T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1976 Esas
KARAR NO: 2025/1872 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
ESAS NO: 2025/825 Esas (Derdest Dava Dosyası)
TARİHİ: 16/09/2025 (Ara Karar Tarihi)
DAVA: Alacak (Taşınmaz Alım-Satımı Kaynaklı)
KARAR TARİHİ: 13/11/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinde özetle; Borçluların davaya konu bono bedellerini ödememek için mallarını kaçırma çabasına girdiğinden ötürü taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizleme ve kaçırma çabası ve alacağın tahsilini engellemek için hileli işlemlerde bulunma ihtimaline karşı menkul, gayrimenkul ve 3. şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczini, davalıların bonodaki imzalarını inkar etmedikleri de dikkate alınarak muaccel ve teminatsız 5.000.000,00 TL alacaklarının tahsili bakımından öncelikle teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilmesini, mahkeme aksi kanaate ise müvekkilinin tapuya kayıtlı gayrimenkulü üzerine teminat amaçlı şerh düşülmesini talep ve beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 16/09/2025 tarih ve 2025/825 Esas sayılı ara kararında;".....İhtiyati haciz talebine konu alacak herhangi bir mahkeme kararına veya kıymetli evrağa dayanmadığı gibi alacağın varlığı, miktarı ve vadesinin geldiği yargılamayı gerektirmekte olup, dosyada davacının dayandığı delillerin Mahkememizce celp edildiği, dosyada cevaplarının henüz gelmediği, dosyaya sunulan somut delillerle yaklaşık ispat koşulu da oluşmadığından ve ayrıca aleyhine ihtiyati haciz kararı verilmesi istenen borçlunun mallarını kaçırmaya, gizlemeye veya kendisi kaçmaya hazırlandığına dair mahkemeye kanaat oluşturacak delil de sunulamadığından talep edenin ihtiyati haciz talebinin aşağıdaki şekilde reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile, ''1-Davacı vekilinin yukarıda açıklanan sebeplerle ihtiyati haciz talebinin reddine,'' karar verilmiş ve ara karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İİK'nın 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz için alacağın temin edilmemesi ve vadesinin gelmiş olması şartlarının arandığını, somut olayda her iki koşulun da gerçekleştiğini, davacı müvekkilin davalılardan satın aldığı hisseli tarlaların karşılığını ödediğini ve tapu devri yapılıncaya kadar davalılardan 5.000.000 TL bedelli 25.01.2023 düzenleme ve 01.06.2023 vade tarihli bonoyu aldığını, müvekkilin davalılardan almış olduğu bononun arka yüzüne davalılardan ...'ın kendi el yazısı ile satın aldığı tarlaların tapu bilgilerini ,ada ve parsel bilgilerini ve taşınmazların teslim edilmesi yani devir edilmesi halinde imzalanan senedin hükümsüz olduğuna dair yazısını da yazdırdığını, davalıların bononun ön yüzüne davacı müvekkile borçlu olduklarını açıkça gösteren isim ve imzalarını attıklarını ve imzalarını inkar etmediklerini, davalılardan ...'ın bononun arka yüzüne de bononun neden verildiğini, yani yukarıda tapu bilgileri verili tarlaların davacı alıcı müvekkile tapuda devrinin yapılması karşılığında verildiğini açıkça ifade ettiğini ve imzaladığını, Bononun arka yüzündeki kayıt ve imzalar ise asıl borç ilişkisini yani temel borç ilişkisine dair yazı ve imzalar olduğunu, buna göre her iki davalı ve borçlunun işbu bonoyu imzalamakla davacı müvekkilden tarlaların devrine karşılık 5.000.000 TL para aldıklarını, tapu devrini davacı müvekkile yapamadıkları takdirde tarlaların bedelini müvekkile iade etmeyi imzalarıyla kabul ettiklerini, İİK uyarınca ihtiyati haciz kararının ancak alacağın yaklaşık ispatı halinde verilebileceğini, yerel mahkemenin sundukları delilleri yeterli görmeyerek dikkate almadığını ve alacağın varlığı konusunda kesinlik olmadığı kanaatine vararak ve ihtiyati haciz talebini reddettiğini, dava konusu sözleşmeye göre davacı müvekkilin davalılardan alacağı olduğunun son derece açık olduğunu, davanın esası yönünden müvekkilin haklılığını yaklaşık olarak ispat ettiğini,Davalıların kendilerini haklı göstermek ve sebepsiz iktisapta bulunmak için basiretli bir tacire yakışmayacak taleplerde bulunarak icra takibine itirazda bulunduklarını. bu nedenle davalıların haksız kazanç elde etmek için ve borçlarını geç ödemek ve zaman kazanmak için icra takibine itiraz ettiklerinin çok açık olduğunu, Uzun yıllardır emlak alım satımı işi ile uğraşan davalılardan ...'ın taşınmaz satımının resmi şekle bağlı olduğunu bile bile davaya konu hisseli tarlaların satışını bu yolla yapmasının kötü niyetini ortaya koyduğunu, kanunun kötüniyeti korumayacağını, davalı ... hakkındaki dava dosyalarına göre emlak alım satımı ile uğraşan ...'ın bu yolla bir çok kişiyi yanıltarak, yani harici satış sözleşmeleriyle bir çok kişiye taşınmaz satışı gerçekleştirdiği ve alıcıların paralarını aldığı, ancak tapularını devretmediği ve paralarını da iade etmediğinin görüleceğini, Kandıra 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2024/32 Esas sayılı dosyasında ...'ın dolandırıcılık suçundan sanık olarak yargılandığını, bu dosyada mahkemenin görevsizlik kararı vererek dosyayı Kocaeli Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderdiğini, bu dosyada davalı emlakçı ...'ın yine harici satış sözleşmesi ile alıcılardan para aldığı ev karşılığında bono verdiğini, yani dava konusu ile birebir aynı olayların bu dosyada da yaşandığını, davalıların bu tür alışverişi sıklıkla yaptıklarını ve alıcıları mağdur ettiklerini, bu nedenin bile ihtiyati haciz kararı verilmesi için yeterli olduğunu, İhtiyati haciz taleplerinin teminat karşılığı talep olduğunu, her halde davalıların ihtiyati haciz kararından doğabilecek zararların karşılanabileceğini, dava dilekçesinde mahkemece şimdilik davalıların bonodaki imzalarını inkar etmedikleri dikkate alınarak muaccel ve teminatsız 5.000.000 TL alacağımızın tahsilinin güvence altına alınabilmesi bakımından ve ileride müvekkilin haksız çıkması durumunda davalıların doğabilecek zararlarının karşılanması için öncelikle teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ettiklerini, şayet bu talepleri yerinde görülmezse ihtiyati haczin teminatı olarak davacı müvekkilin tapuya kayıtlı gayrimenkulleri üzerine teminat amaçlı ipotek, tedbir veya şerh düşülmesine karar verilmesini ve buna rıza ve muvafakatlerinin bulunduğunu beyan ettiklerini, hatta eğer bu talepleri de yerinde görülmezse davacı müvekkilin teminat mektubu veya nakdi teminat sunmaya da hazır olduğunu beyan ettiklerini,Yine dava dilekçesinin 4. paragrafında davalıların sözleşme gereği tapuları devretmemesi ve bononun vadesi gelmesine rağmen bono bedelinin ödenmemesi üzerine alacağın teminatsız olması ve borçluların mallarını kaçırma tehlikesi olduğundan davacı müvekkilin Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31.07.2023 tarih ve 2023/155 D.İş.dosyasında görülen dava ile ihtiyati haciz başvurusunda bulunduklarını ve Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02.08.2023 tarihinde %15 teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı verdiğini belirttiklerini ve devamında müvekkilin işbu ihtiyati haciz dosyasına teminat mektubu sunduğunu ve bu ihtiyati haciz kararının infazına giriştiğini belirttiklerini, yerel mahkemeye davacı müvekkilin Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 31.07.2023 tarih ve 2023/155 D. İş dosyasında bulunan teminat mektubunu ihtiyati haczin teminatı olarak sunmaya hazır olduğunu da beyan ettiklerini, ancak davacı müvekkilin nakit, teminat mektubu ve gayrimenkullerini teminat olarak göstereceğini belirtmesine rağmen mahkemece bu taleplerinin değerlendirmeye alınmadığın, İİK 257.maddesi ve devamı maddelerinde ihtiyati haciz kararı verilmesinin şartlarının açık bir şekilde düzenlendiğini, gelinen aşamada dava konusu alacağın ve hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen alacağın tahsilinin imkânsız hâle geleceğinin dava dilekçesindeki açıklamalar ve dosyaya giren delillerden anlaşıldığını, ihtiyati haciz kararının verilebilmesi için aranan koşulların müvekkil tarafından sağlandığını, mahkemenin vermiş olduğu söz konusu karara dayanak gösterdiği gerekçelerin hukuki bir dayanağının bulunmadığını, ilgili kanun hükmüyle açıkça çelişen bu kararın verilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, usul ve yasaya aykırı olan ihtiyati haciz talebinin reddinin gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Talep, alacak davasında ihtiyati haciz istemine ilişkindir.Mahkemece, İhtiyati haciz talebinin reddine, karar verilmiş ve ara karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile, borçlunun mallarına geçici olarak el konulmasıdır. İİK'nun 257/1.maddesinde "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir." hükmü, İİK'nın 258/1.maddesinde ise; "Alacaklı, alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur." hükmü yer almaktadır.Davacı vekili dava dilekçesi ile; Davalılardan ...'ın Kocaeli ili Kandıra ilçesinde "... Gayrimenkul" adı altında emlakçılık işi ile iştigal etmekte olup diğer davalı ... ile ortak emlakçılık işleri yaptığını, davacının gayrimenkul yatırımı yapmak amacıyla davalılarla görüşmüş ve davalıların müvekkiline yatırım amaçlı Kocaeli ili, Kandıra ilçesinde hisseli taşınmaz toplayabileceklerini belirttiklerini, bunun üzerine davacı müvekkili ...'ın Kocaeli il merkezinde ve Kandıra İlçesinde faaliyet gösteren davalılar ... ve ... isimli emlak alım satım işi ile uğraşan kişilerle Kocaeli Kandıra ilçesi bölgesinde 13 parça hisseli tarla vasfında taşınmazların alımı konusunda anlaşmış ve toplamda bu kişilere hisseli tarlaların bedeli olarak 5.000.000TL ödeme yaptığını, müvekkilinin bedelini ödeyip satın aldığı Kocaeli ili Kandıra ilçesi Balcı köyünde ..., ...ada/parselde bulunan yaklaşık 14 dönüm taşınmaz tarla vasfında olup hisseli olduğunu, ayrıca davalılar davacı müvekkiline sattıkları tarlaların hisseli olduğunu ancak tapuları en kısa sürede müvekkiline devredileceğini söylediklerini, hatta satışlarını vaadettikleri taşınmazların 13 hissenin 12 hissesini aldıklarını bir hissenin kaldığını, vekaletlerin ellerinde olduğunu, son bir kişi için ise son aşamaya geldiklerini kısa bir süre içinde alıp tamamını teslim edeceklerini söylediklerini, müvekkilinin davalılardan satın aldığı hisseli tarlaların karşılığını ödemiş ve tapu devri yapılıncaya kadar davalılardan 5.000.000TL.bedelli 25.01.2023 düzenleme ve 01.06.2023 vade tarihli bonoyu aldığını, davalılardan almış olduğu bononun arka yüzüne davalılardan ...'ın kendi el yazısı ile satın aldığı tarlaların tapu bilgilerini ,ada ve parsel bilgilerini ve taşınmazların teslim edilmesi yani devir edilmesi halinde imzalanan senedin hükümsüz olduğuna dair yazısını da yazdırdığını, borçlular 5.000.000 TL. bedelli 25.01.2023 düzenleme tarihli bononun ön yüzüne davacı müvekkiline borçlu olduklarını açıkça gösteren isim ve imzalarını atmışlar ve şimdiye kadar imzalarını inkar etmediklerini, borçluların bono bedellini ödememek için mallarını kaçırma çabasına girdiklerinden ötürü taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizleme ve kaçırma çaba ve alacağın tahsilini engellemek için hileli işlemlerde bulunma ihtimaline karşı menkul, g.menkul ve 3. şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir.Somut olayda, davacı tarafça dava dilekçesinde ileri sürülen iddialara göre davacı tarafın davalılardan alacaklı olup olmadığı ve miktarı açılan davada iddia ve savunma doğrultusunda yargılama içinde toplanıp incelenecek deliller ışığında ortaya çıkacağından talep eden davacı tarafından dosyaya ibraz edilen belgeler HMK'nın 390/3 maddesine göre yaklaşık olarak ispata yeterli değildir. Karşı tarafın, mallarını kaçırmaya, gizlemeye veya kendilerinin kaçmaya çalıştığını gösterir delil de sunulmamıştır. Bu hali ile, ara karar tarihi itibariyle İİK 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediği, değişen durum ve şartlara göre de her zaman yeniden talepte bulunulabilecek olup buna göre, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin verilen karar, usul ve yasaya uygun olduğundan talep eden davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 13/11/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.