T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1978 Esas
KARAR NO: 2025/1842 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI: 2023/692 Değişik İş- 2023/694 Karar
TARİH: 31/07/2025 (Ek Karar Tarihi)
TALEP: İhtiyati Haciz Kararına İtiraz
KARAR TARİHİ: 06/11/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
İhtiyati haciz talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; Müvekkili banka tarafından ... Arıtma ve İnş. A.Ş lehine düzenlenen Genel Ticari Kredi sözleşmesi uyarınca nakdi, taksitli ve gayrinakdi kredi kullandırıldığını, ... ..., ... ..., ... ve ... ... ...'nun ise iş bu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, borcun vadesinde ödenmemesi nedeni ile hesabın kat edilerek kredi borçlusu ve kefiline Beyoğlu 48. Noterliğinin 10/11/2023 tarih, ... yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edildiğini ancak yine de müvekkilinin 429.674.068,53 TL alacağının ödenmediğini ileri sürerek borçluların tüm mal varlığı, menkul ve gayrimenkullerine, bankalarındaki ve her çeşit vadeli, vadesiz, yatırım, fon, hisse senedi gibi hesaları da dahil olmak üzere 3. Kişilerdeki hak ve alacaklarına, trafik sicilinde adlarına kayıtlı araçlarına, şimdilik 429.674.068,53 TL tutarındaki alacakları için teminatsız olarak ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 13/11/2023 tarihli kararı ile;"1)İİK nın 257. ve devam eden maddeleri gereğince TALEBİN TEMİNATSIZ KABULÜNE,2)Davacının iddia ettiği 429.674.068,53 TL alacak miktarı ile sınırlı olmak üzere borçlular; ... ...'nun, ... ...'nun, ...'nun, ... ... ... 'nun, a)Taşınır mallarının,b)Taşınmaz mallarının,c)Üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının, İHTİYATEN HACZİNE," karar verilmiş ve verilen karara karşı borçlular ... ... ve ... ... ... vekili tarafından itiraz kanun yoluna başvurulmuştur. Borçlular ... ... ve ... ... ... vekili ihtiyati haciz kararına itiraz dilekçesinde; Takip borçlusu ... Grup şirketlerince 25.06.2024 tarihli protokol ile müvekillerinin borçlarının ödenmesinin üstlenildiğini, alacaktan feragat edilmesi gerektiğini, protokol ile kefaletin son bulduğunu, protokol ile ihtiyati haciz konusu sebep ortadan kalktığını, mahkemenin yetksiz olduğunu, tacir olmayan müvekkileri aleyhinde yetki sözleşmesi hükümlerinin uygulanmayacağını, rehne başvurmadan müvekkillere başvurulamayacağını, 259.198.223,52 TL yönünden fazla haciz uygulandığını belirterek ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi'nin 31/07/2025 tarih ve 2023/692 D.İş- 2023/694 Karar sayılı kararı ile:"İhtiyati hacze itirazın süresinde olmadığına ilişkin itirazlar yönünden; Borçlu kendisi dinlenilmeden verilen ihtiyati haciz kararına yönelik haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata, huzuru ile yapılan hacizlerde haczin uygulandığı, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde itiraz edebilir. Bu durumda mahkeme, gösterilen itiraz sebepleri ile bağlı inceleme yaparak itirazı kabul veya reddeder. Mahkememizce verilen ihtiyati haciz kararının infazı amacıyla, aleyhine ihtiyati haciz talep edilenlere kaydi hacizlere ilişkin ise herhangi bir tebligat yapılmadığı, ihtiyati haciz işlemi ile takip işleminin farklı oldukları, İİK'nun 265 maddesinde yedi günlük itiraz süresinin borçlular huzurunda yapılan hacizlerde haciz tarihinden, gıyapta haciz yapılmış ise haciz tutanağının tebliği tarihinden itibaren işlemeye başlayacağının açıkça düzenlendiği, dolayısıyla ihtiyati haciz talebinin dayanağı olan alacak için başlatılan takipte ödeme emrinin tebliğ tarihinin yedi günlük sürenin başlangıcı olarak esas alınamayacağı, aleyhine ihtiyati haciz kararı verilenlere kaydi haciz işlemlerine ilişkin tebliğ yapıldığı 27.05.2025 tarihinden itiraz tarihine kadae yedi günlük itiraz süresinin dolmadığı anlaşılmıştır. (İstanbul BAM 13.HD 2025/872 E, 2025/818 K emsal karar) Yetki yönünden itirazlara ilişkin yapılan değerlendirmede; TTK ticari iş karinesi gereği tacirler arasındaki yetki sözleşmesi hükümleri tacir olmayan kişiler yönünden de uygulanacağından yetki itirazı yerinde görülmemiştir.Fazla miktar için haciz tatbik edildiği itirazları yönünden; Mahkememizce 13.11.2023 tarihinde borçlular ..., ... ..., ... ... ... ve ... ... hakkında 429.674.068,53 TL yönünden ... Bankası lehine ihtiyati haciz kararı verildiği, 16.11.2023 tarihinde İst And. Banka Alacakları İcra Dairesi 2023/166746 E dosyası üzerinden ihtiyati haciz kararı infaz edildiği, Alacaklıca 170.475.845,01 TL yönünden İst And. Banka Alacakları İcra Dairesi 2023/166746 E sayılı dosyası üzerinden esas takibe geçildiği, itiraz üzerine takibin durduğu bunun üzerine mahkememiz nezdinde itirazın iptali davası açıldığı, bunun akabinde yapılan yargılamada 2023/929 E, 2024/965 K sayılı ilam ile itirazın iptaline ve takibin devamına karar verildiği, borçlu vekilinin itirazı 30.06.2025 tarihinde 429.674.0568,53 TL yönünden haciz konulduğu, takip miktarının 170.475.845,01 TL olduğu bundan ötürü fazla tatbik edilen 259.198.223,52 TL yönünden haczin kaldırılması talep edilmişse de, tatbik edilen haczin ihtiyati değil, kesin haciz niteliğinde olduğu süresinde takibe geçildiği, bu noktadaki İİK madde 82 vd maddeleri kapsamında yapılacak haczedilemezlik şikayet ve itirazların da icra mahkemesi yetkili olduğundan bu cihetteki itirazları da yerinde görülmemiştir. Diğer itirazlar yönünden yapılan değerlendirmede; İİK madde 45 hükmünün ipotek veren borçlular yönünden cari olduğu, ihtiyati hacze itiraz eden borçlularca verilmiş bir ipotek bulunmadığından, önce rehne başvurulması itirazının yerinde olmadığı, yine borçlular vekilince sunulan 25.06.2024 tarihli protokol incelendiğinde protokolün ihtiyati hacze itiraz eden borçlular ile diğer borçlu ... arasında imzalandığı, protokolün alacaklı yanca imzalanmadığı, bu noktada alacaklı şirketin taahhüt altına girmediği, protokol hükümlerinin protokolde imzası bulunmayan alacaklı şirketi bağlamayacağı değerlendirilmekle bu cihetteki itirazların da yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkememizce verilen ihtiyati haciz kararına itirazların yerinde olmadığı anlaşıldığından, itirazların reddine karar verilmiştir." gerekçesi ile ''İhtiyati hacze itirazların ayrı ayrı REDDİNE, ''karar verilmiş ve karara karşı muterizler vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Muterizler vekili istinaf dilekçesinde özetle;Yerel Mahkeme huzurunda görülen yukarıda esas numarası verilen dosya kapsamında Türkiye Cumhuriyeti ... Bankası Anonim Şirketi (“Temlik Eden Banka” veya “Eski Talep Eden”) tarafından müvekkilleri aleyhine verilen ihtiyati haciz kararının İstanbul Anadolu Banka Alacakları İcra Dairesi'nin 2023/166746 Esas sayılı dosyasından esas takibe geçilerek uygulandığını ve müvekkillerinin malvarlığına ihtiyati haciz şerhinin işlendiğini, icra dosyasından tebliğ edilen ödeme emrine ise müvekkilleri ve diğer borçlular tarafından itiraz edildiğini, temlik eden banka tarafından İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2023/929 Esas sayılı dosyası üzerinden ikame edilen davada özetle, itirazların iptali ile takip talebinde yazılı şartlarla icra takibinin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiğini;10.06.2025 tarihli ihtiyati hacze itiraz dilekçesinin konusunun; eski talep eden/temlik eden banka ile karşı taraf/temlik alan ... Dağıtım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi arasında akdedilen 05.03.2025 tarihli Alacak Temlik Sözleşmesi ve müvekkilleri ile diğer borçlu ... arasında akdedilen 25.06.2024 tarihli Protokol’e ilişkin açıklamaları ile ihtiyati haciz kararına ilişkin itirazlardan oluştuğunu, zira söz konusu Protokol’ün akdedilmesi ile birlikte diğer borçlu, itirazın iptali davasının tarafları olan ... Enerji Anonim Şirketi, ... Hidroelektrik Üretim A.Ş. ve ...ve Demir Mamülleri Sanayii Ticaret Anonim Şirketi isimli şirketleri de bünyesinde barındıran ve bunlarla sınırlı olmamak üzere ... Grup Şirketleri’nin finansal kuruluşlara olan borçlarının tamamının ödenerek kapatılmasını, müvekkillerinin ibra edilmesini sağlamayı ve müvekkilleri aleyhine finansal kuruluşlar tarafından açılan tüm davalardan, şikayetlerden ve icra takiplerinden feragat etmelerini sağlamayı kabul, beyan ve taahhüt ettiğini;Haksız ve hukuki mesnetten yoksun olarak devam eden ihtiyati hacze karşı itirazlarının 10.06.2025 tarihinde Yerel Mahkeme’ye sunulduğunu, Yerel Mahkeme tarafından verilen 31.07.2025 tarihli ek kararda ihtiyati hacze karşı itirazlarının reddedildiğini; ... Grup Şirketleri’ne İlişkin Açıklamalar:... Grup Şirketleri'nin, müvekkilleri ve diğer borçlu ...’in babası olan ... ... tarafından 1978 yılında temelleri atılan köklü bir şirketler topluluğu olduğunu, ... Grup Şirketleri’ni sağlığında büyük bir emek ve fedakârlıkla kuran baba ... ...'in 2015 yılından bu yana ... (Amyotrofik Lateral Skleroz) hastalığından mustarip olması ve yatalak olması nedeniyle bakıma muhtaç hâle geldiğini, ... ...'in, kendisiyle kız çocukları olan müvekkillerinin ilgilenmesini istediğini, müvekkillerinin küçük kardeşleri ve ailenin büyük erkek çocuğu olan diğer borçlunun ise bazı ... Grup Şirketleri’nin hisselerinin tamamını, bazı ... Grup Şirketleri’nin hâkim hissesini ve fiili yönetimini devrettiğini, bu devir ile diğer borçlu, ... Grup Şirketleri’nin münferit imza yetkilisi ve hâkim ortağı konumuna gelirken müvekkillerinin, faal olmayan yönetim kurulu üyesi ve azınlık ortak hâline geldiklerini;... ...’in hastalığı nedeniyle ... Grup Şirketleri’nin yönetiminden el çekmesinin ardından müvekkillerinin, ... Grup Şirketleri’nin yönetiminde “gerçekte” herhangi bir söz hakkına sahip olmaksızın ve yönetime karışmaksızın yıllarca sadece kâğıt üstünde yönetim kurulunda bulunduğunu ve esas itibarıyla aynı zamanda kardeşleri olan diğer borçlunun verdiği kararlara, diğer borçluya duydukları güvene binaen yine diğer borçlunun talimatı doğrultusunda imza attıklarını, nitekim baba ... ...’in, diğer borçlu ve müvekkilleri arasında yapmış olduğu görev paylaşımı doğrultusundadiğer borçlu'nun, ... Grup Şirketleri’nin devamlılığının sağlanması amacı ile şirketlerde yönetim işlerini yürüteceğini, müvekkillerinin ise ... ... ile zaman geçirerek bakımı ile ilgileneceğini, keza müvekkillerinin, yapılan görev paylaşımı ve babalarına karşı duymuş oldukları sorumluluk, vefa ve minnet duygusu içerisinde ... ... ile zaman geçirerek bakımı ile ilgilendiklerini;Buna mukabil, görev paylaşımının yapılmasından itibaren ... Grup Şirketleri’nin tamamının kontrolünü fiilen ele geçiren diğer borçlunun, müvekkillerine; ... Grup Şirketleri’nin ticari faaliyetlerinde kullanılmak üzere sair finansal kuruluşlardan kredi kullanılması ve kredi kullanımı için de şirket hissedarları olarak tüm kardeşlerin imzalarının gerektiğini belirterek ... Grup Şirketleri’nin finansal kuruluşlar nezdindeki kredi işlemlerine müvekkillerinin iyi niyetlerini ve güven duygularını da suistimal ederek “şahsen kefil” olmayı kabul ettirdiğini, hem kardeşleri hem de babasının kendisine duyduğu güveni de fırsat bilerek, şirketlerin devamlılığının sağlanması amacı ile yönetim işlerini yürüttüğü zannedilen süreçte; kasıtlı ve kötü niyetli bir şekilde ... Grup Şirketleri’ni kendi menfaatleri doğrultusunda milyarca Türk Lirası zarara uğrattığını, nitekim şirketlerin mevcut kredilerini ödemediğini ve birer birer içlerini boşalttığını, şirketlerin gerek finansal kuruluşlara gerekse de kamu kurumlarına olan borçlarını ödemediği gibi şirketlere, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk defa olacak şekilde bilerek ve isteyerek “kurum temsilcisi” atanması gerekecek kadar kötü yönetim sergilediğini, basiretli ve sadakatli bir yönetici olmak yerine, başta kız kardeşleri olan müvekkilleri olmak üzere ... ailesini ve ... Grup Şirketleri’ni yine kendi menfaatleri doğrultusunda kasten zarara uğrattığını ve müvekkillerinin “gerçekte” yönetimde olmamalarını fırsat bilerek ... Grup Şirketleri’nden aktardığı paralarla müvekkillerini saf dışı etme gayesiyle ve sadece kendisinin ortak olduğu yeni şirketler kurduğunu;Diğer borçlunun eylemleri sonucunda banka hesaplarının bloke edilmesi, tüm malvarlıklarına haciz konulması gibi ekonomik olumsuzluklarla karşı karşıya kalan ve ağır bir mali yük altında ezilen müvekkillerinin, tam da bu ortamda, şahsi kefalet sorumluluklarının sona erdirilmesi, geleceklerinin bir nebze olsun güvence altına alınabilmesi ve en önemlisi de ... hastası babaları ... ...'in bakımının devam ettirilebilmesi amacıyla, işbu dilekçe ekinde sunmuş oldukları 25.06.2024 tarihli Protokol’ü akdetmek zorunda kaldıklarını, müvekkillerinin borçlu olduğunun ve kefalet sorumluluğunun devam ettiğini kabul etmemek kaydı ile, müvekkilleri ile diğer borçlu ... arasında akdedilen ve müvekkilleri aleyhine tesis edilen ihtiyati haciz kararının sebep unsurunu sona erdiren protokole ilişkin açıklamaların Yerel mahkeme tarafından hatalı değerlendirildiğini, her ne kadar Yerel Mahkeme tarafından Protokol’ün Temlik Alan Alacaklı yanca imzalanmadığı ve bu noktada Temlik Alan Alacaklı’nın taahhüt altına girmediği değerlendirilerek itirazları reddedilmişse de Protokol’ün özü incelendiğinde itirazlarındaki haklılıklarının ortaya çıkacağını;25.06.2024 Tarihli Protokol’de özetle; ... Grup Şirketleri’nde hissedar olan müvekkilleri ile diğer borçlu arasında, ... Grup Şirketleri’nin finansal kuruluşlara olan borçlarının diğer borçlu tarafından ödenmesi, müvekkillerinin ibra edilmesi, diğer borçlu tarafından açılan davalardan, şikayetlerden ve icra takiplerinden feragat edilmesi ve finansal kuruluşlar tarafından açılan tüm davalardan, şikayetlerden ve icra takiplerinden feragat edilmesinin diğer borçlu tarafından sağlanması amacıyla akdedildiğini,Protokol’ün “Protokol’ün Konusu” başlıklı 1. maddesinde müvekkillerinin ve ... Grup Şirketleri’nin finansal kuruluşlar nezdinde bulunan kredileri ve borçlarının tamamının diğer borçlu tarafından ödenerek kapatılacağının açıkça belirtildiğini, yine Protokol’ün “Finansal Kuruluşlardan İbra” başlıklı 2.7. maddesinde; diğer borçlunun ... Grup Şirketleri’nin finansal kuruluşlara olan tüm borçlarını Protokol’ün imza tarihi olan 25.06.2024 tarihinden itibaren 12 (oniki) ay içerisinde ödemeyi, müvekkillerinin ibra edilmesini sağlamayı ve finansal kuruluşlar tarafından müvekkilleri aleyhine açılan tüm davalardan, şikâyetlerden ve icra takiplerinden feragat etmelerini sağlamayı kabul, beyan ve taahhüt ettiğinin hüküm altına alındığını; Protokol’ün amacının, finansal kuruluşlara olan tüm borcun diğer borçlu tarafından ödenmesi, müvekkillerinin kefaletlerinin sona erdirilmesi ve müvekkillerinin ibra edilmeleri olduğunu, ancak ... Grup Şirketleri tarafından muhtelif tarihlerde finansal kuruluşlardan sözde temlik alınan borçlar açısından müvekkillerinin henüz ibra edilmediğini, nitekim huzurdaki davada olduğu gibi ... Grup Şirketleri tarafından müvekkilleri aleyhine yargı mercilerindeki işlemlere de devam edildiğini,Yine Protokol’ün “Davalardan ve Her Türlü Şikayetten Feragat” başlıklı 2.11. maddesi gereğince de diğer borçlunun, diğer borçlu veya ... Grup Şirketleri tarafından müvekkilleri aleyhine açılan davalardan feragat edilmesini ve ... Grup Şirketleri’nin de feragat edilmesini sağlama yükümlülüğü bulunduğunu, nitekim ... Grup Şirketleri tarafından huzurdaki davada olduğu gibi finansal kuruluşlar nezdinde sözde temlik işlemlerinin gerçekleştirildiğini, buna istinaden, ... Grup Şirketleri’nin, finansal kuruluşlar tarafından müvekkilleri aleyhine ikame edilen davalar ve icra takiplerinde finansal kuruluşlar ile diğer borçlunun gerçekleştirmiş olduğu sözde temlik işlemlerine istinaden davacı ve/veya alacaklı sıfatını haiz olduğunun izahtan vareste olduğunu, kaldı ki, Protokol’e konu dosyalara da diğer borçlu ve ... Grup Şirketleri tarafından davacı ve/veya alacaklı olarak dosyalara eklenilme talebinde bulunulduğunu ve bu taleplerin mahkemeler ve/veya icra müdürlükleri nezdinde kabul gördüğünü, Protokol'ün 2.11. maddesi uyarınca, ... Grup Şirketleri olarak finansal Kuruluşlar ile temlik işlemleri gerçekleştirip diğer borçlunun alacaklı sıfatını haiz olduğu tarih itibarıyla müvekkilleri aleyhine finansal kuruluşlar tarafından ikame edilen dava ve/veya icra takiplerinden feragat etme yükümlülüğünün doğmuş olduğunun aşikar olduğunu; Diğer borçlunun, Protokol’ün 2.7. maddesi uyarınca; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 195 ve m. 196’ya uygun olarak müvekkillerinin şahsen kefil olduğu ... Grup Şirketleri’nin tüm borçlarını üstlendiğini ve bu doğrultuda müvekkillerinin, ... Grup Şirketleri’nin borçlarına ilişkin kefalet sorumluluğunun sona erdiğini, bir borcun üstlenilmesinin akabinde, üstlenilen borcun güvencesi olarak rehin veren üçüncü kişinin ve kefilin sorumluluklarının, ancak borcun üstlenimine yazılı olarak rıza göstermesi halinde devam edeceğinin açıkça hüküm altına alındığını, bu bağlamda müvekkillerinin Protokol’ü imzalamasının yegane motivasyonunun; ... Grup Şirketleri’nin finansal kuruluşlara olan borçlarına verdikleri kefaletlerden ibra edilmek ve hasta babalarının bakımını akamete uğratmayacak şekilde şahsi malvarlığını korumak olduğu göz önünde bulundurduğunda, 6098 sayılı Kanun m. 198/2’de belirtilen şekilde bir rızalarının söz konusu olmadığının açık olduğunu;Nitekim diğer borçlunun o dönemki vekili tarafından müvekkilleri ile iletişime geçilerek, diğer borçlunun finansal kuruluşlar nezdindeki borçları ... Grup Şirketleri üzerinden temlik almak ve müvekkillerinden muvafakat istediği bilgisinin, 08.08.2024 tarihinde müvekkilleri ve vekillerinin yer aldığı whatsapp grubuna iletildiğini ve müvekkilleri ile muvafakatname örneğinin paylaşıldığını, buna mukabil, muvafakat edilmesi istenen sözde temlik işlemlerinin Protokol’e aykırılık teşkil edeceği dikkate alınarak bu talebin reddedildiğini, bu çerçevede, müvekkillerinin anılan borçlarının tamamına ilişkin sorumluluğunun, Protokol’ün imzalanmasıyla sona erdiğinin sabit olduğunu;Kötü niyetli ticari alışkanlıklarından vazgeçemeyen diğer borçlunun, müvekkilleri tarafından kendisine bu hususta defalarca ihtarnameler gönderilmesine rağmen Protokol çerçevesinde üstlendiği borçları, Protokol’e aykırı olacak şekilde kendisi ödemek yerine hakimiyeti altında bulundurduğu şirketler aracılığı ile finansal kuruluşlardan müvekkillerinin rızası dahi alınmadan görünürde temlik alma yolunu izlediğini, bu sözde temlik sözleşmeleriyle finansal kuruluşlar nezdindeki borçların; diğer borçlunun kontrolünde bulunan ... A.Ş. ve ... A.Ş. tarafından görünürde temlik alınmış bulunduğunu;... A.Ş.’den ... A.Ş. tarafından temlik alınan ve Beyoğlu 48. Noterliği’nin 29.07.2024 tarih ve ... yevmiye numaralı Alacağın Temliki Sözleşmesi uyarınca gerçekleşen, T. ... Bankası A.Ş.’den ... A.Ş. tarafından temlik alınan ve Beşiktaş 18. Noterliği’nin 07.08.2024 tarih ve ... yevmiye numaralı Temlik Sözleşmesi uyarınca gerçekleşen, Türkiye Sınai Kalkınma Bankası A.Ş.’den ... A.Ş. tarafından temlik alınan ve Kartal 9. Noterliği’nin 12.08.2024 tarih ve ... yevmiye numaralı Alacağın Devri Sözleşmesi uyarınca gerçekleşen, ... Bankası A.Ş.’den ... A.Ş. tarafından temlik alınan ve İstanbul 11. Noterliği’nin ... yevmiye numaralı Kredi Alacağının Devri Sözleşmesi uyarınca gerçekleşen, T.C. ... Bankası A.Ş.’den ... A.Ş. tarafından temlik alınan ve Üsküdar 41. Noterliği’nin 05.03.2025 tarih ve ... yevmiye numaralı Alacak Temlik Sözleşmesi ile gerçekleşen sözde temlikler olduğunu;25.06.2024 tarihli Protokol’e açıkça aykırı olan bu uygulama, 02.04.2025 tarihli duruşmada yine diğer borçlu vekili ... tarafından, “temliklerin, vergiden kaçınma amacıyla gerçekleştirdiği” şeklinde gerekçelendirildiğini, buna göre, söz konusu temliklerin muvazaalı olduğu ve diğer borçlunun, hakimiyeti altında bulundurduğu şirketler marifetiyle gerçekleştirdiği temliklerin arkasındaki asıl niyetin; Protokol’de şahsen üstlendiği borçların ifa edilmesi olduğunun açık olduğunu, bu kapsamda, muvazaalı işlem çerçevesinde yapılan ödemelerin, kesinlikle temlik karşılığı bir ivaz değil, finansal kuruluşlara olan borcun ifasına ilişkin olduğunu;Buna göre, müvekillerinin kefalet sorumluluğunun yukarıda belirtildiği şekilde protokolün imzalanmasıyla sona ermediğinin bir an için kabul edilmesi halinde dahi; diğer borçlunun “sözde temlik, özde borcun ifası” şeklinde tezahür eden ödemeleri çerçevesinde kefalete konu “asıl borç” ifa edildiğinden, TBK m. 598’de açıkça belirtildiği üzere “hangi sebeple olursa olsun asıl borç sona erince, kefilin borçtan kurtulacağı” prensibi çerçevesinde, sona erdiği sabit olan borçlar bakımından kefaletten de söz edebilmek de mümkün olamayacağından, her halükarda müvekkillerinin söz konusu borçlara ilişkin kefalet sorumluluklarının sona erdiğini; Diğer borçlunun protokol sonrası Finansal Kuruluşlarla “Alacak Temliki” adı altında bir sözleşme yaparak borcu devralmasının temel gerekçesinin, görünüşte alacaklı değişikliği sağlamak ve borcun üstlenilmesi işlemini “Alacak Temliki” şeklinde göstermek olduğunu, diğer borçlunun böylece temlik bedelini borç tutarına eşit göstererek işlem üzerinden doğacak vergilerin azaltılmasını ve bazı vergisel yükümlülüklerin bertaraf edilmesini amaçladığını, borcun üstlenilmesi işlemini doğrudan yapmak yerine alacak temliki yoluyla borç ilişkisini şeklen değiştirdiğini ve alacak temlik işlemi borçlunun rızasına gerek olmadan yapılabilirken borcun üstlenilmesi işlemi için tarafların açık iradesi gerektiğinden, borç ilişkisinde taraf değişikliğini sağlayabildiğini, diğer borçlunun yapmış olduğu bu işlemin gerçek mahiyeti ile şekli arasında açık bir farklılık bulunduğunu ve bu farklılığın gerek müvekkilleri gerekse de üçüncü kişileri aldatma amacı taşıdığını, bu nedenle diğer borçlu tarafından yapılan işlemin ayrıca muvazaalı olduğunu;Talep konusu genel kredi sözleşmelerine kefil sıfatı ile taraf olan müvekkillerinin sorumlulukları ortadan kalktığı, buna istinaden ihtiyati haciz sebebi mevcut olmadığından ve müvekkillerinin telafisi mümkün olmayan zararlarının ortaya çıkmaması adına Yerel mahkemece verilen ihtiyati hacze itirazın reddine ilişkin ek kararın kaldırılmasını talep ettiklerini, borcun üstlenilmesi hâlinde, kefil ve rehin veren üçüncü kişinin sorumluluğunun otomatik olarak devam etmeyeceğini; ancak ve ancak yazılı rızaları ile devam edeceğini, TBK'nın 19. maddesi;“Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır.” hükmünü haiz olup işbu hüküm gereğince sözleşmenin görünürdeki adı değil, tarafların gerçek ve ortak iradelerinin dikkate alınması gerektiğini, hâkimin sözleşmeyi nitelendirirken tarafların kullandıkları sözcükler ve ifadelerle bağlı olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin nitelendirilmesi bakımından, tarafların kullandıkları ifadelerin ve tabirlerin önemi olmadığını, önemli olanın tarafların gerçek ve ortak iradelerinin ortaya çıkarılması olduğunu, somut olayda ise tarafların gerçek iradesinin, borcun üstlenilmesi yönünde tecelli ettiğinin izahtan vareste olduğunu;Tüm bunlarla birlikte, 6098 sayılı Kanun’un 131.maddesi gereğince, asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde, kefalet gibi buna bağlı hak ve borçların da sona ermiş olacağını, sözde temlik öncesi durumda Temlik Eden Bankanın, borca şahsen kefil olan müvekkilleri aleyhinde, talebe konu icra dosyası ile icra takibi başlattığını, buna rağmen diğer borçlunun, finansal kuruluşlardan birisi olan ... Bankası’ndan sözde temlik aldığı borç bakımından Protokol’ü imzalamayı kabul etmelerinin yegane sebebi olan, “... Grup Şirketleri’nin borçlarının ödenmesi ve söz konusu borçlara istinaden müvekkilleri tarafından verilen şahsi kefaletlere ilişkin finansal kuruluşlardan ibra alınması” edimini yerine getirmediği gibi, dürüstlük kuralına aykırılığın ibretlik bir örneği olarak gösterilebilecek şekilde müvekkillerinin ellerinde kalan malvarlıklarına da adeta çökmek için bir baskı unsuru yaratmak saikiyle temlik eden bankanın ilgili borç bakımından başlattığı icra takibine –hakimiyetinde bulundurduğu ... A.Ş. marifetiyle- “yeni alacaklı” sıfatıyla devam ederek müvekkillerinin şahsi malvarlıklarına haciz koydurduğunu, diğer borçlunun sırf bu hareketinin bile hukuk literatüründe yer verilen “eli kirli olmak” tabirinin en somut göstergesi olduğunu;Müvekkillerinin hiçbir şekilde borçlu olduğunu ve/veya kefaletlerinin devam ettiğini kabul etmemek kaydıyla, temlik alan ... A.Ş.’nin hissedarları da diğer borçlu ... ve ... Arıtma A.Ş. olup buna istinaden alacaklı ile borçlu sıfatı birleşmiş olduğundan ötürü ortada ihtiyati hacze konu edilen herhangi bir alacak bulunmadığını, Yerel mahkeme tarafından tesis edilen kararda bu hususun dikkate alınmadığını, kararın kaldırılmasını talep ettiklerini, ... A.Ş.'nin hem ... şirketinin iştiraki hem de diğer borçlu ... Arıtma ve ...’in pay sahibi olduğu şirket olduğunu, alacaklı ve borçlu kavramlarının birleştiğini, temlik alan ile borçlu şirket arasında iştirak ve pay sahipliği varsa, bu durumun davanın esasına etkisi, işlemin kötüye kullanılıp kullanılmadığına bakılması gerektiğini, alacaklı ve borçlu sıfatının birleşmesinin, bir borçtaki alacaklı ve borçlu sıfatlarının, aynı kişinin, aynı malvarlığı kesimi üzerinde bir araya gelmesi olduğunu ve bu durumun borcu sona erdiren bir sebep olduğunu, bu hususun 6098 sayılı Kanun madde 135'de düzenlendiğini, bir kimsenin kendisine karşı hem alacaklı hem de borçlu olmasının mümkün olmadığını, diğer borçlu ...’in şahsen tüm borca kefil olduğu düşünüldüğünde durumun çarpıcılığının daha da aşikâr olduğunun ortada olduğunu, Yerel mahkeme tarafından verilen ek kararda bu hususa ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, eksik incelemeye dayalı olarak ihtiyati haciz kararına karşı itirazlarının reddedildiğini, bu nedenlerle taraflar arasındaki ilişkinin ihtiyati haciz kararının sonucunu etkileyecek nitelikte olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğini ve Protokol kapsamında diğer borçlu tarafından borcun üstlenilmesi ile müvekkillerinin temlik eden bankaya kefaletinin sona ermiş olduğu göz önünde bulundurularak Yerel Mahkeme tarafından tesis edilen ek kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini;İhtiyati haciz kararını vermeye yetkili mahkemenin tespitinin, 2004 sayılı Kanun’un 258. maddesi doğrultusunda, 2004 sayılı Kanun’un 50. maddesi ile yapıldığını, ilamsız icra takipleri için yetkili olan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinin, ihtiyati haciz talepleri için de yetkili olduğunu, işbu ihtiyati haciz kararına konu Genel Kredi Sözleşmeleri'nde bulunan yetki hükümlerinin yalnızca asıl borçlu dava dışı ... Arıtma ve İnşaat Anonim Şirketi'ni ve Temlik Eden Banka'yı bağladığını, sözleşmede tacir olmayan müvekkilleri yönünden yetki hükümleri bağlayıcı olmayıp bu hükümlerin herhangi bir sonuç doğurmayacağını, yetki sözleşmesinin taraflarının sadece ve sadece tacir veya kamu tüzel kişisi olabileceğini, müvekkillerinin kefil olarak ihtiyati hacze konu edilen borçtan sorumlu olduğunu kabul etmemek kaydı ile, kefilin sorumluluğunun, asıl borçtan değil, ayrı bir hukuki varlığı bulunan kefalet sözleşmesinden doğduğunu, bu nedenle asıl borçlu için geçerli olan görevli ve yetkili mahkemenin, kefil açısından da istisnasız biçimde geçerli olacağının kabul edilemeyeceğini, müvekkilleri açısından İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri yetkili olmayıp Beykoz Mahkemelerinin yetkili olduğunu, bu sebeple kararın kaldırılarak huzurdaki davanın usulden reddedilmesi gerektiğini;İhtiyati haciz talebinde bulunulabilmesi için birincisi, alacağın muaccel olması gerektiğini, ikincisinin ise, alacağın rehin ile temin edilmemiş olması gerektiğini, müvekkillerinin temlik eden bankaya ve/veya ... A.Ş.’ye borçlu olduğunu kabul etmemek kaydı ile, 2004 sayılı Kanun gereğince borçlu asıl borçlu ... Arıtma ve İnşaat Anonim Şirketi aleyhine temlik eden banka tarafından rehne başvurulmadan müvekkilleri aleyhine ihtiyati haciz talep edildiğini, nitekim ... Arıtma tarafından temlik eden bankaya 1.500.000.000,00 TL değerinde ipotek verildiğini, dosyanın asıl borçlusu tarafından temlik eden bankanın alacağı rehinle temin edilmişken müvekkilleri aleyhine ihtiyati haciz kararı verilmesi hukuka aykırı olup işbu ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep ettiklerini;Tüm bunların yanı sıra ihtiyati haciz kararına konu edilen alacağın ... A.Ş. tarafından sözde temlik alındığını, diğer borçlu ile müvekkilleri arasında borcun üstlenilmesine ilişkin akdedilen Protokol neticesinde müvekkillerinin temlik eden bankaya borcu ve temlik eden banka nezdinde kefalet ilişkisi sona ermiş olduğundan müvekkilleri aleyhine tesis edilen ihtiyati haciz kararının sebep unsurunun sona erdiğini;Müvekkilleri aleyhine ihtiyati haciz tesis edilebileceğini kabul etmemek kaydı ile, Yerel mahkeme tarafından temin 2004 sayılı Kanun’un 259. maddesi gereğince ihtiyati haciz isteyen alacaklının teminat vermeye mecbur olduğunu, her ne kadar belirli kamu kurumları veya ilama ya da ilam niteliğindeki belgelere dayanan alacaklar için teminat istisnası öngörülmüş olsa da bu istisnaların alacaklının kamusal niteliğine veya alacağın ispatındaki kuvvetine bağlı şahsa sıkı sıkıya bağlı imtiyazlar niteliğinde olduğunu, 6098 sayılı Kanun’un 183 ve devamı maddeleri uyarınca alacağın temliki, asıl alacağı fer'ileri ve ona bağlı haklarla birlikte temlik alana intikal ettirse de, temlik edenin şahsına özgü, kamusal statüsünden kaynaklanan usuli ayrıcalıkların, alacağı devralan özel hukuk kişisi mahiyetindeki anonim şirkete kendiliğinden geçmeyeceğinin hukuki güvenlik ve teminat müessesesinin amacı gereği kabul edilmesi gerektiğini, kamu bankası lehine teminat istisnası tanınmasının dayanağının, o bankanın tabi olduğu özel mevzuat, denetimi veya kamusal sermayesi olabileceğini ancak bu gerekçelerin, alacağı devralan anonim şirket için geçerli olmadığını, dolayısıyla, alacağı temellük eden anonim şirketin, kamu bankasına tanınan teminat istisnasından yararlanarak, aleyhine ihtiyati haciz konulan borçlunun ve üçüncü şahısların muhtemel zararlarına karşı yasal güvence olan teminatı göstermeksizin haciz tatbik etmesinin, 2004 sayılı Kanun’daki teminat mecburiyetinin koruyucu amacına ve hukuki güvenlik ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, bu durumda, temlik sonrası anonim şirket lehine teminatsız olarak devam eden ihtiyati haciz kararının, dayanağını oluşturan şahsi imtiyazın temlik alana intikali mümkün olmadığından, anonim şirket nezdinde hukuki mahiyetini yitirdiğini ve aleyhine tedbir uygulanan kişiler bakımından haksız ve hukuka mugayir hale gediğini, teminat gösterme mecburiyetinin emredici karakteri ve haksız ihtiyati haciz sorumluluğunun kusursuz sorumluluk esasına dayanması karşısında, bu durum kararın anonim şirket açısından geçerliliğini ciddi surette tartışmalı kıldığını, temlik eden banka lehine Yerel Mahkeme tarafından teminatsız bir şekilde ihtiyati haciz kararı tesis edilmiş olup alacağı “sözde temlik” alan ... A.Ş.'nin de temlik eden bankanın şahsına özgü olan teminatsız ihtiyati haciz kararından faydalanmasının hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz olduğunu, Yerel Mahkeme tarafından tesis edilen kararda ihtiyati haczin neden teminatsız verildiğine ilişkin bir gerekçe de bulunmadığını, tüm itirazları baki kalmak kaydı ile, müvekkillerinin ve üçüncü kişilerin menfaatlerinin korunabilmesi adına Yerel Mahkeme tarafından tesis edilen ihtiyati haciz kararına teminat yönünden de itiraz ettiklerini ve Yerel Mahkeme tarafından tesis edilen ek kararının bu yönden de kaldırılması gerektiğini beyanla Yerel Mahkeme’nin 31.07.2025 tarihli, 2023/692 Değişik İş ve 2023/694 K. sayılı ilamına K. sayılı kararının müvekkilleri yönünden kaldırılmasına, müvekkilleri aleyhine tesis edilen haksız ve mesnetsiz ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, genel kredi sözleşmeleri kapsamında kullandırılan kredilerin geri ödemelerinin yapılmamış olmasından doğan alacağı teminen ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkin olup, Mahkemece, ihtiyati haciz talebinin kabulüne, bu karar üzerine borçlular ...in yapmış olduğu itirazın ise reddine karar verilmiş, verilen ek karara karşı muterizler vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.İİK'nın 257/1. maddesi uyarınca; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258. maddesi uyarınca; ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüdür. İİK'nın 265. maddesi hükmü gereğince, borçlu kendisi dinlenilmeden verilen ihtiyati haciz kararına yönelik haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata, huzuru ile yapılan hacizlerde haczin uygulandığı, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde itiraz edebilir. Bu durumda mahkeme, gösterilen itiraz sebepleri ile bağlı inceleme yaparak itirazı kabul veya reddeder.Somut olayda; ..., temlik eden ... Bankası ile talep dışı ... Arıtma ve İnşaat A.Ş. arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerinde müteselsil kefil oldukları, bu sözleşmeler uyarınca kullandırılan kredilerden doğan alacak için banka tarafından ihtiyati haciz talep edildiği ve Mahkemece talebin kabulü ile anılan banka lehine teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verildiği, 05/03/2025 tarihinde alacağın ... Bankası A.Ş. tarafından, ... Dağıtım Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ye temlik edildiği, muterizler tarafından imzalanan genel kredi sözleşmesinde bulunan yetki şartı uyarınca Mahkemenin yetkisine ve ihtiyati haciz kararı temlik tarihinden önce verildiğinden, temlik alan alacaklının teminattan muaf olmadığına dair itiraz ve istinaf sebeplerinin haksız olduğu, temlik eden bankaya verilmiş olan ipoteğin kefil olan ... borçları yönünden teminat sağlamadığı, bu nedenle ... önce rehne müracaat edilmesi gerektiği ve ihtiyati haciz koşullarının oluşmadığı yönündeki itirazlarının da haksız olduğu, muterizler ile dava dışı ... arasında imzalanan 25/06/2024 tarihli protokole temlik eden banka ve temlik alan alacaklı şirketin taraf olmadıkları, protokolün tarafı olan ... tarafından muterizlere verilen taahhütlerin, temlik eden banka ile ortağı ...'den ayrı bir tüzel kişiliği olan temlik alan şirkete karşı ileri sürülemeyeceği, banka ile alacaklı şirket arasında yapılan temlik işleminin muvazaalı olduğu, borçlu ve alacaklı sıfatlarının birleştiği, esasen ödenen temlik bedelinin borç ödemesi olduğuna dair itirazların ise İİK'nın 265. maddesinde sayılan itiraz sebeplerinden olmadığı, bu hususların ancak açılmış bir dava içerisinde yargılama yapılmak suretiyle incelenebilecekleri, bu itibarla Mahkemece itirazın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmış, kararda kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden ... istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-... istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf edenler tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 06/11/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.