T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/178 Esas
KARAR NO : 2025/1694 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2022/173 Esas- 2022/800 Karar
TARİH: 19/09/2022
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan Semenin Tenzili)
KARAR TARİHİ: 16/10/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının bakiye fatura borcunu ödememesi üzerine, alacağın tahsili için hakkında icra takibi yapılmış olduğunu, davalı borçlunun faturaya ve mal teslimine itiraz etmediğini ancak davacıya ödemiş olduğu 5.700 TL haricinde 7.500 TL daha ödeme yaptığını, ayrıca 4.264,00 TL kaşlığında kompresör makinesi vererek bakiye borcunu ödediğinden bahisle itirazda bulunduğunu, ancak davalı tarafın itiraz dilekçesinde belirtilen 7.500 TL davacının işyeri ile ilgisi olmayan özel hesapları için kullandığı banka hesabına gönderilen para olup, davalı şirket tarafından gönderilmemiş olduğunu, davacının şahsi hesabı olan ... Bankası: ... iban no.lu hesabına 7.000 TL ve davacının şahsi hesabı olan ... Bankası ... iban numaralı hesabına 500 TL olmak üzere toplam 7.500 TL’nın davalı şirket tarafından değil ... tarafından gönderilmiş olduğunu, bu nedenle bu ödemenin dava konusu ürün satışı ile ilgisi olmayıp taraflar arasındaki şahsi borcun ödenmesi amacıyla olduğunu, kesinlikle borçtan mahsup edilmesini kabul etmediklerini, mezkur ödemeye ait banka dekontlarında da dava konusu faturaya istinaden ödeme yapıldığına dair bir açıklama olmadığını, yine davalı borçlunun 4.264 TL karşılığında kompresör makinesi verilerek bakiye borcun kapandığı iddiasını da kabul etmediklerini, davacıya bakiye borcun kapanması için verilmiş herhangi bir kompresör bulunmadığını beyanla itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalının, davacıdan 17.464 TL'lik 1 adet hava kompresör makinesi satın almış ve ödemesini yapmış olduğunu, davacı ile davalı arasında dava konusu ilişki dışında hiçbir alacak-verecek ilişkisinin söz konusu olmadığını, nitekim somut durum bir bütün halinde ele alındığında da davalının yapmış olduğu tüm ödemeleri dava konusu kompresör için yaptığının görülmekte olduğunu, davalının günlük hayat ve ticari hayattaki kaidelere uygun olarak, öncelikle 21.03.2021 tarihinde davacıya 500-TL kapora gönderdiğini, devamında yine hayatın olağan akışına uygun olarak fatura tarihi olan 25.03.2021 tarihinde davacıya 7.000 TL gönderdiğini, 16.04.2021 tarihinde ise borç için tarafların birbirine uygun iradeleri sonucu davalının, davacıya ... marka kompresör makinasını teslim etmiş olduğunu, tarafların işbu kompresörü 4.264 TL'ye saydıklarını, işbu makinayı teslim eden ... Nakliyat tarafından düzenlenen teslim tutanağını dilekçeleri ekinde sunduklarını, nakliyat firmasının yetkilisinin tanık olarak dinletilmesini talep ettiklerini, davacının iştigal alanı da kompresör olduğundan bu şekilde bir alışverişin yapılmış olmasının olağan olduğunu, aynı şekilde, davalının bakiye borç için davacının kabulünde olan 02.06.2021 tarihli, 000150 seri numaralı tahsilat makbuzu ile 5.700 TL ödeme yapmış olduğunu, taraflar arasında açıklanan ilişkiden başka hiçbir alacak-verecek veya ticari ilişki mevcut olmadığını, olay bu şekilde olmasına rağmen davacının, vaki icra takibiyle haksız gelir elde etme gayesi içerisine girdiğini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı taraf, ısrarlı bir şekilde davacının şahsi hesaplarına ödeme yapıldığı ve bu ödemelerin şahsi borca ilişkin olduğu iddiasında olsa da; Mahkeme tarafından yapılacak incelemede de görüleceği üzere davacının şahıs şirketi olduğunu, şahıs şirketleri yalnızca kişilerden oluşmakta olup, kişinin varlığı ile devamlılığını sürdürmekte olduğunu, kısaca davacının, şirket hesabı adı altında hesabının söz konusu olamayacağını beyanla davalı vekili davanın reddine, davacı aleyhine %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi'nin 19/09/2022 tarih 2022/173 Esas- 2022/800 Karar sayılı kararında;"Dava ticari alım-satım ilişkisine bakiye alacağına dayalı itirazın iptali davasıdır. Davacı taraf davalı aleyhine Bakırköy 14. İcra Dairesinin ... E.. Sayılı takip dosyası ile cari hesap alacağından kaynaklı 11.464,00 TL asıl alacak 1.160,69 TL işlemiş faiz toplamı 12.924,69 TL üzerinden takip başlattığı ,davalının borcu olmadığı savı ile süresinde takibe itirazı üzerine iş bu itirazın iptali davasının 2004 Sayılı İİK'nun 67. Maddesi uyarınca yasal bir yıllık hak düşürücü süre içinde ve dava değeri 11.764,00 TL üzerinden açıldığı anlaşılmakla ;Davacı taraf davalıya bir adet makine sattığını beyanla ,davalının kısmi ödemesi sonrası bakiye alacağını talep ettiği,Davalının ise ödeme defi ileri sürdüğü anlaşılmıştır.25/03/2021 tarihli 17.464,00 TL tutarında bir adet fatura ve de 02/06/2021 tarihli 5.700,00 TL tutarlı tahsilat makbuzu dosya arasında yer almakla ,davalı taraf takibe itirazında ve de cevap dilekçesi ile makine satın aldığını kabul ile ,satım bedelinin davacının şahsi hesabına 7.500 TL havale ,5.700 TL kredi kartından çekim,4.264,00 TL karşılığında da kompresör makinesi vererek takas yolu ile borcunu sonlandırdığına yönelik itirazda bulunmuş,... tarafından davacı adına kayıtlı banka hesabına 21/03/2021 tarihinde 500,00 TL ,25/03/2021 tarihinde 7.000 TL ödeme havale yapıldığı her iki havale dekontu dosya arasında yer almakla ödemelerde açıklama bulunmadığı görülmüştür.Davalı taraf takasa konu kompresörün davacıya teslim edildiğine yönelik dava dışı nakliye firması tarafından imzalanan belge sunarak, nakliyat firmasının yetkilisinin tanık olarak dinlenilmesini talep etmiştir.Davalı şirketin İTO kaydı celp edilmiş , davalının havale iddiasına konu ödemeyi yapan ... 'ın davalı şirketin tek ortağı ve de münferiden müdürü olduğu görülmüştür.Davacı taraf ,... tarafından yapılan havalelerin arkadaşlık ilişkisinden kaynaklı şahsi borçtan dolayı yapıldığını tanık dinletme talebine de muvafakatlarının olmadığı açıklamasında bulunmuştur.HMK 266.maddesi uyarınca Çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hususlar olan alacak hesabı konusunda rapor alınmıştır.03/08/2022 Tarihli Bilirkişi Raporunda; Davacı tarafından davalı yana 2021 yılında 1 adet fatura karşılığı (1 Adet Kompresör) toplam olarak 17.464,-TL’lik fatura düzenlenmiş olduğu, işbu faturanın davalı BA bildirimlerinde bildirilmiş olduğu ve davalı ticari defterlerine kayıt edilmiş olduğu, Davalı yan tarafından işbu faturalara karşılık 5.700,-TL nakit ödemenin her iki taraf ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu, davalı şirket ortağı ... şahsi hesabından davacı yan’a banka yolu ile yapılmış toplam 7.500,-TL’nin davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalı şirket ortağı tarafından yapılmış işbu iki ödemenin davalı yan tarafından davacı yana yapılmış olduğu kanaatine varılması halinde davacı yanın davalı yandan kalan alacağının(17.464,-TL-5.700,-TL-7.500,-TL) 4.264,-TL olarak hesaplanmış olduğu, toplam tutarı 7.500,-TL olan iki ödemenin davalı şirket ortağı ... tarafından davacı ...’e şahsi ödeme olarak yapılmış olduğu kanaatine varılması halinde davacı yanın davalı yandan kalan alacağının (17.464,-TL-5.700,-TL) 11.764,-TL olarak hesaplanmış olduğu, ancak yapılmış ödemelerin şahsi ödeme olduğuna dair sunulmuş bir belgeye dosya içeriğinde rastlanmamış olduğu, Davalı yan tarafından davacı yana kalan borcu için 4.264,-TL’lik Kompresör verilmiş olduğunun beyan edilmiş olduğu, dosyaya sunulmuş tutanakta Kömpresörün ... Nakliyat tarafından davacı ... adresi Maltepe, Litros Yolu, ... San.Sit.No:... Zeytinburnu/İSTANBUL adresine sevki yapılıp teslim edilmiş olduğunun yazılıp, nakliyeci ... Nakliyat tarafından kaşe basılıp imzalanmış olduğu görülmekte olup, davalı tarafından davacı yana işbu Kompresör ile ilgili düzenlenmiş bir faturaya dosya içeriğinde rastlanmamış olduğu, Takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, Taraflar arasında düzenlenmiş bir sözleşmeye veya davalıyı temerrüde düşürecek bir ihtarnameye dosya içeriğinde rastlanmamış olduğu, Davacı yan lehine karar alınması durumunda, Davacı yan, icra takip tarihi olan 26.10.2021 tarihinden itibaren kanaat getirilecek asıl alacağına, Davacının takip talebinde talep etmiş olduğu gibi değişen oranlarda reeskont avans faizi talep edebileceği kanaati ile rapor düzenlenmekle ;Davacı ticari defterlerinde 11.764,00-TL alacaklı olduğu, davalı ticari defterlerinde şirket yetkilisi tarafından yapılan havaleler de kaydedilmekle , 4.264,00-TL davacıya borcu olduğu anlaşılmıştır. Davalı şirket yetkilisinin şahsi hesabından, davacı hesabına yaptığı açıklama yer almayan ödemelere ilişkin yapılan değerlendirmede; Havale hukuksal niteliği itibariyle ödeme vasıtası olup, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 102. maddesinde de "Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel bir borç için yapılmış sayılır" hükmü düzenlenmiştir. Dava konusu icra takibine dayanak banka dekontunda borç/ödünç olarak verildiğine ilişkin hiçbir açıklama ve şerh bulunmaması halinde banka havalesi ile gönderilen havalenin 6098 s.TBK'nın 102.maddesi hükmü uyarınca bir borcun ödemesi olarak gönderildiği kanuni karinedir. Hal böyle olunca, dekonttaki ödemelerin borcun ödemesi için yapıldığının kabulü gerekir. Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür (TMK m.6). İleri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir (HMK m.190).Bu yasal düzenlemeye göre, gönderilen havale işleminde hiç bir şerh koymadığından yasal karinenin aksinin ispat yükü davacı tarafa düşmektedir. İspat yükü üzerinde olan davacının davasını, dolayısıyla davacıya banka aracılığıyla açıklamasız gönderdiği parayı borç olarak verdiğini ispatlaması zorunludur.İspat yükü kendisinde olan davacı, davalıya ödünç verdiğini HMK'nın 200 maddesi gereğince yazılı delille ispat etmesi gerekir.Delil başlangıcı, HMK 'nın 202/2 maddesinde; “ iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse ya da temsilcisi tarafından ve ya gönderilmiş belge” olarak tanımlanmıştır.Bir belgenin delil başlangıcı olabilmesi için, kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş ya da gönderilmiş olması gerekir. Üçüncü kişi tarafından yazılmış ve fakat aleyhine delil olarak kullanılacak olan kişinin herhangi bir şekilde yazısının bulunmadığı belgeler delil başlangıcı sayılmaz. Buna karşılık, aleyhine delil olarak kullanılmak istenen tarafın, imzasız el yazısı ile mektupları, herhangi bir şekilde bir kağıda yazılmış el yazısı ile notları delil başlangıcı sayılabilirler. Yine imza yerine paraf taşıyan belgeler de delil başlangıcı sayılır. Delil başlangıcı, iddia edilen hukuki işlemi tam olarak ispat etmemekle beraber, o işlemi muhtemel göstermelidir.Bir hukuki işlem hakkında, HMK m. 202/2’deki şartlara uygun bir delil başlangıcı varsa, o hukuki işlem hakkında tanık dinlenebilir. Davacı tarafça dosyaya ibraz edilen Whats kayıtları yazılı delil başlangıcı olarak kabulü mümkün olmayıp, yazışmaların kimler arasında geçtiği, davalı tarafından bir yazışma yapıldığının anlaşılamadığı, olayda tanık da dinlenemeyeceğinden davacının yemin deliline dayanmış olması nedeniyle, davalıya sunulan yeminin usulüne uygun olarak eda edildiği gözetildiğinde, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Davalı istinaf talebinde haklıdır.Somut olayda davacı dava konusu ettiği dekontla davalıya ödünç para verdiğini ispatlayamadığından davalının istinaf taleplerinin kabulü ile HMK m.353/1-b-2 uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur. ( T.C. İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 18. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2020/203 KARAR NO: 2022/1438 )Yapılan havalelerin ticari satım sözleşmesinin tarafı davalı şirket hesabından yapılmadığı ,her ne kadar şirketin tek ortağı ve temsilcisi sıfatına sahip ... tarafından yapılmış ise de;davacı şirket ve ortağının ayrı hukuki kişilikleri olduğu ,anılan içtihat doğrultusunda delil başlangıcı da sayılamayacağı bu sebeple tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davalının yaptığı havaleleri borca mahsuben yaptığı iddiasını ancak yazılı delil ile ispatlayabileceği ,cevap dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanmadığından havale ile yaptığını iddia ettiği ödemeler hususunu ispat edemediği,Davalının takas yolu ile borcu sona erdirdiğini savunduğu , dava dışı 3. kişi tarafından tesliminin sağlandığı kompresör makinesinin ise ,davacı tarafından teslim alındığı yahut ticari satıma konu olduğu kabul edilmemiş ,davalının kendi ticari defterlerinde dahi davacıya 4.264,00 TL tutarlı satış faturası kaydedilmemiş ,kaldı ki davalı 17.464,00 TL faturayı ba formu ile bildirmesine rağmen yasal zorunluluk olmamakla 4.264,00 TL faturayı bs formu ile de beyan etmemiş olup,Dava dışı nakliye firması ... Vİnç Nakliyat tarafından tek taraflı düzenlenen belge doğrultusunda ,davacı ile davalı arasında takasa ilişkin bir sözleşme bulunmadığı ,taraf ticari defterlerinde alım-satıma yönelik belge bulunmadığı aralarında satım sözleşmesi kurulup kurulmadığı ispat edilmeksizin dava dışı nakliye şirketinin tanık olarak dinlenilmesine yönelik davalı isteminin de davacının muvafakati olmamakla ispat aracı olamayacağı anlaşılmakla;Davacının takip tarihi itibari ile davalıdan 11.764,00 TL alacaklı olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne ve de İİK 67/2 uyarınca alacağın likit oluşu ve borçlunun itirazında haksız çıkması sebebiyle alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir..."gerekçesi ile,''Davanın KABULÜNE, Davalı borçlunun Bakırköy 14. İcra Dairesinin ... E. Sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile asıl alacak yönünden takibin aynen devamına," karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesinin 19.09.2022 tarihli kararı ile davanın kabulüne karar verildiğini, bu kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin, davacıdan 17.464 TL'lik 1 adet hava kompresörü satın aldığını ve ödemesini yaptığını, buna rağmen davacının müvekkili şirket aleyhine ilamsız icra takibi başlattığını, müvekkili tarafından yapılan ödemelerin mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, halbuki 03.08.2022 tarihli bilirkişi raporunda, müvekkilinin yapmış olduğu ödemelerin dayanağı olarak davacıya şahsi borcunun olduğuna dair bir belgenin dosya içeriğinde rastlanmadığının tespit edildiğini, zira müvekkili şirket ortağı ile davacı arasında şahsi borç ilişkisi bulunmadığını, kaldı ki bu ilişkinin ispat yükünün de davacıda olduğunu, ancak davacı işbu borç ilişkisini ispatlayamadığı halde mahkeme tarafından davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu;Ayrıca dava konusu banka dekontunun 25.03.2021 tarihine ait olduğunu, aynı zamanda fatura alacağının tarihinin de 25.03.2021 olduğunu, dolayısıyla açıklama yazılmadan yapılan ödemelerin muaccel olmuş bir borç için yapıldığı karinesi esas alındığında da, işbu ödemenin aynı tarihli fatura alacağı için yapıldığının açık ve net olduğunu, yasa hükümlerinin olay örgüsünü net şekilde açıklayamadığı takdirde, işbu hususları birleştirip kanunları olaya uyarlamanın hakimin görevi olduğunu, lakin dosyada da görüleceği üzere gerekçeli kararda bahsedilen kanuni karine ve fatura alacağı ile banka dekontlarının tarihlerinin aynı tarih olan 25.03.2021 olduğu yok sayılmış olup herhangi bir hukuki yorum yapılmadığını;Aynı zamanda bütün bir hukuk sisteminin dayanağı olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesi ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi gereğince iddia edenin, iddiasını ispat yükümlülüğü altında olduğunu, davacının davasını kanıtlamakla yükümlü olduğunu, lakin işbu olayda davacının iddia ettiği vakıalara ilişkin herhangi bir delil dosyaya sunamadığını, gerekçeli hükümde de ispat yükünün davacıya ait olduğu açık şekilde belirtilmişken ispat edilmemiş davanın kabul edilmesinin, bütün bir hukuk sistemini hiçe saymaktan başka bir şey olmadığını, ispat yükü davayı açan taraf olan davacıya ait olup, davasını kesin delillerle ispatladığı surette işbu durumun aksini ispatlamanın davalıya geçeceğini, huzurdaki davada da davacı banka kanalıyla yapılan ödemelerin şahsi bir borç sebebiyle ödendiğini iddia etse de, işbu iddiasını kanıtlayamadığını yani davasında haklı olduğunu ve dava dilekçesinde öne sürdüğü vakıaları kanıtlayamadığını, kaldı ki yasa koyucu tarafından limited şirket ortağının şirket borcunu ödeyemeyeceğine dair düzenlenmiş bir hüküm bulunmadığını, böyle bir hüküm yokken ve ayrıca açıklama yazılmadan yapılan ödemelerin muaccel olmuş bir borç için yapıldığı karinesi bütün bir Yargıtay ve Doktrin tarafından kabul edilmişken, yapılan ödemenin şirket borcu olarak sayılamayacağının abesle iştigal olduğunu, bütün bunların kanunun yanlış hatta hiç yorumlanmaması sebebiyle vuku bulduğunu;Müvekkili ile davalı arasında dava konusu ilişki dışında hiçbir alacak-verecek ilişkisinin söz konusu olmadığını, nitekim somut durum bir bütün halinde ele alındığında da müvekkilinin yapmış olduğu tüm ödemeleri dava konusu kompresör için yaptığının görüldüğünü, müvekkilinin günlük hayat ve ticari hayattaki kaidelere uygun olarak, öncelikle 21.03.2021 tarihinde davacıya 500 TL kapora gönderdiğini, devamında yine hayatın olağan akışına uygun olarak fatura tarihi olan 25.03.2021 tarihinde davacıya 7.000 TL gönderdiğini, aynı şekilde 16.04.2021 tarihinde ise borç için tarafların birbirine uygun iradeleri sonucu müvekkilinin, davacıya ... marka kompresör makinesini teslim ettiğini, tarafların işbu kompresörü 4.264 TL'ye saydıklarını, işbu makinayı teslim eden ... Nakliyat tarafından düzenlenen teslim tutanağını dilekçe ekinde sunduklarını, nakliyat firmasının yetkilisinin tanık olarak dinletilmesini talep ettiklerini, kaldı ki davacının iştigal alanı olan iş de kompresör olduğundan bu şekilde bir alışverişin yapılmış olmasının olağan olduğunu, aynı şekilde bakiye borç için davacının kabulünde olan 02.06.2021 tarihli, 000150 seri numaralı tahsilat makbuzu ile 5.700 TL ödeme yaptığını, olay bu şekilde olmasına rağmen davacının vaki icra takibiyle haksız gelir elde etme gayesi içerisine girdiğini beyanla Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/173 E., 2022/800 K. sayılı kararının kaldırılarak haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, faturaya dayalı alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.Davacı taraf, davalıya bir adet 17.464 TL bedelli hava kompresörü sattığını, davalının satış bedelinin 5.700 TL'sini ödediğini, kalan bedeli ödememesi üzerine hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine, borcun tamamını ödediğinden bahisle itiraz ettiğini, itirazın haksız olduğunu, dava dışı şahıs tarafından, şahsi hesaplarına gönderilen paranın fatura konusu borcun ödemesi olarak kabul edilemeyeceğini beyan ederek itirazın iptalini talep etmiş, davalı taraf, davacıdan bahsedilen makineyi satın aldığını ancak kalan bedeli iki ayrı havale ve bir adet makine teslimi ile ödediğini, davacıya herhangi bir borcunun kalmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı tarafça ileri sürülen tüm istinaf sebepleri yargılama aşamasında sunulan cevap ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiş, gerekçeli kararda her bir savunma sebebi hakkında ne şekilde değerlendirme yapıldığı açıklanmıştır.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre; taraflar arasında davacının, davalıya bir adet 17.464 TL bedelli hava kompresörünün satışını yaptığı, davalı şirket tarafından satış bedelinin 5.700 TL'sinin ödendiği konusunda uyuşmazlık olmadığı, uyuşmazlığın davalı tarafından kalan bedelin ödenip ödenmediği noktasında toplandığı, davalı tarafın borcu kabul ederek ödeme savunmasında bulunmakla ispat yükünü üzerine aldığı ve ödeme savunması kapsamında, dava dışı ... tarafından davacının banka hesaplarına iki ayrı işlem ile 7.500 TL havale edildiğini, ayrıca davacıya 4.264 TL bedel mukabili makine teslim ettiğini iddia ettiği, bilirkişi raporunda, takip tarihi itibariyle davalının kendi ticari defterlerinde davalıya 4.264 TL borçlu olduğu, davacının ticari defterlerinde ise davalıdan 17.464 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalı tarafından, davacıya 4.264 TL borç mukabilinde teslim ettiği iddia edilen makine bedelinin kendi kayıtlarına dahi işlenmediği, bu bedel karşılığında davacı adına düzenlenmiş herhangi bir fatura bulunmadığı ve davacının kayıtlarında bu bedelin, davalı tarafın ödemesi olarak kayıtlı olmadığı, davalı tarafından sunulan ve makinenin davacıya teslim edildiğinin ispatı olduğu iddia edilen belgede ise, davacının teslim alan olarak isim ve imzasının olmadığı, İlk derece mahkemesince de açıklandığı üzere, dava dışı şirket tarafından tek taraflı olarak düzenlenen belgenin ispat vasıtası olarak kabul edilemeyeceği, davacının banka hesaplarına gönderilen havalelerin, davalı şirket tarafından yapılmadığı, dava dışı şirket müdürü tarafından şirket adına ödeme yapılması mümkün ise de, yapılan havalelerde bu ödemenin dava ve takip konusu fatura için yapıldığına dair açıklama olması gerektiği, havalelerin davalı dışında bir kişi tarafından yapılması ve herhangi bir açıklama içermemesi nedeniyle, dava dışı ...'ın davacıya olan borcunun ödemesi olarak kabul edileceği, aksini ispat yükünün ise davalıda olduğu, davalı tarafından bu hususun kesin delillerle ispat edilemediği, dava değeri itibariyle ve davacının muvafakati bulunmadığından tanıkla ispatın da mümkün olmadığı, buna göre Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 803,60 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 200,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 602,70 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 16/10/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.