T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/820 Esas
KARAR NO: 2025/911 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2024/641 Esas- 2025/32 Karar
TARİH: 14/01/2025
DAVA: Tespit
KARAR TARİHİ: 29/05/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... Anonim Şirketi tarafından, Bakırköy Arabuluculuk Merkezine müvekkili aleyhine Ticari uyuşmazlıktan kaynaklı arabuluculuk başvurusu yapıldığını ve Bakırköy Arabuluculuk Bürosu ... numaralı dosyası üzerinden sürecin başladığını, başvuruya binaen arabulucunun müvekkili şirket ile whatsapp aracılığıyla iletişime geçtiğini, akabinde müvekkili şirketin arabuluculuk safhasında taraflarını görevlendirdiğini, taraflarca yapılan görüşme neticesinde ilk toplantının 27.09.2024 tarihinde gerçekleştirilmişse de ilk toplantıda netice alınamaması sebebiyle müzakereler için ikinci bir toplantı günü tayin edildiğini, 27.09.2024 tarihli ilk toplantıda müvekkili şirketi temsilen toplantıya Av. ... ve ...'nın katıldığını, ne var ki, ilk toplantı sonrasında müvekkili şirket ile yapılan görüşmede süreci etkin ve etkili yönetemediği anlaşılan yetkili avukatların bilhassa müvekkili şirketin isteğiyle Arabuluculuk sürecine devam etmemek üzere azledildiğini, müvekkili şirketin yapılacak 30.09.2024 tarihli 2. toplantıya vekil sıfatıyla tarafının mutlaka katılması hususunu ayrıca bildirdiğini, ikinci toplantıda müvekkili şirket adına toplantıya her ne kadar kendisi katılacaksa da 29.09.2024 Pazar günü akşamında yaşadığı rahatsızlık ve bir çene komplikasyonu yaşadığını, Gazi Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş ve Çene cerrahisi Poliklinik'inde Dr. ... tarafından yapılan Gratolojik Kas Muayenesi sonucu 30.09.2024 tarihinden 04.10.2024 tarihine kadar istirahatte olduğuna ilişkin rapor düzenlendiğini, 30.09.2024 yapılacak ikinci toplantı saatinden önce mazereti ve raporu arabulucuya bildirilmiş ve ikinci toplantının en erken 05.09.2024 tarihine ertelenmesinin istenildiğini, ancak arabulucunun bu gerekliliği dikkate almaksızın ikinci toplantıyı raporlu olmasına rağmen gerçekleştirmek istediğini, hal böyle olunca, Arabuluculuk görüşmesine bir önceki güne kadar yurtdışında olan ve süreci yeterince takip edemeyen müvekkili şirket yetkilisi ...'in asaleten katılmak zorunda kaldığını, en nihayetinde, yapılan ikinci toplantıda müvekkilin savunma hakkı engellenmek suretiyle etkin ve etkili bir süreç yönetilemediğinden anlaşma da sağlanamadığını ve müzakere sürecinin sona erdiğini, 30.09.2024 tarihli Arabuluculuk Anlaşamama Son Tutanağı düzenlendiğini, müvekkili şirket aleyhine başvurulan Ticari uyuşmazlıktan kaynaklı 30.09.2024 tarihli dava şartı arabuluculuk tutanağı ve anlaşamama belgesinin iptalinin gerektiğini, müvekkilinin Arabuluculuk safhasında uzlaşma niyetinde iken, yeterli süre verilmeden ve vekili rahatsızken bu sürecin kapatılması hukuka aykırı olduğunu, Müvekkilinin dava ile uğraşmak istemediğini, süreci sulh yoluyla kapatmak istediğini, ancak somut olayda başvurucu ve arabulucunun bir an evvel süreci bitirme gayreti içine girdiklerini bu yönüyle de sürecin hukuka aykırı işletildiğini, yargılama süresince hak kayıplarını önlemek amacıyla 30.09.2024 tarihli ve ... numaralı Son Tutanak ve Anlaşamama belgesi hakkında tedbir kararı verilmesini mahkemeler nezdinde kullanılamamasını, yasalara ve hukuka aykırı 30.09.2024 tarihli ve ... numaralı Arabuluculuk Son Tutanağının ve Anlaşamama Belgesinin iptalini, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının 9-11 Ekim 2024 tarihli fuar etkinliği nedeniyle haksız rekabetin önlenmesi ve haksız rekabetten kaynaklanan maddi tazminatın tazmini talebiyle 09.09.2024 tarihinde Bakırköy Arabuluculuk Bürosu'na başvuru yapıldığını, başvuruları üzerine 10.09.2024 tarihinde Arabulucu ...'in görevlendirildiğini, Arabuluculuk ve haksız rekabet konusu olan fuar tarihinin (9-11 Ekim 2024) yakın olması nedeniyle yakın bir toplantı günü tayin edilmek istenmişse de; davacı firma yetkilisinin Ankara'da olduğunu, 27.09.2024 tarihinde İstanbul'a geleceğini ve toplantıya vekiliyle birlikte yüz yüze katılmak istediğini belirttiğinden ilk toplantı tarihinin 27.09.2024 olarak belirlendiğini, ilk toplantı tarihi gününde ise, davacı şirket yetkilisinin yurt dışında olduğu beyan edilerek davacının iki vekilinin katılmasıyla ve telekonferans yoluyla ilk toplantı gerçekleştirildiğini, bu toplantıda davacı tarafından taleplerine karşı herhangi bir dönüş yapılmadığını, toplantının ertelenmesi talep edildiğini ve 30.09.2024 tarihine (sürecin son haftasına) ikinci toplantı günü tayin edildiğini, ikinci arabuluculuk toplantısına çok kısa bir zaman kala davacı ilk toplantıya katılan vekillerin görevlerine son verdiklerini, Av. ...'in ise mazereti nedeniyle toplantıya katılamayacağını bu nedenle ikinci toplantının da ertelenmesini talep ettiğini, ne var ki; davacının 3 haftalık arabuluculuk sürecinde taleplerine karşı hiçbir teklifte bulunmaması, ve süreci uzatmak amacıyla kötü niyetli olarak toplantıyı 3. defa ertelemek istemesi nedeniyle taraflarına davacı vekilinin mazereti kabul edilmediğini, neticeten arabuluculuk süreci, şirket yetkilisinin katılımıyla 30.09.2024 tarihinde tarafların görüşme sonunda anlaşmaya varamaması nedeniyle anlaşamama olarak sonuçlandırıldığını, akabinde; Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/603 E. Sayılı dosyasıyla 9-11 Ekim 2024 tarihli etkinliğin tedbiren durdurulması, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi talebiyle davacı aleyhine dava açıldığını, tüm bu hususlar dikkate alındığında; davacının asıl gayesinin kötü niyetli olarak arabuluculuk sürecini sürüncemede bırakmak ve söz konusu fuar etkinliği öncesinde dava açılmasını engellemek olduğunun açık olduğunu, davacının arabuluculuk sürecinin başından itibaren taleplerinin arabulucu aracılığıyla kendilerine iletilmesine rağmen tekliflerine karşı olumlu veya olumsuz hiçbir dönüş yapmadığını, ilk toplantıyı şirket yetkilisinin yüz yüze toplantıya katılacağını belirterek ertelettiğini, toplantı günü şirket yetkilisinin yurt dışında olduğunu belirterek vekil aracılığıyla toplantı gerçekleştirdiğini, ardından ilk toplantıya katılan vekili azlettiğini belirterek Av. ...'in toplantıya katılacağını belirttiğini, Av. ... toplantı gününde mazeret bildirerek toplantının 3. kez ertelenmesini talep ettiğini ve nihayetinde şirket yetkilisinin toplantıya katılımıyla görüşmelerin sağlandığını ve sürecin anlaşmama olarak sonuçlandığını, davacının iddialarının aksine; dava konusu arabuluculuk süreci usul ve yasalara uygun olarak gerçekleştirildiğini ve arabulucu tarafından davacıya taleplerinin değerlendirilmesi yeterli bir süre verildiğini, davacının tamamen kötü niyetli olarak süreci uzatmaya çalıştığını, arabuluculuk son toplantısının davacı şirket yetkilisinin katılımıyla usul ve yasalara uygun olarak gerçekleştirildiğini, bu sürecin ve davacının iddialarına ilişkin olarak arabulucu ...'in dinlenmesini talep ettiklerini, neticede haksız davanın reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 14/01/2025 tarih ve 2024/641 Esas- 2025/32 Karar sayılı kararında; "....Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamının bir bütün olarak değerlendirilmesinde; davacı şirket her ne kadar arabuluculuk sürecinde vekil ile temsil edilmesinin önüne geçildiğinden ve bu nedenle hak kaybına uğradıklarından bahisle arabuluculuk tutanağının iptali isteminde bulunmuş ise de, davacı/karşı taraf vekilinin arabuluculuk ilk toplantısına vekil aracılığı ile katıldığı, vekilin taleplerin mali yönü konusunda değerlendirme yapmak üzere süre talep etmesi üzerine arabulucu tarafından süre verildiği, yeni toplantı gününde davacı/karşı taraf şirketi temsil edeceğini bildiren vekile yeni toplantı günü hakkında bilgi verildiği halde yeni toplantıya katılacağını bildiren Av. ...'in sonrasında mazeret isteminde bulunarak toplantının ertelenmesi talebinde bulunulduğu ancak netice itibari ile şirket yetkilisinin şirketi temsilen toplantıya katıldığı, bu halde tarafların usulüne uygun şekilde katılımının sağlandığının kabulünün gerekeceği, şirket yetkilisi ilk toplantıda süre erteleme talebinde bulunulurken bildirilen sebep doğrultusunda yeniden süre verilmesini talep etmiş ise de, aynı sebeple yeniden süre istenilmiş olmasının süreci uzatmaya yönelik olduğu kanaati uyandırdığı, ayrıca şirket yekilisinin 2-3 gün süre talep etmesine rağmen mazeret bildiren vekilin sunmuş olduğu raporun 7 günlük olduğu göz önünde bulundurulduğunda işbu dava açılırken bildirilmiş olan sürecin av. ... tarafından yürütülmesinin istenildiği yönündeki beyanların da bir geçerliliğinin bulunmadığının görüldüğü, zira arabulucu tarafından talep doğrultusunda 3 gün süre verilmiş olsa idi dahi yeni toplantıya Av. ...'in sunmuş olduğu rapor doğrultusunda katılımının mümkün olamayacağı, ilk toplantıda verilen sürede başvurucunun taleplerinin mali yönden görüşülme olanağının bulunduğu, şirket yetkilisi tarafından da şirket menfaatleri doğrultusunda bir görüşme yapılabileceği hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacı tarafın arabuluculuk sürecinin usule uygun olarak yürütülmediği yönündeki beyan ve taleplerinin geçerliliğinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Kaldı ki; iptali istenilen arabuluculuk tutanağına konu arabuluculuk sürecinin tarafların anlaşamaması ile neticelendiği, bu durumda arabuluculuk tutanağının taraflar arasında hak ve borç doğuracak bir sözleşme niteliğinde olmadığı ve dolayısıyla davacıyı hak kaybına uğratacak mahiyette olmadığı bir bütün olarak değerlendirildiğinde açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir..."gerekçesi ile, ''1-Açılan davanın REDDİNE, 2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 427,60-TLharcın mahsubu ile bakiye 187,80-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verildiğini, verilen kararın hukuka uygun olmadığından kaldırılması gerektiğini beyan etmiştir. Davalı ... Anonim Şirketi tarafından, Bakırköy Arabuluculuk Merkezine müvekkili şirket aleyhine Ticari uyuşmazlıktan kaynaklı arabuluculuk başvurusu yapıldığını ve Bakırköy Arabuluculuk Bürosu ... numaralı dosyası üzerinden sürecin başladığını, başvuruya binaen arabulucu müvekkil Şirket ile whatsapp aracılığıyla iletişime geçtiğini, akabinde müvekkil şirket arabuluculuk safhasında kendilerini görevlendirdiğini, yapılan görüşme neticesinde ilk toplantı 27.09.2024 tarihinde gerçekleştirildiğini ancak netice alınamaması sebebiyle müzakereler için ikinci bir toplantı günü tayin edildiğini, 27.09.2024 tarihli ilk toplantıda Müvekkil Şirketi temsilen toplantıya katılan avukatların, ilk toplantı sonrasında müvekkil şirket ile yapılan görüşmede süreci etkin ve etkili yönetemediğinden bahisle müvekkil şirketin isteğiyle Arabuluculuk sürecine devam etmemek üzere azledildiğini, Müvekkil şirketin yapılacak 30.09.2024 tarihli 2. Toplantıya vekil sıfatıyla kendisinin mutlaka katılması hususunu ayrıca bildirdiğini, yaklaşık 10 yıldır ... A.Ş'nin avukatlığını kesintisiz bir şekilde yürüttüğünü, bu aşamada arabuluculuk sürecinin gizlilik prensibi gereği başvuru konusu ve ilk toplantıda yapılan görüşmeler işbu dava açıklanmayacaksa da başvuru konusu husus müvekkil şirket için büyük önem arz ettiğini, bu sebeple, müvekkil şirket menfaatleri doğrultusunda, Arabuluculuk müzakerelerinden en yüksek ölçüde verim almak istenilmiş, uzlaşmacı bir süreç olması beklentisiyle sürece devam edildiğini, bu sebeple şirketin asli vekilini 2. Toplantıda aktif olarak bulundurmak istemesinin anlaşılabilir olduğunu, hayatın olağan akışına uygun bir durum olduğunu, İkinci toplantıda müvekkil şirket adına toplantıya her ne kadar kendisi katılacaksa da 29.09.2024 Pazar günü akşamında yaşadığı rahatsızlık sonucu 30.09.2024 tarihinden 04.10.2024 tarihine kadar istirahatte olduğuna ilişkin rapor düzenlendiğini, 30.09.2024 yapılacak ikinci toplantı saatinden önce raporunun arabulucuya bildirildiğini ve ikinci toplantının ertelenmesinin istenildiğini, ancak, arabulucunun bu gerekliliği dikkate almaksızın ikinci toplantıyı raporlu olmama rağmen gerçekleştirmek istediğini, hal böyle olunca, Arabuluculuk görüşmesine bir önceki güne kadar yurtdışında olan ve süreci yeterince takip edemeyen müvekkil şirket yetkilisi ...'in asaleten katılmak zorunda kaldığını, Yapılan ikinci toplantıda müvekkilin savunma hakkı engellenmek suretiyle etkin ve etkili bir süreç yönetilemediğinden anlaşma da sağlanamadığını ve müzakere sürecinin sona erdiğini, 30.09.2024 tarihli Arabuluculuk Anlaşamama Son Tutanağının düzenlendiğini, arabuluculuk sürecinin usulüne ve yasalara uygun gerçekleşmediğinden son tutanağın iptali istemiyle dava açıldığını, En nihayetinde Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/641 esas sayılı dosyada görülen davada İlk Derece Mahkemesince süre talebinin süreci uzatmaya yönelik olması sebebiyle davanın reddine karar verildiğini, ancak bu kabulün haklı olmayıp, hukuki bir dayanağı bulunmadığı kanaatinde olduklarından işbu istinaf başvurusunun yapılma zorunluluğu hasıl olduğunu beyan etmiştir. Arabulucuk sürecinde, arabulucuğun temel ilkesi olan eşitlik ilkesi, anayasal savunma hakkı ve müvekkil şirketin hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, Taraf vekili olarak rapor almış olmasına rağmen arabulucunun herhangi bir gerekçe öne sürmeksizin toplantı tarihini ertelemediğini, ilk toplantının 27.09.2024 tarihinde yapılmış ve ikinci toplantı için yalnız üç gün sonrası olan 30.09.2024 tarihi kararlaştırıldığını, bu sürenin uzun bir süre olmayıp, arabulucunun yalnızca birkaç gün toplantı gününü ertelemesinin hiçbir hukuki gerekçesi bulunmadığını, Ayrıca, Ticari uyuşmazlıklarda dava şartı Arabuluculuk Türk Ticaret Kanunu 5/A maddesinde düzenlenmiş olup, TTK 5/A maddesi 2. Fıkrasına göre: "Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir." denildiğini, dava konusu olayda arabulucuya başvurulduğu 09.09.2024 tarihinin üzerinden yalnızca 3 hafta geçtiğini, herhangi bir süre ve hak kaybının olmadığı bu durumda raporlu olmasına rağmen, arabulucunun toplantı tarihini ertelenmemesinin müvekkilinin savunma hakkını ölçüsüz olarak engellediğini, müvekkil şirketin, talep ettiği avukatı olmaksızın, şirket yetkilisi tarafından toplantıda temsil edildiğini, Savunma hakkı, anayasal nitelikte olan hukuk devleti ilkelerine uygun bir muhakemede yargılanma hakkından temellerini aldığını, Yargıtay’a göre savunma hakkı; yargı organları nezdinde kendini savunma, avukat yardımından yararlanma, soru sorma, susma, aleyhine olan işleme katılmama, tercümandan yararlanma, delillerin toplanmasını isteme, duruşmada hazır bulunma gibi hakları ifade ettiğini, bu süreçte hukuken geçerli bir sebep olmaksızın müvekkil şirkete savunma hakkının etkili bir şekilde kullandırılmadığını, savunma hakkının kısıtlanmasının açık bir hukuka aykırılık sebebi olduğunu, sadece bu sebebin bile arabuluculuk son tutanağının iptalini gerektirdiğini, Arabuluculuk Kanunu'nun "Arabuluculuğa İlişkin Temel İlkeler" başlıklı İkinci Bölümün 3. maddesinde, tarafların, gerek arabulucuya başvururken gerekse tüm süreç boyunca eşit haklara sahip olduğunun düzenlendiğini, buna göre, arabuluculuk sürecine son vermek üzere hukuken yaklaşık 3 haftalık bir süreleri olmasına ve tam teşekküllü devlet hastanesinden sağlık raporu bulunmasına rağmen, arabulucu tarafından yalnızca başvurucu vekilinin talebi kabul etmemesi sebebiyle, başvurucu lehine yetkisini kullanmasının eşitlik ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, arabulucunun, bu tutumu ve raporu dikkate almaması süreç içerisinde tarafsızlığını yitirdiği intiba uyandırdığını, Arabuluculuk Kanunu 9. Maddesinde yer alan "Görevin Özenle Ve Tarafsız Biçimde Yerine Getirilmesi" başlıklı maddede belirtildiği üzere Arabulucu görevini özenle, tarafsız bir biçimde ve taraflar arasında eşitlik ilkesine uygun olarak icra etmekle yükümlü olduğunu, İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı HMK’nun hukuki dinlenilme hakkı başlıklı 27. maddesi ile usul hukukunda yer bulduğunu, HMK 27. maddesinin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkın sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın “açıklama ve ispat hakkını" da içerdiğinin vurgulandığını, Nitekim Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2017/16982 Esas ve 2020/10769 Karar sayılı ilamına göre: "...Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır.Bu kapsamda hukuki dinlenilme hakkı, bilgilenme/bilgilendirme, açıklama yapma, yargı organlarınca dikkate alınma ve kararların gerekçeli olması gibi hususları içerdiği açıktır. Bilgilenme hakkı, yargılamanın içeriğine dair tam bir bilgi sahibi olmanın yanında gerek karşı tarafın gerekse de yargı organlarının dosya içeriğine yapmış oldukları işlemleri öğrenmelerini kapsar. Bilgilenme/bilgilendirme hakkının etkin biçimde kullanılabilmesi için gönderilecek tebligat ve davetiyelerde kanunda öngörülmüş şekil şartlarına sıkı sıkıya uyulması gerekmektedir... Somut olayda, davalı vekilinin 16.03.2016 tarihli duruşmaya (bir başka mahkemede duruşması olması sebebiyle) katılamayacağına dair mazeret dilekçesi sunduğu, mahkemece davalının mazeretin reddine ya da kabulüne ilişkin herhangi bir karar verilmeden yargılamaya devam edildiği ve aynı duruşmada davanın kısmen kabulüne dair hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Davalı vekilinin mazereti ile ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmadan, davalının yokluğunda yargılamanın sürdürülüp sonuçlandırılması, davalının savunma hakkının kısıtlanması niteliğindedir. Tarafların hukuki dinlenilme ve savunma hakkının kısıtlanması tek başına bozma sebebidir. Temyiz edilen kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir." şeklindeki gerekçe ile avukatın yargılama sürecinde savunma hakkının gereği olduğunu ifade ettiğini, arabuluculuk başvurusu konusu edilen hususun hukuki teknik bilgi gerektiren kapsamlı bir hukuki uzmanlık gerektirdiğini, bu durum dikkate alındığında müzakere sürecinin etkili geçmiş olabileceğine kanaat getirmenin mümkün olmadığını, etkin bir müzakere sürecinin var olmamasının ise, arabuluculuk müessesesinin dava şartı olmasıyla çeliştiğini, çünkü müvekkil şirketin uzlaşmacı tavrına karşılık anlaşma elde edilememiş olmasının ihdas edilen müesseseyi uygulama açısından etkisizleştirdiğini, Dosya Arabulucusu ...'in, hukuken geçerli, somut bir gerekçe sunmaksızın toplantıyı bir kaç gün ertelememesinde hiçbir hukuki dayanak bulunmadığını, söz konusu, arabuluculuk başvurusunun konusunu tazminat oluşturduğunu, ivedi bir durum söz konusu değilken ve arabuluculuk sürecinin sona ermesi için süre henüz dolmamışken müvekkil şirketin savunma hakkının kısıtlanmasının hukuka aykırı olduğunu, arabulucunun, tam teşekküllü sağlık raporunu dikkate almaksızın toplantıyı yapmak istemesinde herhangi bir hukuki yarar bulunmadığını, arabulucunun, toplantıyı yapmak istemesi tarafsızlığına şüphe düşürdüğünü, tüm bu sebeplerle, müvekkil şirket aleyhine başvurulan ticari uyuşmazlıktan kaynaklı 30.09.2024 tarihli dava şartı arabuluculuk tutanağı ve anlaşamama belgesinin iptali gerektiğini, Müvekkilinin Arabuluculuk safhasında uzlaşma niyetinde iken, yeterli süre verilmeden ve vekili rahatsızken bu sürecin kapatılmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin dava ile uğraşmak istemediğini ve süreci sulh yoluyla kapatmak istediğini, arabuluculuk safhasının da, uzlaşma olasılığı olan dosyalarda yargı yükünü azaltmak için de getirilmiş bir yol olduğunu, ancak somut olayda başvurucu ve arabulucu bir an evvel süreci bitirme gayreti içine girdiklerini ve arabuluculuk mekanizmasının somut olayda amacına hizmet etmediğini, bu yönüyle de sürecin hukuka aykırı işletildiğini, Arabuluculuk görüşmelerinin tamamlanmamasının davalı şirket açısından hukuki bir kaybı bulunmadığını, bilindiği üzere Hukuk Muhakemeleri Kanunu ilgili maddeleri uyarınca davalının EIF gerçekleşmeden önce Mahkemeden talep etmeyi arzuladığı "ihtiyati tedbir" ve "delil tespiti" kararları dava şartı arabuluculuk kapsamına girmeyip davalı tarafça dava öncesi talep edilebilecek nitelikte hukuki müesseler olduğunu, HMK Madde 390: "İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir...." Hal böyle olunca, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkilin arabuluculuk görüşmelerini uzatmakta bir hukuki yararının olmayacağının açık olduğunu, çünkü delil tespiti ve geçici hukukî korumaların dava öncesinde mahkemelerden talep edilebileceğini, bu kapsamda da konusu bir "para alacağı olmayan" talep dava şartı arabuluculuğa tabi olmadığını, Davalının hukuki bir kaybı bulunmazken, bu süreçte hukuken geçerli bir sebep olmaksızın müvekkil şirkete savunma hakkının etkili bir şekilde kullandırılmadığını, savunma hakkının kısıtlanmasının açık bir hukuka aykırılık sebebi olduğunu, somut durumda sağlık raporuna rağmen, arabulucu tarafından yalnızca başvurucu vekilinin talebi kabul etmemesi sebebiyle, başvurucu lehine yetkisini kullanmasının eşitlik ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, arabulucunun, bu tutumu ve raporu dikkate almamasının süreç içerisinde tarafsızlığını yitirdiği intiba uyandırdığını, Yukarıda anlatılanlar muvacehesinde, arabuluculuk görüşmelerini sürüncemede bırakmakta hukuki bir menfaatleri bulunmamaktayken, müvekkilinin savunma hakkının engellendiğini, mahkemenin, raporlu süreç içerisinde toplantının kendileri tarafından talep edilmesinin toplantıyı sürünceme bırakma maksadında olduklarınıa ilişkin kanaatlerinin hukuki olmaktan uzak olduğunu, raporun alındığı gün, toplantıya katılmamanın hayatın olağan akılına uygun makul bir gerekçe olduğunu, ayrıca yapılacak olan toplantının 2. toplantı olduğunu önemle vurgulamak istediğini, elbette ki raporlu olunan tarihlerin sonrasına bir toplantı talep edilebilecekken süreci uzatmamak adına en azından toparlanmak üzere süre istenmesinin ise yine hayatın olağan akışına uygun bir hareket olup kötüniyetli bir tavır olmak bir yana iyiniyet göstergesi olduğunun kabulü gerektiğini beyanla, Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/641 esas ve 2025/32 Karar sayılı dosyasında verilen ret kararının kaldırılarak, yeniden inceleme sonucunda davamızın kabulüne karar verilmesine, yasalara ve hukuka aykırı 30.09.2024 tarihli ve 2024/121692 numaralı Arabuluculuk Son Tutanağının ve Anlaşamama Belgesinin iptaline, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, arabuluculuk anlaşamama tutanağının iptali talebine ilişkindir.Mahkemece, davanın reddine,karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 6102 Sayılı TTK. Nın "Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" başlıklı 5/A-(2) Maddesinde;'' Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir.'' Hükmü düzenlenmiştir.Dosyanın incelenmesinde; davalı tarafça arabuluculuk bürosuna yapılan 09/09/2024 tarihli başvuru üzerine 10/09/2024 tarihinde Arabuluculuk Başvuru Formu düzenlendiği, formda davacının adresi ve iletişim(Telefon no) bilgisine yer verildiği, ilk toplantı tarihi 27.09.2024 olarak belirlendiği, 27/09/2024 tarihinde saat :16.00 da telekonferas yoluyla taraf vekillerinin katıldığı ilk toplantıya başlanıldığı, davacı vekili Av. ...'nın söz alarak : "Başvurucu tarafın taleplerinin mali yönü konusunda değerlendirmek üzere süre talep ettiği, tarafların kabulüyle toplantının 30/09/2024 günü saat 13.00 da ertelenmesine karar verildiği, aynı gün davacı vekili Av.... tarafından ...@...net email hesabından " dosyaya sunulan yetki belgesinin iptal edildiği, toplantıya kendisinin katılacağını beyan eden dilekçenin gönderildiği, bu talep gereğince arabulucu tarafından toplantının 30/09/2024 günü saat 13.00 da ertelendiği bilgisinin verildiği, tarafların kararıyla belirlenen 30/09/2024 tarih ve saat 13.00'te yapılacak toplantı öncesi davacı vekili Av.... tarafından toplantının ertelenmesini talep eden mazeret dilekçesi gönderilip, dilekçe ekine 30/09/2024-05/10/2024 tarihleri arasında istirahat etmesi gerektiğine dair rapor sunulduğu, belirlenen toplantı saatinde arabulucu tarafından taraflardan başvurucu davalı vekili Av.... ile telefon ile iletişime geçildiği ve karşı taraf davacı vekilinin mazeretinin iletildiği, başvurucu davalı vekili, karşı tarafın mazeretini ve erteleme talebini kabul etmediğini, süreci sonlandırmak istediğini beyan ettiği, karşı taraf davacı vekili Av.... ile telefon ile arandığında "çenesindeki ağrıdan dolayı konuşamadığını sms ile yazdığı, Saat 16.30'da şirket yetkilisi ...'e ait gsm hattı ile irtibata geçildiği, yapılan telekonferans görüşmesinde; Başvurucu tarafın taleplerinin mali yönü konusunda değerlendirmek üzere, avukatının da raporlu olduğu dikkate alınarak 1-2 günlük süre talep ettiğini beyan ettiği, talep üzerine başvurucu davalı vekili Av....'nın, arabuluculuk sürecinin aldığı aşama ve fuar konusundaki yasal işlem süresi gözetildiğinde süre uzatma talebini kabul etmediğini beyan ederek, arabuluculuk sürecinin sonlandırılmasını talep ettiğini beyan ettiği, arabulucu olarak taraflara son bir çözüm önerisinde bulunulduğu ve taraflar arasında anlaşma sağlanamadığı belirtilerek, tarafların anlaşamadıklarına dair 30.09.2024 tarihli tutanak düzenlediği görülmektedir.Somut olayda, 27/09/2024 tarihli toplantının davacı vekilinin talebi üzerine ertelendiği, 6102 Sayılı TTK. Nın "Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" başlıklı 5/A-(2) Maddesi uyarınca arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırması gerektiği, yukarıdaki açıklamalara göre davacı tarafın arabuluculuk sürecinde savunma hakkının kısıtlanmadığı gibi ayrıca da davalı tarafından davacı aleyhinde dava açıldığı taktirde arabuluculuk kanununun 15/5 maddesi uyarınca, tarafların birlikte arabulucuya başvuracaklarını beyan etmeleri hâlinde mahkemece taraflara süre verilip yargılamanın ertelenebileceği, bu durumda davacı tarafın savunma hakkının kısıtlandığı ve hak kaybına uğradığından söz edilemeyecektir.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 29/05/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.