T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1341 Esas
KARAR NO: 2024/1932 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2022/387 Esas- 2024/253 Karar
TARİH: 02/05/2024
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 05/12/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkilin internet ortamında elektronik ticaret, lojistik ve taşımacılık hizmetleri veren bir şirket olduğunu davalı ... ile akdedilen sözleşme gereği davacı müvekkil tarafından davalıya kurye hizmeti verildiğini ancak gerekli ödemeler yapılmadığından 31.10.2021 tarihi itibariyle davalının davacı müvekkil ... LOJİSTİK fimasına cari hesaptan kaynaklı 91.509,49 TL bakiye borcu kaldığını, alacağın tahsili maksadıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını, davalının haksız ve mesnetsiz olarak "... Esas numaralı dosya takibine itiraz etmekteyim. Firma almadığım hizmetleri faturalandırmış ve ödediğim teminatı düşmemiştir." Şeklinde ifadeler kullanarak ifadeleri ile icra takibine itiraz ettiğini, ancak yapılan inceleme davalının müvekkile takip tarihi itibariyle 92.231,54 TL borçlu olduğunun görüleceğini, davalı şirketten hizmet alındığı ancak ödemesi gereken tutarları ödemediğini, davalının davacı şirkete kesmiş olduğu faturalara ilişkin herhangi bir iade mveya itirazda da bulunmadığını, açıklanan bu nedenlerle; davanın kabulünü, davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptalini ve takibin devamını, haksız ve kötüniyetli davacı tarafın alacağı %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından başlatılan icra takibini kabul anlamına gelmemek kaydıyla 15.06.2021 tarihinde 5.000 TL; 21.06.2021 tarihinde 15.000 TL ve 11.08.2021 tarihinde 10.000 TL olmak üzere toplamda 35.000 TL ödeme yapıldığını, icra takibine itiraz sonrasında da 01.12.2021 tarihinde 5.000 TL ve 08.12.2021 tarihinde 10.000 TL daha davacı tarafa ödeme yaparak toplamda 45.000 TL ödeme yaptığını, davacı yanın bu ödemeleri dikkate almadığını; ayriyeten davacı ... LOJİSTİK şirketinin yükümlülüklerini hiçbir zaman yerine getirmediğini iddia ederek davacı taraf dosyada mübrez hizmet sözleşmesi uyarınca hazırlanmış olan siparişlerin müşterilere teslimi için üç adet kurye görevlendirmekle mükellef idi sipariş teslimi için hiçbir zaman üç kurye tesis etmediğini, bu hususa dair tarafımızca birkaç kez e posta yolu ile iletişime geçilmişse de davacı taraf ödemelerin yapılmadığı bahan etmiş ve sorunun çözümü açısından sağlıklı bir dönüş sağlamadığını, açıklanan bu nedenlerle; görev ve yetki itirazlarının kabulü ile davanın reddini, zamanaşımı definin kabulü ile davanın reddini, esasa ilişkin itirazları doğrultusunda davanın reddini, neticeten izah edilen tüm sebeplerden haksız davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 02/05/2024 tarih ve 2022/387 Esas- 2024/253 Karar sayılı kararında; "Dava, cari hesap sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptali davasıdır. 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun 6. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi gereğince, genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Asliye ticaret mahkemeleri ise özel mahkeme niteliğindedir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grupta toplamaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez (Ankara BAM 4.Hukuk Dairesinin 25/01/2023 Tarih, 2021/1268 Esas ve 2023/198 Karar sayılı kararı). Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde Ticaret Mahkemesi varsa Asliye Hukuk Mahkemesi'nin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir. TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. 19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar. Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir (İstanbul BAM 8.Hukuk Dairesinin 13/07/2023 Tarih, 2023/1459 Esas ve 2023/1272 Karar sayılı kararı, Ankara BAM 4.Hukuk Dairesinin 25/01/2023 Tarih, 2021/1268 Esas ve 2023/198 Karar sayılı kararı ile Samsun BAM 2.Hukuk Dairesinin 13/07/2023 Tarih, 2023/965 Esas ve 2023/782 Karar sayılı kararı). Dava, cari hesap nedeni ile başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Yargılama konusu uyuşmazlığın, doğrudan Türk Ticaret Kanunu kapsamında düzenlenen bir husustan doğmadığı, hal böyle olunca da davanın, TTK'nın 4.maddesi kapsamında mutlak ticari dava olmadığı, davacı tacir olmakla birlikte davalının gerçek kişi tacir olmadığı, GİB tarafından gönderilen 15/11/2022 tarihli cevabi yazıdan davalının gerçek usulde vergi mükellefi olduğu, Ankara Esnaf Odasının 13561 sayılı yazısına göre esnaf kaydının olduğu, Vergi Usul Kanunu 177/1 maddesindeki limitlerini aşmadığı için esnaf işletmesi düzeyinde gelir sağladığı, bu durumda TTK'nın 4/1.maddesi kapsamında nispi ticari davadan da söz edilemeyeceği, hal böyle olunca da, aşaması itibariyle somut olayda mutlak ya da nispi ticari dava bulunmadığı gözetilerek, davanın niteliği itibari ile 6102 Sayılı Kanunun 4-5.md kapsamında kalmadığı bu haliyle 6100 Sayılı Kanunun 2.maddesinde yer alan ''Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın mal varlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir.'' hükmü gereğince davaya bakma görevi Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğundan davanın görev nedeni ile reddine karar vermek gerekmiştir..."gerekçesi ile, ''1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın talep halinde ve karar kesinleştiğinde, yetkili ve görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 2-HMK 20/1 maddesi gereğince, mahkememiz kararının kesinleşme tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi durumunda DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;İlk derece mahkemesinde yargılaması cereyan eden İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Numaralı dosyasından kaynaklı itirazın iptali davasının, mahkemenin görevsizlik kararı ile sonuçlandığını, gerekçe olarak davanın ticari dava niteliğinde olmadığı görüm yerinin asliye hukuk mahkemeleri olduğu şeklinde açıklama yapıldığını, anılan karar içeriğine katılmadıklarını, Müvekkil şirket ... Teknoloji A.Ş; ülke genelinde bilinen ve tanınan konumuyla, lojistik sektöründe hizmet kalitesi ve çalışma ilkeleri doğrultusunda ticari itibarı üst düzeyde bulunan bir kurum olduğunu, kamuoyunda ''...'' olarak tanınan müvekkilin, ülkenin 81 iline hizmet götürmekte ve bu hizmetin yürütülmesi açısından kendisi de birçok farklı firma ile hukuki ilişki içerisine girdiğini, bu ticari ilişki de çoğu zaman diğer tarafa belirli bir marka altında lojistik destek verme, kurye temin etme şeklinde tezahür ettiğini, Sözleşme’nin konusunun, Firma tarafından Müşteri’ye teslim edilmek üzere üretimi ve paketlenmesinin tamamlanmış ürünlerin, ...’ye bildirilen Müşteri adreslerine teslimi sağlanmak üzere lojistiğinin gerçekleştirilmesi ve işbu Hizmet karşılığında Sözleşme ile kararlaştırılan Hizmet Bedelinin ...’ye ödenmesi olduğunu (08.06.2021 tarihli ... Lojistik Hizmet Sözleşmesi, Sözleşmenin Konusu başlıklı 2. Maddesi) Bu doğrultuda müvekkil ile davalı 08.06.2021 arasında gerçekleştirilen akit gereğince müvekkil tarafından davalıya kurye hizmet verildiğini, davalının, hizmet karşılığı asıl alacak kaynaklı gereken ödemeyi yapmadığından yine sözleşmeye dayalı taraflar arasında yürürlükte bulunan cari hesap ilişkisine göre 01/01/2021 - 31/12/2021 dönem tarihli cari hesapta 91.509,49 TL alacak bakiye kaldığını,İşbu Sözleşmenin aynı zamanda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 89. maddesi anlamında “cari hesap sözleşmesi” niteliğinde olup, anılan Kanunun cari hesaba ilişkin bütün hükümlerine tabi olduğunu, tarafların, sözleşmeden doğacak alacak ve borçların ... nezdinde tutulacak bir cari hesapta takip edilmesini kabul ve taahhüt ettiklerini (08.06.2021 tarihli ... Lojistik Hizmet Sözleşmesi, Cari Hesap başlıklı 7. Maddesi) Akabinde, müvekkil şirket alacağın tahsilini teminen cari hesap bakiyesi olan 91.509,49 TL alacak tutarı üzerinden davalı aleyhinde icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin borçluya tebliğ edilmiş ve borçlunun itiraz iradesini ortaya koyduğunu, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. dosyasına yapılan itiraz dolayısıyla itirazın iptali davasının ikame edildiğini ve ilk derece mahkemesinde görülmeye başlandığını, gerekli delillerin ibraz edildiğini, konusu uzmanlık gerektiren hususlarda bilirkişi mütalaaları alındığını ne var ki son aşamada mahkemece her aşamada gözetilmesi gereken görevsizlik kararı verildiğini, Mahkemenin gerekçesinde, ticari dava türlerini irdeleyerek somut uyuşmazlıkta mutlak, nispi ve yarı nispi ticari dava şartlarının bulunmadığını tespitle hükme vardığını, fakat anılan içeriğin somut uyuşmazlık bağlamında doğru olmadığı gibi ticari dava kurumuna da aykırılık meydana getirdiğini, Somut uyuşmazlığın mutlak ticari dava şartlarını ihtiva ettiği gibi bu husus bir tarafa nispi ticari dava şartlarını da taşıdığını, tarafların tacir ve iş, işlemlerde ticari nitelikteki faaliyetlerden kaynaklandığını, bu noktada davalı tarafın tacir niteliği noktasında duraksama yaşanmış ise de ticari işletmeyi kısmende olsa işleten kişinin TTK madde 12 uyarınca tacir niteliğine bürüneceğinin hüküm altına alındığını, ticari işletme tanımına bakıldığında da TTK madde 11 yol gösterici olduğunu, ticari işletmeyi; esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme şeklinde belirlediğinin görüldüğünü, ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınırın, Cumhurbaşkanı kararıyla belirleneceği de yine kanunun amir hükümleri gereği olduğunu, Yargılama sırasında dosyaya giren evrakların, gelen yazı cevaplarının irdelenmesinde de davalının işbu sınırları aştığını, ticari işletme boyutuna eriştiğinin anlaşıldığını, aksi durumda dahi salt gelen cevabi yazıların, kurum ve kuruluşlardaki kayıtların esas alınmaması gerektiğini, gerçek yahut tüzel kişilerin vergi hukukunda olduğu gibi olayın gerçek mahiyetine bakarak fiilen olarak elde ettiği gelire odaklanılması gerektiğini bu yönde araştırma yapılması gerektiğini, söz gelimi ticari işletmelerin elde ettiği geliri gerektiği gibi beyan etmeyebileceğini yahut muhatap kurumlardaki teknik veyahut farklı eksiklik, hatalardan kaynaklı maddi gerçeğe ulaşılamayabileceğini, sonuç olarak salt kayıtların esas alınmaması gerektiğini, gerektiğinde fiilen elde edilen kazancın hesaplanması gerektiğini, Esasen davanın mutlak ticari dava niteliğinde olduğunu, zira mahkemenin uyuşmazlık konusunu saptayan gerekçesinde de aynen ifade ettiği haliyle davanın, cari hesap nedeni ile başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olduğunu, Ayrıca müvekkilinin taşıma işleri alanında faaliyet gösterdiğini, dava öncesi süreçte de talep eden davalı firmaya 08.06.2021 tarihli ... Lojistik Hizmet Sözleşmesi çerçevesinde taşıma hizmeti verdiğini, dolayısıyla uyuşmazlığın kökeni oluşturan husus taşıma işlerinden kaynaklandığını, diğer yandan cari hesap ilişkisine dayandığını, Mahkemenin gerekçesinde de açıklandığı üzere mutlak ticari davaların, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olduğunu, mutlak ticari davaların, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayıldığını, bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunduğunu, bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmadığını, TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesinin yeterli olduğunu, bu davaların kanun gereği ticari dava sayılan davalar olduğunu, Somut uyuşmazlığa konu hukuki ilişkinin de doğrudan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda düzenlenmiş hususlardan kaynaklandığını, TTK 850 ve devamı hükümlerde düzenlenen ''Taşıma İşleri'' hükümlerine bakıldığında; A) Taşıyıcı MADDE 850-(1) Taşıyıcı, taşıma sözleşmesiyle eşya veya yolcu taşıma işini veya ikisini birlikte üstlenen kişidir. Eşya her türlü yükü de kapsar. (2) Taşıyıcı, taşıma sözleşmesiyle eşyayı varma yerine götürmeyi ve orada gönderilene teslim etmeyi veya yolcuyu varma yerine ulaştırmayı; buna karşılık, eşya taşımada gönderen ve yolcu taşımada yolcu, taşıyıcıya, taşıma ücretini ödemeyi borçlanır.(3) Taşıma işleri ticari işletme faaliyetidir. Yine sözleşmenin 7. madde devamına bakıldığında cari hesap sözleşmesinin ana sözleşme içerisinde ayrı madde olarak düzenlendiğini, tarafların tek tek alacak borç iletiminden öte cari hesap çerçevesinde mutabakatlaşma iradesini ortaya koyduğunun görüldüğünü, bahse konu cari hesapta yine Türk Ticaret Kanununda yer alan, 89 ve devamı maddelerde ayrıntısı düzenlenen bir kurum olduğunu, dolayısıyla mutlak ticari davanın varlığına vücut verdiğini, Tarafların irade uyuşmasını ortaya koyduğu madde 7 ile TTK 89 hükümlerine bakıldığında; İşbu Sözleşme aynı zamanda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 89. maddesi anlamında “cari hesap sözleşmesi” niteliğinde olup, anılan Kanunun cari hesaba ilişkin bütün hükümlerine tabidir. Taraflar, Sözleşme’ den doğacak alacak ve borçların ... nezdinde tutulacak bir cari hesapta takip edilmesini kabul ve taahhüt ederler. (... Lojisitk Hizmet Sözleşmesi Madde 7) İki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesidir (TTK 89- Cari Hesap) Nitekim konu hakkında yargıtayın kökleşmiş, istikrarlı biçimde süregelen içtihatları bulunduğunu bunların; Somut olayda, davacı bir tek ticari minibüse sahip olup, ekonomik faaliyetini ve çalışmasını daha ziyade bedeni çalışmasına dayandırması ve gelir miktarı karşısında, sahip olduğu minibüs işletmesi esnaf faaliyeti kapsamındadır. Bu nedenle davacıya ait minibüs işletmesi ticari işletme vasfında değildir. Ne var ki, dava konusu sözleşme ile davacı tarafça taşıma işi üstlenildiğinden, sözkonusu sözleşme “genel taşıma sözleşmesi” niteliğindedir. Taşıma işleri, 6102 sayılı TTK'nın 850 vd maddelerinde düzenlemiş olup, 850/3. madde uyarınca da, taşıma işleri ticari işletme faaliyetidir. Taşıma sözleşmesi TTK'da düzenlendiğinden, bu sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıklar, TTK'nın 4/1-a maddesi karşısında “mutlak ticari” davalardandır. Mutlak ticari dava niteliğindeki uyuşmazlığın asliye ticaret mahkemesince incelenip sonuçlandırılması gerekmektedir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 21 ve 22. maddeleri gereğince İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 21/12/2015 gününde oy birliğiyle karar verildi. (Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2015/13426 E. 2015/12891 K.) Somut olayda, yabancı mahkemece, davacı bankanın davalının cari hesabı üzerinden .... tanzim ederek kredi kullandırdığı, kredi taksitlerinin süresinde ödenmediği için cari hesap sözleşmesinin feshedildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ayrıca davacı vekili, işbu davada, müvekkilleri ile davalı arasında cari hesap sözleşmesi olduğu ve bu sözleşme gereğince davalıya kullandırılan kredinin süresinde ödenmemesi üzerine cari hesap sözleşmesinin haklı olarak feshedildiğini ileri sürmüştür. O halde, iddianın ileri sürülüşü ve yabancı mahkemenin kabulü dikkate alındığında uyuşmazlığın taraflar arasındaki cari hesap sözleşmesinden kaynaklandığı anlaşılmasına göre, işbu tenfiz davasında 6102 sayılı TTK’nin 4/1-a maddesi gereğince mutlak ticari dava niteliğindedir ve davaya bakmakla asliye ticaret mahkemesi görevlidir. Bu itibarla, mahkemece, davanın mutlak ticari dava olduğu ve asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esasına girilerek karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/12178 E. 2018/718 K.) Dava, taşıma nedeniyle oluşan cari hesap alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Dava tarihi olan 22.04.2014’de yürürlükte olan 6102 Türk Ticaret Kanunu’nun 4. ve 5. maddeleri uyarınca, bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Ticari davalara bakmakla görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesi olup, asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114 ve 115. maddelerine göre görev, dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerekir. Dava konusu uyuşmazlık taşıma hukukundan kaynaklanmakta olup, niteliği itibariyle mutlak ticari davadır. HMK’nin 20. maddesi gereğince Eskişehir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin vermiş olduğu görevsizlik kararı temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmekle gönderilen mahkemeyi bağlamaz. Bu durumda mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilip hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/15049 E. 2018/3330 K.) Şeklinde olduklarını, Neticeden; davalının elde ettiği kazancının VUK 177 kapsamında irdelenmesi için salt kurum kayıtlarının değil, fiili gelirin esas alınması gerektiğini, bu husustan bağımsız olarak uyuşmazlığın mutlak ticari dava da olduğu gözetilerek kazanç ve sair hususlarda araştırmaya gerek ve lüzum olmaksızın bu kanaatle tahkikat aşamasının nihayete erdirilmesi gerekirken görevsizlik kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, HMK 353/1-A-III uyarınca hukuka aykırı işbu kararın kaldırılarak ilk derece mahkemesine iadesini beyanla, usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılmasına, yargılamaya devam edilmesi yönünde dosyanın yerel mahkemesine iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasında akdedilen 08/06/2021 tarihli "... Lojistik Hizmet Sözleşmesi" kapsamında davacı tarafından davalıya verilen kurye ile paket taşıma hizmeti karşılığında ödenmediği iddia edilen cari hesap alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece iş bu yargılamada davalının tacir olmadığı, davanın mutlak ve nispi ticari dava olmadığı gerekçesi ile İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine görevsizlik kararı verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 6100 sayılı HMK. 114/1-c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartı niteliğinde olup, bu husus mahkemece davanın her aşamasında re'sen dikkate alınmalı, dava şartının bulunmaması halinde HMK.'nın 115/2. maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar verilmelidir. TTK'nın 3. maddesinde; "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir.” düzenlemesine yer verilmiştir. TTK'nın 4. maddesinde ise bu kanundan doğan ve bu madde de belirtilen hukuk davaları, tarafların sıfatına bakılmaksızın mutlak ticari dava; TTK'da düzenlenen bir hususa ilişkin olmamakla birlikte iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren davalar ise nispi ticari davadır. Hükme göre bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için, hem davanın her iki tarafının tacir olması hem de uyuşmazlığın iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi gerekir. TTK'nın 5. maddesine göre aksine düzenleme bulunmadıkça Asliye Ticaret Mahkemesi tüm ticari davalara bakmakla görevlidir. Anılan, TTK' nın 5. maddesinde ticari davalarda Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğuna ilişkin kuralın istisnası 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun' un 73. maddesinde düzenlenmiş olup, 1 fıkrasına göre Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir. Somut uyuşmazlıkta; taraflar arasında 08/06/2021 tarihli "... Lojistik Hizmet Sözleşmesi" akdedildiğine, sözleşmenin 2. Maddesine göre konusunun "Sözleşme’nin konusu, Firma tarafından Müşteri’ye teslim edilmek üzere üretimi ve paketlenmesi tamamlanmış Ürünlerin, ...’ye bildirilen Müşteri adreslerine teslimi sağlanmak üzere lojistiğinin gerçekleştirilmesi ve işbu Hizmet karşılığında Sözleşme ile kararlaştırılan Hizmet Bedelinin ...’ye ödenmesidir." olduğuna, taraflar arasındaki ihtilafın adı geçen sözleşmeden kaynaklandığına ilişkin bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı tarafından sözleşme kapsamında davalının işletmesi için kurye paket taşıma hizmeti verildiği ve cari hesap alacağının ödenmediğinin iddia edildiği, davalı tarafından da sözleşmenin işletmesine kurye paket taşıma hizmeti verilmesi için akdedildiğinin kabul edildiği, bu haliyle uyuşmazlığın taşıma sözleşmesinden kaynaklandığı, davalının hizmeti ticari işletmesi için aldığı kabul edildiğinden tüketici olmadığı ve mutlak ticari dava olan iş bu davada yargılamanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nde yapılarak sonuçlandırılması gerektiği açık olmasına rağmen Mahkemece davanın mutlak ve nispi ticari dava olmadığı gerekçesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi'ne görevsizlik kararı verilmesi, kabule göre de davalının tacir olup olmadığı hususunun yıllık alış ve satış tutarlarının VUK'nun 177. Maddesinde belirtilen sınırları aşıp aşmadığı ve buna göre tacir olup olmadığı kesin bir şekilde tespit edilmeden görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya ve dosya kapsamına uygun olmayıp, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmüştür. Sonuç olarak; davacının istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının HMK' nun 353/1-a.3 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/05/2024 tarih ve 2022/387 Esas- 2024/253 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a3 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 05/12/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-c maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.