T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2024/1724 Esas
KARAR NO:2024/1844 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2024/201 Esas (Derdest Dava Dosyası)
TARİH:13/09/2024 (Ara Karar Tarihi)
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:21/11/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Büyükçekmece ... İcra Dairesi'nde 13.05.2024 tarihinde davalı .... Şti. aleyhine 12.147.290,00 TL tutarındaki fatura alacağının işlemiş ve işleyecek olan faizi ile tahsili talebi ile icra takibi başlatıldığını, takibin durdurulduğunu, yetkili icra dairesinin Büyükçekmece İcra Dairesi olduğunu, yetkili Mahkemenin ise Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, icra takibi ve itirazın iptali davasının yetkili ve görevli yargı mercilerinde açıldığını davalı borçlunun borca itiraz talebinde kabul ettiğini, müflis şirket ile taşınmaz satışına ilişkin sözleşme imzalandığını, davalı müflis şirketten İstanbul İli, Esenyurt İlçesi, ... ada, ... parselde bulunan ... Blok ... numaralı bağımsız bölüm, ... Blok ... numaralı bağımsız bölüm ve ... Blok ... numaralı bağımsız bölümleri 20.065.500,00 TL bedelle satın aldığını, bu taşınmazın satışlarına ilişkin fatura düzenlendiğini, taşınmazların davalı borçlu adına tescil edildiğini, davalı borçlunun satış bedelinin bir kısmını ödediğini, 12.147.290,00 TL bakiyesi kaldığını, alacaklının kalan beyanlarının sözleşmeye aykırılık sebebiyle borca ilişkin ödemezlik def'ilerinden ibaret olduğunu, ... Şirketi'nin icra takibine ilişkin alacakları hakkında ise iflas masasına alacak kaydı yaptırıldığını, 776 kayıt numarası ile sıra cetveline kaydedildiğini, alacak kayıt talebinin reddedildiğini, İstanbul İli, Esenyurt İlçesi ... ada, ... parselde bulunan ... Blok ... numaralı bağımsız bölüm, ... Blok ... numaralı bağımsız bölüm ve .. Blok ... numaralı bağımsız bölümlere ilişkin olarak Mahkeme tarafından taşınmazlara ihtiyati tedbir konulmasını talep ettiklerini, dava konusu taşınmazların ekonomik olarak yüksek değere sahip olduğunu, davalının bu taşınmazları elden çıkarması durumunda telafisi imkansız zararların doğacağını, İflas İdaresinin, kamu yararı ilkesi uyarınca kamu yararına hareket etmekte olduğunu ve işbu davanın sıra cetveline kayıt yaptırmış olan yaklaşık 900 kişinin haklılığını korumak amacıyla açıldığını, bu sebeple kamu yararının gözetilerek, taşınmazların üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini, Mahkeme aksi görüşte ise şirket iflas sürecinde olduğu için teminatsız olarak taşınmazlar üzerine dava değeri tutarında ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İşbu dava ile itirazın iptaline konu olan Büyükçekmece .... İcra Dairesinin ... E. Sayılı dosyasına taraflarınca yapılan 24.05.2024 tarihli itiraz dilekçesinde de HMK 5 ve devamı maddeleri uyarınca yetki itirazında bulunulduğunu, davacı tarafça ek olarak sunulan 20.10.2017 tarihli protokole ilişkin uyuşmazlık konusu faturalar için Büyükçekmece İcra Müdürlüğünce başlatılan takibin de yetkili icra dairesinde başlatılmadığını, yetkisiz icra dairesinde başlatılan takibe ilişkin işbu davanın ikame edilmesinin mümkün olmayacağını, taraflar arasındaki uyuşmazlıklar için 20.10.2017 tarihli protokolün 17. maddesi uyarınca yetkili mahkeme İstanbul Çağlayan Mahkemeleri olduğundan tüm hukuki sürecin HMK M.17 uyarınca yetkili İstanbul Çağlayan Mahkemelerinde yürütülmesi gerektiğini, müvekkili .... Şti. ile ... A.Ş. arasında 20.10.2017 tarihinde imza edilen Protokol ile “İstanbul İli Esenyurt İlçesi, .... .... Sok. ... Ada ... Nolu parsel üzerinde yer alan ... adlı inşaatın Alışveriş Merkezi bölümünde... Bağımsız Bölüm, ... Ada ... Parsel... Bağımsız Bölüm ve ... Ada ... Parsel...8 Nolu Bağımsız Bölümlerin tamamlanması” işinin müflis firma tarafından üstlenildiğini ve söz konusu işin bedelinin tümü hakkında işin başında fatura tanzim edildiğini, bu nedenle de, müflis şirketin alacaklı olduğuna dair faturanın maddi gerçeği yansıtmadığını beyanla ihtiyati haciz ve tedbir taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 13/09/2024 ara karar tarihli, 2024/201 Esas sayılı kararında;"Talep, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz istemine ilişkindir.HMK. 389 maddesi uyarınca "mevcut durumda meydana gelecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme nedeniyle bir sakıncanın veyahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir" HMK 390/son maddesi uyarınca talep eden, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.HMK. 390/1 maddesine göre "ihtiyati tedbir, dava açılmadan önce , esas hakkında görevli ve yetkili mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilebilir. "Talep eden vekili dilekçesi ile HMK. 390/2 maddesi uyarınca yoklukta karar verilmesini talep ettiğinden ve kanun hükmünün açık içeriğinden dolayı öncelikle bu konunun değerlendirilmesi gerekir.İhtiyati tedbirin koşullarını düzenleyen HMK’nın 389/1. maddesinde ise; “Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.”düzenlemesi bulunmaktadır.Somut olayımızda ihtiyati tedbir istenen unsurların dava ve uyuşmazlık konusu olmadığı anlaşılmakla, dava konusu olmayan unsurlar üzerine ihtiyati tedbir konulması mümkün değildir. İhtiyati haciz talebi yönünden ise; talep edenin sunduğu belgeler alacağın varlığını ve muaccel olduğunu yaklaşık ispata yeterli olmayıp, yargılamayı gerektirdiği anlaşılmaktadır. İİK 257. Maddede öngörülen ihtiyati haciz şartları oluşmadığından talep eden vekilinin hem ihtiyati tedbir hem de ihtiyati haciz talebi hakkında aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. "gerekçesi ile, ''Davacı vekilinin İhtiyati Haciz Talebinin ve İhtiyati Tedbir Talebinin ayrı ayrı REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kendileri tarafından dava dilekçesinde talep edilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talebinin ilk derece mahkemesi tarafından reddedildiğini, kararın hukuka aykırı olmasından bahisle istinaf başvurusunda bulunduklarını;Taleplerinin mahkeme tarafından "Somut olayımızda ihtiyati tedbir istenen unsurların dava ve uyuşmazlık konusu olmadığı anlaşılmakla, dava konusu olmayan unsurlar üzerine ihtiyati tedbir konulması mümkün değildir. İhtiyati haciz talebi yönünden ise; talep edenin sunduğu belgeler alacağın varlığını ve muaccel olduğunu yaklaşık ispata yeterli olmayıp, yargılamayı gerektirdiği anlaşılmaktadır. İİK 257.Maddede öngörülen ihtiyati haciz şartları oluşmadığından talep eden vekilinin hem ihtiyati tedbir hem de ihtiyati haciz talebi hakkında aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle reddedildiğini, kararın hukuka aykırı olduğunu; Müvekkilinin alacağının kesin delil niteliğinde olan ticari faturaya dayandığını, ihtiyati haciz talebinin dayanağının sadece ticari fatura olmayıp taraflar arasında kurulmuş ticari ilişkiye ve akdedilen satım sözleşmesine dayandığını, ihtiyati haciz kararı verilebilmesine ilişkin Yargıtay uygulamasında HMK gereği "yaklaşık ispat" şartı arandığını, dava dilekçesi ve sunulan kesin delil niteliğinde olan ticari faturalar ve taraflar arasında yapılan sözleşme ile davacı müvekkilinin, taraflar arasındaki uyuşmazlığa dair yaklaşık ispattan fazlasını ortaya koyduğunu;Bu kararın verilmesinin arz ettiği önemin davacı alacaklı şirketin iflas etmiş olması olduğunu, iflasın kesinleştiğini, şirketin hak ve yetkilerinin İİK uyarınca İflas İdaresinde olduğunu, İflas İdaresinin öncelikli ve tartışmasız yükümlülüğünün, müflis şirketin hak ve alacaklarını "kamu yararı ilkesi" gereği korumak olduğunu, ileride önlenmesi imkansız sonuçların ortaya çıkmaması, şirketten yaklaşık 900 kadar alacaklının hak ve menfaatlerinin korunması noktasında İlk derece mahkemesinin red kararının bozulması gerektiğini;Müvekkilinin, yaklaşık ispattan fazlasını ortaya koyduğunu, İlk derece mahkemesinin gerekçesinin hukuka ve Yargıtay uygulamasına aykırılık teşkil ettiğini, kararın söylediğinin aksine ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat ile alacağın varlığının ispat edilmesinin yeterli olduğunu beyanla Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13.09.2024 tarihli red konulu ara kararının istinaf mahkemesi tarafından kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Talep, faturaya dayalı olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebi ile açılan davada davalı adına kayıtlı taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir/haciz konulmasına ilişkindir.Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile talebin reddine karar verilmiş, karara karşı talep eden davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.6100 sayılı HMK'nın 389. maddesi hükmünden anlaşılacağı üzere; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.Mahkemece 25/10/2024 tarih, 2024/201 Esas ve 2024/168 Karar sayılı karar ile Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın usulden reddine dair nihai bir karar verildiği, ara kararın istinafen incelenmesi aşamasında İlk Derece Mahkemesindeki yargılama usulen sona erdiğinden ihtiyati tedbir/haciz talebinin reddine dair verilen karar ile ilgili bir inceleme yapılamayacağı, bu şekilde istinaf talebinin konusuz kaldığı anlaşıldığından davacının istinaf başvurusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının konusuz kalan istinaf başvurusu hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA;2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 21/11/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.