T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/158 Esas
KARAR NO : 2025/1692 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2017/962 Esas- 2022/791 Karar
TARİH: 14/09/2022
DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 16/10/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin tekstil ürünlerinin imali, satışı ve pazarlanması işi ile iştigal ettiğini, davalı şirketin ise tekstil ham madde ürünlerinin satış işini yaptığını, davacı ile davalı şirket arasında kumaş alımı-satımı konusunda şifai bir ticari ilişki tesis edildiğini, bu kapsamda davalı şirketin 28.07.2015 tarihli ... numaralı proforma faturayı düzenleyerek davacı şirkete gönderdiğini, anılan proforma faturaya göre davalı şirketin 7.800 metre kumaşı toplamda 28.860 Euro bedel ile davacı şirkete satma yükümlülüğü altına girdiğini, buna karşılık davacı şirketin ise satım bedelini ödeme yükümlülüğünü üstlendiğini, davacı şirketin davalı ile olan ticari ilişki kapsamında 6.000 Euro tutarındaki avans ödemesini davalı şirketin ... Bankası Üsküdar Şubesi nezdinde bulunan ... Iban numaralı banka hesabına 26.10.2015 tarihinde gönderdiğini, davacı şirketin hesabının bulunduğu ve davalı şirkete havalenin gerçekleştirildiği ... Bank Sefaköy Şubesine gönderilen havale talimatında, davalı şirkete yapılacak havalenin ... numaralı proforma faturaya istinaden yapıldığının belirtildiğini, davalı şirketin ise yüklendiği kumaş teslimi borcunu yerine getirmediği gibi avans olarak aldığı 6.000 Euro tutarındaki parayı da iade etmediğini, bunun üzerine davacı tarafından Bakırköy 40. Noterliği'nden 07.01.2016 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarname davalı şirkete keşide edilerek 6.000 Euro'nun 3 işgünü içerisinde davacı şirkete ödenmesi ihtarında bulunulduğunu, ihtara rağmen borcunu ödemeyen davalının temerrüde düştüğünü iddia ederek davacı şirket tarafından davalıya ödenen 6.000 Euro'nun işleyecek reeskont faizi ile tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin kumaş imalatı pazarlaması ve ithalatı yapan bir şirket olduğunu, davalı şirket ile de Çin'de üretimi yapılacak olan kumaşların imalatı ve ithalatının yapılması ve davacı şirkete bu malların satılması hususunda, gerek resmi gerekse de özel mailler yolu ile alım satım konusunda anlaşma yaptıklarını, bu anlaşma çerçevesinde davalının Çin'den talep edilen kumaşların üretilmesi ve ülkeye ithalatı için gerekli işlemleri başlattığını, siparişleri verdiğini ve kumaşların yüklenmesi aşamasına kadar olan tüm işlemleri tamamladığını, bu aşamada Çin'e ödeme yapması gereken davalının, taraflar arasında gerçekleşen alım satım anlaşması uyarınca davacı şirket ile ödeme yapılması için yazışmaları yaparak 8.658 Euro ön ödeme yapılmasını, mal tesliminde bakiye tutarın % 20'sinin ödenmesini, kalan bakiye olan % 50'lik ödemenin de çek alınması sureti ile gerçekleştirilmesini talep ettiğini, bunun üzerine davacı şirketin davalı hesabına 6.000 Euro ödeme yaptığını, alım satımı yapılacak malların yüklenmesi aşamasında davacı şirketin kumaşların doğrudan bedel içermeyen fatura ile kendi adına yüklenmesini ve bu kumaşları iç piyasada dikerek ihraç edeceğini beyan ettiğini, davalının da Çin'den vaki kumaşların davacı şirket adına getirilmesi için gereken işlemleri tamamladığını, görüşmeleri yaparak kumaşların Türkiye'ye gelmesini temin ettiğini, bu kumaşların sonra davacı tarafından gümrüklen çekilerek kullanıldığını, davalının Çin'den gelen malların ödemelerini bizzat yaptığını, tüm bu alım satım ilişkisi içinde davacıdan peşin olarak alınan 6.000 Euro dışında Dali Tekstil imza yetkilisi ve ortağı olan Battal Bey'in şahsi olarak keşide ettiği 52.000,00 TL bedelli çekin işbu alım satım işlemleri karşılığı olarak alındığını, havalenin bir borç ödeme vasıtası olduğunu ve davacı tarafın alacağının dayanağı olduğunu iddia ettiği havale dekontları ile davalıya olan borcunu ödediğini, davalının davacıya hiçbir borcu bulunmadığı gibi söz konusu ödemenin herhangi bir ticari ilişki nedeni ile ya da karz olarak gönderildiğine dair de dekontlarda bir ibarenin yer almadığını, yapılan ödemenin davalının alacağının ödenmesine yönelik olarak gerçekleştirildiğini, Yargıtay 13 H.D. 28.01.2015 tarih, 2004:İ2189 E., 2005:1003 K. sayılı emsal kararlarında görüldüğü üzere, havalenin bir borç ödeme aracı olduğunu ve başlı başına taraflar arasındaki karz ilişkisini ispatlamaya yeterli olmadığının açık olduğunu, davacı tarafın davalıdan yapılan havaleler nedeni ile alacaklı olduğunu iddia ettiğini, oysa yapılan ödemenin bir borcun ödenmesi amacı ile yapıldığını, davacı tarafın alacak iddiasını havale dekontlarına dayandırdığını, davacının alacağının başka yazılı delillerle ispatlaması gerektiğini, beyanla davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi'nin 14/09/2022 tarih 2017/962 Esas- 2022/791 Karar sayılı kararında;"Dava Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasıdır. Taraflar arasındaki ihtilaf davacı ile davalı arasında yapıldığı bildirilen ticari ilişki nedeniyle tarafların yükümlülüklerine yerine getirip getirmediği, davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, varsa miktarı noktalarında toplanmaktadır. ...Somut olayda; davacı ile davalı şirketin kumaş teslimi hususunda şifahi olarak anlaştıkları, bu hususun her iki tarafın da kabulünde olduğu, davacının mal teslimine istinaden 6.000,00 Euro avansı davalının hesabına gönderdiği fakat davalının kendilerine mal tesliminde bulunmadığını iddia ettiği, davalının ise davacı şirket adına kumaşları yurtdışından ithal edileceğini, ithalatın davacı şirket tarafından yapıldığını, davacı şirkete herhangi bir borçlarının bulunmadığını iddia etmiş olup, dosya içerisindeki belgeler, tarafların ticari defterleri ve diğer deliller ile alınan bilirkişi kök ve ek raporları birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından davalı şirketin hesabına 6.000,00 Euro ödeme yapıldığı, bu hususta tarafların mutabık olduğu, davacı şirketin defterlerinin incelenmesinde davalı ile arasındaki tek kaydın dava konusu alacağa ilişkin olduğu, davacının ne bahsi geçen Çin firması ne de başka bir Çin firması ile süregelen bir ticari ilişkisinin defter kayıtlarında yer almadığı, gümrük beyannamesi ile yapılan ithalat işleminin davacının ithalat tarihi olan 2015 yılı ticari kayıtlarında olmadığı fakat davalı tarafından sunulan ..... Ltd.Şti. Firması tarafından davacı şirkete kesilen faturanın davacı şirket defterlerinde yer aldığı, faturada gösterilen bilgilerin gümrük beyannamesi ile eşleştiği bu halde ilgili ithalat işleminde davacının taşıyıcı firma olduğunun anlaşıldığı, her ne kadar davalı ... firmasına davacının ithalatına istinaden ödeme yapıldığı iddia edilmiş ve ticari defterlerinde ödemeye ilişkin kayıtlar bulunmuşsa da, davacının kendi yaptığı ithalat bedelinin davalının defterlerinde yer almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, ayrıca davalı şirketin adı geçen Çin firması ile süregelen cari ilişkisinin de mevcut olduğu, davalı tarafından verildiği iddia edilen çekin her iki tarafın defterlerinde de kayıtlı olmadığı, dosya içerisindeki 12.11.2015 tarihli gümrük beyannamesine göre Çin’den ticari bedelsiz ithalat olarak kumaş ithal edildiği, bu ithalatın davacının ticari defterlerinde olmamasına rağmen ithalata ait nakliye firma faturasının davacının defterlerinde olduğu, kaldı ki ithalatın defterlerde kayıtlı olmamasının ithalatın gerçekleşmediği anlamına gelmeyeceği birlikte değerlendirildiğinde, davalı tarafından davacının ithalatına ilişkin ihracatçı firmaya ödeme yapıldığı iddiasının kayıtlarda var olmasının tek başına anlam ifade etmeyeceği, davacının davalı şirket ile anlaşmasına istinaden 6.000,00 Euro ödeme yaptığının sabit olduğu ve karşılığında davalı şirketin mal teslimini yaptığının ispatlanamadığı gibi cevap ve diğer beyan dilekçelerinde iddia ettiği hususların da ispatlanamadığı anlaşıldığından davacının davasının kabulüne karar vermek gerkmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir..."gerekçesi ile ''Davanın kabulü ile; 6.000,00 Euro’nun temerrüt tarihinden (15/01/2016) itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince, davacının davasının kabulüne karar verildiğini, ancak Mahkemece varılan sonuç ve hükmedilen karar usul ve yasaya aykırı olup, dosya içinde yer alan bilgi ve belgeler göz ardı edilerek karar verilmiş olduğundan işbu dilekçe ile istinaf kanun yoluna başvurmak gerektiğini, Yerel Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu;Davacı tarafından 2017 yılında ikame edilen işbu davada yargılama boyunca 4 farklı hakimin görev aldığını, davanın başında, ortasında ve sonunda görev alan hakimler farklı olup, bu durumun hakimler tarafından dosyaya tam olarak vakıf olunamamasına sebep olduğunu, nitekim dosyayı karar çıkaran hakimin de mahkemeye yeni atanmış olup dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerin bu sebeple gözden kaçırıldığını; Müvekkili şirket ile davacı şirket arasında sözleşme olmaksızın kurulan ticari ilişki ile Çin'de üretimi yapılacak olan kumaşların imalatı ve ithalatının yapılması hususunda anlaşıldığını, bunun üzerine müvekkili şirketin Çin'deki üretimin gerçekleşmesi ve malların ülkemize ithal edilmesi için gerekli işlemleri yaptığını, bu sırada davacı şirketin müvekkiline 6.000 Euro ön ödeme yaptığını ve şirketin imza yetkilisine ait 51.500 TL bedelli şahsi çeki keşide ettiğini;Müvekkili ile davacı şirketin gerekli görüşmeleri gerçekleştirip şifahi ve yazılı (mail ortamında) olarak Çin'den kumaş getirilmesi noktasında anlaşmaya vardığını, bu uğurda müvekkiline, davaya konu 6.000 Euro ön ödeme yapan ve şirket imza yetkilisine ait 51.500 TL bedelli şahsi çek keşide ederek teslim eden davacının ödemeleri, taraflar arasındaki kumaş ticaretinden kaynaklı olan borcunu ödemek için yaptığının açıkça ortada olduğunu;Alım - satımı yapılacak malların yüklenmesi aşamasında davacı şirketin kumaşların doğrudan bedel içermeyen fatura ile kendi adına yüklenmesini istediğini, müvekkilinin de anlaşılan kumaşların Çin'den davacı adına getirilmesi için gerekli işlemleri ve görüşmeleri yaparak kumaşların Türkiye'ye gelmesini sağladığını, her ne kadar davacı, yargılamanın başından itibaren ihracatçı firma olan Çin'de yerleşik ... ... ... (Group) .... Ltd. adlı firma ile aralarında bir ticari ilişki olmadığını iddia etmişse de, firmadan gelen malları gümrükten davacının çektiğinin şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulduğunu;Dosyadaki delillerin, 12.11.2015 tarih ve ... sayılı gümrük giriş beyannamesi ile bedeli müvekkili tarafından ödenmiş olan, ticari bedelsiz ihracat olarak 89 kap, 11579,4 metre kare ve 22.618,43 USD kıymetindeki kumaşların davacı tarafından gümrükten bizzat çekildiğini ve kullanıldığını gösterdiğini, bu hususta Mahkemece "gümrük beyannamesi ile yapılan ithalat işleminin davacının ithalat tarihi olan 2015 yılı ticari kayıtlarında olmadığı fakat davalı tarafından sunulan ..... Ltd.Şti. Firması tarafından davacı şirkete kesilen faturanın davacı şirket defterlerinde yer aldığı, faturada gösterilen bilgilerin gümrük beyannamesi ile eşleştiği bu halde ilgili ithalat işleminde davacının taşıyıcı firma olduğunun anlaşıldığı" denilmesine anlam verilemediğini, davacı yanın taşıyıcı firma olduğuna dair ortada hiçbir bilgi ve belge bulunmayıp mahkemenin, tahminlere dayalı olarak hüküm kurduğunu, oysa ki dosya incelendiğinde tahminlere mahal vermeyecek açıklıkta belgelerin olduğunun görüleceğini, nakliyeye ilişkin taşıma işlemini üstlenen firma ... olup bu hususa ilişkin belgelerin de dosya içinde yer aldığını; Müvekkili şirketin Çin'deki firmayla devamlı ticari ilişkileri olup bu durumun dosyaya sunulan fatura ve belgelerden de anlaşıldığını, müvekkili şirketin Çin'deki firmaya ödemeler yaptığını ve karşılığında anlaşılan miktarda ürün satın aldığını, yapılan her ödemenin karşılığında bir miktar mal alındığının müvekkiline ait cari hesaplardan açıkça görüldüğünü, müvekkilinin ticari defter ve kayıtları dikkatlice tetkik edildiğinde, müvekkili tarafından Çin'deki firmaya yapılan ödemeler ile müvekkiline teslim edilen kumaşlara ilişkin fatura, irsaliye, ithalat belgeleri ve gümrük beyannameleri karşılaştırıldığında müvekkili tarafından yapılan ödemelerin ve ithal edilen malların eşleştiği, sadece 22.618,43 USD tutarında fazla ödeme yapıldığı, bunun da davacıya teslim edilen mal olduğunun açıkça görüldüğünü; Müvekkilinin yaptığı ödemelerin belgeleri ile müvekkiline gönderilen mallara ilişkin belgeler tutarlı olup birbiriyle örtüşürken, müvekkilinin yaptığı 22.618,43 USD tutarındaki ödemeyle eşleşen bir mal girişi olmadığını, zira bu ödemenin davacı yanın gümrükten bedelsiz olarak çektiği malların bedeli olarak Çin'deki ihracatçı firmaya müvekkili tarafından ödendiğini, bu hususun dahi başlı başına davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirketin alım satım ilişkisinin tarafı olmayıp ödemeyi davacı adına ihracatçı şirkete yaptığını ve malı doğrudan davacı yanın gümrükten çektiğini ortaya koyduğunu, ancak ne yazık ki bu beyanları ve beyanlara ilişkin sunmuş oldukları belgelerin Yerel Mahkemece yok sayıldığını;Daha açık bir ifadeyle Çin'deki şirketten mal almadığını ve ihracatçı şirketle bir ticari ilişkisi bulunmadığını yargılama boyunca beyan eden davacı yanın, evsafı, miktarı ve bedeli belli olan malı gümrükten çektiğini ve malların bedelinin müvekkili tarafından Çin'de yerleşik olan ihracatçı firmaya ödendiğini, Çin firmasına yapılan ödemenin 09.11.2015 tarihinde müvekkilinin ... Bankası Üsküdar şubesinde bulunan ... no'lu hesap üzerinden dava konusu malların karşılığı olarak yapıldığını, bu hususun kendileri tarafından açıkça ve tekraren ortaya konulmuş olmasına rağmen gerekçeli kararda yer alan "davalı tarafından davacının ithalatına ilişkin ihracatçı firmaya ödeme yapıldığı iddiasının kayıtlarda var olmasının tek başına anlam ifade etmeyeceği, davacının davalı şirket ile anlaşmasına istinaden 6.000,00 Euro ödeme yaptığının sabit olduğu ve karşılığında davalı şirketin mal teslimini yaptığının ispatlanamadığı" şeklindeki hükmün kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili şirket ile Çin'deki üretici firma arasındaki ödemeler ve ticari ilişkilerin incelenmesi ve kendileri tarafından bildirilen, banka kanalıyla yapılan ödemeye ilişkin evrakların dosya arasına alınmasıyla, müvekkilinin ticari ilişkinin doğrudan tarafı olmadığı ve dolayısıyla davacı yana mal teslim etmek yükümlülüğü altında olmadığının şüpheden uzak şekilde görüleceğini, zira davacı yanın talebi doğrultusunda malların davacı adına gümrüğe getirildiğini ve davaya konu kumaşların davacı tarafından bizzat gümrükten çekildiğini, ancak Yerel Mahkemece bu hususun da incelenmediğini ve gerekli delillerin toplanmadığını;Dosya içerisinde yer alan son bilirkişi raporunda da davacının ilgili ihracatı gerçekleştirdiği ve malları gümrükten çektiği, davacının ticari defter ve kayıtlarında ithalata ilişkin kayıtların bulunmamasının, ithalatın yapılmadığı anlamına gelmeyeceği, davacı tarafından bedelsiz olarak ithalatın yapıldığı tespitlerinin açıkça ortaya konulduğunu, malın davacı tarafından bedelsiz olarak ithal edildiğini, zira davacının talebi üzerine ithalat bedelinin müvekkili tarafından doğrudan Çin'deki firmaya ödendiğini, aksi takdirde bedelsiz ithalatın nasıl mümkün olduğunun davacı tarafından açıklanmaya muhtaç olduğunu; Şayet davacı yan Çin'deki firmaya müvekkili şirket tarafından ödeme yapıldığını ve böylece kendisinin malları gümrükten bedelsizdir işlemiyle çekebildiğini kabul etmiyorsa, gümrükten çekmiş olduğu miktarı ve evsafı belli olan malların bedelinin nasıl ve kim tarafından ödendiğini ve böylece malın bedelsiz olarak ithal edilebildiğini ve Çin'deki firmayla müvekkili şirket arasındaki ticari ilişki gereğince, her ödemenin karşılığı olarak ticari hayatın akışına uygun şekilde mal alan müvekkilinin ihracatçı şirkete tam da davacının gümrükten çekmiş olduğu malın toplam değeri kadar olan 22.618,43 USD'lik bir ödeme yapmış olmasına rağmen, karşılığında mal almamış olması ve bu hususta müvekkilinin cari hesabında meydana gelen açığın nasıl izah edildiğinin cevaplanması gerektiğini;Mahkeme kararının gerekçesinde "her ne kadar davalı ... firmasına davacının ithalatına istinaden ödeme yapıldığı iddia edilmiş ve ticari defterlerinde ödemeye ilişkin kayıtlar bulunmuşsa da, davacının kendi yaptığı ithalat bedelinin davalının defterlerinde yer almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu" denilmişse de, dosyada yer alan açık ve net belgeler karşısında mahkemece "hayatın olağan akışı"na dayanılarak hüküm kurulmasının usul ve yasaya açık aykırılık oluşturduğunu, davacı yan kötü niyetle hareket etmekte olup, şüpheden uzak delillerin varlığına rağmen davacının kötü niyeti sonucu ortaya çıkardığı duruma dayanılarak hüküm tesis edilmesinin kabul edilemez nitelikte olduğunu;Mahkeme kararını ve müvekkili şirketin davacı yana borçlu olduğunu hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla, Yerel Mahkeme kararının bir an için doğru olduğu düşünülse dahi kararın, faize ilişkin hüküm sebebiyle bozulması gerektiğini, gerekçeli kararın hüküm kısmında yer alan esas alacağa ve faize ilişkin 1 nolu hükmün açık hukuki hata içerdiğini, Mahkemece kurulan hükümde davaya konu yabancı para alacağına işletilecek olan faizin avans faizi olduğu belirtilmişse de, 3095 sayılı Kanuni Faiz Ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 4/a maddesi uyarınca taraflar arasında sözleşme ile daha yüksek bir faiz oranı belirlenmediği takdirde yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulandığını, ancak Yerel mahkemece avans faizine hükmedildiğini; Gerekçeli kararın tebliğinin ardından kendileri tarafından fark edilen bu açık hukuki hatanın düzeltilmesi adına 07.11.2022 tarihinde Yerel mahkemeye tavzih dilekçesi sunulmuşsa da, Mahkemece murafaa açılmış olup 30.11.2022 tarihine gün verildiğini, tavzih talebi hakkında karar verilmesinin beklenmesi durumunda, yasal istinaf süresi geçeceğinden bu hususun da istinaf sebepleri arasında yer aldığını, Yerel Mahkemece asıl alacağı yaklaşık olarak iki katına çıkaran hatalı faiz oranına hükmedilmesinin dahi tek başına hükmün bozulması için yeterli olduğunu beyanla İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/962 E. ve 2022/791 K. sayılı kararının yeniden inceleme sonucu kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davalıya kumaş alım satımı için avans olarak ödenen bedelin, kumaşların teslim edilmediğinden bahisle faizi ile birlikte iadesi talebine ilişkindir.Davacı taraf, davalı ile aralarında kumaş alım satımına dair sözlü anlaşma yapıldığını, bunun için davalı tarafından 28/07/2015 tarihli ve 28.860 Euro bedelli faturanın düzenlendiğini ve davalıya 6.000 Euro avans ödemesi yapıldığını, davalının üstlendiği şekilde kumaş teslimini yapmadığını beyan ederek avans olarak ödenen bedelin faizi ile iadesine karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, davacı tarafından avans ödemesi yapılan kumaşların Çin'de yer alan .... .... Exp. ... Ltd. Şirketi'nden getirtildiğini ve davacı tarafından gümrükten çekildiğini, ödemelerin ise anılan şirkete kendisi tarafından, davacının göndermiş olduğu avans ve davacı şirket yetkilisi tarafından düzenlenen şahsi çek ile yapıldığını beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Taraflar arasında, davalının düzenlemiş olduğu 28/07/2018 tarihli, ... seri numaralı ve 28.860 Euro bedelli faturada yer alan 7.800 metre kumaşın davacıya satımı hususunda anlaşma sağlandığı ve davacının, davalıya 6.000 Euro avans ödemesi yaptığı konusunda uyuşmazlık olmadığı, davalının; avans ödemesini aldığı kumaşların davacıya, Çin'de mukim .... .... Exp. ... Ltd. Şirketi tarafından bedelsiz ithalat yolu ile gönderilerek teslim edildiğini, davacının 12/11/2015 tarihinde anılan yabancı şirketten ithal etmiş olduğu kumaşların fatura konusu kumaşlar olduğunu ve kendi ticari defterlerinde anılan şirket adına kayıtlı olan 22.618,43 USD fazla ödemenin, davacının söz konusu ithalatı için yapıldığını iddia ettiği, Mahkemece alınan bilirkişi raporlarında, davacının ticari defterlerinde Çin'de mukim .... .... Exp. ... Ltd. Şirketi ile aralarında ticari ilişkinin bulunmadığı, davalının ticari defterlerinde ise aynı şirket ile alarında ticari ilişkinin bulunduğu, davalının anılan şirkete yapmış olduğu 21.000 USD ödemenin kendi ticari ilişkisi kapsamında olabileceğinin tespit ve beyan edildiği anlaşılmıştır. Davalı tarafından dosyaya; davacının 12/11/2015 tarihinde, ... sayılı beyanname ile bedelsiz olarak ithal ettiği ve ... sayılı konişmentoda yer alan kumaşların, davacıya teslimini üstlendiği ve kendisi tarafından düzenlenmiş olan 28/07/2018 tarihli faturada yer alan kumaşlar olduğuna, bu kumaşların davalı tarafından davacı adına .... .... Exp. ... Ltd. Şirketi'ne sipariş edildiğine, bedelinin davacı adına ödendiğine dair yazılı herhangi bir delil sunulmamıştır. Davalının, dava dışı .... .... Exp. ... Ltd. Şirketi'ne yapmış olduğu ödemenin, davacının 12/11/2015 tarihinde aynı şirketten teslim aldığı kumaşların ödemesi olduğunu gösterir bir kayıt, bu açıklamayı içerir bir ödeme dekontu veya belge sunulmadığı gibi, davalının defterlerinde fazladan ödeme tespit edilse dahi bunun, davalı ile anılan şirket arasındaki ticari ilişki kapsamında değerlendirilebileceği, davacının 12/11/2015 tarihinde gümrükten çektiği konişmentoda yer alan kumaş miktarı ve türü ile davalının düzenlediği faturada yer alan kumaş miktarı ve türünün uyuşmadığı, davacının .... .... Exp. ... Ltd. Şirketi'nden ithal ettiği kumaş bedellerini ödeyip ödemediğinin ise, davacı ile anılan şirket arasındaki ticari ilişkinin konusu olduğu, sonuç olarak davalının faturada yer alan tür ve miktarda kumaşı davacıya bizzat kendisinin veya kendisi adına bir başkasının teslim ettiğine dair yazılı bir belge, delil sunmadığı, dolayısıyla teslim olgusunu ispat edemediği ve davacının avans ödemesinin karşılıksız kaldığı anlaşıldığından Mahkemece bedelin iadesine karar verilmesi isabetli bulunmuştur.Öte yandan, dava konusu edilen alacak Euro cinsinden olup, 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca, sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanması gerekmektedir. Taraflar arasında faize ilişkin herhangi bir anlaşma olmadığından Mahkemece, anılan türde temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken, avans faizine hükmedilmiş olması hatalı olmuş, davalı vekilinin bu hususa yönelik istinaf sebebi haklı bulunmuştur. Sonuç itibariyle davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulması gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE, İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/09/2022 tarih ve 2017/962 Esas 2022/791 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, 2-Davanın Kabulü ile 6.000 Euro alacağın 15/01/2016 tarihinden itibaren Devlet Bankalarınca Euro cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödenen en yüksek faiz oranının işletilmesi suretiyle davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 3-Alınması gereken 1.806,94 TL harçtan peşin alınan ...,74 TL harcın mahsubuyla geriye kalan 1.355,20 TL eksik harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,4-Davacı tarafça başlangıçta yapılan 467,74 TL ilk masraf, yargılama aşamasında yapılan tebligat, posta ücreti ve bilirkişi ücreti 2.018,10 TL olmak üzere toplam 2.485,84 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı taraf vekille temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 9.200 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,7-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,İSTİNAF YÖNÜNDEN:8-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 9-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 91,00 TL dosyanın istinafa gidiş dönüş masrafı olmak üzere toplam; 311,70 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,10-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 16/10/2025 tarihinde HMK' nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.