T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/138 Esas
KARAR NO : 2025/1562 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2021/219 Esas- 2022/207 Karar
TARİH: 23/03/2022
DAVA:İtirazın İptali ( Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan )
KARAR TARİHİ: 02/10/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil bankanın Halkalı Meydan Şubesi ile davalı asıl borçlu şirket ile imzalanan GKS'de, diğer davalının de kefaleten imzasının bulunduğunu, davalı şirkete taksitli krediler ile çek taahhüt bedeli kredisi kullandırıldığını, ödemeler aksadığından hesabın kat edildiğini ve takip başlatıldığını beyanla 229.746,49 TL nakdi, 6.090,00 TL gayrinakdi depo alacağı üzerinden başlatılan takibe itirazın iptaline, asgari % 20 inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi'nin 23/03/2022 tarih 2021/219 Esas- 2022/207 Karar sayılı kararında;"Dava hukuksal niteliği itibariyle, GKS'den kaynaklı kullandırılan nakdi ve gayrinakdi kredi depo bedellerinin tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın İİK'nın 67/1 maddesi gereğince iptali istemine ilişkindir.Davalı ... diğer davalı şirketin yetkili temsilcisi olup kefaleten sorumluluk altına girerken eş rızasına ihtiyaç olmadığı gibi, kefilliğin diğer yasal şartlarında da herhangi bir eksiklik bulunmamaktadır. Kat ihtarı davalılardan asıl borçlu şirkete çıkartılan davetiye bila ikmal tebliğ edilememişse de, gerek sözleşmedeki ikametgah taahhüdü gerekse de İİK'nın 68/b-1 maddesi karşısında bila döndüğü 12/08/2020 tarihi itibariyle davalı şirkete tebligat yapılmış sayılması gerekmiştir. Davalı kefile ise, ihtarın 12/08/2020 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği dosyadaki belgeden anlaşılmaktadır. Hal böyleyken, her iki davalının da 1'er günlük atıfet süresinin bitimine müteakiben 14/08/2020 tarihinde temerrüte düştüğü sabit ve çekişmesizdir.Kredi hesaplarının kat edilmesi ile alacak muaccel hale geleceğinden kat tarihinden temerrüt tarihine kadar akdi faiz işletilebilecektir. Takip talepnamesinde merkez bankasına bildirilen % 36 oranındaki faize % 50'si ilave edilerek % 46,80 oranında temerrüt faizi işletilmek istenmektedir. Ancak davacı bankanın taksitlik krediye fiilen uyguladığı akdi faiz oranları % 18,24 ve % 24 olduğundan en yüksek fiilen uygulanan akdi faiz oranı % 24 olduğundan sözleşmenin 11. maddesi gözetilerek akdi faiz oranı olarak baz alınmıştır. Sözleşmenin 11/b maddesi gereğince bu orana %30 ilave edilerek % 31,2 nispetinde temerrüt faizi istenebileceği anlaşılmaktadır. Bilirkişi tarafından temerrüt tarihine değin işlemiş akdi faiz hesap olunup asıl alacağa eklenmiş, bu iki kalem toplamına ise temerrüt tarihinden takip tarihine değin temerrüt faizi işletilerek hesaplama yapılmıştır. Takip talebindeki miktarlar arasındaki farkın kaynağı % 46,80 oranında temerrüt faizi hesaplanarak alacağın talep edilmesinden kaynaklanmaktadır. Bu bağlamda bilirkişi tarafından 08/03/2022 tarihli raporda yapılan nakdi kredi alacağı hesaplaması hukuka uygun ve denetime elverişli olup hükme esas alınmıştır. Dava tarihinden sonra ipotekli gayrimenkulün satışından kaynaklanan 221.565,82 TL tahsilatın ise icra müdürlüğü tarafından infaz aşamasında nazara alınacaktır.Gayrinakdi alacak depo talebi açısından ise, sözleşmenin 10.13. maddesinde kefilin de sorumlu olacağı düzenlenmiştir. Buna göre, bankaya dönmeyen 3 adet çek yaprağı asgari sorumluluk bedelleri toplamı 6.090,00 TL'den davalı asıl borçlunun yanı sıra kefilin de sorumlu olacağının kabulü gerekir. Bakanlar Kurulunun 14.07.2009 tarih ve 15197 sayılı olup 15.07.2009 tarihli 27289 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan kararının m.4 d.4 hükmü ve 29.03.2020 tarihli 2325 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının (30.03.2020 tarihli 31084 sayılı Resmi Gazete) m. 5 deki "Teminat sonrası takip süreçleri Kurum tarafından yapılan tazmin ödemesi dahil olmak üzere kredi alacağının tümü üzerinden kredi verenlerce yürütülür. Kurum tarafından yapılan tazmin ödemeleri, kredi verenlerce alacağın tümü üzerinden yürütülen takip işlemlerinde takibe konu alacak miktarını düşürmez" hükmü uyarınca kredi borçlusu, KGF tarafından yapılan ödemenin takip borcundan düşülmesini isteyemez. Bu nedenle KGF'nin yapmış ya da yapacağı ödemeler bakiye kredi alacağının tespitinde dikkate alınmaz..."gerekçesi ile,
''Davanın KISMEN KABULÜNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı şirket tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı şirket istinaf dilekçesinde özetle; İptal davasında kendisi tarafından herhangi bir beyan alınmadan ve yapılan bu sözleşmelerin kendisine bilgi verilmeden, yaşantısını etkileyeceği belirtilmeden imzalatıldığını belirttiği halde, bu kararının verilmesine itiraz ettiğini, ayrıca tüm borcun bankaya ödenmiş olduğunu, banka araç kredisi, çek karnesi karşılığı vs. farklı bir sebepten bu evrakları tarihsiz olarak sakladığından, bunları sunduğunu ve bu tarihleri sonradan belirtilen sözleşmelerin hukuka aykırı olduğunu, avukatsız olduğunu, davada haklı olduğu halde hala mahkemenin banka tarafında karar verdiğini;Daha öncede bahsettiği şekilde hesaplarımdan çekilen birçok evrakta imzası olmadığı halde bankanın ödemeleri yaptığı kendisinden onay almadığının görüldüğünü, ayrıca eş rızası alınmadığını, bilirkişinin tarafsız olması gerektiğini ve kanun metninde; TBK md. 583 kefalet sözleşmesinin şekli; TBK md.584 eşin rızası; gereği; eş rızası olmadan yapılan sözleşmenin geçersiz olduğunu, kefalet altına girenin eşinin rızasının olmamasının, fiil ehliyetsizliği sonucunu doğuracağından kefalet sözleşmesinin geçersiz olacağını, mahkemenin bu kanunu da dikkate almadığını;Aracı üzerinde hakları olmadığı halde işlemlerin sonlandırılmadığı tespit edilse de; işbu sebeplerden bankanın bu haksızlıkları göz önüne bulundurmadan kanun nezdindeki faaliyetlerini sürdürdüğünün muhakkak olduğunu, fakat hala mahkemenin banka tarafında karar verdiğini, bankanın bazı şubelerinde birçok çekte imzası tutmaması sebebi ile ödenmediğini, konu ile ilgili birkaç davasının hala devam ettiğini, bankanın ... adı altında birçok evrakı nakite çevirdiğini fakat üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını, yapılan sözleşmede bu şekilde imzalatıldığını belirtmiş olmasına rağmen mahkemenin hala kendisini suçlu ve tazminat ödemeye mahkûm ettiğini;TBK md. 594’de; Asıl borçlunun, anaparanın veya yarım yıllık döneme ait faizin ödenmesinde ya da yıldan yıla yapılması öngörülen anapara ödemelerinde altı ay gecikirse, alacaklının durumu kefile bildirmesi gerektiğini, her zaman asıl borcun kapsamı hakkında kefile bilgi vermek zorunda olduğunu, bu sorumluluklarını yerine getirmeyen bankanın kefilin gayrimenkulünü satışa çıkardığını ve bundan gelir elde ettiğini, diğer bir kefilin miraslarına şerh koydurduğunu, ayrıca alacağını KGF garantisi ile tahsil ettiğini fakat usulsüz faizler elde ettiğini, bu sebepten herkesi mağdur ettiğini, oluşan borçtan bankanın kendi içinde farklı pozisyonlarda revize, erteleme, taksitlendirme, işlemleri yaptığını ve hiçbir beyanda bulunmadığını, mahkemenin hala banka lehinde karar aldığını beyanla İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2021/219 E. 2022/207 sayılı dosya kararının kaldırılmasını, tüm verilen bu kararlara itiraz ettiğini ve gereğinin yapılmasını talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, genel kredi sözleşmesinden doğan alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı şirket tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Mahkemece davacı tarafça sunulan deliler ile banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve rapor alınarak istinafa konu karar verilmiştir. Davalı tarafça ileri sürülen istinaf sebepleri açık olmamakla birlikte, dosya kapsamından; dava konusu genel kredi sözleşmesinin davalı şirket yetkilisi tarafından imzalandığı, söz konusu kredi sözleşmesi kapsamında davalı şirkete taksitli ticari krediler ile çek kredisinin kullandırıldığı, kredilerin vadesinde ödenmemesi nedeniyle davalı şirket hesaplarının kat edildiği ve davalılara kat ihtarnamesinin gönderildiği, Mahkemece alınan hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık bilirkişi raporunda yer alan tespitlere göre, davacı banka tarafından yapılan işlemlerde genel kredi sözleşmesi ve bankacılık mevzuatına aykırılık olmadığı gibi, davadan sonra tahsil edilen bedellerin, Mahkemece de açıklandığı üzere infaz aşamasında dikkate alınması gerektiği, KGF tarafından ödenen bedeller yönünden ise davalıların sorumluluğunun devam ettiği, bu itibarla verilen kararda usul ve yasaya aykırılık olmadığı anlaşılmıştır.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı şirketin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 15.401,37 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 3.850,34 TL harcın mahsubu ile bakiye 11.551,03 TL'nin davalı şirketten tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 02/10/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.