T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/128 Esas
KARAR NO : 2025/1689 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI : 2020/442 Esas- 2022/611 Karar
TARİH: 28/09/2022
DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
KARAR TARİHİ: 16/10/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, uluslarası taşıma lojistik faaliyeti ile iştigal ettiğini, bu kapsamda davalıya ait ürünlerin uluslararası taşınmasına ilişkin lojistik işlemlerinin müvekkili şirket tarafından gerçekleştirildiğini, nitekim taraflar arasındaki ticari ilişkiye dair cari hesaptan dolayı, davalının müvekkili şirkete bakiye 3.930,00 EURO borcu bulunduğunu, davalı ile yapılan görüşmelere rağmen davalı borçlunun borcunu ödemediğini, bunun üzerine işbu alacağın tahsili için İstanbul Anadolu 13. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile davalı/borçlu aleyhine takip başlatıldığını, borçlu şirketin borca itiraz ettiğini ve takibin durduğunu beyanla davalının, İstanbul Anadolu 13. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına vaki itirazın iptaline, takibin devamına, davalının %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın müvekkili firma ile arasındaki ticari ilişkiyi gerekçe göstererek 3.930,00 EURO alacak iddiası ile ilk önce müvekkili hakkında İstanbul Anadolu İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapmış olup müvekkili firmanın haklı itirazı nedeniyle icra takibinin durması nedeniyle bu sefer itirazın iptali davası açıldığını, yapılan icra takibine ve işbu davaya konu edilen alacağa ilişkin müvekkilinin borcunun bulunmadığını, davacı tarafın müvekkili firmanın uluslararası lojistik işlemlerini yaptığını, taraflar arasında cari bir ilişki olduğunu, davacı taraf cari ilişkide, icra takibi yapılan miktar kadar alacaklı bulunmadığı gibi ürünleri taahhüt ettikleri sürede getirmediğini, bu nedenle müvekkilinin ürünleri alıcılarına verdiği taahhüde uygun olarak teslim edemediğini ve ürünlerin elinde kaldığını, söz konusu ürünlerin hala daha stoklarda olduğunu, bu durumdan müvekilinin zarara uğradığını, ayrıca müvekkiline faturalandırılan taşıma işinde başka firmaların da ürünlerinin taşındığını, üstelik bu ürünlerin mühürsüz taşındığı ve müvekkilinin gümrükte sorun yaşadığını, son taşınmadan sonra davacının daha önce de yapılan yüklü sevkiyatlada hep tek kamyon faturası kesip parsiyel getirmiş olduğunun fark edildiğini, davacı tarafça ayıplı hizmet verildiğini ve müvekkilinin zarar etmesine neden olunduğunu, yargılama sonucunda davacı tarafın alacağının çıkması durumunda takas mahsup talebinde bulunduklarını, ayrıca davacı taraf aleyhinde müvekkili firmaya vermiş olduğu zarar nedeniyle karşı dava yerine geçmek üzere, dava şartı arabuluculuğa başvurulduğunu beyanla fazlaya, faize, maddi - manevi tazminata ilişkin sair hakları saklı kalmak kaydı ile; öncelikle usul ve yasaya aykırı açılan davanın reddine, yargılama sonucunda davacı tarafın alacağı olduğu kanaatine varılması halinde ayıplı hizmet nedeniyle müvekkilinin doğan zararının takas ve mahsup edilmesine, icra takip miktarının %20'si oranından az olmamak üzere davacı tarafın icra tazminat ödemesine hükmedilmesi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi'nin 28/09/2022 tarih 2020/442 Esas- 2022/611 Karar sayılı kararında;
"Dava hukuki niteliği itibariyle davacı tarafından davalı aleyhine icra müdürlüğünde başlatılan icra takibine, İİK 67. maddesi uyarınca davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine ilişkindir. ...Yapılan yargılama sonunda toplanan tüm deliller ile denetlenip benimsenen ve somut olaya uygun görülen bilirkişi raporundaki gerekçeler ve hesaplamalara göre; taraflar arasında lojistik hizmetleri alım/satımına dayalı ticari ilişki kurulduğu, davacının cari hesaba dayalı olarak davalı hakkında icra takibi başlattığı, davalının davaya sunduğu cevap dilekçesinde davacı tarafa herhangi bir borcu olmadığını, ayıplı hizmet verildiğini ve buna dayalı takas/mahsup talepleri olduğunu ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Tarafların tacir olması ve yapılan işlerin de faturaya bağlanıp cari hesaba yansıtılması ve buna binaen takip başlatılması nedeni ile öncelikle tarafların defter incelemelerine bakılmıştır. Davacı şirketin ticari ilişkinin gerçekleştiği 2019 yılı ticari defterlerini bilirkişi incelemesine ibraz ettiği, davalı şirketin ise 2019 yılına ait ticari defter ve kayıtları ibraz etmediği anlaşılmıştır. Tarafların vergi dairesinden celp edilen 2019 yılı BA/BS formu beyanlarında, tarafların içeriğinde mutabakatsızlık konusu olan 16.12.2019 tarihli, 100914 nolu, 2.450 EURO tutarlı faturanın da yer aldığı 12 adet fatura karşılığı toplam 199.730,00 TL alım/satımın beyan edilmiş olduğu ve tarafların alım/satım faturaları yönünden BA/BS mutabakatı sağladıkları belirlenmiştir. Davalı taraf 2019 yılı ticari defter ve kayıtları ibraz etmeyerek, mutabakatsızlığa sebebiyet veren 16.12.2019 tarihli, 100914 nolu, 2.450 EURO tutarlı fatura yönünden iddiasını davalı kayıtları üzerinden ispatını imkansız kılmış ve davacının iddiasını davalı kayıtları üzerinden teyit ettirme şansını vermemiştir. ( Yargıtay 15. Hukuk dairesinin 2016/4087 Esas - 2017/261 Karar Sayılı İlamı) Davalı tarafın geç teslimden dolayı mahsup talebi var ama davalı malı ihtirazı kayıtsız almakla ve önceden de gecikme yönünden bir ihtar bulunmadığından dolayı geç teslimden dolayı tazminat isteyemez. Davalının diğer talebi olan bu gecikmeden dolayı malın bozulması, TTK 23. Madde gereği davalının malın bozulup bozulmadığını incelemesi 2 gün içinde ayıp ihbarında bulunması gerekirdi, bir an için maldaki bozukluk alelade inceleme ile tespit edilemez desek 8 gün içinde usulünce inceletip davacıya bildirmiş olması gerekirdi. Her ikisi de gerçekleşmediğinden geç teslimden ve geç teslim nedeniyle malın bozulmasından doğan haklarını kaybettiği için kaybettiği haktan dolayı mahsup isteyemez. Davacının takibe konu alacağını davacı kayıtlarında teyit ettiği, davalının ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmeyerek davacının iddiasını ispat etme şansı vermediği, bu nedenle davacı kayıtlarına göre karar verilmesi gerektiği nazara alınarak; alacağında cari hesap alacağı olup likit bir alacak olduğu, itirazın haksız olduğu gözetilip icra inkar tazminatına da hükmedilmek suretiyle aşağıdaki karar tesis olunmuştur..."gerekçesi ile,''Davanın KABULÜ ile Davalının İstanbul Anadolu 13.İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin takip şartlarındaki hali ile aynen devamına,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/442 Esas - 2022/611 Karar sayılı kararı, eksik inceleme ve araştırma sonucu verilmiş olup hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, kararın hukuka aykırı olması nedeniyle kaldırılması için istinaf ettiklerini, davacı tarafın müvekkilinden alacaklı olmadığını, hatta davacının ürünleri taahhüt ettiği sürede getirmemesi nedeniyle müvekkilinin ürünleri alıcılarına verdiği taahhüde uygun olarak teslim edemediğini ve ürünlerin elinde kaldığını, bu şekilde zarara uğradığını;Karara dayanak olarak gösterilen bilirkişilerin 23/01/2022 tarihli raporunda, parsiyel taşımadaki diğer alıcı yüklerinin gümrükte beklemesi sebebiyle teslimde gecikme sürecinin oluştuğu iddiasını gösteren somut veriye rastlanmadığı belirtilmişse de; dosyada bu konuya dair bilgi ve belgelerin ilgili mercilerden istenilmediğini, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde de bu bilgi belgelerin istenilmesini talep etmelerine rağmen belgelerin istenmediğini ve incelenmeden davanın kabulüne karar verildiğini; geç teslim edilen ürünlerin son kullanma tarihleri olduğundan incelenmesini talep etmelerine rağmen ürünlerin de incelenmediğini, ayrıca ürünler geç teslim edilmiş olduğundan müvekkilinin kendi taahhütlerini ifa edemediğini ve zarara uğradığını;27.12.2019 tarih ve 100968 nolu faturada belirtilen ürünü davacı taraf 16.12.2019 tarihinde yüklemiş olup 19.12.2019 tarihinde aracın yola çıktığını, ithalat çıkış avis belgesinde ürünün tahmini varış tarihinin 24/25.12.2019 olarak belirtildiğini, ancak ürünün 27.12.2019 tarihinde teslim edildiğini, zira ürünlerin teslimi ile birlikte faturanın kesildiğini, kısacası davacı tarafın 16.12.2019 - 27.12.2019 tarihleri arasında taşıma yaptığını ve ürünlerin en geç 25.12.2019 tarihinde teslim etmesi gerekirken 27.12.2019 tarihinde (geç) teslim edildiğini, 16.12.2019 tarih ve 100914 nolu faturada belirtilen ürünü davacı tarafın 05.12.2019 tarihinde yüklediğini, 06.12.2019 tarihinde aracın yola çıktığını, ithalat çıkış avis belgesinde ürünün tahmini varış tarihinin 13.12.2019 olarak belirtildiğini, ancak ürünün fatura tarihinde (16.12.2019) teslim edildiğini, zira ürünlerin teslim ile birlikte fatura kesildiğini, kısacası davacı tarafın 05.12.2019 - 13.12.2019 tarihleri arasında taşıma yaptığını ve en geç 13.12.2019 tarihinde teslim etmesi gerekirken ürünün 16.12.2019 tarihinde (geç) teslim edildiğini, ürünlerin fatura tarihinde teslim edildiği ve teslim edilmesi gerekenden 4 gün gecikme ile teslim edildiği ispatlanmasına rağmen, Mahkemenin dikkate almadığını, gıda taşımasında 1 saat bile önemliyken 4 gün gecikmenin ithalatta ciddi bir süre olduğunu, bu gecikme nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını;Ayrıca davacının aynı taşımada sadece müvekkilinin ürünlerini taşıyacağını taahhüt ederek ücret talep etmesine rağmen, konteynerlerde başka firmaların da ürünlerini taşıdığını, böylece müvekkilinden haksız ve kötü niyetle fazladan ücret talep ettiğini, bu nedenle mahkeme kararının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu beyanla İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/442 Esas - 2022/611 Karar sayılı kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava, taşıma ilişkisinden doğan bakiye açık hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.Davacı taraf, taraflar arasında davalıya ait ürünlerin uluslararası taşınması konusunda anlaşma olduğunu, davalının bakiye taşıma ücretini ödemediğini, bu nedenle hakkında başlatılan takibe haksız olarak itiraz ettiğini beyan ederek itirazın iptalini talep etmiş, davalı taraf, davacıya borcunun olmadığını, aksi halde ise davacının ürünleri geç teslim etmesi nedeniyle uğradığı zarar ile parsiyel taşıma yapılması nedeniyle fazladan talep edilen ücretin alacaktan mahsup edilmesi gerektiğini beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davacı tarafın ürünleri geç teslim etmesi sebebiyle davalının da müşterilerine süresinde teslimat yapamadığı ve ürünlerin elinde kaldığı, bu şekilde zarara uğradığı, bilirkişi raporunda, dosyada geç teslime ilişkin belge bulunmadığı belirtilmiş ise de, Mahkemece bu belgelerin ilgili yerlerden getirtilmediği ve eksik inceleme yapıldığı, yine talep etmelerine rağmen davalının elinde kalan ürünlerin son kullanma tarihlerinin incelenmediği, davacının taşımalarda sadece davalının ürünlerini taşıyacağını taahhüt etmesine ve buna göre ücret belirlemesine rağmen, başka şirketlerin de ürünlerini taşıdığı ve davalıdan fazladan ücret talep ettiğine ilişkindir.Dava, uluslararası karayolu ile taşıma sözleşmesinden doğan taşıma bedelinin tahsili talebine ilişkin olduğundan uyuşmazlığa CMR Konvansiyonu'nun ilgili hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. CMR Konvansiyonu'nun 17. maddesi ile; taşıyıcının, yükü teslim aldığı andan, teslim edinceye kadar, bunların kısmen veya tamamen kaybından ve doğacak hasardan sorumlu olduğu, eğer kayıp, hasar veya gecikme istek sahibinin hatası veya ihmalinden, taşıyıcının hatasından değil de, istek sahibinin verdiği talimattan, yüke has bir kusurdan yahut da taşıyıcının önlenmesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmiş ise, taşıyıcının sorumluluğunun söz konusu olmayacağı, 23/5. maddesi ile de; gecikme halinde, hak sahibi zarar ve ziyanın bundan ileri geldiğini kanıtlarsa, taşıyıcının bu zarar ve ziyan için taşıma ücretini geçmemek üzere bir tazminat ödeyeceği kabul edilmiştir.Somut olayda; davacı tarafın takibe konu ettiği alacağın, taşıma bedeline ilişkin 2019 yılında düzenlenmiş iki adet fatura bedelinden kalan bakiye hesap alacağı olduğu, Mahkemece tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmasına ve ticari defterlerin ibrazına karar verildiği, düzenlenen bilirkişi raporunda davacının, takip tarihinde kendi ticari defterlerine göre davalıdan 3.930 EURO alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalı tarafından 2019 yılına ilişkin ticari defterlerin incelemeye sunulmadığı, davalı tarafça 2020 yılı ticari defterleri ile 2019 yılı hesap ekstresine göre davalının takip tarihinde davacıya 1.480 EURO borçlu olduğu, tarafların kayıtları arasında 2.450 EURO bedelli fatura yönünden mutabakatsızlık olduğu, bununla birlikte 2019 yılı BA-BS formlarında herhangi bir mutabakatsızlığın olmadığı, buna göre davacının alacağını usulüne uygun şekilde tutmuş olduğu ticari defterleri ve bu defterleri tamamlayıcı kayıt niteliğinde olan BA-BS formları ile ispat ettiği, bundan sonra ispat yükünün davalıya geçtiği, davalı taraf, davacının ürünleri geç teslim etmesi nedeniyle zarara uğradığını ve kendisinden fazla taşıma bedeli talep edildiğini, bu nedenle davacının alacağının bulunmadığını iddia etmiş ise de, davalı tarafından dosyaya, taraflar arasında dava konusu olan iki taşıma için kesin bir teslim tarihinin belirlendiğine dair herhangi bir delil sunulmadığı, tahmini teslim tarihinin, kesin teslim tarihi olarak kabul edilemeyeceği, ayrıca dosyada ürünlerin teslim edildiği tarihi gösterir bir belgenin de bulunmadığı, her ne kadar Mahkemece ilgili gümrük müdürlüğü ile antrepodan teslim belgelerinin temini ile teslim tarihlerinin belirlenmemiş olması bir eksiklik ise de, taraflar arasında kesin bir teslim tarihi belirlenmemiş olduğundan, bu eksikliğin sonuca bir etkisinin bulunmadığı, yine davalı tarafın, teslimatın fatura tarihinde olduğuna dair iddiasının da soyut bir iddia olduğu, faturaların teslim tarihinden sonra da düzenlenebileceği, kaldı ki geç teslimin varlığı halinde dahi davalının, bundan dolayı bir zarara uğradığını ispat etmesi gerektiği, dosyaya taşıma konusu ürünleri üçüncü kişilere sattığına, üçüncü kişilere teslim edeceği tarihe ve bu tarihin geçmiş olması nedeniyle teslim edemediğine, bu nedenle zarara uğradığına dair herhangi bir delil sunmadığı, zarar iddiasını ispat edemediği, son olarak davalının, davacının kendisinden fazla bedel talep ettiği iddiası yönünden, taraflar arasında davalıya ait ürünlerin parsiyel olarak taşınmayacağı, aynı araçta yalnızca davalının ürünlerinin taşınacağı ve taşıma bedelinin bu şekilde belirlendiğine dair bir anlaşmanın olmadığı, davalı tarafından bu yönde bir delil sunulmadığı, kaldı ki davalının taşıma bedeline ilişkin faturaları kabul ettiği ve süresi içerisinde bedele itiraz ettiğine dair bir iddiasının ve bu yönde bir delilin bulunmadığı, sonuç olarak davacının takip konusu ettiği alacağı devam ettiğinden Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinin isabetli olduğu anlaşılmış, kararda kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.099,96 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 524,99 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.574,97 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 16/10/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.