T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/45 Esas
KARAR NO : 2025/1482 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2018/747 Esas - 2022/692 Karar
TARİH: 03/11/2022
DAVA: İTRAZIN İPTALİ
KARAR TARİHİ: 25/09/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın Çemberlitaş Şubesi ile kredi borçlusu dava dışı ... İthalat İhracat Gıda İnşaat Malzemeleri Enerji Mümessillik San. ve Tic. Ltd. Şti. ve borçlular arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi gereğince dava dışı şirket lehine nakit döviz kredisi tesis edilerek kullandırıldığını, davalı borçlular .... ... San. ve Tic. A.Ş., ... ile dava dışı Birkim Dış Tic. Ltd. Şti.'nin bu kredinin müşterek borçlu ve müteselsil kefilleri olduklarını, borçluların vadesinde borçlarını ödememeleri üzerine kredi hesaplarının kat edildiğini ve 08/12/2017 tarihi itibariyle 14.505.587,78-TL (3.194.078,43-EURO'un 08/12/2017 tarihindeki TCMB Efektif Döviz Satış Kuru karşılığı) borcun ödenmesi için İstanbul 27. Noterliği'nin 08/12/2017 tarihli ve ... yevmiye numaralı hesap kat ihtarnamesinin keşide edildiğini ve borçlulara tebliğ edildiğini, ihtarnamede belirtilen süre ve sonrasında alacaklarının ödenmediğini, banka alacağının tahsili için borçlular hakkında Mahkememizin 2018/489 D. İş sayılı dosyası ile ihtiyati haciz kararı alındığını ve süresinde infaz edilerek İstanbul 27. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile ilamsız takiplerde haciz yolu ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla icra takibine geçildiğini, ancak davalılar tarafından borca, faize ve fer'ilerine itiraz edildiğini ve takibin durduğunu belirterek, davalılar tarafından İstanbul 27. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve davalılar aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile; davacı bankanın dava dilekçesinde bankanın Çemberlitaş Şubesi ile kredi borçlusu ... İthalat İhracat Gıda İnşaat Malzemeleri Enerji Mümessillik San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında genel kredi sözleşmesi gereğince borçlu şirkete kredi tesis edildiğini, buna istinaden kefil olarak müvekkilinin imzasının alındığını, müvekkilinin imza etmiş olduğu sözleşme ile dayanak yapılan sözleşmenin bir olmadığını, müvekkili tarafından imza edilmiş kredi sözleşmesinde, daha sonralar yenilemeler ve yapılandırılmalar yapıldığını, müvekkilinin imzasından sonraki sözleşmeler ve yapılandırmaların müvekkili tarafından bilinmemekte olduğunu, imza atılmadığını, davacının beyanlarında sadece genel kredi sözleşmesinden bahsettiğini, ancak hangi tarih ve hangi sözleşmeler olduğunu belirtmemekte olduğunu, sadece müvekkili ile diğer borçluların kredinin müşterek borçlusu ve müteselsil kefilleri olduğundan bahsetmekte olduğunu, ayrıca hesap kat ihtarnamesinin keşide edildiğini bundan dolayı da herkesin borçlu olduğundan bahis ile ihtiyati haciz kararı alınarak esas takip ile tüm malların haczedilmesi yoluna gidildiğini, genel kredi sözleşmesinin esas borçlusu ve kefillerinin kimler olduğunun öncelikle tespitinin gerekmekte olduğunu, sonraki yapılan sözleşmelerde ve yapılandırmalarda müvekkili borçlunun kefaletine ihtiyaç duyulmadığının aşikar olduğunu, sözleşmeye ve yapılandırmaya kefil ihtiyacı duyulsa idi mutlaka müvekkilinin de imzasının gerekeceğini, kullandırılan kredilerin menkul ve gayrimenkul rehni ile teminat altına da da alınmış olduğunu, müvekkilinin davacıya muaccel hale gelmiş bir borcunun bulunmadığını belirterek, açılan davanın reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar ... ile ... SANAYİ VE TİCARET A.Ş. vekili, davalı ... adına sunduğu cevap dilekçesi ile; dosyaya sundukları ödeme dekontlarından da anlaşılacağı üzere kredi borcunun tamamının kapatıldığını, davacı bankanın aynı hususta aynı borç kapsamında 4 adet takip başlattığını, öncelikle ilamsız takiplere aynı kredi sözleşmesine dayalı ilamsız takipleri ihtiyati haciz ile başlattığını, daha sonrasında da ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yine aynı hususta takip başlattığını, borç kapatıldığı halde hesabın kat edilmeye çalışıldığını, davacının davasında hesaplar, dayanak, kredi sözleşmeleri, iddialarının tamamının dayanaksız olduğunu, asıl borçlunun borcu sonlandığından müvekkilinin sorumluluğunun kalmadığını, davacı bankanın tamamen kötü niyetle hareket ederek ödemeleri dikkate almadan "tahsilde tekerrür olmamak " kaydını koyunca dokunulmazlığı varmış gibi mükerrer takipler başlattığını, gerek mükerrer takip, gerek borcun dayanağının olmaması ve gerekse borcun ödenmiş olması nedenleriyle takiplerin kötü niyetli olduğunu belirterek, açılan davanın reddine, davacı aleyhine %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... ile ... SANAYİ VE TİCARET A.Ş. vekili, davalı ... SANAYİ VE TİCARET A.Ş. adına sunduğu cevap dilekçesi ile; davacının, mahkemenin ara kararı gereği borcun kaynağı olarak 04/03/2016 tarihli İnta şirketinin asıl borçlu olduğu genel kredi sözleşmesini sunduğunu, kefalet sözleşmesinin, asıl borç sözleşmesine bağlı feri bir sözleşme olduğunu, asıl borç ile kefalet sözleşmesinin güvence bedelinin aynı olması gerektiğini, asıl borcun sözleşmede açıkça tanımlanmış, belli edilebilir olması gerektiğini, herhangi bir borç için verilmiş kefaletin geçerli olmadığını, asıl borçlu takibe ve davaya taraf edilmemişken feri nitelikteki kefalet sözleşmesine dayalı olarak takip başlatılmasının hukuksuz ve geçersiz olacağını, yine sunulan sözleşme irdelendiğinde her bir sayfasının imzalı olmadığını, sunulan ihtarname ile genel kredi sözleşmesini ilişkilendirecek hiçbir emare olmadığını, 18. sayfada önceki tüm kredi borçlarını da kapsar şekilde 5.000.000,00-EURO olduğu, 19. sayfada 04/03/2016 tarihinde, müteselsil kefaletin 5.750.000,00-EURO olduğunu, 20. sayfada 27/02/2017 tarihinde müteselsil kefilden 5.750.000,00-EURO yeni kefalet alındığı, kredi sözleşmesinin numarasının olmadığını ve sadece müşteri numarasının yazılı olduğunun sabit olduğunu, bu tespitlere göre, ne kefillerin, ne de asıl borçlunun kredi sözleşmesinin imzalı olmayan sayfalarındaki maddelerden sorumlu tutulamayacağını, sözleşmede herhangi bir limit arttırımı olmadığı halde, asıl borçtan fazla kefalet miktarı olduğunu, sözleşmenin aslı ile feri kefalet ilişkisinin birbiriyle çeliştiğinden kabul edilemeyeceğini, takibe dayanak yapılan sözleşmenin hukuka aykırı olduğu gibi bankacılık esaslarına da aykırı olduğunu, müvekkillerinin söz konusu borcun ödendiğini bilerek hesap kat ihtarnamesine itiraz etmemişlerse de, hesap katları incelendiğinde belirlilik ilkesine aykırı olduğu gibi, davacı bankanın usulsüz işlem yaptığının sabit olduğunu, sunulan kredi sözleşmesi ile ihtarname arasında illiyet bağı olmadığını, söz konusu sözleşmenin, ihtarnamenin hiç bir yerinde zikredilmediğini, başlangıç tarihinin belirtilmediğini, faiz oranlarının neye göre hangi tarihte uygulandığının ve borcun kaynağının açıklanmadığını, ihtiyati haciz talebinde, icra takibinde ve görülmekte olan davada ödeme planı sunulmadığını, acze düşüren taksitlerin hangi tarihli olduğunun ve taksit oranlarının belirsiz olduğunu, sözleşmeler ve yapılan bilgilendirmenin kağıt üzerinde bir nüshasının tüketiciye verilmesi ve sözleşmenin bir nüshasının elden aldım şeklindeki ibarenin tüketici tarafından yazılması sağlanması gerekirken, davacı banka tarafından verilen kesin sürede bununla alakalı hiçbir belge ibraz edilemediğini, davacı bankanın borçlu olarak gösterdiği davalıları; kredi sözleşmesinin süresi, kredinin toplam tutarı ve varsa tüketiciden talep edilecek ücretler, aylık ve yıllık akdi faiz oranı ve bu oranın uygulanmasına ilişkin şartlar ve efektif yıllık faiz oranı ve tüketici tarafından ödenecek toplam tutarın kefillerin de imzasının yer aldığı kredi gereği ödeme planı konularında bilgilendirdiğiyle alakalı hiçbir belge ibraz edemediğini, ibraz olunan belgelere göre davacı bankanın, kesin sürede davalı borçlunun hangi tarihte temerrüde düştüğünü de ispatlayamadığını, bir de bunun üzerine tüketiciye ödeme için en az 30 gün süre verilmesine de riayet edilmediğinden ortada geçerli bir hesap kat ihtarnamesinin de bulunmamakta olduğunu, müteselsil kefalet ve ipoteğin iki ayrı işlem ve iki ayrı kavram olduğunu, ipotek tesis edenlerin sorumluluğu ve hukuki işlemleri ile müteselsil kefaletin sorumluluğu ve hukuki işlemlerinin farklı olduğunu, müteselsil kefillere ayrı bir ihtarname ile hesap kat edilerek kefalet miktarları, faiz, faizin başladığı tarih ve borcun ne kadarının teminat altında olduğu, borç miktarı ve kat edilen tarihteki borç miktarının açıkça bildirilmesi gerektiğini, ipotek borçlularına ise ipotek teminat bedeli, faiz, faizin başladığı tarih ve borcun ne kadarının teminat altında olduğu, borç miktarı ve kat edilen tarihteki borç miktarının açıkça bildirilmesi gerektiği gibi ödeme yapılmadığı takdirde ipoteğin paraya çevrileceği, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla özel bir takip prosedürünün başlatılacağının açıkça belirtilmesi gerektiğini, söz konusu ihtarname ile müvekkilinin temerrüde düştüğünden söz edilemeyeceğini, ayrıca söz konusu takip ile birebir aynı talepleri ileri sürdüğü ipoteğin paraya çevrilmesi dosyasının mevcut olduğunu, bir çok gayrimenkulün bu dosyada ipotek verildiğini, ancak dava konusu takibin ipotek dosyasından önce açılmış olmakla zaten İİK. ve ilgili yasalara aykırı işlem yapıldığını belirterek, davacı tarafça açılan davanın reddine, davacı banka aleyhine asıl alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 03/11/2022 tarih ve 2018/747 Esas - 2022/692 Karar sayılı kararında; " Eldeki dava, 2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davası olup, icra takibine sıkı sıkıya bağlı bir davadır. Davaya konu İstanbul 27. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden, alacaklı banka tarafından takip başlatılırken takip talebinde alacağın dayanağı olarak genel kredi sözleşmesi, ihtarname ve eki hesap özetinin gösterildiği, herhangi bir kredi sözleşmesi veya ihtarnamenin dosya kapsamına sunulmadığı, takip talebindeki açıklamalar bölümünde alacağın 08/12/2017 tarihli ihtarnameye konu krediler olduğunun belirtildiği görülmektedir. Davacı tarafça, itirazın iptali davası açılırken de dosya kapsamına herhangi bir kredi sözleşmesi veya ihtarname sunulmamış, Mahkememizin 10/08/2018 tarihli tensip zaptı 15. maddesi ile davacı bankaya, takibe dayanak kredi sözleşmelerini sunması için süre verilmiş, buna rağmen kredi sözleşmeleri dosyaya sunulmamış, Mahkememizin 20/12/2018 tarihli duruşması 2 nolu ara kararı ile, kredi sözleşmesi ve eklerinin dosyaya sunulması hususunda davacı tarafa kesin süre verilmesi üzerine davacı vekilince 27/12/2018 tarihinde, 04/03/2016 tarihli, 5.000.000,00-EURO bedelli GKS ile İstanbul 27. Noterliği'nin 08/12/2017 tarih ve ... yevmiye nolu hesap kat ihtarnamesi ile hesap özetinin dosyaya sunulmuş olduğu görülmüştür. 04/03/2016 tarihli, 5.000.000,00-EURO bedelli GKS'nin incelenmesinden, 04/03/2016 tarihinde, davacı bankanın Çemberlitaş Şubesi tarafından, dava dışı ... İthalat İhracat Gıda İnş. Malzemeleri ...Ltd. Şti.'ne 5.000.000,00-EURO dövize endeksli kredi kullandırıldığı, ... ile ...'ın sözleşmeyi 04/03/2016 tarihinde müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, ... Sanayi ve Tic. A. Ş.'nin de 27/02/2017 tarihinde sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduğu anlaşılmıştır. İstanbul 27. Noterliği'nin 08/12/2017 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinin incelenmesinden, davacı bankanın Çemberlitaş Şubesi tarafından, kredi asıl borçlusu ve kefilleri olduğu belirtilen kişilere, kredi borcunun ödenmesi amacıyla ihtarname gönderildiği, kredi borcunun 44 ... nolu dövize endeksli krediden kaynaklandığının bildirildiği anlaşılmıştır. Davacı vekilinin beyanı ve sunmuş olduğu kredi sözleşmesi ve ihtarname dikkate alındığında, borcun 04/03/2016 tarihli kredi sözleşmesinden kaynaklandığının ileri sürüldüğü görülmektedir. Dosya kapsamında bilirkişi Sait Bilgiç'ten temin edilen 17/02/2020 tarihli rapor ile rapor ekinde sunulan kredi hesap ekstrelerinin incelenmesinden, dava dışı asıl borçlu ... İthalat İhracat Gıda İnş. Malzemeleri ...Ltd. Şti.'nin, davacı bankadan daha önce de farklı krediler kullandığı, dava dışı ... İth. İhrc. Gıda İnş. Malzemeleri ... Ltd. Şti.nin 01/03/2017 tarihli yazılı talimatı üzerine, davacı bankaca adı geçen şirkete 29/12/2017 vadeli, yıllık % 6,30 sabit faiz oranlı, 3 er aylık dönemlerde faiz ödenmek kaydıyla 3.165.000,00- EURO Dövize Endeksli nakit kredi kullandırılmasının talep edilmesi üzerine davacı bankaca 01/03/2017 tarihinde dava dışı ... İth. İhrc. Gıda İnş. Malzemeleri ... Ltd. Şti.'ne EURO cinsinden yıllık % 6,30 faizli ve 29/12/2017 vadeli olarak 3.165.000,00- EURO karşılığı 12.235.890,00-TL nakit kredi kullandırılarak, adı geçen şirkete daha önceki dönemlerde kullandırılan (bilirkişi tarafından tablo olarak gösterilen) 9 ayrı kredinin tasfiye edilmiş olduğu görülmektedir. Bilirkişi tarafından 01/03/2017 tarihli 29/12/2017 vadeli, 3.165.000,00- EURO karşılığı 12.235.890,00-TLolarak kullandırılan kredi nedeniyle davalı tarafın borcu bulunduğu tespit edilmek suretiyle bu kredi üzerinden değerlendirme yapılmak suretiyle rapor oluşturulmuştur. Yine daha sonra 3'lü bilirkişi heyetinden temin edilen 17/11/2021 tarihli raporda da 01/03/2017 tarihli kredi nedeniyle değerlendirme yapılmış bulunmaktadır. Nitekim davacı vekili de dosyaya sunmuş olduğu 05/07/2022 tarihli beyan dilekçesinde, asıl borçlu ... İth. İhrc. Gıda İnş. Malzemeleri ... Ltd. Şti.'nin daha önce kullanmış olduğu kredilerin kapatıldığını, bu kredi hesaplarında yer alan borçların ... no'lu üç ayda bir faiz ödemesi olan bir adet dövize endeksli (DEK) spot kredi kullandırılarak tasfiye edildiğini, bu kredi de ödenmeyince hesabın kat edilerek gerekli yasal yollara başvurulduğunu, kefillerin, daha önceki sözleşmeleri imzalamış olmaları nedeniyle, kredi kullandırım beyanında veya kredi özel şartlarını içeren belgede imzalarının bulunmasına gerek olmadığını belirtmiştir. Bilirkişi tarafından yapılan tespitler ve davacı vekilinin beyanları da dikkate alındığında, davacı tarafın, 01/03/2017 tarihli 29/12/2017 vadeli, 3.165.000,00- EURO karşılığı 12.235.890,00-TL olarak kullandırılan krediye istinaden alacak talebinde bulunduğu ortadadır. Dosyada bulunan 01/03/2017 tarihli "Kredi Kullanım Beyanı" başlıklı belgenin incelenmesinden, 04/03/2016 tarihli 940360 ve 940362 sayılı, 30/09/2016 tarih ve 970225 sayılı genel kredi sözleşmelerine istinaden, ... İth. İhrc. Gıda İnş. Malzemeleri ... Ltd. Şti.'ne 3.165.000,00-EURO bedelli 29/12/2017 vadeli DEK Ticari kredi kullandırıldığı, belgede sadece ... İth. İhrc. Gıda İnş. Malzemeleri ... Ltd. Şti.'nin kaşesi ve imzasının bulunduğu, herhangi bir kefilin isim ve imzasının bulunmadığı, yine dosyada mevcut "Genel Kredi Sözleşmesi Nakdi Kredi Özel Şartlar(III)" başlıklı belgenin incelenmesinden, 01/03/2017 tarihli belge ile ... İth. İhrc. Gıda İnş. Malzemeleri ... Ltd. Şti.'ne kullandırılan krediye ilişkin bir takım bilgilerin bulunduğu, bu belgede de sadece ... İth. İhrc. Gıda İnş. Malzemeleri ... Ltd. Şti.'nin kaşesi ve imzasının bulunduğu, herhangi bir kefilin isim ve imzasının bulunmadığı anlaşılmıştır. Davalı taraf, 01/03/2017 tarihli "Kredi Kullanım Beyanı" başlıklı belge ile aynı tarihli "Genel Kredi Sözleşmesi Nakdi Kredi Özel Şartlar" başlıklı belgeyi ilk defa yargılama sırasında gördüklerini, kendilerine bu şekilde bir belge verilmediğini, asıl borçlu ... İth. İhrc. Gıda İnş. Malzemeleri ... Ltd. Şti. tarafından bu şekilde bir kredi kullanımı için başvuru yapılmadığını, belgelerdeki imzaların ... İth. İhrc. Gıda İnş. Malzemeleri ... Ltd. Şti. temsilcisine ait olmadığını, hatta bu belgelerdeki imzaların davacı banka çalışanlarına ait olduğunu, kendi imzaları bulunmayan belgeye dayalı olarak borç altına girmelerinin söz konusu olamayacağını belirtmişlerdir. Davacı bankaca borca dayanak yapılan 01/03/2017 tarihli, "Kredi Kullanım Beyanı" başlıklı belge ile aynı tarihli "Genel Kredi Sözleşmesi Nakdi Kredi Özel Şartlar" başlıklı belgedeki imzaların asıl borçlu şirkete ait olmadığı, hatta davacı banka çalışanlarına ait olduğu yönündeki davalı savunması karşısında, Mahkememizce, söz konusu belgelerdeki imzaların davalı asıl borçlu şirket temsilcisine ait olup olmadığı hususunda inceleme yapılabilmesi amacıyla, 26/05/2022 tarihli ara kararı ile, söz konusu belge asıllarının 2 haftalık kesin süre içinde Mahkememize sunulması istenmiş, davacı vekilinin ek süre talebi üzerine kendisine Mahkememizin 08/06/2022 tarihli ara kararı ile 1 aylık daha ek süre verilmesine rağmen, söz konusu belge asıllarını dosyaya sunamamıştır. Bu kapsamda yapılan değerlendirmede; davanın itirazın iptali davası olması, alacaklı banka tarafından, takibe dayanak yapılan sözleşmeye ilişkin bilgi ve belgelerin icra takibi sırasında takip dosyasına sunulmamış olması, Mahkememizce verilen kesin süreden sonra dosyaya sunulan, 01/03/2017 tarihli, "Kredi Kullanım Beyanı" başlıklı belge ile aynı tarihli "Genel Kredi Sözleşmesi Nakdi Kredi Özel Şartlar" başlıklı belgelere dayanılmış olması, bu belgelere karşı davalı tarafça yapılan itiraz üzerine, davacı bankaya verilen kesin süreye rağmen söz konusu belge asıllarının Mahkememize sunulmamış olması, bu nedenle söz konusu belgelerdeki imzaların asıl borçlu şirket temsilcisine ait olup olmadığının tespit edilmesinin mümkün bulunmaması, kredi asıl borçlusunun borcunun bulunmadığı bir durumda kefillerin borçlu olmalarının mümkün bulunmaması karşısında, davacı tarafça, açılan davanın ispat edilemediği sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu 67/2. maddesi icra inkâr tazminatını düzenlemektedir. Bu maddeye göre, alacaklı, takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. Eldeki dosyada, davacı alacaklının açmış olduğu davada haksız olduğu ortaya çıkmış bulunmaktadır. Yine bir güven kurumu olan bankanın, herhangi bir kredi sözleşmesi sunmadan icra takibi başlatmış olması, açılan itirazın iptali davasında kendisine verilen kesin sürede dayanak kredi sözleşmesini sunamaması, sonradan dosyaya sunulan ve kredi kullanım belgesi olarak adlandırılan belgeye karşı (belgedeki imzaların davacı banka çalışanlarına ait olduğu da belirtilmek suretiyle) imza itirazında bulunulması üzerine kendisine verilen kesin süre içinde söz konusu belge asıllarını dosyaya sunamamış olması, bu durumun bir güven kurumu olan bankadan beklenecek bir davranış olmaması hususları dikkate alınarak, davacı bankanın açılan davada kötü niyetli olduğu Mahkememizce kabul edilmiştir. Bu nedenle davalı tarafın açık talebi de dikkate alınarak, davacı banka aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmiştir.
Tüm bu nedenlerle aşağıdaki gibi hüküm kurulması gerekmiştir."gerekçesi ile, '' 1-Davacı tarafça davalılar hakkında açılan davanın REDDİNE,2-2004 Sayılı İİK'nun 67/2. maddesi gereğince dava değeri üzerinden % 20 oranında belirlenen 3.472.900,18-TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalılara verilmesine, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece oluşturulan 03.11.2022 tarihli gerekçeli kararda yer alan yorum, tespit ve değerlendirmelerin hatalı olduğunu; eksik incelemeye dayalı bu hatalı kararın, takip hukukuna aykırı olup hukuk norm ve ilkeleri ile de bağdaşmamakta olduğunu, Müvekkili Banka’nın Çemberlitaş Şubesi ile asıl kredi borçlusu ... İth. İhr. Gıda İnş. Malz. Enerji Müm. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve borçlular arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesi gereğince ... İth. İhr. Gıda İnş. Malz. Enerji Müm. San. ve Tic. Ltd. Şti. lehine nakit döviz kredisi tesis edildiğini ve kullandırıldığını; davalı takibe itiraz eden borçlular ..., ..., ... San. ve Tic. A.Ş. ve dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. işbu kredinin müşterek borçlu ve müteselsil kefilleri olduğunu, borçluların vadesinde borçlarını ödememeleri üzerine kredi hesaplarınn kat edildiğini ve 14.505.587,78.-TL borcun ödenmesi için İstanbul 27. Noterliğinin 08.12.2017 tarih ve ... yevmiye no.lu hesap kat ihtarnamesinin keşide edildiğini ve borçlulara da tebliğ edildiğini; ihtarnamede belirtilen süre ve sonrasında alacaklarının ödenmediğini, Banka alacağının tahsili için borçlular hakkında İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/489 D.İş sayılı dosyası ile ihtiyati haciz kararı alındığını ve süresinde infaz edilerek İstanbul 27. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız takiplerde haciz yolu ile (Örnek No:7) takip ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla icra takibine geçildiğini; ihtiyati haciz kararı uygulandığını; davalı asıl borçlu şirket ... İth. İhr. Gıda İnş. Malz. Enerji Müm. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından takibe itiraz edilmediğini, takip başlatılırken ihtarname, hesap özeti ve genel kredi sözleşmesi evrak suretleri, icra müdürlüğüne ibraz edildiğini ve takibin başlatıldığını, Mahkemece hatalı olarak muvakkat dosya üzerinden inceleme yapıldığını; mahkemenin incelemeye aldığı dosya fotokopi/muvakkat dosya olup üzerinde icra ve dosya numarasının dahi yazmamakta olduğunu, mahkemece icra dosya aslının incelenmediği açıkça anlaşılmakta olup Mahkemenin eksik ve hatalı işlemi nedeniyle öncelikle bu nedenle kararın kaldırılması gerektiğini; icra dosya aslını incelemeden görüntü dosya üzerinden gerekçeli karar oluşturulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu; takip dayanak belge örnekleri icra müdürlüğüne sunulduğunu ve icra dosya aslının icra müdürlüğünde yer almakta olduğunu, mahkemenin gerekçeli kararının kendi içinde çelişkilerle dolu olduğunu; ihtarname, hesap özeti ve kredi sözleşmesinin takip başlatılırken sunulmaması yasal olarak zaten mümkün olmadığını; icra müdürlüğünün, takip talebine dayanak olarak belirtilen evrak örneklerini incelemeden, dosya içerisine almadan takip işlemlerini başlatmayacak, ödeme emri göndermeyeceğini; davalıların yedi günlük şikayet süresi içerisinde icra mahkemesi nezdinde şikayette bulunmuş olmamakla; ödeme emirlerinin de iptal edilmediğini, diğer taraftan, ödeme emri tebligat parçalarından da açıkça anlaşılacağı üzere, “örnek no 7 ödeme emri ve ekleri” içerikli tebligatların davalı borçlulara tebliğe çıkartıldığını, (EK-2). Yargıtay’ın bir çok emsal kararında da açıkça belirtildiği üzere, bu durumda anılan tebligat ekinde dayanak belgenin gönderildiğinin kabulü zorunlu olup alacaklı müvekkil banka lehine ispat yükü bakımından, tebligat zarfı içeriğinden ödeme emri ve eklerinin borçlulara tebliğe çıkarıldığı açıkça tespit edilebilmekte olduğunu; yeni tarihli BAM ve Yargıtay Karar suretinin ekli olduğunu, (EK-3: Kayseri BAM 5.HD. 2022/659 E, 2022/639 K., Y.12.HD.10.11.2022, 2022/5500 E, 2022/11856 K.), yine aynı mahkeme tarafından tüm evrak asılları ve suretlerinin detaylıca incelendiğini, ihtiyati haciz taleplerinin kabul edildiğini ve 23.05.2018 tarihinde borçlular hakkında 2018/ 489 D.İŞ sayılı dosyasından ihtiyati haciz kararı verildiğini ve itiraza konu takip dosyasından uygulandığını; ihtiyati haciz kararına davalılarca itiraz da edilmediğini; işbu dava dosyası içerisinde bu ihtiyati haciz dosyası, evraklar ve kararın da yer almakta olduğunu; ihtiyati haciz kararının infazı sonrasında, esas takibe geçildiği aşamada da tüm evrak suretlerinin icra müdürlüğüne ibraz edilmek suretiyle takip başlatıldığını; İcra Müdürlüğünden dosya celp edilmiş olsaydı bu durumun açıkça da anlaşılacağını, Evrak asıllarının süresi içerisinde mahkemesine sunulduğunu ve yapılan bilirkişi incelemelerinde de takibe konu edilen kredi alacaklarının varlığı, davalı kefillerin sorumluluğunun açıkça tespit edildiğini, mahkeme kararının yine kendi içerisinde çelişmekte olduğunu; 08.08.2018 tarihinde dava dilekçelerinin sunulduğunu ve ekinde ayrıntılı delil listelerinin ibraz edildiğini; 20.12.2018 tarihli duruşma tutanağı 2.maddesinde taraflarına belgelerin asıllarının ibrazı için 2 haftalık kesin süre verildiğini; 26/12/2018 tarihli dilekçeleri ekinde belge asıllarının, 27.12.2018 tarihinde mahkemeye ibraz edildiğini; 04.07.2019 tarihinde verilen arar karar ile bilirkişi ataması yapıldığını ve dosyanın günsüz olarak bilirkişiye tevdiine karar verildiğini, 03.09.2019 tarihli bilirkişi raporu oluşturulduğunu ve raporda, ilave olarak bir takım bilgi ve belgelerin de hazır edilmesinin talep edildiğini; raporun sonuç kısmında maddi bir değerlendirme yapılmadığından ve 04.07.2019 tarihli ara kararda bilirkişiye yetki verilmişse de mahkeme tarafından bir inceleme günü tayin edilmediğinden, bilirkişinin taraflarına ulaşamadığını ve talep ettiği ilave bilgi ve belgeler kendisine ulaştırılamadığından taraflarınca itiraz edildiğini; 14.11.2019 tarihli duruşmada, “1-Bilirkişiye eksik olduğunu belirttiği evrak ve belgeleri yerinde incelemesi bakımından mahkememizce yetki verilmiş olması karşısında bilirkişi tarafından bu belgelerin yerinde incelenmesi gerektiği halde, dosyaya ibrazının talep olunması usule uygun bulunmadığından daha önceki celse inceleme ara kararları doğrultusunda bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verildiği de hatırlatılarak eksik olduğunu belirttiği belge ve kayıtları da inceleyerek istenilen hususlarda ayrıntılı ve denetime elverişli rapor tanziminin istenilmesine, 2-Ayrıca tarafların vaki itirazlarının da tanzim edilecek raporda tek tek incelenip değerlendirilmesinin istenilmesine, 3-Dosyanın günsüz olarak bilirkişiye tevdiine…” karar verildiğini, karar gereğince Bilirkişi tarafından Çemberlitaş şubesinde yerinde inceleme yapılmak suretiyle tüm kayıt, defter, bilgi, belgeler ve evrak asıllarının incelendiğini ve 11 sayfadan oluşan 17.02.2020 tarihli rapor alındığını; bu rapor ile de borçlu davalıların savunma ve iddialarında haksız oldukları, talep ve iddialarının usul ve yasaya aykırı olduğu detaylı inceleme ile saptandığını ve teyit edildiğini, Kredi kullandırım beyanı ve kredi özel şartları yazılarının, kredi kullandırılırken alınması zorunlu olmadığı gibi, asıl borçlu şirket tarafından yada kefiller tarafından imzalanmasının da yasal olarak zorunlu olmadığını, mahkemece de belirtildiği üzere, itirazın iptali davalarının takibe sıkı sıkıya bağlı davalar olduğunu; taraflarınca takip talebinde açıkça takip dayanağı ve borç sebebi belgeler olarak, genel kredi sözleşmesi, ihtarname ve eki hesap özeti belirtildiğini; uyuşmazlığın bu belgeler çerçevesinde çözümlenmesi gerekmekte olup alacaklı müvekkili Banka da alacağının varlığını, genel hükümler dairesinde ispat etmek suretiyle itirazın iptalini dava etmekte olduğunu;Taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi dikkate alınmaksızın yapılan değerlendirme ve oluşturulan gerekçeli kararın usul ve yasa aykırı olduğunu; asıl borcun da kaynağı olan sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde imzalanan kredi sözleşmesi olduğunu ve müvekkili Banka diğer bütün taleplerinde ve işlemlerinde olduğu gibi sözleşmeye aykırı bir işlem ve harekette bulunmadığını, takibe dayanak belge olarak sunmadıkları “Kredi kullandırım beyanı” ve “kredi özel şartlarına” ilişkin yazılar, kefillerden yada asıl borçludan alınması gereken yasal olarak zorunlu evraklar olmadığını; Banka uygulaması gereği, dava dışı asıl borçlu şirketten talep edilerek imzası alındığını; bu evrakların alınması yada alınmaması, asıllarının sunulması yada sunulmaması kredinin kullandırılmadığı, alacaklı olmadıkları ve takip başlatılamayacağı anlamlarına gelmediğini; bilirkişi tarafından, yerinde yapılan inceleme neticesinde, “asılları” diğer tüm evraklarla birlikte şubesinde incelenmiş ve dosyaya sunulan 17.02.2020 tarihli raporla Banka alacaklarının varlığının da açıkça tespit edildiğini; bu evrakların takip dayanağı belge olarak takip talebinde yada dosyasına ibraz da edilmediğini, bu evraklarda davalı borçlu kefillerin imzası yer almadığı halde kefillerin imzaları olmayan evraka imza itirazında bulunabilmesinin mümkün olmadığını; kefillerin sorumlu oldukları Genel Kredi Sözleşmesinde yer alan imzalara itirazı da bulunmamakta olduğunu ve davalı borçluların geçerli kefaletlerinin devam etmekte olduğunu, davalı borçluların, kredi sözleşmesinde yer alan imzalarına itirazları bulunmadığını, Genel kredi sözleşmesi ve TBK kapsamında müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak asıl borçlu ile birlikte borçtan sorumlu olduklarını, görülen davaya konu alacağın iki tarafının da tacir sıfatının tartışmasız olduğunu; dava konusu alacak dava dışı kredi borçlusu şirkete tesis edilen ticari nitelikli kredilerden kaynaklanmakta olduğunu; tüzel kişi tacirler arasında yapılan tüm işlerin ticari iş olduğunu; müvekkili banka tarafından genel kredi sözleşmesi çerçevesinde dava dışı borçlu şirket ve kefiller lehine ticari nitelikli krediler tesis edildiğini ve kullandırıldığını; sözleşme davalılarca bilinebilir olup davalıların itiraz ettiği tüm hususların GKS de taraflarca hüküm altına alındığını, davalılar söz konusu sözleşmeleri müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığından söz konusu borcun tamamından sorumlu olduğunu; asıl borcun da kaynağı olan kredi sözleşmesi olduğunu ve müvekkili Banka diğer bütün taleplerinde ve işlemlerinde olduğu gibi sözleşmeye aykırı bir harekette bulunmadığını ancak Mahkeme'nin taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesini geçersiz saymak suretiyle hatalı olarak karar oluşturduğunu, Takibe dava dışı asıl borçlu şirket tarafından itiraz edilmediğini; takibe itiraz olarak sunulan dilekçelerde ve davaya cevap dilekçelerinde, davalı borçluların Genel Kredi Sözleşmesinde yer alan imzalarına itirazları bulunmadığını; bilirkişi incelemesi sonrasında, raporda ek olarak gösterilen imzaları bulunmayan kredi kullandırılması yada icra takibi başlatabilmemiz için dayanak ve zorunlu olmayan iki adet evraka itiraz etmekte olduklarını; kefillerin ayrıca imzasının, onayının alınmasına yada müvekkili bankanın şirket ortaklarını arayıp bilgi vermesine yasal olarak gerek ve ihtiyaç bulunmamakta olduğunu zaten GKS üzerinde davalı borçluların imzaları yer almakta olduğunu, sözleşmenin davalılarca bilinebilir olduğunu; kullandırılan ticari kredinin de kefalet limitleri içerisinde yer almakta olduğunu; imzaları bulunmayan evraklarla ilgili yapmış oldukları yasal dayanağı bulunmayan iddialarının Mahkemece dikkate alınarak gerekçeli karara esas alınması kredi sözleşmeleri kapsamında alacağı devam eden müvekkili Banka tarafından anlaşılamamakta olduğunu, Mahkemece talep edildiği üzere, dosyada yer alan tüm ayrıntılı hesap incelemeleri neticesinde Müvekkili Bankanın kredi alacağının incelendiğini, hesap edildiğini, ortaya konulduğunu ve davalı borçluların sorumlu olduğu da açıkça ve ayrıca tespit edilmişken Mahkemece oluşturulan kararın Müvekkili Banka tarafından anlaşılamadığını; 17.02.2020 tarihli ve 17.11.2021 tarihli heyet raporlarında da belirtildiği üzere, yeni bir Genel Kredi Sözleşmesi imzalanmadığını; banka mevcut 04.03.2016 tarihli devam eden çerçeve nitelikli kredi sözleşmesi ve limitleri dahilinde; daha önce kullanılan 8 adet kredi hesabında yer alan borçları, ... no.lu DEK spot kredi hesabı altında yapılandırdığını; buna rağmen yine hesap kat ihtarnamesine konu ... no.lu bu kredi de ödenmeyince asıl borçlu şirket ve davalı kefiller hakkında 17.364.500,91.-TL Harca esas değer üzerinde yasal takip işlemleri başlatıldığını, Dosyada yer alan raporlarda da belirtildiği üzere davalı borçluların 01.03.2017 tarihli yazılarda imzasının olmamasının kredi sözleşmesi kapsamındaki sorumluluklarından kurtulması yada kefil olarak borçlu olmadığı / kefaletinin son bulması anlamına gelmediğini; mahkemece borca esas GKS nin incelenmemesi, değerlendirilmemesi sadece 01.03.2017 tarihli mevzuat kapsamında zorunlu ve gerekli olmayan, takibe dayanak etmedikleri yazılardan bahsetmek suretiyle karar oluşturmasının hukuki bir hata olduğunu; kredi sözleşmesi kapsamında yer alan imzaları ve kefalet limitleri (5.750.000-EUR) kapsamında davalı borçluların sorumlu olduğu kök ve ek raporda ayrıntılı ve açıkça tespit edildiğini, Mahkemece de bilindiği ve bilirkişiler tarafından da açıkça tespit edildiği üzere, banka defter ve belgelerindeki kayıtların kesin delil niteliğinde olduğunu, davalı borçluların imzaladığı Genel Kredi Sözleşmesinin Delil başlıklı X-2. maddesi hükmüne göre müşteri ve kefilleri işbu sözleşmenin uygulanmasından doğabilecek her türlü anlaşmazlıklarda Bankanın defter ve kayıtlarının kesin delil olacağını ve alacağın ispatında başka delil aranmayacağını kabul ve beyan ettiklerini; yapılan tespit ve alınan raporların da bu yönde olduğunu; Banka defter ve kayıtlarının detaylıca incelendiğini ve yapılan incelemeler ile de kefillerin kefalet sözleşmesi kapsamında sorumluluğu ve alacaklarının açıkça tespit edildiğini; takibe itiraz eden davalı borçlularca da borcun ödendiğine ilişkin dekont, belge, yazı, defter, makbuz vd. hiçbir belge de ibraz edilemediğini, Kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin yasal dayanağının bulunmadığını, yukarıda yer alan itirazları ve açıklamaları kapsamında, kararda hatalı olarak alacaklı müvekkili Banka lehine bir yaptırım olarak icra kötü niyet tazminatına hükmedildiğini; gerekçesinde de, herhangi bir kredi sözleşmesi sunulmadan icra takibi başlatılması, kesin sürede kredi sözleşmesi sunulmaması, imza itirazı olan evrak asıllarının sunulmamasından bahsedilmekte olduğunu davalı borçluların icra müdürlüğüne sunduğu itiraz dilekçesinde yada Mahkemeye sunmuş oldukları dilekçelerde Genel Kredi Sözleşmesinde yer alan imzalarına itiraz bulunmadığını ve doğal olarak imzalarının bulunmadığı belgelere karşı imza itirazında bulunulması Yargıtay’ın deyimi ile hayatın olağan akışına aykırı olduğunu; mahkemenin de bu ve diğer yasal ve somut dayanağı bulunmayan davalıların iddialarını ciddiye alarak gerekçe oluşturmasının hatalı olduğunu, öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklınınr, kötü niyetli kabul edileceğini; açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde, dosyada yer alan bilirkişi raporları ile alacağımızın varlığı ve davalıların sorumluluğu açıkça tespit edilmişken, takibe konu evrakların sunulduğunu ve incelenmişken; davalıların da, alacaklı müvekkili Bankanın icra takibinde kötü niyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamadığını, kullandıkları krediyi ödeyemediğini, ödendiğine ilişkin hiçbir belge, dekont, evrak vs. sunulamadığını; Müvekkili Bankanın kredi kullandırdığı ve açıkça alacaklı olduğu tespit edilebilir durumdayken sadece “borcum yoktur” demekle itiraz eden davalı borçlular karşısında, kötü niyete hükmedilmesinin hukuki olarak hiçbir karşılığı bulunmamakta olduğunu; alacaklı Müvekkili Bankanın alacağını, maddi ve usul hukuk kuralları kapsamında ispat edebilmekte olduğunu yukarıda yer alan itirazları kapsamında, dosya içeriğinde de yasanın aradığı, kötü niyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir durum bulunmadığından, Mahkemenin bu yönde oluşturduğu gerekçeli kararın hatalı olduğunu; tüm bu açıklamalar doğrultusunda söz konusu hatalı kararın kaldırılması gerektiğini, İleri sürerek, Tehiri icra ve incelemenin duruşmalı olarak görülmesi taleplerinin kabul edilmesine, ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu usul ve yasaya aykırı kararın kaldırılarak itirazın iptali ile davanın kabulüne ve %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini, masraf ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; genel kredi ve kefalet sözleşmelerine dayalı olarak asıl borçlu şirkete kullandırılan dövize endeksli kredinin geri ödenmemesi nedeniyle doğduğu iddia olunan alacağın tahsili amacıyla davalı kefiller aleyhine başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine, davacı bankanın kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İlk derece mahkemesi tarafından, takip dosyası, genel kredi sözleşmesi, kat ihtarı ve eki hesap özeti ile tebliğ şerhi asılları celbedilerek, 04/07/2019 tarihli ara karar ile dosya bankacı bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilerek tevdii edilmiş, bilirkişi ön raporunda; dava dışı ... İth. İhrc. Gıda İnş. Malz. Enerji Müm. San. Tic. Ltd. Şti.ne kullandırılan geri ödeme planı, hesap kat tarihi olan 08.12.2017 tarihine kadar davalı şirketin hangi tarihlerde, hangi taksitleri ödediği ve kalan tutar 3.165.000,00- Euro'ya nasıl ulaşıldığını gösterir kredi hesap ekstresi, bu krediye Euro cinsinden uygulanan akdi faizin oranını gösterir, ekran görüntüsü ya da faiz genelgesi, 08.12.2017 hesap kat tarihinde geçerli, TL. kredilere genel olarak uygulanan akdi faiz oranlarını gösterir T.C. Merkez Bankasına bildirim yazısı, bu kredinin Türk Lirasına dönüştürüldüğü tarih olan 08.12.2017 tarihinde, bankaca uygulanan EURO döviz satış kur listesi ve 08.12.2017 tarihinden günümüze kadar varsa ödemeleri de gösterir kanuni takip ekstrelerinin incelemeye hazır edilmesi talep edilmiş ise de; banka tarafından bu kayıt ve belgelerin inceleme için hazır edilmemiş olması nedeniyle, dosya için gerekli hesaplama ve değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı, bu eksik belgelerin yerinde incelenmesi talep edildiği takdirde, inceleme için gün ve saat belirlendikten sonra, taraflardan en az birinin iştiraki sağlanmak suretiyle yerinde inceleme yapılması hususunun mahkeme takdirinde olduğu belirtilmiştir. İlk derece mahkemesi 14/11/2019 tarihli celsenin (1) nolu ara kararı ile "Bilirkişiye eksik olduğunu belirttiği evrak ve belgeleri yerinde incelemesi bakımından mahkememizce yetki verilmiş olması karşısında bilirkişi tarafından bu belgelerin yerinde incelenmesi gerektiği halde, dosyaya ibrazının talep olunması usule uygun bulunmadığından daha önceki celse inceleme ara kararları doğrultusunda bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verildiği de hatırlatılarak eksik olduğunu belirttiği belge ve kayıtları da inceleyerek istenilen hususlarda ayrıntılı ve denetime elverişli rapor tanziminin istenilmesine" karar vermiş ve dosya yeniden bilirkişiye tevdii edilmiştir. Bankacı bilirkişi tarafından davacı bankanın Çemberlitaş Şubesi'nde yerinde inceleme yapılmış, ön raporda eksik olduğu belirtilen tüm belgeler bilirkişiye yerinde ibraz edilmiş ve bilirkişi tarafından bu belgelerin birer örneği rapora ek yapılmak suretiyle 17/02/2020 tarihli rapor ibraz edilmiş, tarafların itirazları üzerine 06/07/2020 tarihli ek rapor ibraz edilmiştir. Davalılar tarafından bu ek rapora da itiraz edilmiş, bu kez mahkemece dosyasının, re'sen seçilecek bir bankacı, bir hukukçu ve bir SMM'ye tevdii ile dosya kapsamı, daha önce temin edilen raporlar ve raporlara karşı yapılan itirazlar da değerlendirilmek suretiyle yeniden rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiş, alınan son heyet raporunda herhangi bir mali değerlendirme veya hesaplama yapılmadığı, davalıların itirazları yönnüden hukuki değerlendirme yapıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece bu kez davalılardan ...'ın kredi kullandırım talep yazısı ve kredi kullandırım özel şartları altında yer alan imzanın dava dışı İnta firması yetkilisine ait olmadığı, bankanın kaşe ve imzayı taklit ettiği yönünde itirazda bulunulmuş, mahkemece davacı bankaya kredi kullandırım talep yazısı ve kredi kullandırım özel şartları başlıklı iki adet belge aslını dosyaya sunması için kesin süre verilmiş, banka tarafından talep edilen ek süre içerisinde belgenin sunulmaması nedeniyle tahkikat bitirilerek; "davanın itirazın iptali davası olması, alacaklı banka tarafından, takibe dayanak yapılan sözleşmeye ilişkin bilgi ve belgelerin icra takibi sırasında takip dosyasına sunulmamış olması, Mahkememizce verilen kesin süreden sonra dosyaya sunulan, 01/03/2017 tarihli, "Kredi Kullanım Beyanı" başlıklı belge ile aynı tarihli "Genel Kredi Sözleşmesi Nakdi Kredi Özel Şartlar" başlıklı belgelere dayanılmış olması, bu belgelere karşı davalı tarafça yapılan itiraz üzerine, davacı bankaya verilen kesin süreye rağmen söz konusu belge asıllarının Mahkememize sunulmamış olması, bu nedenle söz konusu belgelerdeki imzaların asıl borçlu şirket temsilcisine ait olup olmadığının tespit edilmesinin mümkün bulunmaması, kredi asıl borçlusunun borcunun bulunmadığı bir durumda kefillerin borçlu olmalarının mümkün bulunmaması karşısında, davacı tarafça, açılan davanın ispat edilemediği" gerekçesi ile davanın reddine, yine "bir güven kurumu olan bankanın, herhangi bir kredi sözleşmesi sunmadan icra takibi başlatmış olması, açılan itirazın iptali davasında kendisine verilen kesin sürede dayanak kredi sözleşmesini sunamaması, sonradan dosyaya sunulan ve kredi kullanım belgesi olarak adlandırılan belgeye karşı (belgedeki imzaların davacı banka çalışanlarına ait olduğu da belirtilmek suretiyle) imza itirazında bulunulması üzerine kendisine verilen kesin süre içinde söz konusu belge asıllarını dosyaya sunamamış olması, bu durumun bir güven kurumu olan bankadan beklenecek bir davranış olmaması hususları dikkate alınarak, davacı bankanın açılan davada kötü niyetli olduğu" gerekçesi ile davacı bankanın kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmiştir. Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; dava dilekçesini tekrarla ve ayrıca mahkemece icra dosyası aslının değil muvakkat dosyanın incelendiği, mahkemenin incelemeye aldığı dosyanın fotokopi dosya olduğu, takibe dayanak belge örneklerinin icra müdürlüğüne sunulduğunu ve icra dosya aslının icra müdürlüğünde yer aldığını, zaten icra dosyanın öncelikle ihtiyati haciz kararının infazı için başlatıldığını, ihtiyati haciz kararını veren mahkemeye de genel kredi sözleşmesi, kat ihtarı tebliğ şerhi ve hesap özeti asıllarının sunulduğu, akabinde ihtiyati haczin infaz edildiği dosyadan esas takibe geçildiği, mahkemenin takipte dayanak belgelerin yer almadığı yönündeki tespitinin hatalı olduğu, ilk bilirkişi tarafından istenen belgele asıllarının mahkemenin verdiği yerinde inceleme yetkisine istinaden şubede bilirkişiye ibraz edildiği ve buna istinaden rapor tanzim edildiği, davalıların kefil sıfatıyla attıkları imzaya herhangi bir itirazlarının da bulunmadığı, genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan dövize endeksli kredi kullanırım talebi ve özel şartlara ilişkin belgede kefillerin imzanın bulunmasına gerek olmadığı gibi, onaylarına da gerek olmadığı, asıl borçlu tarafından kredi kullandırım belgesindeki imzaya itiraz edilmemişken, kefilin kendi imzası bulunmayan kullandırım belgesindeki asıl borçlu imzasına itiraz etmesinin de mümkün olmadığı, delil sözleşmesi gereği banka defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde kredinin şirkete kullandırıldığının açık olduğu, davanın kabulü gerektiği, yasal şartları oluşmadığı davacı banka aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu yönündedir. Dava konusu takip dosyası kapsamından; davacının davalılar aleyhine, genel kredi sözleşmesi, 08/12/2017 tarihli kat ihtarı ve eki hesap özetine dayalı olarak 13.913.097,28-TL asıl alacak, 3.287.051,07-TL işlemiş temerrüt faizi(yıllık %48 oranında), 164.352,55-TL BSMV olmak üzere toplam 17.364.500,91-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, takipte alacağın genel kredi sözleşmesi kapsamında dava dışı asıl borçlu ... İthalat İhracat firmasına kullandırılan dövize endeksli krediden doğduğunun, yine takip öncesi yapılan ödemelerin mahsup edildiğinin yazılı olduğu görülmüştür. Takibe başlanmadan önce İstanbul 8 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/489 D. İş esas, 2018/511 karar sayılı 23/05/2018 tarihli kararı ile davalılar aleyhine ihtiyati haciz kararı alındığı, ihtiyati haczin infazına başlandıktan sonra 31/05/2018 tarihinde esas takibe geçildiği, davalıların itirazı sonucu duran takibe karşı eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece anılan değişik iş dosyasının itirazın iptaline ilişkin dava dosyası arasına alınmasına karar verilmiş ise de, bu ara kararın yerine getirilmediği görülmüştür. Davacı vekili tarafından, genel kredi sözleşmesi, ihtarname ve eki hesap özeti ile tebliğ şerhi asıllarının 27/12/2018 tarihinde dosyaya ibraz edildikleri görülmüştür. Davacı bankanın Çemberlitaş Şubesi ile dava dışı İnta firması arasında 04/03/2016 tarihli 5.000.000,00-Euro limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalıların da bu sözleşmeye müteselsil kefil sıfatı ile 5.750.000,00-Euro limitle imza attıkları, davalı gerçek kişilerden ...'ın sözleşme tarihi itibariyle şirket ortağı ve yetkilisi, diğer davalı ...'ın ise şirket ortağı oldukları, davalı ...'ın 21/09/2016 tarihinde, sözleşmenin imza tarihinden sonra şirket ortaklığından ayrıldığı, kefalet sözleşmelerinin TBK'nun 583 ve 584/son fıkralarında aranan geçerlilik koşullarını taşıdığı, dosyaya örnekleri sunulan 01/03/2017 tarihli kredi kullanım beyanı ile dava dışı İnta firmasına yıllık %6,30 akdi faiz oranı ile 3.165.000,00-Euro dövize endeksli kredi kullandırılmasının talep edildiği, beyan altında şirket kaşesi ve imzası bulunduğu, dava dışı şirket talebinin kabulü üzerine banka Çemberlitaş Şubesi tarafından, anılan müstakil kredinin kullandırılmasına ilişkin kredi özelliklerinin (sabit faiz, kullandırım tarihi, vade vb) yer aldığı bir sayfadan ibaret 01/03/2017 tarihli nakdi kredi özel şartları başlıklı belgenin düzenlendiği, belge altında dava dışı İnta firmasının kaşe ve imzasının bulunduğu, mahkemece ilk bankacı bilirkişiye yerinde inceleme suretiyle yaptırılan inceleme sonucu düzenlenen rapor ile rapor ekinde yer yer alan hesap hareketleri kapsamından, kullandırılan bu kredi ile dava dışı şirketin daha önce kullanmış olduğu döviz cinsi taksitli ticari kredilerin kapatıldığı anlaşılmıştır. Dava dışı şirketin kredi kullandırım tarihindeki tek ortağının ve yetkilisinin de aynı zamanda müteselsil kefil olan ... olduğu sicil kayıtlarından tespit edilmiştir. 08/12/2017 tarihli kat ihtarı kapsamından; dava dışı asıl borçlu şirket ile, ipotek borçluları ve kefillere toplam 3.194.073,43-Euro tutarındaki dövize endeksli kredinin tebliğden itibaren 24 saat içerisinde gönderilmesi hususunun ihtar edildiği, ihtar ekindeki hesap özetinde de akdi faiz oranının yıllık %6,30, temerrüt faiz oranının ise yıllık %21 olduğunun yazılı olduğu, ihtarnamenin dava dışı asıl borçlu ile iş bu dosya davalısı kefillerden ... ile ...'a 09/12/2017 tarihinde tebliğ edildiği, davalı kefil KKG şirketi adına çıkartılan ihtarnamenin ise iade döndüğü anlaşılmıştır. Davalıların gerek icra dosyasına sundukları borca itiraz dilekçesinde, gerekse davaya cevap dilekçelerinde kefalet sözleşmesi altındaki kendileri adına atılan imzaya itiraz etmedikleri, yine davalı kefillerden, 01/03/2017 dövize endeksli kredi kullandırım tarihinde aynı zamanda şirketin tek ortak ve yetkili olan ...'ın kredi kullanım beyanı ve talep doğrultusunda kullandırılan bu krediye ilişkin nakdi özel şartlar başlıklı belge altındaki imzanın şirket yetkilisi sıfatıyla kendisine ait olmadığına yönelik bir itirazının bulunmadığı, bu vakıa nazara alındığında, bu belgelerde imzası olmayan ve bulunması da gerekmeyen davalı kefil ...'ın şirket adına atılı imzanın şirket yetkilisine ait olmadığına yönelik itirazı nazara alınarak ve belge aslı sunulmadığından imza incelemesi yapılamadığı, dolayısıyla asıl borçlunun borçtan sorumlu olup olmadığının tespit edilemediği yönündeki yanılgılı gerekçe ile davanın reddedilmesinin isabetsiz olduğu, davacı yanın bu yöndeki istinaf sebebinin yerinde olduğu anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesi gerekçesinde takip ekinde 01/03/2017 tarihli, "Kredi Kullanım Beyanı" başlıklı belge ile 01/03/2017 tarihli "Genel Kredi Sözleşmesi Nakdi Kredi Özel Şartlar" başlıklı belgeye takipte dayanılmamış olduğu, bu belgelerin takip talebi ekinde yer almadığı, verilen kesin süreden sonra dosyaya sunuldukları belirtilmiş ise de; anılan her iki belgenin çerçeve nitelikteki genel kredi sözleşmesinin limiti dahilinde borçlu şirkete kullandırılan müstakil nakdi kredi kalemine ilişkin oldukları, kredi kullandırımının dayanağı genel kredi sözleşmesinin aynı zamanda takip dayanağı ve dava konusu 04/03/2016 tarihli genel kredi sözleşmesi olduğunun her iki belgede de yazılı olduğu, öte yandan nakdi özel şartlar başlıklı belgenin genel kredi sözleşmesinin eki ve ayrılmaz parçası olduğunun da belge üzerinde yazılı bulunduğu, kat ihtarında ve eki hesap özetinde kat edilen kredinin ... nolu dövize endeksli nakdi kredi olduğunun açıkça yazılı olduğu, takip talebinde de bu hususun kayıt altına alınmış olduğu, diğer ifade ile anılan nakdi kredinin kullanımının dayanağı genel kredi sözleşmesi aslının 27/12/2018 tarihinde dosyaya sunulmuş olduğu ve bilirkişiye verilen yerinde inceleme yetkisine istinaden nakdi krediye ve hatta bu kredi ile kapatılan eski taksitli kredilere ilişkin bilgi ve belgelerin de bankaca bilirkişi incelemesine sunulmuş olduğu, bu belgelerin birer örneğinin de rapor ek yapılmış bulunduğu anlaşılmış olup, bu tespit karşısında mahkemece dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Mahkemece son aldırılan bilirkişi heyeti raporunda hukuki değerlendirmeler harici tespit bulunmadığı, daha önce bankacı bilirkişi tarafından tanzim edilen raporlarda ise; özellikle davalıların borcun ipotek ile teminat altına alındığına ve faiz oranına yönelik savunmalarının değerlendirilmediği, buna göre mahkemece yapılması gereken işin, icra dosyasının aslını ve davacı banka lehine dava dışı İnta firmasının doğmuş doğacak kredi borçlarını teminen tesis edilmiş tüm ipotek resmi senetlerini de getirterek, davalı kefillerin kefaletten doğan borçlarının bu ipotekler ile teminat altına alınıp alınmadığının tespiti, alınmamış ise davalı ...ın kredi borcunun ödendiği, davalı ...'nın ortaklıktan ayrılması nedeniyle bu tarihten sonra kullandırılan kredilerden sorumlu olmadığı yönündeki savunmaları da irdelenmek, yine kat ihtarında belirtilen temerrüt faizi oranının davacı bankayı bağlayıp bağlamayacağı, genel kredi sözleşmesinin temerrüt faizine ilişkin hükmü çerçevesinde bankaca takipte talep edilen yıllık %48 oranındaki temerrüt faizi oranının ve işlemiş faiz tutarının yerinde olup olmadığı hususları da değerlendirmek üzere, daha önce rapor tanzim eden bankacı bilirkişiden ek rapor veya yeni bir bankacı bilirkişiden mahkeme ve kanun yoluna elverişli rapor alınmak suretiyle, davacı bankanın davalılardan takip tarihi itibariyle alacağının varlığı ve miktarı hususunda bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir. Sonuç itibariyle; davacı bankanın istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, kaldırma kararının mahiyetine göre sair istinaf sebeplerinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığı, dosyanın kaldırma kararı doğrultusunda mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/11/2022 tarih ve 2018/747 Esas ve 2022/692 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminat var ise talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 25/09/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.