T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/2250 Esas
KARAR NO : 2026/1348 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2019/9 Esas- 2023/579 Karar
TARİH: 21/09/2023
DAVA: Tazminat
KARAR TARİHİ: 02/07/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;davacı murisin davalı bankanın ... müşteri numaralı mevduat müşterisi olduğunu ve 2013 yılına kadar vadeli mevduat dışında bir yatırım ürünü kullanmadığını, kendi eliyle doldurduğu bireysel müşteri tanıma formlarında gayrimenkul sahibi olduğunu ve aylık 1.000-2.000-TL gelirinin bulunduğunu beyan ettiğini, davalı bankanın yoğun telkin ve yönlendirmesi ile 29.01.2013 tarihinde davacıya 150.000-TL kredi limitli Sermaye Piyasası Araçları Kredi Sözleşmesi imzalatılarak davacının davalı banka
tarafından hisse senedi piyasasına sokulduğunu, ilerleyen süreçte geriye dönük olarak 07.01.2013 tarihi atılan ve davacı muris tarafından doldurulmayan Sermaye Piyasası Araçları Kredisi İstek ve Bilgilendirme Formu ile davacı murisin kredi limitinin usulsüz şekilde 1.500.000-TL’ye, daha sonra 30.09.2014 tarihinde 2.000.000-TL’ye davalı banka tarafından çıkarıldığını ve suretlerinin davacı muriste bulunan boş formların davacıya imzalatılarak davalı bankaca davacının iyi niyetinin suiistimal edildiğini, söz konusu boş ve tarihsiz formların ... ve ... mevzuatına açık aykırı olduğunu, davacı murisin istemi ve iradesi dışı işlemlerin ispatını gösterdiğini, davacıya kendi zararına ve davalıların kârına olarak işlemler yapıldığını ve kredi kullandırıldığını, davacının 2015 yılı sonunda davalılar kaynaklı zarara uğratıldığını fark etmesi üzerine bilgi taleplerinde bulunmaya başladığını ve davalı bankanın 01.11.2016 tarihli yazısından 2013-2016 yılları arasında davacı
muris tarafından davalı bankaya 454.412,96-TL kredi faizi ödendiğini öğrendiklerini, davalı aracı kurumun 07.12.2015 tarihli yazısından 05.01.2015-14.08.2015 tarihleri arasında 31.955,63-TL hisse senedi işlem komisyonu ödendiğini öğrendiklerini, davalı banka ile diğer davalı aracı kurumun aynı holding çatısı altında ve organik bağ içinde davacıyı yanlış yönlendirmek ve piyasa tabiriyle çalkalama yapmak suretiyle davacıyı çok yüksek ve fahiş oranda kredi faizi ve işlem komisyonu ödemek zorunda bıraktıklarını, dosyaya celp edilecek delillerden, davacının günlük işlem hacimlerinin çok yüksek miktar ve sayıda olduğunun, davacının bu sayıda işlem yapılmasına ne yazılı ne de sözlü talimatının olmadığının veya olamayacağının belirleneceğini, davacının davalı banka ve aracı kurum tarafından yanlış bilgilendirilerek ve manipüle edilerek hisse senedi piyasasına sokulduğunu, aynı zamanda bu işlemleri yapabilmesi için çok yüksek meblağlı kredi hesabı açıldığını, bu süreçte davacının büyük zarara uğratıldığını, davalı bankanın uyguladığı kredi faizi ve faiz oranı konusunda davacının yazılı ve sözlü kabulünün bulunmadığını, davalı aracı kurumun uyguladığı işlem komisyonu ve komisyon oranı konusunda davacının yazılı ve sözlü kabulünün bulunmadığını, davacının davalılara sözlü ve yazılı şikayetleri üzerine davalı bankanın Marmaris Şubesi tarafından 02.01.2017 tarihinde davacı hesabına "... Kredili Hesap Faiz Tahakkuk İptali" açıklaması ile 15.212,02-TL’nin iade edilmesi ile davalıların dava konusu zarara neden olduklarını açıkça ikrar ettiklerini, dava öncesinde davalılara gönderilen Ankara 63. Noterliği' nin 15.02.2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile müvekkilinin zararının ikmalinin talep edildiğini ve ihtarnamenin davalılara 16.02.2018 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı bankanın şubesi tarafından davacıya verilen 07.03.2018 tarihli cevapta 31.03.2013-11.09.2017 tarihleri arasında davacıya kullandırılan hisse senedi alım kredisi karşılığı 677.768,16-TL kredi faizinin tahsil edildiğinin bildirildiğini, bu tutarın 15.212.00-TL’si iptal edilerek 02.01.2017 tarihinde davacıya iade edildiğini, davacının hesabından 31.01.2013-11.09.2017 tarihleri arasında 282.262,00-TL işlem komisyonu tahsil edildiğini, davalı bankanın 31.08.2015 öncesinden ve davalı aracı kurumun bu tarih sonrasından sorumlu olduğunu beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 500.000,00-TL müvekkili zararının zarar tarihlerinden itibaren işletilecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın yasal faaliyet adresinin “Levent Nispetiye Mah. ... Cad. No:... Beşiktaş–İstanbul” olmakla; İstanbul Merkez Mahkemelerinin yetkisi dahilinde kaldığını, bu nedenle de dava konusu olayda İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin yetkili ve görevli olduğunu, yine davacı ile diğer davalı arasında imzalanan sözleşmeler gereğince İstanbul Mahkemeleri'nin yetkili olduğunun kabul edildiğini, davacının yanıltıcı beyanlarda hisse senedi piyasasına sokulduğunu, işlemlerden zarar ettiğini iddia ettiğini, bu şekilde davacının, gerçekleştirmiş olduğu hisse senedi işlemlerini kabul etmemekte olup; müvekkili Banka tarafından bu yönde gerçekleştirilmiş olan işlem / işlemlerin söz konusu olmadığını, müvekkili banka ile davacı arasında herhangi bir yatırım işlemi gerçekleşmediği gibi, müvekkili banka ile davacı arasında hisse alım satım işlemleri gerçekleştirilmesi yönünden akdedilmiş herhangi bir sözleşmenin de bulunmadığını, davaya konu olayda, müvekkili bankanın acente olarak tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, bu sebeplede müvekkili bankaya izafe edilebilecek bir kusur ve sorumluluk bulunmadığı gibi husumet atfedilebilmesinin de mümkün olmadığını, müvekkilinin sözleşmenin tarafı da olmadığını, bu nedenlerle müvekkili yönünden, davanın husumet yönünden reddini talep ettiklerini, dava konusuna ilişkin sözleşmenin, görüşme kayıtlarının, hesap bilgileri başta olmak üzere tüm kayıt ve belgelerin, diğer davalı ... ... A.Ş. nezdinde olduğunu, davacı ile sözleşme ilişkisi diğer davalı ... ... A.Ş. arasında gerçekleşmiş olup, dava konusu edilen tüm işlemlerin diğer davalı tarafından gerçekleştirildiğini, müvekkili banka tarafından davacıya iletilen cevaplarda da, diğer davalıdan temin edilen cevaplar davacıya iletilmiş olup; müvekkili bankanın dava konusu işlemlerde bir katkısının olmadığının belirtildiğini beyanla yetki itirazlarının kabulü ile dosyanın yetkili İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine, husumet itirazlarının kabulüne ve davanın husumet nedeniyle reddine, diğer davalı tarafından dosyaya belge ve kayıt sunulması sonrasında bankaya, beyanda bulunmak üzere süre verilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle 6100 sayılı HMK'nın 6. maddesi gereğince yetkili mahkemenin davanın açıldığı tarihte davalının yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, müvekkili şirketin yasal faliyet adresinin Beşiktaş/İstanbul olup yetkili ve görevli mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, bu itibarla dosyanın yetkili ve görevli İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesi gerektiğini, davacı ...'in müvekkili şirkete gerek vekili gerekse bizatihi kendisi aracılığı ile göndermiş olduğu dilekçelerindeki beyanları ile kayıtlarının birbiri ile çeliştiğini, davacının Ankara 63 Noterliği'nden göndermiş olduğu 15 Şubat 2018 tarihli ... yevmiye no.lu ihtarnamesinde aylık 1.000-2.000 TL geliri olduğunu beyan ederken, 28.08.2015 tarihli el yazısı ile göndermiş olduğu dilekçede 60 yıl ticaret yaptığını beyan ettiğini ve kendi soyadını taşıyan bir apartmanda ikamet ettiğini, davacının aynı ihtarnamede 2013 yılından başlayan hisse senedi alım satım işlemlerinde 2015 yılı sonunda zarara uğratıldığını fark etmeye başladığını ileri sürse de bizatihi seans odasında günlük işlemleri kendisinin takip ettiğini, tüm sözleşmeleri bizatihi kendisinin imzaladığını, 60 yıl ticaretle uğraştığını beyan eden basiretli bir tacirin sözleşmeleri bilmeden imzalamış olması düşünülemeyeceği gibi hisse senetleri işlemlerine başladıktan sonra kredili işlemler kapsamında imzaladığı sözleşmeler ve kredili işlemlerin ne olduğunu bilmediğini savunmasının da kabul edilemez bir iddia olduğunu, daha ilgincinin, 2013 yılında imzalanan ve hisse senedi alım satım işlemlerine başlayan 60 yıllık bir tacirin, bu işlemlerde doğan zararını “2 yıl sonra fark ettim” iddiasının da gerçek hayatla, hayatın olağan akışı ile bağdaşmadığını, davacının imzalamış olduğu sözleşmeler kapsamında hisse senedi alım satım işlemleri gerçekleştirdiğini, gerek bu sözleşmelerde gerekse sözlü olarak işlemlerin riskleri ve olası sonuçlarının tüm ayrıntısı ile davacı ile paylaşıldığını, davacının tüm bu sonuçları öngörerek hareket ettiğini, davacının davasına dayanak olarak öne sürdüğü iddialarının tümünün gerçek dışı olduğu kendisinin de delil olarak dayandığı yazılı kesin delillerle sabit olduğundan davanın reddi gerektiğini, davacının şikayetine verilen 05.10.2015 tarihli yanıtta ise imzaladığı tüm sözleşmelerin, kredi limit arttırımlarının tarih işlem/miktar yönünden birer birer sayılmak suretiyle, yine gerçekleştirilen işlemlerin tamamına ilişkin bilgisi olduğu ve tümünden onay alındığı da zikredilmekle gerçekleştirilen hisse senedi alım satım işlemlerinde karşı tarafa bir kusur izafe etmesinin mümkün olmadığının kendisine bildirildiğini, davacının söz konusu bu cevaba ilişkin herhangi bir itiraz öne sürmediği gibi yatırım işlemlerine 2 yıl boyunca daha itirazsız olarak devam ettiğini, davacı her ne kadar sözleşmeleri imzalarken kendisine risk bildirimi yapılmadığını iddia etmekteyse de, bizzat imzalamış olduğu tüm sözleşmelerin en başında yer alan risk bildirim formlarında risklerin açıklandığını, davacının hisse senedi alım satım emirlerinin çoğunu sözlü olarak verdiğini ve bu talimat veya işlemlere onayının mevzuata uygun olarak kayda alındığını, davacı yapılan işlemlere ilişkin onaydan da ziyade direk emir ve talimat vermekte olup, bu durumda ne personele ne de müvekkiline yönelik herhangi kusur isnadında bulunabilmesinin mümkün dahi olmadığını, davacı işlemleri kendi talimatıyla yaptığı gibi, gönderilen ekstreler ve telefon konuşmalarında edindiği hesap bakiyeleri ile hesabından gerçekleşen işlemlere ayrıca da icazet verdiğini beyanla davanın tümden reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; davanın, bankacılık ve sermaye piyasası işlemleri nedeni ile uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini talebine ilişkin olduğu, yapılan yargılama, alanında uzman olup özü itibariyle birbirini desteklemesi nedeniyle içeriğine itibar edilen 05.01.2022 tarihli ve 24.01.2023 tarihli bilirkişi heyet raporları ile tüm dosya kapsamı deliller birlikte incelenip değerlendirildiğinde; dava konusu uyuşmazlığın vefat eden davacı ... ile davalı davalı ... ... A.Ş. arasında münakit 25.12.2012, 29.01.2013, 07.01.2014 tarihli ve 6362 sayılı ... çerçevesinde düzenlenen 11.09.2014, 14.01.2015 tarihli sözleşmelere dayandığı, dosyadaki dilekçelerde imzalanması gereken sözleşmeler bakımından bir uyuşmazlık olmadığı gibi dosyadaki sözleşmelerin konuları bakımından mevzuat açısından bir eksiklik de bulunmadığı, davacı tarafça aksi ileri sürülmediğinden imzaların vefat eden ...'e ait olduğu, davacının sözleşmelerden haberdar olduğunun anlaşılması ve davacı tarafından hizmetin alınması karşısında, sözleşmelerin bazı sayfalarında imzasının bulunmadığına, bazı sözleşme veya belgelerin sonradan imzalatıldığı ve sözleşmelerde doldurulması gereken alanların boş bırakıldığına itirazlarının reddine karar verildiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın 25.12.2012, 29.01.2013, 07.01.2014, 11.09.2014, 14.01.2015 tarihli sözleşmelere dayandığı, 25.12.2012 tarihli Sermaye Piyasası Araçları Alım Satım işlem Çerçeve Sözleşmesinin vefat eden davacı ile banka arasında düzenlendiği ancak davalı bankanın sözleşmeyi diğer davalı ... ... A.Ş' nin acentesi olarak imzaladığı, bu nedenle davalı ...Ş.'nin bu davada pasif husumetinin bulunmadığı, uyuşmazlığın, vefat eden davacı ...'in işlemlerinde davalı yatırım şirketi çalışanları tarafından yanıltılıp yanıltılmadığı ve tarafların hukuki sorumluluğu noktalarında toplandığı, dosyadaki ses kayıt dökümlerinde davacı ile davalı temsilcilerinin telefon görüşmelerinin yer aldığı, kayıt içerikleri incelendiğinde, (vefat eden) davacının genel olarak hesabındaki işlemlerden bilgi sahibi olduğu, kendisi için notlar aldığı, zaman zaman sorular sorduğunun anlaşıldığı, davacının işlemlerinde davalı temsilcileri tarafından verilmiş alış veya satış işlemine dair kararı onayladığının görüldüğü, davacının işlemlerinde ilk karar verici değil, verilmiş kararın onaylayanı durumunda olduğu, davacının onaylamalarının bilgisizliğinden değil, davalı temsilcilerinin daha geçerli ve kâr sağlayıcı işlemlere vesile olabileceği kanaatinden kaynaklandığı, davacının 10.12.2015 tarihli görüşmesinde bundan önceki bütün işlemlerine dair şikayetlerinin yer aldığı, davacının bu serzenişinden sonra da daha önceki tarihlerdeki talimat/işlem kalıbı içerisinde devam ettiği, talimat kalıbında, davalı temsilcisinin davacıyı aradığı, belirli bir şirketin borsadaki payının satın alınması ya da satılması için piyasanın gidişi hakkında genel bilgiler verdiği ve alınması/satılması düşünülen pay ile ilgili olarak standartlaşmış cümlelerle davacıya bilgi verildiği, Sermaye Piyasası Kurulu'nca çıkarılan III-39.1 Yatırım Kuruluşlarının Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Tebliğ'in “Yatırım Kuruluşlarının Yapamayacakları İş ve İşlemler” başlıklı 56. maddesinde aracı kurumların yapamayacakları iş ve işlemlerin sayıldığı, ...'ca çıkarılan 6362 sayılı SPKn Kanunu kapsamındaki düzenlemeler öncesinde yürürlükte olan ve huzurdaki uyuşmazlık bakımından III-39.1 sayılı Tebliğin yürürlüğe girdiği 01.07.2014 tarihine kadar ki süre için uygulanması gereken ...ve Aracı Kuruluşlara İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ md. 58'de yer alan hükmünde de aynı hususun düzenlendiği, 05.01.2022 tarihli bilirkişi heyeti raporunda oluşan kanaate göre de; dosyadaki ses kayıtlarının ve davacıya ait hesap ekstrelerinin, davalı temsilcileri tarafından, davacının isteklerini aşar sıklıkta işlem yapılmasını sağlayacak bir düzenin kurulmuş olduğunu gösterdiği, davacının sermaye piyasası işlemi yapmak üzere hesap açtırdığının ve amacının kâr elde etmek olduğunun tartışmasız olduğu, davalı aracı kurumun menfaatinin ise işlem komisyonu (kurtaj) bedeli ve kredi faizi elde etmek olduğu, bilirkişi heyetinin kanaatine uygun olarak oluşan kanaate göre de, davacının itiraz ettiği durumlarda itirazının alınmış payların satılmasına yapılan itiraz olduğu, davacının satın alma ve bekleme eğiliminde olmakla birlikte davalı temsilcilerinin sürekli satın alma ve satma davranışı ile davacının hesaplarında çok işlem yapması yönünde etkili oldukları, ancak davacının iradesinin sakatlandığı tespitine dosyada da ulaşılamadığı, müşteriye gereksiz işlemler yaptırarak komisyon ve yan gelirler elde etmek suretiyle müşterinin zararına olacak ya da müşterinin kazancını aracı kurum yararına azaltacak işlemlerin TMK md. 2 ve md. 3 hükümlerine aykırı olduğu gibi davacının hesabında 1.1.20153-28.8.2015 arasındaki döneminde yapılan işlemlerde, ilgili dönemde yürürlükte bulunan SPKr'nun III-39.1 sayılı Tebliği m. 56/i-j ve (mülga) Seri:V No:49 sayılı Tebliğin m.58/1 hükümlerine aykırı olarak müşteriye gereksiz ve sıkça işlem yaptırma yönünde zemin oluşturulması ve kaynak sağlanması söz konusu olduğundan, mevzuata aykırı bu durum sonucunda aracı kurumun sağladığı işlem komisyonu menfaatinin %80'i ile kredi faizi gelirinin %50'sinin davacıya iade edilmesinin hak ve nesafete uygun olacağı gerekçesi ile davalı ...Ş.'ye karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... ... A.Ş.'ye karşı açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı ... ... A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DAVALI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; Mahkemenin gerekçesi ile varılan sonuç ve dolayısıyla hüküm arasında çelişki olduğu, gerekçeli kararda müvekkili lehine düzenlenen rapordaki tespitlere yer verildiği ve bu tespitlerin müvekkilince alınan komisyon ve kredi faizlerinin uygulanması gerekenin altında olduğuna ilişkin olduğu, Mahkemece, davacının kullandığı kredilerin faiz oranlarını ve alınacak komisyonları bildiği kabul edilmesine rağmen, bu komisyon ve kredi faizlerinin büyük bir kısmının iadesine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, davacının işlemlere 2013 yılında başladığı ve zarara uğradığını 2015 yılında öğrendiğini iddia ettiği, basiretli bir tacirin 2 yıl sonra zararını fark etmiş olmasının kabul edilemeyeceği ayrıca davacının 2015 yılından sonra da işlemlerine devam ettiği, taraflar arasındaki tüm sözleşmelerin yasaya ve ... mevzuatına uygun olduğu, davacının işlemleri ve piyasayı anlık takip eden bir yatırımcı olduğu, yatırım uzmanının tavsiyelerinin davacı tarafından değerlendirildiği ve mutabakat ile işlem yapıldığı, ayrıca davacıya araştırma raporu gönderilerek bilgilendirme yapıldığı, tüm işlemlerin davacının onayı ile gerçekleştirildiği, davacının ilk kredi artırımını kendisinin talep ettiği, ikinci artırıma ise itiraz etmediği, davacının bizzat imzaladığı risk formlarında sermaye piyasasında yapacağı işlemler neticesinde kar elde edebileceği gibi zarara da uğrayabileceği riskinin bildirildiği, davacının taraflar arasındaki Çerçeve Sözleşme hükümleri gereğince kendisine gönderilen hesap ekstrelerine süresi içerisinde itiraz etmediği, bu şekilde de yapılan işlemleri kabul ettiği, Mahkemenin yalnızca soyut bir değerlendirmeye dayanan bilirkişi raporuna göre karar verdiği, davacının kar beklentisi ile hareket ettiği, bilirkişiler tarafından da davacının kararlarını kendi özgür iradesi ile verdiğinin kabul edildiği, bu halde aracı kurumun kasıtlı bir eylemi de olmadığına göre sorumluluk altında bırakılamayacağı, salt yönlendirici tavsiye verilmiş olmasının müvekkilini işlemlerin sonuçlarından sorumlu kılmayacağı, bu tavsiyelerin verilmesinin ... mevzuatında düzenlendiği, bu sebeplerle verilen kararın hatalı olduğuna ilişkindir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava, taraflar arasında akdedilen Sermaye Piyasası Araçları Alım Satım İşlem Çerçeve Sözleşmesi, Sermaye Piyasası Araçları Kredisi İstek ve Bilgilendirme Formu ile Sermaye Piyasası Araçları Kredi Sözleşmesi ve Risk Bildirim Formu kapsamında, davalıların çalışanı olan yatırım danışmanının, kredi faiz geliri ve komisyon elde etmek amacıyla davacıyı hisse alım satımı konusunda çok sayıda işlem yapmaya yönlendirerek zarara uğrattığından bahisle uğranılan zararın davalılardan tazmini talebine ilişkindir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın, davalı ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... ... A.Ş. yönünden ise kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı ... ... A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre; Mahkemece, tarafların delilleri toplanarak iki ayrı bilirkişi heyetinden rapor alındığı, davalı tarafça ileri sürülen tüm istinaf sebeplerinin yargılama aşamasında sunulan dava, beyan ve bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde ileri sürüldüğü, alınan her iki bilirkişi heyet raporunda ve gerekçeli kararda bu iddia ve itirazların taraflar arasındaki sözleşmeler ile ... mevzuatı çerçevesinde değerlendirildiği, davalı tarafça davacıya kullandırılan kredilere uygulanan faiz oranı ile yapılan yatırım işlemlerinden alınan komisyon oranının düşük ve bu oranlardan davacının haberdar olmasının, alınan bedellerin haklı olması için yeterli olmadığı, bilirkişi raporlarında da tespit edildiği üzere, dosyada mübrez görüşme dökümlerinden, davacının yapmış olduğu hisse alım satım işlemlerinin, taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde belirtildiği şekilde, kendisi tarafından verilen yazılı veya sözlü emir ve talimatlardan çok, davalı temsilcisinin kendisini arayarak tavsiyelerde bulunması ile gerçekleştirildiği, işlemlerin çok büyük bir çoğunluğunda davacının yalnızca kendisine verilen tavsiyeleri onaylamış olduğu, davacının sermaye piyasası konusunda bilgisinin ve tecrübesinin bulunmadığı, bunu kendisini arayan temsilciye "ben yeni bir öğrenciyim, bana artık elinizden geleni yapacaksınız, öğreteceksiniz bu işi", "şimdi sen ne diyorsan o ben karışmıyorum" şeklinde ifade ettiği, davalı temsilcisinin de davacıya "ben takipteyim, merak etmeyin" şeklinde telkinlerde bulunduğu, davacının kısa aralıklarla, sıklıkla arandığı ve adına çok fazla yatırım işlemi yapıldığı, özellikle davalı temsilcisinin yönlendirmesi ile aldığı ... hisseleri nedeniyle büyük oranda zarara uğradığı, davalı temsilcisinin davacıyı teminatının azalması halinde ... tarafından işlem yasağı uygulanacağına dair yanlış yönde bilgilendirdiği, sonuç olarak davalı aracı kurumun, fazlaca işlem yaptırarak davacının fazladan kredi kullanmasını ve kredi faizi ödemesini, ayrıca işlemlerden kendisine daha fazla komisyon geliri gelmesini sağladığı, davacının bilgisizliği ve tecrübesizliğinden, komisyon ve kredi faizi elde etmek suretiyle kendi lehine çıkar elde ettiği ve Mahkemece de kararda açıklandığı üzere, davalının bu davranışının Sermaye Piyasası Kurulunca çıkarılan ve 01/07/2014 tarihine kadar uygulanmakta olan 46 nolu Aracılık Faaliyetleri ve Aracı Kuruluşlara İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ'in 58. maddesi ile 01/07/2014 tarihinden sonra uygulanan Yatırım Kuruluşlarının Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Tebliğ'in “Yatırım Kuruluşlarının Yapamayacakları İş ve İşlemler” başlıklı 56. maddesine aykırılık teşkil ettiği, davalı tarafından 2013 ila 2015 yılları arasında elde edilen komisyon ile kredi faizinden kusuruna tekabül eden kısmın davacı zararı olarak kabulü iade edilmesi gerektiği, (Bkz. Dairemizin Emsal, 12/06/2025 tarihli, 2024/1167 Esas ve 2025/961 Karar sayılı kararı ile bu kararın onanmasına dair Yargıtay 11. HD.'nin 29/04/2026 Tarihli, 2025/5420 Esas ve 2026/2438 Karar sayılı kararı) bilirkişi raporunda belirlenen kusur oranlarının dosya kapsamına uygun olduğu ve netice itibariyle verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmış, davalı vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.
Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı ... ... A.Ş.'nin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı ... ... A.Ş.'nin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 21.948,72 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 5.487,18 TL harcın mahsubu ile bakiye 16.461,54 TL'nin davalı ... ... A.Ş.'den tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 02/07/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.