T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1158 Esas
KARAR NO : 2025/1563 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2019/731 Esas- 2023/274 Karar
TARİH: 12/04/2023
DAVA: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 02/10/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekilli ile davalı şirket arasında 14/06/2014 tarihinde mal alım satım sözleşmesi imzalandığını, ancak davalı şirketin bu alım satım sözleşmesine uymadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 4.maddesinin 2. bendini ihlal ettiğini, davalı şirketin bu sözleşmeye uymadıklarını anladıklarından hemen sonra Kayseri 8.Noterliğinin 22/12/2014 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 16/04/2014 tarihli Mal Altım Satım Sözleşmesinin feshedildiğini, davacı müvekillinin bu olay nedeniyle 104.400,00 EURO zarara uğradığını beyanla fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla müvekillinin müspet zararına binaen 10.000,00 TL bedelin sözleşme tarihi olan 16/04/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilip edilip davacı müvekilline verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle yetki ilk itirazlarının dikkate alınarak dava dosyasıın yetkili İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesini, dava şartı olan taraf sıfatına ilişkin itirazlarının dikkate alınarak davacının taraf sıfatının yokluğuna karar verilerek usuli yönden davanın reddin,, aksi halde, esasa ilişkin sunulan hususlar dikkate alınarak davanın esastan reddi ile davacının yargılama giderleri ile avukatlık ücretine hükmedilmesine karar verilmesini beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi'nin 12/04/2023 tarih 2019/731 Esas- 2023/274 Karar sayılı kararında;"Dava; taraflar arasında bağıtlandığı iddia edilen 16/04/2014 tarihli, sözleşmenin davalı tarafından yerine getirilmemesinden dolayı davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği, iddiasına dayalı müspet zararın ödenmesine ilişkin belirsiz alacak davasıdır...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava, sözleşmenin haklı nedenle feshi sebebiyle müspet zararın (kar kaybı) tazmini davasıdır. Taraflar arasında 14/06/2014 tarihinde Mal alım satım sözleşmesi imzalandığı konusunda uyuşmazlığın bulunmadığı, uyuşmazlığın, davacının sözleşmenin haklı nedenle feshi iddiasıyla müspet zararın (kar kaybı) tazmini talebinin yerinde olup olmadığına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davacı taraf, davalı şirketle tanesi 100 Euro'dan 600 tane turbo alımı konusunda anlaştıklarını, ancak davalı şirketin 80 adet turbo gönderdikten sonra gerisini göndermediğini bu nedenle kar kaybından kaynaklı zararının doğduğunu iddia etmektedir. Davalı taraf 17.04.2014 tarihli faturaya göre 60 adet, 01.08.2014 tarihli faturaya göre 20 adet turbo olmak üzere toplam 80 adet turboyu davacının sözleşmede bildirilen adresine gönderdiğini, sözleşmeye konu siparişi yapılan turboların teslim ifasını sözleşmede belirtilen usulüne uygun olarak yerine getirildiğini savunmuştur. Bu kapsamda taraf beyanlarından sözleşme kapsamında 80 adet turbonun davacıya teslim edildiği konusunda bir uyuşmazlığın bulunmadığı anlaşılmaktadır.Davacı tarafından, Kayseri 8.Noterliğinin 22/12/2014 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin 4.Maddesinin 2. Bendine uyulmadığı ileri sürülerek, aynı malların başka bir alıcıya gönderildiği, ayrıca bu sözleşmenin bir kısım maddelerine haksız olarak uyulmadığı ve talep edilen malların süresinde davacıya gönderilmediğinden bahisle feshedildiği anlaşılmaktadır. Eldeki davada, davacı taraf davalı tarafından, taraflar arasındaki sözleşmenin 4.maddesinin 2. bendinin ihlal edildiği iddiasıyla kar kaybından kaynaklı müspet zararının davalıdan tahsilini talep etmektedir.6098 sayılı TBK 97. Maddesinde ;"...Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir. Hakkı tehlikeye düşen taraf, ayrıca uygun bir sürede istediği güvence verilmezse sözleşmeden dönebilir." düzenlemeleri mevcuttur. TBK’nın 125/3. (BK. nun 108. Maddesi) maddesi uyarınca “… borçlu temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması nedeniyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir." Akdin feshedilmesi halinde 6098 sayılı kanunun 125. maddesi gereği menfi zararın tazmini talep edilebilir. (Yargıtay 3 Hukuk Dairesi 2020/3289 E- 2020-6537 K sayılı 12/11/2020 tarihli kararı)6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 125. maddesi, sözleşmelerde borçlunun temerrüdü sonucu borç yerine getirilmemişse alacaklıya üç yetki tanımıştır. Alacaklı her zaman için ifa gecikme tazminatı isteğinde bulunabilir; derhal ifadan vazgeçip müspet zararının tazminini isteyebilir veya ifadan vazgeçip akdi fesheder ve menfi zararını isteyebilir. Türk Borçlar Borçlar Yasasının 112. maddesine göre alacaklının, borçludan borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi nedeniyle tazminat isteyebilmesi için, bu yüzden bir zarara uğramış olması gerekir. Sözleşmeden kaynaklanan zarar müspet zarar olacağı gibi, menfi zarar da olabilir.Müspet zarar; borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla, müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Açıklanan nedenlerle taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiği konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığı ve kâr kaybını müspet zarar kapsamındaki alacak kalemlerinden olup menfi zarar olarak nitelendirilemeyeceği ve akdin feshi halinde de istenmesi mümkün olmadığı kanaatine varılmıştır. Yine taraflar arasındaki 16/04/2014 tarihli sözleşmenin feshi ve son bulması başlıklı 8. Maddesinin 8.2.maddesinde;" satıcı iş bu sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yine iş bu sözleşmede belirtilen tarihlerde yerine getirmediği takdirde alıcı süre vermeksizin sözleşmeyi feshedebilir. Bu halde alıcı her türlü kaybının tazminini satıcıdan talep edebilir" düzenlemesinin yer aldığı anlaşılmıştır. Bu kapsamda davacının tazminat talep edebileceği düşünülse dahi davacının bu madde kapsamında tazminat talep edebilmesi için satıcının iş bu sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yine iş bu sözleşmede belirtilen tarihlerde yerine getirmediği yönündeki iddiasını ispat etmesi yani sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini ispat etmelidir. Belirtilen nedenlerle, davacının kar mahrumiyeti talebi müspet zarar kapsamındaki alacak kalemlerinden olup akdin feshi halinde istenmesi mümkün bulunmadığından, yine sözleşmenin 8.2. maddesine göre alıcı/davacının her türlü kaybının tazminini satıcıdan talep edebileceği düzenlemesi kapsamında da bir zararının bulunduğu hususu ispat edilemediğinden davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile ''Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararında müvekkili aleyhine hüküm kurulduğunu, aleyhlerine olan işbu kararın eksik inceleme neticesinde verildiğini, 29.06.2022 tarihli duruşmasının 1 numaralı ara kararında tanıklara hangi vakanın ispatı bakımından dinletilmek istendiği konusunda beyanda bulunmak üzere iki haftalık kesin süre verildiğini, gereğinin süresi içerisinde yerine getirilip 07.07.2022 tarihinde tanıkların dava konusu hususlarda ve 16.04.2014 tarihli sözleşmeye ilişkin, sözleşme edimlerini ifa edilip edilmediği hususlarında dinlenilmesinin arz ve talep edildiğini, 2 Numaralı ara kararda 16.04.2014 tarihli sözleşme aslının sunulmasının istendiğini, ancak sözleşme aslının kendilerinde bulunmadığının beyan edildiğini, 3 Numaralı ara kararına istinaden Kayseri 8. Noterliğinin ... Yevmiye Numaralı ve 22.12.2014 tarihli ihtarnamenin ve tebliğine ilişkin tebliğ evrakının ıslak imzalı asıllarının dosyaya sunulduğunu, 4 Numaralı ara kararında Alman Mahkemelerindeki davanın kararı yönünden açıklamada bulunulması ve varsa kararın yeminli Türkçe Tercümeli bir örneğinin sunulmasının istendiğini, ancak işbu karara ulaşılamadığını;İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/416 Esas Sayılı dosyası ile şirketin ihyası davasının ikâme edildiğini ve yetkisizlik kararıyla Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/772 Esas Sayılı dosyasında davanın lehlerine neticelendiğini, 25.02.2022 tarihli duruşmanın 3 Numaralı ara kararında istinaf kararında belirtildiği üzere sözleşmede alıcı olarak davacı isminin yazılı olduğu, ancak sözleşmenin imza kısmında alıcı olarak atılan imza bölümünde kaşede davacı ismi geçmemesinin nedeninin açıklanması, ayrıca alıcı adına atılan imzanın davacı eli ürünü olup olmadığı, imza bölümündeki kaşede yazan ... K. ...'in tüzel kişiliğe sahip olup olmadığı, davacının temsile yetkili olup olmadığı hususlarının açıklanması için 1 aylık kesin süre verildiğini, gereği süresi içerisinde yerine getirip 01.03.2022 Tarihinde ... . Almanya'da faaliyet gösteren adi şirket olması hasebiyle, kaşede davacı isminin geçmediğini ancak sözleşmenin "Tarafların İrtibatları- Fatura Bilgileri" kısmındaki bilgilerin bulunduğunu, adi şirket unvanı olan .... belirtildiğini, dolayısıyla ... .'in tüzel kişiliği bulunmadığını ve müvekkilinin tek yetkili, sahibinden ayrı bir varlığı olmayan şirket olduğunu, ayrıca sözleşmede alıcı adına atılan imzanın davacının eli ürünü olduğunu, Sözleşmenin 10. Maddesinde belirtilen eklerin kendilerinde bulunmadığını beyan ettiklerini;Müvekkili ile davalı arasında 16.04.2014 Tarihinde Mal Alım Satım Sözleşmesi yapıldığını, işbu sözleşmeye göre ... TURBOLARI'nın yeni modellerde 90 ile 120 gün arasında teslim edileceğini, ayrıca sözleşmenin 4. maddesinin 2. bendine göre; "Satıcı Almanya sınırları içerisinde göndermiş olduğu ürünlerin tamamını alıcı üzerinden göndermelidir." hükmünün yer aldığını, ancak davalının sözleşmenin belirtilen hükmüne aykırı şekilde Almanya'da başka bir alıcıya ürünler gönderdiğini, belirtilen husustan dolayı ve ayrıca sözleşmenin bir kısım maddelerine haksız şekilde uyulmadığı gerekçesiyle Kayseri 8. Noterliğinin 22.12.2014 Tarihli, ... Yevmiye Numaralı İhtarnamesi ile 16.04.2014 Tarihli sözleşmenin haklı nedenlerle feshedildiğini, dava konusu "Sözleşme"nin 8. maddesinin 2. bendinde; "SATICI işbu sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yine işbu sözleşmede belirtilen tarihlerde yerine getirmediği taktirde ALICI süre vermeksizin sözleşmeyi feshedebilir. Bu halde ALICI her türlü kaybının tazminini SATICIDAN talep edebilir." denildiğini;Müvekkilinin davalı şirketle tanesi 100 EURO'dan 600 tane turbo alımı konusunda anlaştığını ancak davalı şirketin 80 adet turbo gönderdikten sonra gerisini gönderemediğini, müvekkilinin bu turboların tanesini 300 EURO'ya satabilmekteyken 520 tane turbo gelemediğinden dolayı müsbet zarara uğradığını, müvekkilinin bu turboların tanesinden 200 EURO kâr elde ettiğini, dolayısıyla müvekkilinin 520X 200 EURO= 104.000 EURO zarara uğradığını, davalı şirketin kötü niyetli olarak Almanya sınırları içerisinde başka bir şirketle anlaşmış olduğunu haricen öğrendiklerini, bu konuda; mal alım satım sözleşmenin 4. maddesinin 2. bendine göre; "Satıcı Almanya sınırları içerisinde göndermiş olduğu ürünlerin tamamını alıcı üzerinden göndermelidir." hükmü bulunduğunu;Yerel Mahkemenin iddia ve savunmalarını cevaplar mahiyette karar tanzim etmemesinin usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, Yerel mahkemenin gerekçeli kararının hak, nesafet ve hukukun temel ilkelerine aykırı olduğunu, ayrıca böyle usul ve yasaya aykırı karara itibar edilmesinin mağduriyetleri arttıracağı gibi suistimaller yaratacağını, işbu durumları Yerel Mahkeme tarafından nazara alınmadan, iddia ve savunmaları cevaplar mahiyette gerekçeli karar tanzim edilmemesinin usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, kanunlarımızın iyi niyet ve samimiyeti esas aldığını, tüm hukuki işlem ve eylemlerde bu kavramların gözetilmesinin, zorunlu ve yasal manada uyulması gereken hususlar olduğunun da açık bir gerçek olduğunu, bu nedenle Türk Medeni Kanunu'nun hemen başında bu temel değerlere vurgu yapıldığını ve “dürüst davranma” başlığı altında kanunun 2. maddesinin aynen, “herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz” hükmüne yer verildiğini, iyi niyetle telif edilmesi imkanının ve bu davranışın içerisinde iyi niyet ihtimali bulunmadığının ortada olduğunu;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerdiğini, açıklamada bulunma hakkı, tarafların, yazılı veya sözlü şekilde iddia ve savunmalara karşı itirazda bulunabilme, davaya ilişkin beyanda bulunmalarını sağladığını, davanın taraflarının, usul hukuku hükümlerine aykırı olarak ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanmasının, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurduğunu beyanla İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.04.2023 Tarihli, 2019/731 Esas ve 2023 / 274 Karar Sayılı ilamının istinaf incelemesi neticesinde bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, sözleşmenin haklı sebeple feshi nedeniyle uğranılan kar kaybının tazmini talebine ilişkindir.Davacı taraf, davalı ile aralarındaki satım sözleşmesinin, davalının sözleşmeye aykırı davranması sebebiyle feshedildiğini, bu nedenle kar kaybına uğradığını iddia ederek uğradığı kar kaybının tespiti ile davalıdan tahsilini talep etmiş, davalı taraf, davacının aktif husumetinin bulunmadığını, sözleşme ile üstlendiği edimleri gereği gibi ifa ettiğini, davacının feshedilen sözleşme nedeniyle müspet zarar talep edemeyeceğini beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dosya kapsamında; taraflar arasında 16/04/2014 tarihli satım sözleşmesinin akdedildiği, bu sözleşme ile davalı tarafın, davacının sipariş ettiği ... Turboları 90 ila 120 gün içerisinde teslim etmeyi, davacının ise yıl içerisinde asgari 600 adet turbo siparişi vermeyi üstlendiği, sözleşmenin 4/2. maddesi ile davalının, Almanya sınırları içerisinde göndermiş olduğu ürünlerin tamamını alıcı üzerinden göndermeyi taahhüt ettiği, davacı tarafından sipariş edilen 80 adet turbonun kendisine teslim edildiği, davacı tarafından 22/12/2014 tarihli ihtarname ile; davalının başka kişilere teslimat yaptığı ve sözleşmeye aykırı davranarak talep edilen ürünleri süresinde teslim etmediğinden bahisle sözleşmenin feshedildiği, bu dava ile ise; tarafların tanesi 100 Euro'dan 600 tane turbo satımı konusunda anlaştıkları ve davalının 600 adet turbo teslim etmesi gerekirken 80 adet teslim ettiği, teslim edilmeyen turboları satamadığı ve bu şekilde kar kaybına uğradığı iddiası ile zararının tazminini talep ettiği sabittir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 8.2. maddesi ile; satıcının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini, sözleşmede belirtilen tarihlerde yerine getirmemesi halinde alıcının, süre vermeksizin sözleşmeyi feshedebileceği ve bu halde her türlü kaybının tazminini alıcıdan talep edebileceği kabul edilmiştir. Sözleşmenin bu hükmüne göre davacının fesih nedeniyle tazminat talep edebilmesi için, öncelikle davalı tarafın yükümlülüklerine aykırı davrandığını ve sözleşmenin haklı sebeple feshedildiğini ispat etmesi gerekir. Az yukarıda bahsedilen fesih ihtarnamesinde davacı, fesih sebebi olarak, ürünlerin başka alıcıya gönderildiği ve sipariş edilen ürünlerin süresinde teslim edilmediğini ileri sürmüştür. Davalı tarafından düzenlenen iki adet fatura, taraflar arasında geçen ve Türkçe tercümesi sunulan mail yazışmaları ve davacının kendi beyanı ile 80 adet turbonun davacıya teslim edildiği açıktır. Buna göre davalı sözleşmenin 4.2. maddesine aykırı davranmadığı gibi, sözleşmede satışı yapılarak belirli bir sürede teslim edilecek turbo sayısının belirlenmemesi, aksine davacıya 600 adet turbo siparişi vermesi konusunda bir yükümlülük getirilmesi, davalının yalnızca siparişten itibaren 90 ila 120 gün içerisinde teslimatı yapmakla yükümlü tutulması, davacının 600 adet turbo siparişi verdiğine ve davalının bu siparişleri teslim etmediğine dair bir delil sunulmamış olması karşısında, sözleşmenin başka bir maddesine aykırı da davranmadığı, bu itibarla sözleşmenin, davalının yükümlülüklerini ihlal etmesi sebebiyle feshedilmiş olduğu iddiasının ispatlanamadığı ve davacının sözleşmenin anılan maddesi gereği kar kaybını talep edemeyeceği, taraflar arasındaki ilişkinin belirlenmesinde öncelikli olarak imzaladıkları sözleşmenin uygulanması, sözleşmede, ilgili uyuşmazlık hakkında çözüm sağlayan bir düzenleme bulunmaması halinde genel hükümlere göre değerlendirme yapılması gerektiği, bu minvalde Mahkemece, sadece taraflar arasındaki sözleşme hükümleri gereği sonuca gidilmesi gerekirken, genel hükümlere göre değerlendirme yapılmasının hatalı olduğu ancak bu hatanın sonuca bir etkisinin bulunmadığı, sonucu itibariyle verilen kararın isabetli olduğu, yapılan yargılama ve verilen kararda adil yargılanma hakkı ile savunma hakkının ihlaline sebebiyet verilmediği anlaşıldığından davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 02/10/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.