T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/185 Esas
KARAR NO: 2025/534 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2023/642 Esas - 2024/461 Karar
TARİH: 06/06/2024
DAVA: Tazminat (Posta Tekelini Bozmaktan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 27/03/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; kredi ve banka kartlarının taşınması içinin posta tekeline tabi olduğunu, davalı bankanın müvekkili şirketi taşıması gerektiği kart ve ilgili gönderileri başka taşıma (kurye) firmalarına taşıttığını, 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanununa göre “evrensel posta hizmetleri yükümlüsü” olarak belirlendiğini, Yasanın “posta tekeli” başlıklı 6 ncı maddesine göre posta tekelini ihlal edenlerin, bu ihlal kapsamındaki gönderileri için evrensel posta hizmet yükümlüsünce belirlenen posta ücretinin on katı tutarında meblağı tazminat olarak ödemek zorunda olduğunu, 6475 sayılı Yasanın Geçici 8 inci maddesinin atıf yaptığı yasanın 6 ncı maddesine göre ... tarafından ağırlık ve ücret belirleninceye kadar mülga 5584 sayılı Posta Kanununun ilgili maddelerinin uygulanacağının belirtildiğini, anılı Yasaya göre davalının gönderime konu ettiği evrakın PTT idaresinin tekelinde olduğunu; davalı aleyhine Anadolu 20 ATM nde açılan davada posta tekel hakkının ihlal edildiğinin tespit edildiğini, anılı uyuşmazlıkta mahkemesince temin edilen 13/1/2022 ve 12/2/2022 tarihli heyet raporlarında tespitlere yer verildiğini, bu bilirkişi raporları doğrultusunda hesaplama yapılabilecekse de davalının ticari defter ve kayıtları bilinmediğinden davayı belirsiz alacak davası olarak açmak zorunda kaldıklarını, müvekkili PTT nin posta tekel hakkı olduğu hususunda istikrar kazanmış yüksek mahkeme kararları olduğunu belirterek; Davalının 01.06.2013'ten 31.01.2017 tarihine kadar ... Bankası göndericisinden alarak taşımış olduğu ve İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/1073E.sayılı dosyadaki bilirkişi raporlarında tespit edilen posta tekeline tabi her gönderi için Posta Telgraf Ücret tarifesindeki posta ücretinin 10 katı tutarında tazminatın ve ihlal tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek avans faizinin davalıdan tahsili ile müvekkile verilmesine, davanın belirsiz alacak davası olarak kabulüyle şimdilik 1.000,00 TL'nin davalıdan tahsili ile müvekkile verilmesine, muarazanın önlenmesi ile müvekkilin tekel hakkına müdahalenin menine, karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili ise cevap dilekçesinde, "Huzurdaki davanın; İstanbul Anadolu 13.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/400 E. sayılı dosyası ile derdest olmasından, derdestlik itirazımız yerinde görülmez ise davacının davaya konu taleplerinin zamanaşımına uğramış olmasından ve ayrıca davacının huzurdaki dava yönünden hukuki yararının bulunmamasından bahisle öncelikle usulden reddine karar verilmesi gerekmektedir. Kabul anlamına gelmemek üzere, usule ilişkin itirazlarımızın yerinde görülmemesi halinde ise; davalı müvekkil şirketin davacının tekel hakkını ihlal etmediği ve davalı müvekkil şirketin davaya konu taşımalarının haksız rekabet teşkil etmediğinden bahisle davanın esastan tümden reddine karar verilmesi gerekmektedir. Zira, davalı müvekkil şirketçe yapılan taşımaların davacının posta tekel hakkının ihlali anlamına gelmeyeceği iddiamız; Davalı müvekkil şirketin sunduğu posta hizmetini, düzenleyici ve denetleyici kurum olan BTK'nın kendisine vermiş olduğu yetki belgesi ile yerine getirdiği, Yetki belgesinin dosyada mübrez mütalaalar ile yakın tarihli yargı kararlarında da belirtildiği üzere tekel hakkı kapsamındaki tüm gönderiler bakımından bir hukuka uygunluk nedeni olduğu, Kabul anlamına gelmemek üzere, yetki belgesinin davacının tekel hakkı kapsamında kalan taşımalar yönünden hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilmemesi ihtimalinde dahi davalı müvekkil şirketin davaya konu edilen taşımalarının davacı PTT'nin tekel hakkı kapsamında değerlendirilemeyeceği, Zira, davalı müvekkil şirketin taşıdığı kredi kartlarının haberleşme gönderisi niteliğini haiz olmadığı, Yine kabul anlamına gelmemek üzere; kredi kartlarının haberleşme gönderisi niteliğini haiz olduğunun kabulü ihtimalinde dahi davaya konu taşımaların davacı PTT'nin tekel hakkı kapsamında değerlendirilemeyeceği, Zira, Cumhurbaşkanlığınca gerekli ağırlık belirlemesi yapılana dek haberleşme gönderileri yönünden davacının tekel hakkının bizzat kendi uygulaması uyarınca 20 grama kadar olan haberleşme gönderileri ile sınırlı olduğu, 20 gramı aşan haberleşme gönderileri yönünden davacının tekel hakkı bulunmadığı, Davalı müvekkil şirketçe taşınan kredi kartı gönderilerinin ağırlığının en az 50-60 gram olduğundan bahisle tekel kapsamı dışında kaldığı hususları ile sabittir" demek suretiyle huzurdaki davanın İstanbul Anadolu 13.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/400 E. sayılı davası ile derdest olması nedeniyle usulden reddine, Derdestlik itirazımızın Sayın Mahkemeniz'ce yerinde görülmemesi halinde, davacının davasına konu taleplerinin zamanaşımına uğramış olması nedeniyle reddine, Dilekçemiz içeriği açıklamalarımız ile sabit olduğu üzere; huzurdaki davanın ayrıca davacının hukuki yararının bulunmamasından bahisle usulden reddine, Usule ilişkin itirazlarımız yerinde görülmeyerek işin esasına girilmesi halinde ise davalı müvekkil şirketçe yapılan taşımalar yönünden BTK'dan alınan yetki belgesinin hukuka uygunluk nedeni olarak kabulü ile dava konusu somut olayda hukuka aykırılık unsuru bulunmadığı ve dolayısıyla davacının tekel hakkının ihlal edilmediğinden bahisle davanın esastan tümden reddine, Hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek üzere, Sayın Mahkemeniz'ce yetki belgesinin hukuka uygunluk nedeni sayılmaması halinde; davalı müvekkil şirketçe yapılan taşımalara konu emtianın haberleşme gönderisi değil, ticari emtia vasfını haiz olmasından bahisle posta tekeli ihlali teşkil etmeyeceğinin ve dahi söz konusu emtialar haberleşme gönderisi vasfını haiz olsa dahi, davalı müvekkil şirketçe yapılan taşımalara konu emtiaların davacının bizzat kendi tarifelerinde uyguladığı 20 gram sınırını aştığından bahisle posta tekeli ihlali teşkil etmeyeceğinin kabulü ile davanın esastan tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 06/06/2024 tarih ve 2023/642 Esas - 2024/461 Karar sayılı kararında;"Dava, davacının tekel hakkına aykırı olarak davalı tarafından hizmet verildiği iddiasına dayalı, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, bundan kaynaklı alacak davasıdır.
Mahkememizce 26/9/2023 tarihli tensip doğrultusunda, davacı ... A.Ş. ne müzekkere yazılarak Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ile akdedilen 23/07/2013 tarihli Görev Sözleşmesinin okunaklı bir suretinin ve 2013 - 2017 yıllarına göre değişen Posta ve Telgraf Ücret Tarifelerinin; İstanbul 6. ATM ne müzekkere yazılarak mahkemelerinin 2010/116 esas, 2023/166 Karar sayılı ilamı ile ilama esas bilirkişi raporunun bir suretinin; İstanbul Anadolu 5. ATM ne müzekkere yazılarak mahkemelerinin 2017/936 E. 2021/1226 K. Sayılı ilamı ile ilama esas bilirkişi raporunun bir suretinin ve İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesine müzekkere yazılarak mahkemelerinin 2019/1073 E.sayılı dosyada alınan 13/01/2022 tarihli bilirkişi raporu ve 12/02/2022 tarihli heyet raporu ile ön inceleme tutanağının bir suretinin mahkememize gönderilmesi istenilmiştir.Davalı şirket vekilinin 25/10/2023 tarihli cevap dilekçesi sunduğu; dilekçe ile İstanbul Anadolu 13.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/400 E.sayılı davasının, tarafları ve konusu aynı olan işbu dava bakımından derdestlik itirazının ileri sürüldüğü, anılı davanın istinaf incelemesinde olup henüz kesinleşmediğinin belirtildiği; ayrıca zamanaşımı itirazları ve davanın belirsiz alacak davası olarak ileri sürülemeyeceğine dair usule ilişkin itirazların mevcut olduğu anlaşılmıştır.Tensip doğrultusunda İstanbul Anadolu 5.ATM, İstanbul Anadolu 6.ATM, İstanbul 20.ATM ne ve davacı PTT AŞ ne yazılan müzekkerelere cevap verilmiştir.Mahkememizce ön inceleme duruşmasında, uyuşmazlığın, 6475 sayılı kanun 6 ncı maddesi gereği posta tekeline ilişkin düzenlemeye aykırılık sebebiyle tazminat talebi ile birlikte davalı şirketin 6475 sayılı kanunun yürürlük tarihinden itibaren posta tekeline ilişkin düzenlemeye aykırı olarak yapılan tüm taşımalarının tespitine ve muarazanın giderilmesine ilişkin olduğu belirlenmiş, aynı celsede tahkikata geçilerek, -İstanbul Anadolu 13.Asliye Ticaret Mahkemesi'ne müzekkere yazılarak, Mahkemelerinin 2020/400 E.sayılı uyuşmalığındaki dava dilekçesi, ilk derece mahkemesi kararı ve varsa hükme esas alınan raporun birer suretlerinin Mahkememize gönderilmesinin istenilmesine; dosyanın, biri sektör bilirkişisi (PTT emekli müdür yahut müfettişi), biri mali muhasip bilirkişi ve bir diğeri de rekabet hukuku alanında uzman bilirkişiden oluşan heyete tevdi edilerek, davalı ... Hizmetleri AŞ ve gerekirse dava dışı ... Bankası AŞ nın 2013-2017 tarihleri arasındaki ticari defter ve kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapılmak suretiyle, - Davalının, ... Bankasından kabulünü yaparak taşıdığı hesap ekstreleri, ihtarnameler, banka ve kredi kartlarının davacı şirketin taşıyabileceği ve posta tekeli kapsamına giren gönderi türü olup olmadıkları, - Anılı gönderi türü konusundaki hizmetinin 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu ve yine anılı Yasanın atfıyla mülga 5584 sayılı Posta Kanunu kapsamında davacının tekelinde olup olmadığı,- Dava dışı ... Bankası AŞ nın davalı ... AŞ nden yukarıda belirtilen anlamda hizmet alıp almadığı, aldı ise bunların adedi ve gönderi (bedel) tutarları,- Sabit olması halinde davalının eyleminin 6475 sayılı Yasanın ilgili hükümleri de göz önünde bulundurularak 6102 sayılı Yasa (m.54-63) kapsamında haksız (rekabet) eylem mahiyetinde olup olmadığı, anılı yasanın 60 ncı maddesi doğrultusunda zamanaşımının söz konusu olup olmadığı ve uyuşmazlık konularında rapor tanzim edilmesinin istenilmesine, Bilirkişi heyetine tarafların ve üçüncü kişi ... Bankası kayıtları üzerinde inceleme yapmak üzere yerinde inceleme yetkisi verilmesine karar verilmiştir.7/5/2024 tarihli raporda, "Davacı taraf davalının 01.06.2013'ten 31.01.2017 tarihine kadar ... Bankası göndericisinden alarak taşımış olduğu gönderiler için iş bu davayı açtığını dava dilekçesinde belirtmiştir. Dava 14.09.2023 tarihinde açılmıştır. Haksız rekabet devam ettiği sürece zamanaşımı işlemez. Zamanaşımı süresi haksız eylemin sona erdiği tarihte başlar (Yargıtay HGK 19.02.1969, E.1966/130). Somut olayımızda davacı talebini sınırlandırmış ve 01.06.2013 — 31.01.2017 tarihleri arasındaki gönderiler hakkında tazminat talebinde bulunmuştur. Bu durumda haksız rekabetin devam ettiği sonucuna ulaşmak oldukça zordur.Davacı son eylemin 31.01.2017 tarihinde olduğunu beyan etmiş fakat davayı 14.09.2023 tarihinde açmıştır. 6 yıldan uzun bir süre boyunca davayı açmamıştır. Bu süre boyunca davacının kendi isteğiyle hareketsiz kalıp dava açmadığı düşünülmektedir. Bu konudaki nihai değerlendirme sayın mahkemeye aittir. - Davalı gönderilerinin haberleşme gönderisi olmadığı ve bu itibarla post tekeline aykırılığın mevcut olmadığı kanaatine ulaşıldığından, davalının iş şartı niteliğinde bir kurala aykırı hareket ettiği sonucuna varılamayacağından, eylemin TTK m. 55/l-e kapsamında haksız rekabet teşkil etmediği, -TTK “da belirtilen 3 yıllık dava açma süresinin somut olay açısından geçtiği fakat bu konudaki nihai değerlendirmenin sayın mahkemeye ait olduğu,- Davalı ... firmasının 23.05.2013 tarihinde çıkarılan 6475 Sayılı Posta Hizmetleri Kanununa göre tüm şartları sağlayarak 16.10.2014 ile 15.10.2029 yıllarını kapsayan Ulusal (tüm yurt genelinde) coğrafik kapsamında “Hizmet Sağlayıcı” yetki ve belgesini 16.10.2014 tarihinde aldığı, -23.05.2013 tarihinde çıkarılan 6475 Sayılı Posta Hizmetleri Kanununa göre davacı ve davalı tarafın BTK Hizmet Sağlayıcıları olduğu, - Davalı ... firmasının BTK dan aldığı yetki ile piyasada banka ve kredi kartlarının dağıtımını yapabileceği, bu hizmetinin de posta tekeli ihlalli olmadığı kanaatine varıldığı,- Davalı ... firmasının piyasada dağıtım hizmeti verdiği banka ve kredi kartlarının davacı şirketin taşıyabileceği ve posta tekeli kapsamına girmeyen gönderi türü olduğu kanaatine varıldığı" tespitlerine yer verilmiştir.(2) numaralı celsede davacı vekilinden sorulduğunda; "Beyan ve itirazlarımızı tekrarla, hesaplama yapılması için dosyanın ek rapora gönderilmesini talep ederiz, raporda posta sayısı belirlendi, ancak mali hesaplama yapılmadı, zararın tespit edilmesini talep ederiz, bizim iddiamız davalının taşımasının kanuna aykırı olduğuna ilişkindir, davamız 10 yıllık zamanaşımına tabidir, biz haksız rekabet hükümlerine değil, davalının kanuna aykırı davranması nedeni ile davamızı açtık, dolayısı ile genel zamanaşımı süresi olan 10 yıllık zamanaşımı söz konusudur" demiş; davalı vekili ise, "Zamanaşımına ilişkin savunmayı kabul etmiyoruz, yarışan hükümler söz konusu olduğunda özel hüküm genel hükümden önce gelir, dolayısı ile davalının genel zamanaşımına tabi olduğu savunmasını kabul etmiyoruz, iddia konusu yapılan fiillerin hukuki niteliği haksız rekabet olarak belirlenmiştir, zamanaşımı yönünden davanın reddine karar verilmesini talep ederiz, celse arasında sunduğumuz dilekçeleri tekrar ederiz, mahkeme zamanaşımı nedeni ile reddine karar vermeyecekse harcın ikmal edilmesi gerekir" şeklinde beyanda bulunmuştur.6102 sayılı Yasanın "Zamanaşımı" başlıklı 60 ıncı maddesine göre, 56 ncı maddede yazılı davalar, davaya hakkı olan tarafın bu hakların doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl ve her hâlde bunların doğumundan itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Ayrıca haksız rekabet davasının çok uzun zaman sonra açılmasının hakkın suiistimali olacağı belirtilmektedir. Yargıtay HGK nun 19/11/2969 tarihli kararında da bu husus vurgulanmıştır (Ticari İşletme Hukuku, Poroy/Yasaman, Ekim 2012 İstanbul, s.353). Tüm dosya kapsamı ve denetime ve hüküm tesisine elverişli rapor içeriği birlikte değerlendirildiğinde; davalıya izafe edilen ve haksız olduğu (hukuka aykırı olduğu) iddia edilen eylemlerin 01.06.2013 - 31.01.2017 tarihlerinde gerçekleştiği, davanın ise zamanaşımı süresinden sonra ikame edildiği anlaşıldığından davanın, davalının zamanaşımı def’i nin kabulü ile, davanın (tüm talepler bakımından) zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir."gerekçesi ile, ''Davalının zamanaşımı def’i nin kabulü ile, davanın (tüm talepler bakımından) zamanaşımı nedeniyle REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstinafa konu gerekçeli kararda davanın zaman aşımı nedeniyle reddine hükmedilmiş ise de; posta tekelinin düzenlendiği Posta Hizmetleri Kanununda veya mülga Posta Kanununda zaman aşımı süresine yönelik herhangi bir düzenleme bulunmamakta olup, bu nedenle zaman aşımı yönünden genel kanun hükümlerine dolayısıyla Türk Borçlar Kanununun 72’nci maddesinin, “Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.” şeklindeki zamanaşımı hükmünün posta tekeli ihlali nedeniyle açılan tazminat davalarında uygulanması gerektiğini, Prof. Dr. ... ve Prof. Dr. ...'ın dilekçemiz ekinde sunulan posta tekeli konusundaki hukuki mütalaa/uzman görüşünde; "Gerek mülga Posta Kanunu’nda gerekse PHK’de posta tekeli ihlali halinde talep edilebilecek tazminat taleplerinde dava zamanaşımı süresine ilişkin özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Özel kanunda hüküm bulunmayan bu hususa ilişkin olarak ilgili genel kanun hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Bir üst başlıkta incelediğimiz Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 10.05.2013 tarihli, E. 2012/8871; K. 2013/9639 sayılı kararında posta tekeli ihlali, haksız rekabetin bir türü olarak değerlendirilmiş olduğundan, buna ilişkin açılacak tazminat talepli davalarda da haksız rekabete dair 6762 sayılı TTK’da öngörülen zamanaşımı sürelerinin uygulanacağı değerlendirmesinin yapıldığı görülmektedir. Ancak yine bir üst başlıkta açıkladığımız nedenlerle, Yargıtay Dairesinin haksız rekabete ilişkin bu değerlendirmesi, PHK’nin 6/3 maddesinin yürürlüğe girmesinden önceki döneme ilişkin olduğundan, posta tekeli ihlalinin zamanaşımına ilişkin olarak PHK’nin yürürlüğe girmesinden sonra yeniden değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyiz. Bu kapsamda yukarıda izah ettiğimiz üzere posta tekeli ihlali halinde sebeplerin yarışması söz konusu olduğundan, zarar görenin bu sebeplerden herhangi birine dayanması halinde zamanaşımı süresi de dayanılan sebebe göre belirlenecektir. Posta tekeli ihlaline ilişkin olarak tazminat talebinin PHK m. 6/3 hükmüne dayandırılması halinde ise, PHK’de zamanaşımı sürelerinin belirlenmesine ilişkin bir düzenleme bulunmadığından, zamanaşımı süresinin haksız fiil hükümleri kapsamında belirlenmesi gerekmektedir. Bu durumda da TBK’nin 72’nci maddesinin, “Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.” şeklindeki zamanaşımı hükmünün posta tekeli ihlali nedeniyle açılan tazminat davalarında uygulanması gerektiği kanaatindeyiz." şeklindeki ifadeleri ile açıkça anlaşılacağını, söz konusu davalarda zaman aşımı yönünden genel kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğinden davanın zaman aşımı yönünden reddi kararının hukuka aykırı olduğunu, İleri sürerek, yukarıda açıklanan ve resen gözetilecek nedenlerle, İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.06.2024 tarihli ve E.2023/642, K.2024/461 sayılı kararının kaldırılarak davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu kapsamında posta tekel hakkının ihlali nedeniyle muarazanın meni, müdahalenin önlenmesi ve tazminat talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, davacının 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanununa göre tekel hakkına sahip olduğu gönderileri, 01/06/2013 ila 31/07/2017 tarihleri arasında ... Bankası A.Ş.'den kabul edilerek taşıdığını, İstanbul 20 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/1073 esas sayılı dosyası ile aynı nedenlere dayalı olarak ... Bankası A.Ş'ye karşı açılan davada dosyaya sunulan bilirkişi raporu ile bu durumun tespit edildiğini, bu dosyada alınan bilirkişi raporu ile davalının ne kadar gönderi taşıdığının ve bedellerinin belirlendiğini, 6475 Sayılı Kanunun 6/3 fıkrası uyarınca gönderi bedelinin on katı tazminatın davalıdan tahsili gerektiğini ileri sürerek, muarazanın meni, müdahalenin önlenmesi ile şimdilik 1.000,00-TL tazminatın davalıdan tahsili istemlerinde bulunmuştur. Davalı yan; davacının aynı sebepler ile davalı aleyhine İstanbul 13 Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde açtığı 2020/400 esas sayılı dosyanın derdest olduğunu, derdestlik itirazlarının bulunduğunu, davacının taleplerinin TTK'nun 56 maddesi uyarınca zamanaşımına uğradığını, dava konusu edilen gönderilerin davacının tekel hakkı kapsamında bulunmadığını, davalının BTK tarafından verilen yetki belgesine dayalı olarak mevzuata uygun taşıma yaptığını davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece İstanbul 20 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/1073 esas sayılı dosyasında alınan raporlar celbedilmiş, İstanbul Anadolu 13 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/400 esas sayılı dosyasında dava dilekçesi, gerekçeli karar ve istinaf dilekçesi celbedilmiş, dosya bilirkişi heyetine tevdii edilerek rapor alınmış, akabinde 6102 sayılı TTK'nun 60 maddesi uyarınca haksız rekabetten doğan davaların, davaya hakkı olan tarafın bu hakların doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl ve her hâlde hakkın doğumundan itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı, davalıya izafe edilen ve haksız olduğu iddia edilen eylemlerin 01.06.2013 - 31.01.2017 tarihlerinde gerçekleştiği, davanın ise zamanaşımı süresinden sonra ikame edildiği anlaşıldığından gerekçesi ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri, 23/05/2013 yürürlük tarihli 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanununda veya 5584 sayılı mülga Posta Kanununda zamanaşımı süresine yönelik herhangi bir düzenleme bulunmadığını, bu nedenle zaman aşımı yönünden genel kanun hükümlerine dolayısıyla Türk Borçlar Kanununun 72’nci maddesine gidilmesi gerektiği, TBK'nun 72 maddesi uyarınca haksız fiilden doğan davalarda tazminat isteminin zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağını, ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımının uygulanacağını, posta tekeli ihlali nedeniyle açılan tazminat davalarında bu hükmün uygulanması gerektiği yönündedir. 6475 Sayılı Kanunun 6/1 fıkrasında evrensel posta hizmet yükümlüsü olan davacının tekelinde olan hizmetler sayılmış olup, hükmün üçüncü fıkrası " Posta tekelini ihlal edenler, bu ihlal kapsamındaki gönderiler için evrensel posta hizmet yükümlüsünce belirlenen posta ücretinin on katı tutarında meblağı evrensel posta hizmet yükümlüsüne tazminat olarak ödemekle yükümlüdür. Bu tazminat, evrensel posta hizmet yükümlüsüne irat kaydedilir. Bu kapsamda tespit edilen gönderiler, evrensel posta hizmet yükümlüsü tarafından gecikmeksizin alıcısına sevk edilir. Posta tekeli ihlali hakkındaki yaptırımlara ilişkin diğer mevzuat hükümleri saklıdır." hükmünü havidir. Mülga 5584 Sayılı Posta Kanununda tekel hakkının ihlaline ilişkin 6475 Sayılı Kanunu 6/3 fıkrasına karşılık bir düzenleme bulunmamaktadır. Mügla Kanun döneminde tekel hakkının ihlali halinde davacıya tazminat ödenmesine yönelik bir düzenleme mevcut olmadığından, tekel hakkının ihlaline dayalı tazminat istemleri Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin uygulamaları ile haksız rekabet olarak kabul edilmiştir. 6475 Sayılı Kanunun yürürlüğe girmesi ile tekel hakkının ihlali halinde davacının ileri sürebileceği tazminat ve müdahalenin meni özel olarak Kanunun 6/3 fıkrasında düzenlenmiş olup haksız rekabete ilişkin hükümlere gidilmesine gerek bulunmamaktadır. Ancak kanunda bu talebin zamanaşımı süresine ilişkin düzenleme mevcut olmadığından ve 6475 Sayılı Kanunun 6/1 ve 6/3 fıkralarına dayalı ihlal iddiası hukuki mahiyeti haksız fiil niteliğinde bulunduğundan, uygulanması gereken hüküm 6098 Sayılı TBK'nun haksız fiillerde zamanaşımı süresini düzenleyen 72 maddesidir. Anılan düzenleme uyarınca; tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır. Davacı yan; davalı tarafından dava dışı ... Bankası'na ait gönderilerin kabul edilip taşındığını, ... Bankası aleyhine ikame ettiği İstanbul 20 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/1073 esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu ile öğrendiğini iddia etmiştir. Mahkemece anılan dosyanın tamamı değil, yalnızca bilirkişi raporları getirtilmiş olup, ilk raporun 20/11/2020 tarihli olduğu, bu rapor incelendiğinde davacı tarafından yalnızca ... Bankası aleyhine değil başka bankalar aleyhine de dava açılmış bulunduğunun görüldüğü, yine alınan ilk bilirkişi raporunda dava ve cevap dilekçelerinin 2017 tarihli olduklarının, davalı ... Bankası 'nın 15/11/2017 havale tarihli dilekçesi ile destek hizmeti aldığı şirketlerin ... Hizmetleri A.Ş. İle ... A.Ş. Olduğunun bildirildiğinin belirtildiği görülmüştür. Dosyanın esasının daha eski olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Şu halde mahkemece yapılması gereken iş İstanbul 20 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/1073 esas sayılı dosyasının tamamının celbedilmesi ve davacının davalıya isnat ettiği tekel hakkının ihlali eylemi bakımından faili hangi tarihte öğrendiğinin tespit edilmesi, buna göre iki yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihi itibariyle dolup dolmadığının değerlendirilmesidir. Davacı yanın istinaf başvurusu bu yönden yerinde bulunmuştur. Kabule göre de; davalı yanın İstanbul Anadolu 13 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/400 esas sayılı dosyasında davacının aynı sebeplerle davalı aleyhine dava açtığını belirterek derdestlik itirazında bulunduğu anlaşılmıştır. Derdestlik dava şartı olup kamu düzenine ilişkin bulunduğundan yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınmalıdır. İstanbul Anadolu 13 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/400 esas sayılı dosyasına sunulan istinaf dilekçesi incelendiğinde, davacının 04/03/2020 tarihinde davalı aleyhine, ...com internet sitesi üzerinde yapılan incelemeler sonucu davalının davacının tekelinde olan banka kartı kredi kartı gibi gönderilerin taşınmasını işini yaptığının tespit edildiği, bu durumun 6475 Sayılı Kanunun 6'ıncı maddesi uyarınca tekel hakkının ihlali niteliğinde olduğu, ancak davalının taşıdığı gönderi sayısının davacı tarafından tespitinin mümkün olmadığı gerekçesi ile zaman aralığı belirtilmeksizin davalı aleyhine muarazanı giderilmesi, müdahalenin men'i ve belirsiz alacak niteliğinde tazminat taleplerini içerir dava açıldığı, mahkemece gönderilerin davacının tekel hakkı kapsamındaki gönderilerden olmadığı gerekçesi ile davanın reddediliği, kararın istinaf edildiği anlaşılmakta ise de, dava dilekçesi celbedilmediğinden, dava dilekçesindeki talebin çerçevesi ve dayanağı tespit edilmemiştir. Mahkemece İstanbul 13 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin anılan dosyası iş bu dosya arasına tamamen celbedilerek, davacının anılan dosyada dava tarihinden geriye doğru 6475 Sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği döneme dek gerçekleştiği iddia olunan tüm tekel hakkı ihlalleri bakımından tazminat talep edip etmediği, buna göre iş bu davaya konu ettiği 01/06/2013 ila 31/07/2017 tarihleri arasındaki taşımaların da anılan davanın kapsamında olup olmadığı, buna göre davalının derdestlik itirazının yerinde olup olmadığı değerlendirilmek gerekirken, bu konuda olumlu olumsuz bir değerlendirme yapılmaması yerinde olmamış, kamu düzenine ilişkin bu husus dairemizce re'sen nazara alınmıştır.Sonuç itibariyle, davacı yanın istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 ve 355 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/06/2024 tarih ve 2023/642 Esas ve 2024/461 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 ve 355 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 27/03/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.