T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2024/1461 Esas
KARAR NO:2024/1624 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2024/689 Esas (Derdest Dava Dosyası)
TARİH:06/08/2024 (Ara Karar Tarihi)
DAVA:Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin)
KARAR TARİHİ:17/10/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Mahkememizde görülmekte olan dava sonuçlanıncaya dek davalı şirketin zarara uğrayan faaliyetleri göz önüne alınarak, dava dışı şirket yetkilisinin yetkilerinin elinden alınarak davalı şirkete tedbiren yönetim kayyımı atanmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 2024/689 Esas ve 06/08/2024 tarihli ara kararında;"Geçici hukuki korumaların bir türü olan ihtiyati tedbirin şartları 6100 sayılı HMK'nun 389 uncu maddesinde düzenlenmiş olup, anılan düzenleme "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." hükmünü haizdir.Anılan hükümde de açıkça belirtildiği üzere, ihtiyati tedbir kararı, bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında uygulanacak geçici bir hukuki korumadır.Başka bir ifade ile ihtiyati tedbir verilebilmesinin en önemli şartı bir ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır. Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hâkime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmıştır.(m. 389/1). Kanun, burada "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından" söz etmektedir. Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi hâlinde,hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması,hakkın elde edilmesinin tamamen imkânsız hâle gelmesi,gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir.Hâkim kararında somut sebep gösteremiyor, bunu en azından açıklayacak veya asgari ölçüde ikna edecek delil değerlendirmesi yapamıyor, yaklaşık ispat ölçüsünü yakalayamıyorsa tedbire karar vermemelidir.Ancak bu da hiçbir zaman tam bir ispat seviyesinde ispat şartına dönüşmemelidir.(Pekcanıtez,Hakan/Atalay,Oğuz/Özekes Muhammet; Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hükümlerine Göre Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, Ankara 2011-Sh.715-717) (Yüksek Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 24/04/2012 gün ve 2011/15388 esas,2012/6651 karar sayılı ilamında belirtildiği gibi) Mevcut durumda meydana gelebilecek değişmeyle kastedilen taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan şey ya da hak üzerindeki değişimlerdir. Uyuşmazlık konusunun dava sırasında el değiştirmesi veya çekişmeli şeyin telef olması ya da hasara uğraması bu duruma örnek teşkil edebilecektir. Bu hâllerde taraflardan biri davayı kazansa da ilk hâlde uyuşmazlık konusu başkasına devredildiğinden hakkını elde edemeyecek; diğer hâlde ise hakkına tam olarak ulaşamayacaktır.Yukarıda anılan madde uyarınca gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde de ihtiyati tedbir kararı alınabilecektir. Bu hallerde davanın açılmasından hüküm verilinceye kadar geçecek zaman zarfında daha ziyade bir düzenleme veya eda amaçlı ihtiyati tedbir kararı alınarak taraflardan biri (veya her iki taraf) için doğabilecek bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın engellenmesi amaçlanır.(Araş. Gör. Dr. Cengiz Serhat Konuralp (İÜHFM C. LXXI, S. 2, s. 225-274, 2013) http://dergipark.gov.tr/download/article-file/97835,Erişim Tarihi: 15/12/2016) Davacı taraf, dava süresince davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasını talep etmiştir. Bir tüzel kişinin gerekli organlarından yoksun kalması ve yönetiminin başka yoldan sağlanamaması durumunda yönetim kayyımı atanacağı düzenlenmiştir. Davalı şirkette organ boşluğu olduğu iddia ve ispat edilmiş değildir. Şirketin zarara uğratılmakta olduğu iddia edilmiş ise de, bu iddiaları da ispata yarar delil ve belge sunulmamıştır. "Yaklaşık ispat" koşulunun bu aşamada gerçekleşmediği anlaşılmakla kayyım atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilerek aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile, '' Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Dava dışı ortak ve şirket yönetiminde müvekkili ile birlikte temsil yetkisi bulunan ...'nun davalı .... ŞTİ.nin ticari faaliyetinin dava dışı ortak ... tarafınca şirket esas sözleşmesinden ve kanundan kaynaklı yükümlülüklerin ihlal edilmek suretiyle engellenmesi sebebiyle TTK 636/3. uyarınca haklı nedenle ortaklığın tasfiyesi davasının, dava dışı ortak ...'nun şirketi zarara uğratan faaliyetleri nedeniyle ihtiyati tedbir talebi ile birlikte açıldığını, Ancak Yerel Mahkemece ''...Davacı taraf, dava süresince davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasını talep etmiştir. Bir tüzel kişinin gerekli organlarından yoksun kalması ve yönetiminin başka yoldan sağlanamaması durumunda yönetim kayyımı atanacağı düzenlenmiştir. Davalı şirkette organ boşluğu olduğu iddia ve ispat edilmiş değildir. Şirketin zarara uğratılmakta olduğu iddia edilmiş ise de, bu iddiaları da ispata yarar delil ve belge sunulmamıştır. "Yaklaşık ispat" koşulunun bu aşamada gerçekleşmediği anlaşılmakla kayyım atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilerek...'' şeklinde ihtiyati tedbir talebini reddettiğini, fakat verilen kararın hukuka aykırı olduğunu dolayısıyla kararın kaldırılması gerektiğini, Şirketin yönetiminin yalnızca şirket esas sözleşmesi uyarınca müvekkili ve dava dışı ortak ...'nda olduğunu, ancak dava dışı ortak ...'nun müvekkilinin onayı bulunmaksızın dava dışı kardeşi ve eşini şirketin idaresine soktuğunu ve müvekkili yönetimden uzaklaştırdığını, yönetim hakkı zedelenen müvekkilin hiçbir şekilde herhangi bir satıştan haberdar edilmediğini, Ayrıca müvekkil ve dava dışı ortak ...'nun müştereken temsil yetkisine sahip olduğunu, ancak dava dışı ortak ...'nun yükümlülüklerini ihlal ettiği ve yönetimin başkaca yollarla sağlanamadığını ispatlar nitelikteki Whatsapp konuşmalarının da dava dilekçesinde yer alıp delil listesinin ekiyle birlikte sunulduğunu, fakat yerel mahkemece konuşmaların dahi incelenmediğini,Müvekkilin yönetimin dışında kaldıktan sonra satışı yapılan ürünlerle ilgili birçok şikayet aldığını, aldığı şikayetler üzerine şirketin ticari itibarının zedelenmemesi için elinden geleni yaptığını, fakat müşterilerden gelen şikayetler üzerine geçen konuşmalarda şirketin usulsüz işler yaptığının tespit edildiğini, akabinde müvekkil şirketin muhasebecisinden mizan tablolarını alıp incelediğini, incelemeler sonucunda stok-gelir dağılımında eksikler olduğunu fark ettiğini, dava dışı ortakça stoklardaki ürünlerden bazılarının elden satılmış olup bunlara ilişkin hiçbir fatura kesilmediğini davalı şirketin vergi ziyaına uğratıldığını, söz konusu işlemlerin şirketi doğrudan zarara uğratan nedenler olduğunu,Tedbir talebi verilmesi için tedbir talep edenin haklılığını yaklaşık olarak yasal delillerle ispat etmek durumunda olduğunu, bahsedilen şirketin yönetiminin sağlanamaması ve şirketin doğrudan zarara uğratılmasının yaklaşık ispatının gerek Whatsapp konuşmaları gerekse de delil listesinin 7. Maddesinde celbini talep ettikleri davalı şirkete ait ticari defterler ile sağlanacağını, nitekim ihtiyati tedbir talebinde bulunmalarının başlıca sebeplerinden birinin de şirketin usulsüz işlemleri ve vergi ziyaına uğratılması olduğunu, bunların ''yaklaşık'' ispatının ise ancak davalı şirkete ait ticari defterlerin incelenmesiyle sağlanabileceğini, ancak yerel Mahkemece henüz ticari defterlerin celbi için müzekkere dahi yazılmamışken, yaklaşık ispatın sağlanamadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbirin reddi yönünde ara karar oluşturmasının son derece hukuka aykırı olduğunu, ticari defterlerin celbinin talep edilip inceleninceye kadar delil listesinde bulunan Bakırköy ... Noterliği'nin ... ve ... yevmiye numaralı ihtarnamelerin de iddiamızı destekler nitelikte olduğunu beyanla; yerel mahkemece 06.08.2024 tarihli ihtiyati tedbir talebinin reddi kararının kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin reddi kararına karşı itirazlarının kabulü ile ihtiyati tedbir kararının verilmesini ve tüm istinaf giderlerinin davacı yana yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep; TTK'nın 636/3 maddesi uyarınca davalı şirketin haklı sebeple feshi ve tasfiyesi talepli davada, şirkete tedbiren yönetim kayyımı atanması talebine ilişkindir.Mahkemece 06/08/2024 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.TTK'nın 636/3 maddesine göre, Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. Yine aynı Kanun'un 636/4 maddesine göre, Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir.TTK'nın 636/4 maddesinde fesih davası açılması halinde mahkemenin gerekli önlemleri alabileceği belirtilerek bu konuda mahkemeye takdir hakkı tanınmıştır. Mahkeme durum ve şartlara göre her olayın özelliğini değerlendirerek, makul görülebilecek, somut olaya uygun tedbir kararı verebilecektir. Talep edilen tedbirin koşullarının oluşup oluşmadığı HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin 389 ve devamı hükümlerine göre değerlendirilmek gerekmektedir. 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesine göre mevcut durumda meydana gelecek bir değişme nedeniyle gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında tedbir kararı verilebilir.6100 sayılı HMK'nın 390. maddesine göre de: Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.Somut uyuşmazlıkta; davalı şirket iki ortaklı olup, davacı ve dava dışı ... davalı şirketin ortağı ve aynı zamanda müştereken yetkili temsilcileridir. Davacı tarafından dava dışı diğer ortağın kendisini şirket yönetiminden saf dışı bırakmaya çalıştığı, şirketteki müdürlük hak ve yetkisini kötüye kullanmak suretiyle şirketi zarara uğrattığı ileri sürmek suretiyle şirketin feshi talepli iş bu dava açılmış, davalı şirket her iki müdür tarafından müşterek olarak temsil edilmesi gerekmesine rağmen müdürlerin anlaşamaması sebebiyle dava dışı diğer ortağın verdiği vekaletnameye istinaden davalı şirket adına verilen cevap dilekçesi ve karşı dava dilekçesi ile, asıl davacının şirketteki müdürlük hak ve yetkisini kötüye kullanmak suretiyle şirketi zarara uğrattığı ileri sürülerek davacının ortaklıktan çıkarılması, müdürlük yetkilisinin kaldırılması ve şirketin uğradığı zararın tazmini ve tedbiren dava dışı ortağın tek başına temsile yetkili kılınması talepli dava açılmıştır. İddia ve savunmalar dikkate alındığında her iki tarafında kabulünde olduğu üzere şirketi müştereken temsile yetkili müdürlerinin anlaşamadığı ve birlikte karar alarak şirketi sağlıklı bir şekilde yönetemedikleri açıktır. Bunun yanında iş bu davada ve karşı davada taraf olan iki ortaklı şirketin müştereken yetkili temsilcileri arasında menfaat çatışması olması sebebiyle tek başına diğer müdür tarafından davada temsil edilmesi mümkün olmayıp, şirket yönünden taraf teşkili dahi sağlanmamıştır. Davalı şirkette resmi olarak organ boşluğu bulunmasa bile müşterek yetkili müdürlerin birlikte karar alamamalı sebebiyle fiilen organ boşluğu bulunmaktadır. Somut olayın özelliğine göre tek başına yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediğinden bahisle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi isabetli olmadığından, yukarıda belirtilen hususlar değerlendirilmek suretiyle ihtiyati tedbir talebi hakkında yeniden karar verilmesi gerektiğinden davacının istinaf başvurusu yerinde görülmüştür. Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, TTK'nın 636/4 maddesi uyarınca somut uyuşmazlığa uygun yönetim ve temsil kayyımına ilişkin yeni bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/689 Esas ve 06/08/2024 ara karar tarihli kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 17/10/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.