T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1098 Esas
KARAR NO: 2026/1127 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2026/210 Esas (Derdest Dava Dosyası)
TARİH: 16/03/2026 (Ara Karar Tarihi)
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
TALEP EDİLEN ALACAK : 2.189.758,71 TL
KABUL EDİLEN ALACAK : 2.189.758,71 TL
TEMİNAT BEDELİ: 437.951,74 TL (Alacağın % 20'si)
KARAR TARİHİ: 04/06/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TALEP: Talep eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı borçlu arasında ticari ilişki bulunduğunu, müvekkili şirketin, davalı şirkete teslim ettiği menkuller ve gayrimenkul karşılığında ... nolu 16.09.2025 tarihli 11.969.000-TL bedelli faturayı düzenlediğini, davalının bu faturaya hiçbir şekilde itiraz etmediğini, hatta fatura bedelinin bir kısmını da ödediğini ancak faturadan kaynaklı olarak bakiye 2.183.388-TL miktarı müvekkilinin tüm taleplerine rağmen ödemediğini, bu nedenle hakkında icra takibi başlatıldığını, takibe haksız olarak itiraz ettiğini beyanla müvekkilinin alacağının güvence altına alınması amacıyla davalının taşınmaz malları, araçları ve hakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:Mahkemece; davacı tarafından, aralarındaki ticari ilişki itibariyle davalı adına fatura düzenlendiği ve faturanın tamamen ödenmemiş olması sebebiyle taraflar arasındaki cari hesaba göre bakiye alacağının bulunduğunun ileri sürdüğü, yargılama kapsamında tensip zaptı işbu ara karar ile aynı tarihte düzenlenmiş olup dosya kapsamında henüz cevap dilekçesi bulunmamakla birlikte, icra dosyasına sunulan itiraz dilekçesi içeriğine bakıldığında davalı tarafça takibe konu edilmiş borcun parça parça ödendiği hususu ileri sürülerek "müvekkilin alacaklı şirkete borcu yoktur. Sözleşmeden kaynaklı borcunu parça parça ödemiştir. Bu sebepten borca, faize ve tüm ferilerine itiraz ediyoruz." şeklinde itiraz edildiği, dolayısıyla ara karar tarihi itibariyle dava dilekçesi, ekleri ve icra dosyası kapsamına göre mevcut delil durumu itibariyle alacağın varlığı ve miktarının yargılamaya muhtaç olduğu, takibin salt adi belge mahiyetindeki fatura/cari hesaba dayandığı, davanın bulunduğu aşama itibariyle henüz ticari defter ve sair ticari belgeler üzerinde de bilirkişi marifetiyle inceleme yapılmamış olduğu, henüz takibe konu edilmiş alacağın varlığı hususunda kanaat verici bir delilin dosya kapsamında bulunmadığı, dolayısıyla yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığı, her ne kadar davacı tarafça, davalı taraf aleyhine ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı doyasında kapsamında başlatılan -davalı haricinde başka takip borçlularının da yer aldığı- başka bir kambiyo senedine dayalı icra takibi nedeniyle de ödeme yapılmadığı için ve dolayısıyla davacı şirketin muaccel olan alacağını tahsil imkanı azaldığı iddiası ile davalının mal kaçırma amacı içerisinde olduğu iddia edilmişse de, ilgili durumun haciz sırasına yönelik takip hukukuna ilişkin olduğu ve somut olarak davalının mallarını gizlediği, mal kaçırdığı veya kendisinin kaçmaya hazırlandığı yahut alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunduğu hususunda dosya kapsamında somut delilin bulunmadığı gerekçesi ile ihtiyati haciz talebinin karar verilmiş ve karara karşı talep eden davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DAVACI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ;Takip dayanağı faturaya borçlu tarafından itiraz edilmediği ve faturanın cari hesaba kaydedildiği, müvekkilinin alacaklı olduğunun somut deliller ile desteklendiği, hatta fatura alacaklarının bir kısmının davalı tarafından ödendiği, bu durumun davalının borcu kabul ettiğini gösterdiği, İlk derece mahkemesince İİK 257. maddedeki koşullar oluşmasına rağmen ihtiyati haciz talebinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğu, davalı hakkında icra takibi başlatıldığı ve ödeme emrinin tebliği ile davalının temerrüde düşürüldüğü, alacağın vadesinin geldiği, davalının piyasaya yüklü miktarda borçlandığı ve borçlarını ödeyemediği, yargılama neticesinde müvekkilinin alacağı olduğuna hükmedilse dahi tahsil kabiliyetinin kalmayacağı, davalının mal kaçırma amacı içerisinde olduğu, bu sebeplerle ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Talep; faturaya dayalı alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali talebi ile açılan davada alacağın tahsilini teminen ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkin olup, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile talebin reddine karar verilmiş, karara karşı talep eden davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İİK'nın 257/1. maddesi uyarınca; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklar ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.
İİK'nın 258. maddesi uyarınca; ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüdür.
Somut olayda; davacı tarafından, davalıya teslim edilen menkul ve gayrimenkuller nedeniyle fatura düzenlendiği ve davalının faturaya itiraz etmediği, malların davalıya teslim edildiğinin iddia edildiği, dava dilekçesi ekinde fatura ve davacının muavin defter kaydının sunulduğu, davanın faturadan kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itiraz üzerine açıldığı, Mahkemenin ara karar tarihi itibariyle davalı tarafın davaya cevap vermediği ancak Mahkemece de kararda açıklandığı üzere, davalı tarafın icra takip dosyasına sunduğu dilekçesinde takibe, borcu ödediğinden bahisle itirazda bulunduğu, yani bu hali ile davalı tarafın fatura konusu borcu kabul ettiği ve dosyaya borcun ödendiğine dair bir belgenin sunulmadığı, dolayısıyla davacının vadesi gelmiş para alacağını yaklaşık olarak ispat ettiği, bu minvalde Mahkemece şartları oluşan ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine dair verilen kararın isabetsiz olduğu anlaşılmış ve talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ile yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE İstanbul 22. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/210 Esas ve 16/03/2026 tarihli ara kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce talep hakkında yeniden karar verilmek suretiyle,
2-Davacının ihtiyati haciz talebinin KABULÜ İLE; İİK'nın 257 ve müteakip maddeleri gereğince borçlunun 2.189.758,71 TL'lik borca yeterli miktarda taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine İHTİYATİ HACİZ KONULMASINA,
-İhtiyati haciz talep eden alacaklı tarafından İİK 259. ve HMK 87. maddeleri uyarınca yukarıda belirlenen ve kabul edilen 2.189.758,71 TL alacak miktarının takdiren %20'sine tekabül eden 437.951,74 TL tutarında nakdi veya Mahkemece kabul edilecek kati, süresiz ve muteber banka teminat mektubunu ilgili ilk derece mahkeme veznesine depo etmesi halinde ihtiyati haciz kararının yetkili icra müdürlüğünce infaz edilmek üzere ihtiyati haciz isteyene verilmesine,
-İİK'nın 261. maddesi uyarınca karar tarihinden itibaren on gün içinde infaz edilmemesi halinde ihtiyati haciz kararının kendiliğinden kalkmış sayılacağına,
3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan 2.002,00 TL başvuru harcının hazineye gelir kaydına, 732,00 TL karar harcının talep halinde iadesine,
4-İstinaf yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine,
5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine,
6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 04/06/2026 tarihinde HMK'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.