T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/176 Esas
KARAR NO : 2025/1460 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2020/333 Esas - 2022/274 Karar
TARİHİ: 07/04/2022
DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtrazın İptali)
KARAR TARİHİ: 25/09/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil banka ile dava dışı ... ... ...arasında 1.200.000-TL bedelli kredi sözleşmesi imzalandığını işbu kredi sözleşmesine davalı borçlu ...'ın müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imza attığını, ancak borcun ödenmediğini, borçluların borcundan dolayı 29/03/2019 tarihi itibariyle hesap kat edilerek, borçlulara ihtarname gönderildiği, ancak buna rağmen herhangi bir ödeme gerçekleşmediğini, bunun sonucunda İstanbul 22. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ile takibe girişildiğini, ancak davalı borçlu vekili aracılığı ile 02/07/2019 tarihinde borca , yetkiye, işlemiş ve işleyecek faize, faiz oranına, takibe , kredi sözleşmesine, ihtarnameye itiraz ettiğini ve ilgili takip dosyasının durduğunu beyanla haksız ve kötü niyetli itirazın iptali ile icra takibinin devamına, davalının haksız itirazı nedeniyle %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesini talep ve dava etmiş oldukları görüldü. Davalı yana dava dilekçesinin tebliğine rağmen davaya cevap vermediği anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 07/04/2022 tarih ve 2020/333 Esas - 2022/274 Karar sayılı kararında;"...Dava; Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için girişilen icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkindir.Davacı banka ile dava dışı kredi lehtarı ... .... arasında, 09.07.2018 tarihli, 1.200.000,00 TL timitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, davalının da sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, davalının sözleşmenin imzalandığı tarih itibariyle kredi lehdarı şirktin ortağı olduğu, kredi sözleşmesinde kefalet limiti, kefil olunan tutar, kefaletin cinsi ve tarihi kefilin el yazısı ile doldurularak imzalandığı, Beşiktaş 17. Noterliğinden 01.04.2019 tarih, ... yevmiye numarası ile gönderilen hesap katı ile borcun ödenme ihtarının müteselsil kefil davalıya 03.04.2019 tarihinde tebliğ edildiği, ödeme için 1 gün verilmiş olmakla ödeme süresinin dolacağı gün olan 04.04.2019 perşembe günü mesai bitim saatinde davalının temerrüde düştüğü hususlarında taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır.Davalı tarafından icra takibinde borca ve ferilerine itiraz edilmiş ise de; mahkememizce hükme elverişli bulunan bilirkişi raporuna göre; davacı bankanın takibe konu kredilerinin muaccel olduğu tarihteki en yüksek TL kredi faiz oranının %25 olduğu, % 25 faiz oranına, bu oranın %50'nin ilavesi suretiyle bulunacak temerrüt faizi oranının ise 37,5 olarak hesaplandığı, alacaklı banka hesap kat ihtarında ve takip talebinde temerrüt faizi olarak %57 oranında temerrüt faizi istemiş olmakla, takipteki temerrüt faiz oranının %37,5 olması gerektiği, öte yandan 09.07.2018 tarihli kefalet sözleşmesinde, kefilin sorumluluğu düzenlenmiş olup, çek yaprakları yönünden kefilin sorumlu olacaklarına ilişkin düzenlemenin bulunmaması nedeniyle borçlu kefilin çek yaprakları garanti bedelinin depo edilmesinden sorumlu olmadığı, davalının itirazlarının bu açılardan yerinde olduğu anlaşılmıştır. Öte yandan sözleşmeye göre taraflar arasında çıkacak her türlü anlaşmazlıklarda tarafların defter ve kayıtları ile diğer elektronik yada manyetik ortamlardan elde edilen belgelerin HMK 193. maddesi uyarınca geçerli ve bağlayıcı delil olacağını kararlaştırdıkları, davacı bankanın ibraz ettiği kayıtların esas alınması suretiyle yapılan inceleme ve mahkememizce hükme elverişli olduğu değerlendirilen bilirkişi raporuna göre de; davalının İstanbul 22. İcra Müdürlüğünün ... Esas Sayılı dosyasına yaptığı itirazının kısmen iptali ile takibin 754,718,94 TL olan asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %37,50 oranında temerrüt faizi ve faizin %5 BSMV uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, hüküm altına alınan, likit ve belirlenebilir olan asıl alacak üzerinden hesaplanacak %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla;"gerekçesi ile, ''Davanın KISMEN KABULÜ ile; 1-)İstanbul 22. İcra Müdürlüğünün ... Esas Sayılı dosyasında davalının itirazının kısmen iptali ile takibin 754,718,94 TL olan asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %37,50 oranında temerrüt faizi ve faizin %5 BSMV uygulanmak suretiyle devamına,-Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,2-)Hüküm altına alınan asıl alacak üzerinden hesaplanacak %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunda tespit edilen %25 akdi faiz ve %37,5 temerrüt faiz oranının hatalı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda; %25 akdi faiz ve akdi faizin %50 fazlası ile %37,5 temerrüt faizi oranları kabul edilerek hesaplamalar yapıldığını, mahkemece bu oranlar kabul edilerek hüküm verildiğini, söz konusu oranların kabulünün mümkün olmadığını, müvekkil bankanın, davalının temerrüdü öncesi ve sonrasında uyguladığı faiz oranlarının taraflar arasında imzalanmış olan sözleşmeye, Yargıtay İçtihatlarına, GM 3095 Sayılı Mektuba, keşide edilen ihtarnameye, usule ve yasaya uygun olduğunu, nitekim Yargıtay'ın yerleşik uygulamasının da banka ile müşteri araasındaki sözleşme hükümlerinin dikkate alınması yönünde olduğunu, Müvekkil banka ve davalı arasında imzalanan 1.200.000,00TL (BirmilyonikiyüzbinTürkLirası) bedelli 09.07.2018 tarihli Kredi Sözleşmesi' nin 4.2. maddesinde; “Müşteri, … alacağın muaccel hale geldiği tarihten müşteriye yapılacak ihtarda belirtilen sürenin hitamına kadar geçecek süreye TC Merkez Bankasına BİLDİRİLEN en yüksek cari akdi faiz oranı uygulanacağını kabul ve taahhüt eder. Müşteri, temerrüdün doğduğu tarihten itibaren aynı tür krediler ve hesaplar için Banka tarafından TC Merkez Bankasına BİLDİRİLEN TL/YP en yüksek cari akdi faiz oranının %50 fazlası olarak belirlenen oranda ve bu oranların değişmesi halinde değişen oranlarda temerrüt faizinin uygulanmasını ve bu tutarları ödeyeceğini kabul eder.” hükmünün yer aldığını, Taraflar arasında imzalanan kredi sözleşmesinin hükümlerinin dikkate alınması gerektiğini, müvekkil bankanın TCMB’na bildirdiği kredi akdi faiz oranlarını dikkate almasının yasaya, usule ve emsal Yargıtay Kararlarına uygun olduğunu, kaldı ki kredi faizinin tespitine ilişkin yetkinin Bakanlar Kurulu’na ait olduğunu, bu yetkiye istinaden çıkarılan ve 01.07.1987 tarih ve 19504 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 87/11921 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi’nin Kredi Faiz Oranı başlıklı 3. maddesinde yer alan; “Bankalar 5. maddede belirtilen kredi ile reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulayacakları azami faiz oranlarını vade ve türlerine göre serbestçe tespit ederler.” hükmü uyarınca Bakanlar Kurulu’nun verdiği yetkiyle bankaların da kredilere uygulayacakları azami faiz oranlarını serbestçe tespit edip, T.C. Merkez Bankası’na bildirip ilan ettikten sonra uyguladıklarını, Dosyada mübrez GM-3095 Sayılı Genel Mektup incelendiğinde; “Uygulama Açıklamaları” başlıklı bölümün 6. Maddesinde; TC Merkez Bankası’na, Bankamız kredilerinde fiilen uygulanabilecek en yüksek faiz oranlarının "TL krediler için %38, YP krediler için ise %16 olarak bildirilmektedir" denilmekte ve 7. Maddede; "Temerrüt faiz oranı tüm TL/YP krediler için TC Merkez Bankası’na bildirilen en yüksek Ticari Kredi faiz oranının %50 fazlasıyla uygulanacaktır.” şeklinde olduğunu, 3095 Sayılı Genel Mektup nedeni ile müvekkil banka tarafından TC Merkez Bankasına bildirilen ve fiilen uygulanacak olan akdi faiz oranının %38 olduğu ve temerrüt faizi oranın da (%50 fazlasının) %57 olduğunun açık olduğunu, ayrıca dosyada mübrez Temerrüt Faizi Hesap Ekstresi incelendiğinde; temerrüt öncesi davalılara, sözleşme, Genel Mektup ve yasal düzenlemelere uygun olarak %38 akdi faiz oranının uygulandığı, temerrüt sonrasında ise yine sözleşme, genel mektup ve yasal düzenlemelere uygun olarak akdi faiz oranının %50 arttırılması ile %57 temerrüt faizinin uygulandığının görüleceğini, Nitekim dosyada mübrez Beşiktaş 17. Noterliği'nin 01.04.2019 Tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi incelendiğinde, ihtarname içeriğinde, ihtar tutarı borcun ödenmemesi halinde icra takibine geçildiği takdirde %57 temerrrüt faizi, faizin gider vergisi ve sair yasal ferileri ile birlikte tahsilinin talep edileceğinin ihtaren davalıya bildirildiğini, ihtarnamenin 03.04.2019 tarihinde bizzat davalıya tebliğ edildiğini, davalı tarafından bu ihtarname içeriğine hiçbir şekilde itiraz edilmediğini, ihtarname ile tebliğ edilen tüm hususların davalı yönünden kesinleştiğini ve müvekkil bankanın %57 temerrüt faiz uygulama hakkı ve yetkisi olduğunu, işbu hususlar yönünden itirazda bulunulduğunu ve bilirkişi tarafından, GM 3095 sayılı mektup ile Temerrüt Faizi Hesap Ekstresinin "akdi faiz ve temerrüt faizinin tespiti" hususunda incelenmesi, temerrüt öncesi akdi faiz oranının %38, temerrüt sonrası faiz oranının %57 uygulanmak sureti ile kredi veya çek bedelleri ayrımı yapılmadan yeniden hesaplama yapılmasının talep edildiğini, ancak mahkemece bu taleplerinin kabul edilmediğini, itiraz ettikleri hususta eksik incelemeler ve hatalı değerlendirmeler içeren bilirkişi raporu kabul edilerek, usule ve yasaya uygun olmayan işbu hükmün tesis edildiğini, Mahkemece bilirkişiden itiraz ettikleri hususlarda rapor alınmayarak mevcut rapora göre hüküm tesis edilmesinin müvekkil bankanın asıl alacak tutarı ve işlemiş temerrüt faiz alacağı tutarının hatalı ve eksik hesaplanmasına ve müvekkil banka yönünden telafisi imkansız ciddi hak kayıplarına neden olduğunu,Bilirkişi raporunda müvekkil bankanın temerrüt tarihi itibarıyle asıl alacak tutarının hatalı hesaplandığını, ihtar tutarına temerrüt tarihine kadar %38 akdi faiz ve faizin %5'i oranında gider vergisi eklenerek asıl alacak tutarının hesaplanması gerektiğini, Müvekkil bankanın takip tarihindeki alacak tutarının hatalı hesaplandığını, temerrüt tarihi itibariyle asıl alacak tutarına takip tarihine kadar %57 akdi faiz ve faizin %5'i oranında gider vergisi eklenerek takip tarihindeki asıl alacak tutarının hesaplanması gerektiğini, Hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı değerlendirmeler içerdiğini, müvekkil banka ile davalı arasında imzalanan kredi sözleşmesi, eki kefalet sözleşmesi, davalının bizzat kendisine tebliğ edilen ihtarname içeriği, GM 3095 Sayılı Mektup, Temerrüt Faizi Hesap Ekstresi vs. dosya kapsamı ile tüm delillerin külliyen incelemesinin yapılmadığını, hatalı ve eksik değerlendirmeler ile akdi faiz ve temerrüt faizi oranlarının yanlış tespit edildiğini ve hatalı oranlar üzerinden yapılan eksik hesaplama kabul edilerek müvekkil banka yönünden telafisi imkansız ciddi hak kayıplarına neden olacak bir hüküm tesis edildiğini, Yerel mahkemenin müteselsil kefil davalının çek yaprak bedellerinden sorumlu olmadığı yönündeki kararının hatalı olduğunu, dosyada alınan bilirkişi raporunda davalının müvekkil banka ile imzalanan kredi sözleşmesini ve kefalet sözleşmesini müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, Genel Kredi Sözleşmesindeki kefaletin TBK 583. maddesindeki düzenleme ve şekil koşullarına uygun olduğunu, toplam borç tutarının davalı müteselsil kefilin kefalet limitinin altında kaldığı tespit edilerek davalının gayrinakdi depo bedelinden sorumlu olduğu kabul edilerek hesaplama yapıldığını, Ancak yerel mahkeme kararında, bilirkişi raporundaki bu tespit kabul edilmeyerek 09.07.2018 tarihli kefalet sözleşmesinde, kefilin sorumluluğu düzenlenmiş olmakla birlikte çek yaprakları yönünden kefilin sorumlu olacağına ilişkin düzenlemenin bulunmadığı gerekçesi ile borçlu kefilin çek yaprakları garanti bedelinin depo edilmesinden sorumlu olmadığının hüküm altına alındığını, mahkeme kararının bu yönden hatalı olduğunu, Dosyada mübrez kredi sözleşmesi, kefalet sözleşmesi ve eki davalı tarafından bizzat el yazısı ile yazılan kefalet limiti, kefil olunan tutar, kefaletin cinsine ilişkin yazı, davalıya bizzat tebliğ edilen ihtarname içeriği incelendiğinde davalının çek yaprak bedellerinden de sorumlu olduğunun açıkça görüleceğini, ilaveten kefalet sözleşmesinin 2. maddesinde, davalının kefaletinin, TBK md. 582 kapsamında doğmuş ve doğacak tüm borçları kapsadığının düzenlendiğinin de görüleceğini, ayrıca davalının müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığı kredi sözleşmesine, çek yaprak bedelleri ile ilgili ihtirazı kayıt koymadığını, tarafına tebliğ edilen ihtarname içeriğine itiraz etmediğini, davalının yetkiye, borca yaptığı itiraz gibi çek yaprak bedelleri ile ilgili itirazının da kötü niyetli olduğunu, borçtan tamamen kurtulma çabasını taşıdığını, Yerel mahkeme kararında icra inkar tazminat tutarının net olacak şekilde hesaplanmadığını ve ilamda net tutar belirtilmediğini, takibe devam aşamasında icra işlemlerine ilama göre hesaplama yapılacağından icra inkar tazminatı tutarının net olarak belirtilmesi gerektiğini, İşbu davanın itirazın iptaline ilişkin olduğunu, yargılama neticesinde icra takibinin devamına karar verilmesi halinde karar İcra Müdürlüğü'ne sunulduğunu ve karar gereğince dosya hesabı yapıldığını, bu itibarla mahkeme kararında, icra takibine konu edilecek tüm kalemlerin hesaplamaya elverişli şekilde belirtilmesinin önem taşıdığını, mahkeme kararı incelendiğinde, davanın kısmen kabulü ile icra takibinin devamına karar verildiğinin belirtildiğini, tüm kalemlerin hesaplamaya elverişli biçimde belirtildiği ve fakat icra inkar tazminatı tutarının belirtilmediğinin görüldüğünü, icra inkar tazminatı tutarının rakamsal olarak da belirtilmesi gerektiğini, aksi durumda icra müdürlüğü nezdinde hesaplama yapılmasını güçleştirebileceğini ve alacağın tahsilini olumsuz etkileyebileceğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Yerel mahkemenin gerekçeli kararına dayanak bilirkişi raporuna yönelik haklı ve hukuka uygun itirazlarının dikkate alınmadığını, taraf teşkilinin dava şartı olduğunu, dava dilekçesinin tebliğindeki usulsüzlük ve sonraki işlemlerin her bir aşamasının mahkeme tarafından denetlenmesi gereken konular olduğunu, bu yönüyle dava dilekçesinin ve eklerinin usulüne uygun tebliğ edilmeden usul işlemlerinin yapılması ve devam ettirilmesinin hukuki dinlenme haklarının ihlali sonucunu doğuracağını, dava dilekçesinin tebligatının usulüne uygun tebliğ edilmediğinin tespiti ile dava dilekçesinin tebliğine cevap dilekçesi ve delillerinin sunulması ve tanıkların bildirilmesi için taraflarına süre verilmesi gerektiğini, eksik inceleme ile karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, davacı banka ile dava dışı ... ... arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, müvekkilimizin sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, kefalet limiti, kefil olunan tutar, kefaletin cinsi ve tarihinin müvekkilimizin el yazısı ile doldurularak imzalandığı, müvekkilimizin şirketteki hissesini dava dışı ...’e devrettiği, kefaletin BK md 583’e uygun olduğu, noter kanalıyla kat ihtarının yapıldığı, itirazın 811.084,37 TL nakit ve 18.200,00 TL gayri nakit yönden haksız olduğunun belirtildiğini, Bilirkişi raporunda, dava konusu Genel kredi sözleşmesinde asıl borçlunun dava dışı şirket olan ... ... şirketi olduğunun belirtildiğini, asıl borçlu ... ... şirketinin İstanbul Sultanahmet’te 30 tane taşınmazı olup olmadığının, bu taşınmazların rayiç değerinin en az 5 milyon TL olup olmadığının, yine ... ... adına kayıtlı lüks bir teknenin rayiç değerinin en az 1,5 milyon TL olup olmadığının araştırılmadığını, asıl borçludan dava konusu alacak iddiasının tahsil edilebileceği ortada iken müvekkile husumet yöneltilmesinde haklılık ve hukuka uygunluk bulunmadığını, bu hususun gözetilmediği bilirkişi raporuna yönelik haklı ve hukuka uygun itirazlarının gözetilmemesinin ve bu kanaatle karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Yerleşik Yargıtay Kararları gereği, bir Genel Kredi Sözleşmesinde asıl borçlunun ve tüm kefillerin hangi krediden ne miktarda ve ne kadar süre ile sorumlu oldukları açık ve net belirtilmedikçe işbu kredi sözleşmesinin geçerli addedilemeyeceğini, dayanak icra takibinde müvekkilin hangi krediden ne miktarda ve ne kadar süre ile sorumlu olduğunun belirtilmediğini, bu anlamda davaya dayanak geçerli bir icra takibi bulunmadığını, oysa bilirkişi raporunda müvekkilin sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, kefalet limiti, kefil olunan tutar, kefaletin cinsi ve tarihinin müvekkilimizin el yazısı ile doldurularak imzalandığının belirtildiğini, kredi sözleşme hükümlerinin müzakere edilerek kararlaştırılmadığını, bu hükümler bankanın müşterilerine imzalatmak üzere matbu olarak hazırlamış olduğu sözleşme maddeleri olduğunu, hal böyleyken sözleşmenin BK md 583’e uygun olduğunun belirtildiği bilirkişi raporuna itirazlarının gözetilmemesinin ve bu kanaatle karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Her ne kadar bilirkişi raporunda dava konusu kefalet sözleşmesinin, TBK 583. maddesinde belirtilen yazılı şekil şartlarına uygun olduğu belirtilmişse de eş rızası olmayışının gözetilmemiş olması sebebiyle bilirkişi raporunun hukuka uygun olmadığını, nitekim TBK 584. maddede belirtildiği üzere kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için müvekkilin eşinin açık rızasının alınması gerektiğini, somut olayda eş rızası söz konusu olmadığından davanın reddinin gerektiğini, Davacı tarafın asıl alacak isteminin ve fer'i nitelikteki faiz isteminin de haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, bilirkişi raporundaki faiz hesaplamasına, faizin başlangıç tarihine ve faizin türüne itiraz ettiklerini, müvekkilin dava dışı ... ... şirketi ile hiçbir ilgi ve alakasının olmadığı bu dönem yönünden müvekkilin faiz sorumluluğunun olduğunun iddia edilmesinin ve buna göre rapor hazırlanmasının bilirkişi raporunun haksız ve hukuka aykırı olduğunu gösterdiğini, ayrıca müvekkilin temerrüde düşürülmediği dönem yönünden de davacı lehine faiz hesaplaması yapılmasının da hatalı olduğunu, Kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, TBK 21.maddesinde “Karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girmesi, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Aksi takdirde, genel işlem koşulları yazılmamış sayılır.” hükmü uyarınca müvekkil aleyhine tüm hükümler hakkında müvekkilin aydınlatılmadığını, aydınlatıldığına dair bir bilgi ve belgenin de sözleşmede yer almadığını, işbu sebeple söz konusu hükümlerin bir ehemmiyeti olmadığını, davacı bankanın tek taraflı olarak belirlediği faiz oranından müvekkilin sorumluluğunun bulunmadığını, kaldı ki faiz oranının usul ve yasaya aykırı olarak talep edildiğini, Sözleşme serbestisinin bir taraf aşırı zenginleşirken, diğer tarafın mahvına sebebiyet verir şekilde uygulanamayacağını, TBK 120. maddesi hükmünün amir olduğunu, kefilin sorumlu olacağı azami miktar ve kefalet tarihi ile müteselsil kefil olduğuna ilişkin olarak beyanının el yazısı ile yazılmadığını, müteselsil ibaresi, azami miktar ve kefalet tarihinin bulunmadığı bu durumun 6098 sayılı TBK'nın 583. maddesine aykırı olduğunu, bu sebeple de kefaletin geçersiz olduğunu, Davacı tarafın alacak iddiasının likit olmadığını, dayanak icra takibine itirazda müvekkilin haklı olduğunu ve itirazda hukuki yarar bulunduğunu, hal böyleyken yerel mahkemenin müvekkil aleyhine icra inkar tazminatına karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, Müvekkilin ortak olduğu ... ...'ın ortaklık devrinden sonra, bu şirketin yeni ortaklarının bankalardan kullandıkları krediler sebebiyle müvekkilin geçerli bir kefaleti olmamasına rağmen icra takibine giriştiklerini, müvekkilin madden ve manen müzayaka altında olduğunu, yüksek tutarlı harç ve yargılama giderlerini karşılayacak maddi imkanının bulunmadığını, gelinen aşamada adli yardım talep ettiklerini, Anayasamızda hak arama özgürlüğünün kullanılabilmesi ve adil yargılama hakkının unsurlarından olan, taraflar arasında silahların eşitliği ilkesinin hayata geçirilebilmesi için gerekli yargılama giderlerini ödemede sıkıntıya düşecek veya ödeyemeyecek durumda bulunan kişilere, her türlü mali ve hukuki korunma taleplerinde kolaylık sağlanmasının sosyal hukuk devletinin ilkelerinden olduğunu, bu gereğin yerine getirilebilmesinin de adli yardım ile mümkün olduğunu, bu nedenle adli yardım müessesesinin 1086 sayılı HUMK'un 465 ila 472 maddeleri ile 6100 sayılı HMK'nin 334 ila 340. maddeleri arasında düzenlendiğini, Bir davanın gerektirdiği masrafları sağlayamaması durumunda, bu mali külfetlerden geçici olarak tarafların muaf tutulmasının yasal düzenleme kapsamında olduğunu, adli yardıma ilişkin usûl ve esasların 6100 sayılı HMK'nin 334-340. maddelerinde düzenlenmiş olduğunu, adli yardım talebinin her dava bakımından açıldığı tarihteki duruma göre değerlendirilmesi gerekeceğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine ve adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.DAİREMİZİN 03/11/2022 TARİH ve 2022/1760 ESAS - 2022/1576 KARAR SAYILI GERİ ÇEVİRME KARARIMIZ İLE;"İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dava dosyasının incelenmesinde; Davalı tarafından nispi istinaf karar harcı yönünden adli yardım talebinde bulunulduğu, Dairemizin 10/10/2022 tarihli ara kararı ile davalının adli yardım talebinin reddine itiraz yolu açık olmak üzere karar verildiği, karara süresi içerisinde itiraz edildiği ve itirazın değerlendirilmesi için dosyanın İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi'ne gönderildiği anlaşılmıştır. İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi 25/10/2022 tarih ve 2022/3 D. İş Esas - 2022/3 D.İş Karar sayılı karar ile adli yardım talebinin reddine ilişkin karara karşı yapılan itirazın kesin olarak reddine karar verildiği ve dairemiz kararının da kesinleştiği anlaşılmıştır. ....Bu nedenlerle; HMK' nın 344. maddesi gereğince, davalı tarafından 220,70.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 12.888,71 TL nispi istinaf karar harcı ile 200,00.TL gider avansının tamamlanması için davalı vekiline yeniden kesin süreli muhtıra çıkartılması ve HMK'nın 344. maddesi gereğince davalıya verilecek kesin süreye rağmen harcın yatırılmaması halinde HMK'nın 344. maddesi gereğince istinaf başvurusunun yapılmamış sayılması yönünde ek karar verilerek ilgililere tebliğ edilmesi ve bu karara karşı da davalının istinaf kanun yoluna başvurma hakkı olduğu da dikkate alınarak istinaf sürelerinin beklenmesi, verilecek ek kararın istinaf edilmesi halinde, istinaf harç ve giderleri de yatırıldıktan sonra ve her halükarda davacı tarafında istinaf başvurusu bulunduğundan Dairemize yeniden gönderilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri çevrilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur..." gerekçesi ile,"1-İlk derece mahkemesi dosyasının MAHKEMESİNE GERİ ÇEVRİLMESİNE, 2-İstinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine YER OLMADIĞINA," karar verilmiştir.Dairemizin 03/11/2022 tarih ve 2022/1760 Esas - 2022/1576 Karar sayılı geri çevirme kararımız doğrultusunda ilk derece mahkemesi İstinaf Harç- Masraf Tamamlatılması konulu 23/11/2022 tarihli muhtıra ile;'' İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcı : 220,70 TL., İstinaf Karar Harcı (Nispi) 12.888,71 TL., İstinaf Avansı : 200,00 TL. istinaf avansının ve eksik harcın işlem muhtırasının tebliğ tarihinden itibaren HMK.'nun 344. Maddesine göre bir haftalık kesin süre içinde dosyalarına yatırılması, aksi halde istinaf isteminden vazgeçmiş sayılacağına karar verileceği,'' ihtaratını içeren muhtıranın ve dairemiz kararının davalı vekili Av. ...'a 29/11/2022 tarihinde tebliğ edildiği halde muhtırada belirtilen istinaf harçlarının yatırılmadığı anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ 15/12/2022 TARİH VE 2020/333 ESAS - 2022/274 KARAR SAYILI EK KARARI İLE;''Mahkememizce 23.11.2022 tarihli istinaf harç masraf tamamlanması hakkında muhtıra düzenlendiği, iş bu muhtıranın davalı ... vekili ...'a 29.11.2022 tarihinde tebliğ olduğu, ancak süresinde yatırılan bir harç bulunmadığı anlaşılmakla, HMK.nun 344.maddesi gereği davalının istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.'' Gerekçesi ile,''1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.nun 344.maddesi uyarınca yapılmamış sayılmasına,'' karar verilmiş, ek karar davalı vekiline 26/12/2022 tarihinde tebliğ edilmiş ve ek karara karşı davalı vekili tarafından 26/12/2022 tarihli adli yardım talepli dilekçesi ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili ek karara yönelik istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilin ortak olduğu ... İnşaatın ortaklık devrinden sonra bu şirketin yeni ortaklarının bankalardan kullandıkları krediler sebebiyle müvekkilin geçerli bir kefaleti olmamasına rağmen icra takibine giriştiklerini, müvekkilin madden ve manen müzayaka altında olduğunu, yüksek tutarlı harç ve yargılama giderlerini karşılayacak maddi imkanının bulunmadığını, adli yardım taleplerinin istinaf mahkemesi tarafından reddedildiğini, bunun üzerine harç tamamlama muhtırası gönderildiğini ancak müvekkilin söz konusu harçları yatıramaması nedeniyle istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verildiğini, adli yardıma ilişkin kararların kesin nitelikte kararlar olmadığını, her daim adli yardımlı taleplerin mahkemelere sunulabileceğini, Bir davanın gerektirdiği masrafları sağlayamaması durumunda, bu mali külfetlerden geçici olarak tarafların muaf tutulmasının yasal düzenleme kapsamında olduğunu, adli yardıma ilişkin usûl ve esasların 6100 sayılı HMK'nin 334-340. maddelerinde düzenlenmiş olduğunu, adli yardım talebinin her dava bakımından talep edildiği tarihteki duruma göre değerlendirilmesi gerekeceğini, Müvekkilimizin vukuatlı nüfus kaydında eşi ve çocukları olduğu, çocuklardan özürlü çocuğu olduğunu, 2019 yılından beri müvekkilin SGK kayıtlarında çalışan olmadığını, eşinin ev hanımı olduğunu, aktif gelirlerinin bulunmadığını, hakkında çok sayıda icra takibi bulunduğunu, ailenin geçiminin yakınları tarafından karşılandığını, UYAP ortamında müvekkilin mal varlığının olmadığının çok rahat bir şekilde görülebildiğini, adına kayıtlı gayrimenkul ve aracının bulunmadığını, kendisinin kronik rahatsızlıklarının bulunduğunu, ancak tedavisini imkansızlık sebebiyle yaptıramadığını, banka hesaplarında hacizlerinin olduğunu,Müvekkilin harç muhtırasındaki giderleri yatırma olanağının bulunmadığını, mali ve sosyal durumuna lişikin belgelerin dosyaya sunulduğunu, kaldı ki sosyo-ekonomik durumu araştırılmadan karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, müvekkilin adli yardım talebinin reddine karar verilerek istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasının Anayasa tarafından güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ve mahkemeye erişim haklarını ihlal ettiğini belirterek istinaf itirazlarının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine, davacı tarafın dava konusu alacak iddiasının %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına ve adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davacı banka ile dava dışı kredi lehtarı ... ... arasında akdedilen ve davalının müteselsil kefil olduğu genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Dairemizin 10/10/2022 Tarih ve 2022/1760 Esas sayılı ara kararı ile;HMK 337/1. maddesi uyarınca Davalı ... Vekilinin adli yardım talebinin reddine, itiraz yolu açık olmak üzere karar verildiği, karara süresi içerisinde itiraz edildiği ve itirazın değerlendirilmesi için dosyanın İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi'ne gönderildiği, İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi 25/10/2022 tarih ve 2022/3 D. İş Esas - 2022/3 D.İş Karar sayılı kararı ile adli yardım talebinin reddine ilişkin karara karşı yapılan itirazın kesin olarak reddine karar verildiği ve dairemiz kararının da kesinleştiği anlaşılmıştır. Dairemizin 03/11/2022 Tarih ve 2022/1760 Esas - 2022/1576 Karar sayılı geri çevirme kararımız ile;....Bu nedenlerle; HMK' nın 344. maddesi gereğince, davalı tarafından 220,70.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 12.888,71 TL nispi istinaf karar harcı ile 200,00.TL gider avansının tamamlanması için davalı vekiline yeniden kesin süreli muhtıra çıkartılması ve HMK'nın 344. maddesi gereğince davalıya verilecek kesin süreye rağmen harcın yatırılmaması halinde HMK'nın 344. maddesi gereğince istinaf başvurusunun yapılmamış sayılması yönünde ek karar verilerek ilgililere tebliğ edilmesi ve bu karara karşı da davalının istinaf kanun yoluna başvurma hakkı olduğu da dikkate alınarak istinaf sürelerinin beklenmesi, verilecek ek kararın istinaf edilmesi halinde, istinaf harç ve giderleri de yatırıldıktan sonra ve her halükarda davacı tarafında istinaf başvurusu bulunduğundan Dairemize yeniden gönderilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri çevrilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur..." gerekçesi ile,"1-İlk derece mahkemesi dosyasının mahkemesine geri çevrilmesine, " karar verilmiştir.Dairemizin 03/11/2022 tarih ve 2022/1760 Esas - 2022/1576 Karar sayılı geri çevirme kararımız doğrultusunda ilk derece mahkemesi İstinaf Harç- Masraf Tamamlatılması konulu 23/11/2022 tarihli muhtıra ile;'' İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcı : 220,70 TL., İstinaf Karar Harcı (Nispi) 12.888,71 TL., İstinaf Avansı : 200,00 TL. istinaf avansının ve eksik harcın işlem muhtırasının tebliğ tarihinden itibaren HMK.'nun 344. Maddesine göre bir haftalık kesin süre içinde dosyalarına yatırılması, aksi halde istinaf isteminden vazgeçmiş sayılacağına karar verileceği,'' ihtaratını içeren muhtıranın ve dairemiz kararının davalı vekili Av. ...'a 29/11/2022 tarihinde tebliğ edildiği halde muhtırada belirtilen istinaf harçlarının yatırılmadığı anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesi 15/12/2022 Tarih ve 2020/333 Esas - 2022/274 Karar sayılı ek kararı ile;''Mahkememizce 23.11.2022 tarihli istinaf harç masraf tamamlanması hakkında muhtıra düzenlendiği, iş bu muhtıranın davalı ... vekili ...'a 29.11.2022 tarihinde tebliğ olduğu, ancak süresinde yatırılan bir harç bulunmadığı anlaşılmakla, HMK.nun 344.maddesi gereği davalının istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.'' Gerekçesi ile,''1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.nun 344.maddesi uyarınca yapılmamış sayılmasına,'' karar verilmiş, ek karar davalı vekiline 26/12/2022 tarihinde tebliğ edilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından 26/12/2022 tarihli adli yardım talepli dilekçesi ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davalı vekili, ek karara yönelik verdiği istinaf dilekçesin de de adli yardım talebinde bulunmuş ise de, Dairemizin 10/10/2022 Tarih ve 2022/1760 Esas sayılı ara kararı ile;HMK 337/1. maddesi uyarınca Davalı ... Vekilinin adli yardım talebinin reddine, itiraz yolu açık olmak üzere karar verildiği, karara süresi içerisinde itiraz edildiği ve itirazın değerlendirilmesi için dosyanın İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi'ne gönderildiği, İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi 25/10/2022 tarih ve 2022/3 D. İş Esas - 2022/3 D.İş Karar sayılı kararı ile adli yardım talebinin reddine ilişkin karara karşı yapılan itirazın kesin olarak reddine karar verildiği ve dairemiz kararının da kesinleştiği anlaşılmakla, davalı vekilinin ek karara yönelik verdiği istinaf dilekçesindeki adli yardım talebi dairemizce yeniden değerlendirilmemiştir.Dairemizin 2022/1760 Esas - 2022/1576 Karar sayılı 03/11/2022 tarihli geri çevirme kararımız doğrultusunda ilk derece mahkemesince çıkartılan İstinaf Harç- Masraf Tamamlatılması konulu 23/11/2022 tarihli muhtıra davalı vekiline 29.11.2022 tarihinde tebliğ edildiği halde süresi içerisinde muhtırada belirtilen istinaf harçlarının ve masrafın davalı tarafça yatırılmadığı, ilk derece mahkemesince çıkartılan muhtıra ve tebliğinde bir usulsüzlük bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair ilk derece mahkemesinin istinafa konu 15/12/2022 Tarihli ek kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davalı vekilinin ek karara yönelik istinaf sebeleri yerinde görülmemiştir.İlk derece mahkemesince verilen ek karar dairemizce kaldırılmadığından davalı vekilinin gerekçeli karara yönelik verdiği istinaf dilekçesindeki istinaf sebepleri dairemizce değerlendirilmemiştir.Davacı vekilinin istinaf sebepleri incelendiğinde;Davacı alacaklı tarafından davaya konu İstanbul 22. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası ile; 757.488,31 TL. Asıl Nakdi Alacak, 64.630.25 TL İşlemiş faiz (%57 oran üzerinden), 3.231,51 TL BSMV olmak üzere toplam: 825.350,07 TL . Nakdi alacak ile 30.450,00-TL gayrinakdi depo talebi olmak üzere toplam: 855.800,07 TL.nin tahsili talebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibe itiraz edilmesi üzerine 855.800,07 TL. Üzerinden itirazın iptali davası açılmıştır.Somut olayda, davacı alacaklı Bankanın İstoç Şubesi ile dava dışı ... ... San. İth. İhr. Ve Tic. Ltd. Şti. Arasında 09.07.2018 tarihli, 1.200.000,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, davalının 09.07.2018 tarihinde 1.200.000,00 TL limitle müteselsil kefil olarak sözleşmeyi imzaladığı, kredi sözleşmesinde kefalet limiti, kefil olunan tutar, kefaletin cinsi ve tarihi kefilin el yazısı ile doldurularak imzalandığı, davalı ..., müteselsil kefalet sözleşmesinin imzaladığı tarih itibariyle, kefili olduğu dava dışı asıl borçlu şirketin ortağı olup, Genel Kredi Sözleşmesindeki kefaletin TBK.583-584 maddeleri uyarınca geçerli olduğu anlaşılmıştır.Davacı alacaklı Banka tarafından kredi borçlusu ... ... San. İth. İhr. Ve Tic. Ltd. Şti. Ve müteselsil kefil davalı ...'a Beşiktaş 17. Noterliğinden gönderdiği 01.04.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile;'' Bankanın İstoç Şubesi tarafından ...'ın müteselsil kefaleti ile ... ... San. İth. İhr. Ve Tic. Ltd. Şti.'ne açılan kredi hesaplarının 29.03.2019 tarihi itibariyle kat edildiği, Nakit kredilerden 748.973,16 TL nakit alacakları, 32.480,00 TL gayri nakit kredi alacakları olduğu, 29.03.2019 tarihi itibariyle 748.973,16 TL nakit alacağın ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 1 gün içinde ödenmesini, Çek yaprağı garanti bedelinden 32.480,00 TL'nin aynı süre içinde nakdi teminat olarak depo edilmesinin,'' ihtar edildiği, ihtarnamenin davalı ...'a 03.04.2019 tarihinde tebliğ edildiği, süresi içerisinde borç ödenmediği için davaya konu icra takibinin başlatıldığı, takibe itiraz edilmesi üzerine istinafa konu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece, davacı bankanın kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak bankacı bilirkişiden rapor alınıp istinafa konu karar verilmiştir.Taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesinin “Borçlara Mucceliyet Verilmesi, Cari Hesapların Kesilmesi, Sözleşmesin Feshi, Banka Alacağının Takip ve Tahsili ile İlgili Hükümler” başlıklı 4/2. Maddesinde;“ Müşteri, ana para, dönem faizleri, komisyon, masraf vb. ödemelerde gecikmiş olması, adına açılmış cari hesap veya hesapların kesilmesi, taksitlendirilmiş kredilerde taksitlerden herhangi birinin ödeme tarihinde/vadesinde ödenmemesi, vadeli kredilerin vadelerinin gelmesi, temerrüde düşmesi, sözleşmenin feshi veya her ne surette olursa olsun borçlarının bu sözleşme kapsamında muaccel kılınması halinde, alacağın muaccel hale geldiği tarihten müşteriye yapılacak ihtarda belirtilen sürenin hitamına kadar geçecek süreye T.C. Merkez Bankasına bildirilen en yüksek cari akdi faiz oranı uygulanacağını kabul ve taahhüt eder. Müşteri temerrüdün doğduğu tarihten itibaren aynı tür krediler ve hesaplar için Bankaca T.C. Merkez Bankasına bildirilen TL/YP en yüksek cari akdi faiz oranının %50 fazlası olarak belirlenen oranda ve bu oranların değişmesi halinde değişen oranlarda temerrüt faiz uygulanmasını ve bu tutarları ödeyeceğin taahhüt eder,” düzenlemesi bulunmaktadır. Temerrüt faizi oranının tespiti yönünden davacı bankanın T.C. Merkez Bankası'na bildirdiği kredi faizi oranı üzerinden değil, bilirkişi tarafından ilgili banka şubesinde yerinde inceleme yapılarak, banka kayıtları incelenip dava konusu krediler için bankanın temerrüt tarihindeki emsal kredilerde fiilen uygulanan en yüksek faiz oranı belirlenip bu orana sözleşmenin 4/2 maddesinde belirtilen % 50 ilave edildikten sonra taraflar arasındaki sözleşmeye göre uygulanması gereken temerrüt faizi oranı saptanarak buna göre temerrüt faizi uygulanması gerekmektedir. (Yargıtay 19. HD 2018/2511 Esas 2019/3854 Karar, Yargıtay 11 HD. 2021/9135Esas - 2023/655 Karar sayılı kararı benzer mahiyettedir. )Somut olayda mahkemece, bankacı bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilip banka kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, bankanın temerrüt tarihinde aynı tür ticari kredilere fiilen uyguladığı en yüksek TL kredi faiz oranının % 25 olduğu tespit edilmiş, %25 faiz oranına, sözleşmenin 4/2 maddesinde belirtilen % 50 ilave edilmek suretiyle taraflar arasındaki sözleşmeye göre uygulanması gereken temerrüt faizi oranı % 37,5 olarak hesaplanmış, yapılan inceleme sonucunda bulunan temerrüt faiz oranı yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre yerinde olup davacı vekilinin temerrüt faiz oranına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Genel Kredi Sözleşmesini müteselsil kefil olarak imzalayan davalının, çek depo talebinden sorumlu olabilmesi için kredi sözleşmesinde bu yönde açık bir hüküm bulunması gerekir. Eldeki Genel Kredi Sözleşmesinde ise davalı müteselsil kefilin gayri nakdi alacaktan (çek depo bedelinden ) sorumlu olduğuna dair açık bir hüküm bulunmadığından davacı bankanın çek depo talebinden kaynaklı gayrinakdi alacak talebi yerinde değildir. (Yargıtay HGK'nın 2018/19-689 E., 2018/1624 K ; Yargıtay 19. HD'nin 2015/17912 E., 2016/7998 K. ve 2014/11190 E., 2014/13455 K. sayılı kararları benzer niteliktedir.)Mahkemece, hüküm altına alınan 754,718,94 TL. asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiş, verilen kararın infazında tereddüt hasıl olmayacağından davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir. İlk Derece Mahkemesine sunulan deliller, bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler ışığında mahkemece verilen kararda yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabulüne yönelik davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Mahkemece, hükme esas alınan bankacı bilirkişi raporunda takip tarihi itibariyle davacı bankanın 754.718,94 TL. Nakdi asıl alacak, 44.014,70TL. Temerrüt faizi, 2.200,73 TL. %5 gider vergisi olmak üzere toplam 800.934,37 TL. Nakdi alacaklı olduğu hesaplandığı halde mahkemece, davanın kısmen kabulü ile; İstanbul 22. İcra Müdürlüğünün ... Esas Sayılı dosyasında davalının itirazının kısmen iptali ile takibin 754,718,94 TL olan asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %37,50 oranında temerrüt faizi ve faizin %5 BSMV uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verildiği ve hüküm gerekçesinde bilirkişi raporunda belirtilen 44.014,70TL. Temerrüt faizi, 2.200,73 TL. %5 gider vergisinin hangi gerekçe ile kabul edilmediğine ilişkin istinaf denetimine elverişli gerekçe yazılmadığı görülmüş ise de, davacı tarafın bu yönde açık istinafı olmadığı, bu durum kamu düzenine de ilişkin olmadığından dairemizce HMK. 355 madde uyarınca resen kaldırma sebebi yapılmamıştır. Sonuç itibariyle, davalı vekilinin 15/12/2022 Tarihli ek karara yönelik istinaf başvurusu ve davacı vekilinin gerekçeli karara yönelik istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının gerekçeli karara yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalının 15/12/2022 tarihli ek karara yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı ve 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,6-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden taraflar üzerinde bırakılmasına, 7-Artan gider avansı bulunması ve karar kesinleştiğinde talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 25/09/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.