T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1216 Esas
KARAR NO: 2025/1159 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/713 Esas (Derdest Dava Dosyası)
TARİHİ: 12/03/2025 (Ara Karar Tarihi )
DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
TALEP: İHTİYATİ TEDBİR
KARAR TARİHİ: 03/07/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin davalı şirketin kuruluşundan bu yana pay sahibi olduklarını, davalı şirketin faaliyet gösterdiği finansman sektöründe 07/03/2021 tarihinde yürürlüğe giren 7292 sayılı Kanun ile yasal düzenleme tatbik edildiğini, kanunla birlikte sektörde faaliyet gösteren şirketlerin söz konusu koşullara uyum sağlayabilmesi için BDDK'ya sunulacak intibak raporu ile birlikte bu raporun değerlendirilmesinin akabinde bir intibak döneminin öngörüldüğünün bildirildiğini, davalı şirket tarafından intibak raporunun düzenlendiğini ancak müvekkillerinin bilgi ve onayına sunulmadan BDDK'ya teslim edildiğini, BDDK sitesinde intibak için başvuru yapan şirketlerin listelendiğini, müvekkillerinin duyuruyu incelediklerinde davalı şirket ile dava dışı ... arasında birleşmenin planlandığını öğrendiklerini, ...'un tek pay sahibinin davalı şirketin hakim ortağı ... olduğunu, ...'nin her iki şirketteki hakimiyetini kötüye kullanarak kendi çıkarları doğrultusunda hareket ettiğini, davalı şirketin 01/09/2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan birleşme kararına müvekkillerinin muhalefet şerhlerini derç ettiklerini, ...'un borca batık olduğunu, nakit sermaye artışı planlanmasına ve bu durumun zorunlu olmasına rağmen öncelikle birleşme kararının alınmasının davalı şirket ortaklarının aleyhine bir durum oluşturduğunu, mali müşavir tarafından düzenlenen tespit raporunda devrolan ...'un ödenmiş sermayesine ilişkin bir tespit yapılmadığını, özsermaye açısından yapılan tespitlerin ve hesaplamaların hatalı olduğunu, birleşme oranının hesaplanmasında da hatalı işlem yapıldığını, bu birleşme ile müvekkillerinin paylarının yok olduğunu, ... şirketinin mali yapısının bozuk olduğunu, piyasada itibar kaybı yaşadığını, BDDK tarafından lisans almaya değer bulunmayan bir şirket olduğunu, ayrılma akçesi ve devralan şirketteki pay iktisabı öngörülmeden birleşme kararının verilmesiyle müvekkillerinin rüçhan haklarının kısıtlandığını, sermaye artışının usul ve yasaya aykırı olarak yönetim kurulu üyesinin alacaklarından karşılanması neticesinde müvekkillerinin iştirakinin dolaylı olarak engellendiğini, YMM raporunda ...A.Ş'nin TTK 376.maddesi kapsamında sermayesinin korunduğu ifadesinin gerçeği yansıtmadığını belirterek davalı şirketin 01/09/2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan birleşme kararının geriye dönük olarak iptaline, birleşme kararının dava süresince tedbiren uygulanmasının durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 12/03/202 tarih ve 2024/713 Esas (Derdest) sayılı ara kararında;"......TTK nun 449.maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmeden evvel YK üyelerinin görüşlerinin alınması yasal zorunluluk olduğundan yönetim kurulu üyelerine usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen duruşmaya gelmedikleri görülmüştür. Alınan kararın niteliği itibariyle tedbir kararı verilmemesi halinde davacıların hakkını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden bahsedilmesinin dosyanın bulunduğu aşama itibarıyla mümkün olmaması, tedbir kararı verilmemesi halinde ciddi bir zararın doğacağına dair emarelerin de bulunmaması, diğer iddiaların yargılamayı gerektirip yaklaşık ispat ölçüsünde bir kanaat mahkememizde oluşmadığından davacıların TTK 449 maddesi kapsamındaki talebinin reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir."gerekçesi ile, ''1-Davacılar vekilinin TTK 449 maddesi kapsamında genel kurul kararlarının yürütülmesinin geri bırakılmasına yönelik talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilmesi taleplerinin usul ve yasaya aykırı bir şekilde reddedildiğini, eksik inceleme neticesinde hatalı karar verildiğini, 12.03.2025 tarihli gerekçeli kararda; "Alınan kararın niteliği itibariyle tedbir kararı verilmemesi halinde davacıların hakkını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden bahsedilmesinin dosyanın bulunduğu aşama itibarıyla mümkün olmaması, tedbir kararı verilmemesi halinde ciddi bir zararın doğacağına dair emarelerin de bulunmaması, diğer iddiaların yargılamayı gerektirip yaklaşık ispat ölçüsünde bir kanaat mahkememizde oluşmadığından davacıların TTK 449 maddesi kapsamındaki talebinin reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir." gerekçesinin kabul edilemeyeceğini, Huzurdaki davanın 08.11.2021 tarihinde açıldığını, birleşme kararı alınmasının üzerinden yaklaşık 4 yıl geçtiğini, bu 4 yıl içerisinde davalı şirkette sayısız değişiklik olduğunu, şirket hissedarlarının tamamen değiştiğini, yönetim kurulunun değiştiğini ve nihayetinde şirket hisselerinin başka bir tasarruf finansman şirketi tarafından satın alınmak üzere olduğunu, buna ilişkin KAP bildirimini ekte ibraz ettiklerini, İlk derece mahkemesine uyuşmazlık konusu birleşme işleminin BDDK tarafından incelendiği ve bu işlemin usulsüz olduğuna ilişkin BDDK murakıpları tarafından hazırlanan raporların da ibraz edildiğini, böylesine önemli eksiklikler içeren ve uygulanması ile müvekkiller açısından telafisi güç ve imkansız zararlar doğuran ve doğurmaya da devam eden kararın tedbiren durdurulmamasının kanunların uygulanmaması demek olduğunu, İlk derece mahkemesinin ihsası rey yasağını ihlal ettiğini, 11.12.2024 tarihli 1 No'lu celsede ihtiyati tedbir taleplerinin reddedildiğine ilişkin duruşma ara kararı kurduğunu, fakat taraflarına tebliğ edilen 11.12.2024 tarihli kararda; "1-Dosyanın bulunduğu aşama itibariyle, henüz TTK 449 maddesi gereği yönetim kurulu üyelerinin görüşü alınmadığından davacılar vekilinin talebinin reddine, TTK 449. Maddesine bağlı talep yönünden davacılar vekilinin iş bu tensip zaptının tebliğinden itibaren 1 hafta içerisinde yönetim kurulu üyelerinin isim ve adreslerinin mahkememize bildirilmesine, 2-Beyanda bulunulduğu takdirde yönetim kurulu üyelerine TTK 449. Maddesi uyarınca görüşleri sorulmak üzere davetiye tebliğine, ihtiyati tedbir talebi hakkında bundan sonra tekrar değerlendirme yapılmasına," karar verildiğini, mahkemenin önce taleplerini reddettiğini, daha sonra bu karardan döndüğünü belirtmeden eksiklik olduğunu fark edip bunu yerine getirmeye çalıştığını, daha yerine getiremeden de tekrar reddettiğini, burada açık bir ihsası rey yasağının ihlalinin söz konusu olduğunu, kısacası mahkemenin ihtiyati tedbir taleplerini her halükarda reddedeceğini öncesinde bildirdiğini, sonrasında usulen yapılması gerekenleri yapmaya çalıştığını ama yapamadığını ve yine reddettiğini, TTK Madde 449 hükmünün açık olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin görüşü alınmadan ihtiyati tedbir kararı yönünden bir karar verilmesinin adil yargılanma haklarının ihlali niteliğinde olduğunu, mahkemece taraflarına bildirilen yönetim kurulu üyelerine tebligat çıkartılmış olduğunu, davalı şirket yönetim kurulu üyelerinin duruşmaya katılmadığını, bu halde mahkemece yapılması gerekenin üyeler hakkında ihzar müzekkeresi çıkartmak iken mahkemenin tebligat çıkartmakla yetindiğini ve ihtiyati tedbir talebimizin reddine karar verildiğini, doktrindeki yaygın görüşün de ihtiyati tedbire ilişkin bir karar verilmeden önce mevcut yönetim kurulu üyelerinin dinlenilmesi gerektiği yönünde olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak 12.03.2025 tarihli ara kararın yapılacak olan istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması ve davalı şirket tarafından alınan 01.09.2021 tarihli birleşmeye ilişkin genel kurul kararının uygulanmasının ihtiyati tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Talep, davalı şirketin 01.09.2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan birleşme kararının geriye dönük olarak iptali istemine ilişkin davada dava konusu genel kurul kararının yürütmesinin tedbiren durdurulması istemine ilişkindir.Mahkemece, TTK 449 maddesi kapsamında genel kurul kararlarının yürütülmesinin geri bırakılmasına yönelik talebinin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. TTK'nın 449. maddesinde genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkemenin, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebileceği düzenlenmiştir. Maddede mahkemeye takdir hakkı tanınmış olup, mahkemece durum ve şartlar gerektirmesi halinde genel kurul kararının yürütmesinin durdurulmasına karar verilebilecektir. Söz konusu karar tedbir mahiyetinde olacağından HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin genel hükümleri uygulanacaktır. 6100 Sayılı HMK 389 maddesi uyarınca " Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." Aynı kanunun 390 maddesi "tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." hükmünü havidir. Somut olayda, ilk derece mahkemesi tarafından davalı şirket yöneticilerine, TTK'nun 449 maddesi uyarınca usulüne uygun davetiye tebliğ edilerek, tedbir istemi hususlarında görüşlerini bildirmelerinin istenildiği, yöneticilerin dosyaya tedbir istemi hakkında beyanda bulunmadıkları, mahkemenin tedbir talebini değerlendirmeden önce şirket yöneticilerine TTK'nun 449 maddesi uyarınca tebligat çıkartılmasının yeterli olduğu, beyanda bulunmaların zorunlu olmadığı, davalı şirketin dava konusu genel kurul toplantısında alınan kararın iptali koşullarının oluştuğuna yönelik iddianın esası bakımından mevcut delil durumuna göre ara karar tarihi itibariyle yaklaşık düzeyde ispat koşulu oluşmadığı gibi, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağına ya da tamamen imkânsız hâle geleceğine veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağına ilişkin de yaklaşık ispatın sağlanamadığı, İlk Derece Mahkemesince yürütmenin durdurulmasına ilişkin tedbir talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmış, davacılar vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacılar tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf eden davacılar tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacılar üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 03/07/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.