T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/324 Esas
KARAR NO : 2025/2055 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI : 2019/1054 Esas- 2021/612 Karar
TARİH: 09/09/2021
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 08/12/2025İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkilinden ürün ve hizmet satın aldığını, bedellerin zaman zaman ödendiğini, fakat çeşitli faturalardan kaynaklanan toplamda 13.805,60 TL tutarlı borcun ödenmediğini, bu nedenle davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını fakat davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini, itirazın haksız olduğunu beyanla iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin tasfiye halinde bulunmasından dolayı tebligatın tasfiye memuruna yapılması gerektiğini, davalı şirkete TK madde 35'e göre yapılan tebligatların usulsüz olduğunu, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacı ile müvekkili şirket arasında yapılmış bir sözleşme olmadığını, salt fatura düzenlemesi ile alacağın ispat edilemeyeceğini, fatura konusu malların teslim edildiğinin davacı tarafça ispat edilmesi gerektiğini beyanl davanın reddine, davacının %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi'nin 09/09/2021 tarih 2019/1054 Esas- 2021/612 Karar sayılı kararında;"...Somut olayda; davacı, davalıdan olan alacağının tahsili amacıyla İstanbul Anadolu 8. İcra Dairesinin ... sayılı icra takip dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlattığı, davalının itirazı ile icra takibinin durmuş olduğu, davacı tarafın itirazın iptali talebiyle mahkememizde süresi içerisinde huzurdaki davayı ikame etmiş olduğu, yapılan yargılama sırasında tarafların ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelenmesinde takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 13.805,60 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği görülmüştür.Ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak değerlendirilebilmesi için defterlerin usulüne uygun olarak açılış ve kapanış tasdiklerinin yapılmış olması ve ayrıca dayanak belgeleri ile birlikte bir bütünlük teşkil etmesi ve faturaların yanında teslim belgelerinin de bulunması gerekmektedir.Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının icra takip tarihi itibariyle davalıdan toplam 13.805,60 TL alacaklı olduğu, tarafların ticari defter ve kayıtlarının birbiri ile örtüştüğü bununla birlikte alacağa dayanak faturalara konu ürünlerin davalıya teslim edildiğine dair davalının SGK'lı çalışanlarının imzasının yer aldığı irsaliyeli faturaların da dosyaya ibraz edildiği, iş bu hususun taraflar arasındaki hukuki ilişkiyi ortaya koyduğu, aksinin davalı tarafından ispat edilememesi karşısında davalının borca itirazında haksız olduğu, her ne kadar davalı taraf bilirkişi incelemesinin usulüne uygun olarak yapılmadığını, bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını belirtmiş ise de, bilirkişi incelemesi ile davacı tarafın alacak iddiasının tarafların ticari defter ve kayıtları ile sabit olduğu davalı tarafın iddia ve savunmalarının yalnızca davayı uzatmaya yönelik olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne; alacağın faturaya dayalı ve likit olması karşısında icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur..."gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, işbu davanın davacı "... ... ve Temizlik Mak. Tic. Ltd. Şti." tarafından ikame edildiğini ancak mahkemece gerekçeli kararda davacının yanına "... Kurumsal Tedarik Hizmetleri A.Ş." unvanlı farklı bir tüzel kişilik daha eklendiğini, davada tek bir davacı olmasına karşın gerekçeli kararda 2 farklı davacı görüldüğünü, usul ve yasaya aykırı bu kararın öncelikle bu açıdan kaldırılması gerektiğini; Yerel mahkemece davacı defter ve kayıtlarının da incelenmesi yönünde ara karar oluşturulmuş ise de bu karara aykırı olarak defter ve kayıtların incelenmediğini, incelenmiş ise de hukuka aykırı ve savunma hakkını kısıtlayacak bir şekilde kendilerinin yerinde incelemeye davet edilmediğini, bu kapsamda müvekkilinin savunma hakkının kısıtlandığını;Müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, askini ispat yükünün davacıda olduğunu, davacının, müvekkili şirketin ürün ve hizmet aldığını ancak bedellerini ödemediğini iddia ettiğini, davacının işbu alacak iddiasına konu faturalarda belirtilen ürün ve hizmetlere ilişkin müvekkili şirket yetkilisi ile yapmış olduğu bir sözleşme olup olmadığını, faturalara konu akaryakıtın teslim edilip edilmediğini ispat etmesi gerektiğini, salt faturanın düzenlenmesinin faturaya konu malların teslim edildiğinin ispatı anlamına gelmediğini, Yargıtay kararında da belirtildiği üzere fatura düzenlenmesi, teslim alınması, faturaya itiraz edilmemesinin fatura içeriğini delil ettiğini, fatura konusu malların teslim edildiğinin yazılı olarak iddia eden tarafça ispat edilmesi gerektiğini; Davacının alacaklı olduğunu kabul anlamına gelmemek üzere davacı ile müvekkili şirket arasında yapılan sözlü/yazılı bir sözleşme var ise bu sözleşmenin müvekkili şirketi temsil ve ilzama yetkili kişiler ile yapılmadığını, tarafların tacir olduğu sabit olup; her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, müvekkili şirket yetkilisi ile davacı arasında yapılmış bir yazılı sözleşme olmadığı gibi müvekkili şirket yetkilisi tarafından davacı ile sözleşme yapılmasına ilişkin herhangi bir çalışana verilmiş bir yetki de bulunmadığını, bu kapsamda basiretli tacir gibi davranması gereken davacının şirket yetkilisi olmayan biri ile işlem yapmasının kabul edilemez olduğunu, aksinin kabulü halinde şirket yetkilisi olmayan birine imzalatılan her belgenin şirketi bağlayacağı sonucu çıkarken bunun kabulünün mümkün olmadığını;Hükme esas alınan bilirkişi raporunda fatura konusu ürünlerin müvekkili şirkete teslimine dair belgede müvekkili şirket çalışanlarının imzalarının bulunduğunun belirtildiğini, faturalarda yer alan imzaların müvekkili şirketi temsile yetkili kişilere ait olmaması sebebiyle faturaların hukuken geçerliliği bulunmadığını beyanla İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09.09.2021 tarihli, 2019/1054 Esas ve 2021/612 Karar sayılı kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, bakiye fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.Davacı taraf, davalı ile aralarında ürün satımına ilişkin sözleşme olduğunu, davalının düzenlenen satış faturalarından bir kısmını ödemediğini ve hakkında başlatılan takibe haksız olarak itiraz ettiğini beyan ederek itirazın iptalini talep etmiş, davalı taraf, davacıya herhangi bir borcunun olmadığını, davacının mal teslimini ispat etmesi gerektiğini beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı şirket tasfiye memuru ... tarafından dosyaya ibraz edilen 12/09/2025 tarihli dilekçe ile davalı şirketin tasfiyesinin sona ermesi sebebiyle ticaret sicil kaydının terkin edildiği beyan edilmiş, Dairemizce İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü internet sitesi üzerinden yapılan inceleme ile davalı şirketin sicil kaydının tasfiyenin neticelenmesi ile 17/08/2022 tarihinde ve dosyanın Dairemize gönderilmesinden önce terkin edildiği tespit edilmiş, Dairemizin 22/10/2025 tarihli ara kararı ile, davacı vekiline, davalı ...'nin İlk derece mahkemesinin 2019/1054 Esas sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere ve son tasfiye memuru da hasım gösterilmek suretiyle ihyası için dava açmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine karar verilerek, ara karar davacı vekiline 04/11/2025 tarihinde tebliğ edilmiş ve verilen süre içerisinde ihya davası açılmadığı anlaşılmıştır.Dosya kapsamından; davanın, davacı olarak ... ... ve Temizlik Makinaları Ltd. Şti. adına vekili Av. ... tarafından açıldığı, dava dilekçesinde başka bir davacının bulunmadığı, yine mevcut dosya ile birleştirilen herhangi bir dosyanın da olmadığı ancak Mahkemece verilen 09/09/2021 tarihli gerekçeli kararın başlığında ... Kurumsal Tedarik Hizmetleri Anonim Şirketi olarak ikinci bir davacının gösterilmiş olması ve davalı şirket tasfiye memuru tarafından Av. ... adına verilmiş bir vekaletname yokken adı geçen vekilin davalı şirket yanında tasfiye memurunun da vekili olarak gösterilmesinin dosya kapsamına ve HMK'nın 297. maddesine aykırı olduğu, yapılan açıklamalara göre davada taraf teşkilinin sağlanması ve HMK'nın 297. maddesine uygun şekilde karar verilmesi gerektiğinden kararın kaldırılması gerektiği anlaşılmıştır.Bu itibarla; Mahkemece öncelikle davacı tarafa, davalı şirketin bu davada taraf teşkilinin sağlanması ve verilecek kararın infazı ile sınırlı olmak üzere son tasfiye memuru da hasım gösterilmek suretiyle ihyası için dava açmak üzere süre verilmesi, açılan davanın neticesinin ve verilecek kararın kesinleşmesinin beklenmesi, bundan sonra davalı şirket tasfiye memuruna duruşma gün ve saatinin tebliği ile açıklanan kaldırma sebepleri de gözetilerek usulüne uygun şekilde karar verilmesi gerektiğinden davalı tarafın, yapıldığı tarih itibariyle geçerli olan istinaf başvurusunun usulen kabulü ile kararın HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine, istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun USULEN KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/09/2021 tarih, 2019/1054 Esas ve 2021/612 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a4 ve 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcın talep halinde iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 08/12/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.