T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2024/1290 Esas
KARAR NO:2024/1989 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2023/290 Esas - 2023/485 Karar
TARİH:05/07/2023
DAVA:Şirketin İhyası
KARAR TARİHİ:12/12/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili kurum sigortalılarından ... T.C Kimlik numaralı ...'a Kocatepe Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi'nin 30/07/2018 tarihli ve ... sayılı Sağlık Kurulu Kararı ile q/q 3/3 düzeyinde pnömokonyoz meslek hastalığı olduğunun tespit edildiğini, İş Göremezlik Derecesi Tespitine ilişkin Kurul Kararı'na ve saptanan hususlara dayalı olarak 5510 Sayılı Yasanın 14.maddesi kapsamında meslek hastalığı sonucu malul kalmış ve davalılardan müvekkili kurum zararının tahsili amacıyla meslek hastalığı nedeniyle rücuan tazminata ilişkin belirsiz alacak davası açıldığını, açılan bu davanın yargılama sürecinde davalı şirket ... Şirketi'nin ticaret sicilindeki adres kayıtları istendiğinde İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 19/07/2021 tarih ... sayılı yazısında adı geçen şirketin 07/07/2014 tarihinde ticaret sicilinden resen silindiğinin tescil ve ilan edildiğinin anlaşıldığını, bu nedenle rücuan alacak davasında adı geçen şirket yönünden taraf teşkilinin sağlanamadığını, müvekkili kurumun davalı şirketten Eskişehir 3. İş Mahkemesi'nin 2021/56 Esas sayılı dava dosyası içeriğinden alacaklı bulunduğunu beyanla davanın kabulü ile ... sicil numarasında kayıtlı davalı ... Şirketi'nin ihyasına ve tasfiye memurunun tayinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın reddi ile müvekkili aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 05/07/2023 tarih 2023/290 Esas - 2023/485 Karar sayılı kararında; "Dava, ticaret sicilinden resen terkin edilerek tüzel kişiliği ortadan kalkmış bulunan ... Şti'nin ihyası istemine ilişkindir.Toplanan delillere göre, davacı tarafından ihya talebine konu ... Şti aleyhine Eskişehir 3. İş Mahkemesi'nin 2021/56 Esas sayılı dosyası ile 16/03/2021 tarihinde dava açıldığı, davalı şirketin 07/07/2014 tarihinde ticaret sicilinden resen terkin edildiğinin anlaşılması üzerine, Eskişehir 3. İş Mahkemesi'nin 2021/56 Esas sayılı dosyasında verilen 20/08/2021 tarihli ara kararı üzerine davacı vekilinin işbu şirketin ihyası davasını açtığı anlaşılmıştır.TTK'nın geçici 7. maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmesi halinde ticaret sicil memurluğu tarafından şirketin sicil kaydı terkin edilir. Terkin edilmeden önce, TTK'nin geçici 7/4-a maddesi uyarınca, kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanır. Yapılacak ihtar, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderilir. TTK'nın geçici 7/2. maddesine göre, davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere bu madde hükümleri uygulanmaz. TTK'nin geçici 7. maddesine göre açılan şirket ihyası davalarında husumet sadece ticaret sicil memurluğuna yöneltilir. Tasfiye memurları veya yöneticilerine husumet yöneltilmez, davaya dahil edilmeleri gerekmez. Eğer, şirket ihyası davasını ihyası istenen şirket ortak veya yöneticileri açmış ise, bu davanın bir nevi iptal davası gibi düşünülüp, terkin iptal edildiğine ve şirket tekrar faaliyetlerine devam edeceğine göre TTK'nın 547/2. maddesine göre ek tasfiye memuru atanmasına gerek yoktur. Ancak, şirket alacaklıları ihya davası açmış ise, alacaklıların işbu davaya açmaktaki amaçları, alacak davasında husumet yöneltilecek bir hasım bulunması olup, alacak davası sonuçlandıktan sonra şirketin sicilde kaydının bulunmasında veya faaliyetine devam etmesinde, gerek alacaklı, gerekse şirket için herhangi bir yarar bulunmadığından bu tip davalarda TTK'nin 547/2. maddesine göre ek tasfiye memuru atanması gerekir. Yapılan yargılama sonucunda, ticaret sicil memurluğunun TTK'nin geçici 7. maddesine aykırı olarak bir şirketi terkin ettirdiği tespit edilir ise bu durumda yasal hasım olmadığından, kendi hatalı eylemi ile şirket terkin edildiğinden oluşacak yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumludur.Fakat, şirketin TTK hükümleri uyarınca genel kurulunun tasfiye kararı alması, atanan tasfiye memurları tarafından yapılan işlemler sonucu tasfiye sonu bilançosu açıklanarak sicilden şirketin terkin edilmesine yönelik davalarda ise, husumet ticaret sicil memurluğu ile son tasfiye memurlarına yöneltilir. Bu tip davalarda ticaret sicil memurluğu yasal hasım olup, aleyhine yargılama giderine hükmedilemez. Her halükarda TTK'nın 547/2. maddesine göre şirketin ihyasına karar verilirse ek tasfiye memuru atanır.İhyası istenilen şirketle ilgili yapılan işlem dosyası ticaret sicilinden celp edilmiştir. Davalı ... Sicil Müdürlüğü tarafından davaya konu şirketin TTK geçici 7/1-b Madde kapsamında; 30/12/2012 gün ve ... sayılı resmi gazetede yayınlanan " Münfesih olmasına veya sayılmasına rağmen tasfiye edilmemiş ... Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin" Tebliğ'in 5.(1-b) Maddesi uyarınca 16/07/2014 tarihinde münfesih olmaları nedeniyle ticaret sicil gazetesinde gerekli ilan yapılarak süresi içerisinde bir başvuru yapılmadığından sicil kaydı resen terkin edilmiştir.Terkin edilen şirketin münfesih olma sebebini somutlaştırmaya elverişli her hangi bir kayıt bulunmasa da, Mahkememizce davalı ... Sicil Müdürlüğünden celp edilen sicil dosyasında, yasanın amir hükmü uyarınca terkin edilen şirketin kayıtlı son adresine ve şirketi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere yapılan ihtarın tebliğine ilişkin tebligatların iade edildiğine ilişkin sicil müdürlüğü tarafından düzenlenen belgeyi destekleyecek mahiyette herhangi bir mazbata / belgeye rastlanılmamıştır. Buna göre yasa hükmünde öngörülen ihtar koşulunun yerine getirildiği hususu, davalı tarafça ispat edilememiştir.Hak düşürücü süre, ancak yasada düzenlenen geçerli bir terkin işlemine yönelik açılacak davalarda öngörülmüş olup somut olayda olduğu gibi geçerli bir terkin işlemi bulunmayan haller TTK'nun gecici 7. maddesinde öngörülen hak düşürücü süreye tabii değildir. Davacının devam eden dava dosyası nedeniyle şirketin ihyasını istemekte haklı ve hukuki yararı mevcut olup, terkin edilen şirket yönünden ihya koşulları oluştuğunun kabulü gerekmiştir. (İstanbul BAM 43. HD'nin 2022/470 E. 2022/736 K.)Davada İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. madde çerçevesinde yapılan terkin işleminin hatalı olup, davalı tarafından davaya cevap verilmediği de nazara alındığında; somut olayda HMK'nın 312/2. maddesinin uygulanma koşullarının bulunmayıp, HMK'nın 326. maddesi uyarınca davalı sicil müdürlüğü yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olacaktır.(Y.11 H.D 31/05/2021tarih ve E: 2021/3311-K: 2021/4580) Açıklanan nedenlerle, davanın kabulü ile, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı... Şirketi'nin ticaret sicil kaydının,Eskişehir 3. İş Mahkemesi'nin 2021/56 Esas dosyasının görülmesi ve mahkemece verilecek kararın infazı işlemleri sınırlı olmak üzere, ihyasına, ihyası talep edilen şirketin terkin sebebi gözönüne alındığında ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına ve yukarıda açıklandığı üzere davalı ... sicil müdürlüğü 6102 sayılı TTK'nun geçici 7. maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin etttiği,bu durumda davalının usulsüz terkin işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği gözetilerek ve İstanbul BAM 13. HD'nin 2023/599 Esas, 2023/599 Karar sayılı ilamındaki açıklamalar da dikkate alınarak davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. ..."gerekçesi ile, "1-Davanın KABULÜ ile, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı iken ticaret sicilden resen terkin edilen... Şirketi'nin ticaret sicil kaydının, Eskişehir 3. İş Mahkemesi'nin 2021/56 Esas sayılı dosyasının sonuçlandırılması (taraf teşkilinin sağlanması ve kararın infazının temini) işlemleri ile sınırlı olmak üzere İHYASINA, şirketin bu konu ile sınırlı olarak İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yeniden tesciline, 2-Kararın İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünce tescil ve ilanına, masrafın davacı tarafından karşılanmasına, 3-Alınması gereken 179,90 TL harcın davalı ... Sicil Müdürlüğü'nden tahsili ile Hazineye irad kaydına,4-Davacı tarafından yapılan toplam 798,75 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Davalı tarafından yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına,6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T.'ne göre hesaplanan 9.200,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; 07.07.2014 tarihinde 6102 sayılı TTK'nun geçici 7. maddesi uyarınca, re’sen ticaret sicilinden terkin edilen Tasfiye ... Şirketinin ihyasına, müvekkil ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilmiş olup; müvekkili Müdürlüğün dava konusu işlemi hukuka uygun olduğu hâlde, müvekkili aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin ve sınırlı olarak ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanmamasının hukuka ve mevzuata aykırı olduğunu, 29/05/2024 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7511 sayılı Kanunu 16. maddesine göre, müvekkili Müdürlüğün yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, Kanunun 16 ıncı maddesi ile TTK'nun Geçici 7 inci maddesinin 15 inci fıkrasına “Bu maddede öngörülen usule uygun olarak kaydı silinen şirket veya kooperatifin ihyasına ilişkin yapılacak yargılamada ilgili ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmolunamaz.” cümlesinin eklendiğini, maddese gerekçesinde; "Uygulamada, 6102 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesi uyarınca kaydı silinen şirket veya kooperatifler hakkında açılan ihya davalarında, yargılama sonucunda ihya karan ile birlikte davaya yasal hasım olarak iştiraki zorunlu olan ticaret sicili müdürlükleri aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilebilmektedir. Madde hükümlerini uygulamakla yükümlü olan ve madde uyarınca gerekli işlemleri yerine getiren ticaret sicili müdürlükleri aleyhine bu yönde hüküm tesis edilmesi uygun olmadığından, uygulamada yaşanan tereddüt ve mağduriyetleri ortadan kaldırmak adına ve yürürlüğünden sonra verilecek hükümlerde uygulanmak üzere on beşinci fıkraya son cümle eklenmektedir." denildiğini,Mevzuat gereğince dava konusu edilen şirketi sicilden terkin eden müvekkilinin davanın açılmasına, kanun gereği zorunlu işlem tesis eden taraf olmak (yasal hasım olmak) dışında, sebep verdiğinden hiçbir biçimde bahsin mümkün olmadığını, dava konusu olayda, müvekkilinin re’sen terkine ilişkin işlemlerinde hiçbir eksiklik olmadığından ve dava konusu re’sen terkin işlemi, re’sen terkin işlemlerine ilişkin geçici m.7 ve buna ilişkin ikincil Mevzuata uygun bulunduğundan; kanun gereği işlem tesis etmesi zorunlu olan müvekkili aleyhine, yerel mahkeme tarafından karar verilerek, müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin; hukuka aykırı olduğunu, Öncelikle, sermaye artırımı yükümlülüğünü yerine getirmediği için resen terkin edilen şirketlerin ihyası mahkemeden talep edilirken, son dönem Yargıtay İçtihadına göre, bu şirketlerin sermaye artırımları için belirlenmiş olan süre dolduğu için, ancak ek tasfiye amacıyla (ek tasfiye gerçekleştirildikten sonra kapatılmak üzere) ihya edilebilmelerinin mümkün olduğu, Yargıtay’ca ihya kararı ile bu tip şirketlerin tekrar faaliyetlerine devam edemeyeceklerinin değerlendirildiği, buna ek olarak, aşağıda daha ayrıntılı şekilde değinileceği üzere, “... Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ”in 16’ncı maddesinin 2’nci fıkrasında yer alan “Bu Tebliğ hükümlerine göre, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatiflerin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.” hükmü gereğince, bu işlemin madde hükmünde de belirtildiği üzere ancak bu hususta mahkemeye başvurulmak suretiyle gerçekleştirilebileceği ancak mahkemedeki işbu davanın beş yıllık süre dolduktan sonra açılmış olduğunun belirtilmesi gerektiğini,Müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğüne ... ticaret sicil numarası ile kayıtlı bulunan ...Şirketi'nin dosyasında yapılan incelemede, şirketin 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20/1 maddesi ve Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7. maddesi kapsamında; “(Anonim ve) Limited şirketlerin sermayelerini asgari tutara yükseltmeleri için son tarih olan 14.02.2014 tarihine kadar sermayesini artırmayarak infisah etmiş olduğu” nun tespit edilmesinin ardından, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Geçici 7’nci maddesi ile “... Şirketler İleKooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ”in 5’inci maddesi gereğince resen terkin kapsamına alındığı, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 07.07.2014 tarihinde sicil kaydının resen terkin edildiğinin anlaşıldığını,6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu geçici m.7 uyarınca, re’sen terkin kapsamına alınan şirketlerin/kooperatiflerin, bu durumun kendilerine tebliğ edilmesinden itibaren iki ay içerisinde, münfesih olma sebeplerini ortadan kaldırarak, buna ilişkin ispat edici belgeleri, müvekkile ibraz etmesi ya da bu kapsama alınan şirketin/kooperatifin faaliyetinin devamının mümkün olmaması halinde, aynı süre içerisinde tasfiye memurunu bildirmesi ve ayrıca, mezkur hüküm kapsamına giren şirketin/kooperatifin davacı ya da davalı sıfatıyla sürmekte olan davasının bulunması halinde (Müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğü tarafından, bu hususun tespit edilmesi mümkün olmadığından), buna ilişkin yazılı beyanın, müvekkili Müdürlüğe verilmesinin gerektiğini,Müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğü tarafından, dava konusu şirkete, belirtilen süre içerisinde münfesih olma sebeplerini ortadan kaldıran işlemlerin yerine getirildiğinin ispatlayıcı belgelerle birlikte bildirilmemesi ya da tasfiye memurunun bildirilmemesi halinde, (dava konusu) ilgili şirketin unvanının ticaret sicilinden silineceği, şirkete ait malvarlığının kaydın silinme tarihinden itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceğini ve bunun kesin olduğu ihtarında bulunulduğunu; ancak, bu ihtara rağmen, dava konusu şirketin, yukarıdaki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, Re’sen terkin kapsamına giren dava konusu şirkete ve şirket yetkilisine de, Mevzuat gereğince ve buna uygun bildirimler (ihtar) gönderildiğini ve fakat şirket yetkilisine ve şirketin sicil kayıtlarındaki adreslerine gönderilen ihtar yazılarının, adreste tanınmamaları gerekçesi ile iade edildiğini; başka bir deyişle; Mevzuat gereğince yapılması gereken tebligatların eksiksiz yapıldığını,Gerçekten de; firmaya yollanan ihtarın 05.04.2014 tarihinde, şirket yetkilisi ...'e yollanan ihtarın ise 29.03.2014'te, adreste tanınmadıkları için iade edildiğini; başka bir deyişle; mevzuat gereğince yapılması gereken tebligatların eksiksiz yapıldığını,Buna göre de, yerel mahkeme kararında belirtildiği gibi gerekli tebligatın eksik yapılmasının söz konusu olmadığını ve bu bakımdan da, bir an için dava kabul dahi edilse, müvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin hakkaniyete ve hukuka aykırı olacağını, Gönderilen ihtarda da, davaya konu şirket gibi re’sen terkin kapsamındaki şirketlere gönderilen “re’sen terkin kapsamına alınan şirket(ler)in, kendilerine yapılan tebligattan itibaren iki ay içinde, münfesih olma sebeplerini ortadan kaldırarak, buna ilişkin ispat edici belgeleri, müvekkili Müdürlüğe ibraz etmeleri ya da şirketin faaliyetinin devamının mümkün olmaması halinde, aynı süre içerisinde tasfiye memurunu bildirmesi, ayrıca şirketin davacı ya da davalı sıfatıyla sürmekte olan davasının bulunmadığına ilişkin yazılı beyanı, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğüne vermesi gerektiğini ifade ettiğini; tüm bu tebligatlara ek olarak, ayrıca, dava konusu şirketin terkin edileceği hususunun, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu geçici m.7/f.4-a kapsamında bu kapsama giren tüm şirketlerle birlikte, Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiğini,Diğer yandan; işbu ilanın da, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu geçici madde 7/f.4-a’da, 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat hükümleri yerine geçtiği hükme bağlandığından; müvekkili tarafından davaya konu şirkete yapılan ihtarın (bildirimin), dava konusu şirketin eline ulaşmadığı bir an için kabul edilse dahi, müvekkilinin re’sen terkine ilişkin prosedürde bir eksik işlem yaptığından bahsetmenin mümkün olamayacağını; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.7/f.4-a’da, “Kapsam dahilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirkete veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanır. Yapılacak ihtar, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderilir. İlan, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinin otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri yerine yapılmış tebligat yerine geçer.” denilmek suretiyle, ilgiliye ihtarın ulaşmadığı durumlarda, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesindeki ilanının, ilan tarihinin otuzuncu günü itibariyle, 7201 sayılı Tebligat Kanununa uygun bir bildirim olduğu hususunun vurgulandığını; buna göre de, mezkur hüküm gereğince, davacının kendisine, müvekkilu Müdürlük tarafından yapılan bildirimlerun (ihtarın), dava konusu şirkete ulaşmamış dahi olsa, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesindeki ilanının Tebligat Kanuna uygun bir bildirim olduğunun kabul edilmesi gerektiğinu ve re’sen terkin sürecinde bir eksiklik bulunmadığının tespiti gerektiğinin açık olduğunu; buna göre de, ilanın bulunması karşısında, müvekkilinin eksik bir işleminden bahsin dahi mümkün olmadığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 01.07.2020 tarihli, E. 2020/1551 K. 2020/3396 sayılı ilâmının da yukarıda açıklanan hususu ve müvekkili Müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini doğruladığını,Buna göre; dava konusu şirketin sicil dosyasında yapılan incelemede devam eden davası bulunduğuna ilişkin herhangi bir bildirim yapılmadığının saptandığını, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 29.09.2020 tarihli ilâmında da bu hususa işaret edilerek; Müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğinin belirtildiğini, Dava konusu şirketin ticaret sicilinden re'sen terkin edildiği sırada hakkında derdest bir davası bulunsa dahi bu hususun, başlı başına müvekkili Müdürlüğün kusurlu olduğu ve davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden bahsedilmesine sebep teşkil etmediğini,Dava konusu şirketin sicil dosyasında yapılan incelemede; bu hususta herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, müvekkil Müdürlüğün re'sen terkin kapsamında yer alan şirketlerden hangisinin derdest davası veya icra takibi bulunduğunu saptayacak sistemle entegrasyonu bulunmaması, bu hususu tespit etmenin hukuken ve fiilen mümkün olmaması karşısında ve son olarak aşağıda yer alan içtihatlar da gözetilerek müvekkili Müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka ve nesafet kurallarına aykırılık teşkil edeceğini,İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 15.04.2021 tarihli ve E. 2019/825 K. 2021/494 sayılı ilâmının, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 17.06.2021 tarihli ve E. 2020/1527 K. 2021/772 sayılı ilâmının, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 04.06.2021 tarihli ve E. 2019/1120 K. 2021/687 sayılı ilâmının, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 31.12.2021 tarihli ve E. 2021/1503 K. 2021/1551 sayılı ilâmının da benzer şekilde olduğunu,İleri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde 'kaldırılmasını' ve davanın açılmasına neden olmayan müvekkili aleyhine yüklenen yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca sicilden re'sen terkin edilen şirketin, davacı tarafından şirket aleyhine açılan davada taraf teşkilinin sağlanabilmesi ve yargılamanın yürütülebilmesi amacıyla ihyası istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne dair yazılı şekilde karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davalı tarafından re'sen terkin işleminin usulüne uygun yapıldığı, bu nedenle davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu, ihya edilen şirkete tasfiye memuru atanmamasının hatalı olduğu yönündedir.İhyası talep edilen... Limited Şirketi'nin ve Ticaret Limited Şirketi'nin sicil kayıtları kapsamından, TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca 07/07/2014 tarihinde sicilden re'sen terkin edildiği anlaşılmıştır.Eskişehir 3. İş Mahkemesi'nin 2021/56 Esas sayılı dosyasıkapsamından, davacı tarafından ihyası istenen şirket aleyhine 16/03/2021 tarihinde alacak davası açıldığı, 20/08/2021 tarihli ara karar ile davacı vekiline, sicilden re'sen terkin edilen şirketin ihyasını sağlamak üzere yetki ve süre verildiği görülmüştür.Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesinde " Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır.Davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere bu madde hükümleri uygulanmaz." denilmek sureti ile kanun metninde sayılan halleri tespit edilen şirket ve kooperatiflerin tasfiyesinin TTK hükümlerine uyulmaksızın anılan maddedeki usule göre yapılacağı belirtilmiştir. Diğer bir anlatımla bu madde ile belirtilen sınırlı hallere münhasıran özel bir tasfiye yöntemi getirilmiştir. Mezkur maddenin 15. fıkrası ile "Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir." düzenlemesi getirilerek hukuki menfaatleri bulunanlar ile alacaklılara şirket ve kooperatifin ihyası için dava açma hakkı tanınmıştır.Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmesi halinde ticaret sicil müdürlüğü tarafından şirket veya kooperatifin sicil kaydı re'sen terkin edilmekle birlikte, bu işlemden önce TTK'nın geçici 7/4-a maddesi uyarınca, kapsam dahilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine, sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere ihtar gönderilmesi ve ilan edilmek üzere aynı gün Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğü'ne gönderilmesi gerekmektedir.Somut uyuşmazlıkta şirketin, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı sicil müdürlüğünce 07/07/2014 tarihinde sicilden terkin edildiği, Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan yapıldığı, ancak şirket yetkilisine tebligat yapıldığına dair herhangi bir delil sunulmadığı, bu hususta ticaret sicil müdürlüğüne yazılan yazı cevabı eklerinde de davalı istinafının aksine tebliğe ilişkin belge bulunmadığı anlaşılmıştır. TTK'nun geçici 7 maddesinin 15 inci maddesine, 23/05/2024 tarihli ve 7511 Sayılı Kanunun 16 ıncı maddesi ile eklenen ek cümle ile, geçici 7 inci maddede öngörülen usule uygun olarak kaydı silinen şirket veya kooperatifin ihyasına ilişkin yapılacak yargılamada ilgili ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmolunamayacağı düzenlemesi getirilmiştir.Dava ve mahkeme karar tarihi itibariyle bu düzenleme yürürlükte olmamakla birlikte, anılan düzenlemede dahi ilgili sicil müdürlüğü aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesinin ön koşulu terkin işleminin TTK'nın geçici 7/4-a maddesinde öngörülen usule uydun şekilde gerçekleştirilmesidir. Madde gerekçesinde de bu husus tekrar edilmiştir. Aksi halde ilgili sicil müdürlüğü aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmelidir. Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2024/4996 esas, 2024/7128 karar sayılı ve 2024/4995 esas, 2024/7310 karar sayılı ilamları da benzer mahiyettedir. Davalı sicil müdürlüğü tarafından Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan yapılmasına rağmen, şirket yetkilisine tebligat yapıldığına dair herhangi bir delil sunulmamış olması, celbedilen sicil dosyası içerisinde de tebliğe ilişkin evraka rastlanmaması karşısında, mahkemece terkin işlemini usulüne uygun gerçekleştirmeyip davanın açılmasına sebep olan davalı sicil müdürlüğü aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Dairemizce benimsenen Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin kararları ile (bkz. Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2024/2958 esas, 2024/4690 karar sayılı ilamı), Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2023/11-340 esas, 2023/1236 karar sayılı, 2017/11-3184 esas ve 2021/1107 karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, TTK'nın geçici 7. maddesi kapsamında sicilden terkin edilen şirketin aynı maddenin 15. fıkrasına istinaden ihyasına ilişkin açılan davalarının, TTK'nın 547. maddesinde düzenlenen ek tasfiye niteliğinde olduğu ve mahkemece davanın kabulü ile şirketin ihyasına (ek tasfiye) karar verilmesi durumunda, TTK'nın 547. maddesinin 2. fıkrası gereğince ihyası istenen şirketin dava dilekçesinde belirtilen işlemle sınırlı olmak üzere ihyasına ve şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilmesi gerektiği, mahkeme gerekçesinde de bu hususun belirtildiği, ancak ihya kararı verilmesine rağmen, şirkete tasfiye memuru atanmadığı anlaşılmış, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmuştur.Sonuç itibariyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce yeniden hüküm kurularak, davanın kabulune, ihyasına karar verilen şirkete, şirketin terkin öncesindeki son yetkilisi olan ...'in tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE; İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/07/2023 tarih ve 2023/290 Esas - 2023/485 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; 2-Davanın KABULÜ ile, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı iken ticaret sicilden resen terkin edilen ... Şirketi'nin ticaret sicil kaydının, Eskişehir 3. İş Mahkemesi'nin 2021/56 Esas sayılı dosyasının sonuçlandırılması (taraf teşkilinin sağlanması ve kararın infazının temini) işlemleri ile sınırlı olmak üzere İHYASINA, şirketin bu konu ile sınırlı olarak İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yeniden tesciline,3-İhyasına karar verilen şirketin terkinden önceki son yetkilisi olan ... T.C. Kimlik numaralı ...'in tasfiye memuru olarak atanmasına, 4- Karar kesinleştiğinde sicile tescil ve ilanına,
İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:5-Davalı ... harçtan muaf olduğundan başvuru harcının ve karar harcının alınmasına yer olmadığına, 6-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davacı tarafından sarf edildiği anlaşılan 978,50-TL tebligat/posta giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davalı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 9-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,
İSTİNAF YÖNÜNDEN:10-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı ... harçtan muaf olduğundan yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının ve istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,11-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 238,00-TL dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gidiş- dönüş giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 12-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 12/12/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.