bir geçici hukuki korumadan bahsedilmişse, bu durumda da o çerçevede bir karar verilmeli, ihtiyati tedbir kararı verilmemelidir (Pekcanıtez/Atalay/Özekes, a.g.e., s. 877).Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için ihtiyati haczin, ihtiyati tedbirden farkına da kısaca değinilmesi gereklidir; ihtiyati haciz yalnız para (ve teminat) alacakları hakkındaki davalarda (veya icra takiplerinde) söz konusu olduğu halde, ihtiyati tedbir kural olarak paradan başka şeyler (haklar, taşınır ve taşınmaz mallar) hakkındaki davalarda alınır. İhtiyat tedbirde çekişmeli ve bu nedenle dava konusu olan şey (mesela, taşınır veya taşınmaz bir mal) hakkında önleyici nitelikte tedbir alınır; buna karşılık ihtiyati hacizde; alacaklıya henüz kesin haciz isteme yetkisinin (m.78;37) gelmediği bir dönemde, alacaklının para alacağının zamanında ödenmesi güvence altına alınır.İhtiyati hacizde (ihtiyaten) haczedilen mallar üzerinde (bu malların borçluya ait olduğu hakkında) bir çekişme yoktur ve bu nedenle bu mallar alacaklının açtığı veya yaptığı (veya açmayı veya yapmayı düşündüğü) bir dava veya icra takibinin konusu değildir. Oysa, ihtiyati tedbirde, üzerine ihtiyati tedbir konulan mallar, çekişmeli olup, davacının açmış olduğu veya ilerde açmayı düşündüğü bir davanın konusudur. Taşınmaz mallar üzerine ihtiyati tedbir konulması halinde, genellikle taşınmazın başkasına devrinin yasaklanmasına (ferağdan men'ine) de karar verilmektedir ve üzerine ihtiyati tedbir konulan taşınmaz başkasına satılamamaktadır/ devredilememektedir.Oysa, borçlu, üzerine ihtiyati haciz konulmuş olan taşınmazını başkasına satabilir/devredebilir (İİK m.26l, m.91). İhtiyati hacizde alacaklı ihtiyati haciz kesin hacze dönüşürse, üzerine ihtiyati haciz konulmuş olan mal icra dairesi tarafından satılır ve bedeli ile alacaklının alacağı ödenir. Oysa ihtiyati tedbirde, davacı davayı kazanırsa, üzerine ihtiyati tedbir konulmuş olan mal aynen davacıya verilir (teslim edilir). İhtiyati haciz ile ihtiyati tedbir arasındaki bu açık farka rağmen, uygulamada ihtiyati haciz yerine hatalı olarak ihtiyati tedbir kararı verildiği görülmektedir.Sonuç olarak davaya konu uyuşmazlık para alacağı olduğu, ihtiyati haciz kural olarak paradan başka şeyler (haklar, taşınır ve taşınmaz mallar) hakkındaki davalarda talep edilebileceği nazara alınarak davacı vekilinin davalıların tüm malvarlığı üzerinde ihtiyati tedbir talebinin aşağıdaki yazılı şekilde reddine karar vermek gerekmiştir.."gerekçesi ile, '' Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin bu aşamada REDDİNE,2-Kararın taraflara masrafı gider avansından karşılanmak üzere tebliğine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Türk Borçlar Kanunu’nun 177. maddesinde bağlanma parası yani kapora nedir sorusunun cevabı verildiğini, düzenlemeye göre; sözleşme yapılırken bir kimsenin vermiş olduğu bir miktar para, cayma parası olarak değil sözleşmenin yapıldığına kanıt olarak verilmiş sayılacağını, aksine sözleşme veya yerel âdet olmadıkça, bağlanma parası esas alacaktan düşürüleceğini, hükmünün amir olduğunu, dolayısıyla kapora, alım satımlarda alıcı tarafından satıcıya ödenen ve borcu kuvvetlendirmeye yarayan fer’i bir şart olduğunu, Türk Borçlar Kanunu’nun 77. maddesine göre; Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlü olduğunu, bu yükümlülüğün, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olduğunu, konut satışlarında kapora iadesi konusunda da, bilindiği üzere tapuya kayıtlı taşınmazların satışına ilişkin sözleşme resmi biçimde yapılmadığı sürece geçersiz olduğunu, geçersiz olduğu için de, taraflarına hak ve borç doğurmadığını, tarafların verdiklerini sebepsiz zenginleşme kuralları gereğince geri isteyebileceklerini, dolayısıyla adi yazılı biçimde yapılan taşınmaz satım sözleşmesinde sebepsiz zenginleşme nedeniyle kapora iadesi istenebileceğini, haklı bir sebep olmaksızın mal edinen kimse onu sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade ile yükümlü olduğunu, İşbu davaya konu edilen banka dekontlarında da sabit olacağı üzere, müvekkili tarafından borçluya verilmiş olan paketleme yapmak için sipariş edilen kutuların kaporası için gönderilen paraların geri istenmesine ilişkin olduğunu, müvekkili ile davalı, davalının satmakta olduğu paketleme yapmak için kullanılan kutular ile alakalı görüşmüş ve görüşme sonucunda anlaştıklarını, İşbu görüşme ve anlaşmadan sonra müvekkilinin davalı ile 15/04/2024 tarihinde ve 29/04/2024 tarihinde "Kutu Ödeme Kaporası'' Ve ' Kutu Ödeme Kaporası 2 açıklamalı" para göndermiş fakat davalıdan hiçbir kutu alamadığını, tüm çabalarına rağmen davalıya ulaşamadığını, davalı tarafın kötü niyetli olarak müvekkilinden satın almış olduğu paraları müvekkiline iade etmediğini, ilk derece mahkemesinden taraflarınca ihtiyati haciz talebinde bulunulduğunu, ilk derece mahkemesinin bu taleplerini reddettiğini, İİK Madde 257'ye bakıldığı zaman; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1 – Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2 – Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder." İhtiyati Haczin Şartları İncelendiğinde ise; İhtiyati haciz talebinin para alacağına ilişkin olması, İhtiyati haciz talebine konu para alacağının rehinle temin edilmemiş olması, Kural olarak ihtiyati haciz talebine konu para alacağının vadesinin gelmiş olması ya da İİK 257/2. maddesinde yer alan şartlardan birinin mevcut olması, Alacağın varlığına ve ödenmeme riskine ilişkin yaklaşık ispat sağlamaya ve yeterli kanaat oluşturmaya elverişli delillerin sunulmuş olması, Kural olarak alacağın bir ilama dayanmadığı hallerde, alacaklı tarafından teminat verilmesi ihtiyati haczin şartları incelendiğinde somut olayımızda anlatılanlar ve sunulan deliller ile birlikte ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini, yüksek mahkeme kararlarında da tasdik edileceği üzerine açıklamalı banka dekontu yaklaşık ispat sağlamaya ve mahkemenin alacağa yeterli kanaat oluşturmasına elverişli olmadığını, İşbu nedenle ihtiyati haczin kabulü gerektiğini, İzmir BAM 21. HD 19.1.2023 T. E: 126, K: 192 "Somut olayda, davacı tarafça sunulan açıklamalı dekont içeriklerine göre, İcra İflas Kanunu 257 ve devamı maddeleri gereğince eldeki dosyada talep edenin alacağı yönünden muacceliyet ve yaklaşık ispata ilişkin ihtiyati haciz koşullarının gerçekleştiği, bu sebeple talebin kabulü gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığından ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olmaması nedeniyle talep edenin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir." Adana BAM 9. HD. 2.3.2022 T. E: 2021/1655, K: 213 "İcra ve İflâs Kanunu’nun 258. Maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin “alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması” yeterlidir. Mahkemenin “alacağın varlığına kanaat getirmesinden” anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Maddi hukuka göre kimin haklı kimin haksız olduğu, İİK'nın 264. maddesi çerçevesinde itirazın kaldırılması veya itirazın iptali davası çerçevesinde ya da açılacak bir menfi tespit veya istirdat davası sırasında incelenerek sonuçlandırılacaktır. Somut dosyada davacı tarafından davalıya 23.01.2019 tarihinde 90.000,00.TL, 21.02.2019 tarihinde 50.000,00.TL, 16.07.2019 tarihinde 10.000,00.TL havale gönderildiğini, dekontlarda ... ada ... parsel ... numaralı bağımsız bölüm açıklaması olduğunu, dava konusu dairenin tapusunun davacıya verilmediği, havale konusu miktar bakımından ihtiyati haciz kararı verilmesi için yaklaşık ispat bulunduğunu, bakiye kısım bakımından ihtiyati haciz kararı verilmesi için yaklaşık ispatın bulunmadığı anlaşılarak ilk derece mahkemesince verilen ihtiyati haczin kısmen kabulü kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır."
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2020/1103 KARAR NO : 2020/940 Davacının araç kaporta esnaflığı yaptığını davalının da ... isimli galeri işlettiğini, davalı ile davacı arasında alım satım ilişkisi kurulduğunu, davalının oğlu aracılığı ile bulduğu aracı tamir edip satmayı teklif ettiği araçlar nedeniyle davacının davalıya 137.240,00 TL,25.540,00 TL ve 99.840,00 TL havaleler yapmasına rağmen dava dilekçesinde belirtilen araçların davacıya teslim edilmediğini, bu nedenle davaclı hakkında şikayette bulunulduğunu, davalının oğlu ile ilgili beyanda bulunduğunu,araç bedellerinin tahsili yönünden yapılan takibe davalının haksız itiraz ettiğini beyanla, itirazın iptali ve icra inkar tazminatı ile,davalının taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki malları üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep ve dava etmiştir.Mahkemece 19/02/2020 tarihli ara kararı gereğince; taraflar arasında araç alım satım ilişkisi olduğunu, davalının araç satışı için paraları teslim alıp, araçları teslim etmediğini, paraları da iade etmediğini, davacının dolandırıldığnı, davalının malları kaçırmaya ve taşınır- taşınmaz mallarını bir başkasına devretmeye hazırlandığını, davanın lehlerine sonuçlanması halinde haklı alacaklarını tahsil edemeyeceklerini, bu nedenle davalının taşınır taşınmaz tüm malları üzerine ve üçüncü kişilerdeki malları üzerine ihtiyati haciz konulmasını talep etmiş isede, "Alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden ihtiyati haciz talebinin reddine, ara kararın taraflara tebliğine, " karar verilmiştir.Karara karşı davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur. İstinaf dilekçesinde; davacının banka kanalı ile yaptığı ödeme makbuzlarının sunulduğu gibi, davalının polis merkezinde de beyanları olduğunu, davalının işyerinin devri duyumlarının da alındığını, İİK 257.madde koşullarının oluştuğunu,ihtiyati haciz kararı verilmesi için kararın kaldırılmasını istemiştir.Dava, para alacağına ilişkindir. İİK'nın 257. maddesinde ihtiyati haciz talep edilebilmesinin koşulları sayılmıştır. İİK'nın 257. maddesine göre, ihtiyati haciz istenebilmesi için alacağın vadesinin gelmesi ve rehinle temin edilmemiş olması yeterli olduğunu, tam ispat gerekmeyip yaklaşık ispatın yeterli olduğunu, somut olayda, mahkemece alacağın yargılamayı gerektirdiği belirtilmek suretiyle davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş ise de, ihtiyati haciz isteyen(alacaklı) vekili, ihtiyati haciz talebine dayanak olarak ödemelere dair banka dekontlarını sunarak bunları delil olarak bildirdiğini, Yargıtay içtihatlarında vurgulandığı üzere ihtiyati hacze konu alacağın kesin olarak ispatı gerekmeyip, yaklaşık ispat yeterli kabul edildiğini, İhtiyati haciz talebinin, sunulan banka ödeme havale dekontları nazara alınarak kabulü gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçe ile reddi kararı usul ve yasaya aykırı bulunduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile..
KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ 2019/60 2019/58 İstinaf incelemesi; Kamu düzenini ilgilendiren konularda resen, diğer yönlerden HMK'nun 355.maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile, borçlunun mallarına geçici olarak el konulması olarak tanımlanmaktadır. İhtiyati haciz talep edebilmek için, İİK'nın 257/1. maddesine göre alacağın para alacağı olması, vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş olması, vadesi gelmemiş borçlardan dolayı İİK'nun 257/2. maddesindeki şartların gerçekleşmiş bulunması gerekir.
T.C.İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2024/228 KARAR NO: 2024/148 İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ihtiyati haciz talebinin reddine dair ara karar verilmiş; bu ara karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Uyuşmazlık, davacının ihtiyati haciz talebinin reddine dair mahkeme ara kararının yerinde olup olmadığı, somut olayda ihtiyati haczin şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır. İİK'nın 257. maddesinde ihtiyati haciz şartları düzenlenmiş olup maddede, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıstan olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasında ise, iki bent halinde, vadesi gelmemiş borçlardan dolayı, borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir. İİK'nın 258. hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olmasının yeterli olduğunu, mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi olmadığını, bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edildiğini, İİK'nın 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın muaccel ve rehinle temin edilmemiş olması gerektiğini, HMK'nın 353/1.b.2 ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu 18.12.2023 tarihli ihtiyati haciz talebinin reddi ara kararının kaldırılmasına, ihtiyati haciz talebi hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-İhtiyati haciz talep eden davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin İİK'nın 257 ve devamı maddeleri uyarınca kabulü ile davalının 74.430,16 TL alacağı karşılamaya yeterli miktardaki haczi kabil menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, Davalının hileli davranışlarda bulunuyor olması ve bu durumu mahkemenin yargılama sonunda uygun görmesi halinde takdir edeceği tazminatın tahsilini önemli ölçüde tehlikeye düşürecektir. Hukuk düzenimiz bu gibi mağduriyetleri engellemek amacı ile ihtiyati haciz düzenlemesine yer verildiğini, İşbu sebeple müvekkilinin mağdur olmaması adına öncelikle HMK ve İİK ilgili maddeleri gereği davalıya ait menkul, gayrimenkul ve 3. Kişilerdeki alacaklarının üzerine öncelikle teminatsız olarak, kabul görmemesi halinde Sayın Mahkemenin uygun göreceği teminat karşılığında devir ve temlik önleyici ihtiyati haciz konulması için ilk derece mahkemesi tarafından verilen ara kararın kaldırılması gerektiğini, Alacağımız hiçbir teminata bağlı bulunmadığı gibi, ilgili isteme konu borç da vadesi geçmesine rağmen bugüne kadar ödenmediğini, borçlunun mal varlığını kaçırmasından endişe ettiklerini, borçlular hakkında takibe başlayacağından ve icra takibinden haberdar olduğu takdirde mallarını kaçırmasından endişe ettiklerinden, buna mani olmak için mahkemeden borçluların menkul ve gayrimenkul mallarıyla 3. Şahıslardaki hak ve alacaklarının sayın mahkemenin ön görüceği teminat miktarı doğrultusunda ihtiyaten haczine karar verilmesini istemenin zorunlu olduğunu, fakat ilk derece mahkemesi tarafından iş bu taleplerinin yerine görülmeyerek ara kararla reddedildiğini, işbu sebeple verilen bu mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, İstanbul ... İcra Dairesi ... Esas (Celbini talep ettiklerini,) İstanbul Anadolu ...İcra Dairesi ... Esas (Celbini talep ettiklerini,) 24.07.2024 tarihli, ... Başvuru numaralı, ... Büro numaralı arabuluculuk anlaşmama son tutanağı ... Bankası Dekontları (Dava dilekçesi ekinde sunulduğunu,) Yargıtay Kararları Whatsapp Yazışmaları Yemin, Bilirkişi, Tanık Ve Sair Her Türlü Kanuni Ve Takdiri Delil İleri sürerek; arz ve izah edilen nedenlerle, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; İstinaf Başvurusunun KABULÜNE, İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/08/2024 Tarihli ARA KARARIN KALDIRILMASINA, İşbu dosya üzerinden ihtiyati haciz talebimize yeniden karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, davalının menkul ve gayrimenkul ve 3. Kişilerdeki alacaklarının öncelikle teminatsız olarak, aksi halde mahkemece uygun görülecek olan teminat karşılığında İHTİYATEN HACZİNE, Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına, karar verilmesini saygılarımızla, vekâleten arz ve talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, davacı tarafından davalıdan satın alındığı ve teslim edilmediği iddia edilen kutular için ödendiği iddia edilen bedelinin iadesi için başlatılan icra takibine itirazın iptali talepli davada, alacağın tahsilinin temini için ihtiyati haciz kararı verilmesi talebine ilişkin olup, Mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İİK'nın 257/1. maddesi uyarınca; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258. maddesi uyarınca; ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüdür.Somut talepte; davacı vekili, davacının davalıya kutu siparişi verdiğini ve 30.000,00 TL kapora bedeli ödediğini, ancak kutuların teslim edilmediğini, ödenen bedelin iadesi için başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiğini, alacağın tahsilinin temini için ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiş, talep ekinde banka dekontları ve whatsapp yazışmaları sunmuştur. Söz konusu banka dekontları incelendiğinde açıklama içermediği, whatsapp yazışmalarının bu aşamada kime ait olduğunun tespitinin yapılamadığı, davacı tarafından gönderilen bedelin sipariş edildiği iddia edilen kutular için gönderilip gönderilmediği, kutuların teslim edilip edilmediği, davacının alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı bu aşamada yaklaşık olarak ispat edilmediği ve ihtiyati haciz koşullarının gerçekleşmediği anlaşılmıştır. Mahkemece her ne kadar davacının para alacağı için ihtiyati haciz talep etmesi gerektiği ve ihtiyati tedbir talep edemeyeceği belirtilmek suretiyle gerekçe kısmında ihtiyati tedbir talebinin, hüküm kısmında ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi talebe uygun olmayıp, usul ve yasaya aykırı ise de karar sonucu itibariyle doğru olduğundan kaldırma sebebi yapılmamış, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararı sonucu itibariyle doğru olduğundan ihtiyati haciz talep eden davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati haciz talep eden davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 14/11/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.