T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/72 Esas
KARAR NO : 2025/1345 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2015/520 Esas - 2018/809 Karar
TARİH: 17/07/2018
DAVA: İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 11/09/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili banka ile davalılar arasında akdedilen genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesine istinaden davalı tarafa kredi kullandırıldığını, davalı borçluların ödemekle yükümlü olduğu tutarları ödemeyerek sözleşme hükümlerine aykırı davrandığını,bu nedenle davalıların kredi hesaplarının kat edilerek Eyüp 8 Noterliğinin 21.04.2014 tarih ve ... yevmiyeli ihtarnamesinin davalılara tebliğ edildiğini, tebliğe rağmen borcun ödenmediğini, borçlular aleyhine İstanbul 8 İcra Müdürlüğünün ... E Sayılı dosyasından ilamsız takibe geçildiğini, davalı/borçluların itirazı ile takibin durdurduğunu, icra takibine konu borç, faiz ve ferilerinin Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesinden kaynaklandığını, davalı tarafın söz konusu krediyi kullandığını ve borcu ödemediğini, davalıların itirazlarının haksız ve dayanaksız olup iptali gerektiğini belirterek, haksız ve mesnetsiz itirazın iptaliyle takibin devamına, davalılar aleyhine % 20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalılara cevap dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilmiş cevap dilekçesi vermelişlerdir.Ancak davalılar vekili duruşmalara katılarak davanın reddini istemiş, bilirkişi raporlarına karşı verdiği beyan dilekçelerinde ise raporlardaki aleyhe hususları kabul etmediğini, bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin giderilmesi gerektiğini bildirmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 17/07/2018 tarih ve 2015/520 Esas - 2018/809 Karar sayılı kararında; "Dava; İİK.nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, yapılan ilamsız icra takibine karşı davalının vaki itirazının iptali ve icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması istemine ilişkindir. İstanbul 8.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası takip dosyası kapsamında ; Davacı banka vekili tarafından asıl borçlu ... ile müşterek borçlu müteselsil kefiller ... ve ... aleyhine İstanbul 8. İcra Müdürlüğünün 19.06.2014 tarihinde ... E Sayılı dosyası üzerinde başlattığı İlamsız İcra Takibinde: 1076-0326L01-0318753-271859443 nolu Kredi hesabından (KMH) kaynaklanan alacak talebi 38.080.00 TL Asıl Alacak, 2.988.72 TL İşlemiş faiz (%54Tem.Faizi) 149.43 TL %5 BSMV olmak üzere toplam 41.218.15 TL alacaktan, Asıl borçlu ...’ın, Müşterek borçlu Müteselsil kefiller ... ile ...’ın takip talebinde bulunulan toplam borcun 38.784.11 TL’lık kısmında sorumlu olmak üzere, takip başlatıldığı Davalılar ... ve ... Vekili nin yasal süresi içinde vaki itirazda bulunduğu, icra takibinin İİK.nun 62 maddesi uyarınca durduğu saptanmıştır. İcra takibine vaki itirazın davacı tarafa tebliği durumu ve dava tarihine nazaran da, bu itirazın iptali davasının İİK.nun 67. maddesi hükmünde öngörülen ve hak düşürücü nitelikteki bir yıllık süresi içinde açıldığı da tespit olunmuştur.Mahkememizce Bilirkişi ...in hazırladığı 27.04.2016 havale tarihli ön rapor ve 04.01.2017 havale tarihli rapor alınmıştır.Davalılar vekili tarafları aynı olan ancak kambiyo senetlerine mahsus takip yoluyla başlatılan takip nedeniyle açılan İstanbul 15 ATM 2015/90 E sayılı itirazın ipteli dava dosyasında Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 21/03/2016 tarihli raporu dosyaya sunmuştur.Mahkememizce aynı genel kredi sözleşmesi ve bu sözleşmenin eki olan çek sözleşmesine dayanan icra takip dosyaları nedeniyle açılan davalarda alınan iki bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi için emekli banka müdürü mali uzman , ekonomist bilirkişi ... 'ın 11/06/2018 tarihli raporu alınmıştır , alınan raporda özetle ;-Davacı bankanın İstanbul 8 İcra Md. ... E. sayılı Takip dosyasından 19.06.2014 Takip tarihi itibariyle Davalı/borçlulardan, tahsilde tekerrür olmamak üzere :35.840.00 TL Asıl alacak 2.341.39 TL İşlemiş akdi ve temerrüt faizi, 117.07 TL %5 BSMV olmak üzere toplam 38.298.46 TL alacak talebinde bulunabileceği,-Davacının 35.840 TL asıl alacak yönünden talebinin yerinde olduğu, işbu raporun yukarıda açıklanan nedenlerle İşlemiş faiz ve faizin % 5’i olarak hesaplamalarımızda fazla tebin yerinde olmadığı-Asıl alacak için takipten itibaren % 38 temerrüt faiz talep edilebileceği, takipte talep edilen % 54 temerrüt faiz talebinin ise yerinde olmadığı,-Taraflar arasında imzalanan Genel Nakdi ve gayri Nakdi Kredi Sözleşmesindeki davalı/borçluların ayrı ayrı 310.000 TL kefaleti bulunduğu ve talep edilebilecek banka alacağının kefalet limitleri içinde kaldığı, Her bir davalının 35.840.00 TL asıl borçtan ve kendi temerrütlerinden sorumlu oldukları, bildirilmiştir.Tüm dosya kapsamına göre; Davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... arasında 26/04/2010 tarihli ve 200.000 Tl başlangıç limitli Genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesi bağıtlandığı, sözleşmeye davalı ... ve ... ın 200.000 Tl limit ile müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imza koydukları, sözleşme limitinin 11/02/2011 tarihinde 310.000 TL ye artırıldığı, mahkememiz davalısı ... ve ... ın davacı bankaya karşı sözleşme koşullarında 310.000 TL limit dahilinde ana para borcundan ve kendi temerrütlerinden sorumlu oldukları sabittir.Davacının incelenen ve lehine delil olan ticari defterlerinden;Dava dışı asıl borçlunun sözleşme koşullarına uymayarak borç ödemesini yapmadığı, bu nedenle hesabın kat edilerek asıl borçlu ile davalı kefillere temerrüd ihtarını içeren ödeme tebliği yapıldığı, davacı bankanın davalılardan 38.298,46 TL alacaklı olduğu sabittir.Davalılar borçlu olmadığını yada borcu ödediğini ispat edecek belge ve delil sunmamıştır. İstanbul 8 İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında tahsilde tekerrür olmamak üzere 35.840,00 TL asıl alacak 2.341,39 TL işlemiş faiz 117,07 TL %5 BSMV olmak üzere toplam 38.298,46 TL üzerinden itirazın iptaline takibin devamına fazla istemin reddine ,35.840,00 TL alacağa takip tarihinden itibaren %38 faiz yürütülmesine ve faizin %5 BSMV si ile tahsiline karar vermek gerekmiştir.Davacı alacağı likit nitelikte olup, davalının itirazında haksız bulunduğu anlaşıldığından İİK.nun 67/2. maddesi hükmü gereğince takdiren hüküm altına alınan miktarın % 20’si oranında icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, '' 1-İstanbul 8 İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında tahsilde tekerrür olmamak üzere 35.840,00 TL asıl alacak 2.341,39 TL işlemiş faiz 117,07 TL %5 BSMV olmak üzere toplam 38.298,46 TL üzerinden itirazın iptaline takibin devamına fazla istemin reddine35.840,00 TL alacağa takip tarihinden itibaren %38 faiz yürütülmesine ve faizin %5 BSMV si ile tahsiline Hüküm altına alınan 38.298,46 Tl nin %20 oranında icra inkar tazminatının davacı lehine davalıdan tahsiline, '' karar verilmiş ve karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Tarafımızdan yerel mahkemeye, konusu, tarafları aynı olan İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/90 Es.sayılı dosyasına sunulan, 21.03.2016 tarihli bilirkişi raporuna göre “davacı banka ile dava dışı ... arasında davalıların kefaleti ile akdedilen sözleşmeye göre davacı bankanın ödediği çek sorumluluk bedelinin davalı kefillerden istenilmesinin mümkün olmadığı” yönündeki tespit ve değerlendirmenin aksine mahkemece gerekçeli ve açıklayıcı bilirkişi raporu alınmadan ve gerekçeli, açıklayıcı, yasaya ve hukuka uygun hiçbir değerlendirme yapılmadan davanın kabulüne karar verilmesinin usule, yasaya, içtihatlara ve dosya kapsamına aykırı olduğunu; kararın öncelikle bu yönden istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasını ve davanın reddini talep ettiklerini, Davacı banka ile akdedilen genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesi, hizmet sözleşmesi müvekkili davalılar tarafından kefil sıfatıyla imzalanmış ise de, müvekkillerin kefil olduğu tüm kredilerin ödendiğini ve müvekkillerin kefilliğinin sona erdiğini; müvekkiller yönünden sözleşmenin feshedildiğini; müvekkillerin davacıya verdiği ipoteğin bu nedenle davacı tarafından fek edildiğini, kaldırıldığını; müvekkil davalıların, davacı bankanın ... A.Ş.... Cad.... şubesine giderek müvekkillerin kefil olduğu sözleşme taraflar arasında feshedildiğini; sözleşmenin feshedilip feshedilmediği, geçerli olup olmadığı, yerel mahkemece davacı bankadan sorulmadığı gibi davacı banka kayıtlarında bu yönde ve bu konuda inceleme yapılmadığını; kararın bu itibarla da istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını, bozulmasını ve davanın reddini talep ettiklerini, Davacı bankanın, asıl borçluya verilen çeklerle ilgili hamile ödemek zorunda kalacağı yasal sorumluluk bedelleri yönünden, müvekkili davalılardan talepte bulunabilmesi için, sözleşmenin kefilin sorumluluğunu düzenleyen maddesinde, kefilin çek yapraklarından, yasal sorumluluk bedelinden sorumluluğuna dair açık hüküm bulunması gerektiğini; dilekçe ekinde sundukları,Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 23.11.2015 tarih 2015/9698 Es.2015/15303 K.sayılı ilamının da aynı mahiyette olduğunu; sözleşmede açık hüküm bulunmadan davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu; bu itibarla da kararın kaldırılmasını,bozulmasını ve davanın reddini talep ettiklerini, İleri sürerek yukarıda arz olunan ve istinaf incelemesinde resen tespit olunacak diğer nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak davanın reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; genel kredi ve kefalet sözleşmesinden doğan nakdi kredi alacağının tahsili amacıyla davalılar aleyhine başlatılan ilamsız takibe itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davalılar tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davalılar kefil sıfatıyla, banka tarafından ödenen çek sorumluluk bedellerinden ve henüz ödenmemiş çeklerin sorumluluk bedellerinin depo taleplerinden sorumlu olmayacakları, davalıların kefili olduğu genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredilerin ödendiği ve genel kredi sözleşmesinin feshedildiği, bu hususun mahkemece bankadan sorulmadığı yönündedir. Mahkemece taraf delilleri toplanmış, takip dosyası, davalıların müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının bulunduğu ve kredi borçlusunun dava dışı ... olduğu genel kredi sözleşmeleri, kat ihtarı ve tebliğ şerhi, davalıların takipte sorumlu tutuldukları ve bankaya ibraz edilip sorumluluk bedelleri ödenen çeklere ilişkin tüm bilgiler, kredi borçlusunun hesap özeti celp edilmiş, dosya üzerinde bankacı bilirkişi marifetiyle bilirkişi incelemesi yaptırılmış, yine davalıların tarafı olduğu İstanbul 15 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/90 esas sayılı dosyasında alınan rapor ile bu rapor arasında çelişki bulunması nedeniyle, dosya yeni bir bankacı bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi ile tevdii edilerek rapor tanzim ettirilmiş ve bu rapor doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Dava konusu takip dosyası kapsamından davalı kefiller aleyhine, bankaya ibraz edilerek, yeterli karşılığı olmaması nedeniyle sorumluluk bedeli ödenmiş otuz dört adet çek yaprağı nedeniyle, çek sorumluluk bedelleri, işlemiş faiz ve BSMV olmak üzere toplam 38.784,11-TL nakdi kredi alacağının tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı anlaşılmıştır. Davalıların dava dışı ...'ın kredi borçlusu olduğu iki ayrı sözleşmeden ilkine, limit arttırımları ile birlikte 310.000,00-TL, ikincisine ise 305.000,00-TL limit ile müteselsil kefil oldukları, yapıldıkları tarih itibariyle yürürlükte bulunan 818 Sayılı BK'nun 484/1 fıkrası uyarınca yazılı şekilde yapılan ve kefilllerin sorumluluk üst sınırını içeren kefalet sözleşmelerinin geçerli oldukları, genel kredi sözleşmeleri çerçeve sözleşmeler olduklarından, bu sözleşmelere istinaden kullandırılan münferit kredile kalemlerinin ödenmiş olmasının çerçeve sözleşmeleri sona erdirmeyeceği, davalıların sözleşmelerin hesabın kat edildiği tarihten önce feshedilmiş olduğuna dair ispata elverişli delil sunmadıkları, buna göre davalıların genel kredi sözleşmeleri kapsamında kullandırılan kredilerin ödendiği ve genel kredi sözleşmelerinin feshedildiği yönündeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda banka kayıtları üzerinde inceleme yapılmış olup, takip tarihi itibariyle çek sorumluluk bedeli ödenmiş bulunan otuz dört adet çek yaprağının bulunduğunun tespit edildiği, davalılar aleyhine başlatılan takipte gayrınakdi alacak istemi bulunmadığı, buna göre davalı kefillerin çek sorumluluk bedellerinin depo edilmesinden sorumlu olmayacaklarına yönelik istinaf sebebinin de yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davalıların müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları genel kredi sözleşmelerinin kefalet başlıklı 70 inci maddesinde; kefillerin bankanın merkez ve şubelerinden herhangi birine müşterinin bu sözleşmeden veya başka sözleşmelerden veya senetlerin iskonto ve iştirasından veya çek veya senet bedellerinin bedellerinin müşterinin veya başka müşterilerin kullandığı kredilerin teminatına alınmasından ve veya herhangi bir sebepten ötürü gerek yalnız veya gerek diğer kişilerle birlikte bankaya karşı borçlandığı veya borçlanacağı tutarlardan kefillerin kefalet limiti ile sorumlu oldukları, kefalet tutarına anaparanın faizi, anapara ve akdi faizler için hesaplanacak temerrüt faizi, komisyon, her türlü masraflar ve vekalet ücretinin ilave edileceği, kefilin sorumluluğu bütün bu hususları kapsayacağı düzenlenmiştir. Bu düzenleme karşısında davalılar, ibrazları anında karşılıksız çıkmaları nedeniyle kredi borçlusunun kredi hesabına borç kaydedilerek banka tarafından ödenen dolayısı ile nakdi borca dönüşen çek sorumluluk bedellerinden, temerrüt tarihine dek işleyecek akdi faiz ve temerrüt tarihinden fiili ödeme tarihine dek işleyecek temerrüt faizinden müteselsil kefil sıfatıyla sorumludurlar. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, ödenen çek sorumluluk tutarları ile ödeme tarihi ile temerrüt tarihi arasında işletilecek akdi faiz oranı ve temerrüt faizi oranı sözleşmelerin 71 maddesine uygun olarak belirlenmiş ve davalıların takip tarihi itibariyle sorumlu oldukları tutar denetime açık şekilde tespit edilmiş olup, davalıların bankanın ödediği çek sorumluluk bedellerinden kefillerin sorumlu olmadığına yönelik istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davalıların istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.616,20-TL istinaf karar harcından istinaf edenler tarafından peşin olarak yatırılan 650,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.966,20-TL'nin davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 11/09/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.