T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/593 Esas
KARAR NO: 2025/577 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2025/10 Esas (Derdest Dava Dosyası)
TARİH: 07/01/2025 (Ara Karar Tarihi)
DAVA: Tespit
KARAR TARİHİ: 10/04/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ...'un davalı ... Dış Ticaret Limited Şirketi’nin sahibi ve yetkilisi olduğunu, mezkur şirket ve ... ile müvekkili şirket arasında yıllardır süregelen bir ticari ilişkinin mevcut olduğunu, davalı şirketin, üretici firma olan müvekkili şirketten aldığı makineleri yurt dışına ihraç ederek ticari faaliyetini sürdürdüğünü, davalı şirketin müvekkili şirketin düzenlediği faturalara karşılık; keşide ettiği çeklerle ödeme yapmaya başladığını, çeklerin karşılıklarını ödedikçe zamanla müvekkilinin güvenini kazandığını ve ticari ilişkilerinin geldiği son durumda da ödemelerin davalı şirket yetkilisi tarafından şirket adına keşide edilen çeklerle yapıldığını, taraflar arasında ticari ilişki devam ederken, davalı şirket yetkilisinin, müvekkili şirket yetkilisi ile sürekli iletişim halinde olarak ödeme günü yaklaşan alacakları hakkında ödemelerin aksamayacağına yönelik aralarındaki güven ilişkisini güçlendirmeye devam ettiğini, davalı ... (davalı borçlu şirket yetkilisi sıfatı ile) ile müvekkili şirket arasında gerçekleşen bahse konu görüşmelerde ve whatsapp yazışmalarında davalının ödemelerin yapılacağını, para beklediğini ve hatta borca teminat olarak şirket merkezinin bulunduğu mülkiyeti kendisine ait taşınmazı ipotek verebileceğini açıkça beyan etmiş ise de borçlarına karşılık keşide ettiği çeklerin vade tarihine 2 gün kala adeta ortadan kaybolduğunu, kendisine yöneltilen aramalara yanıt vermediğini, kendisine hiçbir şekilde ulaşılamadığını, borçlu davalı şirketten de ödemelere ilişkin net bir cevap alınamadığını, davalının müvekkili şirkete olan borçlarına karşılık olarak verdiği çeklerin vade tarihlerinde, davalı şirket tarafından çeklerin ödenemeyeceği bilgisinin alındığını ve şirket yetkilisi davalı ...'a da hiçbir şekilde ulaşılamaması üzerine çeklerin bankaya ibraz edildiğini ve ilgili bankadan karşılıksız olduğu bilgisinin alındığını, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından ilgili banka ile iletişime geçildiğini ancak ilgili banka şubesinin, davalı ile arasında gerçekleşen görüşmeler sonucunda çeklere karşılıksızdır işlemi uygulamaktan imtina ederek borçlu şirketin hukuka aykırı bir şekilde korumaya çalıştığını, davalıların borçtan kurtulmak için ne şekilde bir senaryo kurguladığını anlayamayan müvekkili şirket yetkilisinin ilgili banka şubesi yetkilisinin de kanuna aykırı ve müvekkili şirketi hak kaybına uğratmayı amaçlayan davranışlarına maruz kaldığını, ilgili banka şubesine haklarında şikayetçi olacaklarını belirtmeleri üzerine zoraki bir şekilde karşılıksızdır işlemi yapılmış olup banka tarafından ödenmesi gereken-bankanın sorumluluğunda olan bedellerin hep geç ödendiğini, işlemlerin sürüncemede bırakılarak süreç uzatılmış olsa da; çeklerin arkasına "karşılıksız" şerhi düşülerek taraflarınca kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, ayrıca müvekkili şirkete ait olan borcuna ilişkin karşılıksız çek keşide eden davalı ...'un cezalandırılması ve hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmesi talebi ile taraflarınca İcra Ceza Mahkemelerinde şikayette bulunulmuş olup, davaların derdest olduğunu, şirket yetkilisi davalı ...'un şirketten kaçırdığı mallar ve hesaplarına geçirdiği paralar ile kendi aktifini arttırdığını, yetkilisi olduğu şirketin tüzel kişiliğini bir perde olarak kullanarak kendisine menfaat sağladığının açıkça görüldüğünü, bu hususun davalının sahip olduğu banka hesap hareketleri, aktif/pasif mal varlığı sorgusu ve ortaklığı bulunan şirketlerin tespit edilmesi ile de ispat olunacağını, mevcut Yargıtay kararlarınca ve hakkaniyet gereği şirketin borcundan dolayı şirket sahibi olan davalı ...'un sorumlu tutulması için Mahkeme tarafından tüzel kişilik perdesinin kaldırılmak suretiyle davalının sorumluluğuna karar verilmesini talep etme zorunluluğunun doğduğunu beyanla davalı şirket ile şirket sahibi olan davalı ... arasındaki tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasına, müvekkili şirketin alacaklısı olduğu icra dosyalarının borcundan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının tespiti ile müvekkili yönünden ileride telafisi imkansız zararların ortaya çıkmaması amacıyla davalı ... adına kayıtlı tüm banka hesapları ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklar ile taşınır ve taşınmaz mallarının tamamı üzerine ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 2025/10 Esas ve 07/01/2025 tarihli kararında; "6100 sayılı HMK 389/1 fıkrası gereğince mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeni ile hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Bu şartların varlığı başlı başına ihtiyati tedbir kararı verilmesi sonucunu doğurmaz. Zira bu husus hakimin takdirine bırakılmıştır. Hakim, ispat kuralları çerçevesinde gerekli incelemeleri yaparak kanunda belirtilen olumsuz, sakıncalı, zararlı ihtimalin var olduğu kanaatine varırsa ihtiyati tedbir kararı verebilir. Tedbir talep eden, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır, tam ispat aranmaz ancak basit bir iddia da yeterli olmaz. Asıl uyuşmazlığı çözecek nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilemez. Aksi halde ihtiyati tedbir davanın yerine geçmiş olur. Uyuşmazlık konusu para alacağına ilişkin olup dava konusu olmayan menkul ve gayrimenkul mallara tedbir konulamayacağından ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir..."gerekçesi ile ''İhtiyati Tedbir Talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kendileri tarafından davalı aleyhine İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/10 E. sayılı dosyası ile davalıların müşterek ve müteselsil olarak davacı müvekkili şirkete karşı borçlarından sorumlu olduklarının tespiti, davalılar arasındaki tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ve ileride telafisi imkansız zararların ortaya çıkmaması amacıyla davalı ... adına kayıtlı, üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklar da dahil olmak üzere taşınır ve taşınmaz mallarının tamamı üzerine ihtiyati tedbir konulmasının talep edildiğini, ancak Mahkemenin 07.01.2025 tarihli ara kararı ile ihtiyati tedbir talebini reddettiğini, bu nedenle Mahkemenin ara kararına karşı süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurma zorunlulukları doğduğunu; Mahkeme tarafından verilen ihtiyati tedbir talebinin reddi kararının hakkaniyete uygun olmadığını, öncelikle ilerleyen aşamada davanın kabulü halinde müvekkili davacının tedbir talebinin reddedilmesi sebebiyle hak kaybına uğrayacağını, ihtiyati tedbir geçici bir hukuki koruma olup ... adına kayıtlı, üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklar da dahil olmak üzere taşınır ve taşınmaz mallarının tamamı üzerinde ihtiyati tedbir bulunmadığı takdirde müvekkilinin telafisi imkansız zarara uğrayacağını; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 389. maddesinin 1. fıkrası uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın, zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde; uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyatî tedbir kararı verilebileceğini, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle, bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde ihtiyatî tedbir kararı verilebileceğini; Dava konusu taşınmazın mevcut durumunda meydana gelebilecek bir değişiklik, davalının mal kaçırma saikiyle hareket etmesi gibi hallerde; tedbir taleplerinin reddedilmesi sonucu ciddi zararların doğacağı, davacı müvekkilinin hak kaybına uğrayacağı ve müvekkilinin hakkını elde edebilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı hatta imkansız hale geleceğinin kendileri tarafından dava dilekçesinde ayrıntılı olarak açıklanmış olmasına rağmen Yerel mahkeme tarafından ihtiyati tedbir talebinin reddedilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığını; Bununla birlikte ara kararda, "Uyuşmazlık konusu para alacağına ilişkin olup dava konusu olmayan menkul ve gayrimenkul mallara tedbir konulamayacağından ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir." şeklinde gerekçeye yer verildiğini, ancak dava konusu para alacağına ilişkin olmayıp hakkaniyet gereği, şirketin borcundan dolayı şirket sahibi olan davalı ...'un sorumlu tutulması için tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak davalının sorumluluğuna karar verilmesi olduğunu, davalı şirketin borçlarına karşılık keşide ettiği çeklerin vade tarihine 2 gün kala adeta ortadan kaybolduğunu, kendisine yöneltilen aramalara yanıt vermediğini, kendisine ulaşılamadığını, borçlu davalı şirketten de ödemelere ilişkin net bir cevap alınamadığını;Derdest olan İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı icra takip dosyasında borçlu şirket adresinde yapılan 06.09.2024 tarihli fiili haciz sırasında, aynı adreste iç içe geçmiş birden fazla şirketin olduğu, bu şirketlerin tek sistem üzerinden, aynı kişi tarafından ve aynı bilgisayarda muhasebe kayıtlarının tutulduğu, faturaların düzenlendiği ve tüm mali işlemlerin yürütüldüğünün görüldüğünü, derdest bir başka icra dosyası olan İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında yapılan 10.12.2024 tarihli fiili haciz sırasında, daha önceki hacizde rastlanılmayan yeni şirket isimlerinin ortaya çıktığını, kimin hangi şirketin yetkilisi olduğundan haberdar dahi olmayan kişilerce verilen beyanlar ile haciz işlemlerinin sekteye uğratılmaya çalışıldığını, birbirinden farklı senaryolar kurgulanarak haciz mahallinde bulunan çelik kasanın haczedilmesinin engellenmeye çalışıldığını;Kendileri tarafından bankalara gönderilen 89/1 haciz ihbarnamesi cevaplarından da davalı borçlu şirketin, bankalarda bulunan tüm bakiyelerini sıfırladığının görüldüğünü, yaptığı ihracatlar ile yüksek cirolar elde eden bir şirketin banka hesaplarında aktifinin bulunmamasının, ticari hayatın olağan akışına aykırılığıyla birlikte, banka mevduatlarında bakiye olmamasına rağmen, yüklü miktarda çok sayıda çek keşide etmeye devam eden şirket yetkilisinin, tüzel kişilik kavramının tanıdığı hakkı kötüye kullanarak haksız kazanç elde etme çabası taşıdığını açıkça ispat ettiğini;Şirket yetkilisi davalı ...'un, şirketten kaçırdığı mallar ve hesaplarına geçirdiği paralar ile kendi aktifini arttırdığı, yetkilisi olduğu şirketin tüzel kişiliğini bir perde olarak kullanarak kendisine menfaat sağladığı, büyük bir kurmaca senaryo ile müvekkili çok ağır bir zarara uğratarak bu durumdan haksız kazanç elde etme amacında olduğunun açıkça ortada olduğunu beyanla İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/10 E. sayılı dosyasının 07.01.2025 tarihli ara kararının kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, davalı şirket ile şirket yetkilisi olan diğer davalı ... arasındaki tüzel kişilik perdesinin kaldırılması, davacının alacaklı olduğu icra dosyalarına konu borçlardan davalıların müteselsilen sorumlu olduklarının tespiti ile alacakların davalılardan tahsili talebi ile açılan davada, davalılar adına kayıtlı taşınır, taşınmaz mallar ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklar hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile talebin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.6100 Sayılı HMK'nın 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, 1. fıkrasında; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." hükmü düzenlenmiştir. Buna göre şartların mevcut olması durumunda ancak uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. 6100 Sayılı HMK'nın 390/3. maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Somut olayda; Mahkemece de açıklandığı üzere davalılar adına kayıtlı taşınır, taşınmaz mallar ile hak ve alacakların dava konusu olmadığı, davalılar arasında tüzel kişilik perdesinin bulunduğu ve davalıların davacıya müteselsilen borçlu oldukları iddialarının yargılamaya muhtaç olduğu, mevcut delillerin davanın esası yönünden haklılığı yaklaşık olarak ispat etmediği, ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde bir sakınca veya ciddi bir zarar doğacağı endişesinin mevcut olmadığı, bu itibarla Mahkemece koşulları oluşmayan ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme ara kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 10/04/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.