T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/389 Esas
KARAR NO : 2025/1613 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2018/1049 Esas - 2022/734 Karar
TARİHİ: 08/11/2022
DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 09/10/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ... ... Hizmetleri Ticaret A.Ş'nin müvekkili şirket ile devralma yoluyla birleştiğini, Müvekkil ... ... A.Ş'nin. otomatik olarak devrolan şirketin taraf olduğu sözleşmelerin tarafı haline geldiğini, devrolan şirket olan ... A.Ş. ve devralan şirket olan davacı kargo sektöründe ... desteği sağlayan, insan kaynakları danışmanlığı sağlayan, kargo firmalarına elleçleme hizmeti veren ve kargo firmalarının dağıtım-aktarma merkezlerini işletilmesi konusunda hizmet veren firmalar olduğunu, bu iki firmanın da önceden beri dava dışı ... Kargo Yurt İçi Yurt Dışı Taşımacılık A.Ş. firmasına sözleşme ile hizmet vermekte olduklarını, merhum ... 'ın ise, devrolan ... A.Ş.'nin ... Kargo'ya verdiği hizmetlerde görevlendirilmiş olan kargo aktarma merkezinde görevli bir saha ... görevlisi (saha şefi) olduğunu, uzun süre boyunca, devrolan ... firmasının, ... Kargo projesinde çalıştığını, pozisyonunun işin devamı açısından önemli olduğunu, personel imza çizelgelerine imza alan ve işçi imzalarını şirket adına vekaleten onaylayan kişi olduğunu, günlük çalışan personele ödenecek paraların bu davalının hesabına gönderildiğini, kendisi tarafından şirket adına işçilere ödenmekte olduğunu, birleşmeden hemen sonra şirketten ayrıldığını, ayrılmadan hemen önce ... ... ... Hizmetleri ve ... Tic. Ltd.. ŞTİ adı ile yeni bir firma kurduğunu, 13 Temmuz 2018 Tarihli ve 9620 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi incelendiğinde ... ... ... Hizmetleri ve ... Tic. Ltd.. ŞTİ nin 09.07.2018 tarihinde tek başına ... tarafından kurulduğunu, bu firmanın faaliyet alanının da müvekkil şirket ile aynı olduğunu, yeni kurulan bu firmanın ticaret ünvanının da devrolan ... ... ... Hizmetleri Ticaret A.Ş. ile benzerlik gösterdiğini, ...'ın tek başına yeni kurduğu bu şirket ile müvekkil şirketin müşterisi olan ... Kargo'ya yöneldiğini , müvekkilin iş modelini kopyalayarak ve müvekkil şirket aleyhine propaganda yaparak bu müşteriyi kendisi ile sözleşmeler yapmaya ikna etmiş olduğunu, müvekkilinin işçilerini ayarttığını belirterek fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik öncelikle TTK 61. madde kapsamında koruma sağlanabilmesi için davalı tarafın müvekkil bordrosundaki personel ile temasının tedbiren yasaklanmasına, davalıların eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, haksız rekabetin men'ine, şimdilik 10.000 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı taraftan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı firmanın çok daha öncesinde de dava dışı ... Kargo ile çalışmaya başladığını ama beceremediğini, ... şirketinin de zaten bu yüzden devralındığını, ... kargonun taşeronlarla yaptığı sözleşme klasik tip sözleşme olduğunu ve bu sözleşmenin herhangi bir taşeronla farklı kurallarla değiştirilmesinin söz konusu olmadığını, davacının işçilerinin ayartılmadığını, ...'ın yıllardır yaptığı işi yapmasında bir hukuka aykırılık olmadığını, davacının kötülenmediğini, davacı tarafın iddiaları asılsız olduğunu, müvekkili tarafından bu şekilde bir tavır ve tutum içine girilmediği için ispatı mümkün olan şeyler de olmadığını, davacı tarafın herhangi bir kazanç kaybının söz konusu olmadığını, ... kargo ile sözleşmesinin devam ettiğini ve işlerine de devam ettiğini, ortada gizlice elde edilebilecek türden bir meslek sırrının mevcut olmadığını, ... kargonun insan iş gücü temini konusunda birden çok taşeron firmayla çalışması nedeni ile sadece davacı firma ile çalışmadığı için herhangi bir rekabetin de söz konusu olmadığını beyan ederek öncelikle yetkisiz mahkemede açılmış olan davanın yetki yönünden reddine, dosyanın yetkili İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine , haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, yargı giderlerinin ve ücreti vekaletin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 08/11/2022 tarih ve 2018/1049 Esas - 2022/734 Karar sayılı kararında;
"....Dava, haksız rekabete dayalı haksız rekabetin önlenmesi ve maddi tazminat istemine ilişkindir.
Tüm dosya kapsamına göre haksız rekabetin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 54 vd maddelerinde düzenlendiği, TTK m. 54/1 hükmü haksız rekabet hukukunun amacını “Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır.” şeklinde belirttiği , aynı maddenin 2. fıkrasında Kanun Koyucunun haksız rekabeti, “Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.” şeklinde tanımladığı, TTK 55.maddesinin haksız rekabet hallerini sınırlayıcı olmayacak şekilde saydığı, dava dışı ... Kargo tarafından dosyaya sunulan sözleşmede dava dışı şirketin genel işlem koşulu kullanarak sözleşme akdettiği, davalı tarafla ... Kargo arasında bir sözleşmenin akdedilmiş olması dışında davacı şirket ile ... Kargo arasındaki sözleşme ilişkisini ... Kargo'yu yönlendirerek sonlandırıldığına dair bu iddiayı destekleyen herhangi bir belge veya beyan bulunmadığı, alınan bilirkişi raporuna göre davalı ...'ın davacı şirketteki görevi ve devamla sonradan kurduğu davalı şirketin iş ve iştigal alanı dikkate alındığında bu alanda çalışan işçilerin herhangi bir üretim veya ticaret sırrına vakıf olamayacağı, davaya konu iş modelinin, kargo şirketlerinin aktarma noktalarında kargoların tasnifi, aktarılması ve yüklenmesi işinden ibaret olduğu, davacı tarafın, başka girişimcileri bu işi yapmaktan men edecek bir hak sahipliğinin olmadığı, işin özgün bir iş olmadığı, davacının işletmesel çabası neticesinde geliştirilmiş bir model de olmadığı, davalıların TTK m. 55/1-a /1 kapsamında ele alınabilecek herhangi bir somut açıklama, mesaj, e-posta veya başka bir beyanına rastlanamadığı, davalı tarafın TTK m. 55/1-a1, m. 55/1-a 8, m. 55/1-b ve m. 55/1-c olmak üzere herhangi bir haksız rekabet eyleminde bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." Gerekçesi ile,
''1-Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporu eksik inceleme yapılarak tanzim edildiğinden iş bu hatalı rapora istinaden verilen kararın istinaf incelemesinden geçerek kaldırılması gerektiğini, davalı ...'ın henüz müvekkil şirkette sigortalı olarak çalışmakta iken Temmuz 2018'de izne ayrıldığını ve bu sırada diğer davalı ... ... ... Hizmetleri Ve ... Tic. Ltd. Şti.'ni kurduğunu, ayrıca davalının yine bu yıllık izin sırasında ve henüz iş akdi devam ederken dava dışı ... kargo ile sözleşme tanzim ederek haksız rekabet fiilini işlediğini, ancak davalının bu yaptıklarını hiçbir şekilde müvekkil şirkete bildirmediğini ve yıllık izni sonrası müvekkil şirkete gelerek iş akdini sona erdirdiğini, dolayısıyla iş akdi devam eden davalının kanuna ve ahlaka aykırı şekilde dava dışı ... Kargo ile sözleşme tanzim ederek müvekkili ticari olarak zarar ettirdiğini, yerel mahkemece işbu husus incelenmeden rapor tanzim edildiğini, salt olarak davalı beyanına göre inceleme yapıldığını, işbu hatalı raporun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, halbuki dosyaya celp edilen tüm evraklarla görüleceği üzere ve hatta davalının kendi beyan dilekçesinde beyan ettiği üzere davalının müvekkil şirketi kötüleyerek menfaat elde ettiğini, davalının pozisyonu gereği uzun süre boyunca devrolan ... firmasının, ... Kargo projesinde çalıştığını, davalı ...'ın pozisyonunun işin devamı açısından önemli olduğunu, yönetici olarak görev yaptığını, kısaca davalının personel imza çizelgelerine imza alan ve işçi imzalarını şirket adına vekaleten onaylayan kişi olduğunu, günlük çalışan personele ödenecek paraların da yine bu davalının hesabına gönderildiğini, dolayısıyla davalı ...'ın çalıştığı süre içinde hem müşterinin kendisi hem de müvekkil şirketin çalışma modeli hakkında gizli bilgilere vakıf olduğunu, müvekkil şirketten öğrendiği teknik iş modelini kurduğu şirket aracılığıyla aynen uygulamaya başladığını, Bunun yanında davalının müvekkil şirketin bu müşteriye verdiği fiyatları da bildiğini, müvekkil ile müşterileri arasındaki sözleşmelerin içeriğinden dahi haberdar olduğunu, doğal olarak müvekkil şirketin maliyetlerinden de haberdar olduğunu, bunun yanında müvekkil şirketin işçi havuzuna da vakıf olduğunu, bilirkişi raporunda bu hususlara hiçbir şekilde değinilmediğini, bu nedenle yerel mahkemenin bu hususları göz ardı eden bilirkişi raporunu esas alarak karar vermesinin bozma nedeni olduğunu, Yerel mahkemenin haksız rekabet fiilinin gerçekleşmediğine dair kararının hatalı olduğunu, davalı tarafın cevap dilekçesinde bile müvekkil şirketi kötülediğini, bu kötüniyetli ve itibar sarsıcı gerçekdışı beyanlarını müvekkil şirketin müşterilerine ve çalışanlarına da tekrarladığını, sırf bu beyanlar nedeniyle hem müşteriler ile müvekkil şirket arasında, hem de müvekkil şirketin işçileri arasında huzursuzluk doğduğunu, dolayısıyla davalı tarafın cevap dilekçesinde yazılı bu beyanların bile tek başına 6102 sayılı TTK'nın 55. Fıkra 1/a-1 maddesinde yazılı fiili oluşturduğunu, davacının çekinmeksizin bu asılsız beyanları dava dosyasına sunduğunu ve hüküm aşamasında dikkate alınması gerektiğini, Yerel mahkemenin husumet konusu olayda saldırgan satış tekniğinin de vuku bulmayacağına dair kanaatinin hatalı olduğunu, zira yerel mahkemenin salt olarak davalı şirket ile dava dışı ... Kargo arasında imza edilen sözleşmeyi dikkate alarak tanzim edilen rapora istinaden bu kanıya vardığını, ancak haksız rekabetin değerlendirilmesi için öncelikle müvekkil şirketin dava dışı ... Kargo ile olan sözleşmesinin tetkik edilmesi ve işbu sözleşme uyarınca her iki sözleşmenin ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini, bu hususların değerlendirilmemesinin işbu kararın haksız ve mesnetsiz olduğunu ortaya koyduğunu ve kaldırılması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, haksız rekabetin tespiti, meni ve maddi-manevi tazminat istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili dava dilekçesi ile, ... ... ... Hizmetleri Ticaret A.Ş'nin müvekkili şirket ile devralma yoluyla birleştiğini, Müvekkil ... ... A.Ş'nin. otomatik olarak devrolan şirketin taraf olduğu sözleşmelerin tarafı haline geldiğini, devrolan şirket olan ... A.Ş. ve devralan şirket olan davacı. kargo sektöründe ... desteği sağlayan, insan kaynakları danışmanlığı sağlayan, kargo firmalarına elleçleme hizmeti veren ve kargo firmalarının dağıtım-aktarma merkezlerini işletilmesi konusunda hizmet veren firmalar olduğunu, bu iki firma da önceden beri dava dışı ... Kargo Yurt İçi Yurt Dışı Taşımacılık A.Ş. firmasına sözleşme ile hizmet vermekte olduklarını, ...'ın ise, devrolan ... A.Ş.'nin ... Kargo'ya verdiği hizmetlerde görevlendirilmiş olan, kargo aktarma merkezinde görevli bir saha ... görevlisi (saha şefi) olduğunu, uzun süre boyunca, devrolan ... firmasının, ... Kargo projesinde çalıştığını, pozisyonunun işin devamı açısından önemli olduğunu, personel imza çizelgelerine imza alan ve işçi imzalarını şirket adına vekaleten onaylayan kişi olduğunu, günlük çalışan personele ödenecek paralar bu davalının hesabına gönderildiğini, kendisi tarafından şirket adına işçilere ödenmekte olduğunu, birleşmeden hemen sonra şirketten ayrıldığını, ayrılmadan hemen önce ... ... ... HİZMETLERİ VE ... TİCARET LTD. ŞTİ adı ile yeni bir firma kurduğunu, 13 Temmuz 2018 Tarihli ve 9620 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi incelendiğinde ... ... ... HİZMETLERİ LTD'nin 09.07.2018 tarihinde tek başına ... tarafından kurulduğunu, bu firmanın faaliyet alanının da müvekkili şirket ile aynı olduğunu, yeni kurulan bu firmanın ticaret ünvanının da devrolan ... ... ... Hizmetleri Ticaret A.Ş. ile benzerlik gösterdiğini, ...'ın, tek başına yeni kurduğu bu şirket ile müvekkil şirketin müşterisi olan ... Kargo'ya yönelmiş, müvekkilin iş modelini kopyalayarak ve müvekkil şirket aleyhine propaganda yaparak bu müşteriyi kendisi ile sözleşmeler yapmaya ikna etmiş olduğunu, müvekkilinin işçilerini ayarttığını belirterek davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesi ile, davacı firmanın çok daha öncvesinde de dava dışı ... Kargo ile çalışmaya başladığını ama beceremediğini, ... şirketinin de zaten bu yüzden devralındığını, ... kargonun taşeronlarla yaptığı sözleşme klasik Tip Sözleşme olduğunu ve bu sözleşmenin herhangi bir taşeronla farklı kurallarla değiştirilmesi söz konusu olmadığını, davacının işçilerinin ayartılmadığını, ...'ın yıllardır yaptığı işi yapmasında bir hukuka aykırılık olmadığını, davacının kötülenmediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. TTK. 54 Maddesinde, rekabet etmek değil, rekabetin kötüye kullanılması yasaklanmıştır. TTK 54 maddesi uyarınca haksız rekabetten söz edilebilmesi için ticari nitelik taşıyan dürüstlük kuralına aykırı bir davranış veya uygulamanın neticesinde rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkilerin, etkilenmesi müşteri çevresine ilişkin ihlalin söz konusu olabilmesi için, dürüstlük kuralına aykırı şekilde başkalarının müşterileri ile temasa geçilerek müşterilerin ayartılması ve yönlendirmesi ile müşterilerin yapılan sözleşmeye aykırı davranması ve bu nedenle bir zararın doğması gerekmektedir.TTK m. 55/1-a-1 hükmü “Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek” fiilini bir haksız rekabet hali olarak görmüştür. Bu haksız rekabet eylemi, doktrinde ve uygulamada kısaca “kötüleme” olarak isimlendirilmektedir.TTK m. 55/1/a-8'de saldırgan satış teknikleri bir haksız rekabet hali olarak düzenlenmiştir. Bununla kastedilen ise, ani bir baskı oluşturacak bir saldırganlıkta, karşı tarafa düşünme fırsatı vermeden, oldu bittiye getiren bir satış tekniğidir. Davacı taraf ayrıca, TTK m. 55/1-b ve c hükmüne de dayanmıştır. TTK m. 55/1-b hükmü aşağıdaki eylemleri haksız rekabet olarak nitelemiştir: “b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek; özellikle;1. Müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için, onları başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek,2. Üçüncü kişilerin işçilerine, vekillerine ve diğer yardımcı kişilerine, haketmedikleri ve onları işlerinin ifasında yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltebilecek yararlar sağlayarak veya önererek, kendisine veya başkalarına çıkar sağlamaya çalışmak,3. İşçileri, vekilleri veya diğer yardımcı kişileri, işverenlerinin veya müvekkillerinin üretim ve iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltmek,4. Onunla kendisinin bu tür bir sözleşme yapabilmesi için, taksitle satış, peşin satış veya tüketici kredisi sözleşmesi yapmış olan alıcının veya kredi alan kişinin, bu sözleşmeden caymasına veya peşin satış sözleşmesi yapmış olan alıcının bu sözleşmeyi feshetmesine yöneltmek”.TTK m. 55/1-c hükmü; Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanma; özellikle; Kendisine emanet edilmiş teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden yetkisiz yararlanmak, Kendisinin uygun bir katkısı olmaksızın başkasına ait pazarlanmaya hazır çalışma ürünlerini teknik çoğaltma yöntemleriyle devralıp onlardan yararlanmak.Bu hükme göre bir kimsenin, bir başkasının müşterilerini dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde kendine çekmesi, onları başkası ile olan ilişkisine aykırı davranmaya yönelterek aynı ilişkiyi bizzat kendisi ile kurmasını sağlaması, bu sonucu doğurabilecek davranışlarda bulunmasını bir haksız rekabet eylemi olarak görmüştür. Bu hüküm açısından belirleyici olan a) bir kişinin, bir başkasının müşterilerini kendisine çekmesi ve b) bu eylemi, o kişilerle bizzat kendisi sözleşme yapmak amacıyla yapmış olmasıdır.Somut olaya döndüğümüzde, davalılardan, ...'ın ilk olarak davacı şirketin birleştiği ... ... ... Hizmetleri Ticaret A.Ş.'de çalışmaya başladığı, SSK Kaydına göre birleşmeden sonra davalı ...'ın davacı şirkette 31/01/2017 tarihinde kargo takip görevlisi olarak çalışmaya devam ettiği ve 01/08/2018 tarihinde işten ayrıldığı, davalılardan ...'ın davacı şirketteki işinden ayrılmadan hemen önce 13 Temmuz 2018 Tarihli ve 9620 sayılı Ticaret Sicil Gazetesine göre 09.07.2018 tarihinde diğer davalı ... kurarak çalışma hayatına devam ettiği anlaşılmıştır. Davalı şahsın davacının yanından ayrılmadan kısa süre önce diğer davalı ... kurması, ticari hayatın gerekleri ve gerçeklerine uygun olduğundan yasaya aykırılık taşımadığı gibi, davalı şahsın davacıya ait işçilerle görüşerek davacı şirkete ait üretim ve iş sırlarını ele geçirmeye yöneltildiğine dair delil olmadığı, ayrıca davacı tarafça davalı şirketin davacıya ait hangi sırrı öğrenip kullanıp bundan menfaat sağladığına dair somut bir bilgi ve belgenin sunulmadığı, davalının davacı çalışanına iş teklif ettiği dosyadaki tanık ifadelerine göre sabit olmadığı gibi davacı şirket çalışanının işten ayrılıp davalı şirkette çalışmaya da başlamadığı, kaldı ki davalı gerçek kişinin aynı konuda faaliyet gösteren davalı ... kurup faaliyette bulunması ve davacı şirket çalışanına iş teklif etmesi tek başına haksız rekabet niteliğinde olmadığı, aksi düşüncenin kabulü halinde kişinin o iş kolunda faaliyet göstermesinin ekonomik faaliyette bulunma ve çalışma özgürlüğü ilkeleriyle bağdaşmayacak şekilde engellenmesi sonucunu doğuracaktır. Mahkemece, ... Kargo'ya yazılan müzekkereye verilen cevabi yazıda;''..dava dosyasında davacı sıfatı bulunan ... ile aralarında devam eden hizmet temini sözleşmesi bulunmakta olup başkaca şirketler ile de devam eden hizmet temini sözleşmelerinin de bulunduğu,'' belirtilmiş olup davalı tarafla ... Kargo arasında bir sözleşmenin akdedilmiş olması dışında davacı şirket ile ... Kargo arasındaki sözleşme ilişkisini ... Kargo'yu yönlendirerek sonlandırıldığına dair bu iddiayı destekleyen herhangi bir belge ve delilin bulunmadığı, dosya kapsamı itibariyle davalıların TTK. 54, 55 Maddeleri kapsamında haksız rekabet oluşturacak eylemlerinin olmadığı tesbit edilmekle; mahkemece davanın reddine yönelik verilen hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabul ve gerekçesine yönelik davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 11 HD.nin 13.05.2025 tarih ve 2024/5164 Esas - 2025/3318 Karar sayılı kararı da benzer mahiyettedir.)Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 09/10/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.