T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/767 Esas
KARAR NO: 2025/697 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
ESAS NO: 2025/155 Esas (Derdest Dava Dosyası)
ARA KARAR TARİHİ: 13/03/2025
DAVA: Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı)
KARAR TARİHİ: 24/04/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: İhtiyati haciz talep eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilin davalı firmadan fatura kaynaklı alacağının bulunduğunu, haliyle müvekkil tarafından düzenlenen faturaların gerçek bir alacağa ilişkin olduğunun dosyaya sunulan irsaliye faturaları, teslim alma ve teslim etme belgeleri ve yazışmalar ile sabit olduğunu, bunun yanı sıra irsaliye faturaları ile birlikte davalı firma yetkilisi ile müvekkilim arasında yapılan Whatsapp konuşmalarında, davalı yanın borçlu olduğunu kabul ettiği ve ödeme taahhüdünde bulunduğu ancak sonrasında haksız ve kötü niyetli bir şekilde borcunu ödememek üzere girişimlerde bulunduğu ve gerçeği yansıtmayan iade faturası düzenlediği gerçeği göz önüne alındığında davalı yanın mal kaçırma riskinin bulunduğunu ve bu ihtimalde müvekkil açısından geri dönülmez zararların meydana geleceğinin anlaşılacağını, öte yandan müvekkil ile aynı sektörde davalı firmaya hizmet veren kişi ve kurumlardan alınan şifahi bilgiye göre davalının birçok farklı kişi ve kuruma borcu olduğundan gerçekten de mal kaçırma hazırlığında olduğunun öğrenildiğini belirterek yargılama sürecinde meydana gelebilecek mal kaçırma tehlikesine karşı davalı yanın mal ve alacakları üzerine öncelikle teminatsız olarak mümkün değilse uygun bir teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 2025/155 Esas sayılı ve 13/03/2025 tarihli Ara Kararında; "İhtiyati hacizin şartları İİK 257 ve devamı madde hükümlerinde genel olarak düzenlenmiştir. Bu yasa hükmüne göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde ve veya 3. Şahısta olan menku lve gayrimenkul mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği, vadesi gelmemiş borçtan dolayı yanlız borçlunun muayyen ikametgahı yok ise, borçlu taahütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaağa, veya kendisi kaçmağa hazırlanır, yahut kaçar yada bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden ileri işlemlerde bulunursa bu suretle ihtiyati haciz konulursa, borç yanlız borçlu hakkında muacceliyet kesbedebileceği hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati haciz kararı verilebilir. İhtiyati haciz ve asıl olan, ihtiyati hacze esas bir hakkın varlığı ve bir ihtiyati haczin sebebinin bulunmasıdır. İİK 257 ve devamı maddesine göre ihtiyati haciz talep eden taraf öncelikle ihtiyati haciz istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati haciz sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak yasal delillerle ispat etmek zorundadır. Burada sözü edilen ispatın ölçüsü ise, "yaklaşık ispat" kuralına göre belirlenir. Yaklaşık ispat kuralının uygulanmasında iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğruluğunun kabul etmekle birlikte, aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmelidir. Bu nedenle ihtayit hacze karar verilirken haksız olma ihtamali de dikkate alınarak talepte bulunandan kural olarak teminat alınır.Geçici hukuki koruma kararlarından olan ihtiyati haciz kararı verirken asıl uyuşmazlığı çözecek içerikte bir karar verilmemelidir. Bununla birlikte, ihtiyati hacze karar verirken tarafların çıkar dengesini ve ihtiyati haczin amacını gözetilmesi gerekli ve zorunludur.Kanun koyucu, ihtiyati haciz hakkında karar verecek olan Hakime geniş bir taktir alanı bırakmış ise de, Hakim her somut olayda, ihtiyati haczin şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini dikkatlice incelemeli ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre, ihtiyati haciz kararı verdiğinin kararında belirtilmelidir, ihtayit haciz şartları mevcut değilse kanunun ön gördüğü ölçüde ıspat edilememişse, veya yaklaşıkda olsa ıspatı yargılamayı gerekiyorsa ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmelidir. İİK 257 ve devamı maddesindeki şartların mevcut olması ve talep halinde ihtiyati hacze karar verilmelidir.Bu itibarla yaklaşık ispat kuralı gerçekleşmediği gibi taraflar arasındaki uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiğinden istemde İİK 257 ve devamı madde hükümlerinde ön görülen koşullar gerçekleşmediğinden ihtayiti haciz isteminin bu aşamada reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır..."gerekçesi ile, ''1-Davacı vekilinin ihtiyati haciz isteminin koşulları bulunmadığından REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; huzurdaki davada müvekkilin davalı firmadan fatura kaynaklı alacağının bulunduğunu, müvekkil tarafından düzenlenen faturaların gerçek bir alacağa ilişkin olduğunun dosyaya sunulan irsaliye faturaları, teslim alma ve teslim etme belgeleri ve yazışmalar ile sabit olduğunu, bunun yanı sıra irsaliye faturaları ile birlikte davalı firma yetkilisi ile müvekkilim arasında yapılan Whatsapp konuşmalarında, davalı yanın borçlu olduğunu kabul ettiği ve ödeme taahhüdünde bulunduğu ancak sonrasında haksız ve kötü niyetli bir şekilde borcunu ödememek üzere girişimlerde bulunduğu ve gerçeği yansıtmayan iade faturası düzenlediği gerçeği göz önüne alındığında davalı yanın mal kaçırma riskinin bulunduğunu ve bu ihtimalde müvekkil açısından geri dönülmez zararların meydana geleceğinin anlaşılacağını, müvekkil ile aynı sektörde davalı firmaya hizmet veren kişi ve kurumlardan alınan şifahi bilgiye göre davalının birçok farklı kişi ve kuruma borcu olduğundan gerçekten de mal kaçırma hazırlığında olduğunun öğrenildiğini, bu hususun mahkemece yapılacak sorgulama sonucunda öğrenilebileceğini, Davalının vadesi gelmiş olmasına rağmen borcunu ödemediğini ve temerrüde düştüğünü, bu durumda İİK 257 "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir(...)" hükmü gereği davalının mal ve alacakları üzerine ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini, dava dilekçesi ekinde sunmuş oldukları deliller ile müvekkilin alacağına ilişkin yaklaşık ispat şartının sağlandığını, davalı yanın ödeme taahhüdünde bulunmasına rağmen ödeme yapmamasının ve gerçeği yansıtmayan iade faturaları düzenlemenisinin davalı yanın kötü niyetli bir şekilde borcundan kurtulmaya çalıştığını gösterdiğini, alacaklarının para alacağı olması nedeniyle davalı yanın mal ve alacakları üzerine ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ettiklerini, Her ne kadar yerel mahkeme ara kararında "yaklaşık ispat kuralı gerçekleşmediği gibi taraflar arasındaki uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiğinden istemde İİK 257 ve devamı madde hükümlerinde ön görülen koşullar gerçekleşmediğinden ihtiyati haciz isteminin reddine" karar vermişse de, işbu kararın hukuka aykırı olduğunu, yapılacak yargılama neticesinde müvekkilin haksızlığına karar verilmesi ihtimaline karşın, verilecek ihtiyati haciz kararına karşılık taraflarınca teminat yatırılacağını, böylelikle bir hak kaybı yaşanmayacağını, bu nedenle yerel mahkemenin 13/03/2025 tarihli ara kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek davalının mal ve alacakları üzerine ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep; cari hesap alacağının tahsiline karar verilmesi talepli davada, alacağın tahsilinin temini için ihtiyati haciz kararı verilmesi talebine ilişkin olup, Mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İİK'nın 257/1. fıkrası uyarınca; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258. maddesi uyarınca; ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüdür. Somut talepte; davacı vekili, davacı tarafından davalıya nakliye ve aracılık hizmeti verildiğini, ancak davalı tarafından bakiye alacağın ödenmediğini, alacağın faturalar ve taraflar arasındaki whatsapp yazışmaları ve teslim belgeleri ile sabit olduğunu, bu sebeple alacağın tahsilin temini için ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. Davacı tarafından davalıya faturalara konu hizmetin verilip verilmediği, alacağın miktarı ve muaccel olup olmadığı davalı tarafından iade faturaları düzenlendiği de dikkate alındığında bu aşamada sunulan deliller ile yaklaşık olarak ispat edilemediğinden Mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, talep dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre davacının ara karara yönelik istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının ara karara yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından davacı yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcın istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 24/04/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.