T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2025/601 Esas
KARAR NO:2025/693 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI:2021/349 Esas- 2024/890 Karar
TARİH:04/12/2024
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:24/04/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı-borçlu ile ticari ilişkileri gereği barbunya fasulyesi alım-satımına ilişkin aralarında mutabakata vardıklarını, mutabık olunduğu üzere ve davalı-borçlu tarafından düzenlenen faturalar doğrultusunda, müvekkilinin kendi üzerine düşen edimini ifa ettiğini, satın alınmak istenen ürünlerin satış bedeli olarak 400.977,90 TL 28.04.2020 tarihinde, 315.700,00 TL ve 250.000,00 TL 12.05.2020 tarihinde, 234.300,00 TL 14.05.2020 tarihinde, 778.620,00 TL 10.06.2020 tarihi orçlu şirketin hesabına gönderdiğini (EK-2), yapılan ödemeye rağmen talep edilen in müvekkili şirkete ulaştırılmadığı gibi ödenen satış bedelinin de geri iade edilmediğini, müvekkili ... A.Ş tarafından davalı-borçlu firma adına ticari ilişkilerden kaynaklanan ve teslim edilmeyen emtia bedeline ilişkin düzenlenen ... numaralı proforma faturanın borçluya tebliğ edildiğini (EK-3), borçlunun borcunu ödemekten imtina ettiğini ve bu sebeple davalı borçlu hakkında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takip tarihinden itibaren müvekkilinin asıl alacağı, fiili ödeme tarihine kadar ve fiili ödeme günündeki döviz alış kuru üzerinden USD alacak için işleyecek yıllık 96 3,5 USD mevduata kamu bankalarınca fiilen uygulanan azami yıllık faiz ve değişen oranlardaki faizi hesaplanan takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek yıllık (9013,75) oranında ve değişen oranlarda işleyecek ticari temerrüt faizi, icra harç ve masrafları ve vekâlet ücreti birlikte tahsili talebi ile ... sayılı dosyası ile davalı aleyhine ilamsız haciz yolu ile icra takibi yapıldığını, ancak borçlunun kendisine tebliğ edilen ödeme emrinde belirtilen borca ve fer'ilerine itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalı-borçlunun itirazı üzerine müvekkili şirketin adına itirazın iptali amacıyla arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu, görüşmelerin sağlandığını, fakat arabuluculuk sonuç belgesinin anlaşmama şeklinde düzenlendiğini (EK-4), davalının itirazının haksız ve icra takibini sürüncemede bırakmaya yönelik olduğunu, söz konusu icra takibinin teslim edilmeyen fakat satış bedeli ödenen emtiaların satış bedelinin geri ödenmemesinden kaynaklanmış olduğunu, borçlunun icra dosyasına hiçbir ödemede bulunmadığı gibi sırf zaman kazanmak için kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini, konu ile ilgili ticari defterler incelendiğinde de haklılıklarının sübuta ereceğini belirterek, davalı-borçlunun ... sayılı dosyasına vaki haksız ve mesnetsiz itirazının iptali ile takibin devamına, davalı-borçlunun takip talebinde yazılı müvekkilinin alacağının % 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı ve davaya konu borcu, faizini ve faiz oranını ve ferilerini kabul etmediklerini, davanın reddini talep ettiklerini, müvekkili şirket ile davacı şirket arasında barbunya emtiası alımı için görüşmeler yapıldığını ve 22.04.2020 tarihinde 250 ton barbunya alım satımı için ton fiyatı 1.140 Amerikan Doları üzerinden toplam 285.000 USD bedel üzerinden 96 25 peşin, kalanı sevkiyat tarihinde olmak üzere anlaşma yapıldığını, davacı şirkete proforma fatura kesildiğini ve malın sevkiyatı için proforma faturanın ödenmesinin beklendiğini, davacı şirket tarafından 28.04.2020 tarihinde 400.977,90 TL, müvekkili şirkete havale gönderildiğini ve 28.04.2020 tarihli merkez bankası kuruna göre | Amerikan Doları 6.988 TL karşılığı olmak üzere toplam 57.380,00 (USD) Amerikan Doları yaptığını, müvekkili şirket tarafından hazırlanan barbunya emtiasının sevkiyatının yapılabilmesi için davacı şirketten kalan miktarın ödenmesinin talep edildiğini, fakat ülkemizde ve tüm dünyada yaşanan covid 19 pandemisi nedeni ile 23.03.2020 tarihi ile 03.06.2020 tarihleri arasında ... sınır kapısının sınırlı olarak çalıştığını ve transit ticaretin durma aşamasına geldiğini (Bu durumun ... Müdürlüğü'ne sorulmasını talep ettiklerini), davacı şirket tarafından yüklemenin yapılabilmesi için proforma faturada yazan (USD) Amerikan Dolarının ya da o karşılıkta Türk Lirasının tamamının gönderilmesinin talep edildiğini, davacı şirket tarafından eksik ödemenin tamamlanacağının bildirildiğini, fakat davacı şirket süresinde ödeme yapamadığı için, pandemininde etkisi ile kuru bakliyat emtiasında tüm dünyada ciddi artışlar olduğunu ve malın fiyatının 1400 ile 1450 USD amerikan dolarına yükseldiğini, bu nedenle müvekkili şirket tarafından mal bedelinin sabit tutulamadığını, bu durumun davacı şirkete bildirildiğini ve davacı şirket tarafından da kabul edildiğini, (01.04.2020 ile 01.06.2020 tarihleri arasındaki barbunya emtiasının fiyatlarının Ticaret Borsasından ve ihracatçı birliklerinden sorulmasını talep ettiklerini), davacı şirket tarafından 12.05.2020 tarihinde 315.700,00 TL, müvekkili şirkete havale gönderildiğini ve 12.05.2020 tarihli merkez bankası kuruna göre | Amerikan Doları 7.0121 TL karşılığı olmak üzere toplam 45.000 (USD) Amerikan Doları yaptığını, yine 12.05.2020 tarihinde davacı şirket tarafından 250.000,00 TL müvekkili şirkete havale gönderildiğini ve 12.05.2020 tarihli merkez bankası kuruna göre Amerikan Doları 7.0121 TL karşılığı olmak üzere toplam 35.652 (USD) Amerikan Doları yaptığını, davacı şirket tarafından 14.05.2020 tarihinde 234.300,00 TL, müvekkili şirkete havale gönderildiğini ve 14.05.2020 tarihli merkez bankası kuruna göre | Amerikan Doları 6.9543 TL karşılığı olmak üzere toplam 33.690 (USD) Amerikan Doları yaptığını, son olarak davacı şirket tarafından 10.06.2020 tarihinde 778.620,00 TL müvekkili şirkete havale gönderildiğini ve 10.06.2020 tarihli merkez bankası kuruna göre | Amerikan Doları 6.7777 TL karşılığı olmak üzere toplam 114.880 (USD) Amerikan Doları yaptığını, davacı şirket tarafından farklı tarihlerde 1.979.597,90 TL olmak üzere toplam 286.602 USD müvekkili şirkete gönderildiğini, ... Kapısının 03.06.2020 tarihinde yeniden Transit ticarete açılmasıyla müvekkili şirket tarafından davacı şirkete 287.124 USD bedelli barbunya emtiasının teslim edilerek gönderildiğini, bu teslimatların faturalarının, gümrük beyanlarının, nakliyeci sevkiyat ve fatura belgelerinin, davacı şirket tarafından gümri ıntrepodan malın teslim alındığına dair fotoğraf ve video görüntülerinin kendilerinde ve resmi kayıtlarda mevcut olduğunu, dilekçeleri ekinde sunmuş olduğukları evraklar haricinde resmi belgelerin davacı şirket ve müvekkili şirket kayıtları ile ... kayıtlarından teminini talep ettiklerini belirterek, davacı tarafından haksız olarak açılan davanın reddine yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 04/12/2024 tarih ve 2021/349 Esas- 2024/890 Karar sayılı kararında;"Dava; davacının davalıdan barbunya emtiası alımı için gönderdiği para karşılığı malın teslim edilmediği iddiası ile 171.000 USD proforma faturaya dayanarak başlattığı takibe itirazın iptali davasıdır.Taraflar arasında barbunya emtiası satım sözleşmesi olduğu, davacının davalıya farklı tarihlerde 1.979.597,90 TL. gönderdiği hususunda uyuşmazlık olmayıp, uyuşmazlık; davacının gönderdiği para karşılığı malın davalı tarafından eksiksiz teslim edilip edilmediği, eksik teslim var ise bakiye davacı alacağının takip tarihi itibariyle tutarı noktalarında toplanmaktadır.... sayılı dosyasının uyap sisteminden mahkememize gönderildiği görülmekle incelenmesinde;Alacaklı.... A.Ş. tarafından borçlu ... A.Ş. aleyhine, proforma faturaya konu teslim edilmeyen mal bedeli için 171.000,00 USD asıl alacaktan oluşan takip tutarı üzerinden 11.02.2021 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış olduğu, ödeme emri borçluya 19.02.2021 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekili tarafından 25.02.2021 tarihinde icra dosyasına sunulan itiraz dilekçesi ile ödeme emrine konu icra takibinin durdurulmasını talep ettiği, İcra Müdürlüğü tarafından 25.02.2021 tarihinde “Borçluya gönderilen ödeme emri içerir tebligatın 19/02/2021 tarihinde yapıldığı anlaşılmakla; İİK 66. Maddesi uyarınca takibin durdurulmasına” şeklinde karar verildiği görülmüştür.05/06/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle;"... davacının incelenen 2020, 2021 yıllarına ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının yasal sürede yaptırılmış olduğu, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı,Davalının 2020, 2021 yıllarına ait ticari defterlerinin davalı tarafından ibraz edilmediği için incelenemediği, davacının 2020, 2021 yıllarına ait ticari defter kayıtları ve davalı tarafından davacı adına yabancı para olarak düzenlenmiş faturalara göre; davacının davalıdan 11.02.2021 takip tarihi itibarıyla 143.376,00 USD alacaklı olduğu,davacının 2020, 2021 yıllarına ait ticari defter kayıtları ve davalı tarafından davacı adına yabancı para olarak düzenlenmiş proforma faturaya göre; davacının davalıdan 11.02.2021 takip tarihi itibarıyla 172.626,00 USD alacaklı olduğu,Mahkemenizce yukarıdaki hesaplamanın kabul edilmesi durumunda; davacı taraf davalı taraf aleyhine başlatmış olduğu icra takibinde asıl alacak olarak 171.000,00 USD talep ettiğinden taleple bağlılık ilkesinin göz önünde bulundurulmasının gerekeceği, yönündeki görüşlerini bildirmişlerdir.2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir.İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır.Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı)İtirazın iptali davası açılabilmesinin koşullarından birisi de ortada geçerli bir ilamsız icra takibinin bulunmasıdır.Geçerli bir ilamsız icra takibinin mevcut olmaması halinde itirazın iptali davası açılamaz. Bu husus dava şartı olup, mahkemece re’sen gözetilmelidir.Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesinin 3. fıkrasında;"Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir." düzenlemesine yer verilmiştir.Yine 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 58. maddesinin 3. fıkrasında alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarının ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı günün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğinin ve faizinin, takip talebinde ve ödeme emrinde belirtilmesi gerektiği düzenlenmiştir.Buna göre; alacaklı, yabancı para alacağının TL karşılığını takip talebinde göstermek zorunda olup, buna bağlı olarak bu zorunluluğun ödeme emrinde de yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu noksanlık kamu düzeni ile ilgili olup, takibin her safhasında re'sen göz önünde tutulmalıdır (HGK'nın 12/05/1999 tarih ve 1999/12-271 E. - 99/301 K.sayılı kararı).Bu doğrultuda Mahkememizce yapılan incelemede; davacı tarafından ''proforma faturadan teslim edilmeyen emtia bedeli'' açıklaması ile başlatılan ilamsız icra takibinde takip çıkış miktarlarının USD üzerinden gösterildiği, davalı tarafın takibe itirazı üzerine eldeki itirazın iptali davasının açıldığı, davacı alacaklının takibe konu takip talebinde ve ödeme emrinde asıl alacak miktarını döviz cinsinden gösterdiği görülmektedir. Buna göre; davacının, Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesinin uyarınca seçimlik hakkını, yabancı para alacağının fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılığı olarak tahsil edilmesi yönünde kullandığı, ancak harç yönünden İİK'nın 58/3 maddesi uyarınca alacağın takip tarihindeki karşılığının gösterilmeyerek kanunun açık hükmünün yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda usulüne uygun geçerli bir takip bulunmadığı sabit olduğundan davanın özel dava şartı yokluğu nedeniyle HMK 114/2 ve 115/2 maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (İstanbul BAM 43. HD'n,n 2024/641 E-2024/1295 K. Sayılı ilamı vb.)..."gerekçesi ile,''1-Davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, kendileri tarafından borçlu aleyhine ... sayılı dosyasında başlatılan icra takibine konu 171.000,00 USD toplam alacağın, takibin açıldığı tarihteki (11.02.2021) ...B USD efektif satış kuru (7.0637) üzerinden TL karşılığının hesaplanmış olup İcra Müdürlüğünce 492 sayılı Harçlar Kanunu M.29 uyarınca nispi peşin harç olarak belirtilen 6.048,78-TL tam ve eksiksiz olarak yatırıldığını, iş bu yönüyle söz konusu icra takibi yönünden eksik yatırılmış bir harçtan söz edilemeyeceğini, ekte mübrez ...B 11.02.2021 tarihli USD efektif satış kuru (7.0637) ile müvekkil şirket alacağı olan 171.000,00-USD kur hesaplaması yapıldığında; alacağın TL karşılığı 1.207.892,7-TL'nin Harçlar Kanunu uyarınca icra takip açılışta alınması gereken binde 5 oranındaki peşin harcı 6.039,46-TL olarak hesaplandığını, icra takibi açılışında eksik yatırılmış herhangi bir harç bulunmadığından mahkemece usulüne uygun geçerli bir takip bulunmadığı gerekçesinin kabulünün mümkün olmadığını,492 Sayılı Harçlar Kanunu M.16, M.30 hükümleri ile HMK M.115/2 uyarınca harca esas değerin eksikliği, tamamlanabilir nitelikteki usuli işlemlerden olduğunu, bu nedenle dosya kapsamındaki bilirkişi raporu ile haklılıkları ispatlanmış iken, yerel mahkeme tarafından eksik olduğu tespit edilen harcın tamamlanması istenmeden, bu hususta bir ihtarda bulunulmadan direkt olarak dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete son derece aykırı olduğunu, Müvekkil şirketin 171.000,00-USD toplam alacağının, dava açılış tarihindeki (21.05.2021)TCMD USD efektif satış kuru (8.3830) üzerinden hesaplama yapılarak dava dilekçesinde 1.433.493,00 TL harca esas değer olarak belirtildiğini ve icra dosyasına yatırılan peşin harç tutarı mahsup edilerek peşin harcın dosyaya yatırıldığını,Davalı borçlunun mezkur icra dosyasına sunmuş olduğu borca itiraz dilekçesinde harçlar yönünden alacağın takip tarihindeki karşılığının gösterilmediğine ilişkin yapmış olduğu bir itiraz bulunmadığı gibi bu minvalde bir itirazının işbu mahkeme dosyasına da bulunmadığını,Dosya kapsamında toplanan tüm deliller ve yapılan ticari defterler incelemesi neticesinde tanzim edilen bilirkişi raporunda müvekkil şirketinin davalı şirketten alacaklı olduğunun aşikar olup ilk derece mahkemesince belirtilen usulüne uygun geçerli bir takip bulunmadığı ve eksik harç gerekçesini kabul etmemekle; eksikliği sonradan tamamlanabilecek mahiyet taşıyan ve usuli bir eksiklik olan harç hususu dosyanın esasını ve müvekkil şirketin alacaklı olduğu gerçeğini değiştirmediğini, mahkemece müvekkil şirket alacağının karşılığı gelen kur konusunda bir tereddüt hasıl ise; takip talebinde belirtilen alacağın fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden değil, işbu dava veya mezkur takip açılış tarihindeki ... USD efektif satış kuru esas alınarak kabul kararı verilmesi ve fazlaya ilişkin taleplerinin reddi gerekmekte iken dava açılış tarihinden bu yana bu yana yargılama süreci ile geçen 4 yılın neticesinde sayın ilk derece mahkemesince dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddi kararının kanuna ve hakkaniyete aykırı olduğunu beyanla, İlk derece mahkemesinin 04/12/2024 tarih ve 2021/349 E. - 2024/890 K. sayılı dosyasında verilen "davanın dava şartı yokluğu sebebi ile usulden reddi" kararının kaldırılmasına ve talepleri doğrultusunda "davanın kabulüne" karar verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; taraflar arasında akdedilen proforma faturaya konu ürünlerin satışına ilişkin satış sözleşmesi kapsamında davacı tarafından ürün bedelinin ödenmesine rağmen ürünlerin teslim edilmediği iddiası ile ödenen bedelin iadesi için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda itirazın iptali davasının dayanağı olan icra takibindeki takip talebi ve ödeme emrinde yabancı para alacağının TL karşılığının gösterilmediği gerekçesi ile davanın usulüne uygun icra takibi bulunmadığına ilişkin özel dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Somut davada istinafa gelen temel ihtilaf; takip talebinde talep olunan yabancı para alacağın Türk parası ile tutarı ve yabancı para alacaklarında alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğinin gösterilmesinin gerekip gerekmediği hususundadır. Dairemiz'in de içerisinde bulunduğu farklı Bölge Adli Mahkemesi Hukuk Daireleri ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri arasında bu uyuşmazlık hakkında farklı kararlar verilmiş, Dairemizin gerek oy birliği gerekse oy çokluğu ile çıkan kararlarda TBK'nın 99. maddesi ile getirilen düzenleme dikkate alındığında, döviz alacağının aynen ödenmesinin talep edilebileceği, İİK'nın 58. maddesindeki düzenleme, icra takip harcın belirlenmesine ilişkin olup UYAP ortamında başlatılan takiplerde harcın sistem tarafından otomatik olarak hesaplanıp tahsil edildiği ve bu sebeple icra takibinin usul ve yasaya uygun olduğu kabul edilmiş ise de,Dairemiz ve Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi tarafından bu uyuşmazlık hakkında verilen farklı kararlara ilişkin uyuşmazlığın giderilmesi için yapılan başvuru üzerine Yargıtay 3.Hukuk Dairesi'nin 24/02/2025 tarih, 2025/617 esas ve 2025/1082 karar sayılı ilamı ile; ".... İİK'nın 58/3. maddesinde; alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarının ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı günün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğinin ve faizinin, takip talebinde belirtilmesi gerektiği düzenlenmiştir.Yine aynı Kanun'un 60/1-1. maddesinde; alacaklının veya vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere, 58. maddeye göre takip talebine yazılması lazım gelen kayıtların ödeme emrinde bulunması gerektiği belirtilmiştir.Buna göre; alacaklı, yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığını, takip talebinde göstermek zorunda olup, buna bağlı olarak bu zorunluluğun ödeme emrinde de yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu noksanlık kamu düzeni ile ilgili olup, takibin her safhasında re'sen göz önünde tutulmalıdır (HGK'nın 12.05.1999 tarih ve 1999/12-271 E. - 99/301 K. sayılı kararı)...." gerekçesi ile uyuşmazlığı gidermiştir. 2004 Sayılı İİK 58, 60 maddeleri, HGK, uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin güncel Yargıtay içtihatı ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2024/2882 esas ve 2025/1289 karar sayılı güncel içtihatı ışığında somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde davacı tarafından takip talebinde ve buna uygun olarak düzenlenen ödeme emrinde yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığı gösterilmeden takip başlatıldığı ve itirazın iptali davası açısından özel dava şartı olan usulüne uygun bir takip başlatılmadığı anlaşılmakla Mahkemece bu gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp,değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtaya temyiz yasa yolu açık olmak üzere 24/04/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.