T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/2099 Esas
KARAR NO: 2025/1998 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2025/622 Esas (Derdest Dava Dosyası)
TARİHİ: 22/09/2025 (Ara Karar Tarihi)
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 27/11/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; Davacı taraf ile davalı taraf arasında tekstil ürünlerini içeren anlaşma yapıldığını, bu anlaşma gereği olarak davalı taraf davacıya belirli yaşa ait tekstil ürünleri vermeyi taahhüt etmiş ve davalı şirket söz konusu malları davacı şirkete teslim etmesi gerekmekesine rağmen bütün iletişim çabalarına ve arabulucuk sürecide dahil olmak üzere teslim etmediğini, davacı almayı taahhüt ettiği teksktil ürünleri karşılığında ... Bank A.Ş. 0162-Garajlar Şubesi ... Seri Numaralı 1.000.000 TL Bedelli 31/12/2025 Keşide Tarihli Keşide Yeri Bursa Ve ... Bank A.ş. 0162-Garajlar Şubesi ... Seri Numaralı 1.250.000 TL Bedelli 30/11/2025 Keşide Tarihli Keşide Yeri Bursa olan çekleri avans çeki olarak davalı tarafa verdiğini, söz konusu mallar davacıya teslim edilmediğini, malların teslim edilmemesi nedeniyle davacının mağdur olduğu gibi aynı zamanda vermiş olduğu çekin vadesinin yaklaşmasından dolayı zor durumda kalabileceğini, davalı taraf, arabuluculuk sürecinde davacıya ilettiği çek görüntülerinde, anlaşıldığı kadarıyla iş bu davayı sonuçsuz bırakmak amacıyla davacının ticari anlaşma yaptığı ve yetkilisi olduğu şirket adına çeki ciro edip daha sonra şahsı adına tekrar ciro edip tedavüle soktuğu daha sonra iş bu arabuculuk sürecinden haberdar olduktan sonra davalı şirketin cirosunu karaladığı gözlendiğini, çekin ilk görüntüsündeki ciro silsilesi doğal olarak davacı davacıdan sonra sırasıyla davalı şirket bulunmakta ancak daha sonra davalı şahıs kendi adına bir ciro işlemi yapıp şirket cirosunu karaladığını, özellikle davacı mal teslimi yapılmadığı için ve doğal olarak davalı tarafından davacıya kesilen bir fatura veya davacıya gönderilen irsaliye gibi bir belge müvekkil tarafa gönderilmediği için ticari defterlerinde ilgili faturaya veya mala ilişkin bir kayıt bulunmadığını, mal tesliminin ispatı için en muteber deliller, davacının imzasını taşıyan sevk irsaliyesi, teslim-tesellüm belgesi gibi yazılı belgeler olduğunu, ancak mal teslimi gerçekleşmediği için davalı tarafın yediinde böyle belgeler bulunmayacağı gibi ticari defterlerinde de buna ilişkin kayıtların görülemeyeceğini, icra takibinden önce açılan menfi tespit davasının en önemli işlevlerinden biri, ihtiyati tedbir yoluyla muhtemel bir takibin önüne geçeceğini, bu talebin yasal dayanağı İİK m. 72/2' olduğunu, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabileceğini, icra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, teminat mukabilinde ihtiyati tedbir karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 22/09/2025 tarihli ve 2025/662 sayılı ara kararında;".....Somut olayda ileri sürülen iddia; taraflar arasındaki şifai olarak yürütülen ticari ilişkiden kaynaklanmakta olup, davalının edimlerinin ifa edilmemesi karşısında çekin bedelsiz kaldığından ibarettir.Eldeki dava incelendiğinde; dosyanın henüz dilekçeler teatisini tamamlamadığı, davacı yanın iddialarını kanıtlar yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığı, bu aşamada yaklaşık ispat kuralı gereği bir kanaate ulaşılamadığı, davacının, davasının esası hakkında, haklılığının ancak tarafların tüm delilleri toplanıp yapılacak incelemelerden sonra anlaşılabileceğinden cihetle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki karar tesis edilmiştir." gerekçesi ile, ''1-Davacı yanın ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkil taraf ile davalı taraf arasında tekstil ürünlerini içeren anlaşma yapıldığını, bu anlaşma gereği olarak davalı tarafın müvekkile belirli yaşa ait tekstil ürünleri vermeyi taahhüt ettiğini ve davalı şirketin söz konusu malları müvekkil şirkete teslim etmesi gerekmekesine rağmen bütün iletişim çabalarına ve arabulucuk sürecide dahil olmak üzere teslim etmediğini, müvekkilin almayı taahhüt ettiği teksktil ürünleri karşılığında ... Bank A.Ş. 0162-Garajlar Şubesi ... Seri Numaralı 1.000.000 Tl Bedelli 31/12/2025 Keşide Tarihli Keşide Yeri Bursa ve ... Bank A.ş. 0162-Garajlar Şubesi ... Seri Numaralı 1.250.000 TL bedelli 30/11/2025 Keşide Tarihli Keşide Yeri Bursa olan çeklerin avans çeki olarak davalı tarafa verildiğini, söz konusu malların müvekkile teslim edilmediğini, malların teslim edilmemesi nedeniyle müvekkilin mağdur olduğunu, aynı zamanda vermiş olduğu çekin vadesinin yaklaşmasından dolayı zor durumda kalabileceğini, anlaşmayla ilgili olarak tüm vecibeler müvekkil şirketçe yerine getirildiği halde davalı tarafın edimlerini yerine getirmediğini, söz konusu anlaşmaya ilişkin olarak delil başlangıcı olarak whatsapp yazışmalarını da dilekçe ekinde sunduklarını, ayrıca müvekkilin malların teslim edilmemesinden dolayı üçüncü kişilere vermiş olduğu taahhütleri de yerine getiremediğinden dolayı mağdur olduğunu ve zarara uğradığını, Davalı tarafın arabuluculuk sürecinde ilettiği çek görüntülerinde işbu davayı sonuçsuz bırakmak amacıyla müvekkilin ticari anlaşma yaptığı ve yetkilisi olduğu şirket adına çeki ciro edip daha sonra şahsı adına tekrar ciro edip tedavüle soktuğu, daha sonra işbu arabuculuk sürecinden haberdar olduktan sonra davalı şirketin cirosunu karaladığının gözlendiğini, buna ilişkin görüntülerin ekte sunulduğunu, çekin ilk görüntüsündeki ciro silsilesinde doğal olarak davacı müvekkilden sonra sırasıyla davalı şirketin bulunduğunu, ancak daha sonra davalı şahsın kendi adına bir ciro işlemi yapıp şirket cirosunu karaladığını, buradaki amacın işbu davada doğal olarak şirketin ticari defterlerine delil olarak dayanma olasılıklarını bertaraf etmek olduğunu, Davacı ve davalı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi gerektiğini, özellikle davacı müvekkile mal teslimi yapılmadığı için ve doğal olarak davalı tarafından müvekkile kesilen bir fatura veya müvekkile gönderilen irsaliye gibi bir belge müvekkil tarafa gönderilmediği için ticari defterlerinde ilgili faturaya veya mala ilişkin bir kayıt bulunmadığını, mal tesliminin ispatı için muteber delillerin davacının imzasını taşıyan sevk irsaliyesi, teslim-tesellüm belgesi gibi yazılı belgeler olduğunu, ancak mal teslimi gerçekleşmediği için davalı tarafın yediinde böyle belgeler bulunmayacağı gibi ticari defterlerinde de buna ilişkin kayıtlar görülmeyeceğini, HMK m. 222/5 uyarınca davalının ticari defterlerine delil olarak dayandıklarını, bu sebeple davalı taraftan ticari defterlerinin bilirkişi incelemesine esas teşkil etmek üzere mahkeme dosyasından celben istenmesi gerektiğini, İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasının en önemli işlevlerinden birinin ihtiyati tedbir yoluyla muhtemel bir takibin önüne geçmek olduğunu, bu talebin yasal dayanağının İİK m. 72/2 olduğunu, borçlunun icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabileceğini, icra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkemenin talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebileceğini, çekin henüz vadesine ulaşmadığını, davalı tarafın bu çeki vade tarihinde bankaya ibraz ederek tahsil yoluna gitmesi veya kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatması ihtimali bulunduğunu, bu durumda telafisi güç zarar doğacağını, Somut olayda ortada bir dolandırıcılık faliyeti olduğu ve çek hamilinin bu çeki elde etmesinde ağır kusuru olabileceği yönünde tedbir kararı verilmesini haklı kılacak yaklaşık ispat koşulunu oluşturmaya yeterli delil bulunduğunu, yaklaşık ispat şartının sağlandığını, bu itibarla ihtiyati tedbir koşulları oluştuğu için mahkemece tedbir taleplerinin kabulünün gerektiğini, aksi durumun telafisi imkansız zararların ortaya çıkmasına sebebiyet vereceğini, bu sebeple İİK m.72/2 hükmü uyarınca çekin davalı veya üçüncü bir kişi tarafından bankaya ödenmesi için ibraz edildiğinde ihtiyati tedbir yoluyla ödeme yasağı getirilmesi ve yine muhtemel bir icra takibine karşı ihtiyati tedbir yoluyla ödeme yasağı getirilmesi ve davalının bu çeki tahsil veya ciro edemez hale getirilmesinin büyük önem arz ettiğini, aksi bir durumda imza sahteciliği yoluyla tedavüle sokulan bir çek müvekkil tarafından ticari hayatının sekteye uğraması ve çekin yazılıp banka kredi notu sekteye uğramaması için ödemek zorunda kalacağını, bu durumun da telafisi güç zararların ortaya çıkmasına sebebiyet vereceğini, İhtiyati tedbirin yalnızca muhtemel bir icra takibinin durdurulmasıyla sınırlı olmadığını, çekin niteliği ve telafisi güç zararların önlenmesi amacıyla hem muhtemel icra takibinin durdurulmasına hem de çekin muhatap bankaya ibrazı halinde ödenmesinin yasaklanmasına yönelik karar verebileceğini, Davalı tarafın malların teslim edilmesine karşılık gelen çeklerin vadesinin gelmesi ve derhal haksız olarak icra kanalıyla tahsiline gidebileceğinden ötürü söz konusu çeklerin dava kesinleşinceye kadar ödenmemesi ve icra takibine konu edilmemesi için çekler üzerinde ihtiyati tedbir kararı verilmesi ve bahse konu çeklerin iptal edilmesini ve borçlu olunmadığının tespit edilmesi gerektiğini, bu sebeple davalı tarafından bahsedilen çeklerin icraya konulup takibe başlanması söz konusu olabileceğinden teminatlı veya teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararlı menfi tespit davası açılmasının zorunlu hale geldiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Talep, dava konusu çeklerin avans olarak verildiği,mal teslimi yapılmadığı, çeklerin bedelsiz kaldığı iddiasına dayalı İİK. 72 Maddesi uyarınca açılan menfi tesbit davasında davaya konu çekler hakkında ödeme yasağı konulması ve icra takibine konu edilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir.Mahkemece, ihtiyati tedbir isteminin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut olayda davacı taraf, davalı ile arasında yapılan ticari satım anlaşması gereği davalıdan tekstil ürünleri satın almak üzere anlaştıklarını, karşılığında ... Bank A.Ş. 0162-Garajlar Şubesi ... Seri Numaralı 1.000.000 Tl Bedelli 31/12/2025 Keşide Tarihli Keşide Yeri Bursa Ve ... Bank A.ş. 0162-Garajlar Şubesi ... Seri Numaralı 1.250.000 Tl Bedelli 30/11/2025 Keşide Tarihli Keşide Yeri Bursa olan çekleri avans çeki olarak davalı tarafa teslim ettiğini, tarafların anlaşması neticesinde davalı tarafça teslim edilecek olan malzemelerin teslim edilmemiş olması sebebi ile dava konusu çekler hakkında ödeme yasağı konulması ve icra takibine konu edilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.İcra ve İflas Kanunu'nun 72/2. maddesinde icra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkemece, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği düzenlenmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389/1. maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir," hükmünü içermektedir. Aynı kanunun 390/3. maddesi hükmü uyarınca da, ihtiyati tedbir talep edenin davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi gerekir.Somut olaya döndüğümüzde, dava konusu çeklerin avans olarak verildiği, teslimi gereken malların davalı tarafından teslim edilmediği, çeklerin bedelsiz kaldığı yönündeki davacı iddiası ispata muhtaç olup eldeki davada iddia ve savunma doğrultusunda yargılama içinde toplanıp incelenecek deliller ışığında yargılama sırasında ortaya çıkacaktır. Davacı tarafından dosyaya ibraz edilen belgeler, HMK'nın 390/3 maddesine göre yaklaşık olarak ispata yeterli değildir. Talep ve ara karar tarihi itibariyle yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediğinden, ihtiyati tedbir talebinin reddi yönündeki ilk derece mahkemesi kararı dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olup talep eden davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine yönelik aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 27/11/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.