T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2023/111 Esas
KARAR NO:2025/1211 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2020/159 Esas- 2021/652 Karar
TARİHİ:05/10/2021
DAVA:İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:10/07/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil banka ile davalılardan ... Arasında imzalanan kredi genel sözleşmesine istinaden borçlu şirkete ... Portföy İşletme Kredisi kullandırıldığını, davalılardan ...'ın ise müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla kredi sözleşmesini imzaladığını, Kredi borcunun ödenmemesi üzerine borçlulara, Beşiktaş ... Noterliği'nin 19.09.2018 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesinin gönderildiğini, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle borçlular hakkında.... sayılı dosyası ile toplam 2.906.122,46 TL üzerinden 03.10.2018 tarihinde icra takibi başlatıldığını, davalı borçlular vekili tarafından dosyaya sunulan dilekçelerle yetkiye, borç aslına, işletilen faize ve ferilerine itiraz edildiğini, ancak işbu itirazların haksız ve mesnetsiz olduğunu, davaya konu kredi Kobi ... İşletme Kredisi olduğunu, kredinin kefaletinde... Fonu kefaleti bulunduğunu, ...Fonu ile müvekkil banka arasında imzalanan protokoller gereğince, ... tarafından yapılan tazminlerde borçlunun borcunun devam ettiğini, bankanın ...Fonuna vekaleten takip işlerine devam ettiğini, işbu kredi ile ilgili olarak 29.11.2018 tarihinde ... Fonundan sağlanan 2.345.968,52 TL'lık tazmin bedelinin borçludan yapılan bir tahsilat olmadığını ve başkaca bir tahsilatın da bulunmadığını belirterek sonuç olarak; davalıların .... Sayılı dosyasına yapmış olduğu tüm itirazların iptaline ve takibin devamına, takibe haksız itirazda bulunan davalıların itiraz edilen alacağın 96 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkile kanuna uygun bir ihtarname iletilmediğini, dolaysısıyla faizin işletileceği tarih bakımından netlik bulunmadığını, icra emrinde de faizin hangi tarih referans alınarak işletildiği de açıkça yazılmadığını, ödeme emri ve takip talebi incelendiğinde, faiz oranının fahişliğinin fark edileceğini, Genel Kredi Sözleşmesini imzalayan taraf müvekkillerden ... olmadığını, bu nedenle sözleşmede belirtilen fahiş sözleşmesel faiz oranlarından kefil ...'ın sorumlu olmayacağını, belirterek sonuç olarak; alacaklının ... Sayılı dosyasındaki itirazının iptaline yönelik açtığı haksız davanın reddine ve alacaklı aleyhine alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 05/10/2021 tarih ve 2020/159 Esas- 2021/652 Karar sayılı kararında;"Dava;İ.İ.K.nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, yapılan ilamsız icra takibine karşı davalının vaki itirazının iptali ve icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması istemine ilişkindir. ...İddia, savunma, dosya içeriği deliller ve alınan bilirkişi raporuna göre; davacı banka ile davalı kredi lehdarı şirket arasında 14/04/2017 tarihli 4.500.000,00-TL limitli genel kredi sözleşmesi yapıldığı, sözleşmenin yapıldığı tarih itibariyle davalı şirketin yetkilisi olan davalı ...'ın sözleşmeyi 6.000.000,00-TL limitle müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, kefaletin TBK'nun 583 maddesi kapsamında geçerli olduğu, yukarıda belirtilen genel kredi sözleşmesi kapsamında davalı kredi lehdarı şirkete dava ve takip konusu ... nolu Portföy 2 İşletme Kredisi kullandırıldığı, kredinin ... kefaleti ile kullandırıldığı, kredinin en son 19/05/2018 tarihli 13.taksidinin ödendiği, daha sonraki taksitlerin ödenmemesi üzerine hesabın 19/09/2018 tarihinde kat edildiği, 1 günlük mehil içeren kat ihtarının davalılara 21/09/2018 tarihinde tebliğ edildiği, böylece davalıların 23/09/2018 tarihi itibariyle temerrüde düştükleri tespit edilmiştir. Anılan kredi için akdi faiz oranının yıllık %13,80, temerrüt faiz oranının ise yıllık %39 olarak kararlaştırıldığı, bilirkişi raporu ekinde bulunan ödeme planından anlaşılmaktadır. Her ne kadar genel kredi sözleşmesi kapsamında temerrüt faizine yönelik çerçeve hüküm mevcut ise de; borçlandırıcı işlemin genel kredi sözleşmesi olmadığı, bu sözleşme limitleri dahilinde kullandırılan müstakil krediler olduğu açıktır. Başka ifade ile çerçeve mahiyetteki genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan her bir kredi kalemi, kredi lehdarının talebi, bankanın da kabulü ile kurulan ayrı kredi sözleşmeleri mahiyetindedir. İlgili kredi kalemi bakımından, genel kredi sözleşmesinde yer alan çerçeve nitelikteki temerrüt faiz oranından ayrı bir temerrüt faiz oranı kararlaştırılması mümkün olup, banka ve kredi lehdarı bu oran ile bağlıdır. Dava ve takip konusu krediye ilişkin ödeme planında akdi ve temerrüt faiz oranları açıkça kararlaştırıldığından, bu kredi kalemi için tespit edilen temerrüt faiz oranı davacı bankayı ve davalı kredi lehdarını bağlayacaktır.Bilimsel verilere göre hazırlanmış, teknik açıdan yeterli ve denetime açık ile takip tarihi itibariyle davacının davalılardan 2.651.453,94-TL asıl alacak, 32.126,20-TL işlemiş temerrüt faizi, 8.193,91-TL BSMV olmak üzere toplam 2.691.774,05-TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi tarafından hesaplama yapılırken isabetli olarak yıllık %13,80 akdi faiz oranı ve yıllık %39 temerrüt faiz oranı esas alınmıştır. İzah edilen gerekçelerle Mahkememizce takip ile istenen yıllık %43 akdi faiz oranı ve yıllık %55,90 temerrüt faiz oranı yerinde görülmemiş, dava ve takip konusu kredi için taraflarca kararlaştırılan ve ödeme planında yer alan, bilirkişi tarafından da hesaplamada kullanılan faiz oranları hükme esas alınmıştır.Davalı kefile kat ihtarının tebliğ edildiği de göz önünde bulundurulduğunda, TTK'nun 7 ve TBK'nun 589 maddeleri uyarınca davalı kefilin yukarıda tespit edilen bu borçtan ve kendi temerrüdünün sonuçlarından, davalı kredi lehdarı şirket ile birlikte müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğu anlaşılmıştır.Takip ve dava tarihi arasında... A.Ş tarafından davacı bankaya 29/11/2018 tarihinde 2.345.968,52-TL ödeme yapılmış olmakla birlikte, Bakanlar Kurulunun 14.07.2009 tarih ve 15197 sayılı olup 15.07.2009 tarihli 27289 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan kararının m.4 d.4 hükmü ve 29.03.2020 tarihli 2325 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının (30.03.2020 tarihli 31084 sy Resmi Gazete) m.5 deki "Teminat sonrası takip süreçleri Kurum tarafından yapılan tazmin ödemesi dahil olmak üzere kredi alacağının tümü üzerinden kredi verenlerce yürütülür. Kurum tarafından yapılan tazmin ödemeleri, kredi verenlerce alacağın tümü üzerinden yürütülen takip işlemlerinde takibe konu alacak miktarını düşürmez" hükmü uyarınca ...tarafından yapılan ödeme takip borcundan düşülmemiştir.Davacının hüküm altına alınan alacağı likit nitelikte olup, davalıların itirazlarında haksız bulundukları anlaşıldığından, İ.İ.K.nun 67/2. maddesi hükmü gereğince davalılar aleyhine takdiren tespit edilen toplam alacak tutarının % 20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiştir..."gerekçesi ile,''1-DAVANIN KISMEN KABULÜNE; ... sayılı takip dosyasına davalılar tarafından yapılan itirazın (tahsilde tekerrür olmamak üzere); 2.651.453,94-TL asıl alacak, 32.126,20-TL işlemiş temerrüt faizi, 8.193,91-TL BSMV olmak üzere toplam 2.691.774,05-TL alacak yönünden İPTALİ ile, takibin; 2.651.453,94-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %39 oranında işletilecek temerrüt faizi ile birlikte DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2- Hüküm altına alınan 2.691.774,05-TL'nin takdiren % 20 si oranında 538.354,81-TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş ve reddedilen kısım üzerinden davacı Banka aleyhine vekalet ücretine hükmedildiğini, fakat dosyada mübrez bulunan arabuluculuk ilk ve son toplantı tutanağından da görüleceği üzere, davalı tarafın toplantılara iştirak etmediğini ve bu sebeple davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu,Firmadan olan davacı Banka anapara alacağının, firmaya 19.04.2017 tarihinde kullandırılan ... Kredisi’ nin borçlu tarafından ödenen son taksit olan 19.05.2018 tarihli 13. taksitinden sonra kalan anapara bakiyesi olan 2.519.701,98.-TL olarak dikkate alındığının görülmüş olmakla birlikte firmaya kullandırılan söz konusu krediye ilişkin tahakkuk eden Banka faiz alacağının %5’i oranında hesaplanan BSMV tutarlarının, tahakkuk tarihlerinde Bankaca ilgili vergi dairesine ödenmesi nedeniyle tahakkuk eden ancak tahsil edilemeyen BSMV tutarlarının da anapara alacağı olarak dikkate alınması, dolayısıyla Banka anapara alacağının ödenmeyen ilk taksit tarihinden takibe aktarım tarihine kadar tahakkuk eden ancak tahsil edilemeyen BSMV tutarlarının da dahil edilerek -Bankaca borçlulara hitaben keşide edilen 19.09.20218 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamede de esas alındığı üzere 2.523.978,94.-TL (Taksit Tarihi: 19.06.2018- Bsmv tutarı 1.448,,83.-TL+ Taksit Tarihi: 19.07.2018- Bsmv tutarı 1.425,75.-TL+ Taksit Tarihi: 19.08.2018- Bsmv tutarı 1.402,,38.-TL ) olarak kabul edilmesi gerektiğini,Bilirkişi raporunda davacı Banka akdi faiz alacağı hesaplanırken konu taksitli krediye ilişkin ödeme planında görülen aylık %1,15 (yıllık %13,80) oranından hesaplama yapıldığından akdi faiz alacak kaleminin eksik hesaplandığı, taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinin 11/2, 12 ve 21/2 maddeleri uyarınca borçlu ve kefillerin davalı Bankadan kullandıkları kredilere uygulanmakta olan faiz oranlarının müşteriye daha önceden ihbarda bulunma zorunluluğu olmaksızın tek taraflı olarak artırmaya Bankanın yetkili olduğunu ve borçlu ve kefiller bankadan kullandıkları kredilere ilişkin olarak vadelerinde ödenmeyen anapara ile hesaba tahakkuk ettirilmiş olan fakat zamanında ödenmeyen faiz, komisyon, ücret, masraf, fon kesintisi, vergi ve diğer eklentileri, bunlardan oluşan meblağlara Bankaca kredilere uygulanan en yüksek faiz oranına, bu oranın %50’sinin ilavesi suretiyle bulunacak oran üzerinden faiz uygulama yetkisine sahip olduğunu kabul ve taahhüt ettiği dikkate alındığında, bilirkişi raporunda dikkate alınmayan (firma kredisini düzenli olarak ödemeye devam etseydi firma tarafından ödenecek olan) 19.06.2018 ve 19.07.2018 tarihli gecikmeli (vadesinden ödenmeyen) taksitlerine 18.09.2018 kat tarihine kadar ödeme planı faiz oranı yerine %55,90 temerrüt faizi uygulanması, ödenmeyen taksitlerin faizleri ile BSMV toplamlarının da hesaplamaya ilave edilmesi ve vadesinde ödenmeyen son taksit tarihindeki kalan anapara tutarına %55,90 temerrüt faizi uygulanarak hesaplamanın revize edilmesi gerektiğini,Bilirkişi raporunda temerrüt faizi alacak kaleminin eksik hesaplanması ile ilgili olarak ise; her ne kadar icra takibinde anapara alacakları kapitalize edilmemiş olsa bile, akdi faizin anaparaya eklenerek temerrüt faizinin işletilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığını, Türk Ticaret Kanunu’nun 8/2 maddesinin “Üç aydan aşağı olmamak üzere, faizin anaparaya eklenerek birlikte tekrar faiz yürütülmesi şartı, yalnız cari hesaplarla her iki taraf bakımından da ticari iş niteliğinde olan ödünç sözleşmelerinde geçerlidir” hükümleri gereğince, Banka ile borçlu firma arasında akdedilen kredi sözleşmesinin niteliği itibariyle ödünç sözleşmesi olduğu ve incelemeye konu kredinin Taksitli Ticari Kredi niteliğinde olması ve işbu kredilerin ödeme planında taksit, tutar ve vadeleriyle birlikte anapara, faiz, vergi, harç vb. yasal yükümlülükler toplamından oluşan her bir ödeme tutarının önceden belirlenmiş olması nedenleri ile hesabın kat edilmesinden önce ödeme planında geçerli olan vadesinde ödenmeyen ve geciken taksite ilişkin hesap kat tarihine kadar tespit edilen akdi faiz alacağına temerrüt faiz oranı uygulanarak faiz işletilmesi gerektiğini,Belirtilen sebeplerle usul ve yasaya aykırı yerel mahkeme kararının istinaf yolu ile incelenerek, istinaf taleplerinin ve davanın kabulüne, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili katılma yoluyla vermiş olduğu istinaf dilekçesinde özetle;Dava şartı olan arabuluculuk sürecinde davalılara usulüne uygun tebligat yapılmaması sebebiyle arabuluculuk dava şartının gerçekleşmediğini ve davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca reddedilen kısım yönünden davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin de usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davacı banka ile davalı asıl borçlu şirket arasından akdedilen, diğer davalının müteselsil kefil olduğu genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan ...Kredisinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı vekili istinaf sebebi olarak, anapara alacağının ödenmeyen ilk taksit tarihinden takibe aktarım tarihine kadar tahakkuk eden ancak tahsil edilemeyen BSMV tutarlarının da dahil edilmesi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda akdi faiz ve temerrüt faiz oranı ve miktarının yanlış hesaplandığını, akdi faizin anaparaya eklenerek temerrüt faizinin işletilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Dava ve takip konusu davalı asıl borçluya kullandırılan krediye ilişkin ödeme planında aylık %1,15 akdi faiz oranı üzerinden yıllık %13,80 akdi faiz oranı ve % 39,00 temerrüt faiz oranı kararlaştırılmak suretiyle davalı asıl borçluya kredi kullandırıldığı ve bu oranın tarafları bağladığı dikkate alındığında davacı bankaca takip talebinde artık sözleşme hükümlerine göre belirlenen akdi ve temerrüt faizi oranları üzerinden talepte bulunulması mümkün değildir. Yine davacı takip talebinde kat tarihinden temerrüt tarihine kadar işlemiş akdi faiz alacağını asıl alacakla kapitalize etmeksizin ayrı bir kalem olarak akdi faiz alacağı olarak talep ettiğinden taleple bağlılık kuralı gözetilerek bilirkişi tarafından takip tarihi itibarıyla belirlenen kredi alacağının hesaplanmasında akdi faiz alacağının asıl alacakla kapitalize edilmemesi ve bilirkişi tarafından en son taksinin ödendiği tarihten temerrüt tarihine kadar hesaplanan akdi faiz ve temerrüt tarihinden icra takip tarihine kadar hesaplanan temerrüt faizi olmak üzere işlemiş faiz üzerinden BSMV hesaplanması sebebiyle davacı vekili tarafından belirtilen dönemlere ilişkin BSMV'nin mükerrer olarak asıl alacağa eklenmemesi yerinde olup, davacı vekilinin aksi istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Davalı vekili istinaf sebebi olarak, dava şartı arabuluculuk sürecinin usulüne uygun olarak yürütülmemesi sebebiyle davanın dava şartı eksikliği sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Somut uyuşmazlığa konu arabuluculuk son tutanağı incelendiğinde arabuluculuk davet mektubunun her iki davalıya da şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresine gönderildiği ve tebliğ edildiğinin belirtildiği, her ne kadar davalı ...'ın mernis adresine tebligat çıkarılmamış ise de şirkete tebligat yapılması ve davalı şirketin münferiden yetkilisi olduğu dikkate alındığında arabuluculuk davetiyesi ve sürecinden haberdar olmadığının söylenemeyeceği, davalılar vekili tarafından gerçek kişi davalının mernis adresine tebligat gönderilmediği gerekçesi ile tebligatın usulüne uygun olmadığı ileri sürülmüş ise de, Yargıtay 9 Hukuk Dairesi'nin bölge adliye mahkemesi daireleri arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine dair 2022/3398 esas, 2022/5294 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; 6325 Sayılı Kanunun 18/A-2 bendi uyarınca, arabuluculuğa başvuran tarafın sürece ilişkin tek yükümlülüğü kendisine ve elinde bulunması hâlinde karşı tarafa ait her türlü iletişim bilgisini arabuluculuk bürosuna vermekten ibaret olduğu, arabulucuk sürecinin mevzuata uygun bir şekilde yürütülmesinde sorumluluğun arabulucuda olduğu, davacı tarafın bunu denetleme yetkisi ve yükümlülüğün bulunmadığı, davacı tarafından üzerine düşen yükümlülüklerin yerine getirilerek arabuluculuk dava şartına başvuru yapılmak suretiyle dava şartının yerine getirildiği anlaşılmakla davalı vekilinin aksi istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davacı tarafından taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre akdi ve temerrüt faiz oranı üzerinden talepte bulunulabileceğine ilişkin hukuki yorum yapılmak suretiyle belirlenen miktarlar üzerinden takibe geçildiği ve hukuki yorum farklılığı sebebiyle kötü niyetli olduğu söylenemeyeceğinden ve şartları oluşmadığından davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesi yerinde olup, davalı vekilinin aksi istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Mahkeme karar tarihinde yürürlükte bulunan 6325 sayılı Kanunun 18/A maddesinin 11.Fıkrasına göre taraflar geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur.Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez.Somut davaya konu arabuluculuk son tutanağı incelendiğinde davalılara arabuluculuk ilk toplantı gün ve saatine ilişkin davet mektubunun ... aracılığıyla davalı şirketin ticaret sicili adresine gönderildiği ve tebliğ edildiğinin, şirket telefonunun aranmasına rağmen kullanımda olmadığından iletişim kurulamadığının belirtildiği, her ne kadar davalı ... 'ın mernis adresine tebligat çıkarılmamış ise de şirkete tebligat yapılması ve davalı şirketin münferiden yetkilisi olduğu dikkate alındığında arabuluculuk davetiyesi ve sürecinden haberdar olmadığının söylenemeyeceği ve davalıların geçerli bir mazeret bildirmeksizin ilk toplantıya katılmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda mazeretsiz olarak arabuluculuk toplantısına katılmayan davalılar lehine reddedilen kısım yönünden vekalet ücreti takdir edilmemesi gerekirken Mahkemece aksi yönde karar verilmesi yerinde olmamış ve davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi haklı bulunmuştur.Sonuç itibariyle; davalıların istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalıların istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE,İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/10/2021 tarih ve 2020/159 Esas- 2021/652 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle,3-Davanın KISMEN KABULÜNE; ... sayılı takip dosyasına davalılar tarafından yapılan itirazın (tahsilde tekerrür olmamak üzere); 2.651.453,94-TL asıl alacak, 32.126,20-TL işlemiş temerrüt faizi, 8.193,91-TL BSMV olmak üzere toplam 2.691.774,05-TL alacak yönünden İPTALİ ile, takibin; 2.651.453,94-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %39 oranında işletilecek temerrüt faizi ile birlikte DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin reddine,-Hüküm altına alınan 2.691.774,05-TL'nin takdiren % 20 si oranında 538.354,81-TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, -Reddedilen kısma ilişkin davalıların kötü niyet tazminatı talebinin reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 183.875,085-TL nispi karar harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, 5- Davacı tarafndan yapılan 1.000-TL bilirkişi ücreti ve 99,50-TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.099,50- TL yargılama giderinin davadaki kabul ve red oranına göre 1.018,14-TL sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,6- Kabul edilen kısım yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT ye göre hesap olunan 112.276,93-TL nispi vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Reddedilen kısım yönünden davalılar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,8-Davalılar tarafından dosya üzerinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından ve yatırılan gider avansı olmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına,9-Arabuluculuk ücretinin davalılardan tahsili ile hazineye irat kaydına,10-HMK nun 333. Maddesi gereğince davacı tarafça yatırılan gider avansından artan kısmın hüküm kesinleştiğinde davacıya iadesine,
İSTİNAF YÖNÜNDEN:11-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından ayrı ayrı yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 12-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 13-Harçlar Kanunu gereğince ve Dairemiz karar tarihi itibariyle davalıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından istinaf aşamasında yatırılan 80,70 harcın mahsubu ile bakiye 534,70TL harcın davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 14-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 150,00 TL dosyanın istinafa gidiş/dönüş masrafı olmak üzere toplam 370,70 TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,15-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına,16-Bakiye gider bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 10/07/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.