T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1140 Esas
KARAR NO: 2026/1214 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI: 2026/348 D.İş Esas - 2026/319 D.İş Karar
TARİHİ: 01/04/2026
TALEP: İhtiyati Haciz
KARAR TARİHİ: 12/06/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket yenilenebilir enerji santralleri işletmekte ve üretilen elektriği satmaktadır. Bu kapsamda borçlu şirketle yapılan sözleşme uyarınca toz, parça ve torbalı linyit kömür satışı hususunda anlaşma sağlanmış olup taraflar arasında devam eden ticari ilişki boyunca müvekkili şirket tarafından borçlu şirkete hasarsız, ayıpsız, tam ve eksiksiz teslim ve tedarik edildiğini, Müvekkili şirket ile borçlu şirket arasındaki Sözleşme kapsamında faturalar düzenlenmiş ve faturalara ilişkin ekstre işlendiğini, müvekkilinin söz konusu para alacağı TBK uyarınca muaccel olup rehinle teminat altına alınmadığından, İİK'nın 257. maddesine göre ihtiyati haciz talep etme hakkı doğduğunu, 9.795.235,18-TL tutarındaki alacağın tahsili için, borçlunun anılan rakamlar kadar menkul ve gayrimenkul mallarıyla gayri maddi hakları ve üçüncü kişilerdeki diğer hak ve alacakları üzerine takdiri mahkemeye ait olmak üzere teminatsız veya makul bir teminat karşılığında ihtiyati haciz konulmasına, yargılama gideri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 01/04/2026 tarih ve 2026/348 D.İş Esas - 2026/319 D.İş Karar sayılı kararında;
"...Somut olayda; İhtiyati haciz talep eden tarafın dilekçesi incelendiğinde; Borçlu ile alacaklı müvekkili arasındaki ticari ilişki dolayısıyla alacaklı müvekkili tarafından 9.795.235,18 TL tutarındaki alacağın tahsili için ihtiyati haciz talep ettiği anlaşılmıştır. Davacı tarafın ihtiyati haciz talebinin sözleşmeye ve faturaya dayandığı, talebin yargılamayı gerektirdiği anlaşılmakla yerinde görülmeyen haciz isteminin reddine karar verilmiştir." gerekçesi ile,
''1-Davacı vekilinin ihtiyati haciz isteminin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı talep eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin ihtiyati haciz taleplerine ilişkin değerlendirmesinin hem somut olayın ticari gerçekliğiyle hem de İİK m.258 kapsamında uygulanması gereken yaklaşık ispat ölçütü ile açıkça çelişmekte olduğunu, müvekkil ile borçlu şirket arasında akdedilen sözleşme uyarınca toz, parça ve torbalı linyit kömür satışı hususunda anlaşma sağlanmış olduğunu, taraflar arasında 2023 yılından itibaren süreklilik arz eden ticari ilişki kapsamında müvekkil şirket tarafından borçluya hasarsız, ayıpsız, tam ve eksiksiz şekilde mal teslimi gerçekleştirildiğini, bu teslimlerin her birinin sevk irsaliyeleri ile kayıt altına alındığını, bu teslimlere istinaden faturalar düzenlendiğini ve düzenlenen faturaların cari hesap ekstresine işlendiğini, müvekkil şirket sözleşmeden doğan edimlerini eksiksiz olarak yerine getirmiş olmasına rağmen borçlu şirket tarafından ödeme yükümlülüğünün ifa edilmediğini, borçlu şirketin müvekkil şirkete 9.795.235,18-TL tutarında ödenmemiş borcu bulunduğunu, bu hali ile müvekkil şirketin alacaklı olduğu hususunun sözleşme, faturalar, sevk irsaliyeleri ve cari hesap kayıtları ile birlikte değerlendirildiğinde açık ve tartışmasız şekilde ortaya konulmuş durumda olduğunu, nitekim taraflarınca sunulan sözleşme ile borçlu tarafa kesilmiş olan faturaların konu olduğu cari ekstre ve sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerinin eksiksiz olarak ifa edildiğini gösteren satış ve irsaliye listeleri birlikte değerlendirildiğinde, alacağın varlığına ilişkin kanaat oluşturulması bakımından aranan yaklaşık ispat şartının fazlasıyla sağlandığını, bu belgelerin alacağın soyut bir iddiaya değil, fiili teslimlere dayalı somut bir ticari ilişkiye dayandığını açıkça ortaya koyduğunu,
İhtiyati haciz yargılamasında alacağın kesin olarak ispatının aranmadığını, mahkemede kanaat uyandıracak ölçüde ortaya konulmasının yeterli olduğunu, somut olayda ise sunulan belgeler birlikte değerlendirildiğinde müvekkil şirketin alacaklı olduğu ve alacağın muaccel bulunduğunun açık olduğunu, yaklaşık ispat şartının tereddüde yer bırakmayacak şekilde sağlandığını, buna rağmen mahkemece alacağın “yargılamayı gerektirdiği” şeklindeki soyut ve genel bir gerekçeye dayanılarak talebin reddedilmesinin, yaklaşık ispat ölçütü yerine fiilen kesin ispat aranması sonucunu doğurmakta olduğunu, bu yaklaşımın ihtiyati haciz müessesesinin amacını ortadan kaldıracak nitelikte olduğunu, zira alacağın esasının yargılamaya konu olabilecek nitelikte olmasının ihtiyati haciz talebinin reddi için başlı başına bir gerekçe teşkil etmeyeceğini, her ne kadar alacağın esası bakımından yargılama yapılması mümkün ise de, somut olayda ihtiyati haciz talebini zorunlu kılan hususun, müvekkil şirketin alacağını temin altına alma ihtiyacı olduğunu, nitekim yapılan harici araştırmalar neticesinde borçlu şirket aleyhine çok sayıda icra takibi başlatıldığını, borçlunun malvarlığını azaltmaya yönelik tasarruflarda bulunduğunu ve alacaklıların alacaklarını semeresiz bırakma ihtimali doğduğunun anlaşıldığını, bu çerçevede borçlunun icra takibinden haberdar olması halinde malvarlığını kaçırma ihtimalinin kuvvetle muhtemel olması karşısında, müvekkil şirketin alacağının güvence altına alınabilmesi için ihtiyati haciz talebinde bulunulmasının zorunlu olduğunu, dolayısıyla borçlunun menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasının, alacağın ileride tahsil edilebilirliğinin sağlanması bakımından hukuki ve fiili bir zorunluluk arz ettiğini, aksi halde yargılama sonunda hüküm altına alınacak alacağın tahsil kabiliyetinin ortadan kalkacağını ve ihtiyati haciz müessesesinin koruma amacının tamamen işlevsiz hale geleceğini, somut olayda müvekkil şirketin alacaklı olduğu, bu alacağın cari hesap kayıtları ve sevk irsaliyeleri ile desteklendiği, sözleşme kapsamında edimlerin eksiksiz ifa edildiği ve kanunun aradığı yaklaşık ispat şartının sağlandığının açık olduğunu, yerel mahkemece hatalı değerlendirme ile verilen ret kararının kaldırılması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak ihtiyati haciz taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Talep, taraflar arasındaki kömür satış sözleşmesinden kaynaklı cari hesap alacağına ilişkin ihtiyati haciz istemine ilişkindir.
Mahkemece, ihtiyati haciz talebinin reddine, karar verilmiş, karara karşı talep eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Talep eden vekili talep dilekçesi ile; Taraflar arasında imzalanan kömür satış sözleşmesi kapsamında müvekkilinin yükümlülüklerini tam ve eksiksiz ifa etmiş olmasına rağmen borçlu şirket tarafından sözleşme'den doğan ödeme yükümlülüğü ifa etmediğini, borçlu şirketin müvekkili şirkete 9.795.235,18-TL ödenmemiş borcu bulunduğunu, yapılan tüm uyarılara rağmen borçlu şirket tarafından söz konusu muaccel borcun uzun süredir ödenmemesi, haricen yapılan araştırmada borçlu şirket aleyhine birçok icra takibi başlatıldığının ve alacakları semeresiz bırakmak için eylemlerde bulunduğunun öğrenilmesi ve borçlunun icra takibinden haberdar olduğu takdirde mallarını kaçırmasından endişe edilmesi sebepleriyle ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
İİK'nun 257/1.maddesinde "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir." hükmü, İİK'nın 258/1.maddesinde ise; "Alacaklı, alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur." hükmü yer almaktadır.
Somut olaya döndüğümüzde, talep eden tarafından talep dilekçesine ekli 04/10/2022 tarihli kömür satış sözleşmesi başlıklı sözleşmenin 3 maddesinde; Kömür bedelinin belirtilen şirket hesabına peşin olarak yatırılacağı, satıcı tarafından faturaların günlük kesileceği, düzenlenmiş olup bu düzenlemeye göre satış şeklinin peşin satış olduğu, talep edenin taraflar arasındaki bu satış sözleşmesinden kaynaklı açık hesaba dayalı karşı taraf şirketten alacaklı olup olmadığı ve miktarı açılacak bir eda davasında iddia ve savunma doğrultusunda yargılama içinde toplanıp incelenecek deliller ışığında ortaya çıkacağından talep eden tarafından dosyaya ibraz edilen satış sözleşmesi, cari ekstre, 2023-2024 yılı satış raporları talep edilen alacağının varlığı ve miktarı hususunda 6100 Sayılı HMK'nın 390/3 maddesine göre yaklaşık olarak ispata yeterli değildir. Karşı tarafın, mallarını kaçırmaya, gizlemeye veya kendisinin kaçmaya çalıştığını gösterir delil de sunulmamıştır. Bu hali ile, İİK 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediği, değişen durum ve şartlara göre de her zaman yeniden talepte bulunulabilecek olup buna göre, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin verilen karar, usul ve yasaya uygun olduğundan talep eden vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, talep eden vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Talep edenin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 12/06/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.