T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/593 Esas
KARAR NO : 2025/1393 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 17/06/2021
NUMARASI : 2020/926 2021/579
DAVA: Ticari Şirket (Fesih İstemli)
KARAR TARİHİ: 18/09/2025
Dairemizden verilen 10/02/2022 tarih ve 2021/1628 Esas - 2022/198 Karar sayılı karar Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 10/01/2024 tarih ve 2022/3961 Esas - 2024/137 Karar sayılı ilamıyla BOZULMAKLA, dosya incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi Hayati ... %90, müvekkili ... %10 oranında davalı şirketin ortakları iken, şirketin müdürü ve yetkilisi olan Hayati ...’in 23/06/2020 tarihinde geçirdiği kalp krizi sonucu vefat ettiğini, murisin ölümünden sonra mirasçıları olan taraflar arasında husumet yaşanmaya başlandığını, tanıma nedeni ile kurulan soybağının reddi, mal rejiminin tasfiyesi ve ortaklığın giderilmesi gibi davalar açıldığını, bu husumet nedeni ile bir araya gelmelerinin imkansız hale geldiğini, murisin ölümü nedeniyle şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcudiyetini yitirmiş olmasına rağmen mirasçıların bir araya gelerek genel kurul toplantısı yapmaları, birlikte karar alıp, işlem gerçekleştirmeleri mümkün olmadığından şirketin gayri faal duruma düşerek, amacına ulaşmasının olanaksız hale geldiğini beyanla davalı şirketin tasfiyesiz feshine, tasfiye zarureti tespit edilmesi halinde şirketin %10 ortağı olan müvekkili ...'e şirketin tasfiyesi ve Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden kaydının terkinine kadar yapılacak işlemler için yetki verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar ..., ...'e velayeten davalı ... vekili cevap dilekçesi ile; şirket yetkilisinin şirketteki payları mirasçılarına geçmiş olup şirketin devam etmekte olduğunu, yapılması gerekenin şirket yönetimini oluşturmak olduğunu, davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 17/06/2021 tarih ve 2020/926 Esas 2021/579 Karar sayılı Kararı ile; " …... TTK.636 uyarınca haklı nedenle fesih davaları sadece şirkete karşı açılabilecek olup, şirket ortaklarına karşı bu dava açılamaz. Bu nedenle şirket ortağı olan davalılar ... ile ... yönünden davanın pasif husumetten reddine karar vermek gerekmiştir. Limited şirketlerinin feshi TTK 621/1-ı maddesi uyarınca önemli kararlardan olup, temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması halinde alınabilir. TTK'nın 596. maddesine göre payın miras yoluyla iktisabı için ortakların muvafakatine gerek yoktur, mirasçılar kendiliğinden ortaklık payını iktisap eder ve mirasçılar şirket ortağı olarak şirketi temsil ve ilzama yetkilidirler. Bu açıklamalar ışığında somut olayda, davacı ...'in şirketin %10 hissesine sahip olduğu, vefat eden muris Hayati ... ise şirketin kalan % 90 hissesine sahip olduğu, Hayati ...'in vefatı üzerine paylarının veraset ilamında belirtilen mirasçılara intikal ettiği ve mirasçılarından Arzu, Zeynep, İlyas ve ...l'in iş bu davada davacı olarak katıldıkları anlaşılmıştır. Veraset ilamındaki hisseleri uyarınca davacı olan mirasçıların şirketin % 63 hissesine sahip oldukları hesaplanmıştır. Dolayısıyla davacı tarafın, pay adedi ve ortak sayısı olarak genel kurul yaparak şirketin feshine karar vermesi mümkün olduğundan, mahkemeden bu yönde bir karar istenilmesinde hukuki yarar bulunmamakta olup, davalı şirket yönünden davanın hukuki yarar yokluğundan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." gerekçeleri ile; "1-Davalı ... şirketi yönünden hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine, 2-Diğer davalılar ... ile ... yönünden husumetten reddine," karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. .
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesi ile; Murisin vefatı nedeniyle şirketteki hisseleri de dahil olmak üzere geriye kalan terekesi konusunda gayri resmi ilişkisinden doğduğu ileri sürülen davalı ... ile müvekkilleri arasında fiili ve hukuki çekişmeler yaşanmaya başladığını, ayrıca davalı şirketin %10'una sahip müvekkili ...'in kolon kanseri teşhisi ile tedaviye alınması ve ameliyatı sonucu davalı şirketin faaliyetinin tamamen durduğunu ve iş yerinin kapandığını, husumet nedeniyle tarafların bir araya gelerek genel kurul toplantısı yapmaları, birlikte karar alıp, işlem gerçekleştirmelerinin imkansızlığının yanı sıra, Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin "Başvuruya yetkili kişiler" başlığı altında düzenlenen 22.m. uyarınca da Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce davalı şirket için yapılacak tüm başvuru ve işlemlerde şirket müdürünün muhatap kabul edilmesi karşısında, müvekkilleri her ne kadar 2/3 çoğunluğa sahipseler de, şirketin feshi için herhangi bir işlem yapamaz hale geldiklerini, mahkemece bu hususların gözardı edildiğini, ayrıca murisin mirasçısı ve davalı şirket ortağı olan ve müvekkilleri birlikte hareket etmekten imtina eden davalıların ise taraf teşkili sağlanması için davalı şirketle birlikte davalı olarak davaya katılmalarının gerektiğini belirterek hükmün kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.
DAİREMİZİN İLK KARARI: Dairemiz'in 10/02/2022 tarih ve 2021/1628 Esas -2022/198 Karar sayılı ilk kararı ile; HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, kanunen gerekli organlarından birinin mevcut olmaması nedeniyle gayrifaal duruma düşen ve husumet nedeniyle ortaklarının bir araya gelmesi mümkün olmayan şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Öncelikle fesih ve tasfiye istemli davada husumetin şirkete yöneltilmesi gerekmekte olup, davalı ortaklara husumet yönetilemeyeceğinden, mahkemenin kararında bu yönüyle isabetsizlik görülmemiştir. Davalı şirket 2 ortaklı olup ortaklarının %10 hisse ile davacı ... ve %90 hisse ile Hayati ... olduğu, ortaklarından aynı zamanda münferit imza yetkilisi Hayati ...’in iş bu dava açılmadan önce vefat ettiği ve mirasçılarının ... dışındaki davacılar ile davalılar olduğu tarafların kabulünde olup uyuşmazlık konusu değildir. Davacı taraf, murisin ölümü nedeniyle şirketin organsız kaldığını, taraflar arasında husumet olması nedeniyle tarafların bir araya gelip genel kurul yapamadıklarını ve şirket adına karar alamadıklarını, şirketin gayrifaal duruma düştüğünü ileri sürmüş, davalı taraf şirket yetkilisinin şirketteki payları mirasçılarına geçmiş olup şirketin devam etmekte olduğunu, yapılması gerekenin şirket yönetimini oluşturmak olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. TTK 596.m. uyarınca esas sermaye payının, miras yoluyla geçmesi hâlinde, tüm haklar ve borçlar, genel kurulun onayına gerek olmaksızın, esas sermaye payını iktisap eden kişiye geçecektir. Öte yandan murisin şirket hissesi ve veraset ilamındaki hisseler dikkate alındığında davacıların toplam %73 oranında hisseye sahip oldukları ve bu hisse oranı ile TTK 621/1-ı şirketin feshi yönünde karar alabilecekleri düşünülebilir ise de, şirketin halihazırda yönetim organı bulunmadığından genel kurulun toplantıya davet edilmesi mümkün olmayacaktır.Nitekim 6762 sayılı TTK’nun 540/1 “Aksi kararlaştırılmış olmadıkça, ortaklar hep birlikte müdür sıfatiyle şirket işlerini idareye ve şirketi temsile mezun ve mecburdurlar” şeklinde düzenlenmiş ise de, 6102 sayılı TTK’nun 623.maddesinde benzer bir hüküm bulunmamaktadır. “6102 sayılı TTK’unda özden/bünyeden yönetim ilkesi, şirketi şahıs şirketi sınıfına sokacağı düşüncesiyle kanun koyucu tarafından benimsenmemiştir. Bu durumda atanmış veya seçilmiş bir müdürün görev süresi sona ererse, mutlaka genel kurulca bir ortağın veya üçüncü bir kişinin müdür olarak seçilmesi zorunludur, yoksa bir ortağın, sırf ortak olması sıfatıyla müdür olması söz konusu değildir”(Prof Dr.Hasan Pulaşlı, Şirketler Hukuku Genel Esaslar 7.Baskı s.818) Bu durumda davacı tarafça, gerek şirkete müdür seçilmesi gerekse şirketin feshi yönünde karar alınabilmesi amacıyla genel kurulun toplantıya çağrılabilmesi için şirkete bu işlerle sınırlı olarak yönetim kayyımı atanması yönünde dava açılmak suretiyle istenilen sonuç elde edilebilecekken, davalı şirkete karşı iş bu davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmış olup, kararın gerekçesinde değişiklik yapılmış olduğundan, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun usulen kabulü ile, HMK 353/1-b2 m. uyarınca hükmün kaldırılması ve davanın reddi yönünde yeniden hüküm kurulması gerektiği kanaatine varılarak;''1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun USULEN KABULÜ ile; HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/06/2021 tarih ve 2020/926 Esas - 2021/579 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; A) Davalı ... şirketi yönünden hukuki yarar yokluğu nedeniyle REDDİNE,B) Diğer davalılar ... ile ... yönünden husumetten REDDİNE, " karar verilmiş, Dairemiz kararından sonra davacılar vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur. YARGITAY BOZMA İLAMI: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 10/01/2024 tarih ve 2022/3961 Esas - 2024/137 Karar sayılı kararı ile; "1.Davalı şirketin feshi istemli eldeki davada davalı şirketin organsız kaldığı da ileri sürüldüğüne göre öncelikle bu davada davalı şirkete yapılan tüm tebligatların geçerliliğinin ve şirketin davada temsilinin tartışılması taraf teşkili bakımından zorunludur. Şu halde, davalı şirketin organsız kaldığı ve temsile yetkili kimsesinin bulunmadığının tespit edilmesi halinde, davada temsili yönünden davalı şirkete kayyum tayini için gerekli işlemleri yapmak üzere davacılardan ...'e mehil ve yetki belgesi verilerek taraf teşkilinin ve davalı şirketin davada temsilinin sağlanması gerekmektedir.2. 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında haklı sebeplerin varlığı halinde her ortağın mahkemeden şirketin feshini isteyebileceği, mahkemenin istem yerine, payının gerçek değerinin ödenmesiyle davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebileceği düzenlenmiş olup, davacılardan ...'in de %10 pay oranıyla şirket ortağı olduğunun anlaşılmasına göre, anılan davacı yönünden haklı sebebe dayalı fesih istemli davanın görülüp incelenmesi, şayet haklı sebebin varlığına kanaat edilmesi halinde bu defa feshe karar verilip verilmeyeceği hususunda bir değerlendirme yapılması gereklidir.3. Davacı ... dışındaki diğer davacıların ise %90 pay oranıyla şirket ortağı olan müteveffa Hayati ...'in mirasçılarından sadece bir kısmı oldukları ve kendi hisselerine dayanarak fesih talebinde bulundukları, haklarındaki dava husumetten reddedilen davalılar ... ve ...'in de Hayati ...'in mirasçıları arasında bulundukları anlaşılmaktadır. Eş anlatımla, davacıların davalarını murisleri hissesine teb'an açmamışlardır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 596, 599 uncu maddelerine göre ortağın ölümü halinde ortaklık payı mirasçılarına iştirak halinde intikal edeceğinden haklı sebebe dayalı fesih istemli bu davayı tüm mirasçıların birlikte açmaları veya anlaşamamaları halinde miras şirketi mümessili aracılığıyla açmaları taraf teşkilinin sağlanması yönünden zorunludur. Tüm bu nedenlerle, bir kısım mirasçı davacıların kendi hisselerine dayanarak açtıkları davanın aktif husumet eksikliği nedeniyle reddine karar verilmesi yerine, gerek İlk Derece Mahkemesinin ve gerekse istinaf incelemesinde Bölge Adliye Mahkemesinin, davacı mirasçıların veraset ilamındaki miras paylarına göre şirketteki ortaklık paylarını değerlendirerek müşterek mülkiyet halinde payların mirasçılara intikal ettiği düşüncesiyle yazılı şekilde karar vermesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir. " gerekçesi ile,"Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Bozma sebebine göre davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, " şeklinde karar verilmiş olup Dairemizce duruşma yapılarak, usul ve yasaya uygun görülen bozma ilamına oy çokluğuyla uyulmasına karar verilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, 6102 sayılı TTK'nın 636/3. maddesi uyarınca davalı şirketin haklı nedenle feshi ve tasfiyesi talebine ilişkindir.Mahkememizce, bozma ilamına uyularak devam edilen yargılamada, öncelikle davalı şirketi bu davada temsil etmek üzere kayyım atanmak üzere dava açması için davacı ... vekiline süre verilmiş, atanan kayyıma duruşma gün ve saati tebliğ edilmiş, kayyım tarafından dosyanın esasına ilişkin beyan dilekçesi ibraz edilmiş, bu dilekçe davacılar vekiline tebliğ edilmiş ve davalı şirkete ait vergi, SGK kayıtları ile taraflar arasındaki davalara ilişkin dosyalar Uyap üzerinden dosya içerisine alınmış, ardından, davalı şirketin mevcut mali durumu, faaliyetlerine devam edip etmediği, borca batık durumda olup olmadığı hususlarının tetkiki için dosya mali bilirkişiye tevdi edilerek rapor alınmıştır. Bilirkişi raporunda; davalı şirketin faaliyetine devam etmediğini, sermayesini kaybettiğini, öz kaynaklarının -458.975,08 TL ve borca batık durumda olduğunu tespit ve beyan etmiştir. Mahkememizce raporun, denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğu görülmüş ve dosya kapsamı itibariyle davalılar ... ile ... vekilinin ek rapor taleplerinin reddine karar verilmiştir.TTK'nın 636/3 maddesine göre haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. Açıklanan yasa maddesinde, haklı sebeple fesih sebepleri düzenlenmemiş ve bu konuda takdir hakkı somut olayın özelliği nazara alınarak Mahkemelere bırakılmıştır. Buna göre mahkemeler dayanılan vakıaların gerçekliğini, haklı sebep teşkil edip etmeyeceğini, şirketin feshinin son çare olup olmadığını, dava açan pay sahibinin gerçek pay değerinin ödenmesi suretiyle paydaşlıktan çıkarılmasının daha adil bir sonuç yaratıp yaratmayacağını ve somut olaya göre şirketin ayakta tutulması daha hakkaniyetli ve adil bir sonuç doğuracak ise alternatif bir çözüm yolunun bulunup bulunmadığını değerlendirerek karar verecektir.Somut olayda; davacılar ile davalılar ... ile ...'in murisi, davalı şirketin %90 pay sahibi ve münferid yetkili temsilcisi Hayati ...'in 23/06/2020 tarihinde vefat ettiği, bu tarihten sonra mirasçısı olan tarafların bir araya gelerek şirket müdürünü seçemedikleri ve şirketin temsil organının bulunmadığı, taraflar arasında husumet ve devam eden davaların bulunduğu, davalı şirketin bağlı olduğu vergi dairesince yapılan yoklamada yerinde olmadığı ve faaliyetine devam etmediği tespit edildiğinden vergi kaydının re'sen terkin edildiği, alınan bilirkişi raporu ile de şirketin borca batık durumda olduğu ve öz sermayesini kaybettiğinin tespit edildiği, bu şekilde davalı şirket ortaklarının bir araya gelerek yeniden şirket müdürü seçmesine ve şirketin faaliyetlerine devam ederek amacına ulaşmasına imkan bulunmadığı ve feshi için haklı sebeplerin oluştuğu anlaşılmakla, davacı ... tarafından davalı şirket aleyhine açılan davanın kabulü ile davalı şirketin haklı sebeple fesih ve tasfiyesine karar verilmiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 596 ve 599. maddelerine göre ortağın ölümü ile ortaklık payı mirasçılarına iştirak halinde intikal edeceği ve haklı sebebe dayalı fesih talepli bu davayı tüm mirasçıların birlikte açmaları gerektiğinden, davalı mirasçılarla birlikte hareket etmesi gereken ve bu nedenle tek başına dava açma ehliyetine sahip olmayan davacılar ..., ..., ... ve Şerife Şevval ... tarafından açılan davanın aktif husumet nedeniyle reddine, şirketin haklı sebeple feshi davasının yalnızca şirket aleyhine açılması gerektiğinden davacı ... tarafından davalılar ... ile ... aleyhine açılan davanın ise pasif husumet nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacılar ..., ..., ... ve ... ... tarafından açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE, 2-Davacı ... tarafından davalılar ... ile ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE, 3-Davacı ... tarafından davalı ... aleyhine açılan DAVANIN KABULÜ ile; a)İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün ... sicil numarası ile kayıtlı olan ...'nin TTK'nın 636/3. maddesi gereğince FESİH VE TASFİYESİNE, b)Karar kesinleştiğinde şirketin ticaret siciline TESCİL ve karar özetinin ticaret sicil gazetesinde İLANINA, ilgili işlemlerin ilk derece mahkemesi yazı işleri müdürlüğü tarafından yerine getirilmesine, c)Tahsin Lale'nin tasfiye memuru olarak ATANMASINA,ç)Tasfiye memuru için aylık 10.000,00-TL ücret takdiri ile tasfiye işlemlerinin ivedilikle sonuçlandırılmasına, bu doğrultuda davacı tarafından 6 aylık 60.000,00-TL tasfiye ücreti avansının karar kesinleştikten sonra 2 hafta içerisinde Mahkemeler veznesine depo edilmesine, tasfiye memurunun görevinin işbu ücretin depo edilmesinden sonra başladığı hususunun ilk derece mahkemesi yazı işleri müdürlüğü tarafından ilgili tasfiye memuruna BİLDİRİLMESİNE, d)Tasfiye memuru ücretlerinin tasfiye memuru atanan şirketten tasfiye sırasında KARŞILANMASINA, İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 4-Harçlar yasası uyarınca belirlenen karar harcı olan 615,40 TL'den, peşin alınan 54,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 560,90 TL'nin davalı ...' nden tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Davacılar ..., ..., ... ve Şerife Şevval ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına, 6-Davalılar ... ve ... tarafından yapılan 440,00.TL yargılama giderinin davacı ...'den alınarak bu davalılara verilmesine, 7-Davacı ... tarafından dosyaya yatırılan veya sarf edilen gider avansı bulunmadığı anlaşılmakla; bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 9-Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 7/2 gereğince hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...' nden alınarak davacı ...'e verilmesine, 10-Davalılar ... ile ... kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden, Dairemiz karar karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 3/2 ve AAÜT 7/2 maddeleri gereğince hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ..., ..., ..., ... ve Şerife Şevval ...'den alınarak davalılar ... ile ...'e verilmesine, 11-Taraflarca yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, İSTİNAF YÖNÜNDEN: 12-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacılar tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 59,30 TL istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 13-Davacı ... tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 43,00 TL dosyanın istinafa gidiş dönüş gideri ve 7.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere; toplam 7.705,1 TL yargılama giderinin davalı ...'nden alınarak davacı ...' e verilmesine, 14-Davacılar ..., ..., ... ve Şerife Şevval ... tarafından istinaf aşamasında yargılama gideri sarf edilmiş ise bu giderlerin ilgili davacılar üzerinde bırakılmasına, 16-Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 7/2 ve 18/c maddesi gereğince takdir olunan 32.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'nden alınarak davacı ...'e verilmesine, 17-Davalılar ... ile ... kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden, Dairemiz karar karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 3/2 maddesi, 7/2 maddesi ve 18/c maddesi gereğince takdir olunan 32.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ..., ..., ..., ... ve Şerife Şevval ...'de alınarak davalılar ... ile ...'e verilmesine, 18-Bakiye gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, hazır olan davacılar vekili ile bir kısım davalılar vekilinin yüzüne karşı, davalı şirket kayyımın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/09/2025