T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/167 Esas
KARAR NO: 2025/1400 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2020/146 Esas - 2021/1003 Karar
TARİH: 08/12/2021
DAVA: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 18/09/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 28.06.2019 tarihinde Gaziosmanpaşa İşletme Müdürlüğü hizmet sahası içinde bulunan ... Mahallesi, ... Meydanı Sultangazi İstanbul adresinde davalı kurum ... tarafından yapılan kazı çalışmalarında davacının tesislerine hasar verildiğini, davalının hasar bedelini ödememesi üzerine 8.524,99 TL hasar bedeli, 294,29 TL faiz ile birlikte toplam 8.819,28 TL'nin tahsili için İstanbul 23. İcra Müdürlüğünün ... E dosyası ile takip başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek; itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; belirtilen tarihde ve adreste, ... tarafından herhangi bir çalışmasının bulunmadığını, ...'ın yapım ve hizmet sertifikasının bulunmadığını, davalı kurumun uzman kişilere işi ihale eden ihale makami olduğunu, hasar bedeli tespiti konusunda tek taraflı bir inceleme yapıldığının anlaşıldığını, bu durumun İspat hukuku açısından sakıncalı olduğunu, olayın gerçekleştiği yerde davalı şirketin ekiplerinin yapmış olduğu ve saha personelinin ilgili yer ile alakalı olarak almış olduğu duyum kapsamında olayın gerçekleştiği yerde İstanbul Büyükşehir Belediyesinin çalışmasının olduğu bilgisinin edinildiğini, ... tarafından ihale edilen inşaat işlerinin mevzuat gereğince müteaahit firmalar tarafından... sigortası kapsamında sigortalanmakta olduğunu, işin yapımı sırasında üçüncü kişilere verilecek hasarların bu sigortalar kapsamında bulunduğunu, dava konusu hasarın verilmesine sebep olan kazının müteahhit tarafından yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 08/12/2021 tarih ve 2020/146 Esas - 2021/1003 Karar sayılı kararında; "Mahkememizce tüm deliller toplanmış, gerekli inceleme ve araştırmalar yapılmış, 30/06/2021 tarihli ara karar ile davacıya ait hasar miktarının tespiti ve dava konusu hasardan davalı şirketlerin hangi oranlarda sorumlu ve kusurlu olduklarının belirlenmesi amacıyla bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir.01/11/2021 tarihli raporunda bilirkişi özetle; dava konusu kabloları, davalı ... hasara uğrattığı ve hasarın oluşumunda %70 kusurlu ve sorumlu olduğu, davacı şirketin de %30 müterafik kusurlu olduğu, dava konusu olayda temerrüt oluşup oluşmadığı hususu dava konusu talebinin davacının tesislerine zarar verilmesi olgusuna dayandığını, hasar tarihi olan 28.06.2019 tarihinde temerrüt oluşturduğunu, birikmiş faiz miktarının saptanması hususunda, dava konusu taleplerin, davacının tesislerine zarar verilmesi olgusuna dayandığı, 28.06.2019 hasar tarihinden 15.11.2019 icra takip tarihine kadar işlemiş yasal faiz 57,03 TL olarak belirlendiğini, davacı Şirketin İcra Takip Tarihi İtibarıyla Toplam Alacağının davacı şirketin asıl alacağı 1.651,95 TL İşlemiş yasal faizi 57,03TL davacı şirketin toplam alacağı 1.708,98 TL, davacı ... Dağıtım A.Ş.'nin, davalı ... Genel Müdürlüğü'nden icra takip tarihi itibariyle talep edebileceği bedelin 1.708,98 TL olduğu sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmiştir. Tüm dosya ve deliller birlikte değerlendirildiğinde;Dava, haksız fiil nedeniyle yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.Uyuşmazlık, hasarın davalının kusurundan kaynaklanan bir sebebe bağlı olarak meydana gelip gelmediği ve zarardan davalının sorumlu olup olmadığı konusundadır.Davacı tarafça dosyaya sunulan hasar tespit tutanağında adresin Sultangazi İlçesi, ... Mah. ... Asfaltı Meydanı olarak yazıldığı bu konuda :. Belediye Başkanlığı AltYapı Koordinasyon Müdürlüğü cevabında herhangi bir ruhsat verilmediği belirtilmiştir.Tüm dosya ve deliller birlikte değerlendirildiğinde davacı şirket görevlilerince düzenlenen tutanaklar ile dosyaya sunulan siyah beyaz bir adet fotoğrafa göre davacı şirkete ait kabloların zarar görüp görmediği anlaşılmamakla birlikte zararı verenin kim olduğuna ilişkin herhangi bir tabela veya ibare de görülmemektedir. Dosyada müzekkere cevaplarına göre davalı şirkete ait çalışma alanında kabloların bulunduğu da tespit edilememiş olup aksinin kabulünde dahi davalı şirket veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerce kazı yapıldığına ve böylece davacıya zarar verdiğine dair başkaca bir delil bulunmadığı anlaşılmış olup yukarıda da ifade edildiği üzere hasarın meydana gelmesinde davalının kusurlu olduğunun kanıtlanması HMK 190. ve TMK 6. maddelerine göre davacıya ait olup, davacıya ait kablolarda meydana gelen zararın davalı şirket tarafından meydana getirildiği ispatlanamadığından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir."gerekçesi ile, ''1-Davanın REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı tarafından 28.06.2019 tarihinde Gaziosmanpaşa İşletme Müdürlüğü hizmet sahası içinde bulunan ... Mahallesi, ... Asfaltı Meydanı Sultangazi/İstannbul adresinde yapılan çalışma esnasında davalı tarafça gereken dikkat ve özenin gösterilmemiş olması sebebiyle müvekkili şirketin enerji dağıtım altyapısına dahil olan kablo ve tesisata hasar verildiğini; meydana gelen tesis hasarı ve enerji kesintisi müvekkili şirketin yüklenici şirketi tarafından giderilmiş olup işbu hasarın onarımında sarf edilen malzeme, montaj, işçilik bedelleri ile hasardan kaynaklanan diğer kayıpların müvekkili şirketin maddi zararına sebebiyet verdiğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiğini,Görülen davada mahkemece verilmiş olan hüküm eksik inceleme ile tesis edilmiş olup; Bölge Adliye Mahkemesi'nde incelenerek kaldırılması gerektiğini; Mahkeme, gerekçede de belirtildiği üzere uyuşmazlığın çözümü ve söz konusu hasar bedelinin tam olarak tespiti amacıyla bilirkişinin tespitlerini esas almayarak davacının davasını ispat edemediğinden bahisle davanın reddine karar verdiğini, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 143. Maddesine göre Tarafların davada ileri sürdükleri bütün iddia ve savunmalar birlikte inceleneceği Hasarın varlığı, hasar verenin kim olduğu ve hasarın miktarı müvekkili şirket bilgi ve belgeleri ile ispat edildiğini; davacı tarafından yürütülen kamu hizmetinin aksamasına davalı tarafın verdiği hasarın sebebiyet vermiş olması dolaysıyla Enerji Piyasası Mevzuatı ve EPDK Kararları gereği bu aksamanın müvekkili şirketin saha personeli tarafından tutanak altına alındığını; meydana gelen hasarın türü, adresi, kapsamı, faili ve görgü şahitleri gibi mühim hususların tutanaklara dercedildiğini,Mahkemece her ne kadar İBB Altyapı Koordinasyon Müdürlüğünden erhangi bir altyapı kazı ruhsatı verilmediği bildirildiğinden ötürü davalıya kusur atfetmemiş ise de ruhsat alınmamış olması dava konusu mahalde kazı çalışması yapılmadığını kanıtlamayacağını; aksine davalı tarafın davaya konu hasarın meydana geldiği adreste ruhsatsız kazı çalışması yapmış olduğunu gösterdiğini, Davalı taraf, ilgili mevzuat gereği, altyapı çalışmasına başlamadan önce İstanbul Büyükşehir Belediyesi Altyapı Koordinasyon Müdürlüğü'nden altyapı kazı izni almak mecburiyetinde olduğunu; Büyükşehir Belediyeleri Koordinasyon Merkezleri Yönetmeliği'nin 8. Maddesinin f bendinde belirtilen "Büyükşehir belediyesi sorumluluğuna bırakılan yerlerde alt yapı ile ilgili kazı yapacak gerçek ve tüzel kişilere izin ve kazı ruhsatı verir ve buna ilişkin bedeli belirler; ilçe belediyelerince verilen izin ve ruhsatlara ilişkin koordinasyonu sağlar." hükmünü havi olup; aksi yönde yapılan çalışmalar mevzuata aykırılık teşkil etmekte olduğunu,Anılan yönetmeliğin kuruluş başlıklı, 7. Maddesinin ğ bendi gereği oluşturulacak kurulda "... A.Ş." Temsilcinin bulunmasının zorunlu olduğunu, Davalı tarafın, kazı çalışması yapılmasından önce, ilgili kurumdan alt yapı kazı ruhsatı almış olsa idi, ilgili çalışmadan Müvekkili kurumun haberi olacağını, gerekli koordinasyon sağlıklı bir şekilde sağlanacağını ve belki de hasarın hiç meydana gelmeyeceğini, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Altyapı Koordinasyon Müdürlüğü'nün 14.04.2021 tarihli yazı cevabında ilgili tarihte davaya konu adreste herhangi bir kuruma ruhsat verilmediğinin ifade edilmiş olup davalı ... Ltd. Şti. tarafından verilen cevap dilekçesinde davaya konu adreste çalışma yapıldığı ikrar edilmiş olduğundan davalıların ruhsatsız şekilde kazı çalışması yaptığı hususunda herhangi bir duraksama bulunmadığını; Bilirkişi raporunda davalılar tarafından ruhsatsız kazı çalışması yapıldığı tespit edilmesine rağmen davalı tarafa hiçbir kusur yüklenmemesinin mevzuata ve hakkaniyete apaçık aykırı olduğunu,Davalı tarafın, yürüttüğü kazı çalışmaları öncesinde veya esnasında hasarın meydana gelmesini bertaraf etmek maksadıyla müvekkili şirketin ilgili İşletme Müdürlüklerinden çalışmalarına kılavuzluk edecek herhangi bir nezaretçi talebinde bulunmadığını, bulunmuş olsa idi söz konusu zararın meydana gelmeyeceğini, Dava konusu olaya ilişkin zarar kalemlerinin yasal mevzuata uygun olduğunu, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 184. Maddesi Tahkikatın Sona Ermesini, 297. Maddesi ise Hükmün Kapsamını düzenlemekte olup yürürlükte bulunan usul kanunu açıkça hukuki himaye talep eden davacının ve davaya muhatap olan davalının mahkemeye huzuruna getirdiği delillerinin toplanmasını, bunların tahkikatta tartışılmasını, değerlendirilmesini ve netice olarak kurulacak hükmün tüm bu noktaları ayrı ayrı tatmin edecek şekilde yazılmasını emretmekte olduğunu ancak istinaf talebinde bulundukları hüküm incelendiğinde davacı olan taraflarının mahkemeye getirmiş oldukları delillerin davanın kabulü yolunda neden muteber olmadığına, dair herhangi bir izahat yer almamakta olup alenen HMK'nın 184. ve 297. Maddelerine aykırılık teşkil etmekte olduğunu; ayrıca davanın aydınlatılması kapsamında bilirkişi raporuna dayanılmamasının da taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, İcra inkar tazminatı taleplerinin hasar bedelini ve takip tarihine kadar işlemiş olan yasal faizi ihtiva eden 8.819,28-TL'nin ve hükmolunacak meblağın %20'sinden az olmamak üzere karşılanması gerektiğini; davalının takibe itiraz etmekle takibin durmasına neden olduğunu; icra inkar tazminatı takibe haksız yere itiraz edilmesi ve alacaklının alacağına geç kavuşmasına neden olunmasının hukuki yaptırımı olduğunu; somut uyuşmazlıkta davalının önce takibe haksız olarak itiraz ederek; takibin durmasına neden olduğunu; bu sebeple İİK'nın 67/2. maddesi gereğince alacağın yüzde 20'si oranında icra inkâr tazminatına karar verilmesi gerektiğini, Talep etmiş bulundukları hasar bedelleri, hasar bedeli tespit formları ile hesaplama tablolarında gösterilmesi ve bunların davalı tarafa bilgi edinebilmeleri için icra takibinin dahi öncesinde yazılmış olan üst yazı ile davalı tarafa tebliğ edilmiş olması sebebiyle davaya konu alacağın borçlu tarafından araştırılıp belirlenebilmesi mümkün olduğundan icra inkar tazminatı talebimizin karşılanması gerektiğini, Sonuç olarak söz konusu olayda müvekkili şirket personelince arızanın giderilmesi ve enerji verilmesine müteakip hasara maruz kalan tesislerin onarımı için kullanılan malzeme ve işçilik gibi bedelleri kapsayan hasar bedelini ve takip tarihine kadar işlemiş olan yasal faizi ihtiva eden 8.819,28-TL'nin ve hükmolunacak meblağın %20'sinden az olmamak üzere belirlenecek icra inkar tazminatının davalıdan alınarak müvekkil şirkete verilmesi gerektiğini,T.C. Anayasasının 141. Maddesi gereği bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılmasının Anayasal zorunluluk olduğunu; burada Mahkemeye ve Hakime verilen görevin, kurulan hükme herhangi bir gerekçe yazılmasın ibaret olmayıp hükme ilişkin yazılan gerekçe ile uyuşmazlığın çözümü hakkında her iki tarafın da tam anlamıyla mutmain olması, davanın çözümü için izlenen yolun gerçek ve hukuka uygun olduğuna tarafların kani olması ve böylelikle vatandaşların hukuka olan güven duygusunun şüpheye mahal vermeyecek şekilde tesis edilmesi olduğunu,Mezkur mahkeme ilamında yer alan red gerekçesinin hem usule hem de esas ilişkin ciddi eksikler içeriyor olması ve sunmuş oldukları deliller tartışılmadan ve değerlendirilmeden Anayasanın 141. Maddesine aykırı olarak verilmiş olması dolayısıyla davacı olan taraflarının verilen hükümle tatmin olamadığını ve de hukuka olan güven duygularının zedelenmesine sebebiyet verdiğini, İleri sürerek, yukarıda arz olunan ve re'sen tespit edilecek nedenlerle İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 08.12.2021 tarih 2020/146 Esas ve 2021/1003 Karar numaralı ilamının 6100 sayılı HMK'nın 341. Maddesi gereği istinafen incelenerek istinaf başvurularının kabulüne; söz konusu ilamın kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulmak üzere merciine iadesine, inceleme süresince icranın geriye bırakılmasına karar verilmesine,vekâlet ücreti ve yargılama masraflarının davalı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; dava konusu yerde davalı tarafından yapıldığı iddia edilen kazı çalışması sırasında davacıya ait enerji dağıtım alt yapısına zarar verildiği iddiası ile uğranılan zararın tazmini için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili, davalının dava konusu yerde yaptığı kazı çalışması sebebiyle davacıya ait enerji dağıtım alt yapısına zarar verdiğini ve zarardan sorumlu olduğunu iddia etmiş, davalı vekili, davalının ve davalının herhangi bir müteahhit firmasının dava konusu yerde belirtilen tarihte kazı çalışmasının bulunmadığını savunmuştur. Davacı vekili tarafından dava konusu yerde kazı çalışmasının davalı tarafından yapıldığı/yaptırıldığı iddia edilmiş ve buna ilişkin hasar tespit tutanağı formu, hasar süreci bilgilendirme formu, bir adet sadece boruların göründüğü bir fotoğraf sunmuş ise de, söz konusu formların tek taraflı olarak davacıya bağlı çalışanlar tarafından tutulduğu, davalı veya taşeronuna ilişkin herhangi bir çalışanın tutanakta yer almadığı, tutanak ve formda hasarın sebebinin ve ne şekilde oluştuğunun dahi belirtilmediği, fotoğrafta kazı çalışmasının kim tarafından yapıldığına ilişkin herhangi bir ibare bulunmadığı, davalı tarafından dava konusu bölgede kendileri veya taşeronları tarafından kazı çalışmasının yapılmadığının savunulduğu, Belediye tarafından verilen cevabı yazıda da kazının davalı tarafından veya davalı nezdinde yapıldığının belirtilmediği, davacı vekili ilk kez istinaf dilekçesinde "... Ltd. Şti. tarafından verilen cevap dilekçesinde davaya konu adreste çalışma yapıldığı ikrar edilmiş olduğundan davalıların ruhsatsız şekilde kazı çalışması yaptığı hususunda herhangi bir duraksama bulunmadığını" belirtmiş ise de, bu hususa ilişkin yargılama aşamasındaki yazılı ve sözlü beyanlarında bu şirketten, şirketin cevabından ve davalı ile olan bağlantısından bahsetmediği, söz konusu ikrarı içerir cevap dilekçesinin fiziki dosya ve Uyap ortamında görülmediği ve buna ilişkin dosyaya delil sunulmadığı, söz konusu hususun ilk defa istinaf aşamasında ileri sürülmesi sebebiyle HMK'nın 357/1 maddesi uyarınca dinlenmesinin yasal olarak mümkün olmadığı, davalı vekili tarafından icra takibine itiraz dilekçesinde, cevap dilekçesinde, Mahkemece yazılan müzekkereye verilen cevap dilekçesinde kendisinin kazı yapma yetkisinin bulunmadığı, kazı yapılacağı zaman söz konusu işin bu hususta yetkisi bulunan müteahhit firmalara ihale edildiği, dava konusu yerde kendisinin ve müteahhitinin herhangi bir kazı çalışması ulunmadığının belirtildiği, aksinin kabul edilmesi halinde dahi kendisinin ihale veren kurum olup oluşan zararlardan sorumlu olmadığı ve müteahhit firmanın sorumlu olduğu hususuna ilişkin açıklamalarda bulunduğu, yoksa bilirkişi raporunda belirtildiği gibi dava konusu alanda müteahhidinin kazı yaptığını doğrudan ikrar etmediği, bu sebeple Mahkemece bilirkişi raporundaki bu yöndeki tespite itibar edilmemesinin yerinde olduğu, tüm bu hususlar dikkate alındığında davacı tarafından dava konusu emtiaya davalı tarafından zarar verildiği ispat edilemediğinden Mahkemece davanın reddine karar verilmesi, ayrıca Mahkemece davacı tarafından sunulan tutanaklara ve fotoğrafa hangi gerekçe ile itibar edilmediğinin açıkladığı ve Mahkeme gerekçeli kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 18/09/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.