T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/429 Esas
KARAR NO : 2025/1330 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
ESAS NO: 2021/281 Esas - 2022/922 Karar
TARİHİ: 15/12/2022
DAVA: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 11/09/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket; ... ... şase numaralı, ...otomobili, ... Oto Servis ve Tic. A.Ş.'den 24.07.2020 tarih, ... sıra numaralı fatura ile 475.530,25 TL bedel karşılığında satın alındığını, müvekkili şirket tarafından ilgili araç Üsküdar 22. Noterliği'nin 06.08.2020 tarih, ... yevmiye no.lu Araç Satış Sözleşmesi ile dava dışı ... ...'e satıldığını, araç "sıfır" olduğu için ilk satışta eksper incelemesi yapılmadığını, dava dışı ... ... de aracı satılacakken alıcı tarafından eksper incelemesi yapılması istendiğini, bunun üzerine alınan eksper raporunda aracın ön kaputunun değiştiği tespit edildiğini, yaşanılan olaylar üzerine müvekkili şirket tarafından davalı firmaya başvurulmuş ancak davalı firma 05.01.2021 tarihli yazısı ile kaputun orjinal olduğunu, değiştiği hususunu kabul etmediğini bildirdiğini, müvekkili şirket aracın ön kaputunun değişmesinden dolayı Üsküdar 22. Noterliği'nin 06.01.2021 tarih, ... yevmiye no.lu Araç Satış Sözleşmesi ile dava dışı ... ... iade aldığını, ... Noterliği'nin 22.01.2021 tarih, ... yevmiye no.lu ihtarnamesi ile de davalı firma tekrar ihtar edilmiş ancak, davalı firma tarafından geri dönüş yapılmadığını, İstanbul Anadolu Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/18 Değişik iş sayılı dosyası üzerinden delil tespiti talep edildiğini, 15.02.2021 tarihli bilirkişi raporu aldırılmıştır. Anılan raporda " tespit konusu ... plakalı aracın motor kaputunun değişmiş olduğu, mevcut hasar özelliği nedeniyle gizli ayıp olduğu, araçtaki hasar nedeniyle 22.800-TL bedelle değer kaybı oluştuğu" açıkça ifade edildiğini, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu, 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve alınan bilirkişi raporu uyarınca "sıfır" olarak alınan aracın ön kaputunun değişmesi gizli ayıplı olup, davalı firma bu durumdan dolayı ağır kusurludur. Tüm iyiniyetli yaklaşımlara rağmen, davalı firma müvekkili şirketin zararını tazmin etmemiş, arabuluculuk aşaması olumsuz sonuçlandığını, müvekkili şirketin uğradığı zararın tazmini için işbu davayı açmak zorunluluğumuz hasıl olduğunu, fazlaya ilişkin dava ve talep haklarımız saklı kalmak kaydıyla, 22.800,00 TL araç değer kaybının 24.07.2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu araçta davacının iddia ettiğinin aksine gizli bir ayıp bulunmadığını, müvekkili şirket ... marka araçların yetkili satıcısı ve servis sağlayıcısıdır. ... marka araçların Türkiye distribütörlüğünü ... ... İthalat ve Dağıtım A.Ş yaptığını, müvekkili şirket gerek aracın satış işlemleri gerek servis işlemlerinin gerçekleştirilmesi noktasında yetkili satıcı ve servis sağlayıcı bayi olarak üzerine düşeni eksiksiz yerine getirtiğini, aracın müvekkil şirkette aldığı servis hizmetlerinin 24.10.2020 tarihinde ve 11.038 Km'de ... ... adına kayıtlı ilgili araç bakım ve arka fren servisi uyarısı ile ... Oto Antalya'ya gelmiştir. Bakım işlemi ve balata değişimi aynı gün tamamlandığını, bununla birlikte arka fren kaliperleri Teknik Bülten kapsamında Almanya siparişi olduğunu 17.11.2020 tarihinde ve 15.921 Km'de değiştirildiğini, garanti kapsamında faturası kesildiğini, müvekkili şirketi yetkili servisi tarafından araç üzerinde bahsi geçen işlemler dışında başkaca bir işlem gerçekleştirilmemiş olup, servis tarihçesi incelendiği takdirde de motor kaputu ile ilgili de bir işlemin gerçekleştirilmediği görüleceğini, bahse konu araç 25.07.2020 tarihinde trafiğe çıkmış olsa da satışından bugüne dek geçen kısa süre zarfında 3 veya 4 kez el değiştirdiğini, tüm bu süreç içerisinde, değişen kullanıcıların aracı nasıl kullandığı, hangi kazalara karıştığı, bu kazaların ardından yetkisiz servisler tarafından ön kaputa işlem yapılıp yapılmadığı tam olarak bilinmediğini, araçta üretimden kaynaklı bir ayıbın var olduğu, bu ayıptan da yetkili satıcı müvekkil şirketin sorumlu olduğu iddialarının sadece altı boş iddialar olduğu açık olduğunu, aracın daha önceki sahiplerinin elinde hangi servislerde ne gibi işlemlere tabi tutulduğunu, araç üzerinde daha önceki sahiplerinde iken merdiven altı diye tabir edilen yerlerde kayıtsız işlemlerin de yapılmış ihtimali bulunduğunu, ön kaput değişimine bağlı olarak araçta meydana geldiği iddia edilen değer kaybından müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını, aracın satış tarihinden son el değiştirdiği tarihe kadar yetkisiz servislerde işlem görüp görmediği, ruhsat sahipleri tarafından kazaya karışıp karışmadığı hususları birer muamma olduğunu, müvekkili şirketin delil tespiti aşamasında takdir edilen 22.800,00 TL tutarındaki değer kaybından sorumlu tutulamayacağı sabit olduğunu, her ne kadar değer kaybından müvekkili şirketin sorumlu olmadığı ortada olsa da bahse konu araç için tespit edilen değer kaybı tutarının fahiş olduğunu, davanın davacı tarafın hak düşürücü süre ve zaman aşımı süresi içinde ayıp ihbarında bulunulmamış olması nedeniyle reddini, davanın esasına girişilmesi durumunda esas yönünden haksız ve mesnetsiz olarak açılan davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İhbar olunan vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu herhangi bir ayıp bulunmadığını, davacının “ayıp” olarak nitelendirdiği hususlar kullanım hatasına ve/veya müşteri memnuniyetsizliğine dayandığını, davacı tarafın iddialarına dayanak aldığı tespit raporu yüzeysel bir incelemeye dayalı olup, varsayıma dayalı olarak sonuca varıldığını, haliyle hukuki bir geçerliliği bulunmadığını, öncelikle ve önemle beyan etmek gerekir ki tespit konusu araç üzerinde, yeterli ve teknik nitelikte bir inceleme yapılmadığını, zira delil tespiti dosyasına konu bilirkişi incelemesi laboratuvar ortamında yapılması gerekirken Kadıköy'de bir otoparkta yapıldığını, bu bağlamda salt aracın yüzeysel dıştan incelenmesi ile yetinilmiş ve salt davacının iddiaları doğrultusunda bir takım değerlendirme ve yargılarda bulunulduğunu, öte yandan sayın bilirkişi, ulaşmış olduğu sonuca ilişkin yeterli, somut ve denetime elverişli teknik bir gerekçe de göstermemiş, devamında herhangi bilimsel ve teknik gerekçeye dayanmadan, varsayıma dayalı olarak direkt aracın ayıplı olduğu ve 22.800 TL değer kaybı sonucuna ulaşılması dayanaksız ve hukuka aykırı olduğunu, delil tespiti raporunda yer verilen değer kaybına ilişkin hesaplama da gerekçe ihtiva etmemektedir. Raporda aracın satın alındığı tarihten itibaren kullanıldığı hususu nazara alınmamış, salt davacı tarafın beyan ve talepleri ile rapor hazırlandığını, hak düşürücü nitelikteki ayıp ihbar yükümlülüğüne uyulmadığı, davanın reddini, esas yönünden haksız ve mesnetsiz olan davanın reddini, davacının değer kaybı ve değer kaybına 24.07.2020 tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi işletilmesi taleplerinin reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 15/12/2022 tarih ve 2021/281 Esas - 2022/922 Karar sayılı kararında;"........Dava konusu aracın davalıdan sıfır olarak alınmış olmasına rağmen aracın satış yapılacağı sırada yapılan ekspertiz sonucu ve daha sonra delil tespiti dosyasında alınan bilirkişi raporunda aracın kaputunun değişmiş olduğunun tespit edildiği, mahkememizce araç üzerinde inceleme yaptırılmadığı, davalı vekili ve ihbar olunan vekilinin aracın labaratuvar ortamında incelemesini talep etmişse de araç üzerinde daha önce yapılan incelemelerin yeterli olduğu kanaatine varılmakla zaman, emek ve masraflar düşünüldüğünde yeniden inceleme yapılması talebinin reddine karar verildiği, aracın davalıdan sıfır olarak alındığı esnada kaputunun değişmiş olduğunun anlaşıldığı, söz konusu ayıbın gizli ayıp olduğu, her ne kadar davalı vekili zamanaşımı ve hak düşürücü süre defi ve itirazında bulunmuş olsa da davacı tarafın sıfır olan araçta ekspertiz incelemesi yaptırmamasının hayatın olağan akışına uygun olduğu, daha onra aracın satışı sırasında ekspertiz incelemesi yapıldığından ilk kez durumu öğrendikleri ve öğrenme tarihi olan 29.12.2020 tarihinden hemen sonra bu durumu davalı satıcıya bildirdiği, davalı satıcının 05.01.2021 tarihli cevap yazısından ayıp hususunun davalıya bildirildiğinin anlaşıldığı, dolayısıyla ayıp ihbarının makul sürede yapıldığı anlaşıldığından zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazının reddine karar vermek gerektiği, raporda davacı tüketici olarak değerlendirilip bu hususta birtakım açıklamalar yapıldığı, davacının tüketici vasfında olmadığından rapordaki bu hususların dikkate alınmadığı, ancak davaya konu kaput hasarının davalı ve ihbar olunan arasındaki süreçte meydana gelen bir hasar olduğundan, davalı satıcının bu durumu bilmese bile ayıptan sorumlu olduğu, her ne kadar davalı vekili, aracın kısa zamanda birden fazla el değiştirmesi nedeniyle hasarın bu aşamalarda meydana gelmiş olabileceğini ileri sürmüş olsa da aracın SBM kayıtlarında daha önce kazasının olmadığı, ayrıca davacı şirketin kaputun değişmiş olduğu durumunu davalı şirkete bildirdikten sonra, davalı şirketin 05/01/2021 tarihli yazısında; aracın kaput boyasının orijinal ve üretici standartları dahilinde olduğunun bildirildiği, ancak o sırada kaputun değişmiş olması nedeniyle davalı tarafın söz konusu savunmasına itibar edilmediği, sonuç olarak aracın ayıplı olduğuna dair tespit içeren bilirkişi raporuna itibar edildiği, davalının araçta meydana gelen değer kaybı zararını karşılamak zorunda olduğu, trafik kazalarında Yargıtay’ın uygulamış olduğu aracın kaza öncesi 2. el değeri ile kaza sonrası onarılmış aracın 2.el değeri arasındaki farkın değer kaybına eşit olacağı kriterine göre hesaplama yapılan raporda değer kaybının 20.000,00 TL olarak tespit edildiği, raporun gerekçeli ve denetlenebilir olması nedeniyle davacının tüketici olarak nitelendirilmesi dışındaki diğer tespitlerin hükme esas alındığı, araçta 20.000,00 TL değer kaybı oluştuğu anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne karar vermek gerektiği, davacının davalıya davadan önce başvurduğu, davalının 05/01/2021 tarihli yazı cevabından bu hususun anlaşıldığı, dolayısıyla davalının bu tarihte temerrüde düştüğü anlaşılmakla 20.000,00 TL değer kaybı alacağına 05/01/2021 tarihinden itibaren avans faiz işletmek suretiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesi ile, ''Davanın KISMEN KABULÜNE, 1-20.000,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 05/01/2021 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye talebin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece usule ilişkin itirazları incelenmeden eksik ve hatalı hüküm kurulduğunu, dava konusu araçta gizli ayıp olduğunu kabul etmemekle birlikte araçta gizli ayıbın mevcut olduğu kabul edilecek dahi olsa hak düşürücü sürelere uyulmadığını, dava konusu aracın 24.07.2020 tarihinde müvekkil şirket ... Oto'dan satın alındığını, işbu yargılama bakımından bakıldığında, her iki tarafında tacir olduğu, dolayısıyla söz konusu uyuşmazlıklara ilişkin Türk Ticaret Kanunu'nun ayıba ilişkin hükümlerinin uygulanacağının açık olduğunu, TTK m. 23/C hükmünün "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür." düzenlemesini içerdiğini, İlgili madde somut olaya uygulandığında; davacının kanunda öngörülen 8 günlük süre içerisinde aracını incelemediği ve incelettirmediği, aynı süre içerisinde müvekkil şirkete aracın ayıplı olduğuna dair herhangi bir bildirimde bulunmadığının görüleceğini, kaldı ki davacı tarafın bizzat kendisi de araç satın alındıktan sonra ekspertiz incelemesi yaptırılmadığını kabul ettiğini, kanunun ayıba ilişkin bildirimleri süreye bağlamasındaki amacın her iki tarafın da basiretli bir tacir gibi iş görmesini sağlamak olduğunu, T.T.K m. 18/2 ''Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir.'' hükmünün de bu amacı desteklediğini, Yasanın amir hükmünden de görüldüğü gibi gizli ayıplar derhal satıcıya bildirilmediği takdirde alıcının satım konusu malı bu haliyle kabul etmiş sayılacağını, davacı şirketin dava konusu ayıba ilişkin durumu satış tarihinden yaklaşık 7 ay sonra müvekkil şirkete bildirdiğini, kanun gereğince de aracı bu ayıpla birlikte kabul etmiş sayılacağını,Sonuç olarak, dava konusu aracın üretimden kaynaklı bir ayıbı olduğunu kabul etmemekle birlikte, bir an için ayıplı olduğunu düşünülse dahi yukarıda izah edilen gerekçeler ışığında davacı tarafın gerek Borçlar Kanunu’nda gerekse de Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen derhal ihbar sürelerine ilişkin yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve hak düşürücü süreler içerisinde ihbarda bulunmadığını, bu durumda davacının aracı satın aldığı hali ile kabul ettiğinin ve dava konusu taleplerin müvekkil şirketçe karşılanamayacağının kabulünün gerektiğini, İhbar sürelerine ilişkin itirazlarına ilk derece yargılaması boyunca yer vermiş olmalarına rağmen bu itirazlarının yerel mahkeme tarafından dikkate alınmadığını ve gerekçeli kararda da bu hususa ilişkin hatalı bir değerlendirmede bulunulduğunu, tüm bu sebeplerle ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın kaldırılması gerektiğini, Müvekkil şirketin bahse konu aracı sıfır ve ayıpsız olarak davacıya satmış olduğunu, aracın müvekkil şirket bünyesinde herhangi bir boyama işlemine tabi tutulmadığını, aracın servis kayıtlarında da müvekkil şirkette boyama işlemi görmediği sabit iken yerel mahkeme tarafından eksik ve hatalı tespitler içeren bilirkişi raporu dikkate alınarak hüküm kurulduğunu, Davaya konu ... marka aracın Türkiye distribütörünün ... ... İthalat ve Dağıtım A.Ş. olduğunu, müvekkil şirketin ... Firması tarafından ithal edilen bu araçların yetkili satıcısı ve servisi konumunda olduğunu,TBK m. 219'da ayıplı mal tanımının “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur” şeklinde yapıldığını,Davaya konu aracı hali hazırda 2,5 senedir sorunsuzca kullanılmakta olduğunu, bahse konu boyama işleminin de sürüş güvenliğini etkileyecek, tehlikeye sokacak veya kullanıma engel teşkil edecek nitelikte olmadığını, gerek yasa metni kapsamında, gerek öğretide ve gerekse Yargıtay uygulamasında davaya konu aracın bu haliyle ayıplı sayılabilmesinin mümkün olmadığını,Müvekkil şirketin ihbar olunan ... firması tarafından ithal edilen aracı tamamen orijinal haliyle hiçbir işlem yapmadan davacıya sattığını, davaya konu aracın 24.10.2020 tarihinde ve 11.038 Km’de bakım ve arka fren servisi uyarısı ile müvekkil şirket ... Oto Antalya'ya geldiğini, bakım işlemi ve balata değişiminin aynı gün tamamlandığını, bununla birlikte arka fren kaliperleri Teknik Bülten kapsamında Almanya siparişi olduğundan 17.11.2020 tarihinde ve 15.921 Km’de değiştirilmiş ve garanti kapsamında faturası kesilmiş olduğunu,Müvekkil şirketin yetkili servisi tarafından araç üzerinde bahsi geçen işlemler dışında başkaca bir işlem gerçekleştirilmemiş olduğunu, servis tarihçesi incelendiği takdirde de motor kaputu ile ilgili de bir işlemin gerçekleştirilmediğinin görüleceğini, aracın servis kayıtlarından da aracın müvekkil şirkette boya işlemi görmediğinin sabit olduğunu, 04.06.2022 tarihli bilirkişi raporunda ise Bilirkişinin araç üzerinde herhangi bir inceleme yapmadığını, sadece dosya üzerinden gerçekleştirdiği inceleme neticesinde de bilgi ve belgeleri özetlemek suretiyle birtakım tespitlerde bulunduğunu, tüm dosya kapsamında aracın davacıya satışından önce müvekkil şirkette boyama işlemine tabi tutulduğuna ilişkin herhangi bir bilgi, belge veya kayıt olmamasına rağmen bilirkişinin son derece hatalı bir şekilde müvekkil şirketi %100 kusurlu olarak atfettiğini, bununla birlikte bilirkişinin daha evvel cevap dilekçesinde belirttikleri aracın kısa süre içerisinde 3-4 kez el değiştirdiği ve tüm bu süreç içerisinde, değişen kullanıcıların aracı nasıl kullandığı, hangi kazalara karıştığı, bu kazaların ardından yetkisiz servisler tarafından ön kaputa işlem yapılıp yapılmadığı hususlarını ise incelemediğini, hal böyle iken; araçta üretimden kaynaklı bir ayıbın var olduğu, bu ayıptan da yetkili satıcı müvekkil şirketin sorumlu olduğu iddialarının sadece altı boş iddialar olduğunu, bu noktada asıl incelenmesi gereken hususun aracın kimlerin elinde, ne gibi işlemlere tabi tutulduğu olduğunu, yerel mahkemece bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini ve eksik incelemeler içeren işbu rapor dikkate alınarak hatalı bir hüküm tesis edildiğini, Davaya konu araçta herhangi bir değer kaybı meydana gelmediğini, mahkemece değer kaybı hususunda hatalı tespitler içeren bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle hüküm kurulduğunu, müvekkil şirketin davaya konu aracı tamamen orijinal olarak ve hatasız şekilde davacıya sattığını, dava konusu aracın kaputu, kaput boyası ve tüm aksamlarının orjinal ve üretici standartları dahilinde olduğunu, bu sebeple bilirkişi tarafından hesaplanan 20.000,00-TL tutarındaki değer kaybı hesaplamasının ve bu doğrultuda tesis edilen yerel mahkeme kararının kabulünün mümkün olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, satış sözleşmesi kapsamında davalı tarafından davacıya satılıp teslim edilen aracın gizli ayıplı olduğu iddiası ile değer kaybı alacağının tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut olayda davacı taraf, dava konusu ... şase numaralı, 2020 model ... 320i marka otomobili, davalı ... Oto'dan 24.07.2020 tarihinde 475.530,25-TL'ye 0 olarak satın aldığını, sıfır olarak satın alındığından tekrardan exper raporu alınmadan Üsküdar 22. Noterliği'nin 06.08.2020 tarih, ... yevmiye no.lu Araç Satış Sözleşmesi ile dava dışı ... ... 'e satıldığını, dava dışı ... ...'in de aracı satmak istemesi üzerine alıcı tarafından eksper incelemesi yaptırılması istenmesi üzerine alınan 29/12/2020 tarihli eksper raporunda aracın ön kaputunun değiştiğinin tespit edildiğini, yaşanılan olaylar üzerine davalı firmaya başvurulduğunu ancak davalı firmanın 05.01.2021 tarihli yazısı ile kaputun orjinal olduğunu, değiştiği hususunu kabul etmediğini bildirdiğini, aracın ön kaputunun değişmesinden dolayı aracın tekrardan Üsküdar 22. Noterliği'nin 06.01.2021 tarih, ... yevmiye no.lu Araç Satış Sözleşmesi ile dava dışı ... ... iade alındığını, ... Noterliği'nin 22.01.2021 tarih, ... yevmiye no.lu ihtarnamesi ile de davalı firmaya tekrar ihtar edildiğini ancak, davalı firma tarafından geri dönüş yapılmadığını, bunun üzerine İstanbul Anadolu Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2021/18 D.iş sayılı dosyası üzerinden delil tespiti talep edilip, 15.02.2021 tarihli bilirkişi raporu aldırıldığını, anılan raporda " Tespit konusu ... plakalı aracın motor kaputunun değişmiş olduğu, mevcut hasar özelliği nedeniyle gizli ayıp olduğu, araçtaki hasar nedeniyle 22.800-TL bedelle değer kaybı oluştuğu" nun tespit edildiğini, delil tespiti aşamasında 22.800-TL olarak tespit edilen değer kaybı tutarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı tarafça İstanbul Anadolu Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2021/18 D.iş sayılı dosyası üzerinden yaptırılan delil tespiti üzerine düzenlenen 15.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda;'' Araçta yapılan İincelemelerde aracın çalışır halde olduğu belirlenmiş olup kaporta incelemesinde; kaputu menteşelere sabitleyen cıvata ve somunların altıgen köşelerinde ezilmeler ile üzerlerindeki boyalarda dökülme ve damlacıklar bulunduğu, motor kaputundaki mevcut sıyrık altındaki boyanın siyah renkte ve astar özellikte olmadığının tespit edildiğini, tespit konusu arâçta belirlenen kaporta aksamındaki kaput değişiminin alıcı tarafça fark edilemeyecek özellik ve nitelikte olduğu dikkate alındığında aracın gizli ayıplı olduğu, keza tespiti istenen değer kaybının ise 20.03.2020 tarih, ... sayılı Resmi Gazetede yayınlanan ZMM Genel Şartları|tebliğine göre hesaplandığında; araçtaki hasar nedeniyle 22.800TL değer kaybı oluştuğu belirtilmiştir.Mahkemece makine mühendisi bilirkişiden alınan raporda ise; Aracın periyodik bakım ve arızası için düzenli olarak yetkili servislere götürüldüğü yukarıda verilen tabloda görüldüğünü, SBM kayıtlarına göre davaya konu plakaların tüm kayıtları çıkarılarak gönderildiğini, gönderilen bilgilerde hatalı bir durum olmadığını, sadace araca verilen plakaların, davaya konu aracın trafiğe girmesinden önceki araç bilgilerini de kapsayacak geniş şekilde gönderildiğini, SBM kayıtları incelendiğinde davaya konu aracın karıştığı herhangi bir kazanın görünmediğini ve herhangi bir kayda rastlanmadığını, yukarıdaki veriler değerlendir de davaya konu aracın davacıya satılmadan önce herhangi bir nedenle kaputunun hasarlandığı ve değiştirilmek zorunda kaldığının anlaşıldığını, alıcının araçtan beklentilerini karşılamadığı, satılan aracın satın alma süreci öncesinde hasarlanarak onarılmış olduğu nedeniyle sonradan ortaya çıkan gizli ayıplı olduğu kanaatine varıldığını, aracın motor kaputunun hasarlanmış ve onarılmış olduğu 29.12.2020 tarihinde ortaya çıktığı, davacının bu durumu hemen alıcıya bildirdiği, alıcının 05.01.2021 tarihli cevap yazısından anlaşılmakta olup ayıp ihbarının makul yasada belirtilen makul zaman içinde bildiriminin yapıldığı belirtilmiştir.6100 Sayılı HMK'nun 266. maddesi uyarınca, mahkemece çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerin mevcudiyeti nedeniyle bilirkişi raporu alınmasından sonra, raporun hüküm kurmaya elverişli olmaması veya yeterince açık olmaması sebebiyle denetlenememesi ya da tarafların rapora itiraz etmeleri halinde HMK'nın 281. maddesi uyarınca bilirkişiden ek rapor alınması veya yeni bir bilirkişi aracılığıyla incelemenin tekrarlanması mümkün olup, somut dosyada mahkemece alınan bilirkişi raporu denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli olduğu görülmekle, mahkemece bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilerek karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 146.maddesine göre hakim delillerden davanın yeterince aydınlandığı kanaatine varırsa tahkikatı bitirebilir. İlk derece mahkemesince gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde davalı vekilinin, hükme elverişsiz bilirkişi raporuna göre karar verildiğine yönelik istinaf nedeni yerinde değildir. İlk Derece Mahkemesine sunulan deliller, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu içeriğindeki tespitler gözetildiğinde; Dava konusu aracın kaporta incelemesinde; kaputu menteşelere sabitleyen cıvata ve somunların altıgen köşelerinde ezilmeler ile üzerlerindeki boyalarda dökülme ve damlacıklar bulunduğu, motor kaputundaki mevcut sıyrık altındaki boyanın siyah renkte ve astar özellikte olmadığının tespit edildiği, tespit konusu arâçta belirlenen kaporta aksamındaki kaput değişiminin alıcı tarafça fark edilemeyecek özellik ve nitelikte olduğu dikkate alındığında aracın gizli ayıplı olduğunun belirtildiği, konuya ilişkin veri tabanında aracın bir kaza geçmişi bilgisinin olmadığı, aksinin davalı tarafça ispatının gerektiği, aracın kaza geçirdiğine ilişkin dosya kapsamına göre delil olmadığı, buna göre aracın ayıplı olarak satıldığı anlaşılmakla; Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, yönelik verilen kararda yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine, karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.366,20 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 341,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.024,70 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 11/09/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.