T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1994 Esas
KARAR NO: 2025/1937 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
ESAS NO: 2023/411 Esas - 2023/659 Karar
TARİHİ: 07/12/2023
DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak)
KARAR TARİHİ: 20/11/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin pazarcılık yaptığı dönemde kazandığı paraları Kocaeli ... İzmit Şubesinde koruma görevlisi olarak çalıştığı için adı geçen bankanın İzmit Şubesinde 1998 yılında açtırdığını, ... nolu hesaba yatırdığını, ancak hiç para çekmediğini, eski eşi ... boşanma davası açtıktan sonra bankaya giderek para çekmek istediğinde hesapta para olmadığını öğrendiğini, bankadan ısrarla hesap hareketlerini talep ettiğinde kendisine hesap dökümü verilmediğini, hesap hareketlerini öğrenemediğini, daha sonra ... İzmit Şubesinin ...Bankası Saraybahçe Şubesi olduğunu, banka hesabının davacının izni dışında eski kocası tarafından sahte imza ile çekilmiş olduğunu, davacının banka hesabının açıldığı günden bu güne kadar ne miktarda para yatırıldığının, hiç para çekmediğinden hesabında ne kadar para olması gerektiğini, para çekilmiş ise kimin tarafından çekildiğinin tespiti ile davacının uğramış olduğu zarar nedeniyle fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000 TL maddi tazminatın zararın oluştuğu tarihten itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 07/07/1998 tarihinde eski ... İzmit şubesinde 117440353 nolu hesabı açtığını, davacının yatırdığı paraların hesabında muhafaza edildiğini, davacının bilgi ve onayı olmadan herhangi bir hesap hareketi yapılması mümkün olmadığını, davacının eşi ... ile birlikte açtıkları 3721973 numaralı müşterek hesaptan iki defa para çıkışı (virman) yapıldığını, söz konusu virman tutarının bugün itibariyle 155,50 TL’ye tekabül ettiğini, en son işlem tarihi olan 25/12/2000 tarihi üzerinden 13 yılı aşkın süre geçtiğini, bu bağlamda bir kısım evrakın 10 yıllık saklama süresi dolduğundan ulaşılamadığını, davacının davasının haksız ve yersiz davasının reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 07/12/2023 tarih ve 2023/411 Esas - 2023/659 Karar sayılı kararında;"... Kocaeli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 05/02/2019 tarih ve 2019/4 Esas 2019/9 Karar sayılı görevsizlik kararı üzerine mahkememize tevzi edilen dava dosyasının yukarıda belirtilen esasa kaydının yapıldığı görülmüştür.İstinaf kaldırma kararında her ne kadar mahkememiz görevli bulunup bu yönde karar verilmiş ise de davacının mesleki yahut ticari amaçla davalı bankadan mevduat hesabı oluşturmadığı, bu durumda tüketici olduğu, ihtilafın gideriminde de Tüketici Mahkemeleri'nin görevli olduğu mahkememizce değerlendirilse de kaldırma kararının kesin mahiyeti gereği dosya esasına girilerek yargılama yapılmıştır. Görevsiz mahkemede alınan 22/12/2015 tarihli hukukçu ve SMMM bilirkişilerin raporlarında; davacının banka hesabından bir kısım para çıkışları var ise de bu çıkışların davacının da eşi ile birlikte müşterek sahibi olduğu diğer bir hesaba yapıldığı, para çıkışlarına ilişkin evrakların muhafaza sürelerinin dolduğu, bu nedenle davalı bankanın ilgili kayıtlarının saklanması ve dosyaya sunması mecburiyetinin kalmadığı değerlendirmelerinin yapıldığı görülmüştür. Görevsiz mahkemede alınan 25/05/2016 tarihli hukukçu ve SMMM bilirkişilerin raporlarında; davacının davalı banka nezdinde 2 farklı hesabının olduğu, davalı bankanın Derince Şubesi'nde 2012 yılında açılmış olan ve dava dosyası ile ilgili bulunmayan bir hesabının mevcut olduğunu, davacının davalı bankanın Saraybahçe Şubesi'nde ... numaralı hesabında davacının boşandığı eşi olan ...'e ait olduğu anlaşılan 3721973 numaralı hesaba 1999 yılı içerisinde toplamda 542,96 TL tutarında para transferi yapıldığını, ilgili transferin hangi şekilde yapıldığına ilişkin belgelerin dosyada olmadığı, davalı bankanın ilgili belgeleri saklama süresinin 10 yıl olduğu ve bu sürenin dolması nedeniyle belgeleri sunamadığı, para transferlerinin usulsüz olduğunun belirlenmesi durumunda davacının talep edebileceği tutarın 542,96 TL olduğu tespit ve değerlendirmelerinin yapıldığı görülmüştür. Davacı vekilinin dava dilekçesi ile müvekkilinin eşinin ... İzmit Şubesi'nde güvenlik görevlisi olarak çalıştığı dönemde eşinin iş yeri olması nedeniyle birikimlerini ... İzmit Şubesi'nde açmış olduğu ... nolu hesaba yatırdığını, bir süre sonra eşi ile boşandığını, müvekkilinin banka şubesine gidip hesabından para çekmek istediğinde şube çalışanlarının hesabında para olmadığını söylediği, buna inanmayan müvekkilinin hesap hareketlerini istemesine rağmen banka çalışanlarının talep edilen evrakları kendisine vermediğini, dava tarihine kadar hesap ile ilgili bir bilgiye ulaşamadıklarını belirterek banka hesabında bulunan miktarın tespitini, tespit edilen miktarın davalı bankadan tahsilini ve hesaptaki paranın elde edilememesi nedeniyle uğranan zararın tazminini talep ettiği, davalı vekilinin cevap dilekçesinde ise davacının hesabının 07/07/1998 tarihinde ... İzmit şubesinde oluşturulduğunu, bankacılık uygulamasına göre müşterinin talimatı olmadan hesapta bir hareketlilik yapılamayacağını, banka kayıtlarında yapılan incelemede davacının eşi olan ... ile ortak hesapları olan 3721973 nolu hesaba virmanlar yapıldığını, davacıya ait hesaba devamlı olarak para yatırılmadığını, hesapta yapılan işlemlerin eski tarihli olduğunu ve yalnızca toplam tutarı 155,50 TL olan 3 para yatırma işleminin gerçekleştiğini, talebin zamanaşımına uğradığını ve davanın reddinin gerektiğini savunduğu görülmüştür. Görevsiz mahkeme tarafından banka kayıtlarının temin edilmeye çalışıldığı, ancak bankanın temini istenen belgeleri saklama süresi 10 yıl olduğundan bir kısmını gönderebildiği görülmüştür. Bilirkişi raporlarından banka kayıtları üzerinde yapılan incelemede davacının hesabının 1998 tarihinde açıldığı, hesaptaki son işlemin 2000 tarihinde gerçekleştiği ve hesaptaki para transferlerinin davacının rızası dışında yapıldığına dair dosyada yeterli delilin bulunmadığı tespitlerinin yapıldığı anlaşılmaktadır. Öncelikle davalı bankanın zamanaşımı defi kapsamında yapılan incelemede isnat olunan eylemlerin suç kapsamında olabileceği değerlendirildiğinden belgede sahtecilik suçunun ceza kanununda düzenlenen zamanaşımı süresi göz önünde bulundurularak zamanaşımı definin yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Davacının UYAP'tan alınan nüfus kaydına göre boşandığı eşi ... ile 17/09/1991 tarihinde evlendiği, 09/07/2009 tarihinde Kocaeli 1. Aile Mahkemesi'nin 2008/7678 Esas ve 2008/1063 Karar sayılı kararı ile boşandığı, davaya konu hesabın açıldığı ve hesap hareketlerinin gerçekleştiği dönemde dava dışı eş ile evlilik birliğinin devam ettiği, bilirkişi tespitine göre hesap hareketlerinin gerçekleştiği ve para transferinin yapıldığı 3721973 nolu hesabın ...'e ait olduğu, evlilik birliği içerisinde eşlerin birbirlerinin hesaplarına para transferi yapmasının hayatın olağan akışına uygun düştüğü, dava dışı eşin banka şubesinde güvenlik görevlisi olması nedeniyle mesleki yahut arkadaşlık ilişkilerini suistimal etmek ve davalı bankanın çalışanlarına etki ederek usulsüz şekilde davacının kimlik bilgilerini vermek suretiyle hesabına girip para transferi gerçekleştirdiği zannını ispata yarar dosyada herhangi bir delil bulunmadığı, aynı şekilde gerçekleşen para transferlerinin davacının talimatı dışında gerçekleştirildiğini gösterir bir delilin dosyada yer almadığı, para transferlerinin gerçekleştiği tarihte günümüzde olduğu şekilde banka görevlilerinin müşterinin kimlik fotokopilerini ve imzalarını almak şeklinde uygulamalarının bulunmadığının bilirkişi raporunda tespit edildiği, para hareketlerinden davalı bankanın kusurlu olduğunun her türlü şüpheden uzak sabit deliller ile ortaya konulmadığı anlaşıldığından ispatlanamayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. " gerekçesi ile, ''1-Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilin birikmiş parasını ve ayrıca babasının kendisine ev alması için yardım amaçlı olarak verdiği paralarını, eşinin de güvenlik görevlisi olarak çalıştığı iş yeri olması nedeniyle ... İzmit Şubesinde açtırmış olduğu ... nolu hesaba yatırdığını, söz konusu hesaptan para çekmek istediğinde banka yetkililerince hesabında para olmadığının söylendiğini, talep ettiği halde müvekkile banka hesap hareketlerinin verilmediğini, müvekkilin tüm ısrarına rağmen kendisine bilgi vermeyen ... İzmit Şubesi aleyhine ve eski eşi ... aleyhine Kocaeli Cumhuriyet Savcılığına 18.12.2012 tarihinde şikayette bulunduklarını, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/24898 Soruşturma dosyasından 2013/5053 Karar sayılı takipsizlik kararı verildiğini, Sakarya Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi'ne yapılan itiraz üzerine takipsizlik kararının kaldırılması üzerine Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturmaya devam edilerek ilgili bankadan davacı Gülümser ...'a ait mevduat hesabı kayıtları ve hesaptan para çekilmesine ilişkin kayıtlar istenmiş olmasına rağmen ilgili banka tarafından ıslak imzalı kayıtların gönderilmemesi üzerine iş bu tazminat davasının Kocaeli 1.Asliye Hukuk Mahkemesinde açıldığını, Kocaeli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 28.02.2017 tarih 2014/22 E. 2017/86 K. sayılı kararı ile davanın reddi yönünde karar verilmesi üzerine taraflarınca istinaf yoluna başvurulduğunu, İstanbul Bölge adliyesi 13.Hukuk Dairesinin 28.11.2028 tarih ve 2018/214 E. 2028/1171 Karar sayılı kararı ile görevli mahkemenin Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu gerekçesi ile yerel mahkeme kararının kaldırıldığını, Görev yönünden bozulması üzerine dosyanın Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/411 Esasına kaydedildiğini ve mahkemenin 07.12.2023 tarih 2023/411 E.2023/659 Karar sayılı kararı ile davanın reddi yönünde karar verilmiş olduğunu, Davalı banka tarafından baştan beri gerek savcılığa gerekse de yerel mahkemeye verilen sınırlı sayıdaki belgelerin birbiriyle çeliştiğini, daha öncesinde müvekkilin söz konusu hesabın kapatıldığını gösterir hesap cüzdanının dosyada mevcut olduğunu, davalı bankanın mahkemeye ve savcılığa verdiği cevapta 25.12.2000 yılında hesabın kapatıldığını bildirdiğini, ancak daha sonra hesabın açık olduğunun bildirildiğini, yerel mahkemede hesabın açık olduğunu belirttiklerini, bütün ısrarlarına rağmen bu çelişkinin giderilemediğini, Mahkemenin gerekçeli kararında bilirkişi raporunda bankacılık işlemlerinde evrakları saklama süresinin 10 yıl olduğunun belirtildiği bu evraklara rastlanılamadığı için söz konusu hesapta işlemlerin kimin tarafından yapıldığının belirlenemediğinin belirtildiğini, müvekkilin 20.04.2006 yılında ilgili bankaya ihtar çektiğini, ayrıca müvekkilin 23.09.2007 tarihinde de Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunduğunu, böylece zamanaşımı süresinin kesildiğini, ayrıca dava konusu hesap ile ilgili şikayette bulunulduğu için bankanın söz konusu kayıtları saklama zorunluluğu bulunduğunu, 10 yıllık zamanaşımı süresinin burada geçerli olmayacağını, bu nedenle bilirkişi raporunun yerinde olmadığını, iş bu nedenle mahkemenin kararının da yerinde olmadığını, Davalı bankanın gerek savcılık aşamasında gerekse de söz konusu dosyadaki yargılama safhasında gerekli belgeleri göndermediğini, davalı tarafın müvekkilin söz konusu işlemleri yapmadığını çok iyi bildiğini, söz konusu ıslak imzalı belgeleri imzalayanın bir ara kendi bünyelerinde çalışan müvekkilin eski eşi ... olduğunu da çok iyi bildiklerini, bu nedenle de ıslak imzalı evrakları bir türlü mahkemeye göndermediklerini, 10 yıllık evrak saklama süresini adeta kalkan olarak kullanmaya çalıştıklarını, söz konusu hesap ile ilgili gerek ilgili bankaya ihtarda bulunulmuş olması, gerekse de savcılığa suç duyurusunda bulunulmuş olması nedeniyle davalı bankanın evrakları saklama zorunluluğunun devam ettiğini, bu nedenle yerel mahkemenin davalı bankaya kusur izafe edilemeyeceği yönündeki gerekçesinin yerinde olmadığını, Yerel mahkemenin gerekçeli kararında zaman aşımının geçmediğine yönelik itirazlarını teyit ettiğini, mahkemece davalı bankaya müzekkere yazılarak söz konusu banka kayıtlarının sunulması için kesin süre verilerek bu kesin süre içerisinde kayıtların sunulmaması halinde davacının hesabında olduğunu iddia ettiği meblağın bankanın uhdesinde olduğunun kabul edilerek buna göre işlem yapılacağı şeklinde veya buna benzer müzekkere yazılarak delillerin toplanması gerekirken, deliller yeterince toplanmadan eksik inceleme sonucunda karar verilmiş olduğunu, verilen kararın yerinde olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacının davalı nezdinde bulunan hesabında bulunan paranın rızası dışında hesaptan çekildiği iddiası ile uğranılan zararın tahsili talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili istinaf sebebi olarak, davalı bankanın hesabın açık/kapalı olmasına ilişkin çelişkili bilgi verdiğini, davalı hesaba ilişkin davacının şikayet başvurusunda bulunması sebebiyle dava konusu evraklara ilişkin 10 yıllık saklama süresinin geçerli olmadığını, davalının Mahkemece talep edilen evrakları sunmadığını, bu sebeple davalı aleyhine değerlendirme yapılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında dava dilekçesi, bilirkişi raporlarına itiraz dilekçeleri ve beyan dilekçeleri ile ileri sürülmüş olup, bilirkişi raporları ve Mahkemece gerekçeli kararda değerlendirilmiştir. Somut uyuşmazlıkta, davacının hesap hareketleri üzerinde yapılan incelemede davacıya ait davalı nezdinde bulunan ... numaralı hesabından dava dışı eşine ait 3721973 numaralı hesaba para transferleri yapıldığının tespit edildiği, davacıya ait hesaptaki ilk işlem tarihinin 07.07.1998, son işlem tarihinin 25.12.2000 tarihi olduğu, hesabın ilk işleminin 07.07.1998 tarihinde (-)783.112 .-TL'lik hesap hareketinin ... Yatırım Menkul Değerler A.Ş açıklamasıyla hisse senedi satışının borç kaydı olduğu ve davacının eşine ait hesaptan bu hesaba şube personelince virman yapılmak suretiyle eksi bakiyenin kapatıldığı, davacının hesabından yapılan diğer işlemlerin 24.03.1999 tarihinde 15,96 TL, 01.12.1999 tarihinde 378,00-TL ve 08.12.1999 tarihinde ise 149,00-TL olmak üzere toplam 542,96 TL'nin dava dışı eşine yapılan virman işlemleri olduğunun anlaşıldığı, davalı banka tarafından evrakların on yıllık saklama süresinin dolduğu gerekçesiyle sunulamadığından söz konusu talimatların kim tarafından ve ne şekilde verildiğine ilişkin bir tespit yapılamadığı, davacı tarafından söz konusu talimatların kendisi tarafından verilmediği ve rızası dışında boşandığı eşi tarafından gerçekleştirildiği ileri sürülmüş ise de, tüm hesap hareketlerinin eşi ile evlilik birliğinin devamı sırasında gerçekleştirildiği, hesap hareket tarih aralığı dikkate alındığında bu süre zarfında, sonrasında ve boşanmasından sonra ilk şikayet tarihi olan 18/12/2012 tarihine kadar davacının hesabını hiç kontrol etmemesinin ve hesap hareketlerini fark etmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, nitekim bu hususta savcılığa yapmış olduğu şikayete ilişkin vermiş olduğu ifadede eşinin hesabının bulunduğu bankada çalışması sebebiyle kendi imzasını taklit ederek hesabından para çektiğini, ancak çocukları olduğu için şikayetçi olmadığını beyan ettiği, bu durumda davacının hesabındaki paranın kimin talimatı ile eşinin hesabına aktarıldığı tespit edilememiş ise de eşinin talimatı ile aktarıldığının kabulü halinde dahi davacının bundan haberdar olduğunun ve ses çıkarmayarak rıza gösterdiğinin anlaşılması karşısında davalı bankadan zarar talebinde bulunmasının yasal olarak olanaklı olmadığı ve belgelerin sunulmasının da sonuca bir etkisinin bulunmadığı, en son alınan bilirkişi raporunda davacı hesabının açık olduğu tespit edilmekle birlikte açık yada kapalı olmasının da davanın esasını etkilemediği anlaşıldığından davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 20/11/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.