T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1336 Esas
KARAR NO: 2026/1358 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI: 2026/233 Esas (Derdest Dava Dosyası)
TARİH: 03/04/2026 (Ara Karar Tarihi)
DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
KARAR TARİHİ: 02/07/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TALEP: Talep eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı davalı şirket ... Anonim Şirketi'nin (Şirket) kurucu ortaklarından olup, hâlihazırda davalı şirkette %10 oranında paya sahip azınlık pay sahibi konumunda olduğunu, davalı şirketin faaliyet alanının, motor ve otomatik şanzıman sistemlerinin kontrolüne ilişkin elektronik donanım ve yazılım geliştirme çalışmaları olduğunu, davacının şirketin iki kurucusundan birisi olduğunu, şirketin ana faaliyet alanında gerekli ... ve teknik bilgiyi sağlayan yegane ortak olduğunu, şirketin kuruluşundan itibaren aktif şekilde görev almış olup, şirkette çalışan mühendisleri işe almış ve eğitmiş olduğunu, şirketin faaliyetlerinin temelini oluşturan projelerinde kullanılan ürünlerin fikir ve ... sahibi olup, şirketin kullandığı teknolojilerin, müvekkili ve müvekkilinin sahip olduğu Almanya'daki şirket olan ... tarafından geliştirildiğini, müvekkilinin davalı şirketin stratejik yönelimlerinde etkin bir rol oynamasını mümkün kıldığını, şu anki hakim hissedarın ise şirket kuruluşunda yer almadığını, davalı şirketin %90 hisseye sahip çoğunluk hissedarı ... Anonim Şirketi'nin (eski unvanı ... Anonim Şirketi) daha sonra şirkete ortak olduğunu, ... Anonim Şirketi'nin tamamı, Sefa Koç, akrabaları olan ... ve ... ... ile birlikte şirketin yönetim kurulu üyesi olduğunu, dolayısıyla şirketin hem pay sahipliği hem de yönetim açısından bu kişilerin ve bu kişilerin kurduğu şirketlerin tam kontrolü ve hakimiyeti altında olduğunu, şirkettin şu an yönetimine hakim olan çoğunluk hissedarı şirkette ortak olduğundan beri şirketin önce karının düştüğünü ve son 3 senedir zarar eder hale geldiğini, ayrıca davacı müvekkilinin de bu süreçte şirketten dışlandığını, davalı şirketin hakim ortak tarafından finansal ve fiktif olarak boşaltıldığını, şirket defter ve kayıtları incelendiğinde, davalı şirketin hâkim ortaklarına bağlı grup şirketlerine 2021-2022 yılında (negmar grubu - şu an bernas) 8.517.856,78 TL gibi yüksek meblağlarda borç verecek kadar likit güce sahip olduğunun görüldüğünü, ancak bu kaynak aktarımı sırasında uygulanan 2021 yılı 8.517.856,78 TL için 308.789,34 TL faizin piyasa rayicinin çok altında ve şirketin özkaynaklarının hâkim ortaklar lehine bedelsiz olarak kullandırıldığının somut kanıtı olduğunu, kendi nakit varlığını hakim hissedarın grup şirketlerine düşük maliyetle aktaran davalı şirketin enflasyon karşısında kendi öz varlıklarını hakim ortak şirketlerinde erittiğini ve daha sonra da bu misli ile hakim şirkete borçlanarak (...) öz varlıklarının yok edildiğini, bu durumun, şirketin "borca batık" gösterilerek sermaye artırımına zemin hazırlanması için kurgulanmış bir finansal mühendislik işlemi olduğunu, müvekkilinin pay sahipliği ve azınlık haklarını kullanmasının engellendiğini, 21/05/2025 tarihli Olağan Genel Kurul toplantısının, müvekkilinin bilinen adreslerine usulüne uygun tebligat yapılmadan ve kanuni 14 günlük ilan süresine uyulmadan gerçekleştirildiğini, müvekkilinin toplantıya katılımı ve bilgi edinme hakkı kasıtlı olarak engellendiğini, müvekkili tarafından davalı şirkete önce Beşiktaş 3. Noterliğinin 07 Temmuz 2025 tarihli ve ... Yevmiye numaralı ihtarının yollandığını, davalının ihtara menfi cevap vermesi nedeniyle; bilgi edinme hakkının kullanılması ve şirketin zarar durumunun açıklanması için özel denetim yapılması talebi ile İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 025/637 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, mahkemece davalı şirkette özel denetim yapılmasına karar verildiğini, verilen karar ile denetim devam ederken ve henüz denetim aşaması tamamlanmadan şirketin olağanüstü bir genel kurul toplantısı ile sermaye artırım kararı aldığını, özel denetim süreci devam ederken ve denetçi henüz denetim raporunu mahkemeye sunmadan, alelacele sermaye artırımına gidilmesinin, müvekkilinin denetim sürecini etkisiz kılma ve müvekkilini saf dışı bırakma amacı taşıdığını, Mahkemenin özel denetim kararının şirketin zarar ve borç yapısına ilişkin ciddi şüphe bulunduğunun bir ispatı olduğunu, denetime konu edilen alacakların sermayeye dönüştürülmesinin yargı denetiminin etkisiz bırakılması sonucunu doğuracağını, Mahkemece karar verilen özel denetimin konusunun, tam da artırılan sermaye miktarı kadar ve hakim ortağa olan 71,1 milyon TL borcun şüpheli olmasından kaynaklandığını, sermaye artırımı kararı TTK M. 447 uyarınca butlanla sakat olup müvekkilinin azınlık haklarının yok edilmesi amaçlandığını ve rüçhan hakkının hukuka aykırı olarak sınırlandırıldığını, genel kurulda kararlaştırılan rüçhan hakkı kullanma şartlarının, her halükarda davacı müvekkilinin yüzde 10 olan azınlık hakkını yok etmeye yönelik olduğunu, davalı şirketin yönetim kurulu emredici kanun hükümlerine aykırı olarak bağlı şirket raporu düzenlemediğini, hakim hissedar şirkete ortak olup yönetime geldiğinden itibaren şirketin sürekli zarar ettiğini, davalı şirketin yönetimine hakim olan grubun, müvekkilini tasfiye etme iradesinin sadece genel kurul kararlarıyla değil, bizzat yönetim kurulu üyelerinin yazılı beyanlarıyla da sabit olduğunu beyanla müvekkilinin pay oranının %10’dan %0,06’ya düşmesiyle oluşacak telafisi imkansız zararların önlenmesi ve halihazırda mahkeme kararıyla devam eden özel denetim sürecinin tescil işlemiyle anlamsız hale gelecek olması karşısında, davalı şirket tarafından alınan sermaye artırım kararının tescil ve ilanının dava sonuna kadar teminatsız olarak durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; talebin, genel kurul kararının iptali davasında 6102 Sayılı TTK'nın 449. maddesi gereğince genel kurul kararlarının uygulamasının tedbiren geriye bırakılması istemine ilişkin olduğu, ihtiyati tedbir talebinin değerlendirilmesi için öncelikle 6102 Sayılı TTK'nın 449. maddesi gereğince yönetim kurulu üyelerinin görüşleri alınması gerektiğinden, yönetim kurulu üyelerine usulüne uygun tebligat çıkarıldığı, yönetim kurulu üyelerince tedbir talebine karşı beyanda bulunulduğu, tüm dosya kapsamına göre, tedbir talep edilen maddelere ilişkin iddiaların doğruluğunun tespitinin yargılama faaliyeti sırasından ortaya konacak delillerle mümkün olabileceği, bu aşamada yaklaşık ispat şartını sağlayacak düzeyde delilin dosyada mevcut olmadığı, bu aşamada tedbir kararı verilmesi halinde davacı yönünden meydana gelebilecek telafisi mümkün olmayacak nitelikte zararın bu aşamada tespit edilemediği gerekçesi ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DAVACI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; davalı şirketin 10/02/2026 tarihli Olağanüstü Genel Kurulu'nda 3 numaralı gündem maddesi ile sermayesinin 500.000 TL'den 79.500.000 TL'ye çıkarıldığı, artırılan 79.000.000 TL'nin 71.100.000 TL'lik kısmının hâkim ortak ... A.Ş.'nin alacağından mahsup yoluyla, 7.900.000 TL'lik kısmının ise nakden karşılandığı, işbu kararın butlanının tespiti, aksi halde iptali talebiyle açılan davada, kararın ticaret siciline tescilinin durdurulması, tescil gerçekleşmişse ihdas edilen hisseler üzerinde 3. kişilere devrini engelleyecek şekilde tedbir konulmasının talep edildiği, Mahkemece tedbir talebinin reddine karar verilmeden 22 gün önce sermaye artırımının 12/03/2026 tarih ve ... sayılı TTSG'de yayımlanmak suretiyle tescil edildiği, bu suretle müvekkilinin pay oranının somut olarak %10'dan %0,628'e düştüğü, yani Yerel mahkemenin tedbir kararı verdiği tarihte, "telafisi imkansız zarar"ın artık ihtimal değil, fiilen gerçekleşmiş olduğu, Mahkemece yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığı kabul edilmiş ise, iki ayrı Mahkemece verilen kararlar ile davalı şirkete kayyım ve özel denetçi atandığı, sermaye artırım kararının müvekkilinin pay oranını korumasını imkansız hale getirdiği, rüçhan hakkının açıkça ihlal edildiği, davalının borca batıklık savunmasının kendi belgeleri ile çeliştiği, bağlı şirket raporunun TTK madde 199'a aykırı şekilde düzenlendiği, müvekkilinin bilgi alma hakkının sistematik olarak engellendiği, %0,628 pay oranı ile müvekkilinin tüm azınlık haklarını kaybettiği, ihdas edilen yeni hisselerin hâkim ortakta toplandığı ve 3. kişilere devrinin her an mümkün olduğu, devir gerçekleştiğinde, davanın kabulü hâlinde dahi iyi niyetli üçüncü kişiden geri alınmalarının imkansız hâle gelebileceği ve bu sebeplerle artırılan sermaye karşılığı ihdas edilen hisseler üzerinde 3. kişilere devri engelleyecek şekilde ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Talep, davalı şirketin 10/02/2026 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında 3 numaralı gündem maddesi ile alınan sermaye artırımı, rüçhan hakkının kullanım esaslarının belirlenmesi ve şirket ana sözleşmesinin “sermaye” başlıklı 6. maddesinin tadiline yönelik kararın batıl olduğunun tespiti, aksi halde iptali talebi ile açılan davada, anılan kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına dair ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile talebin reddine karar verilmiş ve karara karşı talep eden davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
TTK 449.maddesine göre, genel kurul kararlarının iptali ve butlanı davası açıldığı taktirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. Mahkemenin bu konudaki takdir hakkının nasıl kullanacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak HMK'nın 389 vd. maddelerinden yararlanılması gerekmektedir.
HMK'nın 389. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Aynı yasanın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Buna göre, tedbir talep edenin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.
Mahkemece, dava konusu kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına dair talep değerlendirilmeden önce yönetim kurulu üyelerinin görüşü alınmıştır.
Davacı vekili tarafından, dava konusu genel kurul toplantısının 3 numaralı maddesi ile alınan, davalı şirketin sermayesinin 500.000 TL'den, 79.500.000 TL'ye çıkarılmasına ve artırılan 79.000.000 TL'nin 71.100.000 TL'lik kısmının hâkim ortak ... A.Ş.'nin alacağından mahsup yoluyla, 7.900.000 TL'lik kısmının ise nakden karşılanmasına ilişkin kararın, davacının azınlık haklarının yok edilmesi amacını taşıdığı, davacının rüçhan hakkını kullanmasına engel olunduğu, davalı şirketin hakim ortak tarafından gerçekte olmadığı halde borç altına sokulduğu ve şirket hakkındaki özel denetim devam ederken ve henüz rapor düzenlenmeden alınan bu kararın usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de, yargılamanın bulunduğu aşama itibariyle iddia edilen hususların yaklaşık olarak ispat edilemediği ve yargılamayı gerektirdiği, kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına dair tedbir kararı verilmediği takdirde, HMK'nın 389/1 maddesinde belirtilen mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağı hususunda yeterli delil bulunmadığı, dava dosyası içindeki bilgi ve belgelere, yargılamanın bulunduğu aşamaya ve yargılamayı yürütüp uyuşmazlığı esastan karara bağlayacak olan İlk derece mahkemesinin takdirine göre ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin karar ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırılık ve kamu düzenine aykırılık olmadığı anlaşıldığından davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 02/07/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.