T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/907 Esas
KARAR NO: 2025/1214 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)
NUMARASI: 2022/95 Esas- 2024/536 Karar
TARİH: 24/12/2024
DAVA:İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 10/07/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket nezdinde ... nolu 27.10.2018 - 27.10.2019 vadeli nakliyat abonman sözleşme poliçesi ve ... nolu ... Nakliyat Sigorta poliçesi kapsamında sigortalı bulunan davalılarca Çin'den Mozambik'e nakliyesi gerçekleştirilen mermer cinsi emtianın tahliye esnasında hasarlı olduğunun tespit edildiğini, yapılan ekspertiz çalışmaları sonucunda emtiada meydana gelen zarar 84.473,95 TL olarak belirlendiğini ve bu miktarın 04.12.2019 tarihinde sigortalıya ödendiğini, ödenen tutardan % 10 ilave bedel düşürülerek davalılardan 76.794,50 TL talep edildiğini, hasarın ödenmesi ile sözleşme şartları ve TTK'nın 1472. maddesi hükmüne göre şirketlerinin sigortalının yerine kaim olmuş ve sigortalının zarara sebebiyet verenler aleyhine mevcut her türlü hakları müvekkili şirkete intikal ettiğini, ayrıca olay ve hasar sebebi ile üçüncü şahıslara karşı dava ve taraf hakkı müvekkili şirkete temlik edilmiş olduğundan müvekkili şirketin temlik hükümlerine göre de zarara sebebiyet verenler aleyhine her türlü hak şirketlerine intikal ettiğini belirterek davalıların T.C İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas ve T.C Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyalardan yapmış oldukları itirazların iptalini, icranın devamını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini, davalılar aleyhine % 20 icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; Çin Halk Cumhuriyetinin Qingdao Limanında Türkiye'ye uğramaksızın yabancı ülkelerde aktarım yapılarak Mozambik'in Maputo Limanına yapılan dava konusu taşıma merkezi Kopenhag/ Danimarka'da olan ...'nin ... numaralı konşimento ile gerçekleştirdiğini, konşimento ile yapılan taşımalarda yükleme -taşıma -boşaltma-teslim ve sair ameliyelerin nasıl ve ne şekilde yapılacağını, taşıma sırasında çıkacak uyuşmazlıklar halinde uygulanacak hukuk ve uyuşmazlığın görüleceği yetkili mahkemenin içinde konşimento hükümlerinin uygulanması gerektiğini, kırk ambar taşıması olan konteyner taşımalarında esas tutulması gerekenin navlun sözleşmesi hükümleri olduğunu, dökme yük taşımacılığından farklı olarak kırk ambar taşımalarında taşıyana tüm taşıma şartlarının konşimentoların arkalarına derç ettiklerini, farklı bir ihtilaf ile ilgili olarak 14.02.2019 tarihinde İmeak Deniz Ticaret Odasına konşimento hakkında görüş alındığını, konteyner taşımacılığında genel kargo ve dökme yük taşımacılığından farklı olarak ayrıca bir cearter parti ya da navlun sözleşmesi akdetmedikleri için konteyner taşımacılığı yapan taşıyanlar tüm taşıma şartlarını konşimentoların arkasına şerh ettiğini, konteyner taşımacılığına ilişkin konşimentonun arkasında yer alan bu yöndeki taşıma şartları ise navlun sözleşmesi hükmünde olup, yükletende dahil olmak üzere konşimentonun tarafları ile konşimentoyu ciro ile devralan muhtemel hamiller için bağlayıcı olduğunu, dava konusu taşımaya ilişkin konşimentonun taşıma şartlarını içeren arka yüzünde yer alan navlun sözleşmesinin 26. maddesinde Milletlerarası Yetki Anlaşması bulunduğunu, 26. maddede "iş bu konşimento İngiliz Yasalarına tabi olduğunu ve buna göre yollanacak ve bunun altında meydana gelen tüm itilaflar Londra'daki İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi tarafından herhangi başka bir ülke mahkemelerini yargı yetkisi hariç olmak sureti ile karara bağlanacaktır" denildiğini, FOB teslim şekli yükleme limanında gemide teslim anlamında olduğunu, bu vesile ile eğer tahliye limanında yüklerin gemiden tahliyesi esnasında hasarlandığı iddia ediliyor ise böyle bir hasar sebebi ile zarara uğrayan taraf yükleten ve satıcı konumundaki sigortalı değil FOB teslim şekline göre dava dışı yük alıcısı olduğunu, çünkü FOB teslim şekline göre yüklerin yükleme limanında gemi küpeştesini aşması ile birlikte yük üzerindeki tüm risk ve sorumluluk dava dışı yük alıcısına geçtiğini, Türk Ticaret Kanununun 1185 maddesinin 1. fıkrasında yükte bir hasar var ise bu hasarın haricen belli olması halinde derhal haricen belli olmayan hasarlar içinde en geç 3 gün içinde taşıyana bildirilmesi gerektiğinin belirtildiğini, 1185 maddenin 2. fıkrasında ise her iki tarafın iştiraki ile mahkemelerce yük üzerine bir tespit yaptırılmış ise bildirime gerek kalmadığını, uyuşmazlıkta ne davalı taşıyıcı müvekkiline bir hasar bildirimi nede taşıyıcı müvekkilinin katılımı ile mahkemece yapılan bir hasar tespiti bulunduğunu, dosyada mevcut sigorta ekspertiz raporuna göre sigorta şirketinin hasar meblağını ilk tespit olarak 76.794,50 TL olarak tespit ettiğini, akabinde tespit edilen bedelin % 10 ilave bedel olarak 7679,45 TL ekleme yaptığını ancak hangi haklı gerekçe ile hasar meblağını % 10'luk ilave bedelin eklendiğinin taraflarınca anlaşılamadığını, % 10'luk hasar artırımının sadece sigorta şirketinin sigortalısına ödeyebileceği bir bedel olduğunu, taraflarına böyle bir bedel için rücu edilemeyeceğini, yük hasarlarına ilişkin davalarda TTK. madde 1186 /2 uyarınca taşıyanların ödemesi razı gelen tazminatın toplamının yükün gemiden boşaltıldığı yerdeki kıymete göre hesaplanması gerektiğini belirterek davanın reddi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya bırakılmasını talep etmiştir. Davalı ... Taşımacılık A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın davayı her ne kadar fiili taşıyan ile birlikte davalı müvekkili şirkete karşı ikame etmiş olsa da davalı müvekkili şirketin davaya konu taşımada taşıyan sıfatı ile sorumluluğunun bulunmadığını, davalı müvekkili şirketin taşıma taahhüdünde bulunmadığını, eşyayı taşımayı değil taşıtmayı asıl edim olarak üstlendiği için taşıyan olarak kabul görmesinin mümkün olmadığından meydana geldiği iddia olunan hasardan sorumlu tutulmasının da mümkün olmadığını, davacının meydana geldiğini iddia ettiği hasarın aktarma limanında meydana geldiğini, hasarın meydana geldiği süre zarfında emtianın davalı müvekkili şirketin gözetim ve denetiminde bulunmadığını, herhangi bir hasar meydana gelmiş olsa bile bundan ... numaralı deniz taşıma senedini taşıyan sıfatı ile imzalayan fiili taşıyan diğer davalı ... A. Ş sorumlu olduğunu, TTK. madde 928'de taşıma işleri komisyoncusu zilliyetinde bulunan eşyanın ziyanından ve hasarından sorumludur denildiğini, davalı şirketin taşıma işleri komisyoncusu olarak hareket ettiği varsayımda bile emtianın müvekkili şirketin zilliyetliğinde bulunmadığı için meydana geldiği iddia olunan hasardan dolayı sorumluluğunun söz konusu olamayacağını, hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, davacı sigorta şirketinin TTK 1472 kapsamında sigortasının haklarına halef olduğunu iddia ettiğini, hasar tarihinin 25.06.2019 tarihi olduğunu, TTK. madde 1188 göre taşıyana karşı açılacak her türlü işlem hakkının 1 yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşeceğinin düzenlendiğini, davanın hak düşürücü süreye maruz kaldığını, meydana geldiği iddia olunan hasara ilişkin müşteri katılımı bir rapor tanzim edilmesi gerektiğini, kanunda ekspertizin tüm tarafların kabul ettiği üçüncü bir firmanın yada resmi makam tarafından yapılması gerektiğini, buna karşın ekspertiz raporunun davacı sigorta şirketi tarafından düzenlendiğini, söz konusu ekspertiz raporunun davalı müvekkili şirketin taşıyan sıfatını kabul anlamına gelmemekle birlikte taşıyana karşı kullanamayacağını, TTK. 246 maddede konşimentodan doğan bütün alacakların 1 yılı geçmek ile zaman aşımına uğrayacağının düzenlendiğini, bu kapsamda davacının davasını ve müvekkili şirketin sorumluluğunun kabul anlamına gelmemek kaydı ile davanın zaman aşımı nedeni ile reddini talep ettiklerini, hiçbir şekilde davacının davasını kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının ödeme tarihinden itibaren işleyen faizi talep etmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, mahkemece bu talebin reddi gerektiğini, mahkemeden davalı müvekkili şirket aleyhine açılmış olan davanın öncelikle dava şartı yokluğu ve hak düşürücü süre yönünden usulden reddine, esasa girilmesi halinde esastan reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya bırakılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 24/12/2024 tarih ve 2022/95 Esas- 2024/536 Karar sayılı kararında; "...... Dava; Taşınan emtiada meydana gelen hasar nedeniyle davacının sigortalısına ödediği hasar bedelinin rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı tarafça sigortalanan 270.140 kg brüt ağrılığındaki 10 konteyner 213 paket granit mermer emtiasının Sigortalı ... A.ş. tarafından Çin'de bulunan ... LTD. firmasından satın alındığı, emtianın Çin'den Mozambik'te bulunan ...O' ya sevk edilmek üzere ... isimli gemiye 14.04.2019 tarihinde yüklendiği, yükün tahliyesi esnasında bir kısmının hasarlı olduğu tespit edildiği, tespit edilen hasar bedelinin davacı tarafça dava dışı sigortalıya ödendiği, davacının ödediği bu bedeli davalı taşıyana rücu isteği ile icra takibi başlatıldığı, davalının itirazı üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Davalı ... vekili milletlerarası yetki itirazında bulunmuş olup, yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar bakımından taraflar yetki sözleşmesi yapabilirlerse de, MÖHUK 47/1 maddesi uyarınca, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisini ortadan kaldıran sözleşme yapılması mümkün değildir. TTK’nın 105/2 maddesinde yabancı tacirlerin Türkiye'deki acenteleri aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklar yönünden müvekkiline izafeten acente aleyhine dava açılabileceği ve bu hükme aykırı sonuç doğuracak şartların geçersiz olduğu hükme bağlanmış olmakla bu tarz uyuşmazlıklarda Türk mahkemelerine milletlerarası münhasır yetki tanındığı anlaşılmaktadır. Konişmento taşıyan adına Türk acente tarafından düzenlenmiş olup yetki şartının Türk mahkemelerinin münhasır yetkisini ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle geçersiz olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin milletlerarası yetki itirazı yerinde görülmemiştir.Dosyaya sunulan 25.03.2019 tarihli satış faturasında satıcı sıfatı ... Ltd. , alıcı ... A.Ş. Olup Teslim şekli "FOB Qingdao Çin (Free on board)" olarak gösterilmiştir. Yükün sigortalı tarafından Çin'de bulunan ... Ltd. firmasından satın alınıp, Çin'den Mozambik'te bulunan ...'ya sevk edildiği dosya kapsamı ile belirlidir. Dava dışı sigortalı ... A.Ş. Tarafından düzenlenen 12/06/2019 tarih 93.105,19 USD tutarlı satış faturası ise alıcı ... Adına CIF teslim şekli ile düzenlenmiş, tedarikçi olarak da ... Ltd. Şirketi gösterilmiştir. Sigortalının satış faturasına göre davaya konu emtianın CIF satış, yani taşıma sözleşmesinin satıcı-gönderici tarafından yapılıp, mallar gemi küpeştesini geçtikten sonra masraf ve riskin alıcıya geçtiği satım şekli olduğu görülmektedir. CIF satış türü, taşıma ve sigorta bedeli ödenmiş olarak yapılan satış ve teslim şeklini ifade etmektedir. Buna göre taşıma sözleşmesi satıcı- göndericisi tarafından yapılıp alıcının taşıma sırasındaki hasar riskini karşılayacak sigorta poliçesinin de alıcı namlı hesabına satıcı tarafından yaptırılması gerekir. CIF satışta hasarın alıcıya geçmesi nedeniyle rizikodan sonra sigortacının sigortalı konumundaki alıcıya ödemede bulunması gerekmekte olup bu koşullar altında sigortacının halefiyet hakkı doğacaktır. CIF satışa konu poliçede sigortalı, satıcı-gönderici olması durumunda satış yapan sigortalıya sigorta bedelinin ödenmesi, sigortalının mal bedelini tahsil edememiş olmasına bağlıdır. Dava dışı sigortalının ticari defterlerinin incelenmesi ile aldırılan 02/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu anlaşmazlığa konu mal zararına ilişkin kayıt atılmadığı, dava dışı şirketin tüm mal kaybı zararlarına ilişkin toplu olarak kayıt yaptığı, Dava dışı işletme tarafından yapılan kayıtlar incelendiğinde 01.04.2019 tarihinde 379.536,91 TL malın diğer stoklu hesabına alındığı görülmüş olup, bu tutarın davaya konu mal zararının tutarını değil taşınan mala ilişkin zararın tamamını gösterdiğinin görüldüğü dava dışı şirketin muhasebe kayıt ve ilkelerine aykırı olarak karşılık ayırması nedeni ile davacı şirketin iddialarının ispatı için dayanak olarak gösterdiği dava dışı şirketin muhasebe kayıtlarından davacının iddialarını ispatlayacak bir verinin bulunmadığı belirtilmiştir. Bilirkişi ek raporunda da başkaca bir tespitte bulunulmamış, Mahkememizin 27/06/2024 tarihli ara kararı ile " dava dışı sigortalı ... İnş.'ın ticari defterlerinde inceleme yapılarak Çin'den satın alınarak ... şirketine satmış olduğu emtiaya ilişkin olarak sigortalı ile adı geçen şirketler arasındaki kayıtlar tespit edilip sigortalının satın aldığı yüke ilişkin olarak ödeme yapıp yapmadığı, yine yaptığı satışa ilişkin olarak ödeme alıp almadığı, hasara ilişkin mahsuplaşma yada ikame mal kaydının bulunup bulunmadığı ve buna göre sigortalının zararının oluşup oluşmadığı " bakımından yapılan inceleme için dava dışı sigortalının ticari defterleri sunulmamıştır. Buna göre sigortalı satıcının zararı ve sigortalanabilir bir menfaatinin bulunduğu davacı tarafça ortaya konulamadığından davacının taraf sıfatını kazanamayacağı değerlendirilerek davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir..."gerekçesi ile, ''1-Davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı ...'ye İzafeten ... A.Ş. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Huzurdaki davanın, davalılar tarafından Çin/Qingdao- Mozambik/Maputo nakliyesi gerçekleştirilen mermer cinsi emtianın hasarlanması sonucu ödenen tazminatın davalılara rücusuna ilişkin olduğunu, Yargılama sırasında bilirkişi kök ve ek raporları alındığı ve davacı lehine olarak davacının aktif husumet ehliyetinin, davalıların pasif husumet ehliyetinin bulunduğunun ve hasarın davalıların sorumluluğunda meydana geldiğinin tespit edildiğini,Dava dışı sigortalı ... firmasının defter ve kayıtlarını dosyaya sunduğunu, 02.11.2023 tarihli bilirkişi raporunda kayıtların incelendiğinin belirtildiğini, sonrasında ise sigortalı firmanın, zaten defterlerini mahkemeye sunmuş olduğunu belirterek yeniden defterlerini ibraz etmediğini, kendileri tarafından da bu firmanın defterlerini dosyaya sunduğu belirtilerek gerekli görülmekte ise defterlerin yerinde incelenmesi talebinde bulunulduğunu, tüm bunlara rağmen yerel mahkeme tarafından "dava dışı sigortalının ticari defterleri sunulmamıştır. Buna göre sigortalı satıcının zararı ve sigortalanabilir bir menfaatinin bulunduğu davacı tarafça ortaya konulamadığından" davanın reddine karar verildiğini, defterler mahkemeye ibraz edildiği halde tahminen mahkeme tarafından kaybedilerek eksik inceleme sonucunda hüküm kurulduğunu, " sigortalının satın aldığı yüke ilişkin olarak ödeme yapıp yapmadığı, yine yaptığı satışa ilişkin olarak ödeme alıp almadığı, hasara ilişkin mahsuplaşma yada ikame mal kaydının bulunup bulunmadığı" ise sigortalı şirkete hiç sorulmadığını ve eksik inceleme sonucunda hüküm kurulduğunu, Dosyaya sunulan 25.03.2019 tarihli satış faturasında satıcı sıfatı ... Ltd., alıcı ... İnşaat A.Ş. Olup Teslim şekli "FOB Qingdao Çin (Free on board)" olarak gösterildiğini, yükün sigortalı tarafından Çin'de bulunan ... Ltd. firmasından satın alınıp, Çin'den Mozambik'te bulunan ...'ya sevk edildiğinin dosya kapsamı ile belirli olduğunu, Dosyada mübrez 25.03.2019 tarihli satış faturasında satıcı sıfatı ... Ltd. , alıcı ... İnşaat A.Ş. Olduğunun ortaya konduğunu, yine dosya mübrez olan konşimentoda alıcının ... firması, taşıyıcının ise ... olduğunu, davalı ... tarafından sigortalı ... adına düzenlenen faturada ise taşıma bedelinin sigortalı ... tarafından ödendiğini ortaya koyduğunu, Tüm bu belgeler ışığında, sigortalı ... tarafından malın ... firmasından satın alındığı, aynı zamanda taşıma bedelinin de ... firması tarafından ödendiğinin görüldüğünü, dolayısıyla artık zarar gören sigortalının ... firması olduğunu, fatura bedellerinin ödenip ödenmemesi bu faturanın tarafları arasındaki bir alacak ilişkisini ortaya koyduğunu, huzurdaki davanın konusunu oluşturmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere mal bedelinin ... tarafından ... firmasına ödenmemiş ise bu husus bu iki firma arasındaki bir husumet olacağını, zira düzenlenmiş bir fatura bulunduğunu beyanla, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/95 Esas, 2024/536 Karar Sayılı, 24.12.2024 tarihli, yasa hükümlerine, usule ve içtihatlara aykırı kararın "tehiri icra talepli olarak" kaldırılması, itirazları doğrultusunda esasa dair yeniden inceleme yapılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...'ye İzafeten ... A.Ş.vekili katılma yoluyla sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Dava konusu taşımaya ilişkin konşimentodaki yetki şartının davacının dava dışı sigortalısını bağladığını ve yetki şartının geçerli olduğunu, Mahkemece davanın milletlerarası yetki şartı dikkate alınarak yetkisizlik sebebiyle reddine karar verilmesi gerekirken milletlerarası yetki itirazının reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacı nezdinde nakliyat abonman sözleşme poliçesi kapsamında sigortalı emtianın davalıların sorumluluğunda deniz taşıması sırasında hasara uğradığı iddiası ile sigortalıya ödenen hasar bedelinin rücuen tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın aktif husumet eksikliği yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı ...'ye İzafeten ... A.Ş.vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur, Davacı vekili istinaf sebebi olarak, dava dışı sigortalının ticari defter ve kayıtları bilirkişi tarafından incelendikten sonra Mahkemece tekrar incelenmesine karar verilmesi üzerine dava dışı sigortalı tarafından Mahkemeye ibraz edildiğinin belirtildiği ve tekrar sunulmadığı, muhtemelen Mahkemece kaybedildiği ve eksik inceleme ile hüküm kurulduğu, Mahkemece davacı tarafından ispat edilemediği belirlenen hususların dava dışı sigortalıya sorulmadığı, dava dışı sigortalı tarafından malın dava dışı yurt dışı firmasından satın alınarak yine yurt dışında bulunan alıcısına satıldığı ve taşıma bedelinin sigortalı tarafından ödendiği, satış bedelinin ödenip ödenmediğinin bu davanın konusu olmadığı ve davacının aktif husumet ehliyetinin bulunduğu ileri sürülmüştür. Davacı vekili tarafından ileri sürülen söz konusu istinaf sebepleri yargılama aşamasında beyan dilekçelerinde ve itiraz dilekçelerinde ileri sürülmüş, Mahkemece gerekçeli kararda ayrıntılı olarak değerlendirilmiştir. Somut uyuşmazlıkta dava konusu emtia sigortalı tarafından Çin'de bulunan ... Ltd. Firmasından FOB satış usulüne göre satın alınıp, ... isimli gemiye yüklenerek transit olarak Çin'den Mozambik'te bulunan ...' ya CIF satış usulüne göre sevk edilmiştir. Davacı ile dava dışı sigortalı arasında akdedilen sigorta poliçesinde sigortalı konşimentoda gönderici olarak gözüken dava dışı ... İnşaat Anonim Şirketi'dir. Davacı sigorta şirketi tarafından kusurlu olduğu iddia edilen davalılara ödenen hasar bedelinin rücu edilebilmesi için dava dışı sigortalının zarara uğradığı hususunun ispat edilmesi gerekmektedir. Ancak Mahkemece gerekçeli kararda isabetli bir şekilde belirtildiği üzere taraflar arasında belirlenen satış usullerine göre sigortalının satın aldığı yüke ilişkin olarak ödeme yaptığı ve yine yaptığı satışa ilişkin olarak ödeme almadığı ve sigortalının zarara uğradığı hususları ispat edilememiştir. Mahkemece söz konusu hususların tespiti için dava dışı sigortalının ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesi üzerine ticari defter ve kayıtlar üzerinde inceleme yapılarak düzenlenen 02/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda davacının iddialarının ispatına ilişkin bir verinin bulunmadığının tespit edildiği belirtilmiştir. Bilirkişi raporuna itiraz üzerine Mahkemece dava dışı sigortalının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesine karar verildiği, bilirkişi tarafından dava dışı sigortalı ile temasa geçildiği ve yerinde inceleme için şirket merkezine gidildiği, ancak dava dışı sigortalı vekili tarafından sunacakları ek evrak ve bilginin bulunmadığı şeklinde cevap verildiğinden inceleme yapılamadığına ilişkin 24/03/2024 tarihli rapor sunulduğu görülmüştür. Mahkemece dava dışı sigortalının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için tekrar ara karar oluşturulması üzerine düzenlenen 10/10/2024 tarihli bilirkişi raporunda dava dışı sigortalının ticari defter ve kayıtları sunmayacaklarını, kendilerinden istenen ve ellerinde bulunan belgeleri sunduklarını, ellerinde sunacakları başka bir belge olmadığını beyan etmesi sebebiyle inceleme yapılamadığının belirtildiği görülmüştür. Mahkemece oluşturulan ara kararlar ve yapılan bilirkişi raporları dikkate alındığında dava dışı sigortalının ticari defter ve kayıtlarını tekrar dosyaya sunmadığı görülmüş, ticari defter ve kayıtların Mahkemece kaybedildiğine ilişkin davacı vekili tarafından somut bir delil dosyaya sunulmadığı gibi dava dışı sigortalı şirket tarafından Mahkemeye sunacakları bir evrak olmadığının bir çok kez belirtilmesi karşısında ispat edilecek hususlara ilişkin tekrar müzekkere yazılmasının sonuca etkisi bulunmayıp, ispat edilecek hususlara ilişkin ticari defter ve kayıtlarında yer almayan ve belge ile ispat edilemeyen hususlara ilişkin dava dışı sigortalının beyanı da tek başına sonuca etkili değildir. Tüm bu hususlar dikkate alınarak Mahkemece sigortalının zarara uğradığının ispat edilememesi sebebiyle 1 numaralı davalı aleyhine açılan davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davalı ...'ye İzafeten ... A.Ş.vekili konşimentodaki milletlerarası yetki şartı sebebiyle Mahkemenin iş bu yargılamada yetkisiz olduğunu ileri sürmüştür. MÖHUK 47.maddesinde yer itibari ile yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hallerde taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşma yapılması mümkündür. Yetki şartı taraflar arasındaki ilişkiyi düzenleyen sözleşmeye ayrı bir madde olarak konulabileceği gibi ayrı bir sözleşme olarak da düzenlenebilecektir. Anılan hükme göre yetki şartının geçerli olması için uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıması, Türk Mahkemelerinin yetkisinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmemiş olması ile uyuşmazlığın özel borç ilişkisinden doğması gerekmektedir.Acentelik hükümleri arasında yer alan TTK'nın 105/2. maddesindeki düzenleme; acentelik sözleşmelerine, müvekkili aleyhine açılan davalarda acentenin temsil yetkisinin olmadığına dair konulacak şartlarla ilgilidir. Bu hüküm, acentenin üçüncü kişilerle, acente sıfatıyla yapılan sözleşmelere konulacak yetki şartıyla ilgili değildir. Aksinin kabulü, bir acente aracılığıyla yapılan hiç bir sözleşmeye münhasır yetki şartı konulamayacağı gibi bir sonuca neden olur ki bu yorum günümüz ticaret hukuku anlayışıyla örtüşmez. (Yargıtay 11 HD nin 2022/3129 esas, 2023/8856 karar sayılı 27.11.2023 tarihli ilamı) Dava konusu taşıma davalı ... tarafından taşıyan sıfatıyla düzenlenen ve acente olarak ... A.Ş. tarafından imzalanan konşimento tahtında Çin Qingdao Limanından Mozambik Maputo Limanına gerçekleşmiştir. Davacının sigortalısı konşimento da yükletendir. Taşıyanın yabancı bir şirket olması ve taşımanın Çin Qingdao Limanından Mozambik Maputo yapılması nedeniyle uyuşmazlık yabancılık unsuru taşımakta ve özel borç ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Konişmentonun ön yüzünde kabul edilen ve arka sayfasında yer alan taşıma şartlarının 26. maddesindeki yetki klozu ile taşıma sözleşmesinin uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıklara İngiliz Hukukunun uygulanacağı, yetkili mahkemenin de Londra İngiliz Yüksek Adalet Mahkemeleri olduğu kararlaştırılmış olup, konişmentodaki yetki şartına göre somut uyuşmazlık yönünden İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi'nin yetkili olduğu ve yetki klozunun halefiyet hükümlerine göre davacı sigorta şirketini de bağladığı gerekçesiyle 2 numaralı davalı aleyhine açılan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken milletlerarası yetki itirazının reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, 2 numaralı davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür.Sonuç itibariyle; davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine, davalı ...'ye İzafeten ... A.Ş.'nin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı ...'ye İzafeten ... A.Ş.'nin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, 3-İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/12/2024 tarih ve 2022/95 Esas- 2024/536 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, -Davacı tarafından davalı ... Taşımacılık Anonim Şirketi aleyhine açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE, -Davacı tarafından davalı ... A/S aleyhine açılan davanın somut uyuşmazlıkta İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi yetkili olduğundan Mahkemenin yetkisizliği sebebiyle usulden REDDİNE,
İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 4-Dairemiz karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın davacı tarafından peşin yatırılan 1.414,57 TL harçtan mahsubu ile kalan 799,17 TL harcın talep halinde davacıya iadesine, 5-İlk Derece Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davacı tarafından sarf edilen harç ve yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı ... Taşımacılık Anonim Şirketi yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, 7-Davalı ... yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, 8-İlk Derece Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davalı ... tarafından yapılan 198,50 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, 9-Davalı ... Taşımacılık Anonim Şirketi tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 10-Tarafların dava şartı olan Arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, Arabuluculuk son tutanağından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.360,00.-TL Arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 11-Artan gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,
İSTİNAF YÖNÜNDEN: 12-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 13-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcı istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 14-Davalı ... tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 15-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 1.683,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 1.500,00 istinaf gideri olmak üzere toplam 3.183,10 TLnin davacıdan tahsili ile bu davalıya verilmesine, 16-Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 17-Artan gider avansı olması halinde karar kesinleştiğinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 10/07/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.