T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/869 Esas
KARAR NO: 2026/971 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2025/1163 Esas - 2026/152 Karar
TARİHİ: 13/02/2026
DAVA: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 07/05/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının ... büyük sanayi çuvalı üreterek, davacı şirkete ihracatını yaptığını, davalı şirket ile davacı arasında 2019 yılından bu yana ticari ilişki içinde olduğunu, davalı şirketin yanmaz kumaş satın aldığını, davacı şirkete yanmaz kumaştan sanayi çuvalı üretmesi için davacının, davalı şirketin hesabına 23/01/2025 tarihinde avans ödemesi yaptığını, davalı şirketin bu avans ödemesini aldıktan sonra, sanayi çuvalı üreterek ödeme yaptığını, ancak 23/01/2025 tarihi itibariyle bakiye avans ödemesi için davacı şirkete sanayi çuvalı üretmediğini ve aldığı avansı davacı şirkete geri ödemediğini belirterek, davacı şirketin davalıdan bakiye avans alacağının tahsilini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 13/02/2026 tarih ve 2025/1163 Esas - 2026/152 Karar sayılı kararında;
"......Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır." düzenlenmiştir. İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/849 Esas sayılı dava dosyasının, mahkememizin 2025/1163 Esas sayılı davasından daha önce açıldığı, dosyalar arasında taraf birliği, hukuki sebep ve deliller yönünden bağlantı bulunduğu, delillerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği ve usul ekonomisi de nazara alınarak HMK.nun 166/1, 4 madde ve bendleri uyarınca mahkememiz dosyasının, daha önce açıldığı anlaşılan İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/849 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
" gerekçesi ile,
''1-HMK 166. maddesi uyarınca iş bu dava dosyasının İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/849 Esas sayılı dosyası ile BİRLEŞTİRİLMESİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı şirketin davacı şirket; müvekkil şirkete yöneltmiş olduğu alacak iddialarını farklı sebeplere dayandırarak, farklı şirketlere karşı ileri sürerek farklı mahkemeler huzurunda şansını denediğini, iyi niyet ve dürüstlük kuralına aykırı davrandığını, HMK'nın 116. maddesinin somut olaya hatalı uygulandığını, maddi ve hukuki tasnifte hataya düşülerek konusu ve sebepleri birbirinden farklı aralarında herhangi bir bağlantı bulunmayan, farklı temellere dayandırılmaya çalışıldığını, farklı aşamalarda olan iki davanın birleştirilmesine karar verildiğini, birleştirilen iki dosya arasında herhangi bir bağlantı bulunmadığını, birisi hakkında verilecek hüküm diğeri açısından herhangi bir etki doğurmadığı gibi beklenici mesele yapılmaya dahi gerek olmadığını, bahsi geçen iki davanın ayrı ayrı görülmesi, her bir dosyanın kendi seyrinde, kendi delil toplama süreçleriyle daha hızlı ve etkin bir şekilde sonuçlandırılmasını sağlayacağını, iki davanın birleştirilmesinde hukuki yarar da bulunmadığını, öte yandan her iki davada yer alan ispat külfetinin farklı tarafta olduğunu, aynı sözleşmesel ilişkiye dahi dayanmayan talepler karşısında aynı mahkeme nezdinde bu iki davanın görülmesinin çok daha zor ve karmaşık olacağını,
Davacı şirketin müvekkil şirketten herhangi bir alacağı bulunmadığını, müvekkil şirketi zor durumda bırakmak, üzerinde baskı kurmak, ticari itibarı zedelemek ve sebepsiz zenginleşmek amacıyla hukukun sağladığı imkanları kötüye kullandığını, huzurdaki davaya konu ettiği alacak iddiasına ilişkin itirazın kaldırılması veyahut iptali davası açması halinde aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilme ihtimalini bertaraf etmek amacıyla huzurdaki davayı alacak davası olarak ikame ettiğini,
Birleşen dosyadaki alacak iddiasının ispatı için Ticaret Sicil kayıtlarının detaylı incelenmesi, şirket defterlerinin celbi, banka hesap hareketlerinin araştırılması, şirket ortaklarının ve yöneticilerinin dinlenmesi gibi ek ve kapsamlı delil toplama faaliyetlerinin gerekeceğini, bu durumun asıl dosyanın zaten belirli bir aşamaya gelmiş olan yargılamasını gereksiz yere uzatacağını ve usul ekonomisi ilkesine aykırılık teşkil edeceğini, müvekkil şirket açısından telafisi güç ve imkansız sonuçlara yol açacağını, davaların ayrı ayrı görülmesinin daha hızlı ve etkin bir şekilde sonuçlandırılmasını sağlayacağını,
Yerel mahkemenin her iki dava dosyasının birleştirilmesine dair kararının usul ekonomisi ve adil yargılanma hakkı ilkelerine aykırılık teşkil ettiğini, yargılamanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesini engellediğini, davacı şirket dava dilekçesinde 27.519,00 USD'nin avans ödemesi olduğunu iddia etmiş ise de müvekkil şirkete gönderilmiş olan bu para proformaya istinaden ödeme olup ürünün zaten davacı şirketçe teslim alındığını, bu sebeple davacı şirketin iddiasının aksine zaten müvekkil şirketin herhangi bir geri ödeme borcu da bulunmadığını, buna rağmen davacı şirketin müvekkil şirket aleyhine 28.393,56 USD talepli icra takibi başlattığını, işbu takibe taraflarınca itiraz edilmiş olmasına karşın itirazın iptali veyahut kaldırılması hakkında bir dava açmamış olduğunu ve huzurdaki davayı ikame ettiğini, davacı şirketin mezkur icra dosyasında müvekkil şirketten 28.393,56 USD alacaklı olduğunu iddia ederken huzurdaki davada 27.519,62 USD alacaklı olduğunu iddia ettiğini, bu haliyle davacı şirketin kendi içinde tutarsız ve çelişki içinde olduğunu,
Davacı şirketin taraflar arasındaki ticari ilişki sebebiyle müvekkil şirkete para göndermiş olduğunu, ancak davacı şirketin müvekkil şirkete yapmış olduğu ödemeler karşılığında müvekkil şirketten mal satın almış olduğunu, bu durum da fatura ve gümrük beyannameleri ile ispatlanmış olduğundan müvekkil şirketin davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığının ispatlanmış olduğunu, gelinen aşamada davanın reddinin gerektiğini,
HMK'nın 190. maddesi uyarınca ispat yükünün davacı şirkete ait olduğunu huzurdaki dava da HMK 318. maddesince basit yargılama usule tabi olduğundan ve dava dilekçesinin verilmesiyle sona ermiş olduğundan bu aşamada davacı şirketin maddi ve hukuki dayanaktan yoksun iddiasını hiçbir suretle ispat edemediğini, zira huzurdaki davada davacı şirketin müvekkil şirkete göndermiş olduğu paranın karşılığında kendisine mal gönderilmiş olduğunun özellikle gümrük beyannameleri ile de kesin olarak ispatlandığını, öte yandan müvekkil şirketin davacı şirkete bu para karşılığı ürünlere ilişkin olarak fatura tanzim etmiş olduğunu, bu faturalara davacı şirket tarafından itiraz edilmediğini, bu itibarla da fatura içeriğini kabul etmiş halde olduğunu, faturası düzenlenmiş olan ürünler de gümrük beyannameleriyle ispatlandığı gibi davacı şirkete gönderilmiş olduğundan işbu davada davacı şirketin iddiasını ispatlamamış olduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin birleştirme kararının yeniden değerlendirilerek birleşen 2025/1163 Esas ve 2026/152 Karar sayılı dosyanın asıl dosyadan ayrılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava, bakiye avans ödemesinin istirdadı istemine ilişkindir.
Mahkemece, iş bu dava dosyasının İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/849 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Somut olayda davacı vekili dava dilekçesi ile, davalı şirketin, ... büyük sanayi çuvalı üreterek, müvekkili şirkete ihracatını yaptığını, davalı şirket ve müvekkili şirketin 2019 yılından bu yana yaklaşık altı buçuk yıldan beri ticari ilişki içinde olduğunu, davalı şirketin, “yanmaz kumaş” denilen özel bir kumaş satın alarak müvekkili şirkete, bu yanmaz kumaştan “sanayi çuvalı” üretmesi için, müvekkili şirketin, davalı şirketin ...Bankası A.Ş.'nin Hadımköy Şubesi'nde bulunan hesabına 23.01.2025 tarihinde 42.500 USD "avans" ödemesi gönderdiğini, davalı şirket, bu avans ödemesini aldıktan sonra, 14.980,39 USD karşılığında müvekkili şirkete sanayi çuvalı üreterek bu meblağı ödediğini ancak, 23.01.2025 tarihi itibariyle bakiye 27.519,61 USD avans ödemesi için müvekkili şirkete sanayi çuvalı üretmediği gibi aldığı "avansı" da geri ödemediğini ileri sürerek bakiye avans ödemesinin istirdadını talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davacı tarafından benzer iddia ile İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2025/849 Esas sayılı dosyası ile de itirazın iptali davası ikame edildiğini beyan etmiş, mahkemece bu dosyanın uyap kayıtları getirtilerek incelenmiştir.
İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/849 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; Eldeki davanın davacısı tarafından eldeki davanın davalısına karşı 21/11/2025 tarihinde itirazın iptali davası açıldığı, davacı taraf dava dilekçesi ile; Davalı şirkete “sanayi çuvalı” (PP big bag) üretmesi için, davalı şirketin ...Bankası A.Ş.'nin Hadımköy Şubesi'nde bulunan hesabına 14.02.2025 tarihinde 42.500 USD, 03.03.2025 tarihinde 42.500 USD ve 30.04.2025 tarihinde 27.500 USD olarak toplam 112.500 USD "avans" ödemeleri yaptığını, ancak davalı şirketin, bu avans ödemelerinin karşılığında, sanayi çuvalı üretmediğini ve aldığı 112.500 USD "avansı" da geri iade etmediği, bu avans ödemesinin iadesi için icra takibi başlatıldığını, takibe itiraz üzerine itirazın iptali davası açıldığını belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
6100 Sayılı HMK'nın "Davaların Birleştirilmesi" başlıklı 166/2 maddesinde; (2) Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren, bununla bağlıdır,'' hükmünü içermektedir.
İşbu dosyada davanın konusu avans ödemesinin istirdadı istemine ilişkin olduğu, birleştirilen İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/849 esas sayılı dosyasının dava konusunun da benzer oduğu,, her iki davanın taraflarının aynı olduğu, her iki davanın konusunun aynı ticari ilişkiden kaynaklandığından delillerin birlikte değerlendirilmesi ve usul ekonomisi de gözetildiğinde her iki dosyanın birlikte görülüp karara bağlanması gerekmektedir. Mahkemece birleştirme kararı verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Bu sebeple davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin sair istinaf sebepleri davanın esasına ilişkin olduğundan, mahkemece yapılacak yargılama sırasında tartışılıp değerlendirilmesi gerektiğinden dairemizce değerlendirilmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalı üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 07/05/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.