T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/905 Esas
KARAR NO : 2025/2126 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2020/575 Esas - 2022/948 Karar
TARİH: 14/11/2022
DAVATicari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
KARAR TARİHİ: 11/12/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin davalı şirketin ortağı olduklarını, davalı şirketin 2019 hesap yılına ait olağan genel kurul toplantısının 22/07/2020 tarihinde gerçekleştirildiğini, taraflarınca genel kurula vekaleten katılım sağlandığını, toplantı kararlarına ret oyu kullanıldığını ve tutanağa muhalefet şerhi işletildiğini, bilanço kayıtlarındaki kayıtların davalı şirketin fiili durumu ile bağdaşmadığını, karın düşük gösterildiğini, anılan nedenlerle 2019 yılına ait finansal tablolar ile bilanço ve gelir tablosunun onaylanması ve yönetim kurulunun ibrasının hukuka aykırı olduğunu, davalı şirketin kar payı dağıtmama kararının hukuka aykırı olduğunu, TTK 449. madde uyarınca genel kurul kararının uygulanmasının durdurulmasını talep ettiklerini belirterek davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların şirketteki hisse oranlarının davacı başına %0.03 civarında olduğunu, etki kuralı değerlendirildiğini davacıların iyi niyetli olmadıklarının açık olduğunu, daha önce kar payı konusuna ilişkin olarak bakanlık şikayetinde de bulunulduğunu ve bu konuda bakanlıkça inceleme yapıldığını, 2008 yılında oluşan 14.136.975,00 TL zararın diğer yıllar karı ile kapatıldığının ortaya çıktığını, dolayısıyla dava dilekçesinin aksine sistematik kar dağıtılmaması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, 2019 yılı dönem net karının 1.861.357,94 TL olduğunu, bilindiği üzere pandemi nedeniyle 17/05/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 31130 sayılı tebliğ nedeni ile 2019 yılı net karının %25'ine kadar nakden kar dağıtımına karar verilebileceği geçmiş yıl karları ve serbest yedek akçeler dağıtılamaz hükmünün dikkate alındığını, bu düzenlemelerin şirketin ekonomik durumu, pandemi nedeniyle oluşan belirsizlikler ve ülkede yaşanan finansal gelişmeler dikkate alındığında doğal hayatın olağan akışına uygun olduğunun açık olduğunu belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 14/11/2022 tarih ve 2020/575 Esas - 2022/948 Karar sayılı kararında; "Dava, genel kurul karar iptali davasıdır.Taraflar arasındaki ihtilafın; Davacıların dava açmakta hukuki yararlarının olup olmadığı, davalı şirketin 22.07.2020 tarihinde yapılan 2019 yılına ait genel kurul toplantısında; “2019 yılı dönem net karının dağıtılıp dağıtılmayacağının görüşülerek karara bağlanmasına” dair kararın kanuna, dürüstlük kuralına uygun olup olmadığı, iptal şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı görülmüştür.Mahkememizin 08/11/2021 tarihli celse ara kararı uyarınca mahkememiz 1 nolu celse ara kararları uyarınca bilirkişi incelemesi için dosyanın mali bilirkişi ...'a dosyanın tevdi ile, bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilerek davacı iddiası, davalı savunması, genel kurul tutanağı, şirket kayıtları ve tüm dosya kapsamınca inceleme yapılarak genel kurulda alınan dava konusu kararının kanun, şirket ana sözleşmesi ve dürüstlük kuralına uygun olup olmadığı, iptal şartlarının oluşup oluşmadığına ilişkin denetime açık rapor sunmalarının istenilmesine karar verilmiştir. Bilirkişi heyeti raporunda özetle; "Bu bağlamda ifade edilmesi gereken diğer nokta, davalı şirketin kâr payı dağıtılmasına ilişkin getirilen yasak hakkında beyanlarıdır. Gerçekten de kanun koyucu 2019 yılı kârının dağıtılmasını %25 ile sinırlandırmış ve geçmiş dönemlerden elde edilmiş olan kâr paylarının dağıtılmasını da engellemiştir. Ancak davalı şirket 2019 vılı kârından hiç kâr payı dağıtmamış olup, savunmasında bu norma islinat etmesinin hukuken bir karşılığı yoktur. Ayrıca 2015 kâr payı ödemesinin 2018 yılında yapılmış olması 2019 yılı için kâr payı dağıtımının önünde bir engel olmadığı gibi davalı şirketin 2019 yılı bilançosuna göre 30 milyon TL'den fazla dağıtılmamış geçmiş dönem kârı bulunması karşısında 2019 yılı için yasal sınırlar (%25'ten fazla olmayacak şekilde) dâhilinde kâr payı dağıtmasının önünde bir mani olmadığı kanaatı hasıl olmuştur.Hukuki tavsifi ve nihal takdiri mahkemeye ait olmak üzere, davalı şirketin kâr payı dağıtılmamasına ilişkin genel kurul kararının yukarıda açıklanan sebeplerle dürüstlük kuralına aykırı ve kabili iptal olduğu" şeklinde görüş bildirmişlerdir. 6102 sayılı TTK ''İptal sebepleri'' başlıklı 445. maddesine göre, ''446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.'', ''İptal davası açabilecek kişiler'' başlıklı 446/1-b maddesinde ''Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri...'' hükmü mevcuttur.Bu açıklamalara göre, somut olaya gelindiğinde, davacının iptalini talep ettiği " kar dağıtılmasının görüşülmesine ilişkin" karar ile ilgili olarak, mahkememizce TTK 445. madde koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği irdelenmiş olup, iptali talep olunan genel kurul toplantısına davacıların katıldığı ve toplantının sonuna kadar da ayrılmadıkları anlaşılmış, davacıların iptalini talep ettikleri dava konusu genel kurul kararına ilişkin olarak bu toplantıda muhalefet şerhi ile oyunu olumsuz olarak kullandığı görülmüş, davanın üç aylık yasal süre içinde açıldığı anlaşılmıştır.Bilirkişi raporunda da haklı olarak açıklandığı üzere kâr payı ortaklar açısından vazgeçilemez nitelikteki haklardan olup, kâr payının dağıtımının sınırlandırılması mümkün ise de genel kurulların uygulamada her yıl verdikleri dağıtmamaya ilişkin kararlar sonucunda ortakların bu hakka ulaşmasının fiilen engellemesine neden olmaktadır. Şirket operasyonel olarak zarar etmediyse, ve yapacağı yatırımlar için kaynak ihtiyacı yoksa veya gerçekleşmesi muhtemel bir tehlikenin savuşturulması için ek kaynağa gerek yoksa şirket ortaklığından dolayı beklenilen kar payının dağıtılması gerekir. 2015 yılı kâr payı ödemesinin 2018 yılında yapılmış olmasının, 2019 yılı için kâr payı dağıtılmamasına gerekçe olmamalıdır. Yapılan mali incelemede davalı şirketin 2019 yılı bilançosuna göre 30 milyon TL'den fazla dağıtılmamış geçmiş dönem kârı bulunduğu belirlenmiş olup, buna göre 2019 yılı için yasal sınırlar (%25'ten fazla olmayacak şekilde) dâhilinde kâr payı dağıtmasının önünde bir engel olmadığı anlaşılmıştır. Netice olarak yapılan toplantıda alınan dava konusu genel kurul kararının TTK 445 maddesine göre dürüstlük kuralına aykırı olduğu kanaatine varılarak davanın kabulüne karar verilmiştir."gerekçesi ile, '' 1-Davanın KABULÜ ile, davalı şirketin 22/07/2020 tarihinde yapılan 2019 yılına ait genel kurul toplantısında 5 nolu madde altında görüşülen "2019 yılı dönem net karının dağıtılıp dağıtılmayacağının görüşülerek karara bağlanmasına" dair kararın iptaline, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme davanın kabulüne karar verirken dosyadaki bilirkişi raporundaki yanlı ve dönemsel piyasa gerçekleri ve müvekkili şirketin koşullarıyla bağdaşmayan değerlendirmeleri kararına harfiyen derç ettiğini; yapılan hesaplamalarda yalnızca matematiksel olarak şirket karlılığının arttığından bahsedildiğini ancak döviz ve diğer maliyetlerdeki dramatik artıştan ve dönemin ekonomik durumunun risklerinin hiçbir şekilde nazara alınmadığını; rapor ve buna dayalı hükmün sadece Davacıların iddialarını tasdik eder nitelikte olduğunu ve savunmalarının hiçbir aşamada dikkate alınmadığını, müvekkili Şirketin pandemi sebebiyle ve döneminde çalışamamasına rağmen, seramik üretimi yapması nedeniyle temel giderlerinin aynı şekilde devam ettiğini; bu nedenle, dönemin mali şartları altında kar dağıtmasının şirket geleceğine ağır netice yaratacağını; hükmün dayandığı incelemenin sadece kayıtlar üzerinden yapılmış olup söz konusu riskler dikkate alınmadığını; açıklanan nedenlerle kararın kaldırılması gerektiğini, davacıların hisse oranlarının davacı başına %0,03 olduğunu; etki kuralı gereği, davacıların davasının iyi niyetli olmadığını, bunun yanında ithal kil, ithal boya ve birçok ürünün kullanılıyor olması, iç piyasada da kullanılan malzeme fiyatlarının yükselmesi, üretimde kullanılan doğalgaz ve elektriğin % 100 üzerinde zamlanması, kredi maliyetlerinin % 20 nin üzerine çıkmış olması, işçilik maliyetlerinin yine son senelerde her sene en az % 50 yükselmesi ve ancak ürün fiyatlarının piyasadaki ezici rekabet karşısında bu oranda yükselmemesi dikkate alındığında şirketin mali yapısının güçlü durmasının elzem olduğunu, yine o dönemde kararı verilen atık ısının kullanılması yatırımının yapılmış olması ve yine planlamada enerji üretim yatırımının zorunlu hale gelmesi dikkate alındığında verilmiş bulunan kararın doğruyu ve gerçeği yansıtmadığını düşündüklerini, Yine, kar payı dağıtılması hususunda önceki yıllarda yapılmış şikayet neticesinde yapılan bakanlık incelemelerinde müvekkili şirketin 2008 yılında oluşan zararını diğer yılların karı ile kapattığı ve kar payı dağıtılmaması konusunda hiçbir usulsüzlük ve yasal mevzuata aykırılık bulunmadığının tespit edildiğini, İleri sürerek, yukarıda arz ve izah olunduğu üzere; istinaf başvurularının kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine, ya da eksik inceleme nedeniyle yerel mahkeme kararının bozulmasına, yargılama gideri ve vekalet ücreti alacağının davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davalı şirketin 22/07/2020 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan beş nolu 2019 yılı karının dağıtılmaması kararının iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. TTK'nun "iptal davası açabilecek kişiler" başlıklı 446 maddesinde, bu davayı açma hakkının kimlere ait olduğu düzenlenmiş olup, TTK'nun 446/1-a bendine göre toplantıya katılıp olumsuz oy kullanan ve muhalefetini tutanağa geçiren pay sahibi, olumsuz oy kullandığı kararlar ile ilgili iptal davası açabilecektir. TTK'nun 446/1-b bendine göre ise; toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri de iptal davası açma hakkını haizdir. Buna göre bir genel kurul toplantısına katılıp karara olumlu oy kullanan, olumsuz oy kullanmasına rağmen muhalefetini tutanağ şerh düşmeyen, toplantıya katılmayıp TTK'nun 446/1-b bendindeki hallerden birinin varlığını ileri sürmeyen pay sahiplerinin iptali davası açma hakları bulunmamaktadır. Dava konusu genel kurul toplantısında alınan beş nolu kararın; " Kârın kullanım şeklinin ve dağıtılıp dağıtılmayacağının görüşülmesine geçildi. Verilen bir önerge ile 2019 yılı dönem net karı olan 1.861.357,94 TL den Kanun ve esas sözleşme gereği yapılması gereken miktarlar ayrıldıktan sonra kalan kısmının şirketin yatırım planlarında değerlendirilmesi, öz kaynakların güçlendirilmesi açısından dağıtılmamış geçmiş yıllar karında kalmasına, 2015 yılı dönem net kârı dağıtımı 2018 yılında yapıldığından ve küresel kora virüs salgını etkileri, ülkemizin ve global ekonomik gelişmelerin göz önüne alınarak şirketimizin istikrarlı büyümesi ve gelişmesi açısından ayrıca " 17.05.2020 tarihli 31130 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan tebliğ gereği 30.09.2020 tarihine kadar 2019 yılı net dönem kârının yalnızca % 25'ine kadarının nakden dağıtımına karar verilebilir. geçmiş vıl kârları ve serbest vedek akçeler dağıtıma konu edilemez maddesinde de açıklandığı " üzere 2019 yılı dönem kârının dağıtılmaması hususunun değerlendirmeye ve oylamaya sunularak; oylama sonucunda ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., ..., ... ... Kârın dağıtılmasını istediler, muhalefet şerhi konulmasını istemişler,Yapılan diğer oylamada oy birliği ile 2019 yılı dönem kârının dağıtılmaması önergesinin kabulüne karar verildi." şeklinde olduğu anlaşılmıştır. Dosyaya gönderilen sicil kayıtları arasındaki dava konusu toplantıya ilişkin toplantı tutanağı ve hazirun cetveli incelendiğinde, toplantı ve karar nisaplarının sağlanmış olduğu, hazirun cetveli kapsamından, davacılardan ... ..., ..., ... (...) ve...'nin toplantıya asaleten veya vekaleten katılmamış oldukları; davacılardan ... ..., ... ... ve ... ...'ın toplantıda vekaleten temsil edildikleri, davacı ... ...'ın ise toplantıya asaleten katıldığı anlaşılmıştır. Buna göre mahkemece davacıların her biri bakımından TTK'nun 446 maddesi uyarınca iptal davası açma hakkı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, özel dava şartı olan bu hususta hiçbir değerlendirme yapılmaksızın esasa geçilmesi yerinde olmamış, kamu düzenine ilişkin bu noksanlık dairemizce re'sen nazara alınmıştır. Yukarıda alıntılanan dava konusu genel kurul kararı incelendiğinde, 2019 yılı karının dağıtılmamasına ilişkin oylamaya geçildiği, oylama sonucunda ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., ..., ... ...'ın karın dağıtılmasını ve muhalefet şerhi konulmasını istediklerinin tutanağa geçirildiği, devamında ise, yapılan diğer oylamada 2019 yılı dönem kârının dağıtılmaması önergesinin oybirliği ile kabulüne karar verildiğinin tutanağa geçirildiği, tutanak içeriğinden kararın oy çokluğu ile mi oybirliği ile mi alındığının anlaşılamadığı, tutanağın anılan karara ilişkin kısmında çelişki bulunduğu, bu durumda mahkemece HMK'nun 31 maddesi uyarınca taraflara bu hususun açıklatılması ve sonucuna göre toplantıya katılan davacıların her biri bakımından TTK'nun 446/1-a bendi uyarınca iptal davası açma hakkının mevcut olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken, özel dava şartı olan bu hususta hiçbir değerlendirme yapılmaksızın esasa geçilmesi yerinde olmamış, kamu düzenine ilişkin bu noksanlık dairemizce re'sen nazara alınmıştır.İlk derece mahkemesi karar tarihinden sonra ve dosya istinaf aşamasında iken, İstanbul 1 İflas Müdürlüğü'nün ... iflas sayılı dosyasından ilk derece mahkemesine; İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/620 Esas Sayılı dava dosyasında 27/11/2025 tarihli karar ile davalı şirketin iflasının 27/11/2025 günü saat 15:30 itibari ile İİK 308/2 maddesi uyarınca Adi usulde açılmasına, Yeminli Mali Müşavir-Bağımsız Denetçi ..., İcra İflas Hukukunda Uzman Prof. Dr. ... ile İşletme Uzmanı-Ekonomist Prof. Dr. ...'in iflas tasfiye memuru olarak görevlendirilmesine, iflas tasfiyesinin 2025/16 iflas sayılı dosyası üzerinden yürütülmesine karar verildiğinin bildirildiği ve İİK.nun 194.maddesi gereğince mahkemede görülmekte olan davanın tasfiye şekli belirlendikten sonra ikinci alacaklılar toplantısına kadar durdurulması hususunun mahkeme takdirine arz edildiği anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş; öncelikle davalı şirketin iflasına ilişkin ilk derece mahkemesi kararının celbini sağlayarak ve gerekli görülmesi halinde iflas müdürlüğünden tasfiyenin adi usulde mi basit usulde mi yapıldığını tespit edip, iflas idare memurlarına tebligat çıkartılmak suretiyle taraf teşkilinin sağlanması, tasfiye usulüne göre İİK'nun 194 maddesi uyarınca davanın ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonrasına dek durdurulup durdurulmayacağının belirlenmesi, akabinde dava konusu iptali istenen karar yönünden yukarıda açıklandığı şekilde davacıların her birinin TTK'nun 446 maddesi kapsamında iptal davası açma haklarının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi, toplantı tutanağındaki çelişkili kaydın taraflara açıklattırılması, dava açma hakkının bulunduğunun kabulü halinde TTK'nun 445 maddesi uyarınca iptal koşullarının oluşup oluşmadığı yönünden bir değerlendirme yapılarak karar verilmesinden ibarettir. Sonuç itibariyle; davalı yanın istinaf başvurusunun usulen kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 355, 353/1-a4 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun USULEN KABULÜ ile; İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/11/2022 tarih ve 2020/575 Esas ve 2022/948 Karar sayılı kararının HMK'nın 355, 353/1-a4 uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 11/12/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.