T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1155 Esas
KARAR NO: 2026/1186 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2026/213 D.İş - 2026/246 Karar
TARİH: 28/04/2026 (D.İş Karar Tarihi)
TALEP : Delil Tespiti, İhtiyati Tedbir
KARAR TARİHİ : 12/06/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; müvekkilinin babası ...'ın, dava konusu şirketi kurduğunu, müvekkilinin Marmaris 5. Noterliğinin 22.09.2022 tarihli ve ... yevmiye numaralı limited şirket pay devri sözleşmesi ile babası ...'tan şirket payını devraldığını, müvekkilinin şirketin gerçek ticari hacmi ile resmi kayıt görünümü arasında ciddi uyuşmazlıklar bulunduğunu fark ettiğini, şirketin kurulduğu günden itibaren oluşan kar ve sermaye payı hesabını istemesine rağmen kendisine hesap verilmediğini gördüğünü, müvekkilinin anlatımına göre şirket adresinin değiştirildiğini tesadüfen öğrenildiğini, şirket resmiyette yeni adrese taşınmış gösterilmiş olmasına rağmen, fiiliyatta şirket faaliyetlerinde esaslı hiçbir değişiklik olmadığını, çalışanların aynen faaliyetlerini sürdürmekte olduğunu, asıl altın ve takı stoku, ticari defterler, makbuzlar, POS dökümleri, muhasebe evrakı ve sair kayıt dayanağı belgeler yeni adreste değil, fiili ana işyeri olan ...’daki büyük dükkânda olduğunu, ... emtiasının niteliği gereği bu malvarlığının kısa sürede başka yerlere aktarılması; ticari defter, makbuz, slip, dijital veri ve kamera kayıtlarının ise süratle gizlenmesi veya ortadan her an kaldırılmasının mümkün olduğunu, delil tespiti bakımından, işbu talebin ivedilikle ve karşı taraf dinlenmeden incelenmesine, HMK m. 400 ve devamı uyarınca acele delil tespiti yapılmasına, keşfin öncelikle ... Mah. ... Cad. No: ... Şişli / İSTANBUL adresindeki fiili ana faaliyet alanında, gerekirse aynı gün tamamlayıcı olarak ... Mah. ... Cad. ... Apt. No: ... Şişli / İSTANBUL adresindeki tescilli merkezde yapılmasına, keşif sırasında .../ziynet emtiası konusunda uzman bilirkişi, SMMM/YMM bilirkişi, gerektiğinde bilişim bilirkişisi, çilingir ve kolluk refakati görevlendirilmesine, eski adresteki ve bağlantılı bölümlerdeki altın, takı, mücevherat ve sair kıymetli emtianın gramaj, ayar, cins ve adet bazında tek tek sayılarak envanterinin çıkarılmasına; kasa, çelik dolap, vitrin, arka oda, depo, iç kapı bağlantıları ve ortak kullanım alanlarının açılıp incelenmesine, ticari defterler, makbuzlar, fatura koçanları, slipler, POS cihazları, POS özetleri, bilgisayarlar, harici diskler, e-defter/e-fatura kayıtları, kamera kayıt cihazları ve sair kayıt dayanağı belgelerin tek tek tespit edilmesine; mümkünse dijital imajlarının alınmasına veya kopyalanarak muhafaza altına alınmasına, şirket ortağı/çalışanı olmadığı ileri sürülen ... adlı üçüncü kişiye ait ... POS cihazına ilişkin üye işyeri sözleşmesi, cihaz numarası, bağlı banka/ödeme kuruluşu hesabı, işlem tarihleri ve işlem hacmine ilişkin kayıtların ilgili banka ve kuruluşlardan ivedilikle celbine, .... A.Ş. Şişli Şubesi’ne ilişkin ticaret odası kayıtları, ticaret sicili ilanları, merkez/şube adres bilgileri, varsa adres değişikliği ve şube izin dosyaları ile bu lokasyondaki fiili kullanımın resmi kayıtlarla karşılaştırılmasına, ihtiyati tedbir bakımından, HMK m. 389 ve 391 uyarınca, şirkete ait veya şirket faaliyetinde kullanılan altın, takı ve sair kıymetli emtianın tespit sonrası mühür altına alınmasına yahut mahkemenin uygun göreceği güvenli muhafaza usulüne bağlanmasına, stoktan her türlü çıkış, satış, devir, teslim ve yer değişikliğinin kayyım onayına bağlanmasına, şirket adına tahsil edilen bedellerin şirket dışı kişi veya şahsi hesaplara aktarılmasının yasaklanmasına; şirket banka hesapları ile şirket faaliyeti kapsamında fiilen kullanılan POS ve ödeme kuruluşu hesaplarından yapılacak para çıkışlarının yalnız zorunlu olağan giderlerle sınırlı olmak üzere kayyımın müşterek onayına bağlanmasına, tapu müdürlüğüne müzekkere yazılarak İstanbul ili, Şişli ilçesi, ... Mahallesi ... ada 2 parselde 23 bağımsız bölüme ilişkin güncel tapu kayıtları, satış akit tabloları ve özellikle 17.01.2025 tarihli devre ilişkin tüm belgelerin ivedilikle celbine; halen şirket adına kayıtlı taşınmazlar bakımından yeni devir ve tasarrufları önleyici ihtiyati tedbir şerhi konulmasının değerlendirilmesine, tedbiren sınırlı yetkili kayyım bakımından, TTK m. 630/2-3 ve HMK m. 391 uyarınca, yalnız stok, kasa, banka/POS tahsilatı, ticari defter ve belgelerin muhafazası ile zorunlu ödemelerin denetimi konularında görevli sınırlı yetkili denetim/muhafaza kayyımı atanmasına, ticaret sicili müdürlüğüne, vergi dairesine, ilgili bankalara, ödeme kuruluşlarına, SGK’ya ve gerektiğinde ilgili idari mercilere müzekkere yazılarak şirketin ve ...Döviz’in güncel yetkili kayıtlarının, hesaplarının, POS/üye işyeri sözleşmelerinin, fiili faaliyet yerini gösteren kayıtların ve gerekli hareket dökümlerinin ivedilikle istenmesine, taleplerinin dosyaya sunulu belge ve emarelerle desteklenmiş olması nedeniyle mümkünse teminattan muaf tutulmalarına; aksi kanaatte olunursa makul ve düşük bir teminat takdirine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, talep etmiş olmakla dosya incelendi:
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesinin 28/04/2026 tarih ve 2026/213 D.İş - 2026/246 karar sayılı kararında; " Talep edenin taleplerinin esasa ilişkin yargılamada incelenmesi gereken hususlara yönelik olduğu, davacının taraf olarak gösterdiği diğer kişilerin adreslerinin araştırılması ve celbi talebinin kabulünün mümkün olmadığı, zira eldeki ihtiyati tedbir işinin incelenmesinin niteliği gereği acele işlerden olduğu, delil tespiti talebi bakımından şirketin olağan iş ve işlemlerinin organlarınca/temsilcilerince yürütüldüğü, bu sebeple esasa ilişkin dava açılması halinde şirketin tüm defter kayıtlarının incelenmesinin mümkün olduğu, yasal zorunluluk gereği defter kayıtlarının tacir tarafından saklanmakla yükümlü belgeler arasında bulunduğu, yine pos dökümlerinin de ilgili banka kayıtlarında yer alacağı, bu haliyle kaybolacak bir delilin söz konusu olmadığı, ihtiyati tedbir talebi bakımından şirketin tüm işleyişine ve ticari faaliyetlerine engel olacak şekilde mal varlığının muhafaza altına alınmasının ve işlem yapılmasının engellenmesinin mümkün olmadığı, talep edenin ne tür bir dava açacağını da belirtmeden taşınmazlar üzerinde de tedbir talebinde bulunduğu, TTK 614 gereği talep edenin önce şirkete karşı bilgi edinme hakkını kullanabileceği, Genel Kurulca istemin reddi halinde Mahkemeye başvurulabileceği, TTK 630 gereği sorumluların azline ilişkin dava açma hakkı da bulunduğu, yine esasa ilişkin dava açarak özel denetçi tayini isteyebileceği, talep edenin şirket zararlarının tazminine ilişkin eda davası da açabileceği, bu aşamada şirketin yetkili organlarınca / yetkililerince olağan işleyişin sürdürüldüğü anlaşılmakla, şartları oluşmayan tedbir ve tespit taleplerinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir."gerekçesi ile,
'' 1-Talep eden vekilinin şartları oluşmayan tedbir ve tespit taleplerinin REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı talep eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Delil tespiti ve tedbir talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının, babası ...’tan 22.09.2022 tarihli pay devri ile şirket payını devraldığını, buna rağmen şirketin gerçek ticari hacmi, kâr birikimi, stok yapısı ve tahsilat düzeni hakkında sistematik biçimde dışlandığını, aile bağının, bu dosyada güven ilişkisi değil; davacının ortaklık hakkının fiilen etkisizleştirilmesinde kullanılan bir örtü hâline getirildiğini, davacının yıllara yayılan emeğinin ve ortaklık hakkının, akrabalık ilişkisi de kötüye kullanılmak suretiyle kanuna aykırı biçimde denetim alanı dışına çıkarıldığını,
Delillerin kaybolma ihtimali olmadığı gerekçesinin, somut olayın ve ... sektörünün doğasına açıkça aykırı olduğunu, mahkemenin ticari defterlerin saklanma yükümlülüğüne dayanarak delil tespiti ihtiyacını zayıf gördüğünü, oysa somut olayda talep edilen delilin, sadece resmî defterlerden ibaret olmadığını, ana delilin, fizikî stok olduğunu, ... faaliyetinde stok kaleminin; muhasebe ekranındaki soyut rakam değil, fiilen taşınabilir altın, takı, mücevherat ve sair kıymetli emtia olduğunu, dosyaya sunulan resmî verilerde şirket stoklarının 52.300.708,70 TL’den 199.333.950,26 TL’ye, aktif toplamının ise 95.149.209,22 TL’den 218.160.802,07 TL’ye yükseldiğinin görüldüğünü, böyle bir şirket bakımından “stok sonradan da incelenir” kabulünün, hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dosyada eski adresteki ana faaliyet alanında kasa, çelik dolap, arka oda, depo, bodrum ve bağlantılı bölümlerin bulunduğunun; asıl emtia ve kayıt dayanaklarının burada tutulduğunun ileri sürüldüğünü, davacının son beyanında keşfin yalnız vitrinle sınırlı kalmasının maddi gerçeği ortaya çıkarmaya yetmeyeceğinin; bodrum, kasa, depo, çelik dolap ve dijital kayıt alanlarının da incelenmesi gerektiğinin özellikle belirtildiğini, bu hususun, delilin yalnız “defter” değil, yer değiştirebilir fiilî malvarlığı ve fiilî mekân düzeni olduğunu gösterdiğini, HMK m.400/2 uyarınca, delilin hemen tespit edilmemesi hâlinde kaybolacağı yahut ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimali varsa hukuki yararın var sayılacağını, HMK m.403'ün ise hakların korunması bakımından zorunluluk bulunan hâllerde karşı tarafa tebligat yapılmaksızın da delil tespiti yapılabileceğini açıkça düzenlediğini, somut olayda bu şartın gerçekleştiğini,
Üçüncü kişinin POS cihazı ve kayıt dışı tahsilat iddiasının, salt banka müzekkeresi ile açıklığa kavuşamayacağını, zira iddianın; şirketin kendi adına çalışan resmî POS sistemi ile yaptığı tahsilattan ibaret olmadığını, iddianın, şirket ortağı/çalışanı olmadığı belirtilen ... adlı üçüncü kişi adına kayıtlı ... cihazı üzerinden tahsilat yapıldığı; böylece şirket satış hasılatı ve nakit akışının şirket kayıt sistemi dışına çıkarılmış olabileceği yönünde olduğunu, bu olgunun bankadan soyut hesap ekstresi istemekle tam olarak çözülemeyeceğini, burada aranan şeyin yalnız hesap hareketi değil; fiilî tahsilat düzeninin, cihazın mekândaki varlığının ve kayıt dışı akış şüphesinin yerinde saptanması olduğunu,
TTK m.614 yolunun, somut olayda tek başına etkili ve yeterli bir koruma aracı olmadığını, somut dosyada tartışılan tablonun; sıradan bir şirket içi bilgi uyuşmazlığı olmadığını, dosyada, 12.02.2024 tarihli 35 sayılı ortaklar kurulu kararındaki davacı adına görünen imzanın davacıya ait olmadığının açıkça inkâr edildiğini, şirketin resmiyette yeni adrese taşınmış gösterilmiş olmasına rağmen fiilî faaliyet, çalışanlar ve evrak düzeninin eski adreste sürdüğünün ileri sürüldüğünü; böylece şirket iradesinin ve şirket merkezinin görünürde başka, fiiliyatta başka yürütüldüğüne ilişkin ciddi emareler ortaya konduğunu, bu koşullarda kötü niyetli olduğu ileri sürülen yöneticilere önce “bilgi veriniz” çağrısı yapmanın, delili koruyan değil, delilin görünümünü değiştirmek için süre tanıyan bir sonuç doğuracağını, ayrıca TTK'nun 614 maddesinin HMK m.389 ve m.400 kapsamında acil koruma ihtiyacını ortadan kaldıran bir ön şart düzenlemesi olmadığını, TTK m.614/3’te genel kurulun bu hakkı haksız yere engellemesi hâlinde mahkemenin karar vereceğinin belirtildiğini, TTK m.630/2-3’te ise haklı sebeplerin varlığında yöneticilerin yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılması veya sınırlandırılmasının mahkemeden istenebileceği düzenlendiğini, dolayısıyla kanun sistematiğinin, bilgi alma hakkı ile acil korumayı birbirinin alternatifi değil; birbirini tamamlayan araçlar olarak kurduğunu,
Dosyada soyut şüphe değil, resmî verilerle desteklenmiş ağır emareler bulunduğunu, davacının ikinci beyan dilekçesinde şirket stoklarının 199.333.950,26 TL seviyesine çıktığını,“ortaklara borçlar” kaleminin 9.148.069,80 TL’den 77.009.857,73 TL’ye yükseldiğini, adres değişikliğinin 12.02.2024 tarihli karar ve 14.02.2024 tarihli noter tasdikine dayandırıldığını, ancak davacı adına görünen imzanın davacıya ait olmadığını, resmî adres ile fiilî faaliyet arasında açık çelişki bulunduğunu, keşfin vitrinle sınırlı kalması hâlinde dosyanın ana gerçeğinin ortaya çıkmayacağını ve bodrum/depo/kasa bağlantılarının da incelenmesi gerektiğini açıkça belirttiğini, bunların soyut kuşku değil; resmî mali veriler ve fiilî kullanım emareleriyle desteklenmiş vakıalar olduklarını, ayrıca ilk dava dilekçesinde; ... hattındaki büyük dükkânın fiilî ana faaliyet alanı olduğu, yeni yerin küçük ve tali nitelikte kaldığı, ...Döviz’in iki ... ... hattı arasında yaklaşık 10 m²’lik küçük bir alan olduğu ve iç bağlantı kapısının ortak kullanım, ortak personel, ortak kasa/POS ve ortak evrak dolaşımı ihtimalini güçlendirdiği hususlarının açıklandığını, bu olguların, keşif yapılmaksızın masa başında değerlendirilebilecek nitelikte olmadıklarını,
Mahkemenin, ölçülülük incelemesi yapmadan topyekûn ret kararı verdiğini, şirketin tüm ticari faaliyetini felç edecek nitelikte sınırsız ve süresiz bir müdahalenin her olayda mümkün olmadığını, ancak somut olayda mahkemenin yapması gereken şeyin, talepleri bütünüyle reddetmek değil; ölçülü olanı ayırmak olduğunu, en azından, eski ve yeni adreste keşif, fiilî stok sayımı, kasa, depo, bodrum, bağlantılı alanlar ve dijital kayıt yerlerinin tespiti, adres değişikliği karar ve noter asıllarının celbi, imza aidiyeti incelemesi, dijital kayıtlar ile POS/kamera verilerinin korunmasına yönelik dar muhafaza tedbiri, kasa, POS tahsilatı ve ticari defterlerle sınırlı dar yetkili denetim/muhafaza kayyımı, yönlerinden kısmi kabul veya daraltılmış koruma değerlendirmesi yapılması gerektiğini, HMK m.391'in, mahkemeye tedbire konu mal veya hakkın muhafaza altına alınması yahut zararı önleyecek her türlü tedbire karar verebilme yetkisi tanıdığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 09.07.2024 tarihli, 2023/2086 E., 2024/5676 K. sayılı kararında uyuşmazlığın limited şirket yöneticisinin azli istemine ilişkin olduğunu, kararın, TTK m.630 ekseninde yöneticinin azli talebinin yargısal denetime elverişli olduğunu gösterdiğini, bu kararın, şirket içi ağır güven ihlallerinin “sadece genel kurul meselesi” olarak görülemeyeceğini, haklı sebep varsa mahkeme müdahalesinin mümkün olduğunu teyit ettiğini, somut olayda ise imza inkârı, fiilî adres-resmî adres çelişkisi, 199 milyonluk stok, 77 milyonluk ortak cari hareketi ve üçüncü kişi POS emaresi birlikte değerlendirildiğinde, haklı sebep eşiğinin altında değil üstünde bir tablo olduğunu,
İleri sürerek; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, delil tespiti talebinin kabulü ile keşfin öncelikle ... Mah. ... Cad. No: ... Şişli / İSTANBUL adresindeki fiilî ana faaliyet alanında, gerekirse aynı gün tamamlayıcı olarak ... Mah. .... ... Apt. No: ... Şişli / İSTANBUL adresindeki tescilli merkezde yapılmasına, keşif sırasında .../ziynet emtiası konusunda uzman bilirkişi, SMMM/YMM bilirkişi, gerektiğinde bilişim bilirkişisi, çilingir ve kolluk refakati görevlendirilmesine, eski ve yeni adresteki vitrin, kasa, çelik dolap, arka oda, depo, bodrum kat ve bağlantılı bölümlerde bulunan altın, takı, mücevherat ve sair kıymetli emtianın gramaj, ayar, cins ve adet bazında envanterinin çıkarılmasına, ticari defterler, makbuzlar, fatura koçanları, POS cihazları, POS özetleri, bilgisayarlar, harici diskler, e-defter/e-fatura kayıtları ve kamera kayıt cihazlarının tek tek tespitine; mümkünse dijital imajlarının alınmasına veya kopyalanarak muhafaza altına alınmasına, şirket ortağı/çalışanı olmadığı ileri sürülen ... adlı üçüncü kişiye ait ... cihazı ile ilgili işyerinde fiilî kullanım tespiti yapılmasına; buna bağlı banka/ödeme kuruluşu ve üye işyeri kayıtlarının celbine, 12.02.2024 tarihli 35 sayılı ortaklar kurulu kararı ile 14.02.2024 tarihli noter tasdik belgelerinin asıllarının getirtilmesine; davacı adına görünen imzanın aidiyet incelemesine tabi tutulmasına, şirket stokları, kasa, POS tahsilatı, ticari defter ve belgeler ile dijital kayıtların korunması amacıyla dar kapsamlı ihtiyati tedbire karar verilmesine, özellikle stok, kasa, banka/POS tahsilatı, ticari defter ve belgelerin muhafazası ile zorunlu ödemelerin denetimi alanında görevli sınırlı yetkili denetim/muhafaza kayyımı atanmasına, tüm taleplerin bu aşamada kabulü mümkün görülmez ise, en azından iki adreste keşif ve stok sayımı yapılmasına, adres değişikliğine dayanak belgelerin asılları getirtilerek imza aidiyeti incelemesi yaptırılmasına, dijital kayıtlar, POS verileri ve kamera kayıtlarının korunmasına yönelik dar kapsamlı muhafaza tedbirine karar verilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı taraflara yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Talep; davacının ortağı olduğu davalı şirketin eski ve yeni adresinde ileride açılacak davaya esas olmak üzere mali bilirkişi, gerektiğinde bilişim bilirkişisi, çilingir ve kolluk marifetiyle delil tespiti yapılması, davalı şirkete tedbiren denetim kayyımı atanması, şirkete ait veya şirket faaliyetinde kullanılan altın, takı ve sair kıymetli emtianın tespit sonrası tedbiren muhafaza alınması, stoktan her türlü çıkış, satış, devir, teslim ve yer değişikliğinin tedbiren atanacak kayyım onayına bağlanması, şirket adına tahsil edilen bedellerin şirket dışı kişi veya şahsi hesaplara aktarılmasının tedbiren yasaklanması, şirket banka hesapları ile şirket faaliyeti kapsamında fiilen kullanılan POS ve ödeme kuruluşu hesaplarından yapılacak para çıkışlarının yalnız zorunlu olağan giderlerle sınırlı olmak üzere tedbiren kayyımın müşterek onayına bağlanması, İstanbul ili, Şişli ilçesi, ... Mahallesi ... ada 2 parselde 23 bağımsız bölüme ilişkin güncel tapu kayıtları, satış akit tabloları ve özellikle 17.01.2025 tarihli devre ilişkin tüm belgelerin ivedilikle celbi ile halen şirket adına kayıtlı taşınmazlar bakımından yeni devir ve tasarrufların tedbiren önlenmesi, TTK'nun 630/2-3 ve HMK'nun 391 maddeleri uyarınca, yalnız stok, kasa, banka/POS tahsilatı, ticari defter ve belgelerin muhafazası ile zorunlu ödemelerin denetimi konularında görevli sınırlı yetkili denetim/muhafaza kayyımı atanması istemlerine ilişkindir. Mahkemece delil tespiti ve tedbir istemlerinin reddine karar verilmiş, karara karşı talep eden vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
6100 Sayılı HMK'nun 341/1 fıkrası uyarınca ilk derece mahkemelerince verilen nihai kararlar ile İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararlarına, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulabilir. HMK'nun 400 ve devamı maddelerinde düzenlenen delil tespiti istemleri hakkında verilen kararlar, HMK'nun 341/1 fıkrası kapsamında yer alan kararlardan olmadığından, talep eden vekilinin delil tespiti isteminin reddine yönelik karara karşı yaptığı istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 341 ve 352 maddeleri uyarınca usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
HMK'nun 389/1 fıkrası uyarınca; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nun 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir.
Somut olayda; davacının mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere ne tür bir dava açılacağını açıklamaksızın, şirketin tüm faaliyetlerini etkileyecek nitelikte tedbir isteminde bulunduğu, ancak HMK'nun 390/3 fıkrası uyarınca tedbir isteyenin davanın esasına ilişkin haklılığını yaklaşık düzeyde ispat eder delil sunmasının, yine HMK'nun 389 maddesi uyarınca tedbirin konusunun uyuşmazlığın konusuna da teşkil ettiğini ortaya koymasını zorunlu olduğu, talep eden tarafından sunulan talep ve beyan dilekçelerinde açılacak davanın türüne ve bu davada ileri sürülecek talep ya da taleplerin ne olacağına dair somut bir açıklama bulunmadığı, öte yandan talep dilekçelerinde ileri sürülen iddiaları yaklaşık düzeyde ispata yarar delil de bulunmadığı, bu durumda mahkemece yasal koşulları oluşmayan tedbir isteminin reddedilmesinin dosya kapsamına uygun olduğu, aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından tedbir isteminin reddine yönelik karara karşı yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan, delil tespiti isteminin reddine yönelik karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ise 6100 Sayılı HMK'nun 341 ve 352 maddeleri uyarınca usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Talep edenin ihtiyati tedbir talebinin reddi kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Talep edenin delil tespiti isteminin reddi kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 341 ve 352 maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,
3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,
5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
6-Artan gider avansı varsa talep halinde iadesine,
7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 12/06/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.