T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/110 Esas
KARAR NO: 2025/1347 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2021/521 Esas - 2022/623 Karar
TARİH: 27/09/2022
DAVA: İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 11/09/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından icra takibine itiraz edildiğini ve icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini, itirazın iptali davasının ikame için zorunlu olarak arabuluculuk bürosuna başvurulduğunu, yapılan görüşmeler neticesinde anlaşma sağlanmadığını, taraflar arasında süre gelen ticari ilişki neticesinde oluşan davacının toplam 27.269,53-TL alacağının tahsili için yapılan tüm görüşmeler ve uğraşların sonuçsuz kaldığını, davalının borcunu ödemediğini, bu nedenlerle davanın kabulüne takip dosyasına yapılan itirazın iptalini, takibin devamına %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatının, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın 1 yıllık sürenin geçmesinin akabinde açıldığını, acente olan davalı ile davacı şirket arasında alacak borç ilişkisinin kalmaması yani bir cari borcun kalmaması nedeniyle ticaretin bitiğini ve davalı taşınmazındaki rehin davacı şirket tarafından fek edildiğini, anayasa başta olmak üzere, hukuk mahkemeleri kanunu, Türk Medeni kanunu ve Türk Borçlar Hukuku kanunu hak sahibinin hakkını kullanırken objektif iyi niyet kuralları içinde hareket etmesini emrettiğini, aksi davranışın hukuk düzeni tarafından korunamayacağının belirtildiğini, ayrıca yargılamanın sonunda da davacı tarafın hiç bir hakkı olmadığı halde kötü niyetli davranarak davalıya haksız bir dava açtığı kanaatine varılacağını, yargılama sonunda yargılama gideri ve karşı vekalet ücreti dışında ayrıca HMK 329. Madde uyarınca davacı tarafın, davalıya 10.000,00-TL akdi vekalet ücretinin ve beş bin Türk lirası para cezası ödemesine karar verilmesi talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 27/09/2022 tarih ve 2021/521 Esas - 2022/623 Karar sayılı kararında; "Dava, acentelik ilişkisinden kaynaklı olarak bulunduğu iddia edilen cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.Uyuşmazlığın çözümü amacıyla taraf defterlerinin incelenmesine karar verilmiş, davalı defterlerine göre davalının davacıya borcunun bulunmadığı, davacı defterlerine göre ise; davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 27.203,78 TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır.Taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin incelenmesinden; sözleşmenin 13. Maddesinde acentenin acentelik sözleşmesinden dolayı ne şekilde ücret alabileceği düzenlenmiştir. Buna göre; davacı tarafından hesap cetveli hazırlanması bu hesap cetvelinin davalıya gönderilmesi, davalının süresi içinde itiraz etmemesi veya kabul etmesi ile bu hesap cetvelinin kesinleşmesi ve üçer aylık dönemler itibariyle hesap mutabakatlarının sağlanması gerekmektedir. Ayrıca sözleşmenin teminatı olarak sözleşmenin 19. Maddesi gereği... İlçesi ... nolu taşınmazın üzerinde ipotek bulunması ve sözleşme ilişkisi devam ettiği sürece ipoteğin de devam etmesi gerekmektedir.Tüm dosya kapsamından; ... İlçesi ... nolu taşınmazın üzerinde yer alan ipoteğin kaldırılmış olması ve sözleşmenin 13.2 maddesi uyarınca üç aylık dönemlerde yapılması gerekli hesap mutabakatlarının yapılmamış olması nedeniyle acentelik ilişkisinin fiilen sona erdiği, bu nedenle davacı alacağının bulunmadığı, davalının takibe itirazının haklı olduğu, davacının takip yapmakta kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden kötü niyet tazminatının yasal koşullarının oluşmadığı sonuç ve vicdani kanaatine varılarak davanın reddine ilişkin aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir."gerekçesi ile, ''1-Davanın REDDİNE,2-Şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin ve para cezası verilmesi talebinin Reddine, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi eksik inceleme ile usule ve hukuka aykırı olarak davanın reddine karar verdiğini, Davanın reddine ilişkin kararını ise; "... İlçesi ... nolu taşınmazın üzerinde yer alan ipoteğin kaldırılmış olması ve sözleşmenin 13.2. Maddesi uyarınca üç aylık dönemlerde yapılması gerekli hesap mutabakatlarının yapılmamış olması nedeniyle acentelik ilişkisinin fiilen sona erdiği , bu nedenle davacı alacağının bulunmadığı" gerekçesine dayandırdığını, Teminat olarak tesis edilen ipoteğin kaldırılması ve/ veya üç aylık dönemlerde yapılması gerekli hesap mutabakatlarının yapılmamış olması nedeniyle alacağının bulunmadığı sonucuna ulaşmanın tamamen hukuka, yasaya ve usule aykırı olduğunu; alacağın varlığını ortadan kaldırmayacağını, Taraflar arasında 30/01/2015 tarihinde Sigorta Acentelik Sözleşmesi imzalandığını ve Ticaret Sicil Gazetesinin 12/03/2015 tarih ve ... sayılı nüshasında acentelik tescil edilen acentelik sözleşmesinin feshedilmediği, sözleşmenin halen ayakta olduğu 24/08/2022 tarihli bilirkişi kurulu tarafından tanzim edilen raporun 7. Sayfasında yer alan " Ticari İlişki ve Alacak Yönünden Değerlendirme" başlığı altında 3. Paragrafında " Taraflarca sözleşmede öngörülen usulde feshin gerçekleştirildiğine dair dosyada bir iddia, bilgi veya belge bulunmamaktadır. Bu durumda sözleşme ayaktadır." tespiti yer almakta olduğunu, 24/08/2022 tarihli bilirkişi kurulu tarafından tanzim edilen raporun 5. Sayfasında "Mali Değerlendirmeler" bölümü 5.4.5 paragrafında çok net bir şekilde "Detaylıca verilen davacı taraf 2017-2018-2019 yılı yasal defter ticari münasebet kayıtlarına göre davalıdan kaydi olarak 27.203,78 TL tutarında alacaklı olduğu tespit edilmiştir. " denildiğini, Gerek bilirkişilerin raporunda gerekse mahkemenin gerekçeli kararında göz önünde tutulan 30/01/2015 yürürlük tarihli Sigorta Acentelik Sözleşmesinin son sayfasında yer alan "Delil Anlaşması başlıklı 26. Maddesi dikkate alınmadığını; söz konusu madde kapsamına göre Acente (davalı) bu sözleşmeden doğacak uyuşmazlıklarda Şirket'in (davacının) kanuni defter ve kayıtları ile bilgisayar kayıtlarının geçerli olacağını kabul ettiğini, Bir davanın tarafları, dava açılmadan önce veya sonra, bir hususun yalnız belli bir delil ile ispat edileceği hakkında bir sözleşme yaparlarsa, buna münhasır delil sözleşmesi denildiğini; yani bu hâlde, o hususun yalnız delil sözleşmesi ile kabul edilmiş olan delil ile ispat edilebileceğini: başka bir delil ile ispat edilemeyeceğini; bir hususun ispatı için münhasır delil sözleşmesi yapılmış ise delil sözleşmesinde kararlaştırılan delilden (veya delillerden) başka delil kabul olunmayacağını; buna göre tarafların, delil sözleşmesi ile aynı zamanda delillerini hasretmiş olduklarını, yani tarafların, delil sözleşmesinde kararlaştırdıkları deliller dışında başka delil gösteremeyeceklerini, (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, 2001, c. 3, s. 2881 vd.). Bu durumda , 24/08/2022 tarihli bilirkişi kurulu raporunun "Detaylıca verilen davacı taraf 2017-2018-2019 yılı yasal defter ticari münasebet kayıtlarına göre davalıdan kaydi olarak 27.203,78 TL tutarında alacaklı olduğu tespit edilmiştir. " Tespiti doğrultusunda davanın kabulüne ve davacı yararına %20 icra inkar tazminatına hüküm kurulması gerekirken usule, hukuka ve yasaya olarak ipoteğin kaldırılmış olması ve sözleşmenin 13.2. Maddesi uyarınca üç aylık dönemlerde yapılması gerekli hesap mutabakatlarının yapılmamış olması nedeniyle acentelik ilişkisinin fiilen sona erdiği, bu nedenle davacı alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin kararın kaldırılarak davanın kabulüne ve davalının %20 icra inkar tazminatına karar verilmesi talebi ile istinaf yoluna başvuru zorunluluğunun doğduğunu, İleri sürerek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, İstanbul Anadolu 8.İcra Müdürlüğünün ... takip sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatının, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinden doğduğu iddia olunan bakiye cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Mahkemece taraf delilleri toplanmış, takip dosyası, acentelik sözleşmesi celbedilmiş, davalının ticari defter ve kayıtları üzerinde istinabe yolu ile mali bilirkişi incelemesi yaptırılmış, e davacı defter ve kayıtları üzerinde mali müşavir ve hukukçu bilirkişiden oluşan heyet marifetiyle inceleme yaptırılarak birleştirici rapor alınmış, akabinde tahkikat bitirilerek ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinde yer alan delil anlaşması gereğince davacı defterlerinin kesin ve münhasır delil olduğu, bilirkişi raporu ile davacının defterlerinin usulüne uygun tutulduğunun ve davacının kendi defterlerine göre davalıdan kayden 27.203,78 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, ipoteğin terkin edilmiş olmasının veya cari hesap mutabakatı yapılmamış olmasının alacağın varlığını ortadan kaldırmayacağı davanın kabulü gerektiği yönündedir. Taraflar arasındaki 30/01/2015 tarihli belirsiz süreli acentelik sözleşmesinin 13/2 fıkrasında, tarafların kendi aralarındaki ilgili hesaplarda, üçer aylık dönemler itibariyle hesap mutabakatlarını sağlamak zorunda olduklarının düzenlendiği, sözleşmenin 26 maddesinin; sözleşmeden doğacak uyuşmazlıklarda davacının ticari defter ve kayıtları ile bilgisayar kayıtlarının kesin ve münhasır delil olacağı, davalının bunlara karşı her türlü itiraz hakkından peşinen feragat ettiği kararlaştırılmıştır. 6100 Sayılı HMK'nun 222/2 fıkrası uyarınca; ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Hükmün üçüncü fıkrası uyarınca; ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.6102 Sayılı TTK'nun 64/1 fıkrası uyarınca; Her tacir, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanuna göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorundadır. Hükmün ikinci fıkrası uyarınca tacir, işletmesiyle ilgili olarak gönderilmiş bulunan her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar kaydı veya benzer şekildeki bir kopyasını, yazılı, görsel veya elektronik ortamda saklamakla yükümlüdür. Yine 6102 Sayılı TTK'nun 82/1-d bendi uyarınca her tacir 64 üncü maddenin birinci fıkrasına göre yapılan kayıtların dayandığı belgeleri, sınıflandırılmış bir şekilde saklamakla yükümlüdür. Somut olayda; taraflar arasındaki sözleşmenin 13/2 fıkrası kapsamında üçer aylık dönemlerle yapılmış herhangi bir hesap mutabakatı bulunmadığının, yine davalının sözleşmeden doğmuş ve doğacak borçlara ilişkin davacı lehine tesis ettiği ipoteğin 2017 yılı itibariyle terkin edilmiş olduğunun ihtilaf konusu olmadığı, davalı defterlerinde davacı lehine borç kaydı görünmediği, mahkemece davacı defterleri üzerinde yaptırılan mali bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda, 31/12/2017 ila 30/12/2019 tarihleri arasında davacının davalı lehine veya aleyhine alacak borç kaydı yapmadığının, 31/12/2019 tarihinde davalı aleyhine "acentelerden alacaklar karşılığı 2019" açıklaması ile 27.203,78-TL borç kaydı yaptığının anlaşıldığı, ticari defterlerin TTK'nun 64/1,2 ve 82/1-d bentleri uyarınca dayanakları ile bir bütün olduğu, taraflar arasında delil sözleşmesinin, davacının defterine yaptığı, ancak dayanağını ispatlayamadığı tek taraflı kayda dayalı alacağın varlığını ispata yeterli olmayacağı gibi, ispat yükünün yer değiştirmesine de sebep olmayacağı, davacı tarafından bu kaydın dayanağının dosyaya sunulmadığı, yerinde inceleme sırasında bilirkişilere alacağın dayanağı hakkında belge sunulmadığı gibi, kaydın hangi işleme dayalı olduğuna dair ne ilk derece yargılaması aşamasında ve ne de istinaf dilekçesinde bir açıklama yapılmadığı, şu halde defterde yer alan tek taraflı kayda dayandırılan alacağı elverişli deliller ile ispat edemeyen davacının davasının reddedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacı yanın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 11/09/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.