T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2024/1628 Esas
KARAR NO:2024/1611 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI:2023/748 Esas (Derdest Dava Dosyası)
TARİH:16/07/2024 (Ara Karar Tarihi)
DAVA:Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı)
KARAR TARİHİ:17/10/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davanın taşınmazın aynına ilişkin tapu iptal ve tescil talebine ilişkin olduğunu, TMK'nın 1023. maddesi gereği tapu siciline güvenin korunması ve iyiniyetli üçüncü kişilerin ve müvekkilinin zarara uğrayabileceği göz önüne alındığında, davaya konu taşınmazların iyiniyetli üçüncü kişilere devredilmesi kuvvetle muhtemel olduğundan, dava konusu olan İstanbul ili, ..., ... ada ... ve ... parsel sayılı taşınmazların kaydına devri engelleyici nitelikte ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi'nin 16/11/2023 tarihli kararı ile;"1-Davacının tedbir talebinin kabulü ile dava konusu; İstanbul ili, Çekmeköy İlçesi, ... ada ... parsel ve İstanbul ili, Çekmeköy İlçesi, ... mahallesi .. ada .. parselde bölüm üzerine dava sonuçlanıncaya kadar 3.kişilere rızai devir ve temlikinin önlenmesi amacıyla davalı banka adına kayıtlı olmak kaydıyla dava konusu taşınmazların tapu kaydına her bir taşınmaz için 200.000,00'er TL'den 400.000,00 TL teminat mukabilinde İHTİYATİ TEDBİR KONULMASINA," karar verilmiş ve verilen karara karşı davalı ... Bankası A.Ş. vekili tarafından itiraz kanun yoluna başvurulmuştur.Davalı vekili 25/06/2024 tarihli ihtiyati tedbir kararına itiraz dilekçesinde; haksız ve hukuka aykırı olarak verilen tedbir talebinin kabulü kararından rücu edilmesi gerektiğini, ihtiyati tedbir talep eden tarafın davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek durumunda olduğunu, işbu tedbire ilişkin şartın gerçekleşmediğini, haksız ve hukuka aykırı olarak tedbir kararı verilmesinin yanısıra teminatın az olarak belirlenmesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla 16/11/2023 tarihli ara kararı ile verilen haksız ve hukuka aykırı ihtiyati tedbir kararına itirazlarının kabulü ile ilgili karardan rücu edilerek verilen tedbir kararının kaldırılmasına, işbu talebin kabul görmemesi halinde müvekkili bankanın uğradığı ve uğrayacağı bilcümle zararlarına teminat teşkil etmek üzere taşınmazların değerleri de gözetilerek teminatın belirlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 16/07/2024 tarih ve 2023/748 Esas sayılı ara kararı ile:"Geçici hukuki korumalardan olan ihtiyati tedbir HMK'nın 389 vd maddelerinde düzenlenmiş olup, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. Kural olarak bir davada tarafların ileri sürdüğü iddia ve savunmaların ispatı için tahkikat yapılması ve delillerin toplanması gerekir.Hakim tüm delilleri inceleyip değerlendikten ve tam bir karara ulaştıktan sonra nihai kararını verir. Bu husus asıl davanın kabulü için geçerli olup, bu nedenle tam ispat aranır. İhtiyati tedbirlerde ise tam değil yaklaşık ispat yeterli olacağı 6100 Sayılı HMK'nın 390/3. maddesinde düzenlenmiştir. Değişik ifade ile ihtiyati tedbire karar verebilmek için iddia olunan vakıanın sübutu yönünde gerçeğe yakın bir ispatın olması yeterlidir.Mahkememiz ihtiyati tedbir talebinin kabulü kararı gerekçeli yazılmış olup davacının HMK'nın 390/3 maddesinde öngörülen yaklaşık ispat koşulunu sağladığı ve HMK'nın 389. maddesinde öngörülen tedbir şartları da mevcut olduğundan bununla birlikte dosya içine sunulan belge ve bilgilerden ihtiyati tedbirin şartları yönüyle herhangi bir değişiklik oluşmadığı, mevcut olan şartların varlığını sürdürdüğü, teminat miktarının makul olduğu anlaşılmakla davalı tarafların ihtiyati tedbir kararına itirazların reddine dair aşağıda ki şekilde karar verilmiştir." gerekçesi ile, ''1-Davalı vekilinin ihtiyati tedbire itirazının REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı ... A.Ş. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi dosyası kapsamında 16/11/2023 tarihli ara karar ile; "Davacının tedbir talebinin kabulü ile dava konusu; İstanbul İli, Çekmeköy İlçesi, ..., .. Ada, ... Parselde bölüm üzerine dava sonuçlanıncaya kadar 3. Kişilere rızai devir ve temlikinin önlenmesi amacıyla davalı banka adına kayıtlı olmak kaydıyla dava konusu taşınmazların tapu kaydına her bir taşınmaz için 200.000,00'er TL'den 400.000,00-TL teminat mukabilinde İHTİYATİ TEDBİR KONULMASINA," karar verildiğini, mahkemenin 16/07/2024 tarihli ara kararı ile de işbu karara karşı yapılan itirazın reddine karar verildiğini, itirazın reddi kararı açıkça usul ve yasaya aykırı olduğundan istinaf kanun yoluna başvurma zarureti hasıl olduğunu; Sat-kirala-geri işlemi olarak 6361 sayılı yasaya uygun akdedilen finansal kiralama sözleşmesinin muvazaalı olduğu iddiasının usul ve yasalara aykırı olduğunu, müvekkili bankanın uzun yıllardır BDDK denetimde ve yasal mevzuat çerçevesinde faaliyette bulunan bir banka olduğunu, 6361 sayılı kanun kapsamında müvekkili ile davalı ... Şti. arasında Finansal Kiralama Sözleşmesi akdedildiğini ve sözleşme konusu İstanbul İli, Çekmeköy İlçesi, ..., ..., ... Ada, .. Parsel, .... Pafta, ... numaralı ve İstanbul İli, Çekmeköy İlçesi, ..., ..., ... Ada, ... Parsel, .... Pafta, ... numaralı taşınmazın akdedilen finansal kiralama sözleşmesi kapsamında sat-geri kirala yöntemi ile kiracı... Şti.'ye kiralandığını, şirketlerin finansman sağlama yöntemi olarak kullandığı “sat ve geri kirala” işleminin, şirketin üzerine kayıtlı amortismana tabi malların Leasing firmasına satıldıktan sonra tekrar kiralanması işlemi olduğunu;Müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtları ile finansal kiralama işlemi ile kiracıya gerçek bir finansman sağlandığı ve sözleşmenin teminat işlevinin gereği olarak sözleşme konusu taşınmazın mülkiyetinin müvekkili şirkete devredildiğinin sabit olduğunu, 6361 sayılı kanun çerçevesinde yasal mevzuata uygun olarak gerçekleştirilen işlemlerin muvazaalı olduğunu iddia ve ispat etmek hukuken mümkün olmadığından; yaklaşık ispat şartları dahi gerçekleşmeden verilen işbu tedbir kararının kabulünün mümkün olmadığını;Finansal kiralama sözleşmesi akdedilmeden önce müvekkili bankanın gerekli ve yeterli araştırmayı yaptığını, sat-geri kirala işleminde, kiracının kendi mülkiyetindeki bir malı, finansman sağlamak amacıyla leasing şirketine devrettiğini, yani bizzat kiracının talep ve seçimi ile belirlenen bir malın finansal kiralama işlemine konu edildiğini, finansal kiralamaya konu edilen taşınmazın mülkiyetinin kiralayan şirkete geçmesinin, sözleşmenin teminat işlevi gereği olduğunu, finansal kiralama sözleşmesi yapılmadan öncesinde müvekkili banka tarafından sözleşme konusu edilecek taşınmaza ekspertiz yaptırıldığını, yaptırılan ekspertiz ile birlikte taşınmaza ait iç ve dış mekan ile çevresine ait fotoğraflandırmalar yapıldığını, o tarihte taşınmazın boş ve inşaat halinde olduğunun görüldüğünü, tapuda taşınmaz üzerinde finansal kiralamaya engel teşkil edecek herhangi bir durum olmadığının tespit edildiğini;Türk Medeni Kanunu’nun 1023. maddesinde “Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.” şeklinde ifadesini bulan ve doktrinde “tapu siciline güven” olarak da bilinen ilkenin dayanağı olan özel, amir ve açık bu hüküm gereğince müvekkili bankanın tapu siciline güvenerek iyiniyetle hak kazandığı finansal kiralamaya ilişkin haklarının geçerli olduğunda hiçbir tereddüt bulunmadığını, müvekkili bankanın taşınmaz üzerindeki hakkı iyi niyetine dayandığından ve evvelce alınmış bir önlem olmadığından taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının devam ettiğini, bu hakkın kullanımının davacı tarafça engellenmesi bankanın aleyhine olup yasanın koruma sınırlarının dışına çıkılmasından ibaret olduğunu; Müvekkili bankanın finansal kiralama sözleşmesi yapıldığı sırada .... Şti. ilişkin ticaret sicil gazetesinde yer almayan hiç bir husustan ( ...'un %40 hissesinin olduğuna ilişkin bir karar verilmediği ve bu kararın tescil edilmediği göz önüne alındığında) haberdar olmasının beklenemeyeceğini, finansal kiralama sözleşmesi yapıldığı tarihte Ticaret Sicil Gazetesine görüldüğü üzere ...'un ortaklar arasında yer almadığını, İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20.01.2020 Tarih, 2019/582 E. Ve 2020/23 K. sayılı dosyasından verilen karar ile 19.08.2022 ve 06.12.2022 tarihli sermaye artırımına ilişkin Genel Kurul Kararının iptal edildiğini ve ...'un %40 paya sahip olduğunu, bu kararın kendilerine tebliğ edilmediği sürece müvekkili bankadan bu durumu bilmesinin ve bilmesinin beklenmesinin mümkün olmadığını; İhtiyati tedbir talep eden tarafın davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek durumunda olduğunu, işbu tedbire ilişkin şartın gerçekleşmediğini, Mahkeme tarafından tanzim edilen tedbir kararında tamamen davacı yönünden bir değerlendirme yapıldığını, müvekkili banka tarafından tapuya finansal kiralama şerhinin kondurulduğu tarihten önce tapuda şerh bulunmadığından müvekkili bankanın taşınmaza finansal kiralama şerhi tesis etmesinde tapuya güven ilkesi uyarınca iyi niyetli olduğunu, finansal kiralama sözleşmesine göre müvekkili banka ile diğer davalı arasında akdedilen sözleşmenin amacı finansman sağlamak olduğunu, yapılan muvazaalı bir işlem olmadığını ve buna ilişkin değerlendirmeler yapılması gerektiğini ancak huzurdaki davada gelinen aşama itibariyle BDDK denetiminde faaliyette bulunan ve 6361 sy yasa kapsamında finansal kiralama sözleşmesi akdeden müvekkiline her hangi bir kötü niyet yada kasıt atfının mümkün olmadığından; yaklaşık ispat şartları dahi gerçekleşmeden müvekkili bankanın mülkiyet hakkında müdahale eder nitelikte tedbir kararı verilmesinin usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu; Haksız ve hukuka aykırı olarak tedbir kararı verilmesinin yanısıra teminatın az olarak belirlenmesinin hukuka aykırı olduğunu, HMK'nın ihtiyati tedbirde teminat gösterilmesi başlıklı 392. maddesi uyarınca "İhtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Talep, resmî belgeye, başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebilir. Adli yardımdan yararlanan kimsenin teminat göstermesi gerekmez." denildiğini, İstanbul İli, ..., ..., ... Ada, .. Parsel, ...Pafta, .. numaralı bağımsız bölüm için taşınmazın değerinin 58.800.000,00-TL ve İstanbul İli, Çekmeköy İlçesi, ... Mahallesi, ..., ... Ada, ... Parsel, ... Pafta, .. numaralı taşınmaz için taşınmazın değerinin 18.500.000,00 TL olduğu düşünüldüğünde her iki taşınmaz için toplam 400.000,00 TL'lik teminata hükmedilmiş olup verilen bu kararın hukuka aykırı olduğunu; Müvekkili bankanın davaya konu taşınmazlar üzerinde, en geniş ayni hak olan mülkiyet hakkının mevcut olduğunu, müvekkili bankanın dava konusu taşınmazlar üzerinde korunmaya değer hakkı mevcut olup bu hakkın Mahkeme nezdinde davacının hakkından daha az korunmaya layık görüldüğünü, ihtiyati tedbir kararının verilmesinde teminata hükmedilmesinin nedeninin ileride doğabilecek zararların karşılanması amacıyla olduğunu beyanla İstanbul 10.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/748 Esas sayılı dosyasından verilen 16/07/2024 tarihli ''ihtiyati tedbir kararına karşı yapılan itirazların REDDİ'' kararının kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir kararına itirazları neticesinde, verilen tedbir kararının kaldırılmasına, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkili bankanın uğradığı ve uğrayacağı zararlarına teminat teşkil etmek üzere taşınmazın değeri gözetilerek teminatın belirlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, davalı şirket tarafından diğer muteriz davalıya yapılan taşınmaz devri işleminin şirketin içini boşaltarak davacıdan mal kaçırma kastı ile yapıldığı iddiasıyla taşınmazların muteriz davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davalı şirket adına tescili talebi ile açılan davada taşınmazların tapu kaydına üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir konulmasına ilişkindir. Mahkemece davacının ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, davalı ... A.Ş.'nin itirazlarının reddine karar verilmiş ve itirazın reddi kararına karşı muteriz davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 6100 Sayılı HMK'nın 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, 1. fıkrasında; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." hükmü düzenlenmiştir. Buna göre şartların mevcut olması durumunda ancak uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. 6100 Sayılı HMK'nın 390/3. maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Somut olayda; Mahkemece verilen ara karar tarihi itibariyle sunulan delillerin yaklaşık ispatı sağladığı, taşınmazların dava konusu oldukları ve yargılama süresince üçüncü kişilere devri halinde hakkın elde edilmesinin zorlaşacağı veya imkansız hale geleceği yönünde kanaatin oluştuğu anlaşılmakla Mahkemece talebin kabulüne karar verilmesi isabetli olmuştur. Dosya kapsamında taşınmazların dava tarihi itibariyle değerlerini gösterir bir delil veya rapor olmadığından bu aşamada Mahkemece her bir taşınmaz için takdiren 200.000 TL teminat alınması da yerinde olmuştur. Yargılamanın devamı sırasında teminatın yeniden değerlendirilmesi de mümkündür.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, muteriz davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Muteriz davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 17/10/2024 tarihinde HMK' nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.