T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/544 Esas
KARAR NO: 2025/2067 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2024/435 Esas- 2025/42 Karar
TARİH: 14/01/2025
DAVA: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 08/12/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; 02.03.2018 tarihinde davacı firma tarafından, araç üreticisi ...Turk A.Ş. bayisi olan davalı ... Otomotiv San. Ve Tic. A.Ş. isimli firmadan ... 250d 4matic A.T. model bir adet araç alındığını, aracın çok kısa bir süre sonra 31.05.2018 tarihinde fren hidroliği ve başkaca arızalar vermesi üzerine çekici vasıtasıyla çekilerek davalılara ait servise alındığını, uzun süre geçmesine rağmen aracın teslim edilmemesi üzerine her iki davalıya da Kadıköy 5. Noterliğinin 24.07.2018 tarihli ... yevmiye numaralı evrakıyla "satış sözleşme konu aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine" dair ihtarname gönderildiğini ancak davalılarca bugüne kadar bu ihtarnameye cevap verilmediğini, aracın yaklaşık iki ay süreyle davalılar uhdesinde kalıp 25.07.2018 tarihinde teslim edildiğini, 13.09.2018 tarihinde araç DSR arızası nedeniyle davalı servise götürülüp aynı gün geri verildiğini, 18.09.2018 tarihinde aracın tekrar DSR arızası nedeniyle servise götürülüp 3 gün serviste kaldığını, 07.11.2018 tarihinde ... arızası nedeniyle araç servise götürülüğünü ve 13 gün sonra 20.11.2018 tarihinde davacıya teslim edildiğini, servis yetkililerince bir sıkıntı olmayacağı belirtilerek müvekkilinin geçiştirildiğini, aracın üretimden kaynaklandığı sabit olan bu hatalar nedeniyle bu hususta aydınlatma yükümlülüğünün de davalılar tarafından yerine getirilmediğini, ilk götürüldüğünde aracın yaklaşık 2 ay serviste kalması nedeniyle davacı firma sahibi araçla yurtdışına çıkamadığını ve 910 Euroya yurt dışında araç kiralamak zorunda kaldığı gibi 1304 TL ulaşım masrafı yaptığını beyanla satış sözleşmesine konu aracın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... ... Şirketi vekili cevap dilekçesi ile; Ayıp ihbarının süresi içerisinde yapılmadığını, dava konusu aracın trafiğe çıkış tarihi 22/03/2018 olup, aracın satın alınmasından yaklaşık 1 yıl sonra davanın açıldığını, davacı taraf, muayene yükümlülüğünü yerine getirip süresi içerisinde var olduğunu iddia ettiği ayıba ilişkin ihbarda bulunmadığını, ayıp iddiasını kabul etmemekle beraber davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu araçta üretimden kaynaklanan herhangi bir ayıp bulunmadığını, dava konusu aracın ilk olarak 31/05/2018 tarihinde ESP ikazı nedeniyle servise götürüldüğünü, yapılan kontrollerde fren hidrolik seviyesi düşük olduğundan ESP arıza ışığının yandığının tespit edildiğini, arızalı olan westinghouse ve fren ana merkez sistemi garanti kapsamında değiştirilerek üründeki sorunun giderildiğini ve bu süreçte davacıyı mağdur etmemek üzere ikame araç hizmeti sunulduğunu, davacının 13/09/2018 ve 18/09/2018 tarihlerinde aracı DSR arızası iddiasıyla servise götürdüğünü, yapılan inceleme ve test sürüşlerinde herhangi bir arıza durumuna rastlanmadığını, son olarak davacının 07/11/2018 ve 20/12/2018 tarihlerinde aracı ... arızası iddiasıyla servise götürdüğünü ve yapılan incelemelerde ... sisteminde herhangi bir arıza olmadığının tespit edildiğini, gerek Yargıtayın temyiz gerekse de Bölge Adliye Mahkemelerinin kararlarıyla tespit edildiği üzere, esasa müessir olmayan arızalar aracın misliyle değişimini gerektirmediği gibi, garanti kapsamındaki seçimlik hakkını ücretsiz onarım hakkı yoluyla tüketen davacının artık ayıpsız misliyle değişime yönelik diğer seçimlik hakkını da kullanamayacağını, tüm bu anlatımlar çerçevesinde, dava konusu araçta davacı tarafça iddia edildiği üzere üretimden kaynaklanan herhangi bir hata veya ayıp bulunmadığından davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Otomotiv Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesi ile; davacının aracı 22.03.2018 tarihinde satın aldığını ve 01.08.2018 tarihinde aracın ayıplı olduğu iddiası ile ihtarname gönderdiğini, huzurdaki davanın muayene ve ihbar süresine riayet edilmemiş olması sebebiyle reddini talep zorunluluğu doğduğunu, somut olayda davacının iddiaları tamamen kullanıcı hatalarına yönelik olup, araçta imalattan kaynaklı bir ayıp bulunmadığını, dsr arızasına yönelik iddiaların, davacının araçtaki özellikleri tam olarak kullanamamasından kaynaklı olduğunu, davacı tarafından bu özellik araç 4x2 durumunda iken ya farkına varmadan aktif hale getirilmekte ya da başka bir tuşa basmak isterken dsr'ye ilişkin tuş aktif hale getirilerek kullanıldığını, nitekim buna ilişkin aracı kullanan kişi ile test sürüşüne çıkıldığını ve dsr kullanımı hakkında tekrar bilgilendirme yapıldığını, kısaca kullanıcı hatasına dayalı hususlar ile araçta gizli ayıp olduğu izlenimi oluşturulduğunu ve bunun aksi gerek tanık beyanları, gerekse de bilirkişi incelemesi ile ispatlanabilecek nitelikte olduğunu, davacının diğer iddiasının ise ... ikazına yönelik olduğunu, davaya konu aracın bir arazi aracı olduğunu ve hangi şartlarda, hangi durumda kullanımı sırasında iddia edilen durumun oluştuğunun taraflarınca bilinemediğini, araçta şu aşamada herhangi bir arıza bulunmadığını ancak Mercedes standartları dışında araca arka çeki demiri ve bagaj kapağının takıldığı ve yine standart dışı olarak elektrik kablo tesisatının yapıldığının tespit edildiğini, bu durumun ise araçta kısa devre yapmaya ve sensörler ile fonksiyonlarında arıza veya hataya sebebiyet verebilecek nitelikte olduğunu, dava konusu somut uyuşmazlıkta kullanıcı hatası söz konusu olup, misli ile değiştirilmesini gerektirecek herhangi bir ayıp olmadığını, aracın garanti süresi içinde yaptığı arızanın derhal giderildiğini, imalattan kaynaklı herhangi bir kusur, ayıp olmaması bir yana, Garanti Belgesi Yönetmeliği'nin 9. maddesinde düzenlenen şartların da işbu davada gerçekleşmediğini, davacının misli ile değişim talep etmesinin hukuken mümkün olmadığını beyanla hak düşümü ve zamanaşımı süreleri göz önüne alınarak davanın reddine, davanın kabul edilmesi durumunda araçta meydana gelen değer kaybının iadesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi'nin 14/01/2025 tarih 2024/435 Esas- 2025/42 Karar sayılı kararında;.....Taraflar arasındaki satış sözleşmesine konu aracın ayıplı olup olmadığı ve arızanın müdahaleler sonrasında giderilip giderilemediği hususunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 2021/2164 Esas ve 2024/641 Karar sayılı kararı gereğince İTÜ laboratuvarlarında davaya konu araç üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi ve yeni alınan raporda; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 2021/2164 Esas ve 2024/641 Karar sayılı kararı gereğince davaya konu araç römork bağlı ve römork olmaksızın araç üzerinde gerekli testler yapılmış olup; Taşıt ve römork arka farlarının sorunsuz çalıştıkları ve sistemde arıza ikazı oluşturmadıkları tespit edilmiştir. Davalılar bozma öncesi ve sonrasında aşamalardaki beyan ve cevaplarında davacının sonradan çeki demiri taktırmasının ve buna bağlı olarak yapılan bağlantıların arızalara sebebiyet verdiğini iddia etmiş ise de bilirkişiler tarafından yapılan incelemeler neticesinde davaya konu aracın çeki demirinden ve buna bağlı yapılan elektronik bağlantılar sebebiyle herhangi bir arıza vermediği, arabanın bu yönde bir arıza kaydının veya uyarısının bulunmadığı tespit edilmekle davalıların bu yöndeki itirazlarına itibar edilmemiştir. Nitekim bozma öncesinde alınan bilirkişi raporlarında davaya konu araca ait servis kayıtları incelenmiş; davaya konu araca çeki demiri ve römork takılmadan önce de yetkili serviste arıza tespiti yapıldığı ve servis kaydının bulunduğu bilirkişilerce tespit edilmiştir. Dolayısıyla davaya konu araçtaki arızanın ve araçtaki uyarıların çeki demiri ve römorkun davacı tarafından taktırılmasından kaynaklanmadığı sabit görülmüştür. Nitekim davadan önce davaya konu araç davalılara ait yetkili servise onarım için götürülmüş, yetkili servis tarafından çeki demiri ve buna bağlı elektronik sistemlerden arızanın kaynaklandığına veya sistemlerin yanlış olarak bağlantılarının yapıldığına dair herhangi bir tespit ve onarımın da yapılmadığı anlaşılmakla davaya konu araçta meydana gelen arızaların davacı tarafından yaptırılan çeki demiri ve römork ile illiyet bağı içerisinde olmadığı Mahkememizce sabit görülmüştür. Nitekim bilirkişi incelemesinde de aracın römork ve römork bağlantısız olarak diyagnostik kayıtlarının ve kayıtlarda mevcut arızaların birbiri ile aynı olduğu da bilirkişi raporunda tespit edilmiş olup bu durum da illiyet bağının olmadığını ortaya koymaktadır. Yine bilirkişi raporunda davaya konu aracın güvenlik sisteminden kaynaklı arızalarının bulunduğu ve güvenlik sistemlerinin arızası sebebiyle sürüşe müdahale edebildiği, davalılar tarafından onarımının yapılmadığı, inceleme tarihi itibariyle araçta aynı arıza ve uyarıların devam ettiği tespit edilmiştir. Söz konusu tespitlerin bozma ilamından önceki bilirkişi tespitleri ile aynı nitelikte olduğu anlaşılmış olup, bu hususlar doğrultusunda dava konusu araçta aracın güvenliğinin esas unsurlarından olan (kaza öncesinde kazayı önlemeye veya önlenemeyen kazalarda ise kazanın zararlı etkilerini azaltmaya yönelik bir dizi farklı alt sistemler bütünü olan) Pre - Safe özelliğinin sürekli hata verip, bu fonksiyonun sınırlanmasından kaynaklı imalat hatasının bulunduğu, ilgili hatanın gizli ayıp niteliğinde olduğu ve davacı tarafından yasal süresi içerisinde davalılara ihbar edildiği sabit kabul edilmiştir. Davaya konu somut olayımızda da davacı tarafından satılanın ayıpsız benzeri ile değiştirilmesine yönelik seçimlik hakkın kullanıldığı, dava tarihi itibariyle aracın içinde bulunduğu durum, km ve kullanım koşulları ile davaya konu araçtaki ayıbın güvenlik sistemlerinden kaynaklanması sebebiyle önemi bir arada değerlendirildiğinde davacının ayıpsız benzer ile değişim talebinin kanun ve hakkaniyete uygun olduğu, ayıp nedeniyle seçimlik hakkı seçme yetkisinin davacı alıcı üzerinde olduğu, davaya konu somut olayda davacının seçimlik haklarını kullanmasını engelleyen diğer istisnalardan birinin de olmadığı anlaşılmakla davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir.Yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın kabulü ile, yargılamaya konu 22/03/2018 trafiğe ilk çıkış tarihli 2018 Model Dizel MERCEDES - BENZ ... X250 d 4MATİC AT araç tipli aracın bütün masrafları davalı taraflara ait olmak üzere aracın ayıpsız bir misliyle (teslim olunan malın mülkiyetinin davalılara bırakılmasına) ile değiştirilmesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile davanın karar verilmiş ve karara karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı ... Otomotiv Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından hatalı ve eksik değerlendirme sonucu verilmiş olan usul ve yasaya aykırı kararın kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluğu hâsıl olduğunu, hak düşürücü ve ihbar sürelerine uyulduğu hususunda ilk derece mahkemesi tarafından yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, ihbarın süresinde olduğuna ve aracın gizli ayıplı olduğuna dair verilen Yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini;Uyuşmazlığın temelini ticari satım ilişkisinin oluşturduğunu, araçta iddia edildiği gibi bir ayıbın varlığından bahsedilebilmesi ve davalı müvekkili şirketin sorumlu tutulabilmesi için davacı tarafın üzerine düşen muayyene sorumluluğunu yerine getirmiş olması gerektiğini, hak düşürücü süre ve ihbar süresine uyulduğu hususunda Yerel Mahkeme tarafından itirazları dikkate alınmadan yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, ihbarın süresinde olduğuna ve aracın gizli ayıplı olduğuna dair verilen kararın kaldırılması gerektiğini;Dosyada tanzim edilen son bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli olmadığı gibi raporun muhteviyatının Yerel mahkemece hatalı ve yanılgılı bir şekilde değerlendirildiğini, gerek hükme esas alınan 06.09.2024 tarihli bilirkişi raporunda gerekse de Yerel Mahkeme tarafından kurulan gerekçeli kararda Dairemizce tesis edilen 04.04.2024 tarihli kaldırma kararında açıklanan hususlara dikkat edilmediğini; 06.09.2024 tarihli bilirkişi raporunda; ... sisteminin aktif ve pasif güvenlik sistemi algılayıcılarında uygun olmayan değer tespit edilmesi durumunda yazılım vasıtası ile diğer sistemlere müdahale edebildiği, değerlerin beklenen sınırların dışında kalması durumunda hata ikazı oluşturabileceği, nitekim davaya konu taşıtın da bu sistemin devre dışı kalması nedeni ile servis müracaatının gerçekleştirilmiş olduğu, dosyada mübrez bilirkişi raporunda da sistemin römork teçhizatı takılmadan önce ve sonrasında da ikaz vermiş bulunduğunun belirtildiği, bu ikazların inceleme öncesinde olanlarının mevcut belgeler ile tespiti mümkün olmamakla birlikte halihazırdaki pasif güvenlik sistemi hatasının da yazılımın algoritmasına bağlı olarak sistem hatasına neden olabilecek nitelikte olduğu, diyagnostik kayıtlarına da bu arızanın devam eder şekilde yansımış bulunduğu tespitlerinde bulunulduğunu, ancak, dava konusu aracın çeki demiri olmaksızın üretilmiş olduğu, çeki demiri olmaksızın üretilen işbu aracın römork çekmeye uygun bir araç olmadığı hususları gözetilmeksizin yapılan işbu değerlendirmelerin kabulünün mümkün olmadığını, zira, dava konusu araca ...standartları dışında yetkisiz servis müdahalesiyle orijinal olmayan arka çeki demiri ve bagaj kapağının takıldığı ve yine standart dışı olarak elektrik kablo tesisatının yapıldığının tespit edildiğini, bu durumun ise araçta kısa devre yapmaya ve sensörler ile fonksiyonlarında arıza veya hataya sebebiyet verebilecek nitelikte olduğunu; Standart dışı olarak elektrik kablo tesisatının yapılması sonrası arıza uyarılarının devamlılık arz ettiğinin dosyaya sunulmuş olan iş emri kayıtları ile de sabit olduğunu, dolayısıyla, bilirkişi raporunda yer alan taşıtın römork sistemi bağlı değilken ikaz verdiği, bu durumun sistem elemanlarında uygun olmayan sinyal alındığına ve sinyal alınamadığına delalet ettiği, römork ile de aynı sorunun devam ettiği tespitlerinin söz konusu arızanın gizli ayıp niteliğinde olduğunu ispatlar nitelikte olmadığını, ancak Yerel mahkeme tarafından bilirkişi raporundaki araca sonradan çeki demiri takılmasının ESP sisteminde güncelleme gerektirdiği, ESP kontrol ünitesinin TSA fonksiyonu içerecek şekilde değişiminin yapılması gerektiği yani bu sistem güncellenmediği için sorunun ortaya çıktığı yönündeki tespitlerinin aksine araca çeki demiri ve römork takılmasının araçta arızaya sebep olmadığı yönünde hatalı bir sonuca ulaşıldığını; İstinaf Mahkemesi’nin kaldırma kararından sonra alınan bilirkişi raporu ve Yerel Mahkeme kararında davacı tarafından ilave edilen tesisatın (araca sonradan takılan çeki demirinin) sökülmesi ile hatanın giderilip giderilmeyeceği ve aracın davacı tarafından kullanıldığı sürenin araçta meydana getirdiği değer kaybı hususunda bir belirleme de yapılmadığını ve eksik hüküm kurulduğunu, TBK’nin 229. maddesinin “Satış sözleşmesinden dönen alıcı, satılanı, ondan elde ettiği yararları ile birlikte satıcıya geri vermekle yükümlüdür.” hükmünü amir olduğunu, davayı kabul etmemek kaydıyla; bu iade süresi zarfında davacı yanca kullanılmış araçta değer kaybı olduğunun kuşkusuz olduğunu, işbu sebeple aksi durumun davacı lehine sebepsiz zenginleşme teşkil edeceğinin nazara alınmak suretiyle davacı tarafın davaya konu aracı kullandığı süre içinde araçta meydana gelen değer kaybının tespit edilerek bu bedelin müvekkili şirkete iadesi gerektiğini, bu doğrultuda, eksik hüküm kuran Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiklerini; Ayrıca bilirkişi raporunda, davaya konu .. plaka numaralı, ...marka, ... X250 d 4matic AT tip, 2018 model taşıt için çeki sistemi dahil edilmesi durumunda da uluslararası tamim yayınlanmış bulunduğu, geri çağırmaların ilgili başlığında davaya konu taşıt grubunda römork stabilizasyon sistemi için ESP kontrol ünitesinin TSA fonksiyonu içerecek şekilde imalatçı/dağıtıcı servislerinde bila bedel değişiminin yapılmasının gerektiğinin belirtildiği, davaya konu ilgili taşıt kontrol ünitesinin değiştirildiğine dair dosya muhteviyatında herhangi bir bilgi bulunmadığı tespitine yer verilmiş olsa da işbu değerlendirmelerin tümüyle hatalı olduğunu, zira, bilirkişi raporunda atıf yapılan uluslararası tamim, AB 2018/858 Yönetmeliği kapsamında Avrupa Birliği'nde uygulamaya konulan geri çağırma işlemi olup bu işlemin; E9*2007/46*6531 sayılı tip onayını haiz 4701 tip,26.10.2017- 03.10.2018 yılları arasında üretilmiş, ... geri çağırma kodunu haiz, retrofit olarak orijinal çeki demiri montajı yapılmış, Danimarka, Estonya, İspanya, Fransa, Yunanistan, Hırvatistan, Portekiz ve Slovakya’da satılan, ...X-Class tipindeki araçlar için geçerli olduğunu, Avrupa Birliği çapında geçerli olmak üzere yayınlanan ve yukarıda sayılan ülkelerde satılan araçları kapsayan uluslararası tamimin Türkiye'de piyasaya arz edilen araçları kapsamadığını; Bilirkişi heyeti tarafından atıf yapılan geri çağırma uygulamalarının, 7223 sayılı Kanun ve Otomotiv Gözetim Yönetmeliği hükümleri gereğince Türkiye'de Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından ilan edildiğini, dava konusu ... şasi numaralı araç için üretici firma tarafından yayınlanan geri çağırma kodları incelendiğinde, bu listede bilirkişi raporunda atıf yapılan uluslararası tamim kapsamında olan ve geri çağırmaya konu ... geri çağırma kodunun olmadığının görüldüğünü, haliyle dava konusu aracın, raporda yer verilen geri çağırma uygulaması kapsamında olmadığını; Öte yandan uluslararası tamim fabrikasyon üretimini takiben orijinal çeki demiri montajı yapılan ...X-Class tipindeki araçlara ilişkin olup dava konusu araca sonradan ...standartlarında olmayan çeki demiri ve elektrik tesisatı montajı yapılmış olduğu gözetildiğinde, dava konusu aracın Avrupa Birliği'nde 7 ayrı ülkede satılan araçlar için yapılan geri çağırma kapsamında değerlendirilemeyeceğinin açık olduğunu, hatalı bilirkişi raporuna ve yanılgılı tespitlere dayanan kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini; Yerel mahkeme tarafından kurulan aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi yönündeki kararın, müvekkili şirketin aracın değeri nispetinde uğrayacağı zarar ile davacı tarafın elde edeceği yarar arasında oransızlık meydana getirdiğini ve taraf menfaatleri arasında dengesizlik oluşturduğunu, hiçbir şekilde araçta gizli ayıp bulunduğunu kabul etmemekle birlikte söz konusu arızanın gizli ayıp niteliğinde olduğu değerlendirilse dahi, aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine karar verilmesinin “arızanın giderilebilir nitelikte olması” sebebiyle hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, taraflar arasındaki menfaat dengesinin ihlaline neden olduğunu, herhâlde davacının ayıpsız misliyle değişim talebinin kabulünün hukuken mümkün olmadığını, 06.09.2024 tarihli bilirkişi raporuyla da tespit edildiği üzere bahsi geçen “... arızasının tamir edilebilir nitelikte olduğu” ve aracın kullanımına engel teşkil etmeyeceği ve aracın halihazırda davacı tarafından kullanılmaya devam ettiğinin açık olduğunu;Araçta iddia edilen ayıbın varlığını kabul etmemek kaydıyla; dava konusu aracın değeri ve kullanıldığı süre göz önüne alındığında davacının misli ile değiştirilmesini talep ederek huzurdaki davayı ikame etmesinin iyiniyet kuralları çerçevesinde kabulü mümkün olmayıp, Yerel Mahkeme tarafından misli ile değişim kararı verilmesinin hatalı olduğunu, TBK’nin 227/5. maddesi uyarınca davacının aracın misli ile değişim talebinde bulunabilmesi için araçtaki eksikliğin satış bedeline çok yakın olması gerektiğini, ancak bu şekilde davacının ayıpsız benzeri ile değişim isteme hakkı olduğunun açıkça belirtildiğini, somut olayda araçtaki var olduğu iddia edilen ayıp satış bedeline yakın olmadığından misli ile değişiminin hakkaniyete ve ölçülülük ilkesine uygun düşmediğini beyanla Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 17.01.2025 tarihli ve 2024/435 E.- 2025/42 K. sayılı kararının kaldırılmasına, yeniden yapılacak yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ... Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; Huzurdaki davanın, ...markalı kamyonetin fren hidroliği, DSR ve ... arızaları nedeniyle yenisiyle değiştirilmesi istemine ilişkin olduğunu, İlk derece mahkemesi 21/09/2021 tarihinde aracın misliyle değişimine karar vermiş ise de bu kararın Dairemizin 2021/2164 E, 2024/641K sayılı kararıyla geri çevrildiğini, istinaf mahkemesi geri çevirme kararında, diğer hususların yanında arızanın, araca davacı tarafından ilave edilen tesisatın sökülmesi veya başka bir onarımla giderilip giderilemeyeceği ile araçta meydana gelen değer kaybının bilirkişi raporu yoluyla araştırılması ve tarafların edimleri arasındaki menfaat dengesi gözetilerek bir karar verilmesi gerektiğine işaret ettiğini;İlk derece mahkemesi yeniden bilirkişi raporu almış ise de, istinaf mahkemesinde işaret edilen hususları karşılamaksızın tahkikatı sonlandırarak bilirkişi raporuna aykırı bir gerekçe ile aracın misliyle değişimine karar verdiğini, hüküm, istinaf mahkemesi kararını karşılamadığı gibi bilirkişi raporuna da uygun olmadığını, ilk derece mahkemesince alınan 06/09/2024 tarihli bilirkişi raporunda, davacının araca "muadil" orijinal olmayan, yan sanayi çeki demiri taktığı, aracın yazılımında (ESP - ...) TSA (Trailer stabilization = römork dengeleyici) sistemi bulunduğu, aracın römork dengeleyici yazılımının çeki sistemi takılmasına rağmen değiştirilmediği, ... hatasının sistem elemanlarında uygun olmayan sinyal alındığına ve sinyal alınamadığına delalet ettiği, römork ile de aynı sorunun devam ettiği yönünde değerlendirmeler bulunduğunu, İlk derece mahkemesinin ise hükmün gerekçesinde, bilirkişi raporundaki tespitlerin aksine, arızanın çeki demiri ve römork ile (aracın ESP ve ... sistemiyle) illiyet bağının bulunmadığı gerekçesiyle üretim hatası bulunduğu sonucuna ulaştığını, bu şekilde ilk derece mahkemesinin, istinaf mahkemesinin geri çevirme kararına olduğu kadar, alınan bilirkişi raporuna da aykırı bir çıkarım yaptığını;İstinaf mahkemesi kararıyla da işaret edilen bilirkişi incelemesinin amacının, maddi gerçeğin ortaya çıkmasını sağlamak olduğunu, İlk derece mahkemesi, bilirkişi heyetinin, araca sonradan çeki demiri takılmasının ESP sisteminde güncelleme gerektirdiği, bu sistem güncellenmediği için sorunun ortaya çıktığı yönündeki değerlendirmesini, araca çeki demiri takılmasının ESP sistemindeki hatayla bir illiyet bağının bulunmadığı şeklinde, bilirkişi raporuna ve mühendislik ilkelerine tamamen aykırı olarak yorumladığını ve neticeten hatalı bir sonuca ulaştığını, bunun yanında bilirkişi raporunun İstinaf Mahkemesinin araştırılmasını istediği hususları karşılamadığını, zira geri çevirme kararında, davacı tarafından ilave edilen tesisatın sökülerek ya da başka bir onarımla giderilip giderilemeyeceği ve bu durumun araçta meydana getirdiği değer kaybının da tespitinin gerektiğinin belirtildiğini;Halbuki bilirkişi raporunda, davacı tarafından ilave edilen tesisatın (araca sonradan takılan çeki demirinin) sökülmesi ile hatanın giderilip giderilmeyeceği hususunda bir belirleme olmadığını, raporda, ESP sisteminin güncellenmesi halinde sorunun ortadan kalkacağının ifade edildiğini, bununla birlikte raporda, bu durumun araçta meydana getireceği değer kaybının ise hiç incelenmediğini, bu durumun, basit bir müdahaleyle giderilebilecek bir arıza nedeniyle misliyle değişim yoluna gidilemeyeceği ilkesinin ve taraflar arasındaki menfaat dengesinin ihlaline neden olduğunu, hükme esas tutulan rapor bu yönüyle istinaf mahkemesi kararını karşılamadığı halde ek rapor alınması talebinin kabul edilmediğini, bu durumun hatalı bir sonuca ulaşılmasına neden olduğunu; İlk Derece Mahkemesinin bilirkişi raporunu hatalı yorumladığını, raporda, araca muadil çeki demiri takılmasını takiben ESP sisteminin güncellenme halinde sorunun giderilebileceği belirtilmesine karşın Yerel mahkemenin, çeki demiri ile ESP arızası arasında illiyet bulunmadığı yönünde bir gerekçe oluşturduğunu, bu şekilde hükmün, teknik verilere ve bilirkişi raporuna açıkça aykırı olarak kurulduğunu beyanla Yerel mahkeme kararının kaldırılarak yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın geri çevrilmesine, istinaf talepleri yönünden bir hüküm kuruluncaya kadar hükmün icrasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, satıma konu aracın gizli ayıplı olduğundan bahisle misli ile değiştirilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece 21/09/2021 tarih, 2018/1249 Esas ve 2021/857 Karar sayılı karar ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Dairemizce yapılan inceleme neticesinde 2021/2164 Esas ve 2024/641 Karar sayılı ilam ile kararın; "Mahkemece, dava konusu aracın aynı veya yeniden oluşturulacak bir bilirkişi heyetinden İTÜ laboratuvarında römorklu ve römorksuz şekilde test edilmek suretiyle ... uyarı arızasının devam edip etmediği ve devam etmekte ise sebebinin ne olduğu, davacının ilave ettiği elektrik tesisatı ile ilgili olup olmadığı, imalattan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, davacı tarafından ilave edilen tesisatın sökülmesi veya başka bir onarımla giderilip giderilemeyeceği, araçta meydana getirdiği değer kaybı ve davalıların tüm itirazları konusunda teknik, hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık bir bilirkişi raporu alınması, alınan raporun tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirilmesi ve tarafların edimleri arasındaki menfaat dengesi de gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi" gerektiğinden bahisle HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiş, Mahkemece kaldırma kararı sonrası devam edilen yargılamada bilirkişi heyetinden yeniden rapor alınarak yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalılar vekilleri ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.Davalı ... .. vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; Mahkemece verilen hükmün Dairemizin kaldırma kararını karşılamadığı gibi kaldırma kararı sonrası alınan bilirkişi raporuna da aykırı olduğu, bilirkişi raporunda araçta yazılım güncellemesi yapılması ile arızanın giderilmesinin mümkün olduğu tespit edilmiş olmasına rağmen Mahkemece bu hususun yanlış yorumlandığı, bilirkişi raporunda değer kaybı ile araçtaki arızanın sonradan ilave edilen römorkun sökülmesi ile giderilip giderilmeyeceği yönünde bir tespite yer verilmediği, raporun eksik olduğu, aracın misli ile değiştirilmesinin menfaat dengesini bozduğuna;Davalı ... Otomotiv... vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; Mahkemece hak düşürücü süre ve ayıbın süresi içerisinde bildirilmediğine dair itirazlarının hatalı şekilde değerlendirildiği, alınan raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı, dava konusu araca ...standartları dışında yetkisiz servis müdahalesiyle orijinal olmayan arka çeki demiri ve bagaj kapağının takıldığı ve yine standart dışı olarak elektrik kablo tesisatının yapıldığı, oysa dava konusu aracın çeki demiri olmaksızın üretilmiş olduğu, bilirkişi raporunda çeki demiri olmaksızın üretilen işbu aracın römork çekmeye uygun bir araç olmadığı hususları gözetilmeksizin tespitlerde bulunulduğu, ayrıca değer kaybı yönünden bir tespit yapılmadığı, araçtaki arızanın onarım ile giderilebilir olması karşısında misli ile değişim talebinin menfaat dengesine ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğu, bilirkişi raporunda bahsedilen geri çağırma işleminin dava konusu aracı kapsamadığına ilişkindir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 219. maddesine göre; bir maldaki ayıp, satıcının zikir ve vaat ettiği vasıflarda veya niteliği gereği malda bulunması gereken lüzumlu vasıflarda eksiklik olmasıdır. Satıcı, bunlardan ikinci tür olan yani lüzumlu vasıflarda eksiklik şeklinde ortaya çıkan ayıptan bunun varlığını bilmese dahi sorumludur. Mezkur kanunun 227. maddesinde, satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcının; satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme veya imkan varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme seçimlik haklarından birini seçebileceği ve alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkının saklı olduğu hüküm altına alınmıştır.Somut olayda; Dairemizin kaldırma kararında davalılarca ilk karara karşı ileri sürülen ayıp ihbarının süresi içerisinde yapılmadığı ve zamanaşımına dair istinaf sebeplerinin incelendiği ve kesin olarak reddedildiği, yeniden verilen karara karşı ileri sürülen bu yöndeki istinaf sebeplerinin artık uyuşmazlık konusu olmadığı ve incelenemeyeceği, Dairemizin kaldırma kararından sonra Mahkemece bilirkişi heyetinden aracın laboratuvar ortamında römork takılı ve takılı olmayan halde incelenmesi suretiyle rapor alındığı, raporda davalıların Mahkemenin ilk kararına karşı sundukları istinaf sebepleri ve Dairemizin kaldırma kararında işaret edilen hususların incelendiği ve araçtaki arızanın römork takılı olduğu halde de, takılmadan da var olduğu, araca ilave edilen sistemin arızayı oluşturmadığı, söz konusu ... sisteminin aracın aktif güvenlik sistemlerinden olduğu ve olası kaza durumlarında devreye girdiği, söz konusu sistemdeki mevcut arızanın gizli ayıp niteliğinde olduğu ve geçen süre içerisinde davalılarca giderilmediği, kullanıcı tepkilerine bağlı olarak can ve mal güvenliğini tehdit edebileceğinin tespit edildiği, bu itibarla dava konusu aracın aktif güvenlik sistemi olan ... sisteminde üretime bağlı bir arızanın mevcut olduğunun, davacı tarafından araca ilave edilen römork ile arıza arasında bağlantı olmadığının, dolayısıyla römorkun sökülmesi ile de arızanın giderilemeyeceğinin açık olduğu, bilirkişi raporunda değinilen geri çağırma işleminin dava konusu aracı kapsayıp kapsamamasının sonuca bir etkisinin bulunmadığı, davalılarca aracın römork takılacak şekilde üretilmediği iddiasının ilk kez ikinci kararın istinaf aşamasında ileri sürüldüğü, daha önce bu yönde bir itiraz ve savunma sebebinin ileri sürülmediği, bu nedenle HMK'nın 357. maddesi uyarınca Dairemizce incelenemeyeceği, araçtaki ... sisteminin olası kaza durumlarını önlemeye yönelik olarak geliştirilmiş, davacının aracı tercih etmesine sebep olabilecek önemde bir güvenlik sistemi olduğu, bu sistemin hatalı şekilde çalışmasının can ve mal güvenliğini tehlikeye sokabileceği ve davacının araçtan beklediği faydayı sağlayamamasına sebep olduğu, aracın 22/03/2018 tarihinde satın alındığı ve 07/11/2018 tarihinden itibaren aynı arıza mevcut olmasına rağmen davalılarca giderilemediği, bu hali ile davacının aracın misli ile değiştirilmesini talep etmekte haklı olduğu, bu talebin iyi niyet kurallarına ve menfaatler dengesine aykırı olmadığı, davalılarca, aracın değer kaybına sebep olabilecek şekilde başkaca ve davacıya bağlı sebeplerle hasar gördüğüne dair somut bir savunma ve delilin ortaya konulmadığı, Mahkemece verilen kararın isabetli olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalıların istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalıların istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalılardan ayrı ayrı alınması gereken 13.756,50 TL'şer istinaf karar harcından istinaf eden davalılar tarafından peşin olarak ayrı ayrı yatırılan 3.439,12 TL harcın mahsubu ile bakiye 10.317,38 TL'şer harcın istinaf eden davalılardan ayrı ayrı tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 08/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.