T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/250 Esas
KARAR NO : 2025/1490 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2018/297 Esas - 2022/162 Karar
TARİH: 03/03/2022
DAVA: Alacak (Tellallık Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 25/09/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ... ile aralarında 26/10/2015 tarihinde taşınmaz tellallık sözleşmesi imzalanmış olduğunu, sözleşmeye konu taşınmazın davalının çalışan olduğu diğer davalı tarafından kiralandığını, bu nedenle davalı ...'den 40.780 TL'nin noter ihtarı ile talep edildiğini belirterek şimdilik 10.000 TL'nin 20/3/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; diğer davalı adına kiralamak üzere yer araştırması yaptığını, yer gösterme formunu vekil sıfatı ile imzaladığını beyan ederek davanın reddini istemiştir.Davalı ... ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; diğer davalının müvekkili şirket bünyesinde hiçbir zaman çalışmadığını, ...'in müvekkili şirketi temsile yetkili de olmadığını, davaya konu adreste müvekkilinin merkez ya da şubesinin olmadığını, diğer davalının temsilci olduğu kabul edilse bile sadece yer göstermeye dayalı olarak simsarlık ücreti talep edilmesinin mümkün olmadığını beyan ederek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 03/03/2022 tarih ve 2018/297 Esas - 2022/162 Karar sayılı kararında; "Dava, simsarlık sözleşmesine dayalı ücret hakkının davalılardan tahsili talebine ilişkindir.(...)Eldeki dava da, davalılar tarafından dava konusu simsarlık sözleşmesinin inkar edilmektedir. O halde davacı tarafından taraflar arasında simsarlık sözleşmesi imzalandığının, ve sözleşme süresi içerisinde dava konusu taşınmazın davalılar tarafından kiraya verilmesi sebebiyle simsarlık ücretine hak kazanıldığının ve davalıların anılan ücrette sorumlu olduğunun ispat edilmesi gerekmekte olup, ispat yükü davacı taraftadır.Hemen belirtmek gerekir ki, her ne kadar davalı şirket tarafından dava konusu sözleşme kabul edilmemekte is de, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, alınan bilirkişi raporu dikkate alındığında davalı ...'in davalı şirket adına (temsilci olarak) imzaladığı anlaşılmış, aksi yöndeki davalı şirket itirazlarına itibar edilmemiştir. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ve 07/12/2021 tarihli İstanbul Vergi Dairesi müzekkere cevabı dikkate alındığında dava konusu Tatlısu Mah. Aracı Sok. ... Ümraniye adresindeki taşınmazın 18/10/2016 tarihinde ... ... ... Sanayi Ve Ticaret A.Ş. tarafından kiraya verildiği, aylık kirasının 14.625,00-TL olduğu belirtildiği görülmüştür. Davacı taraf ile davalılar arasında 26/10/2015 tarihinde simsarlık sözleşmesinin imzalandığı, sözleşme tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde davalılar, ortakları, şirket çalışanları tarafından kiraya verilmesi halinde yıllık kira bedelinin %12 + KDV üzerinden hizmet bedeli alacağına hak kazanacağı belirtildiği, 07/12/2021 tarihli İstanbul Vergi Dairesi müzekkere cevabı dikkate alındığında dava konusu taşınmazın davalı ... ... ... Sanayi Ve Ticaret A.Ş. Tarafından sözleşmede belirtilen 1 yıllık süre içerisinde kiraya verilmesi sebebiyle davacının dava konusu kira sözleşmesindeki bir yıllık kira bedelinin %12 + KDV'si üzerinden simsarlık ücretine hak kazandığı, davalı ...'in ise dava konusu sözleşmeyi davalı şirket adına yapması sebebiyle sözleşme kapsamında şahsi herhangi bir sorumluluğu olmadığı anlaşılmıştır. 07/12/2021 tarihli İstanbul Vergi Dairesi müzekkere cevabı dikkate alındığında dava konusu taşınmazın aylık kira bedelinin 14.625,00-TL olduğu anlaşılmakla (yıllık kira bedeli = 12 x 14.625,00 =175.500,00-TL ) davacının simsarlık ücret alacağının (175.500,00 x %12 = 21.060,00-TL) 21.060,00-TL olduğu, KDV alacağı hesaplandığında davacının toplam alacağının ( KDV Hariç Tutar: 21.060,00 TL, KDV (%18): 3.790,80 TL, KDV Dahil Tutar: 24.850,80 TL) 24.850,80-TL olduğu anlaşılmış, davanın kısmen kabulüne, davacının simsarlık ücreti alacağının kısmen kabulü ile; 10.000,00-TL'nin dava tarihi olan 13/03/2018 tarihinden, 14.850,80-TL'nin ıslah tarihi olan 21/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi üzerinden davalı ... ... A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ve dosya kapsamı gereği davalı Nazan davalı şirket adına hareket ettiğinden anılan bedelden sorumlu olmadığına kanaat getirilmiş,davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, '' 1-Davanın KISMEN KABULÜNE,-Davacının simsarlık ücreti alacağının kısmen kabulü ile; 10.000,00-TL'nin dava tarihi olan 13/03/2018 tarihinden, 14.850,80-TL'nin ıslah tarihi olan 21/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi üzerinden davalı ... ... A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine, -Davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE,2-Davalı ... yönünden davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı ve davalı ... ... A.Ş vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince davanın ... ... A.Ş yönünden kısmen ve davalı ... yönünden tümden reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, İlk Derece Mahkemesince müvekkili şirketin tellallık ücretine hak kazandığına ilişkin hükmünün usul ve yasaya uygun bulunduğunu, İlk Derece Mahkemesinin müvekkili şirketin hak kazanmış olduğu hizmet bedeli tutarında hatalı hüküm oluşturduğunu; İlk Derece Mahkemesince 18.10.2016 tarihli ve ... ... ... San. Ve Tic. A.Ş'nin kiraya veren olduğu kira sözleşmesinde yer alan aylık 14.625,00-TL tutarındaki kira bedeli üzerinden hesaplama yapıldığını, Müvekkili şirketin hak kazandığı hizmet bedelinin 26.10.2015 tarihli taşınmaz tellallığı sözleşmesinde yazılı kira bedeli üzerinden hesaplanması gerektiğini; 26.10.2015 tarihli tellallık sözleşmesinde satış veya kiralama durumunda hizmet bedelinin sözleşmede yazılı bedel üzerinden (bu husus sözleşme metninde 'yukarıda yazılı' ibaresiyle belirtilmiştir.) ödeneceğinin taraflarca kararlaştırıldığını, Tellallık sözleşmesinde yazılı aylık kira bedelinin 24.000-TL + KDV şeklinde olduğunu; sözleşmeye göre müvekkili şirketin yıllık kira bedelinin %12+KDV'si olan 40.780,00-TL ücrete hak kazandığını; görülen davada davalı taraftan da bu tutarın talep olunduğunu, Gerek doktriner görüşler gerekse Yargıtay kararlarına göre de tellallık sözleşmesinde, hizmet bedelinin tellallık sözleşmesinde yazılı satış veya kira bedeli üzerinden hesaplanacağı kararlaştırıldığı takdirde bu kararlaştırma geçerli olup tarafları bağlayacağını ve tapudaki satış bedeli ya da kira sözleşmesindeki kira bedel üzerinden değil tellallık sözleşmesinde yer alan satış veya kira bedeli üzerinden hizmet bedelinin hesaplanması gerektiğini, "Ücret sözleşmede maktu bir rakam olarak kararlaştırılmışsa simsar bu ücreti talep edebilecektir. Ücretin taşınmazın değeri üzerinden belli bir orana göre tayin edileceği kararlaştırılabilir. Bu durumda ücret alacağının, simsarlık sözleşmesinde belirlenen taşınmaz değeri üzerinden hesaplanması gerekir. Gayrimenkulün tapudaki satış değerinin daha az veya çok olmasının önemi yoktur. Yargıtay 13. HD.'nin 2015/23026 E. - 2017/8249 K. Sayılı kararında bu ilke ifade edilmiştir. (....) Aynı ilke Yargıtay 13. HD'nin 2015/30625 E. - 2016/6445 K. Sayılı 02.03.2016 tarihli kararında tekrarlanmıştır."(Taşınmaz Simsarlığı (Emlak Komisyonculuğu), s. 134 - 135, ..., İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi Başkanı)Bu nedenlerle müvekkili şirketin hizmet bedelinin tellallık sözleşmesinde yazılı kira bedeli üzerinden hesaplanması gerekmekte ve davadaki toplam talepleri olan 40.780,00-TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işlemiş ticari avans faiziyle birlikte davalı taraftan tahsiline karar verilmesi gerektiğini; kira sözleşmelerinde (satışlarda olduğu gibi) az vergi ödemek adına kira bedellerinin düşük tutulmakta olduğunu, İlk Derece Mahkemesince diğer davalı ...'in davalı şirket adına temsilci olarak tellallık sözleşmesini imzaladığının kabul edildiğini; ..., davalı şirketin temsilcisi olduğuna göre müvekkili şirketçe davalı şirketin temsilcisi olan ...'e keşide olunan ihtarname ile davalı şirketin de temerrüde düşmüş olduğunun açık ve net olduğunu; bu nedenle de alacaklarının tamamı yönünden ihtarnamede belirtilen süre sonu olan 20.03.2017 tarihinden itibaren davalı şirketin avans faizi ile sorumlu tutulmasına karar verilmesi gerektiğini, Davalı ... ... A.Ş'nin hizmet bedelinden sorumlu olduğunun tartışmadan uzak olduğunu; aksi kanaatle davalı şirketin değil diğer davalı ...'in sorumlu olduğuna hükmedilmesi durumunda müvekkili şirket yönünden herhangi bir mağduriyet yaşanmaması adına davalı ... yönünden verilen red kararına karşı da istinaf yoluna başvurma zorunluluğunun söz konusu olduğunu, İleri sürerek, yukarıda açıklanan nedenlerle; istinaf başvurularının tehir-i icra talepli olduğunu beyanla davanın tümden kabulü ile 40.780,00-TL'nin 20.03.2017 tarihinden itibaren işlemiş avans faizi ile birlikte davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... ... A.Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6100 sayılı HMK Dava dilekçesinin içeriğinin nasıl olacağını, dilekçenin 6100 SAYILI HMK 119 .maddesine aykırı olarak hazırlandığını; dava dilekçesinin bu maddeye uygun hazırlanmaması nedeniyle reddi ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, Bahse konu alacaklar yönünden zamanaşımı definde bulunduklarını; bahse konu alacaklr yönünden zamanaşımı itirazında bulunduklarını; bu sebeplerle öncelikle davanın zamanaşımı defileri ve itirazları nedeniyle açılan davanın reddini talep ettiklerini, Dava konusu uyuşmazlığın simsarlık sözleşmesinden kaynaklandığını ve görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğunu (Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2015/1057 esas, 2015/788 karar sayılı, 20/02/2015 tarihli ilamı), bu sebeple öncelikle haksız açılı davanın görevsizlik yönünden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, Davaya konu Tatlısu Mah. Yukarı Dudullu Aracı Sk. No.... ÜMRANİYE/İSTANBUL adresindeki taşınmaz maliki ile Müvekkili şirket adına, şirket temsilcilerden birisi arasında bir kira akdi mevcut olmadığını; davaya konu adresteki taşınmazda ... ... A.Ş’nin genel merkezi veya şubesi bulunmadığını, diğer davalı ...'in müvekkili şirket bünyesinde hiçbir dönemde çalışmadığını; bu durumun davalının SGK kayıtları ile ispatlanabileceğini, diğer davalı ... ile davacı arasında yapıldığı iddia edilen simsarlık sözleşmesinde, Tatlısu Mah. Aracı Sk ... Ümraniye-İstanbul adresindeki gayrimenkulün, şirketin çalışanı olmayan ve müvekkili şirketi temsile yetkisi olmayan davalı ... tarafından görüldüğü ve müvekkili şirket tarafından kiralandığı beyan edilse de müvekkili şirkete ait, davaya konu adresteki ... üzerinde herhangi bir kira akdi mevcut olmadığını, davacı şirket çalışanları tarafından matbu olarak doldurulduğunu düşündükleri davaya konu sözleşmede kiralayacak kişinin ... olarak gösterildiğini; davacının dosyaya sunduğu sözleşme fotokopisinden de görüleceği üzere, müvekkili şirkete ait herhangi bir ibare, kayıt, kaşe ve yetkili temsilcilerin imzası bulunmadığını; sözleşmenun matbu sözleşme olduğunu, müvekkili şirket tarafından, gerçek kişi ...’e kiralama amacı ile yer bakma talimatı verilmemesi, uygun nedensellik bağının kesilmesi sebebi ile davanın reddi gerektiğini, davaya konu sözleşmede, gayrimenkulün ... ... A.Ş.’yi veya başka bir şirketi temsilen davalı ...’e gösterildiğine dair bir ibare, kayıt, kaşenin de bulunmamakta olduğunu; böyle bir ibare bulunsa dahi müvekkili şirket ile bir ilgisi bulunmayan davalının yaptığı sözleşme ile müvekkili şirkete bir sorumluluk yüklenmesinin vekaletsiz iş görme hükümlerince mümkün olmadığını; davaya konu sözleşmenin tarafı dahi olmayan müvekkili şirketten iş bu matbu sözleşmeye dayanarak hak talep edilmesinin hukuken mümkün olmamakla birlikte bu sebeplerle açılı davanın husumet yönünden reddini talep ettiklerini, Kabul etmemekle birlikte davacının ekte sunduğu simsarlık sözleşmesinde, davacının ücreti hak etmesi için konulan olumlu veya olumsuz şartların gerçekleşmediğini, davalı ...’e, müvekkili şirkette çalışmaması hasebiyle şirket tarafından bir temsil yetkisi verilmesi mümkün olmadığı gibi kira sözleşmesi yapabilmesi amacı ile de ne açık ne de zımni olarak vekalet verilmediğini, kabul etmemekle birlikte, davacı ile müvekkili şirketi temsile yetkili olmayan diğer davalı arasında sadece sözleşmenin akdedilmiş olmasının davacının ücrete hak kazanabilmesi için tek başına yeterli olmadığını; davacının ücrete hak kazanabilmesi için; şirket adına görüşme yapmaya yetkili olan temsilcinin yapılan görüşmeler sonucu davaya konu ... sahibi ile bir araya getirerek sözleşmenin kurulmasına aracılık etmesi ve salt bu aracılık için sözleşmede ücretin öngörülmesi gerekmekte olduğunu; ayrıca anılan gayrimenkulün sahibinin, davalıya alım-satım ve kiralanmasında aracılık etmesi konusunda davacıyı yetkilendirdiğine dair bir delilin de davaya dayanak olan sözleşmede gösterilmesi gerekmekte olduğunu; aksi halde Tellallık hizmeti altında davacının ücrete hak kazanmasının mümkün olmadığını; Yargıtay'ın 2010/19951 esas 2011/598 Karar sayılı “….sözleşmenin kurulmuş olması ücrete hak kazanabilmesi için tek başına yeterli değildir. Tellalın ücrete hak kazanabilmesi için yaptığı hazırlık sonucu taşınmaz maliki ile alıcıyı bir araya getirerek sözleşmenin kurulmasına aracılık etmesi ve salt bu aracılık için sözleşmede ücret öngörülmesi gerekir. Bunun dışında salt yer göstermeye dayalı tellallık ücreti istenmesi de mümkün değildir. Taşınmazını satan kayıt malikinin alım satıma aracılık etmesi konusunda emlakçıyı yetkilendirdiğine dair bir delil de dosyada mutlak surette yer almalıdır. Yoksa tellallık hizmeti adı altında bir ücret talebi kabul edilemez…..” şeklindeki kararı ile telalık sözleşmesinde ücret hakkının ne şekilde kazanıldığını açık bir şekilde dile getirdiğini, Yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun E:2010/13-388K:2010/428 T: 29.09.2010 ilamında da temsile yetkili olmayan kişinin yaptığı sözleşme ile davalının bağlı olmayacağının açıkça dile getirildiğini: "Tellallık sözleşmesini düzenleyen BK’nın 404/son maddesinde ... tellallığı sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmış olmadıkça muteber olmayacağı açıkça hükme bağlanmıştır. Bu itibarla tellallık sözleşmesinin yazılı olması ve taraflarca imzalanması geçerlilik şartıdır. Davacının dayandığı sözleşmenin incelenmesinde, davalının imzasını geçerlilik şartıdır. Davacının dayandığı sözleşmenin incelenmesinde, davalının imzasını içeren yazılı bir sözleşme yoktur. Sözleşmeyi imzalayan dava dışı eşi N.’nin davanın yetkili temsilcisi olduğu kanıtlanamamıştır. Davacının düzenlediği tellallık ücretine ilişkin faturaya itiraz edilmemiş olması davalı yönünden sözleşmenin geçerliliği konusunda hukuki sonuç doğurmaz. Bu durumda taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulduğundan bahsedilemez. Bu nedenle de davacı geçerli olmayan bu sözleşmeye dayanarak herhangi bir hak iddiasında bulunamaz. …” Geçerli bir simsarlık (telallık) sözlemesinin söz konusu olmaması, müvekkil şirketin sözleşmenin tarafı olmaması, sözleşmeyi imzaladığı iddia edilen davalı ...’in müvekkili şirket bünyesinde hiçbir dönemde çalışmamış olması, şirketi temsile yetkisi olmaması ve herhangi bir vekalet ilişkisinin bulunmaması, belirtilen adreste müvekkil şirket adına bir kira akdi mevcut olmaması hasebiyle, müvekkil şirketin tarafı olmadığı bu sözleşmeye dayanarak müvekkili şirketten hak talep edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, Davacı tarafından, sadece sözleşmeyi imzaladığı iddia edilen ...’e Beyoğlu 17. Noterliğinin 17/01/2017 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderildiğini, müvekkili şirkete davacı tarafından herhangi bir ihtarname gönderilmediğini; sözleşmede müvekkili şirketin kiralayacak kişi bilgilerinde yer almaması, sözleşmenin tarafı olmaması sebebiyle müvekkili şirkete ihtarname gönderilmediğini; daha sonra davalı ... tarafından verilen cevabi ihtarnamedeki gereceğe aykırı beyanlara dayanılarak iş bu davanın açıldığını ancak müvekkili şirket ile diğer davalı arasında herhangi bir bağlantı, iş akdi, vekaletname veya yetki sözleşmesi bulunmaması hasebiyle davanın reddi gerektiğini, Kabul etmemekle birlikte, Davalı ... ile davacının akdettiği iddia edilen simsarlık sözleşmesi ile davacının ekte sunduğu Davalı ...’in Üsküdar 16. Noterliği’ne ait ihtarnamede atılan imzaların gözle görülebilecek şekilde farklı olduğunu; Davalı ... ile davacı arasında akdedilen sözleşme matbu bir sözleşme olup Gayrimenkulün görülmesi sırasında davalı tarafından imzalanıp imzalanmadığı hususu da göz önünde bulundurulması gerektiğini; imzalar arasındaki farklılığın gözle görülebilir derecede olduğu için, davalı ...’in gayrimenkulü gördüğünde bu formu imzalamadığı, formun sonradan ilgili davacı şirket çalışanları tarafından doldurulduğu kanaatinde olduklarını, imzalar arasındaki farklılığın bilirkişi marifetiyle ispat edilmesi gerektiğini düşündüklerini, Davalı ... tarafından imzalanmamış olan form TBK MADDE 520-“Taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz. “Maddesi gereği geçerli bir sözleşmenin kurulmaması hasebiyle Yargıtay kararları doğrultusunda davanın reddi gerektiği kanaatinde olduklarını; Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2004/15586 esas, 2005/4066 karar sayılı, 15/03/2005 tarihli “Davacının dayandığı sözleşmenin incelenmesinde sözleşmede tellal olan davacının imzasının ve kaşesinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulduğundan bahsedilemez. Bu nedenle de davacı geçerli olmayan bu sözleşmeye dayanarak herhangi bir hak iddiasında bulunamaz. Mahkemece değinilen bu yön gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır” şeklindeki kararı ile geçerlilik şartlarını haiz olmayan simsarlık sözleşmesine dayanarak hak iddia edilemeyeceğinin açıkça belirtildiğini,Ayrıca kabul etmemekle birlikte davacı dava dilekçesinde ve ... Gösterme Form’unda kira badelinin %12+KDV’sini hizmet bedeli olarak talep etmiş ise de faturalandırılmayan bir hizmetten dolayı KDV talep etmesinin hukuken mümkün olmadığını; davacının dava dilekçesinde faturalandırmadığı iş için KDV talep etmiş olması suiniyetli hareket ettiğinin açıkça göstergesi olduğunu, Davacının soyut beyanları dışında mahkemeye somut bir delil sunmaması, sözleşmenin ve kira akdinin tarafı olmayan müvekkili şirkete husumet yöneltilmesi sebebiyle de iş bu davanın reddi gerektiğini; aksi halde, davacının soyut beyanlarıyla davanın uzayarak müvekkili şirketin mağduriyetine sebep olacak ve usul ekonomisine aykırılık teşkil edeceğini, Özetle somut olayda tacir olan davacı ... ... Danışmanlık ve TİC LTD ŞTİ. ... ile bir sözleşme imzaladığını; daha sonrasında davacı şirket davalı ...'e sözleşmeye aykırılık nedeniyle ödeme yapmasını ihtarname ile talep ettiğini; ...'in ihtarnameye verdiği cevap üzerine tüm iddialarından dönerek ben aslında sözleşmeyi ... ile yapmamıştım, davalı ... ... AŞ. ile yapmışımışım demiş olmasını hukuken kabul etmelerinin mümkün olmadığını; ortada herhangi bir vekaletname olmaksızın şirket adına sözleşme yapılamayacağını basiretli tacirlerin bilmesi gerektiğinin tartışmasız olduğunu; gerçekte bahse konu tellallık sözleşmesi şirket ile yapılmış olsa idi davacı şirketin ihtarnameyi sadece ...'e değil şirket adına görüştüğü için davalı müvekkili şirkete yapması gerekeceğini, basiretli tacirin tellal sözleşmesine baktığında zaten sözleşmeyi şirket adına yapmadığını, şahsın kendi adına yaptığını, İleri sürerek, yukarıda arz ve izah edilen ve resen öngörülecek nedenlerden dolayı davanın öncelikle görevsizlik yönünden reddine, mahkeme aksi kanatte ise husumet yönünden reddine, davanın kısmen kabulüne dair kararın kabul edilen kısmının müvekkili yönünden kaldırılmasına ve davanın reddine, mahkeme aksi kanaatte ise dosyadaki eksiklikler giderildikten sonra davanın reddine, dosyada eksik inceleme var olduğunun kabulü halinde eksik hususlarının giderilmesi için kararın kaldırılmasına, istinaf masraf ve harçlarının taraflarına iadesine, tüm yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacının taşınmaz simsarlığı sözleşmesinden doğduğunu iddia ettiği alacağın davalı şirket ile onun adına simsarlık sözleşmesini imzaladığı ileri sürülen davalı gerçek kişiden tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itiraz iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın davalı ... yönünden reddine, davalı ... ... A.Ş. yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı ... ... A.Ş. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı yan; davalı ... ... A.Ş. Bünyesinde faaliyet gösteren dava dışı ... ... ... şirketi çalışanı ... ile 26/10/2015 tarihli, Tatlısu Mah. Aracı Sok. ... Ümraniye adresindeki taşınmazın kiralanması amacıyla simsarlık sözleşmesi yapıldığı, sözleşmede " Yukarıda yazılı gayrımenkulü/gayrımenkulleri satın almak kiralamak amacıyla gördüm. Söz konusu yeri 1 yıl içinde şahsım, ortağı veya çalışanı bulunduğum şirket, şirket ortakları, şirketin ortak bulunduğu kuruluşlar ya da kan ve sıhri hısımlarım ... aracılığı ile veya ... dışında satın aldığı takdirde yukarıda yazılı satış bedelinin %3+KDV'sini, kiraladığı takdirde yıllık kira bedelinin %12+KDV'sini ...'a hizmet bedeli olarak ödemeyi kabul ve taahhüt ediyorum" düzenlemesinin yer aldığını, anılan taşınmazın bir yıllık süre dolmadan ... ... ... firmasınca kiralandığının tespit edildiğini, simsarlık ücretinin ödenmesi amacıyla davalı ...'e gönderilen ihtaranemeye bu davalı tarafından, sözleşmenin çalışanı olduğu diğer davalı şirket adına yapıldığı belirtilerek cevap verildiğini ileri sürerek, simsarlık ücretinin şimdilik 10.000,00-TL'lik kısmının davalılardan tahsilini talep etmiş, 21/12/2020 tarihli ıslah dilekçesi ile netice-i talebini 40.780,00-TL'ye yükseltmiştir. Davalı ...; çalışanı olduğu diğer davalı şirketin bina kiralamak üzere araştırma yapmasını istediğini, talebe istinaden yaptığı araştırma sonucu davacı tarafından dava konusu binanın kendisine gösterildiğini, yer gösterme ve komisyon sözleşmesini vekaleten yaptığını, ancak bunun sözlü bir vekalet olduğunu, davalı şirketten ayrıldığını, cevabi ihtarında bildirmesine rağmen kendisine hukuka aykırı olarak dava açıldığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Davalı yan; mahkemenin görevsiz olduğunu, zamanaşımı def'ileri bulunduğunu, diğer davalının hiçbir zaman davalı şirket çalışanı olmadığını, bu kişiye yer bakmak üzere yetki ve görev verilmediğini, diğer davalının şirket ortağı veya yetkilisi de olmadığını, sözleşme konusu taşınmazın kendileri tarafından kiralanmadığını, davaya konu adreste merkez veya şubesinin dahi bulunmadığını, taraflar arasında kurulmuş geçerli bir simsarlık sözleşmesi mevcut olmadığını, herhangi bir yer gösterme hizmeti de alınmadığını davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece bir kısım taraf delilleri toplanmış, davacının iddiasını dayandırdığı sözleşme, vergi dairesi ve SGK kayıtları, davalı şirket ile dava dışı ... ... ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin özet sicil kayıtları dosya arasına alınmış, dosya hukukçu bilirkişiye tevdii edilerek rapor alınmış, akabinde tahkikat bitirilerek, davalı ...'in dava konusu sözleşmeyi davalı şirket adına imzaladığı, Vergi Dairesi Kayıtlarına göre dava konusu Tatlısu Mah. Aracı Sok. ... Ümraniye adresindeki taşınmazın 18/10/2016 tarihinde ... ... ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından kiraya verildiği, aylık kirasının 14.625,00-TL olduğu gerekçeleri ile davanın davalı ... ... A.Ş. yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; mahkemece vergi dairesinden gelen yazı cevabında bildirilen kira bedeli üzerinden değil, sözleşmedeki bedel üzerinden ücret hesabı gerektiği, hak kaybı olmaması adına davalı ... yönünden verilen red kararının da istinaf edildiği yönündedir. Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davanın zaman aşımından reddi gerektiği, görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu, davalı ...'in hiçbir zamana davalı şirket çalışanı olmadığı gibi, şirketi temsil ve ilzama yetkili de olmadığı, bu davalıya verilmiş açık veya zımni bir vekaletin bulunmadığı, dayanak gösterilen sözleşmede imzanın şirket adına atıldığına dair herhangi bir açıklama olmadığı, şirket kaşesi ve şirket yetkilisinin imzasının da bulunmadığı, sözleşmenin tarafının doğrudan ... olarak göründüğü, sözleşme konusu olduğu belirtilen taşınmazda davalı şirket tarafından ne kiracı ne de kiralayan sıfatıyla yapılmış bir kira sözleşmesi de mevcut olmadığı, zaten davacının da önce simsarlık sözleşmesinin tarafı sıfatıyla diğer davalıya ihtarname çekip, onun gerçeği yansıtmayan cevabi ihtarnamesi üzerine davalıya doğrudan dava açtığı, taraflar arasında yazılı şekilde yapılmış ve geçerli bir simsarlık sözleşmesinin varlığından bahsedilemeyeceği, davalıya veya diğer davalı adına diğer davalı ...'e verilmiş bir yer gösterme hizmetinin bulunmadığı, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının fatura düzenlemediği bir hizmet için KDV de talep edemeyeceği, davanın reddi gerektiği yönündedir. Dava konusu taşınmazın dükkan niteliğinde olması ve dava taraflarının ikisinin tacir olması karşısında, TTK'nun 4/1 maddesi uyarınca eldeki dava mutlak ticari dava olduğundan, davalı şirketin göreve yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı Şirketin zamanaşımı def'i ilk derece mahkemesinin 09/04/2019 tarihli celsesinde değerlendirilerek reddedildiği, mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere simsarlık sözleşmesinden doğan alacaklar TBK'nun 47 maddesi uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabi olup, sözleşme tarihinin 25/10/2016 olması ve iddia olunan alacağın en erken sözleşme tarihinden sonraki bir dönemde doğmuş olabileceği nazara alındığında, 13/03/2018 dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresi dolmamış olduğundan, davalı şirketin zamanaşımına yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Dava konusu 26/10/2015 tarihli yer" satılık/kiralık gayrımenkul görme formu" başlıklı belge incelendiğinde, alıcı/kiralayacak kişi bilgileri başlığı altında yer alan ad-soyad kısmında, ...; adres kısmında ... ... A.Ş. ... ... ... San ve Tic A.Ş, yazılı olduğu, taşınmazın görülme amacı kısmında "kiralamak amacıyla" kısmının seçilmiş olduğu, görülen gayrımenkuller kısmında; Tatlısu Mah. Aracı Sok. ... Ümraniye/İstanbul, 1265 m2 8 katlı iş merkezi yazılı olduğu, fiyat kısmında 24.000,00-TL + KDV yazılı olduğu, form altında "Yukarıda yazılı gayrımenkulü/gayrımenkulleri satın almak kiralamak amacıyla gördüm. Söz konusu yeri 1 yıl içinde şahsım, ortağı veya çalışanı bulunduğum şirket, şirket ortakları, şirketin ortak bulunduğu kuruluşlar ya da kan ve sıhri hısımlarım ... aracılığı ile veya ... dışında satın aldığı takdirde yukarıda yazılı satış bedelinin %3+KDV'sini, kiraladığı takdirde yıllık kira bedelinin %12+KDV'sini ...'a hizmet bedeli olarak ödemeyi kabul ve taahhüt ediyorum. İhtilaf halinde İstanbul Anadolu Mahkeme ve icra dairelerinin yetkilerini kabul ediyorum" ibaresinin yer altığı, belge altında davalı ...'in isim ve imzası ile davacı şirketin kaşe ve imzasının bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafından dosyaya dava konusu taşınmazın davalı şirket yahut dava dışı ... ... ... Şirketi tarafından kiralandığını gösterir herhangi bir delil sunulmamıştır. Davalı şirket sicil kayıtları kapsamından şirketin ortak ve yetkililerinin ...(münferiden), ...(müştereken) ve ...(münferiden) oldukları, şirketin 15/02/2018 tarihine dek Çorum Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne kayıtlı olduğu ve merkez adresinin burada olduğu, bu tarihte İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'n nakil geldiği ve merkez adresini Tatlısu Mah. Aracı Sok. ... Ümraniye/İstanbul adresine taşıdığı, 14/03/2019 tarihinde ise adresini Şerifali Mah. Kıble Sok. ... Ümraniye adresine taşıdığı anlaşılmıştır. Dava dışı ... ... ... San ve Tic A.Ş.'nin 30/12/2019 tarihine dek Çorum Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne kayıtlı olup, bu tarihte nakil ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne kaydolduğu, merkez adresini Çorum'dan Şerifali Mah. Kıble Sok. Seyit Türkmen İş merkezi Apt. ... Ümraniye adresine taşıdığı, 08/11/2024 tarihinde ise merkezini tekrar Çorum'a taşıyarak sicil kaydını Çorum Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne aldırdığı anlaşılmıştır. Dava konusu sözleşmenin yapıldığı tarihte şirket yetkililerinin ..., ... ve ... oldukları görülmüştür. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne kayıltı ... ... ... San ve Tic A.Ş. İstanbul Şubesi'nin ise 19/01/2017 tarihine dek Bayraktar Bulvarı, Şerifali Çiftliği Yan Bölgesi, ...Dudullu/Ümraniye adresinde faaliyet gösterdiği, bu tarih itibariyle şube adresinin Tatlısu Mah. Aracı Sok. ... Ümraniye/İstanbul adresine taşındığı anlaşılmıştır. Her iki Şirketin ortaklık yapıları benzer olmakla birlikte, birbirlerine ortak olmadıkları görülmüştür. Dosyaya mübrez SGK kayıtları kapsamından; davalı ...'in ... ... bünyesinde hiç çalışmadığı, 2015 yılı Ocak ayı ile 2016 yılı Şubat ayı arasında dava dışı ... ... ... San ve Tic A.Ş. Çalışanı olarak faaliyet gösterdiği görülmüştür. Mahkemece ilgili vergi dairelerine yazılan yazı cevapları kapsamından davalı ... ... A.Ş.'nin dava konusu taşınmazda kiracı olduğunu gösterir beyannameye konu bir kira sözleşmesi bulunmadığı tespit edilmiştir. Sarıgazi Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne yazılan yazı cevabı ve ekleri arasında herhangi bir kira sözleşmesi bulunmamakla birlikte, dava konusu taşınmaza 14/10/2016 tarihinde ... ... Yapı Mazlemeleri Anonim Şirketi'nin taşındığı kira kontratı bulunmadığı; ancak 18/10/2016 tarihinde vergi dairesince yapılan yoklama bu taşınmazı anılan şirkete kiraya verenin dava dışı ... ... ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. Olarak göründüğünün bildirildiği, mahkeme kabulünün aksine dava dışı ... ... ... şirketinin taşınmazda kiracı olmayıp, taşınmazı kiralayan olduğu ve 18/10/2016 tarihinin kira sözleşmesi tarihi değil, vergi dairesinin yoklama tarihi olduğu anlaşılmıştır. Yukarıda yapılan tespitler çerçevesinde uyuşmazlığa dönüldüğünde; davacı tarafından dosyaya mübrez yer gösterme belgesinde, davalı Nazan ...'in davalı şirket ve dava dışı ... ... ... Şirketi adına sözleşme imzaladığına dair bir kanıt bulunmadığı, nitekim anılan şirketlerin isimlerinin adres kısmında yer aldığı, öte yandan davalı Nazan'ın, davalı şirket çalışanı olmadığı gibi, davalı şirketi temsile yetkili olduğuna dair delil de bulunmadığı, dolayısı ile davacı ile davalı şirket arasında, diğer davalı Nazan aracılığı ile yapılmış TBK'nun 520/3 fıkrası uyarınca geçerlilik koşulu olan yazılı şekilde yapılmış bir sözleşmenin varlığından bahsedilemeyeceği, bir an için aksi kabul edilse dahi, davalı şirketin dava konusu taşınmazı 25/10/2015-25/10/2016 tarihleri arasında kiraladığına dosyada hiçbir delil bulunmadığı, buna göre davalı şirket yönünden davanın reddinin gerektiği, dava dilekçesinde açıkça simsarlık sözleşmesinin davalı Nazan tarafından davalı şirket adına yapıldığı ileri sürüldüğünden, davacının sözleşmenin dava dışı ... ... ... ile yapıldığından bahisle tüzel kişilik perdesinin aralanması yoluyla davalı ... ... sorumluluğuna gitmek istediğinin de kabul edilemeyeceği anlaşılmıştır. Aksi düşünülse dahi Sarıgazi Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne yazılan yazı cevabı ekinde yer alan 18/10/2016 tarihli yoklama fişinde dava dışı ... ... ... San ve Tic A.Ş'nin anılan taşınmazda kiracı değil mülk sahibi sıfatının bulunduğunun ve aynı yoklama fişine göre ... ... ... tarafından dava dışı ... ... Yapı Malzemeleri firmasına kiralanmış olduğunun anlaşıldığı, diğer ifade ile ... ... ... San ve Tic A.Ş'nin kiracı değil kiraya veren sıfatının bulunduğu, kira sözleşmesinin ise mevcut olmadığının bildirildiği, dava dışı ... ... ... San ve Tic A.Ş ve ... ... ... San ve Tic A.Ş. İstanbul Şubesi'nin davacının iddia ettiği 25/10/2015-25/10/2016 tarihleri arasında anılan taşınmazda kiracı olarak bulunmadıkları gibi adreslerinin de burada olmadığı, nitekim dava dayanağı yer gösterme belgesinde taşınmazın kiraya vermek üzere değil, kiralanmak üzere görüldüğünün kayıtlı olduğu, mahkeme kabulünün aksine ne davalı şirketin ne de ortaklık yapısı benzer diğer şirket ve şubenin taşınmazı kiraladıklarını ispata elverişli hiçbir delil bulunmadığı, buna göre bir an için, davalı Nazan'ın dava dışı ... ... ... Şirketi adına sözleşme yaptığı, davacı talebinin tüzel kişilik perdesinin aralanmasına yönelik olduğu kabul edilse dahi, belgede yer alan ücreti haketme koşullarının oluştuğu ispat olunamadığından davacının bu talebinin de reddi gerekeceği anlaşılmıştır. Davalı Nazan'ın temsilci sıfatıyla hareket ettiğinin kabulü halinde sorumluluğuna gidilemeyecektir. Davalı Nazan'ın yetkisiz temsilci olarak hareket ettiğinin ve temsil olunanın icazetinin bulunmadığının kabulü halinde dahi, az yukarda açıklandığı üzere davacının ücret talep hakkı doğmadığı ve zararı bulunmadığından, TBK'nun 47 maddesine göre davalı Nazan'ın sorumluluğuna başvurması mümkün değildir. Mahkeme tüm bu gerekçelerle davanın her iki davalı yönünden reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuş, davalı ... ... A.Ş.'nin istinaf başvurusu haklı bulunmuştur. Dairemizce davanın her iki davalı yönünden reddi gerektiği sonucuna ulaşıldığından, davacının, mahkemece vergi dairesinden gelen yazı cevabında bildirilen kira bedeli üzerinden değil, sözleşmedeki bedel üzerinden ücret hesabı gerektiği, ... yönünden verilen red kararının da hatalı olduğu yönündeki istinaf sebepleri yerinde bulunmamıştır. Sonuç itibariyle; davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile toplanacak başkaca delil ve yapılacak tahkikat işlemi bulunmadığından, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/03/2022 tarih ve 2018/297 Esas 2022/162 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, 3-Davanın REDDİNE,İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:
4-Dairemiz karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL karar harcının, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 696,43-TL ( 170,78-TL peşin harç ve 525,65-TL ıslah harcı toplamı) harçtan mahsubu ile bakiye 81,03-TL harcın talep halinde davacıya iadesine, 5-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı ... ... A.Ş. tarafından herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davalı ... ... A.Ş. yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 8-Kullanılmayan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, İSTİNAF YÖNÜNDEN: 9-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 10-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 11-Davalı ... ... A.Ş. tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 12-Davalı ... ... A.Ş. tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve dosyanın istinafa gidiş dönüş gideri 57,15-TL toplamı 277,85-TL'nin davacıdan tahsili ile davalı ... ... A.Ş.'ye verilmesine, 13-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 14-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 25/09/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.